Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Doğal Gaz

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Doğal Gaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğal Gaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar’dan doğal gaz açıklaması Haber

Bakan Bayraktar’dan doğal gaz açıklaması

Küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı arz güvenliğini sağlamlaştırmak için çalışmalarını sürdüren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, kış sezonu sonrasında kısmen boşalan doğal gaz depolarını yeniden dolduruyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Olası küresel şokların etkilerini en aza indirmek adına depolarımızı yeniden tam kapasiteyle doldurmak üzere çalışıyoruz." dedi. Doğal gaz depolarının kapasitesini artırmak için de çalıştıklarını kaydeden Bakan Bayraktar, "Yapacağımız yatırımlarla 2028 yılında, tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini depolayabileceğiz" açıklamasını yaptı. Türkiye’nin enerji arz güvenliğine katkı sağlayan iki önemli doğal gaz depolama tesisi bulunuyor. Tuz Gölü ve Silivri’de bulunan bu yer altı depolama tesisleri, doğal gaz tüketiminin arttığı günlerde arz-talep dengesinin sağlanmasına fayda sağlıyor. Depolar doluyor Kışa doğal gaz depoları dolu giren Türkiye, geliştirdiği LNG altyapısı ve kaynak çeşitliliği sayesinde soğuk kış günlerini depolarına çok fazla ihtiyaç duymadan geride bıraktı. Halihazırda depoların doluluk oranı yüzde 71 seviyesinde. Türkiye, küresel arz krizinin yaşandığı dönemde depoları yeniden tam kapasiteyle doldurmak için çalışmalarına da başladı. En büyük tesis Silivri Bir yandan depoların dolumu devam ederken, diğer yandan da depoların kapasitesinin artması için çalışılıyor. Silivri Doğal Gaz Depolama Tesisi, halihazırda 4,6 milyar metreküp depolama kapasitesiyle hizmet veriyor. ‘Denizlerde Avrupa’daki en büyük depolama tesisi’ unvanına da sahip olan Silivri Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin kapasitesinin artırılması için çalışmalara devam ediliyor. Silivri’deki kapasitenin 2028’de 6 milyar metreküp çıkarılması planlanıyor. Tuz Gölü’nde de kapasite artıyor Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin kapasitesi ise halihazırda 1,7 milyar metreküpe ulaşmış durumda. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tuz Gölü’ndeki bu kapasiteyi de 2032 yılında 8,5 milyar metreküpe çıkarmayı hedefliyor. Depolarımızın boş kalmasını önledik Doğal gaz depolarındaki gaz miktarının normal şartlarda kış aylarından sonra azaldığını, yaz aylarında tekrar doldurularak gelecek kışa hazır hale getirildiğini anlatan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "‘LNG alım kapasitemizi önemli ölçüde artırarak doğal gaz depolarımızın boş kalmasını önledik. Bu nedenle, kış aylarından çıkmamıza rağmen doğal gaz depolarımız yüzde 71 seviyesinde dolu vaziyette. Dünyada yaşanan jeopolitik gerilimleri ve arz krizini yakından takip ediyor, gerekli adımları atıyoruz. Olası küresel şokların etkilerini en aza indirmek adına depolarımızı yeniden tam kapasiteyle doldurmak üzere çalışıyoruz." dedi. Yüzde 20’sini depolayabileceğiz Doğal gaz depolarının kapasitesini artırmak için de çalıştıklarını kaydeden Bakan Bayraktar, "Şu ana kadar yaptığımız çalışmalarla Silivri ve Tuz Gölü’nde toplam depolama kapasitemizi 6,3 milyar metreküpe çıkardık. Depolama konusundaki yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Yapacağımız yatırımlarla 2028 yılında, tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini depolayabileceğiz" diye konuştu.

Bursa’da doğal gaz şebekesi yılda iki kez kaçak taramasından geçiyor Haber

Bursa’da doğal gaz şebekesi yılda iki kez kaçak taramasından geçiyor

Aksa Bursa Doğalgaz, kesintisiz ve güvenli doğal gaz arzını sağlamak amacıyla yürüttüğü periyodik kaçak tarama faaliyetleri kapsamında 2025 yılı boyunca kapsamlı saha kontrolleri gerçekleştirdi. Şirketten yapılan açıklamada, 7 bin 564 kilometrelik doğal gaz dağıtım şebekesinin yıl içinde iki kez son teknoloji cihazlarla tarandığı ve şebeke güvenliğinin başarıyla sağlandığı belirtildi. Can ve mal güvenliği açısından risk oluşumunun önüne geçilmesini amaçlayan çalışmalar sayesinde şebeke unsurlarında meydana gelebilecek olası hasarların erken aşamada tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması hedefleniyor. Bursa’nın 11 ilçesinde 1,2 milyonu aşkın aboneye kesintisiz ve güvenli doğal gaz hizmeti sunduklarını belirten Aksa Bursa Doğalgaz Şirket Müdürü Çağdaş Adıbelli, abonelerin doğal gaz konforunu güvenli şekilde yaşayabilmesi için çalışmaların aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Adıbelli, “Muhtemel riskleri önlemek amacıyla 7 bin 564 kilometrelik dağıtım şebekemizi yıl içinde düzenli olarak iki kez tarıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz kaçak tarama faaliyetleri sayesinde fark edilmesi güç hasarları tespit ederek gerekli önlemleri alıyoruz” dedi. Uzman ekiplerin altı aylık periyotlarla OMD (Optical Methane Detector) tip kaçak arama cihazı bulunan araçlarla kontroller gerçekleştirdiğini aktaran Adıbelli, araçların ulaşamadığı noktalarda ise lazer sensör teknolojisine sahip hassas el tipi dedektörlerin kullanıldığını ifade etti. Boru hatları, vanalar, servis kutuları ile şehir giriş ve ölçüm istasyonlarının detaylı şekilde kontrol edildiğini belirten Adıbelli, şebeke güvenliğini en üst seviyede tutmak için çalışmaların 2026 yılında da sürdüğünü kaydetti. İZİNSİZ KAZILAR RİSK OLUŞTURUYOR Doğal gaz arzının sürekliliği ve şebekenin güvenli işletilebilmesi için kazı çalışmalarının koordinasyon içinde yapılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Adıbelli, izinsiz kazıların ciddi güvenlik riski oluşturduğunu vurguladı. Adıbelli, 2025 yılında izinsiz kazılar nedeniyle 463 hat hasarı meydana geldiğini belirterek, “Bu hasarlar sonucu 183 bin 858 metreküp gaz atmosfere salındı. Ayrıca 13 bin 358 abonemiz ortalama 150 dakika süreyle doğal gaz hizmeti alamadı” dedi. Vatandaşların can ve mal güvenliğinin korunması için su, elektrik ve internet altyapı çalışmaları, bahçe düzenlemeleri, ağaç dikimi ve park yapımı gibi tüm kazı faaliyetlerinin Altyapı Koordinasyon Merkezi (AYKOME) yönetmeliği kapsamında ve doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi dahilinde yapılması gerektiğini vurgulayan Adıbelli, kazı çalışmaları öncesinde 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezi ile iletişime geçilebileceğini, şüpheli kazı durumlarında ise 7 gün 24 saat hizmet veren 187 Doğal Gaz Acil Hattı’nın aranabileceğini sözlerine ekledi.

Erdoğan esnafla iftarda buluştu Haber

Erdoğan esnafla iftarda buluştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, esnaf ve sanatkârlarla Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Erdoğan, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasalarını doğrudan etkilediğini belirterek Türkiye’nin vatandaşlarını bu dalgalanmalara karşı korumak için yeni tedbirler aldığını söyledi. İftar programında önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel gerilimin tehlikeli bir boyuta ulaştığını ifade ederek, komşu İran’a yönelik hava saldırılarının ardından aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce sivilin hayatını kaybettiğini dile getirdi. Erdoğan, İran’ın bölgedeki ülkelere gönderdiği füzeler ve kamikaze insansız hava araçlarının ise çatışmanın daha geniş bir alana yayılma riskini artırdığını vurguladı. "TÜRKİYE, BU BÖLGESEL TÜRBÜLANSTAN DA BAŞARIYLA ÇIKACAKTIR" İran’a yönelik saldırılara ve sonrası yaşanan gelişmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde daha fazla kan dökülmemesi, daha fazla masumun hayattan koparılmaması, gerilimin büyüyerek geri dönülmez noktalara varmaması gayesiyle yürüttüğümüz çok boyutlu diplomasimizi devam ettireceğiz. Kimse endişe etmesin Allah'ın izniyle Türkiye, bu bölgesel türbülanstan da başarıyla çıkacaktır” dedi. Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığının açıklanmasının ardından petrol ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 20’lere varan artışlar yaşandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gelişmelerin akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkilediğini söyledi. Bu nedenle vatandaşın yükünü azaltmak amacıyla eşel mobil sistemini devreye aldıklarını belirten Erdoğan, “Benzin, motorin ve LPG fiyatları artarsa, artış tutarının yüzde 75’ine kadarı ÖTV’den karşılanacak. Yani 10 liralık artışın yalnızca 2,5 lirası pompa fiyatına yansıyacak” dedi. Bu uygulamayla akaryakıt fiyatlarının fırsatçılar tarafından bahane edilerek piyasada dengesizlik oluşturmasının önüne geçileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanma sona erene kadar devletin vatandaşın yükünü üstlenmeye devam edeceğini dile getirdi. Konuşmasında esnaf ve sanatkârlara yönelik yeni düzenlemeleri de açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, vergi ve SGK borçları nedeniyle finansmana erişimde zorluk yaşayan esnaf için kolaylık sağlandığını belirtti. VERGİ VE SGK BORCU OLAN ESNAF Yeni düzenlemeye göre vergi ve SGK borcu bulunan esnafın kullanacağı kredinin en fazla yüzde 25’i ve bir yıl içinde azami 300 bin lirası bu borçların tahsilinde kullanılabileceğini belirten Erdoğan, kooperatiflere yönelik desteklerin de artırıldığını söyledi. KOOP-DES programına yeniden başvuru süresinin 5 yıldan 4 yıla indirildiğini vurgulayan Erdoğan, ayrıca kadın kooperatiflerinin ürünleri için barkod ücretlerinde yüzde 50 indirim yapıldığını da açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki kurum arasında imzalanan protokol kapsamında kooperatiflerin kullanımına sunulmak üzere 4,5 milyar liralık kredi paketinin de hayata geçirildiğini belirterek, esnaf ve kooperatiflerin ekonominin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

İspanya Başbakanı Sanchez'den Trump'a uyarı Haber

İspanya Başbakanı Sanchez'den Trump'a uyarı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Rota ve Moron askeri üslerinin İran'a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermemesi nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump'ın İspanya ile ticari ilişkileri kesme tehdidinin ardından ilk kez konuştu. Başbakan Sanchez 10 dakikalık konuşmasında, "İnsanlığın büyük felaketleri işte böyle başlıyor. Milyonların kaderiyle Rus ruleti oynayamazsınız" dedi. Sanchez, Ukrayna, Gazze ve 20 yıldan fazla bir süre önce yaşanan Irak Savaşı'na değinerek, "Geçmişin hatalarını tekrarlamaya karşıyım" dedi. Sanchez, "Hükümetimin tutumu şöyle özetlenebilir: Savaşa hayır" ifadelerini kullandı. Sanchez, İspanya'nın tutumunun "açık ve tutarlı" olduğunu, Ukrayna ve Gazze'ye verilen yanıtla aynı olduğunu vurguladı. Trump'ın tehditlerinin Madrid'i İran'daki ABD-İsrail savaşını desteklemeye zorlamayacağına işaret eden Sanchez, "Dünya için kötü olan veya değerlerimize ve çıkarlarımıza aykırı olan bir şeye sırf birilerinin misillemesinden kaçınmak için ortak olmayacağız" şeklinde konuştu. Sanchez, "Hepimizi koruyan uluslararası hukukun ihlaline hayır diyoruz. Dünyanın sorunlarını yalnızca bombalarla yapılan çatışmalar yoluyla çözebileceğini varsaymaya hayır diyoruz. Geçmişin hatalarını tekrarlamaya hayır diyoruz. Savaşa hayır diyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu felakete karşıyız" Sanchez, İran rejiminin çöküşünün kesin sonuçlarını tahmin edemeyeceğini ancak "bunun daha adil bir uluslararası düzene, daha yüksek maaşlara, daha iyi kamu hizmetlerine veya daha sağlıklı bir çevreye yol açmayacağından" emin olduğunu vurguladı. Sanchez, "Şu an gördüğümüz şey daha fazla ekonomik belirsizlik, petrol ve doğal gaz fiyatlarında daha fazla artış. Bu yüzden biz İspanya'da bu felakete karşıyız. Çünkü hükümetlerin insanların yaşamlarını daha da kötüleştirmek için değil, insanların yaşamlarını iyileştirmek, sorunlara çözüm üretmek için burada olduklarını anlıyoruz" dedi. Sanchez'in ABD ve İsrail'in İran'ı bombalamasını "pervasız ve yasa dışı" şeklinde nitelendirip kınamasının ve ABD uçaklarının İran'a saldırılarda İspanya'nın güneyindeki deniz ve hava üslerini kullanmasına izin vermemesinin ardından iki NATO müttefiki arasındaki gerilim arttı.

Bakan Fidan'dan savaş açıklaması Haber

Bakan Fidan'dan savaş açıklaması

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi. Burada basın mensuplarının sorularını cevaplayan Fidan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) - İsrail ve İran arasındaki savaşın hem bölgenin geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte olduğunu belirtti. Fidan, "İran'ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini doğrudan hedef alması, atılan adımların daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihtimalini artırıyor. Bir başka başlık da Hürmüz Boğazı. Boğazın kapanması, küresel finans ve enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Bu da ABD'yi kısa sürede bir şekilde sonuç almaya zorlayabilir" ifadelerini kullandı. "İran'dan doğal gaz akışının kesilmesi küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabilir" İlk aşamada saldırıların İran'ın bölgedeki vekil unsurlarında belirgin bir hareketlenmeye yol açmadığını aktaran Fidan, "Ama Hizbullah tarafında bazı hareketlilikler oldu. İran halkı içinde, 'rejim değişikliği sonucunu doğuracak' ölçekte bir dalgalanma ise şu an için görünmüyor. Mevcut şartlarda en olumsuz senaryo şu: Çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran'la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması. Bunun yanında enerji boyutu var. İran'dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanması, küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabilir" değerlendirmesinde bulundu. "Meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı çalışıyoruz" Bakan Fidan, meseleyi her boyutuyla ele aldıklarını dile getirerek, "Bu meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı çalışıyoruz; olası senaryolara göre atılabilecek adımlar üzerinde hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bizim temel isteğimiz, talebimiz net: Karşılıklı saldırılar bir an önce dursun ve yeniden diplomasiye dönülsün. Bunu da bütün görüşmelerimizde açık şekilde vurguluyoruz" açıklamasında bulundu. "İran, füze ve dronlar ile İsrail'i gerçekten rahatsız edebilir" Netanyahu'nun İran tehdidinin ortadan kaldırılmasını istediğini aktaran Fidan, sözlerine şöyle devam etti: "Tehdidi ne olarak tanımlıyordu, İran'ın sahip olduğu yetenekler olarak tanımlıyordu. Şimdi yeteneklerin de ötesine geçip rejimin kendisi olarak tanımlıyor. Rejim değişikliği hedefi var. Savaş, bizim olmasın diye uğraştığımız husustu. Bunun mücadelesini verdik. Çözümler de sunduk açıkçası. Hatta savaşın başlangıcını geciktirmiş de olduk. Aslında savaş daha erken başlayacaktı, biz biraz daha geciktirmiş olduk bu çabalarla. Belki bir neticeye ulaşabilirdi ama eski yönteme dönmeyi tercih ettiler. Yine müzakerenin ortasında bu savaş başladı. İranlılar, müzakerenin ortasında savaş başlaması meselesini bir şekilde aslında diplomasinin ihanete uğraması olarak da nitelendiriyorlar. Bence, İsrail ve ABD, İran'ı ilerisi için de tehdit oluşturacak bir İran olmaktan çıkartmak isteyeceklerdir. Şimdi İran da maliyet üretmek için çaba harcıyor. O da Körfez'deki enerji hedeflerini bombalayarak şu anda maliyet üretiyor. Açıkçası bu maliyet ne kadar daha devam eder, ne olur ona bakacağız. Ama İran'ın beklediği cevap gelmeyecek gibi. İran buraları bombalayarak ‘bunlar da Amerika'ya baskı yapsınlar, savaşı durdursunlar' falan diyecek ama o olmayacak gibi Ancak İran, füze ve dronlar ile İsrail'i gerçekten rahatsız edebilir, bunları ciddi bir şekilde kullanırsa." Bakan Fidan, terör örgütlerinin bulundukları bölgelerdeki zayıflıklardan ve bölünmüşlüklerden istifa eden yapılar olduğunu anlatarak PKK'nın İran'daki varlığına ilişkin, "Bir kımıldama olur mu olmaz mı, bunu yakından takip ediyoruz. Farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek bir ittifak kurduklarını, ortak açıklamalar yaptıklarını da görüyoruz. Bunları yakından takip ediyoruz. Bunlar rejimle ne kadar savaşacaklar, bulundukları yerdeki diğer etnisitelerle ne kadar savaşacaklar, ne olacak, neyi hedefliyorlar, nereden ne çıkar, hepsini takip ediyoruz, analiz ediyoruz" diye konuştu. "Terörsüz bölge meselesi biraz Suriye'yi, Irak'ı, İran'ı ilgilendiren bir husus" Terörsüz Türkiye ile TBMM'de devam eden bir süreç olduğunu söyleyen Fidan, "Terörsüz Türkiye'nin olması için terörsüz bölgenin olması gerekiyor, bunu hep teknik dili biraz düzeltmek için kullanmak zorunda kalıyoruz. Terörsüz bölge meselesi biraz Suriye'yi, Irak'ı, İran'ı ilgilendiren bir husus. Buralardaki denklemde örgüt kendiliğinden irade koymadığı sürece, Terörsüz Türkiye'de belli adımları atmak mümkün olmuyor. Yakından takip ediyoruz. İçerideki siyasal süreç ayrı bir konu. Onu ben dediğim gibi, şu anda siyasi partiler raporu aldılar. Bakıyorlar, kendileri de herhalde bir karar verecekler" dedi. İran'ın Kıbrıs Adası'nı hedef alıp almayacağı konusuna ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, "Kuzey Kıbrıs için çok fazla risk olduğunu düşünmüyorum an itibarıyla. Güney'de de riskin sınırlı olduğunu düşünüyorum, çok sınırlı. Sivil tesisler için çok fazla bir şey olmayabilir" şeklinde konuştu. "Türkiye kendini her zaman korur" Bakan Fidan, bölgedeki saldırıların Türkiye'ye sıçrayıp sıçramayacağı sorusuna, "İran konusundan bağımsız olarak konuşuyorum: Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz" cevabını verdi. "Sükunetin sağlanması ve yeniden bir barış ortamı oluşması için yoğun bir çaba içindeyiz" Bölgedeki gerginliğin azaltılmasına yönelik uluslararası çabalar olduğuna dikkati çeken Fidan, "Sükunetin sağlanması ve yeniden bir barış ortamı oluşması için yoğun bir çaba içindeyiz. İran'da ve genel olarak bölgemizde istikrarın korunması kritik. Bu nedenle çatışmaların bir an önce bitmesi ve diplomatik sürecin başlaması gerektiğini her fırsatta söylüyoruz. Burada aslında tek katmanlı müzakere yok, çok katmanlı müzakere var. Birincisi savaşan tarafları tekrar masaya getirebilir miyiz? Saldıran taraf saldırısını ne zaman durduracak veya durdurmaya hazır? Minimumu bunun, onları tatmin edecek bir askeri yetersizliğe ulaştırmak. Minimum savaşı durdurma şartı. Maksimumu da rejim değişikliği. Yani, savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran'da bir rejim değişikliğiyle sona erebilir. Bu minimum şartın gerçekleşmesi belli bir süre, belli bir askeri operasyon silsilesi isteyecek. İran geniş bir coğrafya. Füze sistemleri, radar sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri, deniz kuvvetleri çok yere dağılmış" açıklamasında bulundu. Fidan, başka ülkelerdeki yetkililerle temas halinde olduğunu ifade ederek, barış isteniyorsa ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. "Şu ana kadar olaylarda yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok" Bölgede yaşayan vatandaşların durumuna ilişkin de bilgi veren Bakan Fidan, "Çatışma bölgelerindeki vatandaşlarımızı yakından izliyoruz. Şu ana kadar olaylarda yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok. İran'da, çifte vatandaşlar dâhil, yaklaşık 20 bin civarında vatandaşımız bulunuyor. İran'la olan üç sınır kapımızdan hem Türk vatandaşlarımız hem de üçüncü ülke vatandaşları ülkemize şu an itibarıyla sorunsuz şekilde geçiş yapabiliyor. Çağrı merkezimiz var, Başkonsolosluklarımız, Büyükelçiliklerimiz, burada Konsolosluk işleri ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yani 24 saat çalışıyoruz. Her saatte bir rapor alıyoruz. Şu anda can güvenliği açısından çok büyük bir sıkıntı yok" ifadelerini kullandı. "İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor" Fidan, İran'dan Türkiye'ye göç dalgası olma ihtimaline ilişkin ise, "Biz geçen Haziran Savaşı'ndan itibaren Dışişleri'nin koordinasyonunda ilgili birimlerle koordine toplantısı yapıyoruz. İçişleri, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kızılay, Savunma, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT). Her türlü planlamayı yapıyoruz. Bu konuda halkımız müsterih olsun. Gerekli imkanlara ve planlamalara sahibiz. Şu anda İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor. İran izin vermiyor şu anda. Dolayısıyla İran'dan hiç kimse gelmiyor şu anda bize" dedi. İran ile ABD - İsrail arasındaki savaşın Gazze'yi kötü etkilediğini de söyleyen Fidan, "İsrail Gazze'ye giriş çıkışları durduruyor, biliyorsunuz savaştan dolayı ve vurulan diğer ülkeler de bizim Gazze'de beraber çalıştığımız ülkeler, Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Ürdün vesaire bunlar, hepsi beraber çalıştığımız ülkeler. Mısır hariç, şimdi bu ülkelerin başında başka acil ateşleri var ve ister istemez gündemleri değişiyor" ifadelerine yer verdi. "Her türlü platforma destek sağlama irademiz var" Filistin'e yönelik desteklerin sürdüğünü belirten Bakan Fidan, "Filistin meselesinde, daha önce de söyledik, her türlü platforma destek sağlama irademiz var. İnsani yardımlar baştan beri devam ediyor, herhalde bizden daha fazla veren olmadı. Dolayısıyla bizim bir de ayrıyeten nakdi deklarasyona girmemize gerek yok, ayni yardım sürekli yapılıyor. Onun dışında Uluslararası Barış Gücü ile alakalı şu anda oluşan kompozisyonda hali hazırda bizden bir talep olmadı. İnsani yardım konusunda oldu. Bunu da yapıyoruz" dedi. "Ara seçimden önce CAATSA'dan bir sonuç elde etmek için çalışılıyor" İsrail'in, ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) yaptırımlarının kalkmasını istemediğinin sorulması üzerine Fidan, "İsrail belli yeteneklere civardaki ülkelerin kavuşmasını istemez. Şu anda o modda gidiyor. Bakalım bu mücadeleler devam edecek. Herkes kendi elindeki kartı bir şekilde oynayacak. Ara seçimden önce CAATSA'dan bir sonuç elde etmek için çalışılıyor. Biz siyasi adımları attık. Göreceğiz" ifadelerini kullandı. "Kendi mahallemizde bir oluşum olacaksa bunun içerisinde hep beraber olmaya hazırız" Fidan, Avrupa güvenlik mimarisine ilişkin ise şunları kaydetti: "Avrupalılar bunu kendi aralarında daha çok, ileri savunma sanayii alanında ileri götürdüler biliyorsunuz, SAFE gibi. Biraz daha işte Amerikan savunma sistemlerinden bağımsız hale gelelim ama NATO'nun dışında NATO birliklerinin olmadığı, Avrupa'nın kendi birlikleri ile bir şeyler yapmaya ilişkin kapsamlı bir çalışma ve plan halihazırda yok. Arayışlar var, tartışmalar var. Biz de tartışmaları yakından takip edip ediyoruz. Gerekli yerlerde gerek biz gerek diplomatlarımız müdahil oluyoruz. Bizim duruşumuz, Cumhurbaşkanımızın duruşu bu: Kendi mahallemizde bir oluşum olacaksa biz de bunun içerisinde hep beraber olmaya hazırız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.