Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Duruşma

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Duruşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Duruşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savcıdan tutuklu sanık Murat Ongun’a: "Kirayı siz mi ödediniz, belediye mi ödedi?" Haber

Savcıdan tutuklu sanık Murat Ongun’a: "Kirayı siz mi ödediniz, belediye mi ödedi?"

Çapraz sorgusu yapılan Ongun’a cumhuriyet savcısı tarafından "Beykoz’da sitedeki daire sizin mi yoksa kiralık mı?" sorusu soruldu. Murat Ongun, "Kiralık, keşke benim olsa" şeklinde cevap verdi. Savcının "Kirayı siz mi ödediniz, belediye mi ödedi?" sorusuna Murat Ongun, "Sayın savcım soruyor ama bu konunun bana yönelik suçlamalarla bir ilgisi yok. Burada kiracı olmaktan suçlanan tek kişiyim ben. Ev benim değil. Böyle bir suçlama iddianamede şahsıma yöneltilmediği için bu soruya yanıt vermemeyi tercih ediyorum. Sayın savcım, kusura bakmayın" yanıtını verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 60. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un savunmasının tamamlanması ile çapraz sorgusuna geçildi. "Talimatım tabii ki olmadı" Mahkeme başkanı tarafından tutuklu sanık Ongun’a "Murat Abbas’ın beyanları var. İstanbul Çiçekçisi ihalesinin, Ali Tarakçı isimli kişiye verilmesiyle alakalı bizzat ona talimatınız olduğunu söylemiş. Bu şekilde talimatlarınız veya bu tarz yönlendirmeleriniz oldu mu Murat Abbas’a?" sorusunu sordu. Ongun soruya, "Hayır. Benim böyle bir talimatım tabii ki olmadı. Ali Tarakçı, benim bildiğim kadarıyla gazeteci. Büfeci, çiçekçi veya reklamcı değil. Yani benim Ali Tarakçı’yla böyle bir diyaloğum olmadı. Ali Tarakçı’nın da çiçek büfesiyle nasıl bir ilgisi var, onu nasıl söyledi anlamış değilim açıkçası" yanıtını verdi. Murat Ongun, firari Bağdatlı hakkındaki soruya "Adam benim arkadaşım, işi de biliyor. Ben de danışacağım resmi danışman değil" yanıtını verdi Ardından cumhuriyet savcısı, "Emniyet aşamasındaki beyanlarınızda Emrah Bağdatlı için ‘2019 yılından beri tanırım, bir arkadaşımın ortaklığı vasıtasıyla tanırım’ demişsiniz. Savcılık aşamasında ise Emrah ile ilgili ilişkinizden bahsederken daha çok sosyal ilişkinizin vasıf olduğunu, aynı sitede oturduğunuzu ve sitede ailecek görüştüğünüzü, göreve geldikten sonra ise 1,5-2 ayda Emrah’ın işi bilmesinden ötürü şirkette yardımcı olduğunu beyan etmişsiniz. Yargılama aşamasında ise işi bilmesinden ötürü şirketler tavsiyesi aldığınızı, bunda bir mahzur olmadığını ve Emrah’ın resmi danışmanınız olmadığını söylediniz. Doğru mu bu aşama içerisindeki?" şeklinde soru yöneltti. Savcının sorusuna Murat Ongun, "Tamamen sizin söylediğiniz gibi değil de genel olarak doğru çerçeve ama detayları var, nüansları önemli. Evet, resmi danışman değil. Danışmanın danışmanı olmaz. Emrah kendisini ‘Ben Murat Ongun’un danışmanıyım’ diye anlatabilir. Ben buradaki arkadaşlarımıza da ‘Emrah’a buradaki konularda danıştı’ demiş olabilirim ama bu onu benim danışmanım yapmaz" şeklinde yanıt verdi. Cumhuriyet savcısı "Fatoş Pınar Türker yargılama aşamasındaki savunmasında, Emrah’ın sizin danışmanınız olduğunu bildiğini ifade etti. Siz ona, ‘Emrah benim danışmanım’ demişsiniz" ifadelerini kullandı. Ongun konu hakkında, "Emrah Bağdatlı benim danışmanım olsa ben burada danışmanım derim. Ben öyle bir adamım, belgesini de sunarım. Adam benim arkadaşım, işi de biliyor, ben de danışacağım. Ama derseniz ki ‘Emrah Bağdatlı sizin danışmanınız mı?’ o zaman benim size evrak sunmam icap eder. Öyle bir evrak yok" açıklamasında bulundu. Murat Ongun, duruşma savcısının "kira" sorusuna yanıt vermedi Cumhuriyet savcısının "Aylık geliriniz nasıldır? Medya A.Ş. ve Başkan Danışmanlığı sürecinizle ilgili maaş haricinde bir geliriniz oldu mu?" şeklindeki sorusu üzerine Murat Ongun, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı olarak bir maaş alıyorum. Son aldığım maaş, başkan danışmanı olarak 82 bin lira gibi bir paradır. Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olarak huzur hakkı alıyorum. 110 gibi de bir huzur hakkı var. Bankada param vardı şu an el konulmuş. Onun da geliri var" yanıtını verdi. Cumhuriyet savcısının "Beykoz’da sitedeki daire sizin mi yoksa kiralık mı?" sorusuna Murat Ongun, "Kiralık, keşke benim olsa" şeklinde cevap verdi. Savcının "Kirayı siz mi ödediniz, belediye mi ödedi?" sorusuna ise Murat Ongun, "Sayın savcım soruyor ama bu konunun bana yönelik suçlamalarla bir ilgisi yok. Burada kiracı olmaktan suçlanan tek kişiyim ben. Ev benim değil. Böyle bir suçlama iddianamede şahsıma yöneltilmediği için savcılık sorgumda da, emniyet sorgumda da, mahkeme sorgumda da böyle bir soruyla muhatap olmadığım için bu soruya yanıt vermemeyi tercih ediyorum. Sayın savcım, kusura bakmayın" yanıtını verdi. Öte yandan duruşmada İçişleri Bakanlığı avukatı söz alarak, suçtan zarar görme ihtimallerine binaen davaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme başkanı katılma taleplerini ara kararda değerlendireceklerini belirtti.

Firari şüpheli Umut Altaş 30 Haziran'da hakim karşısına çıkmaya hazırlanıyor Haber

Firari şüpheli Umut Altaş 30 Haziran'da hakim karşısına çıkmaya hazırlanıyor

Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya yaklaşılıyor. Hakkında Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarılan firari şüpheli Umut Altaş, ABD'de hakim karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Duruşma salı günü yapılacak ABD'nin New York kentinde gözaltına alınmasının ardından Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) Pennsylvania eyaletindeki gözetim merkezine sevk edilen Umut Altaş'ın ilk duruşması 30 Haziran Salı günü yerel saatle 09.00'da yapılacak. Altaş'ın duruşmaya tutulduğu ICE gözetim merkezinden uzaktan bağlantı yoluyla katılacağı bildirildi. "Türkiye'ye iade edilmek istediğini söyledi" Umut Altaş'ı tutulduğu ICE gözetim merkezinde ziyaret eden ve ABD'de avukatlık yapan adı açıklanmayan bir kişi, İhlas Haber Ajansı'na yaptığı özel açıklamada, Altaş ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin bilgi verdi. Bulut, duruşmada Altaş'ın Türkiye'ye iade edilmeyi kabul edebileceğini belirterek, "Altaş'ı hücrede tutuyorlar. Yaptığımız görüşmede Türkiye'ye iade edilmek istediğini söyledi. Hatta Gülistan Doku'nun ölümüne ilişkin Türkiye'de savcıyla görüşüp, bedeninin bulunduğu yeri göstereceğini ifade etti" dedi. Hakkında Türkiye'ye iade edilmesi yönünde yakalama kararı bulunan Umut Altaş'ın, salı günkü duruşmada iade sürecine ilişkin tutumunu ortaya koyması bekleniyor. Duruşmadan çıkacak kararın, Gülistan Doku soruşturmasının uluslararası boyutunda önemli bir dönüm noktası olabileceği değerlendiriliyor. Gülistan Doku soruşturmasında kritik süreç Türkiye'nin yıllardır yakından takip ettiği Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında daha önce gözaltına alınan 15 şüpheliden 12'si tutuklanırken, 3 kişi hakkında adli kontrol kararı verilmişti. Firari durumda bulunan Umut Altaş hakkında ise Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı. ABD Polis Teşkilatı (USMS) ile Interpol Washington ve İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi'nin (HSI) New York ofisi tarafından yürütülen ortak çalışma sonucunda Altaş, 22 Mayıs'ta ABD'de yakalanarak gözaltına alınmıştı. Altaş, ABD'de farklı suçlamalarla da yargılanıyordu Altaş'ın ABD'de farklı suçlamalarla da yargılandığı ortaya çıkmıştı. Altaş'ın 1 Aralık 2025'te ABD'de gözaltına alındığı ve hakkında "tutuklamaya direnme", "sahte kimlik kullanma", "kasten fiziksel yaralanmaya yol açma", "devletin işleyişini engelleme" ve "ikinci derecede fiziksel temasla taciz" suçlamalarıyla dava açılmıştı.

Kubilay Kaan Kundakçı davasında rapçi Canbay ve aile arasında tartışma Haber

Kubilay Kaan Kundakçı davasında rapçi Canbay ve aile arasında tartışma

Edinilen bilgiye göre olay, 19 Mart gecesi Ümraniye ilçesi Sıddık Sokak’ta meydana geldi. Rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak için arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı’dan (21) yardım istedi. Kundakçı, Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne giderek araç içinde beklemeye başladı. Bu sırada stüdyo önüne çakarlı araçlarla gelen Alaattin Kadayıfçıoğlu ve beraberindekilerle grup arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Kadayıfçıoğlu’nun silahla ateş açması sonucu ağır yaralanan futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Ünlü isimlere müebbet hapis istemi Olayın ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, silahı ateşlediği belirtilen Alaattin Kadayıfçıoğlu hakkında ’kasten öldürme’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından; şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu hakkında ise ’kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan müebbet hapis cezası istendi. Olay sonrası şüphelilere yardım ettiği öne sürülen türkücü İzzet Yıldızhan hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Kimlik tespitlerinin yapılmasıyla başlayan ilk duruşma, İstanbul Anadolu 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya aralarında Alaattin Kadayıfçıoğlu, Aleyna Kalaycıoğlu ve İzzet Yıldızhan’ın da bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ile hayatını kaybeden Kundakçı’nın yakınları katıldı. Sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam eden duruşmada, mahkeme heyetinin tanıkları dinlemesi ve dosyadaki delilleri değerlendirmesi bekleniyor. Öte yandan duruşma öncesi rapçi Vahap Canbay ve hayatını kaybeden Kundakçı’nın ailesi arasında yaşanan tartışma dikkat çekti. Canbay’ın aileyle tartışma yaşadığı gergin anlar kameralara yansırken; Canbay’ın yakınlarından birisinin ise basın mensuplarını tehdit ettiği ve üzerlerine yürüdüğü anlar da görüntülerde yer aldı.

Atlas Çağlayan için adalet! Haber

Atlas Çağlayan için adalet!

Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda görülen duruşma, basın mensuplarına ve izleyiciye kapalı olarak yapıldı. Duruşmada, sanık E.Ç. (14), hayatını kaybeden Çağlayan’ın müşteki ailesi ile 4 mağdur ve tarafların avukatları hazır bulundu. 21 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası talebi İlk duruşmada Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcılık zanlı E.Ç. hakkında, Atlas Çağlayan’a yönelik ‘çocuğa karşı öldürme’, mağdurlar D.Ç., R.E.O., T.U.A. ile Y.O.O.’Ya karşı ‘silahla tehdit’ ile ‘6136 sayılı kanuna muhalefet’ suçlarından toplamda 21 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. Duruşma ertelendi Açıklanan mütalaa sonrası duruşmaya ara verildi. Aranın ardından mahkeme, açıklanan mütalaaya karşı tarafların savunma yapabilmesi ve beyanda bulunmaları için süre verilmesine ve sanık E.Ç.’nin tutukluluk halinin de devamına hükmederek, duruşmayı 8 Eylül tarihine erteledi. Gelecek celse mahkemenin kararını açıklaması bekleniyor. "Sanki Atlas’ın katledilmesinde hiçbir parmakları yokmuş gibi davrandılar" Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapan annesi Gülhan Ünlü, "İlk duruşmaydı. Bütün taleplerimiz reddedildi. Sadece onaylanan talebimiz katilin kemik yaşına bakılması, doğum belgesine bakılması. Diğer dört katil gözlerimizin içine bakarak elini sallayarak buradan çıktı gitti. Hiçbir şekilde iddialarda ne konuştuysak, 5 aydır ne için çabaladıysak, ne anlattıysak hiçbiri duyulmamış. Kamera görüntülerinin bir sonraki duruşmada canlı bir şekilde, ekranda gösterilmesini istedim. Bu talebim de reddedildi. Onun dışında diğer zaten bir tanesinin hasta olduğu iddia edildi. Bir tanesi zaten 12 yaşında. A.H.’nin parmak izinin çıkmamasına kendisi de çok şaşırdı. Hepsi içeride birbirini sattı diyeyim, öyle söyleyeyim. Diğerleri E.Ç.’ye karşı tek bir suçlu oymuş gibi davrandılar. Bize destek veriyormuş gibi davrandılar. Sanki Atlas’ın katledilmesinde hiçbir parmakları yokmuş gibi davrandılar. Dosyada bir sürü eksik var. Dosyada bunların kendi aralarında konuştukları madde var, kullanımı var. Bunun için de ayrı bir dava açılmış bizim dışımızda" şeklinde konuştu. "Aile hakkında kasten ölüme sebebiyet suçundan suç duyurusunda bulunduk" Ailenin avukatı Mehtap Yılmaz ise açıklamasında, "Sanık, Atlas ve arkadaşlarının kendisini tahrik ettiğini ve onlara baktığı, küfür ettiği konusunda iddialar ileri sürdü. Bu savunmaların ne kadar gerçeğe uygun olmadığı ortadadır. Bu nedenle zaten iddia makamı da mahkumiyeti yönünde talepte bulundu. Ancak biz tabii ki bunun yeterli olmadığı düşüncesindeyiz. Bizim taleplerimiz vardı. Önce de bazı olaylarda biliyorsunuz bu olaylar çok fazla artarak devam etti. Aile hakkında bir suç duyurumuz da vardı. Çünkü bu bıçağın aileye ait olduğu konusunda iddialar vardı, tanık beyanları vardı. Baba hakkında iddialar vardı. Çünkü baba 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan dolayı şu anda cezaevinde. S.S.Ç.’nin de fotoğraflarına baktığımız zaman, dosya içerisindeki telefonu ele geçirilmiş. Telefonlardaki fotoğraf ve videolarında da biz bu silahla çekilmiş, bıçakla çekilmiş fotoğraf ve videoları görüyoruz. Aile hakkında biz ihmali davranışla kasten ölüme sebebiyet suçundan dolayı bir suç duyurusunda bulunduk" diye konuştu.

Savcı sordu "Ticari sır" dedi. Ekrem İmamoğlu davasında yeni gelişme! Haber

Savcı sordu "Ticari sır" dedi. Ekrem İmamoğlu davasında yeni gelişme!

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 41. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık iş insanı Şeyhmus Sarıboğa savunma yaptı. İddianamede Şeyhmus Sarıboğa’nın sanık Murat Kapki’nin şirketinde çalışan olduğu ve sahte fatura yöntemiyle haksız gelirin nakde çevrilmesi sürecindeki bankasal işlemleri takip ettiği belirtilmişti. Sarıboğa’nın nakde çevrilen paraları Murat Kapki’nin Acarkent’te bulunan villasına taşıdığı, Murat Kapki tarafından paranın kaynağını gizlemek için adına şirket devredilmesine veya kurdurulmasına göz yumduğu iddianamede açıklanmıştı. Sarıboğa hakkında iddianamede ifadesine yer verilen Güngör Gürman, "Murat Kapki, kanunsuz işlerini Şeyhmus üzerinden yapıyordu. Beykoz Acarkent’te bulunan villasının inşaatı sürecinde imarla ilgili yaşanan bir sıkıntıda sahte kontrat düzenleyerek sorumluyu Şeyhmus olarak gösterdi. Ayrıca bütün banka işleri genellikle Şeyhmus Sarıboğa ile gerçekleştirirdi" demişti. "Murat Kapki’nin yasadışı bir talimatı olmamıştır" Şeyhmus Sarıboğa savunmasında "Daha önce verem geçirdim. Şeker hastasıyım. Şeker iğnelerimi düzenli kullanamadım. Bu yüzden Ocak ayında düştüm kaburgamı kırdım. Nefes aldıkça acı çekiyorum. Zorlandığımı bilmenizi isterim. Cezaevi şartlarında tedavi edilebilecek şeyler değil. Tutukluluğuma itiraz ediyorum. Daha önce adli kontrol kararı verildiğinde kaçmadım. Murat Kapki’nin yanında 13 sene çalıştım. Bankada bu süreçte işlem yaptığım oldu. Bunlar yasal işlemler. Savcılık ifadem alınırken bana sahte fatura gösterilmedi. Güngör Gürman’ın ifadesinin üzerine suç örgütüne üye olmaktan tutuklandım. İddianamede Murat Kapki’ye para taşıdığım iddia ediliyor. Benim çanta ile Murat Kapki’ye para götürdüğüm söylenmiş. Ben böyle bir şey yapmadım. Murat Kapki’nin yasadışı bir talimatı olmamıştır. Ben bankadan para çalmadım. Para çektim makbuzları var. Ortada işlediğim bir suç yok. Bir örgüt falan bir bilgim yok benim. Benim İBB ile bir alakam yok. Ne sahte fatura ile ilgili bir işlem yaptım ne yasadışı para taşıdım" dedi. Ardından cumhuriyet savcısı tarafından tutuklu sanık Şeyhmus Sarıboğa’ya Güngör Gürman’ın iddianamede yer alan "Murat Kapki, kanunsuz işlerini Şeyhmus üzerinden yapıyordu. Beykoz Acarkent’te bulunan villasının inşaatı sürecinde imarla ilgili yaşanan bir sıkıntıda sahte kontrat düzenleyerek sorumluyu Şeyhmus olarak gösterdi. Ayrıca bütün banka işleri genellikle Şeyhmus Sarıboğa ile gerçekleştirirdi" ifadesi soruldu. Soruya sanık Sarıboğa "Böyle bir şey olsa direkt suç duyurusu yapması gerekmiyor mu? Ama Acarkent’e gittiğim doğru. Ev kiralayıp kaldım" yanıtını verdi. "Bu ticari sır, elden ödeme yaptım" Cumhuriyet savcısı tarafından "BFK şirketini kaç TL vererek devraldın?" sorusu üzerine sanık Sarıboğa, "Bu ticari sır. Elden ödeme yaptım. Her şeyiyle devraldım" dedi. Duruşmaya Sarıboğa’nın avukatının savunması ile devam edilmek üzere ara verildi.

Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar: 12 yıl 6 ay hapsine karar verildi Haber

Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar: 12 yıl 6 ay hapsine karar verildi

Menajer Ayşe Barım’ın Gezi Parkı olaylarında şirketine bağlı sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan hazırlanan iddianame kapsamında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen tutuksuz sanık Ayşe Barım ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada celse arasında esasa ilişkin mütalaanın açıklandığı belirtildi. Mütalaada, Barım’ın ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Mütalaaya karşı savunma yapan Ayşe Barım, "2025 yılının Ocak ayından beri yaşamadığım bir sürecin içerisindeyim . Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla Gezi Parkı’na yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda kalp pili ile hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi beraatimi istiyorum" dedi. Ayşe Barım’ın avukatları da suçlamaları kabul etmedi. Son sözü sorulan Ayşe Barım "Avukatlarımın beyanlarına katılıyorum beraat talep ediyorum" dedi. 2 saatlik aranın ardından kararını açıklayan mahkeme sanık Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verildi. Mahkeme, sanığın yardım eden sıfatıyla bu suçu işlediğini kaydederek 15 yıl hapis cezasına hükmetti. Mahkeme sanığın sabıkasız kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği yolunda olumlu kanaat uyanması ve cezanın failin geleceği üzerindeki muhtemel etkilerini göz önünde bulundurarak iyi hal indirimi ile sanık Barım’ın 12 yıl 6 ay hapsine karar verdi. Mahkeme sanığın hastalığı nedeniyle tedavi görmesi sebebiyle verilen yurt dışı çıkış yasağı kararının devamına da hükmetti. Kararı duyan Ayşe Barım avukatına duruşma salonunda sarılarak ağladı. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Ayşe Barım’ın Gezi Parkı ana davasının aktörlerinden, hükümlü ve firari sanık olarak bulunan Mehmet Ali Alabora, Çiğdem Mater Utku ve Mehmet Osman Kavala isimli şahıslara Gezi eylemlerinin olduğu süreç ve devamında irtibatlı olduğunun tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, ‘Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ isimli firmanın bünyesinde 68 oyuncunun olduğu, bu isimlerin ise Ahmet Rıfat Şungar, Ali Atay, Alp Navruz, Aslı Enver, Aslıhan Gürbüz, Bensu Soral, Bergüzar Korel, Berkay Ateş, Bige Önal, Birce Akalay, Birkan Sokullu, Bülent İnal, Caner Cindoruk, Ceyda Düvenci, Devrim Özkan, Devrim Yakut, Dolunay Soysert, Ece Sükan, Ekin Koç, Erkan Can, Esra Bilgiç, Ezgi Mola, Fahriye Evcen, Fatih Akın, Fatih Artman, Hakan Kurtaş, Halit Ergenç, Hande Erçel, Hazal Kaya, Hümeyra, İbrahim Selim, İpek Bilgin, Lale Mansur, Mehmet Günsür, Mehmet Kurtuluş, Mert Yazıcıoğlu, Merve Dizdar, Metin Akdülger, Miray Daner, Nehir Erdoğan, Nejat İşler, Nur Fettahoğlu, Okan Yalabık, Oktay Çubuk, Philip Arditti, Pınar Deniz, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Serenay Sarıkaya, Serkan Altunorak, Sinem Kobal, Su Burcu Yazgı Coşkun, Şükran Ovalı, Şükrü Özyıldız, Taro Emir Tekin, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, Afra Karagöz, Çağla Naz Kargı, Defne Burnaz, Ecem Simge Yurdatapan, Elif Uslusoy, Hakan Zavlak, Melis Sevinç, Melisa Bostancıoğlu, Samet Kaan Kuyucu, Sezer Arıçay oldukları kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, söz konusu eylemlerin gelişi güzel ortaya çıkmadığı, bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, Barım’ın ilgili süreçte halkın sempati duyarak kitleleri peşine sürükleme potansiyeli yüksek olan sanatçı-oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade göstererek planlama, organizasyon, yönlendirme yönünde faaliyet gösterdiği aktarıldı. Ayrıca Barım’ın Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir HTS irtibatı bulunmazken Gezi Parkı hazırlık ve başlangıç sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı kaydedildi. Ayşe Barım’ın ID iletişim isimli menajerlik şirketine bağlı oyuncuların Gezi Parkı sürecinde en etkili etiket olan #direngeziparkı, #occupyturkey hastaghlerinin paylaşımlarında olduğu gibi Türkiye’de yaşanan orman yangını ve deprem felaketlerinden sonra Türkiye’yi uluslararası arenada yetersiz gösterme adına sosyal medyada başlatılan #HelpTurkey kampanyasına da sistemsel olarak katıldıklarının belirtildiği iddianamede, bunu Barım’ın etkisinin altında kalarak yaptıkları açıklandı. Hazırlanan iddianamede, Her ne kadar basın yayın organlarında ve sosyal medyada gösterilerin toplum refleksi ile bir anda oluştuğuna dair kanaat oluşturulmaya çalışılsa da olayın sosyal medyada yayılış biçimi, olayı başlatan ve yayılmasında rol oynayan Emine Ayşe Barım’a ait Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ne bağlı sanatçıların ve kurumsal hesabın sürece ilişkin etkili olarak seçilen slogan ve imgelerin eylemin ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada en önde yer alan sembollerin paylaşımı ile organize bir şekilde sanatçılar adına kitlesel yayılım sağlamak amacıyla hareket ederek bilinçli bir şekilde yönlendirildiği aktarıldı. İddianamede ayrıca, Barım’ın irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi olarak tespit edildiği, bu şekilde olayları planlayan, örgütleyen ve yönlendiren, iradesi sorularak bu yönde kendisinin karar bildirerek yön verici ve belirleyici olduğu, kendi şirketine bağlı toplumda tanınan oyuncuları eylemlere yönlendirerek oyuncuların toplumda tanınırlığını ve etki gücünü de kullanarak daha fazla kitleselleşmesini amaçladığı, bunda da kısmen başarılı olduğu, oyuncuların tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde kendi iradeleriyle eylemlere katıldıklarını beyan etseler de sanık ile eylemlerin başladığı döneme dair yoğun irtibatlarının içeriğini hayatın olağan akışına uygun olarak açıklayamadıkları, iç ve dış kamuoyu tarafından günlerce takip edilen ve gündemde tutulan olayların kitleselleşmeye başladığı bir dönemde görüşme içeriklerine yönelik ile sanığın eylemlerin olduğu dönemde Gezi Parkı’nda kendileriyle bulunmasına rağmen kaçamaklı cevaplarının sanığı kayırma amacıyla yapıldığı belirtildi. Barım’ın Gezi Parkı eylemleri ile ilgili olarak hem toplumsal hem de küresel algı oluşturulması kapsamında film, belgesel ve video çekimleri yapılmasını sağladığının aktarıldığı iddianamede, ‘önceye ilişkin hiç bir irtibatı olmamasına rağmen ilk kez’ ana dosyada firari sanık Mehmet Ali Alabora ile Gezi Parkı döneminde 3 kez, hükümlü Mehmet Osman Kavala isimli şahıs ile 39 kez, hükümlü Çiğdem Mater Utku isimli şahıs ile 14 kez irtibatlarının tespit edildiği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede Ayşe Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.