Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Dünya Sağlık Örgütü

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Dünya Sağlık Örgütü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Sağlık Örgütü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kanserle mücadele hekimlerine teşşekür belgesi Haber

Kanserle mücadele hekimlerine teşşekür belgesi

Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında, kent genelinde kanser tarama çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Toplum tabanlı tarama programlarının etkin bir şekilde uygulanmasıyla kansere bağlı ölüm oranlarının önemli ölçüde azaltılabileceğini belirten Uzm. Dr. Çetin, aile hekimlerinin ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin üstlendiği kritik role dikkat çekti. "Kanser öncesi lezyonları saptıyoruz" Toplumda kanser farkındalığının artırılması ve kanıta dayalı ulusal kanser tarama standartlarının yaygınlaştırılmasının temel hedefleri arasında yer aldığını ifade eden Uzm. Dr. Çetin, "İl Sağlık Müdürlüğümüz koordinasyonunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ülkemizde Dünya Sağlık Örgütü önerileri doğrultusunda; 40-69 yaş kadınlara meme kanseri, 30-65 yaş kadınlara serviks (rahim ağzı) kanseri ve 50-70 yaş kadın ve erkeklere kolorektal kanser taramaları birinci basamak sağlık kuruluşlarında ücretsiz olarak sunulmaktadır. Bu taramalar sayesinde kanser öncesi lezyonların saptanması ve erken evre kanser vakalarının belirlenmesi mümkün olmakta, böylece hastalığın önlenmesine ve tedavi başarısının artırılmasına önemli katkı sağlanmaktadır" şeklinde konuştu. Kanserle mücadelede başarılı hekimlere teşekkür belgesi Bursa’da vatandaşların tarama hizmetlerine erişiminin artırılması ve erken tanı oranlarının yükseltilmesine yönelik özverili çalışmaları dolayısıyla İnegöl Alanyurt Aile Sağlığı Merkezinde görev yapan Dr. İlkay Ercan Güneş ile İnegöl Baykoca TOKİ Aile Sağlığı Merkezinde görev yapan Dr. Mehmet Akif Durulmuş, Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin tarafından teşekkür belgesiyle ödüllendirildi. Vatandaşların ulusal kanser tarama programlarına katılımının artırılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Çetin, "Bu süreçte vatandaşlarımızla ilk teması kuran, onları yönlendiren ve bu farkındalığı oluşturan aile hekimlerimizin rolü çok büyüktür. Şehrimizde erken tanı oranlarının yükseltilmesi adına büyük bir özveriyle çalışan tüm sağlık personelimize ve bugün belgelerini takdim ettiğimiz kıymetli hekimlerimize Bursa halkı adına teşekkürlerimi sunuyorum. İl genelinde 250 Aile Sağlığı Merkezimiz (ASM), 1149 Aile Hekimliği Birimimiz (AHB) ve 14 Sağlıklı Hayat Merkezimiz (SHM) ile bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımız bu merkezlerimize başvurarak ücretsiz kanser taramalarını yaptırabilirler" dedi.

Her 5 yetişkinden 1'i tütün ürünü kullanmakta Haber

Her 5 yetişkinden 1'i tütün ürünü kullanmakta

Dünya Sağlık Örgütü'nün paylaştığı verilere göre, dünya genelinde 1,2 milyar kişi; vücuttaki hemen hemen tüm organlara hasar vererek kanser, kalp rahatsızlıkları, felç, akciğer hastalıkları, doğurganlık kaybı, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve erken ölümlere yol açan tütün ürünlerini kullanıyor. Tütün kullanımı; kalp ve damar hastalıkları, solunum yolları sorunları, 20'den fazla kanser türü ve yaşam kalitesini düşüren pek çok hastalık için kritik bir risk faktörü teşkil ediyor. Covid-19 pandemisinin en etkili olduğu yıllardaki küresel can kayıplarıyla benzer ölçekteki tütün kaynaklı ölümler her yıl düzenli şekilde devam etse de "tütün salgını", toplumlar tarafından Covid-19 düzeyinde bir tehdit olarak görülmüyor. Küresel çapta karşılaşılan en ciddi halk sağlığı krizlerinden biri olan "tütün salgını" sebebiyle, ölümlerin yanı sıra milyonlarca insanda sakatlıklar, yaşam standartlarında gerileme ve kronik sağlık problemleri gözlemleniyor. Dünya genelinde en yaygın tüketilen sigaranın yanı sıra nargile, puro, ısıtılmış tütün ürünleri, pipo ve dumansız tütün ürünleri de yaygın olarak kullanılıyor ancak bunların hiçbirinin güvenli bir kullanım yolu bulunmuyor. Her yıl 7 milyondan fazla kişi ölüyor Dünya Sağlık Örgütü'nün en güncel raporlarına göre, her sene 7 milyondan fazla insan, doğrudan tütün kullanımına bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Üzücü olan nokta, bu ölümlerin 1,3 milyondan fazlasının hiç sigara kullanmadığı halde pasif içiciliğe maruz kalan kişiler olmasıdır. Dünyadaki 1,2 milyar tütün kullanıcısının yaklaşık yüzde 80'i, düşük ve orta gelirli ülkelerde ikamet ediyor. Tütüne bağlı hastalık ve ölüm oranları en ağır şekilde bu bölgelerde hissediliyor. Tütün bağımlılığı nedeniyle aile bütçelerinin gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlar yerine tütün ürünlerine ayrılması, yoksulluğu daha da derinleştiriyor. Sigara kullanımının küresel ekonomiye yıllık maliyetinin 1,4 trilyon Amerikan dolarını geçtiği öngörülüyor. Dünya Sağlık Örgütü verileri, bu maliyetin sağlık giderleri, iş gücü kayıpları ve erken ölümlerden kaynaklanan üretkenlik düşüşlerini kapsadığını belirtiyor. Sigara tüketiminde liderlik Çin'de Tütünün en yaygın formu olan sigara tüketiminde ilk sıradaki yer Çin'in. Dünya genelinde yıllık yaklaşık 5 trilyon sigara tüketilirken, bu miktarın neredeyse yarısı sadece Çin'de içiliyor. Kişi başına düşen tüketim miktarında ise Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkeleri uzun süredir listenin üst sıralarında yer alıyor. Küresel sigara tüketiminin yaklaşık yarısının gerçekleştiği Çin'de her yıl 2,4 trilyon sigara satılıyor. Ülkede 300 milyondan fazla sigara kullanıcısı mevcut. New York Times'ın haberine göre, 2003 ile 2023 yılları arasında dünyanın geri kalanında sigara kullanımı yüzde 26 azalırken, aynı zaman diliminde Çin'de sigara tüketimi yüzde 39 oranında artış göstermiş durumda. Endonezya, ikinci sırada Tütün kullanımının bir salgın boyutuna ulaştığı Endonezya, listenin ikinci sırasında bulunuyor. Mevcut uluslararası raporlar, Endonezya'nın Çin'den sonra dünyanın en büyük ikinci sigara tüketicisi olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Endonezya Sağlık Bakanlığı'nın 2024 tarihli verilerine göre, ülkede yetişkinlerin yüzde 34,5'i tütün kullanıyor. Bu rakam 70,2 milyon kişiye denk geliyor. Özellikle gençlerin tütün sektörünün hedefinde olduğu dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesinde, elektronik sigara kullanımının son 10 yılda 10 kat artması dikkat çekici bir veri olarak öne çıkıyor. Çeşitli raporlara göre listede Çin ve Endonezya'yı Hindistan, Rusya, ABD ve Japonya takip ediyor. Daha alt sıralarda yer alsa da Türkiye de dünyada en fazla sigara tüketilen ülkeler arasında bulunuyor. Türkiye'de 20 milyonun üzerinde sigara tüketicisi mevcut. Balkanlar'da yoğun sigara içenler için kullanılan "Türk gibi sigara içiyor" tabiri artık eskisi kadar yaygın olmasa da Türkiye, halen Avrupa'nın yüksek sigara kullanım oranına sahip ülkeleri arasında gösterilmeye devam ediyor. Sigara içme oranında Balkanlar öne çıkıyor Toplam sigara tüketiminde nüfusu kalabalık ülkeler ön planda olsa da nüfusa oranla sigara içme miktarında özellikle Balkan ülkeleri göze çarpıyor. Tütün kullanımı, sigara tüketimi ve ilgili verileri ülke bazlı sunan küresel platform Tobacco Atlas'a göre Sırbistan, yüzde 30,8 ile yetişkin sigara içme oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Sırbistan'ı yüzde 28,7 ile Endonezya ve yüzde 26,1 ile Bulgaristan izliyor. Tobacco Atlas'ın listesinde ayrıca Türkiye, Yunanistan ve Bosna Hersek de yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün değerlendirmelerine göre ise Bulgaristan, Kuzey Makedonya ve Sırbistan, tütün kullanımının Avrupa'da en yoğun olduğu ülkeler arasında bulunuyor. Dünyada tütün kullanımı azalıyor Öte yandan, bazı ülkelerdeki artış trendine rağmen dünya genelinde tütün kullanımı düşüş eğilimi sergiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2025 raporuna göre 2000 yılında 1,38 milyar olan kullanıcı sayısı, 2024 yılı itibarıyla 1,2 milyar seviyesine gerilemiş durumda. Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütü, elektronik sigara ve yeni nesil nikotin ürünlerinin gençler arasında yeni bağımlılık dalgaları yarattığı konusunda uyarılarda bulunuyor.

Fazla tuz kullanımı böbreklere ve kalbe ciddi zarar veriyor Haber

Fazla tuz kullanımı böbreklere ve kalbe ciddi zarar veriyor

Prof. Dr. Murathan Uyar, yaşam için gerekli olan tuzun ihtiyaçtan fazla tüketilmesi halinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Tuzun yaklaşık yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluştuğunu belirten Uyar, vücudun sinir sistemi, kasların çalışması, kalp ritmi ve sıvı dengesinin korunması için sodyuma ihtiyaç duyduğunu ancak bu ihtiyacın doğal besinlerden de karşılanabildiğini ifade etti. TÜRKİYE'DE TÜKETİM ÖNERİLEN SEVİYENİN ÇOK ÜZERİNDE Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini tavsiye ettiğini hatırlatan Uyar, Türkiye'de yapılan araştırmalara göre ortalama günlük tuz tüketiminin bu miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını söyledi. Hazır ve işlenmiş gıdaların yaygınlaşmasıyla birlikte farkında olmadan fazla tuz tüketildiğine dikkat çeken Uyar, ekmek, peynir, zeytin, turşu, sucuk, salam, hazır çorbalar, paketli atıştırmalıklar ve sosların günlük tuz alımının önemli bölümünü oluşturduğunu kaydetti. YÜKSEK TANSİYON VE BÖBREK HASTALIKLARI RİSKİNİ ARTIRIYOR Aşırı tuz tüketiminin kandaki sodyum miktarını artırarak vücudun daha fazla su tutmasına neden olduğunu belirten Uyar, bunun da tansiyonun yükselmesine yol açtığını ifade etti. Yüksek tansiyonun uzun yıllar belirti vermeden kalp, beyin, böbrek ve damar sistemine zarar verebildiğini söyleyen Uyar, fazla tuz tüketiminin ayrıca böbrek hastalıklarının ilerlemesini hızlandırabileceğini, böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabileceğini, kemiklerden kalsiyum kaybını artırabileceğini ve mide kanseri riskini yükseltebileceğini dile getirdi. "DOĞAL TUZ" ALGISINA DİKKAT Son yıllarda popüler hale gelen Himalaya tuzu, kaya tuzu ve deniz tuzu gibi ürünlerin sağlık açısından sanıldığı kadar farklı olmadığını belirten Uyar, bu tuzların da büyük oranda sodyum klorür içerdiğini ve eser miktardaki minerallerin fazla tüketimi haklı çıkaracak bir avantaj sağlamadığını söyledi. Prof. Dr. Murathan Uyar, günlük tuz tüketimini azaltmak için sofraya tuzluk koymamak, yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek, işlenmiş gıdaları daha az tüketmek ve yemeklere lezzet vermek için limon, sarımsak ile baharatlardan yararlanmanın etkili yöntemler olduğunu belirtti. Uyar, "Tuz doğru miktarda tüketildiğinde yaşam için vazgeçilmezdir. Ancak fazlası yıllar içinde kalbi, damarları ve böbrekleri sessizce yorar. Sağlığımızı korumak bazen sofradaki tuzluğu bir adım uzağa koymak kadar basit bir alışkanlıkla başlayabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Alkole başlama yaşı 19,4 olarak ölçüldü Haber

Alkole başlama yaşı 19,4 olarak ölçüldü

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, bağımlılıklarla mücadele kapsamında hazırladığı Türkiye Alkol Araştırma Raporunu kamuoyuyla paylaştı. Daha önce “Bağımlılıkların Ekonomiye Maliyeti Raporu”, “Türkiye Kumar Raporu” ve “Türkiye Tütün Raporu” gibi çalışmaları yayımlayan Yeşilay’ın yeni araştırması, alkol kullanım alışkanlıkları, bağımlılık riski ve koruyucu politikalara ilişkin önemli veriler ortaya koydu. Rapora göre Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 20,8’i hayatında en az bir kez alkol kullandığını belirtirken, yüzde 79,2’si hiç alkol kullanmadığını ifade etti. Son 12 ay içinde alkol kullananların oranı yüzde 11,4, son 30 gün içinde kullananların oranı ise yüzde 7,1 olarak belirlendi. Araştırmada, alkol kullanımına başlama yaşının ortalama 19,4 olduğu tespit edilirken, katılımcıların yaklaşık yarısının ilk alkol deneyimini 18 yaşında veya daha önce yaşadığı görüldü. ARKADAŞ ÇEVRESİ İLK SIRADA Rapora göre alkol kullanımına başlamada en etkili faktör yüzde 48,8 ile arkadaş çevresi oldu. Bunu yüzde 45,4 ile eğlence amacı, yüzde 43,6 ile merak duygusu takip etti. Dünya genelinde alkol kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 400 milyon kişinin bulunduğu belirtilen raporda, Türkiye’de alkol kullanım bozukluğu yaygınlığı yüzde 4,8 olarak açıklandı. Programda konuşan Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılıkların günümüzün önemli toplumsal risklerinden biri olduğunu belirtti. Alkolün zaman zaman sosyalleşmenin ve eğlencenin bir parçası gibi sunulduğunu ifade eden Dinç, bilimsel verilerin alkol kullanımının bireysel ve toplumsal sorunları artırabildiğini gösterdiğini söyledi. Genel Başkan Dinç, “Dünya Sağlık Örgütü, alkol kullanımında güvenli bir alt sınır bulunmadığını ifade ediyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon 600 bin insan alkol nedeniyle hayatını kaybediyor.” dedi. Araştırma sonuçları, toplumun alkolle mücadele kapsamında koruyucu politikalara önemli ölçüde destek verdiğini de ortaya koydu. Katılımcılar; öğrenci yurtları, spor kulüpleri ve kafelerde alkol satışının sınırlandırılması, reklam ve promosyon faaliyetlerine yönelik düzenlemeler, benzin istasyonlarında satış yapılmaması ve satış saatlerine ilişkin tedbirler gibi uygulamalara destek verdi. Yeşilay’ın 81 ilde hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezi birimleriyle bağımlılık sorunu yaşayan vatandaşlara ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı destek sunduğu belirtildi. Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Rabia Bilici, alkol kullanımına erken yaşta başlamanın bağımlılık riskini artırdığına dikkat çekerek, gençlere yönelik önleme çalışmalarının önemini vurguladı. Uzmanlar ayrıca alkolün karaciğer hastalıkları, kanser, kalp-damar hastalıkları ve psikolojik sorunlar başta olmak üzere birçok sağlık riskiyle ilişkili olduğuna dikkat çekti.

CHP'li Pala: Türkiye'nin fosil yakıtları teşvik etmesi kabul edilemez Haber

CHP'li Pala: Türkiye'nin fosil yakıtları teşvik etmesi kabul edilemez

CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Dünya Çevre Günü kapsamında çevre ve iklim politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin çevre alanındaki performansının yetersiz olduğunu savunan CHP'li Pala, Çevre Performans Endeksi'nde Türkiye'nin 180 ülke arasında 143'üncü sırada yer aldığını belirtti. Hava kirliliğinin de ciddi bir sorun olduğunu dile getiren Pala, Türkiye'deki 81 ilin tamamında Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği sınır değerlerin aşıldığını öne sürdü. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre, iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çeken Pala, sıcaklık artışları ve çevresel değişimlerin bulaşıcı hastalıkların yayılımını da etkilediğini ifade etti. İklim krizine karşı toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Pala, bu konuda yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Fosil yakıt politikalarını da eleştiren Pala, dünyanın fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye'nin bu alandaki teşviklerini sürdürmesinin doğru olmadığını belirtti. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine işaret eden Pala, fosil yakıtlara sağlanan teşviklerin Türkiye'nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın yüzde 1'inden fazla olduğunu savundu. Bu kaynakların yenilenebilir enerji yatırımlarına yönlendirilmesi gerektiğini dile getiren Pala, fosil yakıt sektöründe çalışan emekçilerin haklarını koruyacak bir dönüşüm programıyla hem istihdamın korunabileceğini hem de iklim krizine karşı daha etkili adımlar atılabileceğini kaydetti.

Zayıflama iğnesi ile ilgili bilgi kirliliğine dikkat! Haber

Zayıflama iğnesi ile ilgili bilgi kirliliğine dikkat!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, çağımızın en yaygın hastalıklarından biri haline gelen obezite ile mücadele edenlerin sayısının 2030 yılına kadar ikiye katlanması bekleniyor. Uzm. Dr. Mahmut Öztürk obezitenin kalp hastalıklarından diyabete, eklem rahatsızlıklarından pek çok kanser türüne kadar birçok kronik hastalığın temel nedeni haline gelen bir sağlık sorunu olduğunu, dolayısıyla vücudun tüm sistemini etkileyen bu durumla başa çıkmanın kolay olmadığını söyledi. "Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi ile seyreden kronik bir hastalıktır. Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyen Uzm. D. Öztürk, halk arasında genellikle "zayıflama iğnesi" olarak bilinen tedavinin yaygın olarak kullanıldığını belirtti. Bu tedavide GLP-1 hormonunu taklit eden ilaçların obez kişiye enjekte edildiğini söyleyen Uzm. Dr. Öztürk, şöyle konuştu : "GLP-1 bağırsaklardan salgılanan ve iştahı kontrol eden doğal bir hormon. Bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar, tokluk hissini artırır, iştahı azaltır ve kalori alımını düşürerek sağlıklı kilo kaybına yardımcı olur. Bu tedavi, özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan veya obeziteye eşlik eden ek hastalıkları bulunan bireylere hekim kontrolünde uygulanabilir. Genellikle enjeksiyon şeklinde uygulanır ve kişiye özel planlanır. En sık görülen yan etkiler bulantı ve hafif mide şikayetleridir; genellikle geçicidir. Tedavi sürecinde doktor takibi önemlidir." Açıklamasında, son dönemde sosyal medyada GLP-1 tedavisi ile ilgili bilimsel dayanağı olmayan olumsuz paylaşımlar yapıldığını dile getiren Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, bu tür paylaşımların çoğu zaman bireysel deneyimlere dayandığını, oysa uygun hasta grubunda ve hekim kontrolünde uygulandığında GLP-1 analoglarının güvenli ve etkili olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Öztürk, "Obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır ve modern tıbbi yaklaşımlar ile başarılı sonuçlar elde edilebilir" dedi.

Nilüfer’de pandeminin izleri konuşuldu Haber

Nilüfer’de pandeminin izleri konuşuldu

Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen “Sağlık Buluşmaları” etkinlikleri kapsamında “COVID-19 Pandemisi ve Sağlık: Etkiler, Deneyimler ve Pandemi Şehitlerimiz” başlıklı bir söyleşi düzenlendi. Etkinlikte, dünyayı sarsan pandemi süreci hem bilimsel verilerle hem de toplumsal yansımalarıyla ele alındı. Prof. Dr. Harun Ağca, Prof. Dr. Ali Asan ve Doç. Dr. Ezgi Demirdöğen’in konuşmacı olarak katıldığı programda, Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel acil durum ilan edilen sürecin detayları aktarıldı. Uzmanlar; virüsün bulaş özellikleri, hastalığın klinik seyri ve ortaya çıkan komplikasyonlar hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Etkinlikte; pandeminin yalnızca bir sağlık krizi olmadığı; sağlık sistemlerinde yarattığı yoğunluğun yanı sıra uzaktan eğitim ve evden çalışma gibi yeni uygulamalarla sosyal ve ekonomik yaşam üzerinde uzun süreli izler bıraktığı ifade edildi. Salgınla mücadelede dönüm noktası olan mRNA ve inaktif aşıların rolü vurgulanırken, antiviral ilaçlar ile destekleyici tedavi yöntemlerinin hastalığın yönetimindeki etkileri de detaylarıyla konuşuldu. Öte yandan programda ayrıca hem Türkiye’de hem de dünyada salgınla mücadelenin ön saflarında yer alırken yaşamını yitiren hekimler ve tüm sağlık personeli, gösterdikleri büyük fedakârlıklara dikkat çekilerek, saygı ve minnetle anıldı.

CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da rejim değişikliğine İran halkı karar vermelidir" Haber

CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da rejim değişikliğine İran halkı karar vermelidir"

Arnavutköy Durusu Mahallesi’nde İSKİ tarafından yaklaşık 4 milyar 400 milyon TL yatırım bedeliyle tamamlanan Terkos Yusuf Ziya Ortaç İçme Suyu Arıtma Tesisi, günlük 120 bin metreküp kapasiteli ilk etapla hizmet vermeye başladı. Tesisin ikinci etabının tamamlanmasıyla kapasitenin 240 bin metreküpe ulaşacağı ve Arnavutköy başta olmak üzere bölgenin içme suyu ihtiyacına önemli katkı sağlayacağı belirtildi. Terkos Gölü’nden alınan ham suyun ileri arıtma süreçlerinden geçirilerek Dünya Sağlık Örgütü standartlarına uygun içme suyuna dönüştürüleceği ifade edildi. "Bu tesis İstanbul’un su ihtiyacı için önemli bir yatırım" Açılışta konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tesisin hayata geçirilmesinin İstanbul için önemli bir adım olduğunu söyledi. Özel, geçmişte başlatılan ancak kaynak bulunamadığı için durdurulan projenin İSKİ tarafından yeniden ele alındığını belirterek, "Şafak Başa göreve geldiğinde burada bir ihtiyaç vardı. Alan kazılmış, fakat kaynak bulunamadığı için çalışmalar durmuştu. Eğer liyakatli kadrolar göreve gelmeseydi bugün bu açılışı yapamıyor olabilirdik. İSKİ kaynak buldu ve Ekrem İmamoğlu’nun göreve geldiğinde verdiği ilk talimatlardan biri olan bu tesis hızla hayata geçirildi" dedi. İstanbul’un en önemli meselelerinden birinin su yönetimi olduğunu vurgulayan Özel, "Su sorunu önceki dönemlerden devralınan ve tüm kadrolarımızın çözüm aradığı bir konudur. İklim krizi ve dünyada yaşanan su sıkıntısı nedeniyle İstanbul gibi büyük bir metropolün bu konuda sürekli hazırlıklı olması gerekir. Yaklaşık 4,5 milyar liralık bu yatırım, Arnavutköy başta olmak üzere çevre ilçelerin içme suyu ihtiyacını karşılayacak önemli bir tesistir" diye konuştu. Özel, İstanbul’un içme suyu arıtma kapasitesinin son yıllarda önemli ölçüde artırıldığını belirterek, "2019 yılında İstanbul’da günlük içme suyu arıtma kapasitesi 50 bin metreküptü. 2022 yılında yapılan yatırımlarla bu kapasite 100 bin metreküpe çıktı. Bugün açılışını yaptığımız tesisle birlikte 220 bin metreküpe ulaşmış oluyoruz. Böylece kapasite 2019 yılına göre dört kat artmış oluyor. İhtiyaç halinde bu kapasitenin daha da artırılması mümkündür" ifadelerini kullandı. "İstanbul’da çeşmeden içilebilir su sağlamak önemli bir başarı" Arnavutköy’e sağlanan suyun içilebilir kalitede olduğunu ifade eden Özel, törende İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ile aralarında geçen bir diyaloğu da paylaştı. Özel, "Yolda gelirken ‘Bu su içilebilir mi?’ diye sordum. İçme suyu kalitesinde olduğunu söylediler. O zaman ilk bardağı başkanın içmesi gerektiğini söyledim. Kendisi oruçlu olduğunu söyleyince akşam iftarını bu sudan açmak üzere sözleştik. Arnavutköy’de evlerdeki tesisatlarda bir sorun yoksa çeşmeden içilebilir kalitede su akacak olması önemli bir hizmettir" dedi. "Kuraklık küresel bir sorun, bilimsel yaklaşmak gerekir" Su konusunun siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini dile getiren Özel, "Kış başında İstanbul’da ve Ankara’da ciddi kuraklık endişesi vardı. Yağışların artmasıyla birlikte baraj doluluk oranları yüzde 45 seviyelerine ulaştı ve risk büyük ölçüde azaldı. Ancak su meselesi evrensel bir sorundur. İktidar-muhalefet tartışmalarına konu edilmemeli, bilimsel yöntemlerle çözülmelidir" diye konuştu. "Rejim değişikliğine İran halkı karar verir" Konuşmasında İran’a yönelik saldırılara da tepki gösteren Özel, şu ifadeleri kullandı: "Dün gece yaşanan gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan bir şekilde İran’a yönelik saldırıları söz konusu. Biz İran’daki rejimin uygulamalarını, özellikle kadınlara yönelik baskıları ve demokratik taleplere karşı güç kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Ancak İran’da bir değişim olacaksa buna İran halkı karar vermelidir. Dünyanın öbür ucundan gelen uçak gemilerinden kalkan savaş uçaklarının İran’a ölüm yağdırmasıyla rejim değişikliği olmaz. İsrail’in saldırılarıyla, füzelerle bir ülkenin iç düzeni belirlenemez. Bu tür müdahaleler uluslararası hukuka da insanlık değerlerine de aykırıdır." "İstanbul’da su yatırımları artarak devam ediyor" Özel, İstanbul’da yapılan altyapı yatırımlarına değinerek, "Ekrem İmamoğlu göreve geldiğinden bu yana bin 294 kilometre içme suyu hattı tamamlandı. 23 kilometre uzunluğunda içme suyu tünelleri yapıldı. 170 bin metreküp kapasiteli 11 içme suyu deposu inşa edildi. İstanbul’un günlük içme suyu arıtma kapasitesi 5 milyon metreküpe ulaştı ve bu kapasitenin 5,7 milyon metreküpe çıkarılması için çalışmalar devam ediyor" dedi. Yusuf Ziya Ortaç’ın adı tesiste yaşatılacak Tesise Türk edebiyatının önemli isimlerinden Yusuf Ziya Ortaç’ın adının verilmesini de anlamlı bulduğunu belirten Özel, "Beş Hececiler’den Yusuf Ziya Ortaç’ın adının bu tesisle yaşatılması çok kıymetlidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’da su idaresini millileştirmesiyle başlayan süreç, bugün İSKİ ile devam ediyor. Arnavutköy, bu tesis sayesinde sağlıklı içme suyuna kavuşacak" ifadelerini kullandı. Açılış törenine Özgür Özel’in yanı sıra İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, eski İBB Başkanı Ali Müfit Gürtuna, önceki dönem CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Balbay, Beylikdüzü Belediye Başkan Vekili Önder Serkan Çebi, CHP Arnavutköy İlçe Başkanı Tekin Aras, siyasi parti temsilcileri, belediye meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.