Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Enerji

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar: "Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ticaret hacmi 50 milyar doları aştı" Haber

Bakan Bayraktar: "Türkiye ile Almanya arasındaki ikili ticaret hacmi 50 milyar doları aştı"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye-Kuzey Ren Vestfalya İş Forumu’na katıldı. Bakan Bayraktar, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler, küresel enerji krizleri ve iki ülkenin enerji alanındaki stratejik iş birliği imkanlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Almanya’nın Avrupa’daki başlıca ticaret ortağı olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin bu ilişkilerin merkezinde yer aldığını ifade etti. "Kuzey Ren-Vestfalya ile ticaret hacmimiz 11 milyar euronun üzerine çıktı" Almanya ile yürütülen ticari ilişkilere değinen Bakan Bayraktar, "Sadece Kuzey Ren-Vestfalya ile olan ikili ticaret hacmimiz 11 milyar euronun üzerine çıktı. Bugün bin 300’den fazla Türk şirketi Kuzey Ren-Vestfalya’da faaliyet göstermekte ve ticaret, yatırım ile istihdama önemli katkılar sağlamaktadır. Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler büyümeye devam ediyor" dedi. "Enerji krizleri, kaynak çeşitliliğinin önemini ortaya koydu" Küresel konjonktürün getirdiği zorluklara dikkat çeken Bayraktar, "Son dönemdeki jeopolitik krizler, piyasalardaki süregelen dalgalanmalar ve geleneksel ticaret yolları boyunca artan kırılganlıklar temel bir gerçeği ortaya koymuştur: Enerji güvenliği ve kaynak çeşitliliği, endüstriyel rekabet gücü için vazgeçilmezdir. Bunu son dönemde Avrupa’da yaşanan enerji krizi sırasında açıkça gördük. Enerji maliyetlerindeki ani artış, keskin enflasyonist baskılara yol açtı ve enerji yoğun imalat sektörünü zor durumda bıraktı" şeklinde konuştu. "Nihai vizyonumuz tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye" Enerjinin güvenli, sürdürülebilir ve uygun maliyetlerle sunulmasının tüm hükümetler için en kritik öncelik haline geldiğini kaydeden Bayraktar, Türkiye'nin ulusal enerji politikasının üç temel direk üzerine inşa edildiğini belirtti: "Birincisi enerji arzının güvence altına alınması, ikincisi enerji ithalatına bağımlılığın ortadan kaldırılması ve üçüncüsü ise 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlemeye devam etmek. Nihai vizyonumuz basit ama güçlüdür: Tamamen enerji bağımsızlığına sahip bir Türkiye" ifadelerini kullandı. "Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz yüzde 63’ü aştı" Türkiye'nin elektrik tüketiminde Avrupa'da Almanya ve Fransa'nın ardından üçüncü sırada yer aldığını belirten Bakan Bayraktar, "Bu muazzam ve artan talebe rağmen, yenilenebilir enerji şu anda 125 bin megavatı aşan toplam kurulu gücümüzün yüzde 63’ünden fazlasını oluşturmaktadır. Daha net bir tablo sunmak gerekirse, yalnızca 2025 yılında, rüzgar ve güneş enerjisinden üretilen elektrik, tüm endüstriyel tüketimimizin yaklaşık yüzde 75’ini karşılamaya yetmiştir" şeklinde konuştu. "Yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz" Türkiye'nin TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları gibi projelerle enerji arzını güvence altına alma konusunda kanıtlanmış bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, "Bu stratejik enerji koridorları sadece iç talebimizi karşılamakla kalmıyor; yeni güzergahlar ve kaynaklar açarak Avrupa’nın arz güvenliğini de aktif olarak güçlendiriyor. Bu derin deneyime dayanarak ve Alman ortaklarımızla birlikte; doğal gaz ve yeşil hidrojenden modern elektrik şebekelerine ve kritik malzemelere kadar uzanan yeni nesil ortak projeleri hayata geçirebiliriz" dedi. "Almanya’nın finansal gücü belirleyici rol oynayabilir" Temiz enerji geçişinde küresel düzeyde devasa bir finansman açığı olduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, uluslararası kurumların ve yatırımcıların cesur adımlar atması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "İşte bu noktada Almanya’nın finansal gücü, sermaye desteği ve ortak girişimlerde risk paylaşımı belirleyici bir rol oynayabilir. Türkiye’nin proje yürütme kapasitesini Almanya’nın finansal imkanlarıyla birleştirerek, iddialı geçiş hedeflerini finansman sağlanabilir, somut varlıklara dönüştürebiliriz." "COP31’de uzun vadeli iddialı hedeflerimizi açıklayacağız" Türkiye'nin iklim ve enerji vizyonuna da değinen Bayraktar, "Geleceğe bakarken hedeflerimizi daha da yükseltiyoruz. Türkiye’nin bu yılın ilerleyen aylarında Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapmasıyla birlikte, küresel topluma yenilenebilir enerji, şebeke yatırımı ve iklim konusunda daha da iddialı uzun vadeli hedeflerimizi açıklayacağız. Bugün enerji, lojistik ve inovasyon alanlarında imzalanan ticari anlaşmalar, sahada yatırım ve işbirliği yapma isteğinin şimdiden güçlü olduğunu göstermektedir" diye konuştu.

Bakan Bayraktar: "83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz" Haber

Bakan Bayraktar: "83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz"

Çorum’da konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, terörsüz Türkiye ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, "Şu anda dünyada büyük bir enerji krizi var. Bu enerji krizinin olduğu bir ortamda Türkiye’nin her ürettiği varil, her ürettiği doğal gaz metreküpü bizim için çok kıymetli. Şimdi 83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz" dedi. Çeşitli temaslarda bulunmak için Çorum’a gelen Bakan Bayraktar, ilk olarak Türkiye Yüzyılı Buluşmaları çerçevesinde AK Parti Çorum Teşkilatı’na ziyaret gerçekleştirdi. Burada konuşan Bakan Bayraktar, Çorum’daki programları kapsamında Türkiye Yüzyılı vizyonundaki hedeflerini anlatıp vatandaşların talep ve görüşlerini dinleyeceklerini belirtti. Bayraktar, "Türkiye Yüzyılı vizyonu, 25 yıllık AK Parti’nin, 24 yılını iktidarla geçiren AK Parti’mizin Türkiye’de yaptıklarının aslında Türkiye Yüzyılı’nda nelere evrileceğine, neler yapmak istediğimizi ortaya koymak açısından önemli. Türkiye hakikaten Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 24 yılda neredeyse asırlık işlere imza attı. Çorum çok önemli bir değişim ve dönüşüm yaşadı. Çorum büyüdü, Çorum büyüdükçe Türkiye de büyüdü" dedi. "Milli savunma sanayisinde son 20 yılda çok önemli adımlar attık" Üç alandaki çalışmalara dikkat çekmek istediğini dile getiren Bayraktar, "Bunlardan bir tanesi elbette ki bizim enerji alanımız. Biz Türkiye olarak daha büyük ve güçlü bir Türkiye hedefini kurarken, Türkiye Yüzyılı’nda üç ana konuya odaklanıyoruz. Bunlardan bir tanesi savunma sanayisinde milli ve yerlilik imkanlarımızı, kabiliyetimizi artırmak ve Türkiye’yi bu alanda net ihracatçı bir ülke haline getirmek. Milli sanayimizin olduğu, milli savunma sanayimizin geliştiği bir Türkiye hedefimiz var. Hamdolsun burada son 20 yılda çok önemli adımlar attık. Burada Çorum’un çok önemli bir yeri var, çünkü savunma sanayisinin adeta kalbi. Önemli bir ihracat merkezi, önemli bir üretim merkezi. Dolayısıyla milli güvenliğimiz açısından bu konu çok ehemmiyet arz ediyor. İkinci konu; gıda güvenliği. Tarım ve hayvancılık, ülkemizde çok güçlü olduğumuz bir alan ve özellikle Çorum açısından da öyle. Dolayısıyla kendi kendine yeten bir ülke olmak bu açıdan önem arz ediyor. Üçüncü alan da bizim kızıl elmamız. Enerjide bağımsızlık mottosuyla ortaya koyduğumuz enerji alanında da Türkiye’nin kendi kendine yeten bir ülke olması. Bu üç hedefi biz Türkiye Yüzyılı’nda ana hedefler olarak ortaya koymuş durumdayız. Dolayısıyla bunları başarmış bir Türkiye, inşallah çok daha güçlü, büyük ve dünyada sözü geçen bir ülke haline gelmiş olacak. Türkiye Yüzyılı’nın kısa özeti bu" diye konuştu. "83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz" Terörsüz Türkiye’yle ilgili konuşan Bakan Bayraktar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Hakikaten milletvekillerimiz burada tarihi bir olaya imza atmış oldu. 467 oyla ’evet’ denilen kanunla çok önemli bir adım attık. Ben Hakkari’deydim, şimdi Çorum’dayım. Çorum, terörle mücadelede Türkiye’nin en önemli illerinden biri. Çok büyük kayıplar, şehitler verdik. Ama o şehitlerimizin sayesinde bugün burada biz bu milli birlik ve kardeşlik projesini konuşabilir hale geldik. Terörsüz Türkiye ile beraber ben inanıyorum ki Türkiye çok daha farklı bir noktaya gidecek. Çünkü ben hep onu anlatıyorum. Gabar petrolünden bahsediyoruz. 2021 yılı Eylül ayında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük petrol keşfini yaptık. Hep şunu söylüyorum. O petrol dağların altındaydı, milyonlarca yıldır oradaydı. Ama siz oraya gidemezseniz, aramazsanız, sondaj yapmazsanız o petrolü bulma şansınız yok. Dolayısıyla ne zaman ki o bölge terörden temizlendi, biz 2019-2020’lerde sismik faaliyetler, sondaj faaliyetlerine başladık ve şu anda 83-84 bin varil günlük üretim yapıyoruz. Şu anda dünyada büyük bir enerji krizi var. Bu enerji krizinin olduğu bir ortamda Türkiye’nin her ürettiği varil, her ürettiği doğal gaz metreküpü bizim için çok kıymetli. Şimdi 83-84 bin varil günlük üretimlere geldiğimiz bir Gabar’dan bahsediyoruz. Şırnak’ta bugün o dağlarda 700 kilometreye yakın yol yaptık, yüzlerce kuyu açtık. Binlerce kardeşimiz ve çoğunluğu o bölgenin insanı, artık istihdam imkanına kavuştu. Dolayısıyla artık oradaki çocuklar, oranın gençleri geleceğe daha umutla bakar hale geldi. Eskiden tek seçenek belki onlar için terördü, dağa çıkmaktı, bölücü örgüt onlara öyle anlattı. Ama şimdi iş farklı bir noktaya geldi. Artık o bölgede bir ekonomik faaliyet var, o bölgede istihdam var, iş var. Dolayısıyla işte terörsüz bölgenin ufak bir kesiti Şırnak’ta, Gabar’da bizim sunduğumuz kesit. İnşallah bunu bütün bölgeye yaydığımızda ne kadar büyük bir etkisi olabileceğini, refaha, sosyal barışa, kalkınmaya etkisini olacağını hepiniz görebilirsiniz. Dolayısıyla biz şuna inanıyoruz; terörsüz Türkiye, terörsüz bölge inşallah Türkiye Yüzyılı’nın en önemli, onu taçlandıracak projelerinden birisidir." Çorum’daki taleplerle ilgili istişarelerde bulunacaklarını belirten Bakan Bayraktar, "İnşallah tabii burada enerji altyapısı, doğal gaz altyapısıyla alakalı vatandaşlarımızın beklentilerini, burada sanayi ve ticaret hanelerimizin, belediyelerimizin, İl Özel İdaremizin ihtiyaçlarıyla alakalı da etraflıca değerlendirmeler yapma fırsatı bulacağız. Ümit ediyorum; güzel bir ziyaret olacak" ifadelerini kullandı.

Üretici enflasyonu hızlandı Haber

Üretici enflasyonu hızlandı

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), 2026 yılı ağustos ayında aylık bazda yüzde 2,57, yıllık bazda ise yüzde 27,95 arttı. Üretici fiyatlarında aylık yükselişte yüzde 6,99 ile enerji grubu öne çıkarken, yıllık bazda en yüksek artış yüzde 38,88 ile madencilik ve taş ocakçılığında gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı ağustos ayına ilişkin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre Yİ-ÜFE, ağustosta bir önceki aya göre yüzde 2,57 arttı. Endeksteki artış yılın başından bu yana yüzde 20,88 olurken, yıllık artış yüzde 27,95 olarak gerçekleşti. On iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 27,76 oldu. İmalat fiyatları yıllık yüzde 29,68 arttı Sanayinin dört sektörüne bakıldığında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 38,88 ile madencilik ve taş ocakçılığında görüldü. Yıllık değişimler imalat sektöründe yüzde 29,68, su temininde yüzde 29,59, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında ise yüzde 7,57 oldu. Ana sanayi gruplarında yıllık en yüksek artış yüzde 30,28 ile dayanıksız tüketim mallarında gerçekleşti. Bu grubu yüzde 28,54 ile dayanıklı tüketim malları, yüzde 27,41 ile ara malları, yüzde 27,33 ile enerji ve yüzde 22,06 ile sermaye malları izledi. ENERJİ FİYATLARINDA AYLIK SERT YÜKSELİŞ Ağustos ayında üretici fiyatlarında aylık bazda en dikkat çekici artış enerji grubunda yaşandı. Enerji fiyatları bir önceki aya göre yüzde 6,99 arttı. Aylık değişim imalat sektöründe yüzde 2,35, su temininde yüzde 1,40 artış şeklinde gerçekleşirken, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,14 düşüş kaydedildi. Ana sanayi grupları içinde aylık bazda dayanıklı tüketim malları yüzde 2,84, ara malları yüzde 1,84, sermaye malları yüzde 1,76 ve dayanıksız tüketim malları yüzde 1,51 arttı. Ağustos verileriyle birlikte üretici fiyatlarında yıllık artış yüzde 28'e yaklaşırken, özellikle enerji ve madencilik sektörlerindeki fiyat hareketleri dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a net uyarı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" dedi. Kırgız Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde icra edilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere Bişkek’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilere zirveye dair değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bundan 30 yıl önce ‘Şanghay Beşlisi’ ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olan bu teşkilat, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz ‘Yeniden Asya’ girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim" ifadelerini kullandı. "Bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz" Zirve kapsamında mevkidaşlarıyla da görüşmelerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk. Kıymetli basın mensupları, hep söylediğimiz üzere en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" açıklamasında bulundu. "Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke" Bişkek Zirvesi’nde alınan kararların, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye’nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimalinin sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye’nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye’nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye’nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı’ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır" dedi. "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin’in de beklentisidir" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarının sorulmasına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye’ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de sayın Putin’in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Putin’e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız" diye konuştu. "(Mekke İttifakı) Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor" İstanbul’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı’nın ilk toplantısı hakkında sorulan bir soruya dair değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz" ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin nihayete ermesinin ne kadar zaman alacağı yönündeki bir soru hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye’ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz" İç cephenin güçlendirilmesi konusunda bazı söylemlerin sürece zarar verme ihtimalinin bulunmasına dair sorulan soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz" dedi. "Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" PKK’nın Suriye’deki yapılanması YPG-PYD’nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine konuşan Erdoğan, "Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye’nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye’de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı" açıklamasında bulundu. "Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı" ABD’nin de Suriye’nin bütünlüğünü koruyacak söylemlerinin sorulması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye’nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye’yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye’ye dost ülkeleri Suriye’nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye’nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye’nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer." "Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor" Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400’lerin üçüncü bir ülkeye devrinin Putin ile görüşülüp görüşülmediği konusunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye’nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika’daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN’dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye’nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye’nin yol haritası budur" yanıtını verdi. "Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var" Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz’de zaman zaman ticari gemilerin hedef haline gelmesinin Putin ile olan görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz’deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var" şeklinde konuştu. "Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" Yunanistan’ın son günlerdeki Türkiye’ye karşı adımlarının ve son olarak Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi durumunda Türkiye’nin yaklaşımının nasıl olacağının sorulmasının üzerine değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan’la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş’tan Yunanistan’a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye’nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz."

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar BTSO Meclisinin konuğu oldu Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar BTSO Meclisinin konuğu oldu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji talebinin son 24 yılda yaklaşık 3 kat artarken, Bursa’da talebin 5 kat arttığını söyledi. Bursa’nın Türkiye ekonomisinin büyümesinin itici gücü olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, "Bursa, Türkiye’nin büyümesinin daha ötesinde büyüyen, bundan sonraki süreçte de bu ortaya konan vizyonu gerçekleştirmek için daha çok enerjiye ihtiyaç duyacak bir şehir" dedi. BTSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bakan Bayraktar, toplantıda küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği, petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri ile maden kaynaklarının ekonomiye kazandırılması konularında değerlendirmelerde bulundu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Meclis Başkanı Ali Uğur ve meclis üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile Bakanlık bürokratları da katıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bursa’nın üretim gücünün Türkiye ekonomisindeki önemine dikkat çekti. Bakan Bayraktar, "Burada, bu tarihi ve köklü kurumun çatısı altında sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bursa’nın bu üretim gücünün Türkiye ekonomisindeki yeri, inşallah bundan sonra oynayacağı rol, ülkemizin daha büyük ve daha güçlü, daha müreffeh bir ülke olma noktasında en önemli kaynaklardan bir tanesi." dedi. Türkiye’nin enerji ihtiyacının artmaya devam ettiğini belirten Bayraktar, Bursa’nın enerji talebindeki yükselişin Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Bayraktar, "Türkiye’nin enerji talebi son 24 yılda yaklaşık 3 kat artarken, Bursa’nın talebi 5 kat arttı. Bursa, Türkiye’nin büyümesinin itici gücü. İşte size bir rakam. Dolayısıyla Türkiye’nin büyümesinin daha ötesinde büyüyen, bundan sonraki süreçte de bu ortaya konan vizyonu gerçekleştirmek için daha çok enerjiye ihtiyaç duyacak bir şehir" dedi. Artan enerji talebiyle birlikte enerji arz güvenliğinin de kritik bir konu haline geldiğini vurgulayan Bayraktar, tüm ülkelerin enerjiyi ucuz ve kesintisiz şekilde karşılamak için büyük bir mücadele içerisinde olduğunu belirtti. Türkiye ekonomisinin önemli açmazlarından birinin enerjide dışa bağımlılık olduğunu ifade eden Bayraktar, bunun cari açık üzerinde de önemli bir etkisi bulunduğunu söyledi. "Türkiye’yi mutlak surette enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım. Enerji meselesi bir milli güvenlik meselesidir." diyen Bayraktar, enerjinin olmadığı bir ortamda sanayinin çarklarının ve ekonominin duracağını belirtti. Türkiye’nin bugün kullandığı her 3 birim enerjinin 2’sini ithal ettiğini kaydeden Bayraktar, "Bunu azaltacağız ve inşallah Türkiye’yi hem madenlerde hem de enerjide net ihracatçı bir ülke, teknolojide ve kaynakta bir ülke haline getirmeyi hedefliyoruz. Bizim Kızılelma’mız bu" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin 70 yıllık nükleer enerji hayalinin Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile gerçeğe dönüştüğünü belirten Bayraktar, önümüzdeki aylarda Türkiye’nin nükleer enerjiden elektrik üreten ülkeler ligine gireceğini söyledi. Akkuyu’da Bursa sanayisinin de önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken Bayraktar, Bursalı sanayicilerin ürettiği ekipmanların santralde kullanıldığını ifade etti. Santralde inşaatla birlikte yerlilik oranının yüzde 50-55 seviyelerine ulaştığını belirten Bayraktar, enerji dönüşümünün yalnızca enerji kaynağının yerlileştirilmesiyle sınırlı olmadığını, enerji ekipmanlarının da Türkiye’de üretilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin enerji bağımsızlığını güçlendiren, yerli ve yenilenebilir kaynaklarını azami ölçüde kullanan, enerjisini verimli değerlendiren, petrol ve doğal gazını yurt içinde ve yurt dışında arayan, madenlerini ise katma değerli ürünlere dönüştüren güçlü bir ekonomi hedeflediğini belirten Bayraktar, bu hedefin Bursa sanayisiyle birlikte gerçekleştirileceğine inandığını ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, dünya ekonomisinin teknoloji, dijitalleşme ve yeni üretim modelleriyle köklü bir dönüşümden geçtiğini belirterek, bu dönüşümün ortak paydasında enerjinin bulunduğunu söyledi. Teknolojiden sanayiye, ulaşımdan lojistiğe kadar ekonominin tüm çarklarının güçlü ve kesintisiz bir enerji altyapısıyla döndüğünü ifade eden Burkay, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerde de enerjide ortaya çıkabilecek bir darboğazın üretimden ticarete kadar bütün dengeleri nasıl etkileyebileceğine bir kez daha tanık olduk. Bu nedenle enerjiyi konuşurken aslında üretim gücümüzü, ekonomik bağımsızlığımızı ve ülkemizin geleceğini konuşuyoruz" dedi. Türkiye’nin küresel gelişmeler karşısında geleceğin enerji mimarisini bugünden kuran ülkeler arasında yer aldığını kaydeden Burkay, coğrafyadaki savaşlara ve küresel belirsizliklere rağmen Türkiye’nin enerjiyi üreten, depolayan, yöneten ve uluslararası projelerde söz sahibi olan stratejik bir merkeze dönüştüğünü söyledi. Burkay, "Türkiye, bu gerçekliği en doğru şekilde okuyan ve geleceğin enerji mimarisini bugünden kuran ülkeler arasındadır. Bu noktada Türkiye Petrollerimizin geçen ay Kerkük’teki üretim faaliyetlerine ortak olmasını da enerji politikalarında ulaştığımız yeni seviyenin en somut örneklerinden biri olarak görüyorum. Bu tarihi anlaşmanın ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyorum. Elde ettiğimiz kazanımlar için de Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Bakanımıza iş dünyamız adına şükranlarımızı sunuyorum" diye konuştu. Sanayinin en önemli beklentisinin kesintisiz, kaliteli, sürdürülebilir ve öngörülebilir maliyetlerle enerjiye ulaşmak olduğunu ifade eden Burkay, firmaların kendi enerjisini üretmesini kolaylaştıran, yeşil dönüşüm yatırımlarını teşvik eden ve sanayinin değişen ihtiyaçlarına cevap veren çalışmaların büyük önem taşıdığını söyledi. Özellikle üretim merkezlerinin artan enerji ihtiyacını karşılayacak iletim altyapısının güçlendirilmesinin rekabet gücüne doğrudan katkı sağlayacağını belirten Burkay, lisanssız elektrik üretiminde uygulanan saatlik mahsuplaşma sisteminin sanayi tesislerinin ihtiyaçlarına göre yeniden ele alınmasını istedi. OSB sınırları dışındaki öz tüketim yatırımlarına yönelik mevzuat esnekliklerinin sağlanmasının da iş dünyasının kritik beklentileri arasında bulunduğunu kaydeden Burkay, akaryakıt sektöründeki bayi kâr marjlarının sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının da sektör temsilcilerinin öncelikli taleplerinden biri olduğunu dile getirdi. İstişare ve ortak aklın BTSO’nun yönetim anlayışının temelini oluşturduğunu belirten Başkan Burkay, dört yıldır sürdürülen Dijital Dönüşüm Projesi kapsamında hayata geçirilen BTSO KOBİ Diyalog uygulamasının 60 bin üyenin tamamını kapsayacağını söyledi. Meclis ve Komite Bilgi Sistemi’nin bu yeni uygulamayla tüm üyelere açılacağını belirten Burkay, "Üyelerimiz komitelerimizin karar alma süreçlerine dijital ortamda doğrudan katkı sunabilecek. Sahadan gelen görüş, ihtiyaç ve önerileri daha düzenli takip ederek ortak aklı daha güçlü bir zemine taşıyacağız. Üyemizin sesini, komitelerimizin gücüne dönüştürüyoruz." dedi. BTSO Diyalog’un ilerleyen aşamalarında ortak satın alma, kapasite paylaşımı, firmalar arası ticaret ve iş birliği fırsatlarının da üyelerin kullanımına sunulacağını ifade eden Burkay, uygulamanın BTSO’nun 60 bin üyesiyle yılın 365 günü iletişim halinde olan daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacağını kaydetti. Sanayinin geleceğini uzun vadeli bir vizyonla planladıklarını belirten Başkan Burkay, bu vizyonun en önemli eserinin TEKNOSAB olduğunu söyledi. TEKNOSAB’ın yüksek teknolojili üretim kimliği, lojistik imkanları, otoyol, demiryolu ve liman bağlantıları, yenilenebilir enerji altyapısı ve fiber optik donanımlarıyla Türkiye Yüzyılı’nın yeni nesil üretim merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Burkay, bölgede hayata geçirilen Batı Transformatör Merkezi gibi stratejik yatırımların da kesintisiz enerji ihtiyacının karşılanmasına katkı sunduğunu kaydetti. TEKNOSAB merkezli dönüşümün yeni halkasının KOBİ OSB olduğunu belirten Burkay, "Bursa iş dünyası olarak toplamda 36 milyar dolarlık dış ticaret gücüne sahipsek, otomotivden tekstile, makineden kimyaya ve gıdaya kadar her alanda dünyayla yarışabiliyorsak, bu başarının omurgasında KOBİ’lerimizin olduğunu da çok iyi biliyoruz." dedi. Bursa’da 8 binden fazla imalatçı KOBİ’nin şehir içinde sıkışmış, lojistik imkanları yetersiz alanlarda üretim mücadelesi verdiğine dikkat çeken Burkay, KOBİ OSB projesine gösterilen yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Burkay, "Daha projenin duyurulmasının üzerinden iki hafta bile geçmeden 2 bin 500’ün üzerinde başvuru aldık. Bu ilgi, Bursa’daki KOBİ’lerimizin modern üretim alanlarına duyduğu ihtiyacı ve projemizin ne kadar doğru bir noktaya temas ettiğini açıkça ortaya koyuyor. Allah’ın izniyle bu kentte üretimin, istihdamın ve ihracatın yükünü sırtlayan hiç kimsenin enerjisini depo peşinde, arsa arayışında heba ettirmeyeceğiz" diye konuştu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasında Oda organ seçimlerinin 1 Ekim 2026’da gerçekleştirileceğini açıkladı. Seçimlerin, üyelerin iradesinin sandığa yansıdığı, ortak aklın tazelendiği ve Bursa iş dünyasının geleceğine yön veren en önemli demokratik süreçlerden biri olduğunu belirten Burkay, "Bu nedenle 1 Ekim’i bir ayrışma günü olarak değil Bursa iş dünyasının ortak geleceğine hep birlikte sahip çıktığı bir demokrasi günü olarak görüyoruz. İnanıyorum ki 1 Ekim’den çıkacak en büyük güç de yine birliğimiz, beraberliğimiz, istişare kültürümüz ve ortak aklımız olacaktır" diye konuştu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa’nın güçlü üretim altyapısı, sanayi kapasitesi ve ekonomik potansiyeliyle Türkiye’nin kalkınmasında öncü şehirlerden biri olduğunu belirterek, "Geniş üretim yapımız, güçlü sanayi altyapımız ve sahip olduğumuz potansiyel Bursa’yı Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda daha güçlü yarınlara taşıyacak önemli bir imkandır. Bursa’nın üretim gücünü daha da ileriye taşıyacak her türlü çalışmayı kıymetli buluyor, destekliyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından iş dünyası temsilcileri Bakan Bayraktar’a sektörel talep ve önerilerini iletti. Program hediye takdimi ile sona erdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: "Arz güvenliği bir ülkenin aslında en önemli unsuru" Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: "Arz güvenliği bir ülkenin aslında en önemli unsuru"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Dünyanın şu anda içinden geçmiş olduğu, bölgemizin içinden geçmiş olduğu zorlu süreçte bunun ne olduğunu daha iyi görüyoruz. Hamdolsun ülkemizde bir enerji kısıtlaması olmadan bu süreci yönetebiliyoruz. Arz güvenliği bir ülkenin aslında en önemli unsurudur. 2028'de 17 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz'de ürettiğimiz gazla karşılayacağız. Türkiye olarak daha çok Gabar'a, Karadeniz Sakarya Gaz Sahası'ndaki keşiflere ihtiyacımız var" diye konuştu. Bursa'da temaslarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bursa Valiliği ve Bursa Büyükşehir Belediyesi ziyaretlerinin ardından AK Parti İl Başkanlığında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Bayraktar, "Bursa Türkiye'nin en önemli şehirlerinden, Türkiye'nin ekonomisi için fevkalade önemli, adeta ekonomimizin can damarı diyebileceğimiz şehirlerinden bir tanesi. Özellikle son 23-24 yılda biz tabi sadece ihracat rakamlarına bakmıyoruz. Bunu destekleyici mahiyette Bursa'nın enerjideki rakamlarına bakıyoruz. Türkiye 3 kat büyürken Bursa'nın 5 kat büyüdüğünü görüyoruz. Dolayısıyla Bursa hem nüfusu artan bugün 3-3,5 milyona yaklaşan nüfusuyla çok önemli, çok önemli bir büyükşehir. Enerji talebi artan bir şehirdir. Aynı zamanda enerji üretim şehirlerimizden bir tanesi; burada birçok santralimiz var. Ve dediğim gibi Türkiye'nin ekonomisinin çok önemli merkezlerinden bir tanesidir. Yaklaşık 270 milyar doların üzerinde ihracat yapan Türkiye'de tabii Bursa'nın çok önemli, ağırlıklı bir yeri var. Dolayısıyla biz bu ihracatı, üretimi ve bir anlamda istihdamı desteklemek için enerji altyapısının da benzer şekilde çok güçlü olması gerektiğine inanıyoruz" dedi. Bakan Bayraktar konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün Bursa'nın ihtiyaçlarını, gerek Bursa'daki vatandaşlarımızın doğalgaz, elektrik altyapı ihtiyaçlarını, gerek sanayimizin, sanayicilerimizin, ticarethanelerimizin ihtiyaç duyduğu enerji altyapısında yapılacaklarla alakalı çok detaylı; milletvekillerimizle, ilçe başkanlarımızla, belediye başkanlarımızla güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Buradaki sorunları yerinde müşahede etmek, bunlarla ilgili çözümlerimizi şu anda neler yapabiliriz onları sunmak; ama bir çalışma gerektiren konuları da notlarımıza aldık. İlgili bürokrat arkadaşlarımızla bu çalışmaları inşallah en kısa sürede tamamlayacağız." "Arz güvenliği bir ülkenin aslında en önemli unsuru" Enerji meselesinin sadece enerji olmadığını ifade eden Bakan Bayraktar, "Bunun çok daha ötesinde ulusal güvenliğimizi, milli güvenliğimizi ilgilendiren bir kısmı var. Özellikle bu dünyanın şu anda içinden geçmiş olduğu, bölgemizin içinden geçmiş olduğu zorlu süreçte bunun ne olduğunu daha iyi görüyoruz. Hamdolsun ülkemizde bir enerji kısıtlaması olmadan bu süreci yönetebiliyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu son 24 yılda gerçekleştirdiği projeler, politikalarla biz bugün bu çok sıkıntılı süreci atlatabiliyoruz. Hürmüz geçişinden dolayı şuan dünyada 20 milyon varillik bir petrol arzında şu anda sıkıntı var. Türkiye hamdolsun kaynaklarını çeşitlendirdiği, güzergahları, rotaları çeşitlendirdiği için bundan en az etkilenmektedir. Fiyat yönüyle etkileniyoruz çünkü bütün dünyada belirlenen fiyatlar söz konusudur. Ama en azından ülkemizde ne akaryakıtta, ne benzinde, ne dizelde, doğalgazımızda, elektriğimizde ve diğer alanlarda hiçbir sıkıntı olmadı. Dolayısıyla arz güvenliği bir ülkenin aslında en önemli unsurudur. Şu anda büyük bir enerji ve maden savaşı aslında dünyada var. Yani etrafımızda var ama dünyanın genelinde de böyle bir mücadelenin olduğunu görüyoruz. Hal böyle olunca ülkemizi bu anlamda özellikle dışa bağımlılıktan kurtarma, kendi kendine yeten bir ülke olması çok önemli" dedi. Bursa'nın Türkiye'ye net katma değer getiren önemli şehirlerden bir tanesi olduğunu belirten Bakan Bayraktar, "Türkiye maalesef enerjide bu dışa bağımlılığı, yani kullandığı enerjinin neredeyse üçte ikisini dışarıdan ithal etme konusunu çözmeyle alakalı bütün politikalarımız, bütün hedefimiz. Bizim adeta Kızıl Elmamız Türkiye'yi enerjide bağımsız kılma meselesi. Çünkü bugün içinde yaşadığımız ekonomik sıkıntıların özüne baktığınızda Türkiye'nin bir cari açık meselesi var. Maalesef Türkiye 270 milyar doların üzerinde ihracat yapıyor. Ama önemli bir miktarda da ithalat yapıyor. Bu ithalat kalemlerinde iki şey öne çıkıyor. Bir tanesi işte petrol, doğalgaz, enerji ithalatı, diğeri de maden ithalatı, özellikle altın ithalatı Türkiye'de. Ama diğer madenlerde de, yani sanayimizin ihtiyaç duyduğu madenlerde ciddi bir ithalat söz konusu. Dolayısıyla bunu nasıl azaltabiliriz ve bu anlamda Türkiye'yi net ihracatçı bir ülke yapabiliriz, bütün arayışımız, bütün mesaimiz, gayretimiz budur. Bunun için çalışıyoruz. Karadeniz'de doğalgaz arıyoruz, üretiyoruz" diye konuştu. "2028'de 17 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz'de ürettiğimiz gazla karşılayacağız" Bu sene, 2026 çok önemli bir yıl olduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, "Bugün 4 milyon hanede kendi gazımızı kullanıyoruz. Bursa'da 1,2 milyon abone var doğalgazda. Yüzde 90 nüfusun doğalgaza erişimi söz konusu. Hala kırsalda gitmeyen mahalleler var. Bugün onları detaylı olarak konuştuk toplantılarımızda. Ama bu gazı kendi gazımız olarak üretebiliyor olmak ve o gazı kullanmak çok daha önem arz ediyor. Bu 4 milyon hane 8 milyona çıkacak 2026 yılının sonunda, bu senenin sonunda. İnşallah 2028'de 17 milyon hanenin ihtiyacını kendi gazımızla, Karadeniz'de ürettiğimiz gazla karşılayacağız" dedi. "Türkiye olarak daha çok Gabar'a, Karadeniz Sakarya Gaz Sahası'ndaki keşiflere ihtiyacımız var" Gabar'ın, Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinin en büyük keşfi olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, "Gabar'da 2021 yılında bulduğumuz petrol, şu anda üretimimiz 83-84 bin varil günlere doğru gidiyor. Böyle bir dünyada, şu anda petrolün bu kadar sıkıntılı arz edildiği bir dünyada elbette ki bu üretimin anlamı çok daha büyüktür. Bu kadar az ithalat yapıyoruz demek oluyor. Bu kadar yaklaşık 2-2,5 milyar dolarlık bir kaynak kendi ülkemizde kalıyor demek. Dolayısıyla bu açıdan fevkalade önemlidir. Ama bir başka yönüyle önemlidir. Biz hep şunu söylüyoruz; Gabar'da biz terörsüz Türkiye'nin, terörsüz bölgenin ne olduğunun bir adeta küçük kesitini sunmuş olduk. Gabar demek aslında terörle, kanla, gözyaşıyla anılan bir yer. O bölge terörden temizlendiğinde neleri getirebileceğimizi, ülkeye ne gibi katkılar sunabileceğimizi hem ekonomik anlamda hem de sosyal anlamda görmüş olduk. Yani orada şimdi 3 bin 500-3 bin 600 tane genç kardeşimiz, geneli o bölgenin insanları, orada istihdam, iş imkanı buldular. Dolayısıyla oranın sosyoekonomik yapısına önemli katkısı oldu. Ülkemizin ekonomisine, makroekonomiye katkısı oldu. Dolayısıyla bu terörsüz Türkiye'nin de önemli bir örneği, güzel bir kesiti olarak Gabar'ı hep anlatıyoruz. Ama Türkiye olarak daha çok Gabar'a ihtiyacımız var. Daha çok Karadeniz Sakarya Gaz Sahası'ndaki keşiflere ihtiyacımız var. Şimdi Türkiye onun için hem yurt içinde hem yurt dışında yoğun bir arama faaliyetini gerçekleştiriyor. Gemilerimizden Çağrı Bey sondaj gemimiz şu anda Somali'de görev yapıyor. Pakistan'da yakın zamanda başlayacağız. Libya'da, Irak'ta yaptığımız çalışmalar, imzaladığımız anlaşmalar. Bütün hedefimiz dediğim gibi Türkiye'nin mutlak surette bu dışa bağımlılığını bitirebilmek. 2035 bizim için çok önemli bir tarih. Burada Türkiye'nin bu dışa bağımlılıkta aşağı doğru gelmede önemli bir tarih olacak. Yakın zamanda inşallah bunu kamuoyumuzla paylaşırız" şeklinde konuştu. AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ise, "Terörsüz Türkiye'nin kazanımları noktasına baktığımızda Gabar petrolünün Türkiye'nin şu anki petrol ihtiyacıyla alakalı bu kadar önemli bir seviyeye gelmesinin, terörsüz Türkiye'nin kazanımları açısından baktığımızda çok önemli bir noktada olduğunu düşünüyoruz. Hakeza bununla beraber Mavi Vatan'la beraber başlayan süreçte bu enerji ihtiyaçlarımızla alakalı bunun önemini biraz daha fazlasıyla kavramış olduk. Tabii enerji ihtiyacımızın sadece ulusal sınırlarımız içerisinde değil ama onun dışına da çıkarak diğer artık ülkemizin dışındaki alanlarda bile enerji ihtiyaçlarımız noktasında söz sahibi olan bir ülke haline gelmemiz bizim için gerçekten sevindirici hususlar olarak karşımıza çıkıyor. Son dönemde tabii ki RES olsun, GES olsun bu tür enerji yatırımlarıyla alakalı bakanlığın Bursa'ya vermiş olduğu destekler sanayiciler tarafından ciddi manada yakın olarak takip ediliyor. Türkiye'nin en büyük ihracat şehirlerinden bir tanesi olan Bursa'nın 20 milyar dolardan fazla bir ihracat potansiyeli var. Hem istihdama hem cari bütçeye katkısı olan bir şehir olma özelliği var. Bakanlığımızla beraber almış olduğunuz kararları biz her halimizde, her fabrikamızda, her OSB'mizde sonuna kadar hissetmiş oluyoruz. Hakikaten son dönemde bir aynı zamanda sanayici ihracatçı olarak baktığımızda enerji maliyetlerimiz noktasında geldiğimiz desteğin, gördüğümüz destek bizim için çok önemli bir hale geldi. Biz artık özellikle ihracat kategorisinde maliyet analizine baktığımızda enerji maliyetleriyle ilgili sizin döneminizde ciddi bir teşvik almış olduk" dedi

Bakan Bayraktar: " Gabar bizim için göz bebeği projelerimizden bir tanesi" Haber

Bakan Bayraktar: " Gabar bizim için göz bebeği projelerimizden bir tanesi"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Terörsüz Türkiye sürecinin enerji konusunda da tarihi bir sayfayı açtığını vurgulayarak, "Enerjide petroldeki dışa bağımlılığımızı düşürüyoruz. Ama Gabar özellikle bugünlerde daha da anlamlı hale geldi. Türkiye, Terörsüz Türkiye'yi konuşuyor. Bununla ilgili çok çok önemli bir adımı Meclis'te atmış olduk. Çok büyük bir katılımla ve çok büyük bir destekle. Terörsüz Türkiye ve "terörsüz bölge" diyoruz aslında. Bütün bölgemizin terörden kurtulduğu, terörle mücadelede bir anlamda başarıya ulaştığı noktada neler olabileceğini gösterdiğimiz bir resim" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından bu yıl 2'incisi düzenlenen Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Formuna katılım sağladı. Salı günü başlayan forumun 3'üncü gününde gençlerle bir araya gelen Bakan Bayraktar, "Küresel Sistemin Kırılma Noktası: Enerji Diplomasisi" isimli panelde BDF26 Kurumsal İletişim Koordinatörü Salih Emre Şahin, BDF26 Komite Moderatörü Elif Rana Durdu ve Genç Diplomasi Derneği Başkan Yardımcısı Ömer Tayyip Erdoğan'ın sorularını yanıtladı. " Enerji hayatımızın her alanında var olan bir şey" Enerjinin iş yapma yeteneğini olduğunu söyleyen Bayraktar, " İnsanın kendi iç enerjisi de öyle ama ekonomilerin, devletlerin, ülkelerin enerjileri de o ülkenin iş yapabilme yeteneği, kabiliyetiyle alakalı bir şey. Dolayısıyla enerjisiz bir hayat düşünmek aslında mümkün değil diye düşünüyorum. Enerji hayatımızın her alanında var olan bir şey. Dolayısıyla ekonomilerimiz büyüyor, ihtiyaçlarımız artıyor. Dolayısıyla günlük enerji ihtiyacımız her geçen gün artıyor. Ülkemizin de artıyor, dünyanın da artıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin enerji ihtiyaçları daha da fazla artıyor. Dolayısıyla enerjisiz bir şey yapmak mümkün değil. Bu enerji kaynaklarını stratejik olarak kendiniz ürettiğiniz zaman, bu size tabii ki çok önemli bir göreceli avantaj getiriyor. Bu kaynakları tabii çevreyle uyumlu bir şekilde elde edebilirseniz. İşte bahsettiğiniz o enerjiler, temiz enerjileri yaptığınızda hem kendiniz için hem de dünya için aslında çok daha olumlu şeyler yapıyorsunuz. Dolayısıyla şimdi dünya aslında son yıllarda özellikle böyle bir süreç içerisinden geçiyor. Önceliği tabii enerji kaynaklarını elde edebilme, arz güvenliğine vermek suretiyle. Ama bu kaynakları da daha temiz kaynaklardan nasıl sağlayabiliriz arayışı içerisinde dünya. Ve ülkemiz de açıkçası bu çabanın, bu arayışın içerisinde" dedi. Dünyada enerji talebinin çok hızlı bir şekilde artmaya devam ettiğini belirten Bayraktar, "Enerjisiz bir hayat mümkün değil. Ülkemiz için de böyle. Dolayısıyla bu artan talebi doğru şekilde karşılamak, bunu dış kaynaklarla değil de kendi iç kaynaklarımızla karşılamak bir kere bize çok önemli bir ekonomik katkı sağlayacak. Türkiye 2022 yılında yaklaşık 100 milyar dolarlık dışarıya bir para ödedi. Bu dışa ödenen paranın kendi cebimizde kalması, ekonomik olarak çok önemli bir katkısı var ama onun dışında özellikle jeopolitik anlamda Türkiye'nin kendi kendine yeten bir ülke olması. Çünkü şimdi dünyada çok büyük bir kriz var, hepiniz takip ediyorsunuz. İran'a yapılan saldırılar, İran'da başlayan savaş neyi etkiledi? Hürmüz Boğazı'ndan akışları, petrol tankerlerinin, işte LNG tankerlerinin akışını etkiledi. Dolayısıyla şu anda birçok ülke, oradan petrolünü sağlayan ülkeler, bu anlamda ciddi zorluk yaşamaya başladılar. Bunu şunun için söylüyorum: Dışarıya bağımlı olduğunuz zaman, Türkiye bu dönemde yüzde 10 enerjisini, petrolünü Hürmüz geçişli tedarik ediyordu. Yüzde 10 olduğu için şu anda Türkiye'de herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz hamdolsun. Ama bu daha yüksek oranlarda olsaydı ki olan ülkeler var o zaman belli sıkıntıları yaşayacaktık." ifadelerini kullandı. " Türkiye, ekonomisi çok daha güçlü ve siyasi açıdan da çok daha güçlü bir ülke haline gelecek" Sıkıntı yaşayan ülkelerin enerji tüketimlerini düşürmeye başladıklarına dikkat çeken Bayraktar, "Pandemi döneminde olduğu gibi uzaktan çalışmalar, eğitimler konuşulmaya başlandı. Dolayısıyla ciddi anlamda bir enerji kısıtıyla dünya karşı karşıya kaldı. Dolayısıyla kendi kaynaklarınızla enerjinizi sağlamak, yerli, yenilenebilir kaynaklarla bunları sağlamak ülkeler için hem stratejik açıdan, jeopolitik açıdan ve de ekonomik açıdan çok büyük katkıları olan bir durum. Dolayısıyla Türkiye'nin buradaki hedefi, temel bizim önceliğimiz, Türkiye'de yaptığımız bütün işlere baktığınız zaman inşallah sizlere, sizlerin de üzerinde çalışacağınız temel konu Türkiye'de enerjide dışa bağımlılığı bitirmek. Bunu başardığı anda Türkiye, ekonomisi çok daha güçlü ve siyasi açıdan da çok daha güçlü bir ülke haline gelecek." değerlendirmesinde bulundu. " Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı bitirmesi için birkaç koldan bir çalışma yürüyor" Türkiye'nin enerji konusunda dışa bağımlılığının bitmesi hakkında yapılan çalışmalarla ilgili soruya ada yanıt veren Bayraktar, "Onunla alakalı size şöyle bir tarih vereyim. En azından 2035 için bir şeyler söyleyebilirim. Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı bitirmesi için birkaç koldan bir çalışma yürüyor. Bir tanesi kendi kaynaklarımızı, kendi petrolümüzü, işte doğalgazımızı. Sakarya Gaz Sahası, Karadeniz'de yaptıklarımız, Gabar'daki petrol, yurt içinde, yurt dışında yaptıklarımız bir taraftan. Yenilenebilir enerjide yaptığımız çalışmalar, nükleerde yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Bir de tüketimi, tüketimi biraz düşürebilirsiniz veya tüketimi değiştirebilirsiniz. Tüketimi düşürmek deyince işte daha az enerji kullanmak nasıl mümkün olabilir mevcut hayattan kopmadan? Veya enerji, mesela ulaştırma. Ulaştırmada Türkiye sadece binde beş elektrik kullanıyor. Ama Türkiye'nin en aslında güçlü olduğu alanlardan bir tanesi elektrik. Ve biz diyoruz ki 2035'e kadar Türkiye 8 ila 10 milyon elektrikli araca hele bunu kendi aracımızla, işte kendi ürettiğimiz araçla yaparsak bu daha da anlamlı hale gelebilir ve 8-10 milyon elektrikli aracın kullanıldığı bir ülke olalım" diye konuştu. "Dünyada şu anda hala yaklaşık 700 milyon insanın elektriğe erişimi yok" Elektrik tarafında dışa bağımlılığın diğer ülkelere göre çok daha az olduğunu aktaran Bayraktar, şunları söyledi: "Yüzde 65-70'lerde olan bizim dışa bağımlılık, yerlilik oranımızı orada arttıralım. Yenilenebilir enerjiyi daha çok kullanalım. Elektrikli araçlarla o ulaştırmayı dönüştürelim. Dolayısıyla benzindeki ve mazottaki dışa bağımlılığımızı öyle azaltalım gibi bir şeyimiz var. 2035'lerde şu anda yüzde 70'lerde olan oranı yüzde 50'lerin altına çekmeyi hedefliyoruz. Bu çok önemli bir hedef ve bunu eğer önümüzdeki 10 yılda başarabilirsek Türkiye cari açık meselesini, enerji kaynaklı cari açık meselesini kenara koyabilir. Ve ondan sonraki hedef de tabii bunu sıfıra düşürmek, Türkiye'yi enerjide tam olarak bağımsız kılabilmek. Ama bu konuda yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu harita bize şunu söylüyor: Bir, gelişmiş ülkeler, iktisadi açıdan kalkınmış ülkelerin daha çok enerji kullandığını bize söylüyor. Dolayısıyla insan hakları, eşitlik vesaire. Yani "Dünya 5'ten büyüktür" Sayın Cumhurbaşkanımız derken her açıdan aslında bunu vurgulamak ve daha adil bir dünya mümkün. Daha adil bir dünya enerjide de mümkün. O da şöyle, bakın Sahra Altı Afrika, kullandığı elektrik toplam New York'un kullandığı elektrik kadar. Burada ciddi bir adaletsizlik var. Adil olmayan dağılımlardan bir tanesi burada. Dünyada şu anda hala yaklaşık 700 milyon insanın elektriğe erişimi yok." "2 milyarın üzerindeki nüfus şu anda hala geleneksel pişirme yöntemlerini kullanıyor" İnternetin olmadığı, cep telefonunun, haberleşmenin kısıtlı olduğu bir dünyadan bahsedildiğini dile getiren Bayraktar, " Bu dünya ve bizim aslında belki bu forumun da üzerinde durması gereken konulardan bir tanesi biz daha adil bir dünyayı enerjide nasıl yapabiliriz? Eğer sizin elektriğiniz yoksa aslında temiz sudan bahsedemezsiniz, hijyenden bahsedemezsiniz. Dolayısıyla onun getireceği sağlık problemleri. Afrika, Güneydoğu Asya, buralar elektriğin, erişimin az olduğu yerler, olmadığı yerler. Dolayısıyla bizim hedeflerimizden bir tanesi Türkiye olarak, 2015'te G20 Dönem Başkanlığı döneminde Antalya'da çok önemli bir aslında gündem vardı. Sahra Altı Afrika'nın elektrikleşme, elektriğe erişimiyle alakalı bir konuyu gündem yaptı Bu sene COP'ta, Antalya'da Eminim bazı arkadaşlarımız oraya geleceklerdir. Orada gündemlerimizden bir tanesi bu. Dolayısıyla, dünyada enerjideki bu adaletsizliği de gidermek. Size birkaç rakam vereyim; Amerika'da kişi başı elektrik tüketimi 14 bin kilowatt-saat yılda. Rakamı unutursunuz ama oranı unutmayın. Türkiye'de 4 bin kilowatt-saat. Dünya ortalaması 4 bin kilowatt-saat. İşte bazı ülkelerde de sıfır, yani yok. Dolayısıyla, aslında en önemli insan haklarından bir tanesi de elektriğe erişim, enerjiye erişim açıkçası. Dünyada 2 milyar insanın üzerindeki nüfus, 2 milyarın üzerindeki nüfus şu anda hala geleneksel pişirme yöntemlerini kullanıyor. Dolayısıyla, bu adaletsizliğe de dünyanın bir çözüm bulması lazım. Çünkü bu adaletsizlik aslında... Ve bu adaletsizliğe giden yolda da kaynakların olduğu ülkelerde o kaynaklar başkalarının elinde veya geçiş güzergahları başka kontrol mekanizmalarının elinde. Ama birileri daha çok enerji, daha fazla enerji kullanabilirken; birileri de hiçbir enerji kullanma şanslarına sahip değiller." dedi. "Gabar yıllarca adı terörle anılan bir yerdi" Terörsüz Türkiye sürecinin enerji konusunda da tarihi bir sayfayı açtığını vurgulayan Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: Devam eden bir proje olması açısından Gabar'dan bahsetmek isterim. Bizim Türkiye'de petrolle ilgili hikayemiz aslında. Bizim için çok özel yeri olan projelerden bir tanesi. Enerji yönü, enerjide petroldeki dışa bağımlılığımızı düşürüyoruz. Ama Gabar özellikle bugünlerde daha da anlamlı hale geldi. Türkiye, Terörsüz Türkiye'yi konuşuyor. Bununla ilgili çok çok önemli bir adımı Meclis'te atmış olduk. Çok büyük bir katılımla ve çok büyük bir destekle. Terörsüz Türkiye ve "terörsüz bölge" diyoruz aslında. Bütün bölgemizin terörden kurtulduğu, terörle mücadelede bir anlamda başarıya ulaştığı noktada neler olabileceğini gösterdiğimiz bir resim. Gabar yıllarca adı terörle anılan bir yerdi. Ben oralara gittiğimde oradaki görevli arkadaşlarımız bana "İşte efendim buralara şu tarihte şöyle terörist baskınlar oldu, şöyle şehitlerimiz var" vesaire gibi bilgiler hep geçtiler. Bugün o dağlarda, Bakın bu, geçtiğimiz yıl 19 Mayıs'ta gençlerle yaptığımız bir yürüyüş. Gabar'daki bir petrol üretim noktamıza yaptığımız bu yürüyüşte. Şimdi artık o bölgede 3 bin 500'ün üzerinde genç kardeşimiz o sahalarda çalışıyor. Ve ekseriyetle de Şırnak'taki çocuklar, çevre illerden gelen kardeşlerimiz. Ve o bölgede insanların terörden başka bir anlamda sanki alternatifi, dağdan başka alternatifi yokmuş gibi sunulan, terör örgütünün öyle bir propaganda yaptığı yerden; şu anda herkesin, özellikle gençlerin geleceğe dair ümitlerinin, umutlarının olduğu, kendilerine iş imkanı sağladığımız bir yere gitti. İşin petrol bulma tarafı tabii çok önemli bir şey. Ama esas itibariyle oradaki sosyal dokuya, gençlerin hayatına dokunması, ailelerin hayatına dokunması yönüyle Gabar bizim için göz bebeği projelerimizden bir tanesi. Sakarya gaz sahası, o da yine 2020'de, pandeminin ortasında bizim doğalgaz keşfini yaptığımız, Türkiye'nin 2016'dan sonra özellikle kendi gemileriyle, kendi mühendisleriyle, kendi jeologlarıyla petrol arama hedefinin, sevdasının bir sonucu. Ve Ayasofya'nın ibadete açıldığı, ki işte sene-i devriyesini geçtiğimiz günlerde yaşadık, ondan hemen böyle birkaç hafta sonra, 20 Ağustos'ta, 21 Ağustos'ta biz Karadeniz'deki bu büyük keşfi açıkladık." Programa, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi ve eski futbolcu Mesut Özil'in yanı sıra çok sayıda yerli ve yabancı davetlide katıldı.

Özer Matlı: “BTSO’da Üretimin ve Ticaretin Önünü Birlikte Açacağız.” Haber

Özer Matlı: “BTSO’da Üretimin ve Ticaretin Önünü Birlikte Açacağız.”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa’nın önemli üretim merkezlerini kapsayan yoğun bir ziyaret programı gerçekleştirdi. Organize sanayi bölgelerinin yöneticileri ve sanayicilerle buluşan Matlı, fabrikalardaki üretim süreçlerini yerinde inceleyerek işletmelerin sorunlarını, beklentilerini ve gelecek hedeflerini dinledi. İlk Durak Bursa Deri İhtisas ve Karma OSB Matlı’nın ilk durağı Bursa Deri İhtisas ve Karma OSB oldu. OSB Yönetim Kurulu Başkanvekili Murat Çağlar’ın bölgenin mevcut durumu, yatırımları ve ihtiyaçları hakkında yaptığı sunumun ardından yönetim kurulu üyeleri ve bölge sanayicileriyle kahvaltıda bir araya geldi. Görüşmelerde bölgede yapılan işleri görünce etkilendiğini beyan eden Matlı “Gerçekten sizlere teşekkür ederim. İnanılmaz işler yapmışsınız. Bizim de buradaki sorunları çözmek boynumuzun borcudur.” dedi. Program kapsamında Morkim, Teknotan, Bursa Jel, Ayaz Kauçuk, AFC Kimya ve Mursan’ın üretim tesislerini ziyaret eden Matlı, firma yöneticilerinden üretim süreçleri, yatırımlar ve sektörlerin ihtiyaçları hakkında bilgi aldı. HOSAB’da Sanayicilerle Buluştu Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’nde HOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Korun, yönetim kurulu üyeleri ve bölge sanayicileriyle buluşan Matlı; enerji, altyapı, nitelikli iş gücü, ihracat ve yeşil dönüşüm başlıklarında değerlendirmelerde bulundu. BTSO Başkan Adayı Matlı “Hasanağa’daki sanayicimizden kent merkezindeki tüccarımıza kadar BTSO’nun 60 bin üyesinin tamamının önünü açan; enerji, altyapı, nitelikli iş gücü, ihracat ve yeşil dönüşüm ihtiyaçlarına çözüm üreten bir BTSO anlayışını birlikte hayata geçireceğiz.” tespitinin akabinde firma ziyaretlerinde bulundu. Matlı, HOSAB’daki Sazcılar Otomotiv ve Kırımcı Metal’in üretim tesislerini de ziyaret etti. Otomotiv, raylı sistemler, makine ve tarım ekipmanlarına yönelik kompozit üretimi ile sac işleme ve metal ürünler alanındaki çalışmaları yerinde inceledi. TOSAB’da Yeşil Dönüşüm Gündemi TOSAB Bölge Müdürlüğü’nde Elyaf Tekstil Kurucu Ortağı ve TOSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sami Bilge’yi ziyaret eden Matlı; tekstil boyama ve terbiye sektörünün su ve enerji verimliliği, ileri arıtma, yeşil dönüşüm ve yüksek katma değerli üretim ihtiyaçlarını değerlendirdi. Tekstil sektöründeki dönüşümün sanayicinin önünde yeni bir yük hâline gelmemesi gerektiğini belirten Matlı, doğru destek ve projelerle bu sürecin Bursa tekstili için önemli bir rekabet avantajına dönüştürülebileceğini ifade etti. Kayapa ve Çalı’daki Sanayicileri Dinledi Kayapa Organize Sanayi Bölgesi ziyaretinde Yönetim Kurulu Üyesi Salim Balcı, Müteşebbis Heyet üyeleri Ali Karen ve Osman Güler ile bölge sanayicileriyle bir araya gelen Matlı; altyapı, ulaşım, enerji, nitelikli iş gücü ve yeni pazarlara erişim konularındaki beklentileri dinledi. Programın devamında Çalı Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Başkanı Zafer Milli ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret eden Matlı, sorunlarını dinledi, Çalı ve çevresindeki işletmelerin üretim ve istihdam kapasitesinin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulundu. Matlı ayrıca ARPRES Döküm’ü ziyaret ederek firma sahibi Zülfü Acar’dan üretim çalışmaları hakkında bilgi aldı. “60 Bin Üyemizin Tamamı Bu Gücün Parçasıdır” Ziyaretlerin ardından değerlendirmelerde bulunan Özer Matlı, şu ifadeleri kullandı: “BTSO’nun 60 bin üyesinin ürettiği, ticaretini yaptığı ve istihdama dönüştürdüğü her değer Bursa için son derece kıymetlidir. Bursa ancak sanayinin ve her çeşit ticaretin önünü açtığı, üretimini daha yüksek katma değerle buluşturduğu ölçüde güçlenebilir. Her bölgenin ve sektörün ihtiyacı farklı. Bu nedenle üyelerimizi sahada dinleyen, sorunları yerinde tespit eden ve ihtiyaçlara göre somut çözümler geliştiren bir BTSO anlayışına ihtiyacımız var. Hedefimiz; üreticiden tüccara, küçük işletmeden sanayiciye kadar 60 bin üyemizin tamamının rekabet gücünü artırmak, finansmana, nitelikli iş gücüne, teknolojiye ve yeni pazarlara erişimini kolaylaştırmaktır. Bursa’nın üretim ve ticaret gücünü, birlikte düşünerek ve birlikte çalışarak daha ileri taşıyacağız. Sırça köşkler üretmeden, göreve geldikten sonra meclis üyelerinin ve üyelerin doğrudan temas kurabileceği bir başkanlığı getireceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.