Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#E-Nabız

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - E-Nabız haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, E-Nabız haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eşinin böbreği ile hayata tutundu Haber

Eşinin böbreği ile hayata tutundu

Çanakkale’de böbrek yetmezliği yaşayan Yalçın Arslan (47), canlıdan canlıya eşi Seval Arslan’dan yapılan böbrek nakliyle sağlığına kavuştu. Seval ve Yalçın Arslan çifti Ayvacık ilçesi Küçükkuyu beldesinde yaşıyor. Çiftin, 18 yıllık evlilik hayatında 13 ve 10 yaşlarında 2 erkek evlatları oldu. Baba Yalçın Arslan yaklaşık 5 seneden beri yaşadığı şiddetli baş ağrıları nedeniyle düzenli olarak ağrı kesici kullanmaya başladı. Yaklaşık 4-5 ay önce şiddetli baş ağrısı ve mide bulantısıyla acil servise başvuran Yalçın Arslan yapılan tetkiklerin ardından böbrek yetmezliği tanısı aldı. Eşinin organ nakli sırası beklemesine veya diyalize mahkum olmasına göz yummayan eşi Seval Arslan donör oldu. Eşlerin donör için birbirleriyle uyumlu olmasıyla 10 gün önce böbrek nakli gerçekleştirildi. Konu hakkında açıklamalarda bulunan ÇOMÜ Organ Nakil Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cabir Alan, "Kontrolsüz ağrı kesici kullanımları böbreklere kan akışının azalmasına neden olarak böbrek hasarı yapmaktadır. Hele alt zemininde bir hipertansiyon ya da diyabet de varsa risk katlanarak artmaktadır, o yüzden uzun dönemde ve düzenli bir ağrı kesici kullanımı böbrekler için çok sakıncalıdır. Mutlaka doktor kontrolünde dönem dönem ağrı kesici ilaç kullanan hastalar özellikle böbrek fonksiyonları kontrol ettirmeleri gerekmektedir" dedi. Eşinin böbrek nakli ile sağlığına kavuşan Yalçın Arslan, "3-5 seneden beri şiddetli baş ağrısından dolayı ağrı kesici kullanıyordum. 4 ay önce hekime başvurduk. Burada organ böbrek yetmezliği tanısı konuldu. Türkiye genelinde kadavralardan alınan böbreğin çok uzun zamanda olduğu için biz canlıdan canlı yanak ile karar verdik eşimle beraber. Hocalarımıza başvurduk, tahlillerimiz oldu çok kısa bir süre içinde. 3 ay içinde değerlerimiz geldikten sonra, 10 gün içinde de böbrek nakli oldum. Çok sağlıklıyız, Allah’a çok şükür" dedi. Organ bağışının önemine dikkat çeken Seval Arslan, "Eşimin yaklaşık 4-5 ay önce böbrek yetmezliği olduğunu öğrendik. Diyalize girmesini kesinlikle istemedim. Tahlillerimiz kısa bir sürede yapıldı ve ameliyatımız yaklaşık 10-15 gün önce yapıldı. Yani hiç kimse korkmasın diyorum, bağış yapsınlar" diye konuştu. "Ağrı kesiciler böbrekleri iflas ettirebilir" Kontrolsüz ağrı kesici kullanımı sonucunda böbrek yetmezliği oluşabileceğine dikkat çeken ÇOMÜ Organ Nakil Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cabir Alan, "Yalçın beye 10 gün önce böbrek nakli yaptık. Belki Türk toplumunda da yaygın olarak hepimizin yaptığı hatayı yapmakla böbrek yetmezliği gelişti. Uzun yıllara dayanan düzenli bir ağrı kesici kullanımı sonrası böbreklerde hasar meydana geldi. Bunu tabi ilk başta fark edemedi. Bundan 4-5 ay önce şiddetli baş ağrısı, mide bulantısıyla acil servise başvurdu. Orada yapılan tetkiklerde böbrek yetmezliği olduğu tespit edilince hızlı bir şekilde bize müracaat etti. Yakınları Türkiye’de organ bağışı yetersiz olduğu için kadavra listesine girmektense kendileri organlarını bağışlamayı kabul etti. Eşi verici olarak talepte bulundu. Yapılan testlerde herhangi bir sakınca olmayınca eşinden aldığımız sol böbreği Yalçın beye naklettik" ifadelerini kullandı. Kadavradan organ bağışında dünyanın gerisindeyiz Türkiye’de kadavradan canlıya böbrek naklinin çok az olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Anıl Kurt, "Böbrek naklini temelde iki kaynaktan sağlayabiliyoruz. Birincisi canlı vericiden böbrek nakli. Canlı vericiden böbrek naklini alıcıyı detaylı incelemelerden sonra, kan ve doku uyumu olduktan sonra alıcının dördüncü dereceye kadar akrabalarından ve eşinden böbrek naklini gerçekleştirebiliyoruz. İkincisi ve aslında ülkemiz açısından arttırmamız gereken konu ise beyin ölümü gerçekleşmiş olan hastalardan yapılan böbrek nakli. Bu konuda canlı vericide dünyada çok güçlü ülkeyken kadavra bağışında yeterli oranda bir bağışa sahip değiliz. Ülkemiz olarak arttırmak istediğimiz beyin ölümü gerçekleşmiş hastalardan kadavra donör bağışı. O yüzden de farkındalığını arttıracak yayınlar ve çalışmalar yapıyoruz. Organ bağışı konusunda artık elektronik ortamda e-nabız ve e-devlet üzerinden kolaylıkla hastalar organ bağışında bulunabilirler. Beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişiden sonra bir can birçok kişiye yeniden yaşam şansı sunabilir" şeklinde konuştu.

Sağlık Bakanı Memişoğlu "Türkiye'nin sağlıkta ihtiyaç duyduğu ilaç ve cihazları üreteceğiz" Haber

Sağlık Bakanı Memişoğlu "Türkiye'nin sağlıkta ihtiyaç duyduğu ilaç ve cihazları üreteceğiz"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Türkiye'nin sağlıkta dünyaya örnek bir model oluşturduğunu belirterek, "Biz sadece sağlık hizmeti vermeyeceğiz. Sağlığın teknolojisini de üreteceğiz. Bilimini de üreteceğiz. Cihazını da üreteceğiz. İlacını da üreteceğiz. Türkiye bu bölgenin sadece değil, dünyanın sağlıkla ilgili merkez noktalarından bir tanesi olacak. Altyapımıza güveniyoruz. İnsan gücümüze güveniyoruz. Bilgimize güveniyoruz" dedi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 15 Ağustos 2026 Cumartesi günü, İstanbul’da sağlık muhabirleriyle bir araya geldi. Sağlık gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memişoğlu, önemli açıklamalarda bulundu. "3 milyonun üzerinde insan Türkiye’ye sağlık hizmeti almaya geliyor" Türkiye'nin sağlık sisteminin son 25 yılda büyük bir gelişim sürecini yaşadığını vurgulayan Memişoğlu, "Sağlık hizmetinin iyi sunulmasının en önemli etkenlerden biri de iyi bir sağlık çalışanı ordumuzun olmasıdır. Kaliteli, çalışkan, hedef odaklı bir sağlık çalışanı kitlemiz var. Bunun altyapısı ve organizasyonu iyi yapılınca ve destek de verilince Türkiye bugün sağlıkta herkesin rahat ulaşabildiği, sosyal tarafı da çok kuvvetli olan, aynı zamanda teknolojisini de kullanabilen bir ülke hâline geldi. Bugün 3 milyonun üzerinde insan Türkiye’ye sağlık hizmeti almaya geliyor. Çevremizdeki ülkeler bizim sağlık hizmetini örnek almaya çalışıyorlar, bizden destek istiyorlar. Birçok ülkeye de yardım edebilir hâldeyiz" ifadelerini kullandı. "Palyatif bakım ile ilgili yeni bir model oluşturduk" Palyatif bakım konusunda yeni bir yönetmelik yayınlayarak bir model oluşturduklarını söyleyen Bakan Memişoğlu, "Bizim yoğun bakımlarımızda 4’te 1, 5’te 1 oranında hastalarımız uzun süre yatan kronik hastalardı, bakım hastalarıydı. Yeni bir yönetmelik yayımlayarak ‘palyatif kritik bakım hizmeti’ diye bir şey tanımladık. Evde sağlık, uzaktan sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini entegre ettik. ESKOM (Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi) denen bir merkezi komuta merkezi oluşturduk. Bu mevzuatla uzun yatışta olan, evde yatabilen hastaların uzaktan bakılmasını çok daha etkin hâle getireceğiz. Toplum yaşlandıkça ve aile küçüldükçe bakım yaşlılarımızın bakımı ile ilgili ve sağlık hizmetiyle ilgili farklı bir modele geçmek zorundayız. Onun için bu modeli oluşturduk. Aile hekimi de bu sisteme dâhil edildi. Aile hekiminin bir hastasının palyatif bakım ihtiyacı varsa aile hekimi bu durumu ESKOM’a bildirecek veya palyatif bakım hastası hastaneden çıkarılıp evine yerleştirildiyse otomatik olarak aile hekimine bu hastasıyla ilgilenmesi için bilgi verilecek. Böyle bir koordinasyon sistemi kuruyoruz. Bilgisayar yazılımıyla yapacağız bunları. Mevzuatı çıkardık, şimdi yazılımı bitiyor. Türkiye genelinde 271 bin yatağımız var, 7 bin 822 yatağımız palyatife ayrılmış durumda. İstanbul’da da 910 palyatif bakım yatağımız var. İstanbul’da palyatifte yatak sorunumuz yok. Önemli olan organizasyonu iyi yapabilmemiz" diye konuştu. "Türkiye’de aile hekimliği sayımız 25 bin bandındaydı, bugün 31 bin aile hekimliğimiz var" Sağlık sisteminin daha güçlü ilerleyebilmesi için mevzuat değişiklikleri gerçekleştirdiklerini anlatan Memişoğlu, "İki senede 160 mevzuat çıkardık. Bunların içinde bir tane de kanun var. 20-30 tane daha mevzuat değişikliğimiz olacak. 2024 yılının Kasım ayında Aile Hekimliği Yönetmeliği’ni değiştirdik. Sağlık sisteminin ‘Koruyan Sağlık’ tarafını ön plana çıkardık ve proaktif aile hekimliği sistemine geçtik. Türkiye’de aile hekimliği sayımız 25 bin bandındaydı, bugün 31 bin aile hekimliğimiz var. İstanbul’da bin 121 aile hekimliğimiz var, 81 aile hekimliği açtık, 130 tane daha açacağız. Aile hekimliklerinde; yaklaşık bin 850 ilacın yazılabilmesini, sağlık raporlarının verilebilmesini, geleneksel tıp (GETAT) uygulamalarının yapılabilmesini ve aile hekiminin gerek görürse hastası için hastaneden randevu alabilmesini sağladık. İstanbul’da 34 tane Sağlıklı Hayat Merkezi var. Ücretsiz hizmet sunulan Türkiye’deki bütün Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gebe okulu, çocuk gelişimci, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist var. Pilates, egzersiz yapılıyor. Aşıdan kanser taramasına kadar her şey yapılıyor. Şimdi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından aile danışmanı da var. Aile hekimi veya hastanedeki hekimler, hastaları için Sağlıklı Hayat Merkezlerinden randevu alabiliyor. Vatandaşlar da MHRS üzerinden Sağlıklı Hayat Merkezi randevusu alabiliyor" şeklinde konuştu. "Türkiye’de yaş ortalaması 78,5’e yükseldi" TUİK verilerine göre Türkiye'nin yaş ortalamasının yükseldiğinin altını çizen Memişoğlu, "TÜİK’in geçen ay yayınladığı bültende Türkiye’de yaş ortalamamız 78,5 olmuş, yani artmış. Neydi bu? 2002 senesinde 72’ydi. Geçen sene bu 78,1 idi. Bu esasında dünyada sağlık sisteminin başarı parametrelerinden biridir. Yani siz ne kadar uzun yaşıyorsanız sağlık sisteminiz o kadar iyidir. Bebek ölüm oranlarına bakın. 2002 senesinde bebek ölümü bin doğumda 31,5 iken bugün 7,8’e düşmüş durumda ve 2024’te binde 9 iken 2025’te binde 7,8’e düştü, yaklaşık 1,2 demek. Bu yılda 3 bin bebeğin daha yaşadığını gösteriyor. 3 bin bebek, az bir sayı değil bu. Doğumda annenin ölüm oranını düşürdük. Sağlık sisteminizin başarısı OECD’de bunlarla ölçülüyor" açıklamalarında bulundu. "Ülkemizde erkeklerin yüzde 46'sı sigara içiyor, dünyada ikinciyiz" Sigaranın Türkiye'de ölüm sebeplerinin en önemlilerinden biri olduğunu belirten Memişoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü "Ölümlerin yüzde 34,7’si dolaşım sistemi hastalıkları, yüzde 16’sı iyi ve kötü huylu tümörler sebebiyle oluyor. Yani yüzde 50’nin üzerinde ölüm nedeni dolaşım sistemi hastalıkları ve tümörler. Dolaşım sistemi hastalıklarının yüzde 42’sini iskemik kalp hastalığı, iyi ve kötü huylu tümörlerin yüzde 30’unu solunum hastalıkları, akciğer kanseri ve gırtlak kanseri oluşturuyor. Peki sizce bunun nedenleri ne? Bu ölüm sebeplerimiz iskemik kalp hastalığı, inme, dolaşım hastalığı ve akciğer kanseri nedeni nedir? Sigara. Sigara, Türkiye’de insanlarımızın hastalanma ve ölüm sebeplerinin en önemlilerinden biridir. Ülkemizde erkeklerin yüzde 46’sı sigara içiyor. Dünyada ikinci sıradayız, ilk üçte yerimiz değişiyor. Sigara kötü bir alışkanlık, herkes biliyor. Bize bir şey olmaz diyoruz ama oluyor. Olduktan sonra pişman oluyoruz. Türkiye’de geçen sene 8 milyar paket sigara satılması doğru bir şey değil. Bunu kullanmaması için insanları motive etmemiz lazım. İnsanların sağlık talebini artırmamız lazım" "Türkiye’de 30 binin üzerinde insan şu anda organ bekliyor" Konuşmasında organ naklinin önemine değinen Bakan Memişoğlu, "Organ nakli için kadavratik organ bağışı bulmakta zorlanıyoruz. Organ nakli konusunda kanunla beraber bir değişim yaptık. Artık e-Devlet, e-Nabız üzerinden organ bağışı yapılabiliyor. Bağış sayısı şimdiye kadar 250 bini buldu. Bu kanunla kişinin organ bağışını vasiyet hâline getirdik. Kişi diyor ki ‘Ben öldükten sonra organlarımı bağışlıyorum.’ Bunu sistemden yapıyor ve biz bu kişiye şunu soruyoruz: ‘Yakınların bilsin mi?’ ‘Hayır, bilmesin.’ derse bunu dediği anda hiç kimseye söylemiyoruz. Siz organ bağışını e-Nabız üzerinden yaptığınız zaman sizden başka kimse o bağışı yaptığınızı bilmiyor. Ne zamana kadar bilmiyor? Beyin ölümü tespit edilip öldü denildiği zaman hastanede Ölüm Bildirim Sistemi’ne girildiği anda hem ailenize hem doktorunuza hem de organ nakli ekiplerine haber gidiyor. O zamana kadar bağış yaptığınızdan kimsenin haberi olmuyor. Türkiye’de 30 binin üzerinde insan şu anda organ bekliyor. Organ bağışının e-Devlet üzerinden yapılmasını sağlamamız ve organ bağışı sayısını artırmamız lazım. Ülkemiz organ merkezleri anlamında, hekimlik ve altyapı anlamında dünyanın örnek ülkelerinden biri" dedi. İstanbul’da son 24 yılda 79 tane büyük hastane yapıldığını hatırlatan Memişoğlu, "Sadece COVID-19 pandemisi döneminde 28 hastane yapılmış. Türkiye genelinde 27 tane şehir hastanesi yaptık. Şu anda İstanbul’da bin 453 yataklı Fatih Sultan Mehmet hastanesini yapıyoruz. Sancaktepe’de 4 bin yataklı şehir hastanesini inşallah 2027’nin ikinci yarısında hizmete sunacağız. Haydarpaşa’nın kampüsüne başladık. Bakırköy Sadi Konuk Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin projelendirmesine başladık. Süreyyapaşa’nın projelendirmesini bitirdik. Finansını bulmaya çalışıyoruz ama yatak kapasitesi konumuzun üstünde çok sorunumuz yok. Esenyurt’ta inşallah bir yatak planlaması yapıyoruz. Beykoz’un hastanesini 2027’de bitirme hedefindeyiz, Bayrampaşa keza öyle. Bir de Avcılar var. Bunları İstanbul’a yatırım olarak yapacağız" diye konuştu. "E-Nabız'a hiç kimse sızamaz" E-Nabız sistemi ile ilgili güvenlik tartışmalarına değinen Bakan Memişoğlu, "E-Nabız çok korunaklı bir sistemdir. E-Nabız’a hiç kimse sızamaz, çok korunaklı bir sistemdir. Bize kodlu gelir, biz kimseyi görmeyiz. e-Nabız’a müdahale olamaz" dedi. "Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ilaç ve cihazları üreteceğiz" Yerli aşı konusundaki çalışmalara değinen Bakan Memişoğlu, "Yerli aşıyla ilgili çağrı yaptık. 8 tane yerli aşının üretimi için planlamalarımızı yaptık. İnşallah en az 6 tanesiyle birkaç hafta içinde sözleşme yapıp yerli aşı üretimini Türkiye’de kendimiz yapacağız. Hatta sadece dolum değil, ‘master cell’ dediğimiz esas hücreyi de alarak yapacağız. Yani biz kendimiz yapacağız her şeyi. Bizim 13 tane yerli aşımız var. Bu aşılar içinden seçtik. Hepatit A’yı biz kendimiz dolum yapıyoruz. Diğerlerini de çok yakında açıklayacağız. Çağrılarını yaptık. 8 tanesini yaptık ama 6 tanesinin anlaşmasını hazır hale getiriyoruz. Onlarla ilgili çalışma yaptık, hazır üretime geldik. 2 tane ultrason sözleşmesi yaptık. 2 firma yurt dışından teknolojisiyle beraber getirecekler. 2 sene içinde yüzde 70’in üzerinde yerli ultrasonumuzu üreteceğiz. Bunun sözleşmesini de yaptık. Şimdi Hacettepe ve Teknopark’ta üretimini yapıyoruz. İnşallah çok yakın zamanda 2 tane fabrikasının temelini atacağız. Böylece Türkiye kendi ultrasonunu da yapacak. Kendi kalp-akciğer pompamızı biliyorsunuz, ASELSAN’la beraber yaptık. Bu çok teknolojik bir cihaz. O cihaz olmadan kalp ameliyatları yapılamaz. Şimdi onu hastalarda kullanmaya başladık. Bir ay evvel başladık ve sene sonu itibarıyla seri üretimine geçeceğiz. Mobil röntgen cihazını aldık. Solunum cihazı yapıyoruz. Home Vent yapıyoruz. En önemlilerden bir tanesi, mesela kapsül endoskopi yapıyoruz Türkiye’de. Onun da insan çalışmalarına çok kısa zamanda başlayacağız. Endoskopi yerine biliyorsunuz, tablet gibi alıyorsunuz. Bütün bağırsağınızı, midenizi filmler gösteriyor. Bunu 2-3 ülke yapıyor. Bir tanesi de biziz. Teknopark’ta onu prototipiyle geliştirdik. Özellikle immünolojik ve kanser ilaçlarıyla ilgili çalışmalarımız var. Biz Türkiye’nin üretim kapasitesini tamamen bağımsız hâle getireceğiz. Özellikle kanser, SMA gibi moleküler hastalıklar, immünoterapi gibi ilaçları kendimiz üretir hâle getiriyoruz şimdi. Bunun klinik çalışmalarına da başlayacağız çok kısa zamanda. Türkiye’nin hangi stratejik cihazlara ihtiyacı var? 45 tane şimdi tespit ettik. Belki sayı artacak. Bu 45 cihazı üretebilmemiz lazım. Biz sadece sağlık hizmeti vermeyeceğiz. Sağlığın teknolojisini de üreteceğiz. Bilimini de üreteceğiz. Cihazını da üreteceğiz. İlacını da üreteceğiz. Türkiye bu bölgenin sadece değil, dünyanın sağlıkla ilgili merkez noktalarından bir tanesi olacak. Altyapımıza güveniyoruz. İnsan gücümüze güveniyoruz. Bilgimize güveniyoruz" ifadelerini kullandı. SMA hastalığı ile ilgili çalışmaların da yürütüldüğünü vurgulayan Bakan Memişoğlu, "SMA ile ilgili bir çalışma da yapıyoruz. SMA ile bağış toplayıp yurt dışında iyi olacağını deyip insanlara vaatte bulunup da bu vaadinin sonucunun ne olduğunu hepsini açıklayacağız. SMA ilacını bağış alıp da bu ilaç sonucunda o hastalar iyileşti mi, iyileşmedi mi? Sonucunu bilimsel olarak çalışıyoruz" dedi. Türkiye'nin sağlık sisteminden dünyaya örnek olan bir konuma geldiğinin altını çizen Memişoğlu, vatandaşlardan sağlık çalışanlarına sahip çıkmalarını istedi.

Hastane eve taşınıyor! Haber

Hastane eve taşınıyor!

Sağlık Bakanlığı, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin sunumuna ilişkin kapsamlı bir düzenlemeye imza attı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik" ile hizmetlerin planlanması, koordinasyonu ve denetimine yönelik yeni esaslar belirlendi. Yeni düzenlemeyle evde sağlık hizmetleri ile palyatif bakım hizmetlerinin birinci basamak sağlık hizmetleri, hastaneler ve uzaktan sağlık uygulamalarıyla entegre şekilde yürütülmesi amaçlandı. Yönetmelik kapsamında, il sağlık müdürlükleri bünyesinde Evde Sağlık Koordinasyon Merkezleri (ESKOM) kurulacak ve hizmetlerin il genelindeki koordinasyonu bu merkezler tarafından sağlanacak. Evde sağlık hizmeti başvuruları e-Nabız, çağrı merkezi ve diğer dijital kanallar üzerinden alınabilecek. Başvurular en geç üç gün içinde sonuçlandırılacak, uygun görülen hastalara ilk ev ziyareti aynı süre içinde gerçekleştirilecek. Yönetmelikle birlikte evde sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek kişiler de netleştirildi. Cihaza, yatağa veya eve bağımlı hastalar ile yaşlılığı nedeniyle sağlık hizmetine erişimde güçlük yaşayan kişiler evde sağlık hizmetlerinden faydalanabilecek. Palyatif bakım hizmetlerinde de önemli değişikliklere gidildi. Hastanelerde açılacak palyatif bakım servislerinin yatak kapasitesi, nüfus ve bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak planlanacak. Ayrıca çocuk hastalara yönelik özel palyatif bakım servisleri kurulabilecek. Yeni düzenleme kapsamında evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde dijital kayıt sistemi zorunlu hale getirilirken, tüm süreçlerin elektronik ortamda izlenmesi ve raporlanması sağlanacak. Hizmetlerin kalite standartları düzenli olarak denetlenecek, hasta güvenliği ve bakım sürekliliğinin artırılması hedeflenecek. Öte yandan, mevcut evde sağlık ve palyatif bakım birimlerinin ise yeni düzenlemeye uyumlu şekilde yeniden tescil işlemlerini bir yıl içinde tamamlaması gerekecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.