Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Egemenlik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Egemenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Egemenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Medya Buluşmaları’nda Cumhuriyet’in İzleri Ele Alındı Haber

Medya Buluşmaları’nda Cumhuriyet’in İzleri Ele Alındı

Osmangazi Belediyesi, Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlediği Medya Buluşmaları kapsamında araştırmacı yazar Aydın Keleşoğlu’nu, genç gazeteci adaylarıyla bir araya getirdi. Sevda Kurul’un moderatörlüğünde Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilen programda Keleşoğlu, Cumhuriyet’in kuruluşuna giden süreci, Atatürk’ün gençlik yıllarından itibaren ortaya koyduğu hedefleri ve Milli Mücadele döneminde basının üstlendiği sorumluluğu anlattı. Atatürk’ün Cumhuriyet İdeali Gençlik Yıllarında Şekillendi Cumhuriyet’in ilanının uzun soluklu bir mücadelenin sonucu olduğunu vurgulayan Aydın Keleşoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün henüz genç yaşlarda ülkenin geleceğine ilişkin fikirler geliştirdiğini belirtti. Atatürk’ün Harp Okulu yıllarından itibaren düşüncelerini yaymak ve toplumu bilinçlendirmek amacıyla gazeteciliğe yöneldiğini anlatan Keleşoğlu, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Cumhuriyetin kuruluşunun ardında 21 yıllık bir mücadele var. Tarih 1902. 21 yaşında bir genç düşünün; Harp Okulu’nu bitirmiş akademiye gitmek üzere olan Mustafa Kemal, Ali Fuat Cebesoy ve Osman Nizami Paşa ile ülkenin geleceğini, memleketin halini konuşuyor. Bir devlet sisteminden söz ediyor, Osmanlı İmparatorluğu’nun geleceğinden kaygı duyarak bir takım idealler ve planlar yapıyor. Mücadeleye girişiyor. Türk milletinden, Türk toplumundan söz ediyor. O tarihlerde Türk milletinden, millet kavramından söz etmek zor. O genç, bir yıl sonra gazete kuruyor ve o kurduğu gazeteyle arkadaşlarını bilinçlendirmeye, toplumu uyandırmaya çalışıyor. Kafasında millet yönetimi, millet iradesi, milletin kendi kendisini yönetmesi var bu da 'Cumhuriyet' demek.” “Lozan’da Çok Önemli Bir Kimlik Kazanıyoruz” Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önemini vurgulayan Araştırmacı Yazar Aydın Keleşoğlu, “Bu meclis ile birlikte bir ordu kuruluyor, Kurtuluş Savaşı veriliyor, kazanılıyor. Lozan’da da çok önemli bir kimlik kazanıyoruz ve 23 Eylül 1923’te Atatürk, Avusturya basınına ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, bu iki sözü bir tek şeyle ifade edebiliriz; Cumhuriyet’ diyor. Bakın bu 1902’den başlayan bir süreç. Cumhuriyeti ve bütün gerekliliklerini düşünmek, kimsenin göremediğini görmek, işte bu liderliktir. Bu Atatürk’e has bir şey” dedi. Programda Milli Mücadele döneminde basının üstlendiği role de değinen Keleşoğlu, Atatürk’ün Harp Okulu yıllarında gazete çıkarmasından 1918’de Mimber gazetesini kurmasına kadar uzanan sürecin, toplumu bilinçlendirme hedefinin bir parçası olduğunu anlattı. Anadolu basınının müthiş mücadeleler verdiğini kaydeden Keleşoğlu, “Anadolu’da kurulan gazeteler, gazetecilik dersi vererek yoklukta nasıl gazete kurulduğunun örneklerini kahramanlıklarla anlatır. Mesela Tokat’taki Emel Gazetesi. Kağıt yok, bakkaldaki kese kağıtlarını toplayıp üzerine Kuvay-ı Milliye bildirilerini, Atatürk’ün mücadelelerini yayınlayarak toplumu uyandırmaya çalışıyorlar” açıklamasında bulundu. Programın ardından Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Araştırmacı Yazar Aydın Keleşoğlu’na değerli katkılarından dolayı plaket takdim etti. Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür eden Keleşoğlu, Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gazetecilik eğitimi alan gençlerle de yakından ilgilendi.

Tekirdağ'da Cumhuriyet Bayramı coşkuyla kutlandı Haber

Tekirdağ'da Cumhuriyet Bayramı coşkuyla kutlandı

Atatürk Spor Salonu'nda saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende öğrenciler, günün anlam ve önemine ilişkin şiirler okudu. Farklı alanlarda düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ise protokol üyeleri tarafından ödülleri takdim edildi. Ardından öğrencilerin sahnelediği halk oyunları gösterileri, katılımcılardan büyük alkış aldı. Öğrencilerin Cumhuriyet'in ilanını konu alan gösterisinin de ilgiyle izlendiği program, geçit töreniyle sona erdi. "Cumhuriyet, milletimizin iradesine sahip çıkmasıdır" Programda konuşan Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Cumhuriyet'in ilanının 103'üncü yıl dönümünü büyük bir gurur, coşku ve heyecanla kutladıklarını belirtti. Cumhuriyet'in Türk milletinin bağımsızlık ve hürriyet uğruna verdiği destansı mücadelenin zaferle sonuçlanmasının ardından ilan edildiğini ifade eden Vali Soytürk, Kurtuluş Savaşı boyunca milletin tüm imkânsızlıklara rağmen bağımsızlığından taviz vermediğini vurguladı. Cumhuriyet'in 29 Ekim 1923'te "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesiyle ilan edildiğini hatırlatan Soytürk, bunun Türk milletinin iradesine ve geleceğine sahip çıkmasının en önemli göstergelerinden biri olduğunu kaydetti. Cumhuriyet'in birlik ve bütünlük, bağımsızlık ve hürriyetten vazgeçilmeyeceğinin somut kanıtı olduğunu belirten Vali Soytürk, "Cumhuriyet, milletimizin çağdaş dünyada hak ettiği yeri alma kararlılığının göstergesidir. Şüphesiz Cumhuriyet, aziz milletimizin var olma azminin, hürriyet ve istiklal mefkûresinin, çağdaşlaşma iradesinin en güçlü ifadesidir. Cumhuriyet, aynı zamanda Türk milletinin karakteriyle, ruhuyla, asalet ve onuruyla özdeşleşmiş yüce bir değerdir" dedi. Düzenlenen törene Tekirdağ Valisi Recep Soytürk'ün yanı sıra Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Tekirdağ Garnizon Komutanı Tuğgeneral Aytuğ Yörüyüş, milletvekilleri, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye ve Azerbaycan aynı gönül coğrafyasının iki güçlü devleti" Haber

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye ve Azerbaycan aynı gönül coğrafyasının iki güçlü devleti"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) gelişimi ve Türkiye’nin üstleneceği dönem başkanlığına ilişkin açıklama yaptı. Bahçeli, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin egemenliklere karşılıklı saygı, eşitlik ve ortak menfaatler temelinde geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Dünyada siyasi, ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin hız kazandığı bir dönemde TDT’nin ulaştığı seviyenin Türk dünyasının geleceği bakımından büyük önem taşıdığını belirten Bahçeli, "Türk Devletleri Teşkilatı; ortak tarihimizin, kültürümüzün ve müşterek gelecek tasavvurumuzun kurumsal zemini hâline gelmiştir. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan geniş Türk dünyasında siyasi iradenin güçlendiği, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştiği, ulaştırma ve enerji bağlantılarının genişlediği yeni bir dönem şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, savunma sanayii, teknoloji, eğitim, bilim ve kültür başta olmak üzere birçok alanda artan iş birliği imkânlarının Türk devletleri arasındaki ilişkileri çok boyutlu bir yapıya kavuşturduğunu kaydetti. "Her bir Türk Cumhuriyeti kendi içinde müstakil ve egemen bir devlettir" TDT bünyesindeki ilişkilerin temelinde üye devletlerin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve kendi iç hukukuna saygı ilkesinin bulunduğunu vurgulayan Bahçeli, "Her bir Türk Cumhuriyeti kendi içinde müstakil ve egemen bir devlettir. Türk devletleri arasındaki iş birliği, bu egemenlik anlayışını esas almakta; karşılıklı saygı, eşitlik ve ortak menfaatler temelinde gelişmektedir" dedi. Türkiye ve Azerbaycan’ın aynı gönül coğrafyasının iki güçlü devleti olduğunu belirten Bahçeli, "İki ülke arasındaki kardeşlik hukukunu zedelemeye yönelik her türlü yaklaşım karşısında sağduyu, karşılıklı anlayış ve ortak akıl temelinde hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sarsılmaz iradesini bir kez daha ortaya koyacağına inanıyoruz" Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihi, kültürel ve kardeşlik bağlarının milletlerin ortak hafızasına ve gönül bağına dayandığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Bu bakımdan Karabağ Zaferinin Başkomutanı Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın zirvede gerçekleştireceği buluşmanın, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sarsılmaz iradesini bir kez daha ortaya koyacağına inanıyoruz." Ekim ayının son haftasında Ankara’da gerçekleştirilecek TDT Zirvesi’nin tarihi önem taşıdığını belirten Bahçeli, dönem başkanlığının Azerbaycan’dan Türkiye’ye geçmesiyle Türkiye’nin Türk dünyasının ortak hedeflerinin hayata geçirilmesine yönelik önemli bir sorumluluk üstleneceğini ifade etti. "Somut, kalıcı ve sonuç odaklı projeler geliştirilmelidir" Türkiye’nin tarihi birikimi, devlet tecrübesi, ekonomik kapasitesi ve diplomatik gücüyle teşkilatın gelişiminde önemli bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, dönem başkanlığı sürecinde kapsamlı bir çalışma gündeminin bulunduğuna dikkat çekti. Bahçeli, "Bakanlıklar, kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sivil toplum yapıları; kendi görev alanlarında Türk Devletleri Teşkilatı’nın 2040 Vizyon Belgesi doğrultusunda somut, kalıcı ve sonuç odaklı projeler geliştirmelidir" ifadelerini kullandı. İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" anlayışının yol gösterici niteliğini koruduğunu belirten Bahçeli, eğitim, kültür, ekonomi, bilim ve teknoloji alanlarındaki iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. "Türkiye’nin dönem başkanlığı somut sonuçlara dönüştürüldüğü bir dönem olmalıdır" Türk dünyasının sahip olduğu potansiyele işaret eden Bahçeli, "Türk dünyasının sahip olduğu potansiyel, devletlerimizin mevcut imkânlarının toplamından daha büyük bir anlam taşımaktadır. Bu potansiyelin gerçek bir güce dönüşmesi; ortak akıl, güçlü koordinasyon, karşılıklı saygı, egemenliklere riayet ve uzun vadeli bir bakışla mümkündür. Türkiye’nin dönem başkanlığı da bu anlayışın somut sonuçlara dönüştürüldüğü bir dönem olmalıdır" dedi. Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "İstikametimiz açıktır: Başta Azerbaycan olmak üzere Türk dünyası arasındaki kardeşlik hukukunu ve gönül bağını zedeleyecek hiçbir nifak tohumunun aramıza ekilmesine müsaade etmeden, Türk cumhuriyetlerinin egemenlik ve bağımsızlıklarına karşılıklı saygı temelinde iş birliğimizi derinleştirmek, tarihimizin bizlere yüklediği sorumluluk bilinciyle ortak geleceğimizi inşa etmek, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefini Türk dünyasının yükselişiyle buluşturmaktır." Türkiye’nin dönem başkanlığı sürecinde Türk dünyasının birlik, dayanışma ve yükseliş hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğini belirten Bahçeli, bu süreçte Türkiye’nin tarihinden aldığı güç, devlet tecrübesi ve gelecek vizyonuyla hareket edeceğini ifade etti.

Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü kutlandı Haber

Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü kutlandı

Çanakkale Geçilmez Destanı'nın dönüm noktası olan 'Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü, Tarihi Gelibolu Yarımadası'ndaki Conkbayırı'nda düzenlenen törenle kutlandı. Zaferin 111'inci yıldönümünde yeri yeniden tespit ve ihya edilen Arıburnu Zafer Anıtı'nın açılışı düzenlendi. Çanakkale Boğazı'nı geçemeyeceklerini anlayınca Gelibolu Yarımadası'na karadan çıkarma yaparak buradan Boğaz'a ulaşmayı deneyen İtilaf Devletleri'nin umutlarının yok edildiği 10 Ağustos Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü kutlandı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ev sahipliğinde, Gelibolu Yarımadası'ndaki Conkbayırı'nda Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törende, Atatürk Anıtı'na, Çanakkale Valiliği, 2'nci Kolordu Komutanlığı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve yabancı devletlerin temsilcileri çelenklerini sunuldu. Şehitler anısına saygı duruşunda bulunuldu ve saygı atışı gerçekleştirildi. Türk bayrağı, İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekildi. Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşma yapıldı. Törende konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Bugün zafer günümüzdür, kutlu olsun. Ordu milletlerin en çok dövüşen, en sarpı olan Türk milletinin tarih yolculuğunda Ağustos ayının çok ayrı bir önemi vardır. Ağustos ayı, Türk milleti için zaferler ayıdır. Buradan, Conkbayırı'ndan Malazgirt Ovası'na Kocatepe'ye Afyon Ovası'na selam olsun. Bu zaferin mimarlarına bin selam olsun. Yaklaşık 8 buçuk ay süren şanlı ve şerefli müdafaanın sonunda bu topraklarda Mehmetçiğin büyük bir zafer kazandığı mekanlardayız. Etin ve kemiğin çeliğe galip olduğu yerlerdeyiz. Malazgirt Ovası'ndan buraya yürüyen Türk oğlu bu toprakları vatan bellemiş, tarihin belli dönemlerinde Gazi Süleyman Paşa ile beraber karşıya geçmiş ve bu topraklarda şehit olmuş, gazi olmuş ama yüzyıllarca bu toprakları kendine yurt yapmış ve vatan bellemiştir. Gün gelmiş Çanakkale'de şafağın karardığı günde zor duruma düştüğümüzde ve burada yangınlar çıktığında memleketin dört bir tarafından Mehmetçikler kuzeyden güneyden batıdan doğudan yakından uzaktan koşarak gelmiş ve Çanakkale'deki bu büyük yangını söndürmeye gayret göstermiştir. Buralarda gerçekten herkes canından vazgeçmiş yeri gelmiş kan dökmüş, yeri gelmiş canını vermiş ama düşmanı işte bu topraklardan bir adım öteye geçirmemiştir" dedi. Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman ise, "Dünya harp tarihinin kaydettiği en kanlı, en sert, en yoğun mücadelelerin verildiği topraklardayız. Bu bir varlık yokluk mücadelesiydi. Kendi yurdunu, kendi toprağında hür ve bağımsız yaşamak için canını feda eden büyük kahramanların verdiği bir mücadeleydi. Anafartalar muharebeleri Kara Harekatı'nın en önemli 2'nci kırılma anına tekabül ediyordu. Nisan ayında gerçekleşen Kara Harekatı'nın durdurulması 1'nci kırılma safhası olarak görülebilir ama burada Anafartalar Muharebelerinde ortaya konulan mücadele de kara harekatın 2'nci kırılma anı olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu hat aşılsaydı muhtemelen savaşın seyri değişecekti. İşte burada Türk ordusunun, Türk milletinin, Türk askerinin niteliği özellikleri ön plana çıkmaya başladı. Büyük bir kanlı çatışmanın yaşandığı bu topraklarda Akif'in deyimiyle ‘ölüm indirmede gökler, ölü püskürtmede yer' İşte bu hercümerç içerisinde sağlam iradesiyle Mehmetçik bulunduğu hatları kanın son damlasına kadar savunmaya devam etti" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Çanakkale İl Müftüsü Mevlüt Topçu tarafından şehitler için dua edildi. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve Gelibolu 2'nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Ferat Vural, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı şeref defterini imzalamasıyla Conkbayırı'ndaki tören son buldu. Çanakkale geçilmedi Çanakkale Savaşları sırasında, İtilaf Birlikleri Seddülbahir ve Arıburnu'ndaki çarpışmalardan sonra Gelibolu Yarımadası'nı buralardan geçmenin imkansız olduğunu görerek, kuzeydeki Anafartalar'da yeni bir cephe açtı ve Conkbayırı'nı ele geçirdi. Ancak 10 Ağustos 1915'te Mustafa Kemal'in emriyle başlatılan süngü hücumuyla düşman püskürtüldü ve İtilaf Devletleri Anafartalar'dan Gelibolu Yarımadası'nı geçemedi. Arıburnu Zafer Anıtı açıldı 111 yıl önce zaferin nişanesi olarak yükselen, işgal yıllarında yıkılan Arıburnu Zafer Anıtı, Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümünde şehitlik ihya projesi çerçevesinde yeniden yükselerek tarihi hafızadaki yerini aldı. 1915 yılında Arıburnu cephesinde, Anzak hatlarının gerisinde top mermisi kovanlarından inşa edilen anıt, savaş sonrasında Müttefik kuvvetler tarafından yıkıldı. Arıburnu Zafer Anıtı, işgal döneminde kasıtlı olarak yıkıldığı tarihi kaynaklarla belgelenen tek Osmanlı zafer anıtı olma özelliğini taşımakta. Uzun yıllar yalnızca tarihî kaynaklarda varlığını sürdüren anıtın yeri, 15 Ağustos 2024 tarihinde bölgede meydana gelen yangının ardından gerçekleştirilen saha araştırmaları ve hava fotoğrafları sayesinde yeniden tespit edildi. Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca onaylanan projeler doğrultusunda, Çanakkale Valiliği koordinatörlüğünde, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı kontrolünde, Gelibolu 2. Kolordu Komutanlığı ve Eceabat Kaymakamlığı iş birliğiyle yürütülen rekonstrüksiyon çalışmaları tamamlanarak, 1915 yılında inşa edilen ve savaşın ardından ortadan kaldırılan Arıburnu Zafer Anıtı, özgün tarihi veriler doğrultusunda aslına uygun şekilde yeniden ihya edildi. Arıburnu Zafer Anıtı açılışında konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "O günün şartlarında Mehmetçik zaferin nişanesi olarak, o büyük fedakarlığın, o büyük civan mertliğin nişanesi olarak işte tam bu noktaya bir zafer anıtı inşa etmiştir. Mehmetçiğin o günkü şartlarda kendi elleriyle bizzat yapmış olduğu bu anıt, o büyük kahramanlığın timsali olmuş, sembolü olmuştur. Fakat dönemi şartlarında, işgal yılları içerisinde o anıt burada yıkılmıştır. Uzun yıllar geçti de Mehmetçiğin elleriyle yapmış olduğu anıtı yerinde bulup ayağa kaldırmakta Çanakkale ruhuna sahip olan Türk milletlerinin evlatlarına nasip olmuştur. Mehmetçiğin kendi elleri ile yaptığı o anıtın yerini bulduğumuzda içimizden tekrar o anıtın eski haline iade edilmesi gerektiği kanaatine vardık. Burada tekrar ifade ediyorum yeni bir şey yapmıyoruz, yeni bir şey inşa etmiyoruz. Eski hali iade ediyoruz. Mehmetçiğin hatırasına da sahip çıkıyoruz" diye konuştu. Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Burası dünyanın önemli, harp tarihi alanlarından bir tanesi. Bu alanı kendisine yakışır bir şekilde muhafaza etmek, ihya etmek için el birliğiyle gayret gösteriyoruz. Bunun için Alan Başkanlığımız büyük bir özveriyle, çabayla bu ihya faaliyetlerine devam ettiriyor. Başkanımızın ifade ettiği gibi dünyanın en önemli korunan tarihi alanlarından bir tanesi niteliğinde. Burada yine anıtları bulunan, mezarları bulunan müttefik devletlerin de hem mezarlarına hem de anıtlarına karşı büyük bir özen gösterdiklerine de şahit oluyoruz. Dolayısıyla burası artık tarihten ders alınacak bir mekan haline gelmiş bulunuyor. Burada bugün açılışın yaptığımız anıt, ihya ettiğimiz anıtın bize gösterdiği çok önemli bir husus var; o da egemenlik. Egemenliğiniz ve bağımsızlığınız yoksa işgal kuvvetleri burada size ait, sizin tarihinize ait hatıraları yok ederler. Onun için egemenliğimize, bağımsızlığımıza sıkı sıkıya sarılmamız lazım" dedi. Arıburnu Zafer Anıtı'nda gerçekleştirilen açılış töreni konuşmaların ardından dua edilmesi, kurdele kesimi ve anıta karanfil bırakılmasıyla sona erdi. Törenlere; Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Avustralya Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Avustralya Savunma Ataşesi Albay Tim Hawley, Yeni Zelanda Maslahatgüzarı Erin Morris, 2'nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Ferat Vural, 3'üncü Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı, Amfibi Kolordu Komutan Vekili Deniz Piyade Albay Umut Turhan, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutan Vekili Deniz Albay Erhan Ege, Çanakkale Baro Başkanı Avukat Ardahan Dikme, Avustralya Başkonsolosu Dr. Paul James Gregor Crawford, Eceabat Kaymakamı Kerem Yenigün, Ezine Kaymakamı Yusuf Kaptanoğlu, Çanakkale İl Emniyet Müdürü Ergün Dağıstanlı, Çanakkale İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı Kıdemli Binbaşı Barış Borucu, siyasi parti temsilcileri, gaziler, şehit yakınları, sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Mudanya'da Lozan buluşması Haber

Mudanya'da Lozan buluşması

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız ve egemen bir devlet olduğunu tüm dünyaya kabul ettiren Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yılında, Mudanya’dan bir kez daha bağımsızlık ve egemenlik vurgusu yükseldi. Mudanya Belediyesi tarafından Diplomasi Araştırmaları Derneği iş birliğiyle Mütareke Meydanı’nda düzenlenen “Lozan ile Yaşamak” başlıklı söyleşiye, Diplomasi Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca ile Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi, siyaset bilimci Prof. Dr. Barış Doster konuşmacı olarak katıldı. Söyleşinin moderatörlüğünü ise Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi, Diplomasi Araştırmaları Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Kader Özlem üstlendi. “LOZAN’IN ZEMİNİ MUDANYA’DA ATILDI” Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Lozan’ın yalnızca bir barış antlaşması olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Lozan, her şeyden önce yeni kurulan Türk devletinin uluslararası hukuk düzeni içinde meşruiyet kazandığı andır. Bir milletin kendi kaderi üzerinde söz söyleme hakkının bütün dünyaya kabul ettirildiği tarihsel eşiktir. Lozan’ın büyüklüğü de tam burada yatar.” dedi. Lozan’ın zemininin 11 Ekim 1922’de Mudanya’da atıldığına işaret eden Dalgıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mudanya Mütarekesi çoğu zaman savaşı sona erdiren belge olarak anlatılır. Oysa asıl anlamı, askeri başarının diplomatik dile çevrildiği ilk adım olmasında yatar. Cephede kazanılan zafer, ilk kez burada müzakere masasına taşınmış; Türkiye’nin eşit koşullarda konuşma iradesi kabul edilmiştir. Mudanya, Türkiye’nin dünyaya ‘Artık benimle eşit koşullarda konuşacaksınız’ dediği yerdir. Bu nedenle Mudanya ile Lozan’ı iki ayrı belge olarak değil, aynı tarihsel yürüyüşün iki aşaması olarak görmek gerekir. Biri silahın sustuğu, diğeri sözün hüküm kazandığı yerdir.” “MUDANYA DİPLOMASİNİN İLK ADIMIDIR” Söyleşide Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca, Lozan’ın geleceği inşa ettiğini ve Türkiye Cumhuriyet’i var oldukça Lozan’ın yürürlükte kalacağını söyledi. Mudanya’nın tarihi değiştiren şehirlerden biri olduğuna vurgu yapan Karaca, Mütareke Mütarekesi’nin diplomatik zafere dönüşmenin ilk adımı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Barış Doster ise Mudanya Mütarekesi’ni “Lozan’ın önsözü” olarak tanımladı. Lozan’ın tarihsel ve siyasal açıdan önemli dersler taşıdığını belirten Doster, “Lozan bizim tapu senedimizdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit, egemen ve bağımsız bir devlet olarak uluslararası alanda kabul edildiği antlaşmadır” dedi.

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASININ 103. YILI MUDANYA’DA LOZAN BULUŞMASI Haber

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASININ 103. YILI MUDANYA’DA LOZAN BULUŞMASI

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız ve egemen bir devlet olduğunu tüm dünyaya kabul ettiren Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yılında, Mudanya’dan bir kez daha bağımsızlık ve egemenlik vurgusu yükseldi. Mudanya Belediyesi tarafından Diplomasi Araştırmaları Derneği iş birliğiyle Mütareke Meydanı’nda düzenlenen “Lozan ile Yaşamak” başlıklı söyleşiye, Diplomasi Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca ile Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi, siyaset bilimci Prof. Dr. Barış Doster konuşmacı olarak katıldı. Söyleşinin moderatörlüğünü ise Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi, Diplomasi Araştırmaları Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Kader Özlem üstlendi. “LOZAN’IN ZEMİNİ MUDANYA’DA ATILDI” Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Lozan’ın yalnızca bir barış antlaşması olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Lozan, her şeyden önce yeni kurulan Türk devletinin uluslararası hukuk düzeni içinde meşruiyet kazandığı andır. Bir milletin kendi kaderi üzerinde söz söyleme hakkının bütün dünyaya kabul ettirildiği tarihsel eşiktir. Lozan’ın büyüklüğü de tam burada yatar.” dedi. Lozan’ın zemininin 11 Ekim 1922’de Mudanya’da atıldığına işaret eden Dalgıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mudanya Mütarekesi çoğu zaman savaşı sona erdiren belge olarak anlatılır. Oysa asıl anlamı, askeri başarının diplomatik dile çevrildiği ilk adım olmasında yatar. Cephede kazanılan zafer, ilk kez burada müzakere masasına taşınmış; Türkiye’nin eşit koşullarda konuşma iradesi kabul edilmiştir. Mudanya, Türkiye’nin dünyaya ‘Artık benimle eşit koşullarda konuşacaksınız’ dediği yerdir. Bu nedenle Mudanya ile Lozan’ı iki ayrı belge olarak değil, aynı tarihsel yürüyüşün iki aşaması olarak görmek gerekir. Biri silahın sustuğu, diğeri sözün hüküm kazandığı yerdir.” “MUDANYA DİPLOMASİNİN İLK ADIMIDIR” Söyleşide Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca, Lozan’ın geleceği inşa ettiğini ve Türkiye Cumhuriyet’i var oldukça Lozan’ın yürürlükte kalacağını söyledi. Mudanya’nın tarihi değiştiren şehirlerden biri olduğuna vurgu yapan Karaca, Mütareke Mütarekesi’nin diplomatik zafere dönüşmenin ilk adımı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Barış Doster ise Mudanya Mütarekesi’ni “Lozan’ın önsözü” olarak tanımladı. Lozan’ın tarihsel ve siyasal açıdan önemli dersler taşıdığını belirten Doster, “Lozan bizim tapu senedimizdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit, egemen ve bağımsız bir devlet olarak uluslararası alanda kabul edildiği antlaşmadır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.