Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ekrem İmamoğlu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ekrem İmamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem İmamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur" Haber

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan yatırımlarımı heba etmişlerdir, tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 12’inci gününde tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek’in savunmasına geçildi. İddianamede Eylem 29’da ismi geçen Şimşek’in, 2014 yılında İBB iştirak firması olan KİPTAŞ A.Ş.’den Başakşehir’de bulunan arsayı kiralayarak yatırım yaptığı, 2019 yılında ise söz konusu yer hakkında tahliye davası açıldığı, 2024 yılında kararın kesinleşerek tahliyeye karar verildiği belirtilmişti. İddianamede Necmettin Şimşek’in, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olarak kendini tanıtan Turan Aydoğan ile tanıştırıldığı, Aydoğan’ın tahliye davasını çözmek için örgüt sistemine aktarmak üzere 500 bin dolar rüşvet talep ettiği ifade edilmişti. Şimşek’in ilk etapta konunun çözüme kavuşması için 200 bin dolar rüşvet vermeyi kabul ederek Turan Aydoğan’a teslim ettiği iddianamede açıklanmıştı. Ancak mahkemeden karar çıkması üzerine Necmettin Şimşek’in vermiş olduğu rüşveti geri istediği buna ilişkin dosyaya sunulan ses kaydının incelemesinde Turan Aydoğan’ın örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına hareket ettiği ve örgüt üyesi Ali Kurt’un konudan haberdar olduğunu beyan ettiğinin anlaşıldığı iddianamede belirtilmişti. "KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı" Şimşek savunmasında "Ben öncelikle diğer sanıkların hakkımda oluşturdukları yanlış algı ve karalama kampanyasıyla ilgili bir bilgilendirme yapmak isterim. Şöyle ki, bahse konu taşınmazı biz 2013 yılında İBB’nin iştiraki olan KİPTAŞ Anonim Şirketi’nden kiraladık lunapark yapmak üzere. Yatırımı tamamladık. Hatta burada ruhsatlandırma süreçlerinde hep KİPTAŞ vardı. Bir yıl işlettik. Bu bir yılın sonunda komşulardan ve çevreden lunapark olarak oradaki faaliyetlerimizden ciddi rahatsızlıklar olması ve şikayetler olması nedeniyle tekrardan bir yatırım yaparak ve KİPTAŞ Anonim Şirketi yetkililerinden muvafakat alarak okul olarak dönüştürdük. Tekrar yatırım yaptık ve faaliyetlerimize devam ettik yaklaşık 4 yıl. 2019’da yönetimin değişmesiyle birlikte, KİPTAŞ Anonim Şirketi’nin vakti zamanında bu arsa ile ilgili okul olarak işletmemize muvafakat veren iki tane yetkiliden birisi bir tespit yaparak akde aykırı olarak kullanıldığıyla ilgili bir süreç başlatıp, bu sürecin sonunda da usulen bir tahliye kararı almasına kadar gitti. KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı. Elbette biz de burayı okul olarak işletirken birçok öğrenci buraya aidiyet geliştirdi, bir düzen oluşturdu. Bu tahliye kararının çıkmasından sonra biz bir uzlaşı ve anlaşma zeminini ararken, şikayetçi olduğum Turan Aydoğan isimli şahısla yollarımız kesişti ve tanıştık" dedi. Şimşek savunmasının devamında, "Öncelikle bu tahliye olduğumuz arsanın, yerin tüm üstyapısı kendi şirketlerimizin öz kaynaklarıyla yapılmıştır. Burada İmamoğlu ve şürekası, tahliyeden sonra tahliye merkezine gelip bir şov yapmışlar ve sanki bu yatırımları İBB ve kamunun kaynaklarıyla yapılmış ve bana da burası çok ucuz şartlarla kiraya verilmiş, peşkeş çekilmiş gibi bir algı oluşturarak, yaklaşık bir hafta bu konuyu işlediler sosyal medyada ve diğer mecralarda. Bunun böyle olmadığını ifade etmek isterim. Orada o dönemdeki KİPTAŞ yönetiminin de gözetiminde yapılan yatırımların tamamı benim şirketimin sermayesiyle yapılmıştır. Burada bana bir özür borçlular, bunu da ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur" Hüseyin Aydın isimli arkadaşının kendisini İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilinen Turan Aydoğan’la tanıştırdığını anlatan Şimşek, "Turan Aydoğan İmamoğlu’nun danışmanı olduğunu ve KİPTAŞ Genel Müdürü’nü de kendilerinin atadığını, kendisi için bu işlerin kolay olduğunu ifade etti. Biz olabiliyorsa hukuki, olamıyorsa siyasi bir çözüm ve buradan yeniden bir uzlaşı talebimizi görüşmek üzere anlaştık ve görevi tevdi ettik. Ancak devamında, tahliye olma aşamasına kadar ‘her şey yolunda, bir sorun yok, biz bu konuyu görüşüyoruz, çözüyoruz’ demesine rağmen tahliye işlemi gerçekleşti. Devamında da ödemiş olduğumuz parayı da geri vermedi. Epeyce bu konuda baskılarımız oldu ‘parayı ödeyin, madem işi yapamadınız’ gibi. Sonuç itibarıyla, Hüseyin Aydın isimli arkadaşımın bu konuda da çok çabaları oldu. Hatta bir dönem kendisiyle de ilişkilerimiz bozulma noktasına geldi tanışmamıza vesile olduğu için. Bir gün bir ses kaydıyla bana geldi ve kendisinin bu konuda çok ciddi gayretleri olmasına rağmen Turan Aydoğan isimli şahsın kötü niyetli olduğunu kendi ifadeleriyle, onun da yeni vakıf olduğunu, artık ümidinin kalmadığını ve şikayet edelim diye de beyanını ifade etti. İsnat edilen suç unsurlarını kendi adıma rüşvet vermek gibi hiçbir zaman algılamadım. Fakat muhatabımızın bu konuları bu şekilde yönettiği görülmüştür. Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan, yatırımlarımı heba etmişlerdir ve tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı: "Hukuki, siyasi sorun çözme diye bir para verilme diye bir şey yok" Mahkeme başkanının "Siz bu 200 bin dolar ödemeyi kime yapmıştınız?" sorusuna sanık Şimşek, "Biz Turan Aydoğan’la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla Turan Aydoğan’a teslim ettik" yanıtını verdi. Mahkeme başkanının "Parayı bizzat kime teslim ettiniz?" sorusuna ise Şimşek "Hüseyin Aydın’a teslim ettik" cevabını verdi. Mahkeme başkanının "Şimdi biraz önce diyorsunuz ki savunmada, ‘biz bunun rüşvet olduğunu değerlendirmedik’. Hüseyin Aydın’ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım diyorsunuz. Siz ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek, "Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese, yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabi mağduriyetimiz çok büyüktü. Bunu önlemek adına biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri" dedi. Mahkeme başkanı ardından "Necmettin Bey, soru çok net. 200 bin doları siz ne mantığıyla verdiniz, ne amacıyla? Ne parası bu yani? Hüseyin Aydın’a verirken bunu ne parası olarak verdiniz?" sorusunu sordu. Şimşek "Bizim anlaşmamız Turan Aydoğan’la şu şekilde, hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi" dedi. Mahkeme başkanı "Hukuki, siyasi sorunu çözme diye para karşılığı bir kurum yok yani. Bu bir avukatlık ücretiyse avukatlık ücretidir, değilse değildir. Bu ne parası? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı, yaptığınız herhangi bir şey var mı?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek soruya "Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için" yanıtını verdi.

İBB soruşturmasında yeni operasyon: 12 şüpheli gözaltına alındı Haber

İBB soruşturmasında yeni operasyon: 12 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İBB Başkanlık konutuna materyal alımı işinin de aralarında bulunduğu bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve kamu zararına neden olunduğuna ilişkin tespitler üzerine operasyon düzenlendi. Operasyonda hakkında gözaltı kararı verilen 13 şüpheliden 12’si yakalanarak gözaltına alınırken, 1 şüphelinin yurt dışında bulunduğu ve yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğu öne sürülen suç örgütünün eylem ve faaliyetlerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan Ön İnceleme Raporu ile bilirkişi raporları doğrultusunda bazı tespitlere ulaşıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Satınalma Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen, İBB Başkanlık konutuna materyal alımı işinin de aralarında bulunduğu bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve kamu zararına neden olunduğunun tespit edildiği belirtildi. Bu kapsamda 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yurt dışında olduğu belirlenen 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Özgür Özel: "Biz bu milletin önünde soruları yanıtlamak, masumiyetimizi kanıtlamak istiyoruz" Haber

Özgür Özel: "Biz bu milletin önünde soruları yanıtlamak, masumiyetimizi kanıtlamak istiyoruz"

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz bu milletin önünde soruları yanıtlamak, masumiyetimizi kanıtlamak, bu millete yaptığınız algı operasyonunu çökertmek istiyoruz" dedi. Kocaeli'de temaslarda bulunan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Gebze ve Karamürsel ilçelerindeki ziyaretlerinin ardından Derince ilçesindeki Çenesuyu A.Ş. İdari Bina ve İlave Yatırımlar Açılış Törenine katıldı. Törenden önce Özel, vatandaşlarla bir araya geldi. Özel, burada yaptığı açıklamada, "Siyaset iyi yapılana 'iyi' demek, daha iyisini yapmaya taahhüt etmek, kötü olanı terk etmek, bunun üzerinden vatandaşın rızasını kazanmak üzere yapılan bir iş. Başkan Halit Altuntaş, Fazilet Partisi'nden 2000 yılında bu tesisi hayata geçiriyor. Bu tesisin açılışına rahmetli Necmettin Erbakan hoca geliyor. O günden bugüne hem Derince'ye hizmet için hem de bu tesislerin geliştirilmesi için hangi siyasi partiden kim ne katkı yaptıysa hepsine minnetlerimizi sunuyoruz, hepsinden Allah razı olsun. Bugün Türkiye'nin 12 ilinde satılan ve bundan sonra artan kapasiteyle çok daha büyüyeceğini heyecanla ifade edilen bu tesis, 1500 metrekare ilave bir alana, yeni yükleme rampalarına ve kapasitesinin yüzde 70 oranında artırarak saatte 55 bin şişelik üretim kapasitesine ulaşacak. Buradan kazanılan para da yine Derince'ye hizmet olarak dönecek. Bu anlamla da çok önemli bir işin törenini yapıyor olmak hepimiz için bir anlamda tarihe tanıklık etmek. Nasıl biz bundan 26 yıl önce yapılmış doğru bir işi bugün minnetle anıyorsak, o gün törende olan rahmetli Erbakan'ı anıyorsak, değerli başkanımıza bu teşekkürlerimizi iletiyorsak, ileride de inşallah Derince uzun yıllar bu hizmetleri almaya devam edecek" dedi. "Yeni Parti geride kimseyi bırakmayanların partisi" Yeni Parti olarak yola çıktıklarını ifade eden Özel, şöyle devam etti: "Yeni Parti, eskiyi inkar eden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine mesafesi olan değil, tamamıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, Cumhuriyet'i, kurucu değerlerine sahip çıkan, Atatürkçülerin yeni partisidir, Cumhuriyetçilerin yeni partisidir. Yeni Parti geçen hafta Karadeniz'deydik. Geçen hafta söylemiştim. 'Yeni Parti Karadeniz'in de yeni partisidir' diye. Yeni Parti Doğu'nun, Güney Doğu'nun, İç Anadolu'nun, Akdeniz'in, Ege'nin, Trakya'nın, Marmara'nın; Yeni Parti Kocaeli'nin, Derince'nindir. Herkesin bilmesini isterim ki, Yeni Parti geride kimseyi bırakmayanların, yol arkadaşlarını satmayanların, dün 'Ak' dediğine bugün kara çalmayanların, yolda bulduklarına yola çıktıklarını değişmeyenlerin partisidir." "O kitaba toplatma, basımını durdurma kararı aldılar" Konuşmasında Ekrem İmamoğlu'na da değinen Özel, "Biliyorsunuz mahkeme görüldü, ara verdi. Ekrem Başkan herkesi dinledi. 'Savunma hakkı kısıtlanmaz' dediler. Sonra bir tarih koydular. '9 Temmuz'da bitireceğiz' deyip '6 saatte sen ve bütün avukatların savunmanı yap bitir' dediler. Bugün bir şey öğrendim ki, Ekrem Başkan yaptırılmayan savunmasını kitap olarak bastırıp kendini savunup millete derdini anlatmak istiyor ama o kitaba toplatma, basımını durdurma kararı aldılar" diye konuştu. "Açıkça meydan okuyoruz" Özel, "Dün, geçmişte önce hakim olan, bütün verdiği kararlar neredeyse Anayasa Mahkemesinde bozulan, sonra bakan yardımcısı olan, siyasetten tekrar başsavcılığa giden, bu hukuk cinayetinden sonra ödüllendirilip Adalet Bakanlığı yapan birisi, çıkmış diyordu ki, 'İtirafçılar konuşuyor. Ekrem Başkan da sinirleniyor' Bir aralar diyorlardı ki, 'Canlı yayında yayınlansın' 'Şimdi olsa hala ister mi?' diyor. Buradan muhatabım o Adalet Bakanı değil, onu atayan Erdoğan'a söylüyorum. Adalet Bakanının bir hükme varsa, senin geçmişte söylediğin sözün bir hükmü varsa hodri meydan, canlı yayınlayın mahkemeyi. Sözünden dönen namerttir. İnsan da biraz utanma olur. Yüzlerce kişi konuşacak, dinleyecek, savunma hakkını kısıtlayacaksın, söz vermeyeceksin. Diktatörlükte yapılmayan şeyi yapıp sanığa 'sınırlı sürede savunma' diyeceksin, 150 tane olay konuşulacak, tek tek kendini savunmak istediğinde susturacaksın, kitap basacak dağıttırmayacaksın, durduracaksın, toplatma kararı alacaksın, sonra bir itirafçı helallik isteyip sözünden dönünce savcın araya girecek, 'Hemen tutuklama yapın' diyerek diğer sanıkları korkutacaksın, sonra malına mülküne çökülmüş adamlar geri alma umuduyla, canını kurtarmak, malını kurtarmak umuduyla, yalanı sarılmış 3-5 kişiyi köşe yazarlarına yazdırıp sanki o itiraflar doğruymuş gibi algı oluşturmaya çalışacaksın. 1,5 yıl televizyonlarda ne konuşulduysa yalan çıktı. Hemen hemen hiçbiri iddianamede çıkmadı. Çıkan her şeyin cevabı var ama hem savunma yapmasına izin vermiyorlar hem kitabı toplatıyorlar. Bir de çıkmış oradan diyor ki, 'Acaba hala canlı yayın istiyor mu?' İstemeyen namert, engel olan da namerttir. Açıkça meydan okuyoruz. Hodri meydan. Sayın Erdoğan, atadığın Adalet Bakanı diyor ki, 'Canlı yayınlayalım' Sayın Bahçeli demişti ki, 'Canlı yayınlansın' Sen demiştin ki, 'Bahçeli öyle diyorsa doğru' Biz bu milletin önünde soruları yanıtlamak, masumiyetimizi kanıtlamak, bu millete yaptığınız algı operasyonunu çökertmek istiyoruz. Bizde bu yürek var. Varsa yüreğin çağıralım Meclis'i acil toplantıya, iki kanun...Birincisi şehit ailelerin, gazilerin hak ettiklerini hep beraber verelim, iki canlı yayını hemen, derhal kanunlaştıralım millet görsün. Yeni Parti'nin bu dürüst kadroları, bu özgüvenle er ya da geç adalete de, iktirada erecek, bu milletin yüzünü de güldürecek." "Bu siyaset iktidar olacak" Yeni Parti'nin, yeni bir siyasetin partisi olduğuna dikkati çeken Özel, "Yeni Parti'nin eskisi yok, kıdemlisi yok, önce gelmişi yok, kim gelirse Yeni Parti'de benim kadar eski. Kim gelirse Yeni Parti'de sözü genel başkanın sözü kadar, milletvekilinin, belediye başkanının, il başkanının sözü kadar değerli. Yeni Parti'nin patronu yok, patron halk. Partiye kim kaydolduysa bütün üyeler önümüzdeki günlerde yapılacak ilçe seçimlerinde doğrudan ilçe başkanını seçecek. İlçe başkanının kim olacağına Yeni Parti'ye üye herkes karar verecek. Önümüzdeki günlerde MYKY'ya, parti meclisimize önereceğim. Onların da uygun görmesiyle yeni bir müjde vereceğiz. 26 Ağustos'a kadar olanlar ilçe başkanını seçecek ama il başkanı seçiminde oy kullanmak için üyelikleri açacağız. Eylül ayında üye olan herkes il başkanına oy kullanacak. Ekim ayında üye olan herkes genel başkanın kim olduğuna Türkiye'nin 973 ilçesinde kuracağımız sandıklarda bizzat karar verecek. Yepyeni bir siyaset, milleti odağa olan siyaset, milleti patron gören, millete tepeden bakan, konuşan değil, dinleyen, istediğini yapan siyaset. Bu siyaset böyle kurulacak, bu siyaset iktidar olacak, AK Parti'nin kara düzeni, eski Türkiye düzeni geride kalacak. Emekliye, emekçiye değer veren, balıkçıya, çiftçiye, süt üreticisine değer veren, esnafa değer veren, milletin kendine değer veren, en çok da bu milletin gencecik evlatlarına değer veren yeni bir düzen gelecek" ifadelerini kullandı.

27. Dönem CHP Milletvekili Avukat Turan Aydoğan: "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" Haber

27. Dönem CHP Milletvekili Avukat Turan Aydoğan: "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında ‘rüşvet’ iddiasıyla suçlanan 27. Dönem CHP Milletvekili tutuksuz sanık Avukat Turan Aydoğan, "Benim ailem, İBB ile ilgili hiçbir davaya bakmaz. Bu yasaktır. Davaya bakmaları için başka arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey olarak tanıdığım bir hukukçuyu arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey ile yönlendirdiğim kişiler arasında 200 bin dolarlık vekalet ücreti mevzusu yaşanmış. Benim bu durumdan haberim yok, kendi aralarında organize etmişlerdir. 2019'daki yerel seçimlerden sonra Ekrem Bey'in mazbatasını aldığı gün, 'sayın başkan helalleşelim. Siz işinize bakın ben işime bakayım. Ben parlamenterim’ dedim. Rahman beyin ben ve belediye ile bir ilişkisi yok ancak 200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 6’ıncı gününde devam ediliyor. Davada, iddianamede örgütün menfaatleri doğrultusunda sosyal medyadan gerçek dışı haberler yaptığı öne sürülen tutuksuz sanık Mesut Taşkın savunma yaptı. Sanık Taşkın savunmasında, "Benim bir örgüt faaliyeti içerisinde yer almam mümkün değildir. Metro İstanbul’da bakım mühendisi olarak çalışıyorum. Ben, bugüne kadar bir örgüt içerisinde yer almadım. Kimseden para almadım, söz konusu paylaşımları da ben yapmadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir" Duruşmada, ‘rüşvet’ iddiasıyla suçlanan 27. Dönem CHP Milletvekili tutuksuz sanık Avukat Turan Aydoğan’da savunma yaptı. Aydoğan savunmasında, "Benim rüşvetle bir alakam yok. Burada yargılanan çoğu kişinin olaylardan haberi bile yok. 2022 yılından itibaren İmamoğlu ve bir kısım bürokratlarla fikir ayrılığı yaşamaya başladım. Sadece siyaseten değil, insan olarak ta iletişim kurmaya gerek duymadım. Hiç kimse burada bir rüşvetten bahsetmiyor, herkes danışmanlık ücreti diyor. Rüşvet diyemedikleri için. Bunları görünce aklımı oynatıyorum. Benim ailem, İBB ile ilgili hiçbir davaya bakmaz. Bu yasaktır. Davaya bakmaları için başka arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey olarak tanıdığım bir hukukçuyu arkadaşlara yönlendirdim. Rahman Bey ile yönlendirdiğim kişiler arasında 200 bin dolarlık vekalet ücreti mevzusu yaşanmış. Benim bu durumdan haberim yok, kendi aralarında organize etmişlerdir. 2019'daki yerel seçimlerden sonra Ekrem Bey'in mazbatasını aldığı gün, 'sayın başkan helalleşelim. Siz işinize bakın ben işime bakayım. Ben parlamenterim’ dedim. Rahman beyin ben ve belediye ile bir ilişkisi yok ancak 200 bin dolarlık vekalet ücreti insana her şeyi yaptırabilir. Ben, kumpas olma ihtimalini düşünüyorum, bu olaylardan haberdar olsaydım, arkadaşım Rahman Beyi bu olaylara dahil etmezdim" diye konuştu. "Örgüt üyesi olmadığım gibi bir örgüte hizmet etmedim. Ben bir gazeteciyim" İddianamede, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği öne sürülen tutuksuz sanık Gazeteci Şaban Sevinç savunma yaptı. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Benimle ilgili ‘İlke’ isimli gizli tanık, benim de dahil olduğum 9-10 gazetecinin Murat Ongun vasıtasıyla rüşvet suçunu işlediğimi iddia etti. Ben, bir gazeteciyim. Defalarca haber yaptım ancak ilk defa böyle bir şey başıma geliyor. Önemli yayın kuruluşlarında çalışmış olmama rağmen, kimseden talimat almadım. Ekrem İmamoğlu, hem İBB Başkanı olması, hem de cumhurbaşkanı adayı olacağı şeklinde kamuoyunda algılanması nedeniyle gazetecilerin takip ettiği kişiler arasında yer aldı. Ben, CHP üyesiydim o dönmede. O süreçte parti içerisindeki gelişmeleri daha yakından takip ettim. Emrah Bağdatlı isimli şahsı tanımıyorum, soruşturma aşamasında ismini duydum. Murat Ongun’la kendi ofisinde 3-4 defa görüştüm. Bir iki defa da kendisiyle dışarıda bir araya geldim. Ben, bir örgüt üyesi olmadığım gibi bir örgüte hizmet etmedim. Ben bir gazeteciyim" dedi. Duruşmaya bir saat ara verildi. Aranın ardından duruşma, tutuksuz sanıkların savunmaları ile devam edecek.

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Haber

Sanık Ertan Yıldız: "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı şahidim, İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı sanık Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 5'inci gününde, davanın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak adli kontrol tedbiriyle tahliye edilen İBB Meclis İştirakler Bağlı Kuruluşlar Komisyon Başkanı tutuksuz sanık Ertan Yıldız'ın savunmasına devam ediliyor. "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı, ben de buna şahidim, Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir" Ertan Yıldız, "Fatih Keleş, 1 buçuk milyon 200 bin doları aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu'nun da bilgisi dahilindedir. Ekrem İmamoğlu bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir' şeklinde bir ifadesi vardır. Yani Aykut'a güvenmediklerine, aslında daha fazla para alabilme odaklıdır ama bir kısmını kendisine ayırır şeklinde ifadesi var. Bunu da burada söylemiş olayım. Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, gerçektir. Benim birebir şahit olduğum olaydır. Bu arada Erdoğdu, benim kendisine husumetim olduğunu bana iddia etmiş. Benim Erdoğdu ile hiçbir husumetim yok. Kendisiyle gelirlerdi, görüşürdük, beni ziyarete de gelirdi. Hatta iştiraklerle ilgili bilgi alırdı, bilgi verirdim. Hemen hemen bizim aramızda husumet yoktu. Benim yoktu. Onun var mıydı bilmiyorum. Beraatımı talep ediyorum. Capacity AVM ile ilgili otopark ruhsatı verilmesi için 5 milyon dolar istenildiği iddialarını hem savcılık ifademde, hem de etkin pişmanlık ifademde belirttim. Ben Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesiyim ve belediyede hiçbir imza yetkim yok. Hiçbir icra görevim yok. Benim AVM kapatmak, AVM ruhsat vermek gibi bir gücüm, yetkim yoktur. Bir AVM'nin otoparkına ruhsat vermek ya da bir alışveriş merkezinin mühürlenmesi ile ilgili bir yetkiye sahip değilim. Ben Capacity AVM ile ilgili ne herhangi bir kimseden para istedim, ne ben kimseye para istemesi için talimat verdim. İddiaları kesinlikle reddediyorum. Bu konuyla ilgili Seyfi Beyaz ve avukat Mehmet İplikçioğlu benim rüşvet istediğimi iddia etmişlerdir. Bunlar gerçek dışı ifadelerdir. Ben Seyfi Beyaz'ı hiç tanımam" şeklinde konuştu. "Ali Rıza Akyüz beni arayıp, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış' dedi" Sanık Yıldız, "Bir gün Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz beni arayarak, yanında Capacity'nin yetkilileri olduğunu, yanıma gelmek istediklerini söyledi. Ben de ‘buyursunlar' dedim ve geldiler. Ali Rıza Bey dedi ki, ‘Capacity AVM'de yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış. Binanın deprem riski var. Biz Capacity yetkililerinden istiyoruz ki, bir statik analiz yapın. Eğer statik analizde binada deprem problemi varsa, güçlendirme yapılması gerekiyorsa bunu da bir an önce yapın, insan hayatı söz konusu. Fakat kendileri bunu kabul etmiyor' dedi. Ben de, Mehmet bey ve Seyfi beye döndüm. Onlar da, ‘bizim yapı kontrol belgemiz var. Bizim hiçbir statik problemimiz yok. Biz bir şekilde hallederiz' dediler" ifadelerini kullandı. Deprem riski olan AVM'ye "Burası sağlamdır" raporu AVM'ye ilişkin hususu Bakırköy Belediyesi ile görüştüğünü aktaran sanık Yıldız, "Birkaç gün sonra Bakırköy Belediyesi'nde başkan Ayşegül hanım, bütün başkan yardımcıları, ben, Ali Rıza Bey, Cemalettin Bey, hukuktan sorumlu başkan yardımcısı, imar müdürü gibi yani en tepedeki kişiler bu işle ilgili toplandık. Toplantıda değerlendirme yapıldı ve değerlendirme sonucunda yani normal olarak şu karar çıktı. Kendileriyle, Capacity ile görüşülecek. Görüşmeler sonucunda statik rapor istenecekti. Raporun sonucuna göre hareket edilecek ve biz Capacity ile beraber çözelim diye bir karar aldık. Capacity'yi kapatmak zor bir şey. Bakırköy'ün göbeğinde binlerce insanın, herkesin bildiği bir yer. Belediyenin derdi, oranın deprem açısından sağlam hale getirilmesi. Bunun için uğraşıyor. Süleyman Atik bir keresinde ofisime geldi. ‘Nasıl gidiyor?' dedim. 'Anlaşamıyoruz' dedi. Ali Rıza Bey, ‘anlaşamıyoruz. Biz bunlara ceza keseceğiz ve de ihbarda bulunacağız. Ya raporu getirsinler ya da burayı mühürleyeceğiz, başka çaremiz kalmadı. Bunlar getirmedi, statik raporu biz kendimiz alacağız" dedi. Daha sonra statik rapor Yıldız Teknik Üniversitesi'nden alınmış. Raporda 2 tane profesörün imzası var ve raporda, ‘Capacity AVM'de 197 tane perde duvar kesilmiş, binada deprem riski var' diyor. Bu rapordan sonra burayı düzeltmeye yanaşmayınca, bir ihtarname geldi. Arkasından 1 ay süre, 1 ayın sonunda da burayı kapatmak düşüncesi var. 1 ayın son günü bunlar İTÜ'den bir statik raporu getiriyorlar, raporda, 'Burası sağlamdır' ifadesi yer aldığı için yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar" dedi. "Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi" 2024 yılındaki seçimlerden sonra Ali Sukas'ın kendisi ile görüşmek istediğini belirten sanık Ertan Yıldız, "Ali Sukas bana, ‘yukarıdan para istiyorlar, bunu firmalardan toplayıp vermemiz lazım' dedi. Ben, ‘yukarısı kim?' Diye sordum. Kendisi de, kızarak ‘ben istiyorum, burada siyasi bir harekete hizmet ediyoruz' dedi. Bir keresindeki konuşmamızda parayı isteyen kişinin Fatih Keleş olduğunu söylemişti" diye konuştu. Sanık Ertan Yıldız, "Aziz İhsan Aktaş ve Burak Korzay, ‘İETT'deki alacakları alamıyoruz. Bu konuda Ertan Yıldız ile görüşmek istedik. Fakat randevu alamadık, Ertan Bey randevu vermedi' diyorlar. Ben müteahhitlerle görüşmem. Böyle bir alışkanlığım yok. Çünkü benim müteahhitlerle bir işim yok. Bunlar genel müdürlerin işleridir. Ben Aziz İhsan Aktaş'a niye randevu vereceğim? Hangi amaçla randevu vereceğim? Ben ne ödeme noktasıyım ne ihale noktasıyım. Benim Burak Korzay'a ‘Sisteme 30 milyon lira versin, kendisine yardımcı olalım' dediğim iddia edildi. Bu iddia üzerine Aziz İhsan Aktaş'a Korzay, ‘Senden 30 milyon lira istiyorlar, Sen bu parayı verirsen İETT'deki ihalesini alacaksın, sana yardımcı olacaklar" ifadelerini kullandı. Duruşma sanık Yıldız'a yönelik sorular ile devam ediyor.

CHP Milletvekili Adıgüzel: "İBB davası boş değil, iddialara karşı tek cevap yok" Haber

CHP Milletvekili Adıgüzel: "İBB davası boş değil, iddialara karşı tek cevap yok"

CHP’li Adıgüzel, Yeni Parti kurulmadan önce CHP’nin adeta Silivri’ye mahkum edildiğini de belirterek, "Millet kendi gündeminin unutulmasından ve partinin Silivri’nin kapısına mahkum edilmesinden yoruldu. Sadece PR için Silivri’nin üstünde zıplayarak miting üstüne miting, ya da eylem. Devrimcilikte bir şey var, eylem sonuç almak için yapılır. Ne sonuç aldın. Hiç. Kendin hariç." diye konuştu. "İBB davası boş değil" Milletvekili Mustafa Adıgüzel, sosyal medya sayfasından yaptığı açıklamada CHP’de son dönemde meydana gelen olayları özetledi. Özellikle halen tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu olayına değinen CHP’li vekil, İBB davasının boş olmadığını savundu. CHP’li Adıgüzel, "İBB davasında dosyanın boş olmadığını, çok ağır iddialar olduğunu o tarafın gazetecileri ile avukatları bile söylüyor. Ama daha iddianame yazılmadan dosya bomboş diye yalan söylemek, ülkedeki siyasal yargı varlığının arkasına saklanmak siyaset değil, yalancılıktır. Ortada bir cinayet var. Video kaydı şahitler, katil, maktul. Çıkıyor katil diyor ki ‘Bu ülkede yargı siyasallaşmış ben suçsuzum’. Böyle bir şey olabilir mi? Cezaevine ziyarete gitmiş olmak yanlışları onaylamak anlamına gelmez, ziyaretin birçok sebebi olabilir. Görüşme içeriği ise iki tarafa birden emanettir ama, içerikten bağımsız söylüyorum. Ziyaretlerimde İmamoğlu’na da uyarılarda bulundum, fakat dikkate almadı" diye konuştu. "CHP kimsenin malı değil" Ekrem İmamoğlu’nun duruşmalarını eleştiren Adıgüzel, "Başta salon dar, kalabalığı almıyor diye savunma yapıldı. Şimdi ise salon geniş göz teması kuramıyoruz diyorlar. Bir gün hakim bir gün savcı, bir gün medya ile kavga. İddialara karşı tek cevap yok. Ülkede siyasal yargı var diye, adi suç iddiaları da böyle kapatılabilir mi? CHP kimsenin malı değil, kimse için burada değiliz" ifadelerini kullandı. "CHP Silvri’ye mahkum edilmişti" İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra partinin adeta Silivri’ye mahkum edildiğini ve milletin gündeminden kopulduğunu vurgulayan Mustafa Adıgüzel, şöyle devam etti: "Saraçhanenin 1. yıldönümünde Özgür Özel’in 1 milyon takipçili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımı 809 yorum, 484 paylaşım almışken, ondan 9 gün sonra benim Ordu’da bir Tarım Kredi marketinde fındık fiyatı ile ilgili paylaşımım 1400 yorum, 4300 paylaşım, yani 10 katı aldı. Hem de 1 milyon değil, sadece 5 bin sınırlı takipçili klasik hesabımdan. Peki neden? Çünkü, millet kendi gündeminin unutulmasından ve partinin Silivri’nin kapısına mahkum edilmesinden yoruldu. Sadece PR için Silivri’nin üstünde zıplayarak miting üstüne miting, ya da eylem. Devrimcilikte bir şey var, eylem sonuç almak için yapılır. Ne sonuç aldın. Hiç. Kendin hariç." "CHP’li Belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, ahlaksızlık, uyuşturucu suçlamaları kişilerle sınırlı değil, tepeden aşağı bir ahtapot ağı gibi" CHP’li Belediyeler ile ilgili yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, ahlaksızlık, uyuşturucu kullanımı gibi suçlamaları değerlendiren CHP Milletvekili Mustafa Adıgüzel, şöyle konuştu: "Birincisi orada iddialar o kişiler ile sınırlı değil. Tepeden aşağı bir ahtapot ağı gibi. İkincisi de CHP ellerinden alınınca yeni bir parti lazımdı, mahkeme kapılarında siperlik. CHP’yi 2 yıldır Silivri kapısına ve saray kapısına mahkum ettiler. İçerdeki hakkındaki hırsızlık, yolsuzluk gibi siyaset dışı iddialara hukuki cevaplar vermek yerine CHP’yi kendine siper yaptılar. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, uyuşturucu kullanımı gibi adi suçlar, siyasal yargı maskesi ile kapatılamaz"

Aziz İhsan Aktaş: "İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır" Haber

Aziz İhsan Aktaş: "İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan Aziz İhsan Aktaş, "Ekrem İmamoğlu’ndan gelen para talebinin, doğrudan kendisinin talimatı olduğu söylendi. İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 4’üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen duruşmada, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı. "Ben, kurulan düzenin baskısına maruz kalan ve işleyişini açıklayan kişilerden yalnızca biriyim" Savunmasında önceki savunmalarını ve etkin pişmanlık ifadelerini tekrar ettiğini vurgulayan sanık Aktaş, "Daha önceki etkin pişmanlık ifadelerimden sonra, bu etkin pişmanlık ifadelerim nedeniyle bu suç hakkında, bir de suikast dosyam var. Bu dosyaların mahkemeler arasında bekleyen süreçleri bulunuyor. İfadelerimin arkasındayım. Bu dosyadaki temel mesele, hak ediş alacaklarının iş insanları üzerinde bir baskı aracı haline getirilmesi, ilgililerin kendi aralarında ‘sistem’ adı altında para toplama düzeninden oluşmaktadır. Soruşturma aşamasında bazı basın yayın organlarında, etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarım değersizleştirilerek, gerçeğin üzerini örtme amaçlanmıştır. Hakkımda gerçeği yansıtmayan bir kanaat oluşturulmaya çalışılmıştır. Ben iş insanıyım. Ticari hayatım boyunca işlerimi kanunlar içerisinde yürütmeye, çalışanlarımın ve ailemin emeğini korumaya çalıştım. Bazılarının beyan ettiği gibi yanımdaki kişiler bir koruma ordusu değil. Daha önce benimle ilgili suikast girişimi nedeniyle devletin tahsis ettiği resmi korumalardır. 13 Ocak 2025 tarihinde, kamuoyunda ‘Beşiktaş Belediyesi’ olarak bilinen bir operasyon kapsamında gözaltına alındım ve tutuklandım. Ardından ise, 2025 Nisan ayında tamamen kendi irademle, etkin pişmanlıktan yararlanmak için ifade verdim. Amacım, devletimizin ve kamuoyunun gerçeği öğrenmesi, benim ve diğer iş insanlarının yaşadığı mağduriyetlerin tekrar yaşanmamasıydı. Anlattığım olaylar; dosyaya sunduğum banka kayıtları, daha sonradan yapılan HTS ve baz tespitleri ve diğer sanık ve tanık ifadeleriyle tek tek doğrulandı. Ben, kurulan düzenin baskısına maruz kalan ve işleyişini açıklayan kişilerden yalnızca biriyim" ifadelerini kullandı. "Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatını finanse edebilmek amacıyla iş insanları üzerinde baskı kurulması yalnızca hukuka aykırı bir eylem değil, temel ahlaki ve vicdani değerler bakımından da kabul edilemez bir husustur" Savunmasının devamında Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulmuş bir yapı olduğunu öne süren sanık Aktaş, "Ekrem İmamoğlu’nun talimatları ve para talepleri, İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız, Başkan Danışmanı İbrahim Bildirici, İstanbul milletvekili ve CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ve diğer aracılar üzerinden ilerliyor. Belediyeden doğan mevcut alacakları ve hak ediş ödemelerini temel baskı aracı yapan, ayrıca belediyelerle mevcut iş ilişkisinin ceza ve fesih gibi yaptırımlarla sona erdirilmesi tehdidini kullanan; imar ve ruhsat süreçlerinde kendilerine pay talep eden bir düzendir. Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatını finanse edebilmek amacıyla iş insanları üzerinde baskı kurulması yalnızca hukuka aykırı bir eylem değil, temel ahlaki ve vicdani değerler bakımından da kabul edilemez bir husustur. Hiçbir iş insanı, siyasi bir faaliyetin finanse edilmesi için baskı ve tehditle karşı karşıya bırakılamaz. Sistem aracılığıyla, siyaset yapmak isteyen kişiler, halka hizmet sunmaya odaklanmak yerine iş insanlarına baskı ve zorlama yoluyla para toplamaya çalışıyorlarsa, bunun adı siyaset değil, kamu gücünün kötüye kullanılmasıdır. Bu sistemden bahseden tek kişi ben değilim" diye konuştu. "İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır" Savunmasına devam eden Aktaş, "Para teslimleri yeni bir iş almak için değil, yasal hak edişlerimizi alabilmek için yapılmıştır. Para, doğrudan asıl karar sahiplerinin talimatıyla; bir danışmanına, bir şoförüne, bir otelde veya özel bir ofiste teslim ediliyordu. Böylece sistem yöneticilerinin arka planda gizli kalması hedefleniyordu. Paralar belediye kasasına ya da resmi bir banka hesabına yatırılmadı. Nakit çekilmiş, aracılara teslim edilmiş ve ilgililerin ‘sistem’ dediği havuza aktarılmıştır. Ekrem İmamoğlu’ndan gelen para talebinin, doğrudan kendisinin talebi olduğu söylendi. İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır. 2024 yerel seçim döneminde CHP mali işlerden sorumlu eski Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat benden para istedi" dedi. Duruşma, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 25 Ağustos Salı gününe ertelendi.

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Haber

Gazeteci Soner Yalçın: "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?"

"Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında savunma yapan Gazeteci Soner Yalçın, "Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok" dedi. "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasının ikinci duruşmasına 4'üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı İbrahim Özkan'ın makam şoförü tutuksuz sanık Mustafa Bostancı savunma yaptı. "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi" Sanık Bostancı savunmasında, Ertan Yıldız tarafından gelen talimatla bir koli teslimi yapmasını istediğini belirterek, "Ertan Yıldız, bir kolinin olduğunu, başkanıma teslim etmem gerektiği söylendi. Ben de, Bakırköy Belediyesine gittim. Tam belediye binasının giriş kısmında, herkesin giriş çıkış yaptığı alanda, kameraların gözü önünde, normal bir şekilde arabamı çektim. Arabanın bagajını açtım, hiçbir temasım olmadan Ertan Yıldız kendisi bagaja koliyi koydu. Bana, ‘bunu başkanıma iletirsin' dedi. Bende ‘tamam' dedim. İbrahim Bey'in yanına koliyi götürdüm ve anahtarla birlikte aracı teslim ettim. Ben kesinlikle kolinin içeriğini bilmiyorum" dedi. Duruşmada, tutuksuz sanık Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü tutuksuz sanık Sabri Caner Kırca da savunma yaptı. Sanık savunmasında, "Florya'da Fatih Keleş'in ofisi varmış. Bu ofisi uzaktan görmenin haricinde yakınlığına dahi gitmiş birisi değilim. Çünkü buralardan makamlar ve bizim yaptığımız görev icabıyla buralarda bulunmamız zaten yasak. Makamın yerini bile bilmem. Yani bu adam her nereden uydurduysa bunu ya da bunu uydurma gereği nereden duydu, ben gerçekten çok merak ediyorum. Mustafa Bostancı'nın bizim bu konuyla alakası yok deyip, beni ve Hüseyin'in adını vererek bir olay üretiyor ve bizim para taşıdığımıza dair bir konuyu anlatıyor. Gözaltına alındığımız tarihte de arkadaş Silivri Cezaevi'nden tahliye oluyor. Amacına ulaşmış bir şekilde. Her 28 günde bir SEGBİS'e çıkıp derdimizi anlatmaya çalıştık. Tutukluluk halinizin devamına deyip geri gönderdiler. Bu süreçte zaten ağır yükümlülükleri var bunun. 2 tane kız çocuğum var. Biri 11 yaşında, biri 6 yaşında. Kızım burada görmesin beni istiyorum. 2-3 ay boyunca, küçüğünü 4 ay boyunca görüşe hiç çağırmadım" dedi. "Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir?" Öte yandan, duruşmada, tutuksuz sanık Gazeteci Soner Yalçın'da savunma yaptı. Sanık Yalçın savunmasında, "Gazetecilik hayatım boyunca siyasetin pembe yalan denen sözlerine çok şahitlik ettim. Bunlar çoğu zaman gerilimi azaltmak, diplomatik dili yumuşatmak ya da toplumsal bir çatışmayı büyütmemek için gerçeğin kenarlarında dolaşan küçük sapmalar olarak görülürdü. Etik açıdan kuşkusuz tartışmalıydı. Suçlandığım fiillerle iddianamede delil diye sunulanlar arasında nasıl bir hukuki bağ kurulduğunu anlayamıyorum. Bir insanı suçlamak başka, o suçu somut delillerle ortaya koymak başka bir durumdur. Savcılık, benim hakkımda bir sonuç cümlesi kuruyor. Ancak o sonuca hangi somut eylemden, hangi delilden ve hangi mantıksal zincirden ulaştığını göremiyorum, gösteremiyor. İddianameyi okuyarak anlam vermeye çalışıyorum. Hangi davranışım gazetecilik sınırını aşıp örgütsel faaliyete dönüştü diye. Benim suç olduğu iddia edilen bir yapıya bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi gösteren tek somut olgu nedir? İspatı iddianamede yok. Ben buraya gerçekleştirdiğim somut bir suç eylemi nedeniyle mi yargılanıyorum, yoksa temaslarım, konuşmalarım, yazılarım, yani gazetecilik faaliyetlerim sonradan kurulmuş bir kurgunun içine yerleştirildiği için mi karşınızdayım? Ve benim itirazım tam da buradadır" ifadelerini kullandı. Duruşma, tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın savunması ile devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.