Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Edebiyat

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Edebiyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edebiyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

13. Necip Fazıl Ödülleri’nin kazananları açıklandı: 8 dalda 9 isme ödül Haber

13. Necip Fazıl Ödülleri’nin kazananları açıklandı: 8 dalda 9 isme ödül

Bu yıl 13.'sü düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri’nin 2026 yılı kazananları belli oldu. Şiir, edebiyat, fikir, müzik ve kültür sanat alanlarını kapsayan 8 ayrı dalda 9 isim ödüle layık görülürken, Necip Fazıl Saygı Ödülü’nün sahibi İhsan Süreyya Sırma oldu. Necip Fazıl Kısakürek’in kültürel ve edebi mirasını yaşatmak amacıyla Star Gazetesi tarafından düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri’nin bu yılki sahipleri açıklandı. Bu yıl 13’üncüsü düzenlenen ödüller kapsamında, farklı alanlardaki çalışmalarıyla öne çıkan 9 isim ödüllendirildi. M. Fatih Andı, Turan Karataş, Mehmet Narlı, Melike Günyüz, Samed Karagöz ve Bedir Acar’dan oluşan jürinin değerlendirmeleri sonucunda belirlenen isimlere ödülleri, tarihi daha sonra açıklanacak törenle takdim edilecek. Şiir ödülü Adem Turan’a, hikaye-roman ödülü Zeki Bulduk’a Necip Fazıl Şiir Ödülü’ne, şiir dilindeki incelik, tematik zenginlik ve Türk şiirine katkıları dolayısıyla Adem Turan layık görüldü. Hikaye-Roman Ödülü ise eserlerinde Anadolu’nun ve İslam coğrafyasının meselelerini, insanlarını ve kültürel zenginliğini işlenmiş bir Türkçeyle anlatan Zeki Bulduk’a verildi. Necip Fazıl Fikir-Araştırma Ödülü’nün sahibi Kemal Sayar oldu. Sayar’ın psikiyatri alanındaki çalışmaları, edebiyat ve geleneksel birikimden yararlanarak geliştirdiği bakış açısı ile eser birikimi, ödül gerekçeleri arasında yer aldı. İlk Eserler Ödülü iki isme verildi Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü’ne Hümeyra Yabar ve Onur Bayrak layık görüldü. Yabar, insanın çok katmanlı gerçekliğini ele alan ve güncel anlatım tekniklerini geleneksel yöntemlerle buluşturan eserleriyle ödüllendirildi. Bayrak ise kişisel duyarlılığını toplumsal temalarla birleştiren özgün üslubu, dil ve ritim tercihleri ile gündelik hayatın inceliklerini estetik bir anlatımla sunması dolayısıyla ödüle değer bulundu. Uluslararası Kültür Sanat Ödülü William C. Chittick’in Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü, İslam düşüncesi ve tasavvuf alanındaki araştırmalarıyla tanınan William C. Chittick’e verildi. Chittick’in İbnü’l-Arabî ve Mevlânâ üzerine çalışmalarıyla İslam düşünce mirasının dünyaya tanıtılmasına ve kültürler arası fikrî etkileşime sağladığı katkılar vurgulandı. Çocuk Edebiyatı Ödülü’ne ise şiirlerinde Türkçenin anlatım gücüyle çocuk dünyasının duyarlılığını buluşturan Gökhan Akçiçek layık görüldü. Müzik ödülü Murat Salim Tokaç’a Necip Fazıl Müzik Ödülü’nün sahibi Murat Salim Tokaç oldu. Tokaç’ın ney ve tanbur icracılığındaki yetkinliği, Türk musikisinin icra geleneğini gelecek kuşaklara aktarmaya yönelik çalışmaları ve musikinin uluslararası alanda temsiline sunduğu katkılar ödül gerekçesinde yer aldı. Saygı Ödülü İhsan Süreyya Sırma’ya Necip Fazıl Saygı Ödülü, İslam tarihi üzerine yarım asrı aşan çalışmaları dolayısıyla İhsan Süreyya Sırma’ya verildi. Sırma’nın tarih bilincinin gelişmesine katkıları ve ilmî çalışmalara adadığı uzun yıllar, ödül gerekçesinde öne çıktı.

Yıldırım'da kültür sanat sezonu açıldı Haber

Yıldırım'da kültür sanat sezonu açıldı

Yıldırım Belediyesi tarafından düzenlenen 2026-2027 Kültür Sanat Sezonu Açılış Töreni, Barış Manço Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Programa sanatseverler yoğun ilgi gösterirken, Necip Fazıl Kısakürek'in hayatı ve eserlerini konu alan özel sergi ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Program kapsamında, Kısakürek'in önemli eserlerinden "Bir Adam Yaratmak" filminin gösterimi ve filmin oyuncularıyla söyleşi düzenlendi. "Bu yıl biraz daha derinlere iniyoruz" Açılış töreninde konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, geçen yıl Bursa'nın fethinin 700'üncü yıl dönümünü "Beylikten Cihan Devletine" temasıyla kutladıklarını hatırlatarak, "Bu yıl biraz daha derinlere iniyoruz. Medeniyetin merkezi olan insana dair inşallah bu yıl Kültür Sanat Sezonumuzu açacağız. ‘Hoşça bak zâtına' diyeceğiz ve bu anlamda birçok etkinlikle hemşerilerimizle bir arada olacağız" dedi. Sezon açılışında Necip Fazıl Kısakürek'i "Bir Adam Yaratmak" eseriyle anacaklarını belirten Yılmaz, "Onun hatırasını ve hafızasını da yine eserini sinemaya uyarlamasıyla birlikte hemşerilerimizle buluşturmuş olacağız" ifadelerini kullandı. Hava şartlarına rağmen programa gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Yılmaz, "Bugün çok güzel bir kalabalık görüyorum. Hemşerilerimizin teveccühü, hava şartlarına rağmen büyük bir teveccüh bizleri oldukça mutlu etti" diye konuştu. Yılmaz, kültür sanat sezonunun insanı anlamaya yönelik önemli mesajlar taşımasını temenni ederek, programa katkı sunan yöneticilere, sanatçılara ve Necip Fazıl Kısakürek'in torunlarına teşekkür etti. Sanatçılardan Yıldırım Belediyesi'ne teşekkür Programda yer alan filmin oyuncuları Murat Çeri, Alp Kırşan, Deniz Barut, Hakan Meriçliler ve Caner Topçu da etkinliğe katılmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Sanatçılar, kültür ve sanat sezonunun açılış programını düzenleyen Yıldırım Belediyesi'ne teşekkür ederken, kendilerini yalnız bırakmayan ve programa katılım gösteren sanatseverlere de şükranlarını iletti. Program, filmin gösterimiyle devam etti. Necip Fazıl Kısakürek'in aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan filmi izleyen sanatseverler, sezon açılışında edebiyat ve sinemayı bir araya getiren özel bir etkinliğe tanıklık etti.

3. BUYAZ İhsan Üren Şiir Ödülü sahibini buldu Haber

3. BUYAZ İhsan Üren Şiir Ödülü sahibini buldu

Şair İhsan Üren’in adını ve edebi mirasını yaşatmak amacıyla Nilüfer Belediyesi ile Bursa Yazın ve Sanat Derneği (BUYAZ) iş birliğinde düzenlenen BUYAZ İhsan Üren Şiir Ödülü, üçüncü kez şiirseverleri bir araya getirdi. Nâzım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen ödül törenine Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Aslıhan Ceyhan, BUYAZ Başkanı Bülent Elitok, İhsan Üren’in ailesi ve çok sayıda edebiyatsever katıldı. Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Aslıhan Ceyhan, kültür ve sanat kenti Nilüfer’de böylesi anlamlı bir edebiyat gecesinde buluşmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, ödülün sahibi Emin Kaya’yı kutladı. BUYAZ Başkanı Bülent Elitok ise İhsan Üren’in anısını yaşatmanın sevincini paylaştıklarını ifade ederek, “İhsan ağabey edebiyatın evrenselliğini kendi dünya görüşüyle özümseyerek Türkiye’nin her yerinde insanlara dokunmuş bir isimdi. Bu ödülün Türk şiirine katkı sağlamasını ve kültür yaşamımızda yeni ufuklar açmasını diliyorum” dedi. İhsan Üren’in ailesi adına konuşan Altan Üren de bu yıl ödüle 60’ın üzerinde başvuru yapıldığını belirterek, titiz çalışmaları için seçici kurula, Nilüfer Belediyesi’ne ve BUYAZ’a teşekkür etti. Açılış konuşmalarının ardından Nihat Kayabaşı, İhsan Üren anısına yazdığı “Şiir Adam” şiirini okudu. “ASIL OLAN METİNDİR” Tören kapsamında Süreyya Akçay’ın moderatörlüğünde ödülün sahibi Emin Kaya ile bir söyleşi gerçekleştirildi. Batman’da başlayan yazın serüveninde edebiyat dergilerinin ve Bursa’da yayımlanan Akatalpa dergisinin kendisi için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu anlatan Kaya, şiiri “Biriken susmaların ve iç hesaplaşmaların kağıda taşması” olarak tanımladı. Ödüle değer görülen “Uyanınca Ben Burdayım” kitabında bekleyiş, özlem ve sistem temalarını bütünlüklü bir kompozisyonla işlediğini belirten Kaya, ödüllerin birleştirici gücüne değinerek, “Ödüller şair ile okuru bir araya getirir ama asıl olan metindir. Çünkü ödüller unutulur, yazdığınız metin ise daima ortada kalır” diye konuştu. Söyleşinin sonunda Emin Kaya’ya ödülü, seçici kurul üyelerine ise teşekkür plaketleri takdim edildi.

Defne Suman Nilüferli okurlarıyla buluştu Haber

Defne Suman Nilüferli okurlarıyla buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği ve yazarların okuyucuları ile buluştuğu Edebi Kazılar söyleşileri yeni döneminde de devam ediyor. Akkılıç Kütüphanesi’nde düzenlenen etkinliğin bu ayki konuğu yazar Defne Suman oldu. Moderatörlüğünü Çağlayan Erendağ’ın yaptığı söyleşide Suman’ın "Rüyaya Benzer" adlı kitabı ve yazarlık serüveni konuşuldu. Yazarlıkla çocukluğundan beri haşır neşir olduğunu belirten Defne Suman, ilk başlarda bir okur için yazma cesaretinin olmadığını ifade etti. Edebiyat yazarlığının kendisine haz verdiğini anlatan Suman, "Sanırım yoga sayesinde yüreğimi açmayı, o cesareti edinmeyi öğrendim ve yazmaya başladım. Bir süre sonra, ilk editörüm olan Çağlayan Erendağ ile yolumuz kesişti. O dönem internetteki blogumda yayınlanan yazılarımı toparlayıp bir yayınevine götürdü ve böylece süreç başladı" dedi. Geçen yıl Kasım ayında çıkan ve 1990’lı yıllarda geçen "Rüyaya Benzer" isimli romanının çıkış noktasına değinen Suman, kitabını o günleri beraber yaşadığı dostlarına adadığını dile getirdi. Kitabını yazmaya başlarken dostluk romanı olmasını istediğini anlatan Suman, "Yaş ilerledikçe arkadaşlık dediğimiz ilişki türünün ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlamaya başlıyoruz. Evlilikler bitebiliyor, çocuklar büyüyüp kendi yoluna gidiyor ya da aile içi ilişkiler zaman zaman yıpranabiliyor. Ancak arkadaşlık sessizce varlığını koruyor ve hayatta en çok sırtımızı dayadığımız ilişki türü olarak kalıyor. Bunu fark ettiğim andan itibaren arkadaşlık üzerine yazmak istedim ve kendi gençliğimden ilham alarak genç bir arkadaş grubunu odağıma aldım" diye konuştu. Kendi deneyimlediği bir dönemi kaleme aldığı için hayal ile gerçeğin birbirine çok yaklaştığını ve bu durumun yazım sürecini zorlaştırdığını ifade eden Suman, "İnsan bilmediği bir şeyi kurgularken ‘Hepsini biliyorsun, yazması daha kolay olur’ diye düşünüyor ama iş kurmacaya, karakter inşasına ve olay örgüsüne geldiğinde, bilmediğim bir dünyayı yazıyor olmanın benim için aslında daha kolay olduğunu anladım" dedi. Söyleşinin ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Suman, kitaplarını da imzaladı.

Özbekistan Halk Hareketi Lideri Muhammed Salih'in biyografisi İstanbul'da tanıtıldı Haber

Özbekistan Halk Hareketi Lideri Muhammed Salih'in biyografisi İstanbul'da tanıtıldı

Özbekistan Halk Hareketi Lideri Muhammed Salih'in yaşamını anlatan ve Özbek yazar Kerimverdi Töremurad'ın imzasını taşıyan "Erken Uyanan Adam" biyografi eserinin tanıtımı, İstanbul Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde düzenlenen bir programda gerçekleştirildi. Hayatı kaleme alınan Salih, "Beni düşman sayanlardan çoğunu ve benim de düşman saydığım insanların çoğunu affettim" dedi. Özbek yazar Kerimverdi Töremurad'ın kaleminden Özbekistan Halk Hareketi Lideri, Şair ve Yazar Muhammed Salih'in hayatını, siyasi ve edebi yaşamını anlatan biyografik eser "Erken Uyanan Adam" için Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde tanıtım programı düzenlendi. Programa Salih ve Töremurad'ın yanı sıra yazarlar dünyasından çok sayıda isim ve Salih'in sevenleri katıldı. "Gençliğimizde Salih'in kitaplarını, şiirlerini çok takip ettik" Yazar Kerimverdi Töremurad, Muhammed Salih ile dört yıl önce tanışma fırsatı bulduğuna değinerek, "Muhammed Salih'i 80'li yıllardan beri gençliğimizde kitaplarını, şiirlerini çok takip ettik. Eserlerini zevkle okuyorduk. Muhammed Salih ile dört sene önce Türkiye'de görüşme fırsatı buldum. Muhammed Salih'in bir sözü beni çok etkilemişti; 'Ben artık herkesi affettim, kendi düşmanlarımı bile affettim' dedi. Bu cümleye çok hayran kaldım. Muhammed Salih ile sık sık görüşmeye başladım. Paylaşımlarımız çok oldu. Özbekistan'da yaşadıklarını anlatmaya başladı. Olaylarla ilgili fotoğraflar, belgeler gösterdi. Bundan ilhamla kitabı yazmaya başladım. Yayınevi de destek verdi, kendilerine çok teşekkür ederim" şeklinde konuştu. "Beni düşman sayanlardan çoğunu ve benim de düşman saydığım insanların çoğunu affettim" Kitabın geçtiğimiz günlerde Semerkan'da Özbekçe tanıtımının yapıldığını belirten Muhammed Salih ise, "Bu eser bizim hareketin ve benim şahsımın kronik bir tasviridir, biyografik bir eserdir. Töremurad, bu eseri dört yıllık bir çalışmayla yazdı. Kitap Özbekçe çıktı. Özbekçe sunumu 10 gün önce Semerkand'da yapıldı. Çok iyi karşılandı. Bugüne kadar Özbekistan'da ismi bile telaffuz edilemeyen bir insandım. Ama bugün orada benim hakkımdaki bir kitabın sunumu yapılıyor. Tabii bu açıdan bu durum kitap kadar önemli bir olay oldu. Biz de sevinçliyiz. İnşallah bu özgürlüğün ilk adımları olur. İnşallah bunun da devamı gelecek. Özbekistan'a tam özgürlük gelecek" dedi. Kendisinin "Tüm düşmanlarımı affettim" sözünden Töremurad'ın çok etkilenmesine ilişkin ise Salih, "Beni düşman sayanlardan çoğunu ve benim de düşman saydığım insanların çoğunu affettim. Bu benim için manevi bir sorun. Çünkü onları ne kadar çok affedersem, ben o kadar kazanıyorum. Hiç şüphesiz bu dünyada da öbür dünyada da kazanacağım. Aslında bu da iyi anlamda bir egoizmdir. Düşmanlarını affetmek, herkesi sevmek de egoizmdir. Çünkü bunu kendin için yapıyorsun. Birini seviyorsan, bu kendin için iyidir. Onun için sevmek, nefret etmekten çok daha iyi bir şey ve ben bunu kesinlikle yaşım geçtikçe daha derin anlıyorum" dedi. "Doğru yaşadım, doğru söyledim ve inşallah doğru da öleceğim" Yaşadığı dönemdeki gelişmelerin kendisini siyaset yapmaya sürüklediğini anlatan Salih, "Bu eser benim hayatımın ve yaşadıklarımın bir tarihidir. Aynı zamanda Özbekistan'ın tarihidir. Bizim siyasi teşkilatlarımızın tarihi ve orada yaşanan siyasi olayların bir tasviridir. Eserde büyük ölçüde edebiyat da var. Çünkü ben 40 yaşıma kadar hep edebiyatla yaşadım. Şiirler, kitaplar yazdım. Siyasete biz mecburen girdik. Orada belli meseleler ortaya çıkmaya başladı. O olaylar bizi siyasete sürükledi. Milletimizin özgürlüğü meselesi Gorbaçov döneminden 2 yıl önce başladı. Özgürlük hissi, isteği 1983-84'lerde başladı ve Gorbaçov döneminde doruğa çıkmıştı. Ondan sonra da çok çetin bir mücadeleyle biz partimizi kurduk. Benim başkanlığını yaptığım Erk Partisi, Komünist Parti'ye alternatif kurulan ilk partiydi. Bu ilk milli partiydi. Özbekistan'da 1991'de cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenlendi ve ben de bu partinin adayı oldum. Biz bu seçimi kazandık ama maalesef Kerimov hileyle onu kendine yazdı. O zamanlar bunu konuşuyorduk. Kerimov'un o dönemki basın danışmanı yakın zamanda, 2 sene önce beyanat verdi. Bir radyoda, 'O seçimi Muhammed Salih kazanmıştı' dedi. İlk defa Kerimov ile çalışan bir resmi kişiden bu durum itiraf edildi. Demek ki Allah böyle yazmış, böyle oldu. Ben bundan pişman değilim. Ben memnunum, çünkü doğru yaşadım, doğru söyledim ve inşallah doğru da öleceğim. İnşallah Allah, Sırat-ı Müstakim'de canımızı böyle alsın" diye konuştu. Özbekistan'ı ölmeden önce bir kez daha görmek isteyip istemediği sorusu üzerine Salih, "İnşallah görürüm. Umut ederim ki görürüm. Görmesem de üzülmem, çünkü demek ki böylesi daha hayırlıymış derim. Çünkü Allah her zaman kuluna en iyi olduğunu verir. Ben buna eminim. Onun için benim öyle fazla görmek ya da görmemek derdim yok. Görsem, tabii ki çok sevinirim. Annemin, babamın kabrine gideceğim, orada dua edeceğim. Öyle arzularım var. Ama yazmadıysa ne yapacağız, gitmeyeceğiz. Burada dua edeceğiz" diye konuştu.

Koza Buluşmaları’nın konuğu Alper Canıgüz oldu Haber

Koza Buluşmaları’nın konuğu Alper Canıgüz oldu

Nilüfer Belediyesi, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmayı sürdürüyor. Koza Kütüphane’de düzenlenen Koza Buluşmaları’nın konuğu, “Bir Kamu Davası” serisi ve “Gizliajans” gibi eserleriyle tanınan Alper Canıgüz oldu. Yazar, moderatörlüğünü Hakan Akdoğan’ın üstlendiği “Çocuğun Rüyası, Azınlığın Kâbusu: Örümcek Burgacı’nda Hiperdemokrasi, Polisiye ve Distopyanın Mizahı” başlıklı söyleşide okurlarıyla bir araya geldi. Söyleşide son romanı “Örümcek Burgacı”nda kurguladığı alternatif 1974 yılına ve hikayenin zeminine değinen Canıgüz, anlatıyı geleceğe taşımak yerine geçmiş bir tarihe yerleştirmenin nedenlerini paylaştı. Geleceğe dair bilimkurgu tahminlerinin zamanla eskiyebildiğini belirten yazar, 1974 yılının teleteks gibi erken bilişim teknolojilerinin filizlendiği ve toplumsal kırılmaların yaşandığı kritik bir eşik olması sebebiyle güçlü bir kurgusal zemin sunduğunu ifade etti. Romanda kamusal kararların ve hatta insanların yaşam sürelerinin anketlerle belirlendiği distopik bir yapıyı ele aldığını aktaran Canıgüz, çoğunluk iradesinin mutlak bir doğru gibi kabul edilmesinin getirdiği tehlikelere dikkat çekti. Demokrasinin özünün çoğunluğun sınırsız kararları değil, azınlığın haklarını korumak olduğunu vurgulayan Canıgüz, günümüz dünyasındaki algoritmalara ve kanaat toplumuna da değinerek, korku ve öfkenin toplumları yönlendirmede nasıl bir araca dönüştürüldüğünü anlattı. Romandaki başkarakterin dedektif bir şair olmasının tesadüf olmadığını da sözlerine ekleyen yazar, iletişimsizliğin ve kavramların içinin boşaltıldığı dönemlerde şiirin taşıdığı anlama işaret etti. Şiirin sözcükleri propaganda ve kişisel hesaplardan arındırıp kendi özgürlüğüne kavuşturduğunu söyleyen Canıgüz, dilin ve sözün gerçek ağırlığını koruyabilmesinde edebiyatın belirleyici olduğunu kaydetti. Söyleşinin ardından okurların sorularını yanıtlayan Alper Canıgüz’e günün anısına hediye takdim edildi. Etkinlik, yazarın okurları için kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.

Koza Buluşmaları’nın konuğu Alper Canıgüz oldu Haber

Koza Buluşmaları’nın konuğu Alper Canıgüz oldu

Nilüfer Belediyesi, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmayı sürdürüyor. Koza Kütüphane’de düzenlenen Koza Buluşmaları’nın konuğu, "Bir Kamu Davası" serisi ve "Gizliajans" gibi eserleriyle tanınan Alper Canıgüz oldu. Yazar, moderatörlüğünü Hakan Akdoğan’ın üstlendiği "Çocuğun Rüyası, Azınlığın Kâbusu: Örümcek Burgacı’nda Hiperdemokrasi, Polisiye ve Distopyanın Mizahı" başlıklı söyleşide okurlarıyla bir araya geldi. Söyleşide son romanı "Örümcek Burgacı"nda kurguladığı alternatif 1974 yılına ve hikayenin zeminine değinen Canıgüz, anlatıyı geleceğe taşımak yerine geçmiş bir tarihe yerleştirmenin nedenlerini paylaştı. Geleceğe dair bilimkurgu tahminlerinin zamanla eskiyebildiğini belirten yazar, 1974 yılının teleteks gibi erken bilişim teknolojilerinin filizlendiği ve toplumsal kırılmaların yaşandığı kritik bir eşik olması sebebiyle güçlü bir kurgusal zemin sunduğunu ifade etti. Romanda kamusal kararların ve hatta insanların yaşam sürelerinin anketlerle belirlendiği distopik bir yapıyı ele aldığını aktaran Canıgüz, iradesinin mutlak bir doğru gibi kabul edilmesinin getirdiği tehlikelere dikkat çekti. Demokrasinin özünün sınırsız kararları değil, azınlığın haklarını korumak olduğunu vurgulayan Canıgüz, günümüz dünyasındaki algoritmalara ve kanaat toplumuna da değinerek, korku ve öfkenin toplumları yönlendirmede nasıl bir araca dönüştürüldüğünü anlattı. Romandaki başkarakterin dedektif bir şair olmasının tesadüf olmadığını da sözlerine ekleyen yazar, iletişimsizliğin ve kavramların içinin boşaltıldığı dönemlerde şiirin taşıdığı anlama işaret etti. Şiirin kelimeleri propaganda ve kişisel hesaplardan arındırıp kendi özgürlüğüne kavuşturduğunu söyleyen Canıgüz, dilin ve sözün gerçek ağırlığını koruyabilmesinde edebiyatın belirleyici olduğunu kaydetti. Söyleşinin ardından okurların sorularını yanıtlayan Alper Canıgüz’e günün anısına hediye takdim edildi. Etkinlik, yazarın okurları için kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.

“Bursa Felsefe Buluşmaları” başlıyor Haber

“Bursa Felsefe Buluşmaları” başlıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi, düşünce dünyasına katkı sunacak yeni bir etkinlik serisini Bursa’ya kazandırıyor. ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’ adıyla gerçekleştirilecek söyleşi dizisinde, günümüz dünyasının hızlı dönüşümü felsefi bir perspektifle ele alınacak. ‘İnsan, hakikat, anlam, bağ ve gelecek’ kavramları etrafında şekillenecek buluşmalarda, değişen dünyada insanın konumu ve geleceği üzerine farklı disiplinlerden akademisyenler görüşlerini paylaşacak. İLK BULUŞMA 10 EKİM’DE ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’nın ilk oturumu, 10 Ekim 2026 Cumartesi günü saat 16.00’da Tayyar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Serinin açılış konuğu Prof. Dr. Ferudun Yılmaz olacak. Yılmaz, ‘Değişen Dünya, Sarsılan İnsan: Ekonomi, Kültür ve Siyasetin Yeni Krizleri’ başlıklı konuşmasıyla günümüz dünyasındaki dönüşümleri ve bu dönüşümlerin insan üzerindeki etkilerini değerlendirecek. Serinin ikinci buluşmasında Prof. Dr. Işıl Bravo ve Doç. Dr. Elif Madarbaş Gülen ‘Hakikat Kayboldu mu? Algoritmik Yönlendirme, Dezenformasyon, Bilgi Krizi’ başlığıyla bilgi çağının yeni sorunlarını ele alacak. 12 Aralık’ta Prof. Dr. Ali Utku ve Prof. Dr. Victoria Rowe Holbrook, ‘Edebiyat ve Felsefe Kavşağında İnsan’ konusunu tartışacak. 9 Ocak 2027’de Prof. Dr. Enis Doko ve Doç. Dr. Mehtap Doğan, ‘İnsanlığın Yeni Aynası: Yapay Zeka Çağında İnsan Olmak’ başlıklı buluşmada yapay zeka ve insan ilişkisini değerlendirecek. FELSEFEDEN BİLİME, AİLEDEN GELECEĞE Şubat ayında Prof. Dr. Türker Kılıç ve Prof. Dr. Çetin Balanuye ‘Bilim ve Anlam’, mart ayında Prof. Dr. A. Ayhan Çitil ve Prof. Dr. Kasım Küçükalp ‘İçimizdeki Fırtına: Modern İnsanın Zihinsel Buhranı’ başlıklarıyla Bursalılarla buluşacak. Nisan ayında Prof. Dr. Yayla Gül Ceren Karataş ve Doç. Dr. Şeyma Kömürcüoğlu, ‘Köklerde ve Kanatlarda: Aile, Kuşaklar ve Bağlar’ başlığını ele alırken, serinin 8 Mayıs 2027’deki final buluşmasında İhsan Fazlıoğlu, ‘Geleceğe Ne Bırakacağız?’ sorusunun izini sürecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen programın yürütücülüğünü Prof. Dr. Funda Güngör ve Doç. Dr. Mehmet Fatih Elmas üstleniyor. Oturumları takip etmek isteyen Bursalılar https://www.bursa.bel.tr/etkinlik/bursa-felsefe-bulusmalari-1570 adresinden kayıt yaptırabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.