Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#E-Ihracat

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - E-Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, E-Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

E-ticaret hacmi 4,5 trilyon lirayı aştı Haber

E-ticaret hacmi 4,5 trilyon lirayı aştı

BTSO’nun Bursa iş dünyasını yeni nesil ticaret modellerine hazırlamak amacıyla hayata geçirdiği etkinlik kapsamında Trendyol, Hepsiburada, Alibaba, Ozon, eBay, N11, Pazarama, Idefix, PTTAVM ve SHEIN platformlarının üst düzey temsilcileri Bursalı firmalarla bir araya geldi. Dinamik bir networking formatında gerçekleştirilen programda katılımcılar, dijital pazaryerlerinin sunduğu fırsatlar hakkında birebir görüşmeler yapma imkânı buldu. Etkinliğe BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Meclis Üyeleri İlker Özgüven ve Mesut Ceylan, 70. Meslek Komitesi Başkanı Barış Sülün ile Komite Başkan Yardımcısı Selda İyici ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin önde gelen 10 pazaryeri katıldı Etkinliğin açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, "Bursa Dijital Pazaryeri B2B Networking 2026" etkinliğiyle Türkiye’nin dijital pazaryeri alanındaki en kapsamlı B2B networking organizasyonlarından birine ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Türkiye’nin önde gelen 10 dijital pazaryeri şirketinin Bursa iş dünyasıyla bir araya geldiğini belirten Burkay, tekstilden elektroniğe, bilişimden gıdaya, otomotiv yedek parçadan makine sektörüne kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren yaklaşık 60 firmanın etkinlikte yer aldığını ifade etti. Burkay, "Ortaya çıkan bu tabloyu son derece kıymetli buluyorum. Organizasyonda emeği geçen 70. Meslek Komitemizi tebrik ediyorum" dedi. E-ticaret hacmi 4,5 trilyon lirayı aştı Dünyada ticaret alışkanlıklarının hızla değiştiğine dikkat çeken İbrahim Burkay, bu dönüşümle birlikte ticaretin zemininin de farklılaştığını söyledi. Geçmişte iyi bir dükkân, güçlü bir çevre ve yılların itibarı ticarette önemli avantajlar sağlarken bugün dijital kabiliyetlerin de aynı ölçüde önem taşıdığını vurgulayan Burkay, "Artık dünyanın en büyük çarşısı telefon ve tablet ekranları oldu." ifadelerini kullandı. Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025 yılında yüzde 52 artışla 4 trilyon 567 milyar liraya ulaştığını belirten Burkay, bu rakamın 2025 yılı için ortalama kur hesabıyla yaklaşık 115,5 milyar dolarlık bir büyüklüğe karşılık geldiğini söyledi. E-ticaretin toplam ticaretteki payının yüzde 20 seviyesine yaklaştığını kaydeden Burkay, internet üzerinden yapılan kartlı alışveriş hacminin ise 7,3 trilyon liraya ulaştığını ifade etti. Dönüşümü kurumsal yapılarla destekliyoruz Dünyada da benzer bir dönüşüm yaşandığına dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO’nun bu değişimi erken fark eden kurumların başında geldiğini dile getirdi. Dijitalleşme ve e-ticaret konularının Türkiye’de gündeme geldiği dönemde BTSO’nun kurumsal yapılar oluşturmaya başladığını belirten Başkan Burkay, "Şimdi bu platformlarda nasıl yer alacağımız çok önemli. Bu etkinlik sayesinde dijital pazaryeri şirketleri Bursa’nın üretim gücünü ve ticaret kültürünü daha yakından tanıyacak. Firmalarımız da bu platformların sunduğu satış modellerini, veri altyapılarını, ödeme sistemlerini, lojistik çözümlerini ve müşteri erişim kanallarını doğrudan değerlendirme fırsatı bulacak" diye konuştu. Teknolojik dönüşüm süreçlerinde "yıkıcı inovasyon" kavramının önemine dikkat çeken Burkay, her büyük teknolojik kırılımın ekonomiye yeni oyuncular kazandırdığını ifade etti. İş dünyasında yaşanan değişimin kendi yaşamlarında da net şekilde görüldüğünü belirten Burkay, "Bizim çocukluğumuzdaki ekonomik aktörlerle bugünküler çok farklı. Yarının güçlü aktörleri ise sizler olacaksınız." dedi. Değişimin kolay olmadığını ancak bunu doğru okuyabilmenin büyük bir fırsat sunduğunu vurgulayan Burkay, BTSO olarak projeler ve çalışmalarla bu süreci somutlaştırmak için yoğun çaba gösterdiklerini söyledi. Ticaret Bakanlığı ile yakın iş birliği içinde çalıştıklarını ifade eden İbrahim Burkay, Bursa’nın sanayi, ticaret ve ihracatta olduğu gibi e-ticaret ve e-ihracat pastasından daha fazla pay alması için çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Bursa e-ticarette öncü bir şehir BTSO Meclis Üyesi ve E-Ticaret ile Dijitalleşme Konseyi Başkanı İlker Özgüven, etkinliğin Türkiye’den ve dünyadan önemli dijital pazaryerlerini Bursa’da buluşturduğunu belirterek organizasyonu geleneksel hale getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Bursa’nın e-ticarette her zaman öncü şehirlerden biri olduğunu vurgulayan Özgüven, "Şehrimiz e-ticaretteki güçlü konumunu koruyor. BTSO olarak bu alana özel önem veriyor, yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu komitenin kurulmasıyla önemli bir ilke imza atıldı. Sayın Başkanımız İbrahim Burkay ve üyelerimizin desteğiyle güçlü bir ekosistem oluşturduk. Etkinliğin verimli iş birliklerine ve başarılı sonuçlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Birlikte iş yapma kültürünü geliştiriyoruz BTSO 70. Meslek Komitesi Başkanı Barış Sülün ise komitenin Türkiye’de oda ve borsalar arasında e-ticaret alanında faaliyet gösteren tek komite olma özelliği taşıdığını belirterek, bugüne kadar sektör temsilcilerini bir araya getiren birçok çalışma gerçekleştirdiklerini söyledi. Komitenin e-ticaret alanında faaliyet gösteren tüm firmaları kapsadığını ifade eden Sülün, "Üyelerimiz arasında birlikte iş yapma kültürünü geliştirme ve verimli iş birlikleri oluşturma adına önemli bir fırsat yakaladık. Katılan tüm üyelerimize teşekkür ediyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.