Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Diyalog

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Diyalog haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyalog haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan liderlerle yoğun diplomasi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan liderlerle yoğun diplomasi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet ve hükûmet başkanlarıyla yaptığı telekonferans görüşmesine ilişkin açıklama İletişim Başkanlığı'ndan geldi. ABD Başkanı Donald Trump ve birçok mevkidaşıyla telekonferans yoluyla görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşme yaptığı liderler arasında Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al-i Halife, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile ABD Başkanlık Kabine üyeleri de yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ve Orta Doğu'daki gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Türkiye'nin her zaman sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesini savunduğunu, İran'la diplomatik sürecin ABD Başkanı Trump'ın ifade ettiği seviyeye gelmesinden memnuniyet duyduğunu, varılacak mutabakatın Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişleri temin etmek suretiyle bölgenin istikrarını destekleyeceğini, bu durumun dünya ekonomisini de rahatlatacağını belirtti. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre müzakere sürecine katkı veren ülkelere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını, Türkiye'nin bölgenin tümünde barışın hâkim kılınması için çaba gösterdiğini, İran bağlamında nükleer mesele dahil pürüzlü görünen konularda süreç içinde uygun çözümler bulunulabileceğine inandığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin bölge ülkelerinin birbirlerine tehdit oluşturmayacağı yeni bir dönem arzu ettiğini ve adil bir barışın kaybedeni olmayacağını vurguladı.

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" Haber

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Frankofon Film Festivali başladı Haber

Frankofon Film Festivali başladı

Nilüfer Belediyesi ev sahipliğinde, Institut Français, Fransa, Belçika, Kanada, Lüksemburg ve İsviçre büyükelçilikleri ile Alliance Française Bursa ve Türk-Fransız Kültür Derneği iş birliğiyle düzenlenen Frankofon Film Festivali’nin açılışı Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Açılışa, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Akın Uludağ, Kültür Etkinlikleri ve İşbirliği Müsteşarı ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi Genel Müdürü Gilles Roulland, Fransız Kültür Ataşesi Valentin Rodriguez, Bursa Türk-Fransız Alliance Française Kültür Derneği Başkanı Halil Akgül, Fransa Fahri Konsolosu Nuri Cem Erbak ve çok sayıda sinemasever katıldı. Kadın Hikayeleri Nilüfer Belediye Başkan Vekili Akın Uludağ yaptığı konuşmada, festivalin kentin kültür sanat hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Festivalin ana temasının kadın hikayeleri olduğunu dile getiren Uludağ, "Fransızca konuşulan ülkelerden seçilmiş filmlerde güçlü kadın karakterleri izleyeceğiz. Onların dünyasına, farklı bakış açılarına şahit olacağız. Toplam 19 gösterimle sizlerle buluşacağız" dedi. 9 uzun 4 kısa metraj Türkiye Fransız Kültür Merkezi Genel Müdürü Gilles Roulland ise, festival kapsamında 9 uzun, 4 kısa metraj filmin gösterileceğini belirterek, birçoğunun Türkiye’de ilk kez izleyici ile buluşacak ödüllü filmler olduğunu söyledi. Filmlerin neredeyse yarısının kadın yönetmenler tarafından çekildiğini anlatan Roulland, "Hikayelerin büyük kısmı da kadın karakter etrafında şekilleniyor. Bu, Frankofoni’nin savunduğu diyalog, eşitlik ve açıklık değerlerine sadık kalınarak yapılmış bilinçli bir tercihtir" ifadelerini kullandı. Bursa Türk-Fransız Alliance Française Kültür Derneği Başkanı Halil Akgül de, iki ülke arasındaki ortak değerlere dikkat çekti. Açılış töreninin ardından geçen yıl Cannes Film Festivali’nin açılışında gösterilen ‘Bir Gün Bırakıp Gitmek’ filmi izleyici ile buluştu.

Bakan Kurum daimi temsilcilere COP31'i anlatacak Haber

Bakan Kurum daimi temsilcilere COP31'i anlatacak

31. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı Başkanı sıfatıyla New York’ta bir dizi görüşmeler yapacak olan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Başkanı olarak, bugüne kadar BM temsilcileri, önceki dönem COP başkanları, STK’lar, büyükelçiler, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol ile görüşmeler ve toplantılar gerçekleştiren Bakan Kurum, ABD’de de BM nezdinde ikili görüşmeler gerçekleştirip, tanıtım toplantılarına katılacak. TÜRKEVİ’NDE STK’LAR İLE TOPLANTI Bakan Kurum, New York programı kapsamında ilk olarak bugün BM Türkevi binasında STK’lar ile bir araya gelecek. Bakan Kurum, 140’a yakın ABD’li iş insanı ve STK temsilcisinin katılacağı bu toplantıda COP31 süreci ve Türkiye’nin Emine Erdoğan hanımefendi himayesinde başlattığı Sıfır Atık Projesi ile ilgili konuşma yapacak. Bakan Kurum daha sonra Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Alexander de Croo ile ikili görüşme gerçekleştirecek. Bakan Kurum ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşecek. Bakan Kurum görüşme ve toplantılarda Türkiye’nin küresel çevre hareketi Sıfır Atık ve COP31 ev sahipliği sürecine ilişkin bilgiler verecek. Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele ve çevre politikalarına yönelik sunumlar yapacak. Bakan Kurum’un Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) İcra Direktörü Inger Andersen ile de COP31 sürecine ilişkin ikili görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor. BAKAN KURUM, BM GENEL KURULU’NDA TÜRKİYE’NİN COP31 VİZYONUNU ANLATACAK Bakan Kurum, 27 Mart Cuma günü ise BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve başkanlık sürecine ilişkin daimi temsilcilere bilgilendirme yapacak. Küresel çevre hareketi Sıfır Atık’ın COP31 sürecinde de önemli bir başlık olacağını belirten Bakan Kurum, Türkiye’nin yine küresel bir sorumluluk anlayışıyla uluslararası sisteme güveni pekiştirmek için çaba sarf edeceğini anlatacak. Bakanlığın resmi internet sitesinde yer alan gündeme göre Bakan Kurum hitabında Türkiye’nin COP31 vizyonunu; ‘Uygulama’ COP'u olarak belirlediğine dikkat çekecek ve bu vizyonun süreçlerini de diyalog, uzlaşı ve aksiyon ekseninde sıralayacak. Türkiye’nin iklim iş birliği, temiz enerji ve yeşil dönüşüm konularında hedef odaklı bir COP31’in sürecini yürütmeyi hedeflediğini üye ülkelere anlatacak. BM’DE 30 MART ULUSLARARASI SIFIR ATIK GÜNÜ ETKİNLİKLERİ DÜZENLENECEK Öte yandan Bakan Kurum'un Genel Kurul hitabının ardından, “30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü” programlarına katılması bekleniyor. BM binasında gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan Hanımefendi’nin video mesajı yayımlanacak. Bakan Kurum’un yanı sıra programda, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 İklim Değişikliği Üst Düzey Şampiyonu Samed Ağırbaş, Birleşmiş Milletler Çevre Programı İcra Direktörü Inger Andersen, Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) İcra Direktörü Anacláudia Rossbach birer konuşma yapacak.

Katar Emiri Al-Thani’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür Haber

Katar Emiri Al-Thani’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür

Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al-Thani, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Katar Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, ikili Katar karasularında meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerini birbirlerine ileterek şehitlere rahmet ve ailelerine sabır diledi. Görüşmede ayrıca bölgedeki son gelişmeler ve istikrarı artırmaya yönelik çabalar ele alındı. Al-Thani, bölgedeki askeri gerilimi durdurma çabalarından ötürü Erdoğan’a teşekkür etti. Taraflar, ikili iş birliğini ve ortak çıkarları geliştirmek için koordinasyon ve diyaloğu sürdürme konusunda mutabık kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Al-Thani telefonda görüşmüştü İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al-Thani ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirilmişti. Açıklamada, "Liderler, bölgemizdeki son gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nda yaşanan helikopter kazası nedeniyle Katar Emiri’ne başsağlığı diledi. Katar Emiri de aynı kaza sebebiyle Cumhurbaşkanımıza başsağlığı dileklerini sundu. Katar Emiri Al-Thani, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bölgemizdeki savaşı durdurmak için gösterdiği çabalar için teşekkür etti. Al-Thani görüşmede, iki ülkenin ekiplerinin sürekli diyalog halinde kalacağını belirtti" ifadelerine yer verilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.