Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Eleştirel Düşünme

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Eleştirel Düşünme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eleştirel Düşünme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın istihdamında yapay zekâ uyarısı: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

Kadın istihdamında yapay zekâ uyarısı: Riskler ve fırsatlar bir arada

Yapay zekânın iş gücü piyasasında oluşturduğu dönüşüm, kadın istihdamı açısından yeni riskleri ve fırsatları da beraberinde getiriyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Selda Tunç Subaşı, yapay zekânın mevcut eşitsizlikleri derinleştirme potansiyeline dikkat çekerken, doğru eğitim ve istihdam politikalarıyla kadınlar için yeni kariyer alanlarının da önünün açılabileceğini belirtti. İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Selda Tunç, kadınların sekreterlik, büro hizmetleri, insan kaynakları, muhasebe ve çağrı merkezi gibi rutinleştirilebilir ve otomasyona daha açık işlerde yoğunlaşmasının uzun yıllardır devam eden cinsiyete dayalı mesleki ayrışmanın bir sonucu olduğunu belirtti. Yapay zekânın kadın istihdamını erkeklere kıyasla daha fazla etkileme ihtimalinin de bu yapı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Tunç Subaşı, "Yapay zekânın kadın istihdamını erkeklere kıyasla daha fazla etkileme ihtimalini, yalnızca teknolojik gelişmenin doğal bir sonucu olarak değerlendirmenin yanlış olacağı kanaatindeyim. Burada asıl mesele, mevcut iş gücü piyasasının zaten cinsiyet eşitsizliğine dayalı bir biçimde örgütlenmiş olmasıdır. Dolayısıyla yapay zekâ aslında sıfırdan yeni bir eşitsizlik oluşturmuyor, fakat cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirme potansiyeli taşıyor" ifadelerini kullandı. Yapay zekâ iş kaybının yanı sıra güvencesiz çalışma riskini de beraberinde getirebilir Yapay zekânın kadın çalışanlar açısından oluşturabileceği risklerin yalnızca bazı işlerin tamamen ortadan kalkması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Tunç Subaşı, mesleklerdeki bazı görevlerin yapay zekâya devredilmesinin çalışma şartlarını da değiştirebileceğini söyledi. İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Selda Tunç Subaşı, "Bana göre daha da önemlisi, bu mesleklerdeki görevlerin parçalanması, bazı işlevlerin yapay zekâya devredilmesi ve bunun sonucunda kadınların daha güvencesiz, daha düşük ücretli ya da daha sınırlı kariyer imkânı sunan pozisyonlara itilme ihtimalidir. Bu ihtimal, kadınların var olan istihdam oranlarını daha da aşağıya çekebilir ve kadın emeğini görünmez hale getirebilir" ifadelerini kullandı. Teknolojik dönüşümün yalnızca tehditler üzerinden okunmasının da eksik olacağına dikkat çeken Tunç Subaşı, yapay zekânın rutin ve tekrar eden görevleri üstlenmesinin çalışanların analiz, iletişim, problem çözme ve karar verme gerektiren alanlara yönelmesini sağlayabileceğini belirtti. "Yapay zekâ yeni çalışma alanlarına geçiş için fırsat oluşturabilir" Kadınların dijital becerilere, yapay zekâ okuryazarlığına ve yeniden yetkinlik kazandırma programlarına erişiminin güçlendirilmesinin yeni meslek ve kariyer alanlarının önünü açabileceğini ifade eden Tunç Subaşı, fırsatların kendiliğinden ve eşit biçimde paylaşılacağı varsayımının ise doğru olmayacağını vurguladı. Tunç Subaşı, "Kadınların yalnızca yapay zekâyı kullanan çalışanlar olarak değil, bu teknolojilerin geliştirilmesi, tasarlanması ve yönetilmesi süreçlerinde de yer almaları gerekiyor. Aksi halde mevcut cinsiyet eşitsizliklerinin dijital dünyada yeniden üretilmesi söz konusu olabilir" diyerek, "Eğitim, yeniden beceri kazandırma ve istihdam politikaları cinsiyet eşitliği temelinde oluşturulursa eğer, yapay zekâ kadınlar açısından yalnızca bir iş kaybı riski değil, daha nitelikli ve yeni çalışma alanlarına geçiş için önemli fırsatlar oluşturabilir" ifadelerini kullandı. "Kadınlara yalnızca ‘yeni beceriler öğrenmeleri gerektiğini’ söylemek yeterli değil" Özellikle hizmet, ofis ve idari işlerde çalışan kadınların yapay zekâ dönüşümüne hazırlanmasının bireysel bir uyum meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Tunç Subaşı, kadınların otomasyona açık işlerde yoğunlaşmasının bireysel tercihlerden çok iş gücü piyasasındaki cinsiyete dayalı mesleki ayrışmayla ilişkili olduğunu söyledi. Bu nedenle çözümün yalnızca çalışanlara yeni beceriler kazandırılmasıyla sınırlandırılamayacağını vurgulayan Tunç Subaşı, "Elbette yapay zekâ okuryazarlığının geliştirilmesi, dijital becerilerin artırılması ve yeniden yetkinlik kazandırma programlarının yaygınlaştırılması son derece önemlidir. Ancak bu eğitimlerin kadınlar açısından gerçekten erişilebilir olması gerekiyor. Bakım sorumlulukları, zaman yoksulluğu ya da ekonomik şartlar nedeniyle kadınların bu dönüşüm programlarına erişimde yeniden dezavantajlı hale gelmemesi için kurumların ve kamunun destekleyici mekanizmalar oluşturması oldukça önemlidir" dedi. Kadınların mevcut deneyim ve becerilerinin yapay zekâ dönüşümüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de vurgulayan Tunç Subaşı, "Yapılması gereken, bu birikimi yapay zekâ araçlarıyla desteklemek ve çalışanları tamamen ikame etmek yerine onların daha nitelikli rollere geçişini sağlayacak modeller geliştirmek olmalıdır. Bu nedenle kadınları yapay zekâya karşı edilgen bir konuma yerleştirmekten çok, onları bu dönüşümün aktif özneleri haline getirmek temel hedef olmalıdır" ifadelerini kullandı. Üniversitelerde yapay zekâ eğitimi teknik becerilerle sınırlı kalmamalı Yapay zekâ dönüşümünün yükseköğretimde de kapsamlı bir değişimi gerekli kıldığını ifade eden Tunç Subaşı, üniversitelerin yalnızca müfredatlarına birkaç yapay zekâ dersi eklemesinin yeterli olmayacağını belirtti. Mesleklerin yapısının, iş yapma biçimlerinin ve çalışanlardan beklenen yetkinliklerin değiştiğine dikkat çeken Tunç Subaşı, yapay zekâ okuryazarlığının bütün disiplinlere yayılması gerektiğini vurguladı. Tunç Subaşı, "Öğrencilerin yalnızca yapay zekâ araçlarını kullanmayı öğrenmesinden söz etmiyorum. Bu teknolojilerin nasıl çalıştığını, hangi sınırlılıklara sahip olduğunu, ürettiği bilginin nasıl sorgulanacağını ve etik, toplumsal ve ekonomik sonuçlarının nasıl değerlendirileceğini de öğrenmeleri gerekiyor. Başka bir ifadeyle, teknik kullanım becerisi ile eleştirel düşünme birlikte geliştirilmelidir" dedi. "Cinsiyet eşitliği ilkesi müfredatın bir parçası haline gelmeli" Yapay zekânın kadın istihdamı açısından oluşturabileceği risklerin önüne geçilmesinde üniversitelerin de önemli bir role sahip olduğunu belirten Tunç Subaşı, teknolojik dönüşümün mevcut eşitsizlikleri nasıl etkileyebileceğinin eğitim sürecinde tartışılması gerektiğini belirterek, "Yapay zekânın kadınların istihdamına yönelik riskleri önündeki engelleri bertaraf etmek için cinsiyet eşitliği ilkesi müfredatın bir parçası haline gelmelidir. Üniversiteler öğrencileri yalnızca teknolojik dönüşüme hazırlamakla kalmamalı, bu dönüşümün mevcut eşitsizlikleri nasıl yeniden üretebileceğini de tartışmaya açmalıdır" diye konuştu. Yapay zekânın geleceğinin yalnızca teknoloji uzmanları tarafından belirlenmeyeceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Selda Tunç Subaşı, teknolojinin toplumsal etkilerinin farklı disiplinlerin ortak meselesi olduğunu vurguladı. Üniversitelerde gerçekleştirilecek müfredat dönüşümünün teknik becerilerin ötesine geçmesi gerektiğini belirten Tunç Subaşı, yapay zekâ çağında kadınların değişen iş gücü piyasasına daha güçlü katılımının sağlanabilmesi için eğitimden istihdama uzanan sürecin eşitlikçi ve kapsayıcı bir yaklaşımla ele alınmasının önemine dikkat çekti.

Gençlerin kürsüsünde 'demokrasi ve milli birlik' Bursa'da konuşulacak Haber

Gençlerin kürsüsünde 'demokrasi ve milli birlik' Bursa'da konuşulacak

MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü himayesinde, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve 15 Temmuz Derneği iş birliğiyle Türkiye genelindeki lise öğrencilerine yönelik "15 Temmuz Demokrasi, Millî İrade ve Temel İnsan Hakları" temalı liseler arası öğrenci paneli düzenlenecek. Bursa'nın Osmangazi ilçesinde bulunan BTSO Ali Osman Sönmez Sosyal Bilimler Lisesi koordinatörlüğünde gerçekleştirilecek panelle öğrencilerin demokratik bilinç, millî iradeye bağlılık ve temel insan haklarına duyarlılık konularında farkındalık kazanmaları, araştırma yapma, eleştirel düşünme ve ifade becerilerini geliştirmeleri hedefleniyor. Panel kapsamında öğrenciler, Türkiye'nin demokratik gelişim süreci, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün anlam ve önemi, demokrasi kültürü, insan hakları ve özgürlükler gibi başlıklar çerçevesinde akademik bildiriler hazırlayarak sürece katılım sağlayacak. EN BAŞARILI 30 BİLDİRİ SEÇİLECEK "Başvuru süreci, ön değerlendirme, sunum ve sonuçların yayımlanması" aşamalarından oluşan panelde, yapılan değerlendirmeler sonucunda en başarılı 30 bildiri seçilecek; dereceye giren öğrenciler Bursa'da gerçekleştirilecek panel programına davet edilecek. Panel sonunda, seçilen bildirilerin kitaplaştırılarak yayımlanması planlanıyor. PANEL, 28 NİSAN'DA BURSA'DA DÜZENLENECEK Panel başvuruları 13 Nisan 2026 tarihine kadar alınacak, panel programı 28 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Süreç sonunda katılımcı öğrencilerin yer alacağı Demokrasi ve Özgürlükler Adası gezisi düzenlenecek.

Aşırı ekran kullanımı hafızayı ve dikkati tehdit ediyor Haber

Aşırı ekran kullanımı hafızayı ve dikkati tehdit ediyor

Dijital demans; dijital teknolojilerin aşırı ve bilinçsiz kullanımı sonucunda ortaya çıkan, unutkanlık, dikkat dağınıklığı, çoklu görev yapma ve bilişsel işlevlerde zayıflama gibi demans benzeri belirtilerle kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin bilişsel bozukluk gelişme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan’a göre dijital demans, özellikle akıllı telefonlar ve tabletlerle yoğun vakit geçiren bireylerde görülüyor. Bu kişiler zamanla: unutkanlık, odaklanma güçlüğü, çoklu görev yapamama, yeni bilgileri akılda tutmakta zorlanma gibi belirtiler yaşamaya başlıyor. Bu belirtiler, erken dönem demans semptomlarıyla büyük benzerlik gösteriyor. Özcan, çocuk ve ergenlerin, gelişim çağında olmaları nedeniyle dijital demans açısından en riskli gruplar arasında yer aldığını vurguluyor. Aşırı ekran kullanımı, kısa süreli hafızayı olumsuz etkileyerek unutkanlığa yol açabiliyor. Uzun süre ekrana maruz kalmak, dikkat sürelerini kısaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. Psikolog Özcan, dijital cihazların bilgiyi hızlı ve zahmetsiz şekilde sunmasının, bireylerin problem çözme ve eleştirel düşünme gibi derin bilişsel süreçlere yeterince dahil olmamasına neden olabildiğini belirtiyor. EKRAN SÜRESİ BEYNİ NASIL ETKİLİYOR? Özcan, aşırı ekran kullanımının kısa süreli hafızayı olumsuz etkilediğini, dikkat süresini kısalttığını ve problem çözme ile eleştirel düşünme becerilerini zayıflattığını belirtti. Bu durum yaratıcılığı azaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. RUHSAL DEĞİŞİMLER VE UYKU BOZUKLUKLARINA NEDEN OLUYOR Dijital cihazlarla uzun süreli temasın duygusal dengeyi de bozduğunu ifade eden Özcan, “Ruh hali dalgalanmaları, sinirlilik ve artan stres düzeyi dijital demansa eşlik ediyor. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışık, melatonin salgısını baskılayarak uyku kalitesini düşürüyor” dedi. DİJİTAL DEMANS’DAN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ? Özcan, dijital demansa karşı en temel önlemin dijital detoks olduğunu vurguladı. Günlük ekran süresinin sınırlandırılması, cihazların uyku alanı dışında tutulması ve belirli kullanım saatleri oluşturulması öneriliyor. Ayrıca kitap okumak, bulmaca çözmek, yeni beceriler öğrenmek gibi zihni aktif tutan faaliyetler hafızayı güçlendiriyor. Özcan, ekran süresini kontrol etmekte zorlanan bireylerin bunun önemli bir uyarı işareti olduğunu belirterek, psikoterapi desteğinin sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.