Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Diyet

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Diyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ameliyatsız obezite tedavisinde yeni dönem: POSE-2 yöntemi Bursa'da uygulanıyor Haber

Ameliyatsız obezite tedavisinde yeni dönem: POSE-2 yöntemi Bursa'da uygulanıyor

Obezite tedavisinde ameliyatsız yöntemler her geçen gün yaygınlaşırken, Bursa Medicana Hastanesi'nde uygulanan POSE-2 yöntemiyle cerrahi işlem olmadan kalıcı kilo kaybı hedefleniyor. Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, yöntemin özellikle ameliyat olmak istemeyen hastalar için önemli bir alternatif sunduğunu belirtti. Obezite tedavisinde günümüzde farklı seçenekler bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Murat Keskin, son dönemde yaygın olarak kullanılan zayıflama iğnelerinin yan etkileri nedeniyle bazı hastalar tarafından tercih edilmediğini söyledi. Mide balonu uygulamasının ise kalıcı bir yöntem olmadığını belirten Keskin, hastaların bir süre sonra yeniden kilo alabildiğini dile getirdi. Kalıcı ve ameliyatsız bir tedavi arayan hastalar için endoskopik tüp mide yöntemlerinin geliştirildiğini kaydeden Keskin, "Daha önce uygulanan endoskopik sleeve gastroplasti yönteminde zamanla dikişlerde gevşeme olabiliyor ve hastalar yeniden kilo alabiliyordu. Yeni nesil POSE-2 yönteminde ise mideye tam kat dikişler atılarak mide hacmi küçültülüyor ve hastanın kilo vermesi sağlanıyor" dedi. POSE-2 yönteminin en büyük avantajının hastanede kalış süresinin oldukça kısa olması olduğunu vurgulayan Keskin, "Ağrı, bulantı ve kusma gibi yan etkiler çok az görülüyor. Vücudun herhangi bir yerinde kesi bulunmuyor. Hastalar bir gece, hatta bazı durumlarda hastaneye yatış bile gerekmeden tedavilerini tamamlayabiliyor. İşlem tamamen anestezi altında ve karbondioksit gazı kullanılarak gerçekleştirildiği için hava kaçağı ve gerginlik gibi riskler de en aza indiriliyor" diye konuştu. Yöntemin ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı çalışmalarla desteklendiğini belirten Keskin, "POSE-2 yöntemi başta Amerika olmak üzere birçok ülkede uygulanıyor. Biz de ülkemizde bu yöntemi ilk uygulayan merkezlerden biriyiz. Genellikle vücut kitle indeksi 30'un üzerinde olan ve ameliyat olmak istemeyen hastalara öneriyoruz. Diyet ve egzersizle birlikte uygulandığında başarı oranı daha da yükseliyor. Hastalar ilk 3 ayda kilolarının yüzde 20 ila 30'unu verebilirken, devam eden süreçte yüzde 10 ila 20 oranında kalıcı kilo kaybı sağlanabiliyor" ifadelerini kullandı. POSE-2 yöntemiyle kilo vermeye başlayan hasta Ayşe Durmaz ise uzun süredir kilo problemi yaşadığını ve diyetlerle istediği sonuca ulaşamadığını söyledi. Durmaz, "Öncelikle zayıflama iğnesini düşündüm ancak yan etkilerinden dolayı cesaret edemedim. Daha sonra bu yöntemi araştırdım ve uzman görüşü aldıktan sonra yaptırmaya karar verdim. Henüz bir haftada 6 kilo verdim. Kendimi çok tok hissediyorum. Eskiden sürekli yemeklere ilgi duyuyordum, şimdi sadece bakıp geçiyorum. Daha önce yeterince su içemezken şimdi rahatlıkla su tüketebiliyorum. Kendimi çok iyi hissediyorum ve gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum" dedi.

Uzmanlardan açlık krizini önleyen atıştırmalık önerisi Haber

Uzmanlardan açlık krizini önleyen atıştırmalık önerisi

Açlık anında tercih edilen paketli ve yüksek kalorili atıştırmalıklar hem gereksiz kalori alımına hem de kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olabiliyor. Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, hem tok tutan hem de kilo kontrolünü destekleyen sağlıklı besinler hakkında bilgi verdi. Özellikle masa başında çalışanlar gün içinde ne kadar yemek yese de atıştırmalıklara yönelebiliyor. Bu atıştırmalıklarsa çoğu zaman yüksek şekerli ve yüksek kalorili olabiliyor. Çoğu kişinin "Sıkıntıdan yiyorum" dediği küçük paketlerde yer alan abur cuburlar açlığı kısa sürede bastırsa da kişilerin birkaç saat sonra daha yüklü miktarlarda yemek yemesine dolayısıyla da kilo alımına sebebiyet veriyor. Medicana Ataköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, açlık krizlerini önleyip, kilo aldırmayan 9 besleyici atıştırmalığı maddeledi. "Çiğ badem: Badem, sağlıklı yağlar, protein ve lif açısından oldukça zengindir. Uzun süre tokluk hissi sağlayarak ani açlık krizlerini önlemeye yardımcı olur. Yaklaşık 10-12 adet çiğ badem ara öğün için ideal bir porsiyondur. Kavrulmuş ve tuzlu ürünler yerine çiğ badem tercih edilmelidir. Yoğurt: Protein ve kalsiyum açısından zengin olan yoğurt, bağırsak sağlığını destekleyen probiyotikler içerir. Bir kase sade yoğurt hem tok tutar hem de kas kütlesinin korunmasına katkı sağlar. Üzerine tarçın eklemek tatlı isteğini azaltmaya yardımcı olabilir. Elma ve tarçın: Elma içerdiği lif sayesinde mide boşalmasını yavaşlatırken kan şekerinin daha dengeli seyretmesine katkı sağlar. Orta boy bir elmayı tarçınla birlikte tüketmek hem tatlı ihtiyacını azaltabilir hem de ara öğün için dengeli bir seçim olabilir. Salatalık ve havuç dilimleri: Düşük kalorili olmalarının yanı sıra yüksek su ve lif içerikleri sayesinde hacim oluşturarak tokluk hissi verirler. Yoğun kalorili cipsler yerine çiğ sebzeler tercih edildiğinde günlük enerji alımı önemli ölçüde azaltılabilir. Haşlanmış nohut: Bitkisel protein ve lif bakımından zengin olan nohut, uzun süre tok kalmaya yardımcı olur. Yaklaşık 3-4 yemek kaşığı haşlanmış nohut üzerine pul biber ve kimyon eklenerek sağlıklı bir ara öğün hazırlanabilir. Lor peyniri: Yağ oranı düşük, protein oranı yüksek olan lor peyniri kas gelişimini destekleyen kaliteli protein kaynaklarından biridir. 2-3 yemek kaşığı lor peyniri yanında domates ve salatalıkla tüketildiğinde oldukça dengeli bir ara öğün oluşturur. Taze meyveler: Mevsim meyveleri vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengindir. Meyve tüketirken porsiyon kontrolü önemlidir. Bir porsiyon meyvenin yanında birkaç adet çiğ kuruyemiş eklemek kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlayabilir. Çörek otlu yoğurt kasesi: Çörek otu yüksek lif ve omega-3 yağ asitleri içerir. Yoğurt içine katılan çörek otu bitkisel içecekle hazırlanan chia puding hem doyurucu hem de pratik bir ara öğündür. Nohut cipsi: Nohuttan üretilen cipsler, geleneksel patates cipslerine göre daha besleyici bir alternatif olabilir. İçerdiği bitkisel protein sayesinde daha uzun süre tok kalmaya yardımcı olabilir." Sağlıklı atıştırmanın altın kuralları Uzm. Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz, sağlıklı beslenmede yalnızca neyin tüketildiğinin değil, miktarın da büyük önem taşıdığını belirterek şu önerilerde bulundu: "Masum görünen sağlıklı besinler bile fazla miktarda tüketildiğinde günlük enerji alımını artırabilir. Bu nedenle porsiyon kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Ara öğünlerde protein, sağlıklı yağ ve lif içeren besinlerin birlikte tercih edilmesi daha uzun süre tokluk sağlar. Paketli gıdalarda içerik etiketleri de okunmalıdır. İlave şeker, trans yağ ve yüksek sodyum içeren ürünler yerine doğal ve mümkün olduğunca işlenmemiş besinleri tercih etmek hem kilo kontrolünü destekler hem de genel sağlığın korunmasına katkı sağlar."

"Su İçsem Yarıyor Diyorsanız Lipödem Olabilirsiniz" Haber

"Su İçsem Yarıyor Diyorsanız Lipödem Olabilirsiniz"

Klasik Kilo Verme Yöntemlerine Direnç Gösteriyor Halk arasında sıkça kurulan "Su içsem yarıyor" cümlesinin altında lipödemin yatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Karacalar, hastalığı şu sözlerle tanımladı:"Lipödem, çoğunlukla kadınlarda görülen, simetrik ve ağrılı yağ dokusu birikimi ile karakterize; özellikle bacak, kalça, alt karın ve kollarda görülen kronik bir hastalıktır. Klinik olarak en dikkat çekici özelliklerinden biri, bu yağ dokusunun klasik kilo verme yöntemlerine, özellikle diyet ve egzersize direnç göstermesidir." Diyet Neden Lipödem Yağlarını Eritemez? Doğru beslenmenin lipödem sürecindeki etkilerini değerlendiren Prof. Dr. Karacalar, yağ yakımının neden gerçekleşmediğini bilimsel bir temele dayandırdı:"Doğru diyetin lipödemdeki etkisi; yangıyı azaltması, şikayetleri hafifletmesi ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatması olabilir. Ancak lipödemli yağ dokusunu ortadan kaldırmaz. Lipödemdeki yağ dokusunda dolaşım bozuktur ve düşük oksijenli bir ortam vardır. Bu durum, yağ dokusunun metabolik olarak aktif şekilde kullanılmasını engeller. Diyetle sağlanan enerji açığına rağmen bu bölgelerde yağ yakımı gerçekleşmez." "Mide Küçültme Ameliyatı Lipödemde Anlamlı Bir Gerileme Sağlamaz" Lipödemin obezite ile karıştırılmaması gerektiğini ve obezite cerrahisinin lipödemi tedavi edemeyeceğini vurgulayan Karacalar, sözlerine şöyle devam etti:"Mide küçültme ameliyatı, enerji alımını azaltarak kilo kaybı sağlayan etkili bir yöntemdir; ancak, enerji dengesinden bağımsız gelişen bölgesel bir yağ dokusu hastalığıdır. Bu nedenle ameliyat, lipödemli dokuda anlamlı bir gerileme sağlamaz." Tedavide 'Özellikli Liposuction' ve Koruyucu Program Vurgusu Günümüzdeki en etkili tedavi yöntemine de değinen Prof. Dr. Karacalar, klasik uygulamalardan farklı bir yaklaşım izlenmesi gerektiğinin altını çizerek, "Lipödem tedavisinde şu an bilinen en etkili yöntem liposuction'dır. Ancak burada daha özellikli liposuction yöntemleri (Superdry 4D gibi) ve koruyucu bir program uygulanmaktadır." ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.