Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Dış Politika

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Dış Politika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Politika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kabine bayram tatili ardından yoğun gündemle toplanıyor Haber

Kabine bayram tatili ardından yoğun gündemle toplanıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, bugün saat 15.30'da yoğun gündemle bir kez daha toplanıyor. İki haftalık aranın ardından yapılacak toplantıda dış politika, ekonomi ve güvenlik başlıkları masaya yatırılacak. İletişim Başkanlığı'ndan alınan bilgiye göre Kabinenin en önemli gündem maddesi, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler ve bölgede kalıcı barışın sağlanmasına yönelik diplomatik girişimler olacak. Özellikle ABD ile İran arasında devam eden müzakere süreci yakından takip edilirken, Türkiye’nin bölgesel istikrar için yürüttüğü diplomasi trafiği değerlendirilecek. Son günlerde çok sayıda liderle görüşmeler gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, aralarında Donald Trump ve Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu isimlerle yaptığı temasların sonuçlarının Kabine’de ele alınması bekleniyor. Toplantıda, Türkiye’nin bölgesel barış ve güvenlik için izlediği diplomatik yol haritası değerlendirilecek. EKONOMİDE SON DURUM MASADA Kabinenin bir diğer önemli gündem başlığını ekonomi oluşturacak. Orta Doğu’daki gerilimlerin küresel ticaret ve enerji piyasaları üzerindeki etkileri değerlendirilecek. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin ekonomik yansımaları ele alınacak. Toplantıda, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan ekonomi politikaları, piyasalardaki son durum ve Orta Vadeli Program ile 12'nci Kalkınma Planı çerçevesinde yürütülen çalışmalar gözden geçirilecek. Kabine toplantısında güvenlik başlığı altında “Terörsüz Türkiye” hedefi de kapsamlı şekilde ele alınacak. Devletin ilgili kurumlarının terör örgütünün tasfiye sürecine ilişkin yürüttüğü çalışmaların son durumu değerlendirilecek. Sürecin hızlandırılmasına yönelik farklı seçenekler ve atılması planlanan yasal adımların da toplantıda gündeme gelmesi bekleniyor.

TİKA BAŞKANI EREN, BALKANTÜRKSİAD’DA Haber

TİKA BAŞKANI EREN, BALKANTÜRKSİAD’DA

BALKANTÜRKSİAD toplantı salonunda gerçekleştirilen etkinliğe AK Parti Bursa milletvekilleri Refik Özen, Emine Yavuz Gözgeç, Mustafa Yavuz, Ahmet Kılıç, MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın yanı sıra belediye yöneticileri, TOBB KGK İcra Kurulu Başkanı Sabriye Şen, BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, TÜGİAD Türk Devletleri Kurucu Bölge Koordinatörü Cemal Ersoy, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Karaömer, Batı Trakya Vakfı Başkanı Bülent Recepoğlu, BATISİAD Başkan Yardımcısı Halit Şefikoğlu, UTİYAP Başkanı Halil Coşkun, BALGÖÇ Başkan Yardımcısı Sebahattin Soğukpınar, Tunaboylular ve Deliormanlılar Derneği Başkanı Süleyman Ulusoy, RUMELİSİAD yönetim Kurulu Üyesi Nadir Demirbaş, BUMİAD Başkan Yardımcısı Ferdi Tercanlıoğlu, KIRCAALİSİAD Başkan Yardımcısı Süleyman İnan, çok sayıda STK temsilcisi ve davetliler katıldı. Program, BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İskender İskenderoğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. İskenderoğlu, BALKANTÜRKSİAD olarak, Balkan coğrafyası ile ekonomik ve ticari iş birlikleriyle güçlendirmeyi görev addettiklerini belirterek, “15 yıl önce, Balkanlar ile Anadolu arasında sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bağları güçlendirme hedefiyle çıktığımız bu yolda, bugün geniş bir etki alanına ulaşmış bulunuyoruz. Üyelerimizin dinamizmi, girişimciliği ve ortak değerler etrafında kenetlenmiş olması, derneğimizi bölgesel ölçekte önemli bir aktör haline getirmiştir” dedi. İSKENDEROĞLU : ÇALIŞMALARIMIZI KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYORUZ “Balkanlar bizim için sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda tarihimizin, kültürümüzün ve ortak hafızamızın ayrılmaz bir parçasıdır” diyen İskenderoğlu, bölgeyle kurulan ilişkilerin, ticari bir perspektifin çok ötesinde, güçlü bir gönül bağına dayandığını kaydetti. Ekonomik yatırımların yanı sıra eğitim, sağlık, altyapı ve kültürel iş birlikleriyle bölgede kalıcı ve sürdürülebilir bir etki oluşturulduğunu, bu noktada TİKA’nın yürüttüğü çalışmaların özel bir takdiri hak ettiğini vurgulayan İskenderoğlu, “TİKA, yalnızca kalkınma projeleriyle değil, aynı zamanda gönüllere dokunan yaklaşımıyla da fark oluşturmaktadır. Bölgeye yönelik tüm çalışmalar, Türkiye’nin Balkanlar’daki varlığını sadece güçlü değil, aynı zamanda güvenilir ve samimi kılmaktadır. Bizler de BALKANTÜRKSİAD olarak bu vizyonun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. İş dünyası temsilcileri olarak, ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmini artırmak, yeni yatırım fırsatları oluşturmak ve karşılıklı güvene dayalı iş birliklerini geliştirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” şeklinde konuştu. “TÜRKİYE, BALKANLAR’DA OYUN KURUCU BİR AKTÖR” Etkinlikte konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa’nın Balkanlar’ın kalbinin attığı bir şehir olduğunu kaydederek, Büyükşehir Belediyesi tarafından TİKA’nın vizyonuyla paralel şekilde Balkan şehirleriyle kardeşlik bağlarının hem altyapı hem de kültürel projelerle diri tutulduğunu dile getirdi. Türkiye ve Balkanla arasındaki tarihi ve kültürel bağlara dikkat çeken Şahin Biba, “Bu bağların içinde hatıra vardır, fedakarlık vardır, kardeşlik vardır. Balkanlar’ın sesi her zaman Bursa’da karşılık bulmuştur. Çünkü Bursa, Balkanlar'dan gelen kardeşlerini hiçbir zaman misafir olarak kabul etmemiştir. Onları bu şehrin bir parçası, bu memleketin ayrılmaz değeri olarak bağrına basmıştır. Balkanlar ve Türkiye arasındaki o kopmaz köklü bağı, önce Allah'ın izni, sonra sizlerin gayretiyle daha da güçlendirileceğine inanıyorum” dedi. Programda bir konuşma yapan MHP Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu ise, “TİKA, medeniyetimizin gölgesinin düştüğü her yerle alakalı ve çok kıymetli hizmetleri yapan bir kuruluş. Yıllardır dünyanın eziyetini çektiği batı medeniyeti artık çöküyor. En büyük arzumuz ve hedefimiz Türk- İslam Medeniyeti’nin yeniden dünyaya huzuru, refahı ve bolluğu getirmesini sağlamaktır. Cenab-ı Allah’ın gayretlerimizle bu hedefi milletimize nasip edeceğine inanıyorum” dedi. AK Parti Bursa Milletvekilleri adına konuşan Bursa Milletvekili, Bosna Hersek Dostluk Grubu ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Refik Özen ise, “Bursa, her geçen gün hep Türkiye'nin büyümesinde önemli katkı sağlayan bir şehir ama bundaki en önemli pay, Balkanlar'dan şehrimize göç eden kıymetli sanayicilerimizin varlığıdır. O çerçevede de Bursa yine büyümesine devam ediyor. Kıymetli dostlar, salona girdiğimde sinevizyonda bir fotoğraf görmüştüm. Aslında Türkiye'nin nüfuzunun nerelere vardığını göstermesi anlamında çok anlamlıydı. Bir fotoğraf karesi Bosna Hersek’e aitti, bir fotoğraf karesi Moğolistan, bir fotoğraf karesi Irak, bir tanesi de Somali’ye. Bu aslında Türkiye'nin nüfuz ettiği coğrafyayı göstermesi anlamında çok anlamlıydı.Türkiye güçlendikçe kurumlarının da etkinliğinin her geçen gün sahadaki etkinliğinin arttığını görüyoruz, hissediyoruz. Milletvekili arkadaşlarımız olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Balkan ve Rumeli coğrafyasında faaliyetlerimizin sürdürülmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle TİKA gibi, YTP gibi, Yunus Emre Enstitüsü gibi, Diyanet Vakfı gibi, Türkiye'ye ait bu millete dair kurumları orada yapmış olduğu faaliyetleri gururla izliyoruz ve takip ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde güçlenen, hem bölgesinde hem de küresel anlamda bir lider Türkiye'ye haline gelmesinde milletimizin desteğiyle, bu iş birliğimizde bunu gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. İnşallah daha nice başarılara hep birlikte imza atmış olacağız” şeklinde konuştu. “BALIK VERMEK YERİNE BALIK TUTMAYI ÖĞRETEN BİR ANLAYIŞ” Açılış ve protokol konuşmalarının ardından Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, “Türkiye’nin Balkanlar’daki Yükselen Rolü” konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasını Türkiye’nin Balkanlar’daki stratejik vizyonu, kültürel bağları ve bölgesel iş birlikleri ağırlıklı olarak gerçekleştiren Eren, şunları söyledi: “TİKA, zamanın ruhuna uygun kurulmuş bir kalkınma kuruluşudur. Bizler dünyanın dört bir yanına Türkiye’nin merhamet elini uzatırken bunu sadece yardımseverlik duygusuyla değil, aynı zamanda stratejik bir akılla yapıyoruz. TİKA logosunu gördüğünüz her yerde bilin ki orada Türkiye vardır, Türk bayrağı vardır ve Türk insanının emeği vardır. Biz sömürgeci bir geçmişe sahip olmayan, gittiği yere şartlar dayatan değil, ‘balık vermek yerine balık tutmayı öğreten’ bir anlayışın temsilcileriyiz. Dünyadaki adaletsizliği anlamadan TİKA’nın kalkınma yardımlarını anlamak mümkün değildir. Batılı ülkeler yardım yaparken ön şartlar sunarken, biz karşılık beklemeden ama bir strateji çerçevesinde hareket ediyoruz. Bizim proje yaptığımız yerlerde Türk firmaları iş alıyor, Türkiye’ye muhabbet artıyor ve ülkemize gelen öğrenci sayısı çoğalıyor.” “TÜRKİYE SÖMÜRGE GEÇMİŞİ OLMAYAN ÜLKEDİR” Türkiye’nin tarihi ve kültürel derinliğine vurgu yaparak konuşmasını sürdüren Eren, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, tarihi ve kültürel geçmişi çok güçlü bir ülke. Türkiye; sömürge geçmişi olmayan bir ülkedir. TİKA, Türkiye’ye olan bu küresel muhabbeti sürekli yeşertmeye çalışan ama bunu tamamen stratejik bir temelde yapan bir kurumdur. Dünyanın 100’den fazla ülkesinde projeler hayata geçiriyoruz. TİKA, her bir Türk vatandaşının iftihar edeceği bir kurumdur. Türk bayrağını dünyanın en uzak noktalarında dalgalandıran, en yükseklere çıkaran bu kurumla, hem ecdat yadigarı eserlerimize sahip çıkıyor hem de dünyada Türkiye’ye muhabbet besleyen ülkelerle aramızı daha da iyileştiriyoruz.” "BALKANLAR BİZİM GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN KİLİDİDİR" TİKA Başkanı Eren, konuşmasında, Balkanlar’ın bizim için sadece komşu bir coğrafya değil gönül coğrafyamızın çok önemli bir parçası olduğunu vurguladı. TİKA olarak, sadece yapılar yapmadıklarını, ortak geleceği inşa ettiklerini söyleyen Eren, “Bugün Balkanlar’da ve gölgemizin uzandığı pek çok farklı coğrafyada Türkiye’ye duyulan güvenin arkasında sömürgeci olmayan, samimi bir dış politika yatmaktadır. BALKANTÜRKSİAD gibi kıymetli iş dünyası temsilcilerimizin Balkanlar’daki her yatırımı, aslında Türkiye’nin oradaki etkinliğini pekiştiren birer diplomatik hamledir. BAKANTÜRKSİAD, Balkanlar’da Türkiye’yi başarıyla temsil ediyor. Biz devlet olarak yolu açıyoruz, siz iş dünyası temsilcilerimiz ise bu yolu kalıcı ve ekonomik bir iş birliği köprüsüne dönüştürüyorsunuz” diye konuştu. Sunumunda TİKA’nın dost coğrafyalarda kalkınmaya destek veren projeler üreten bir kuruluş olduğunu belirten Eren, “TİKA bir yardım kuruluşu değildir ancak gerektiğinde bu tür faaliyetleri de yürütmektedir. Kalkınma demek, gelişmemiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin temel altyapılarının, sağlık altyapılarının, ulaştırma altyapılarının, eğitim altyapılarının ve bunun gibi gereksinimlerinin desteklenmesi için projeler üretmektedir. Amacımız onlara balık vermek değil, balık tutmasını öğretmek. Ama tabi hikaye bu kadar basit değil. Şu an dünyada 8 milyar insan yaşıyor. Dünyadaki nüfusun yarısı 4 milyar insan eder. 4 milyar insanın zenginliği, en zengin kaç bin insanın acaba zenginliğine eşittir? Yani 4 milyar insanın mal varlığı en zengin 60 bin insanın mal varlığına eşittir. Dünyadaki en varlıklı, en zengin 60 bin insan dünyanın yarısından daha fazla bir zenginliğe sahip. Biz burada eşitliğin sağlanması için çaba sarf ediyoruz” ifadelerini kullandı. “GÜCÜ DEĞİL, ADALETİ MERKEZE ALIYORUZ” Eren, Türkiye’nin mazlumlar için önemine değinerek konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizim medeniyetimiz gücü değil, adaleti merkeze alır. Gücümüz varsa bunu bir sorumluluk olarak görürüz. Etrafımız bir ateş çemberi olsa da Türkiye, masada haysiyetli bir şekilde oturan, sözü dinlenen bir güçtür. Savunma sanayiinden ekonomiye kadar her alanda güçlü olmak zorundayız; ancak en büyük gücümüz bize duyulan bu samimi muhabbettir. Bu medeniyetin varisleri olarak her zaman proaktif olmalı ve ecdat mirasını geleceğe taşımalıyız.” Program, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ve hediye takdimi ile sona erdi.

Bahçeli: Türkiye masaya kendi aklıyla oturur Haber

Bahçeli: Türkiye masaya kendi aklıyla oturur

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin dış politika vizyonu, bölgesel gelişmeler ve güvenlik stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin aynı anda birçok kriz alanını okuyabilen güçlü bir devlet olduğunu ifade eden Bahçeli, ülkenin dış politikasını üretim, diplomasi, savunma sanayi, enerji ve toplumsal dayanışma üzerine inşa ettiğini söyledi. Türkiye’nin barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgide olduğunu belirten Devlet Bahçeli, buna rağmen ülkenin hak ve çıkarlarını ihlal edecek girişimlere karşı da kararlı duruş sergileyeceğini vurguladı. "Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız" diyen Bahçeli, "Hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye karşıtı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz. Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin Türkiye’nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz" dedi. Dış politikada diplomasi ve arabuluculuğun önemine dikkat çeken MHP Genel Başkanı Bahçeli, bunun pasiflik anlamına gelmediğini belirterek, Türkiye’nin masaya kendi aklıyla oturduğunu ve milli çıkarlarını esas aldığını ifade etti. Bahçeli, barışın sadece iyi niyetle değil güçlü devlet kapasitesiyle sağlanabileceğini söyleyerek “Sahada gücü olmayanın masadaki sözü zayıflar” değerlendirmesinde bulundu. Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs konularına da değinen Bahçeli, Türkiye’nin bölgesel haklarını ihlal edecek girişimlere kayıtsız kalmayacağını belirtti. Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’in bölgedeki politikalarını da eleştiren Bahçeli, bu girişimlerin istikrarı zedelediğini söyledi. Kıbrıs’ın Türkiye için stratejik önemine vurgu yapan Bahçeli, KKTC’nin varlık hakkının korunacağını ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını savunmaktan geri durmayacağını ifade etti. Konuşmasında iç güvenlik konularına da değinen MHP lideri Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin devletin kalkınma ve güvenlik stratejisinin temel unsurlarından biri olduğunu belirtti. Bu hedefin pazarlık ya da taviz anlamına gelmediğini vurgulayan Bahçeli, MHP’nin bu sürecin arkasında kararlılıkla duracağını söyledi. Bahçeli, Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberliğe ihtiyaç duyduğunu da belirterek, terörün tamamen tasfiye edilmesinin kalkınma önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldıracağını ifade etti.

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır Haber

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem küresel gelişmeleri, hem de Türkiye’nin dış politika vizyonunu değerlendirdi. Dünya düzeninde ciddi kırılmalar yaşandığını belirten Bahçeli, jeopolitik gerilimlerin arttığını ve devletlerin “irade, milletlerin metanet, toplumların ise sabır sınavından geçtiğini” söyledi. Küresel dengelerin değiştiğine işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin bu süreçte kendi milli duruşunu koruması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Avrupa Birliği ve Batı ilişkilerine de değinen Bahçeli, Türkiye’nin hiçbir blok ya da dış baskı altında yönlendirilemeyeceğini belirtti. Avrupa’nın Türkiye’siz birçok alanda eksik kalacağını ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin de Avrupa’ya bağımlı bir ülke olmadığını dile getirdi. KERKÜK VE TÜRK DÜNYASI VURGUSU Irak ve Kerkük üzerinden Türk dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkmen varlığının bölgedeki önemine dikkat çekti. Kerkük’teki gelişmeleri “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkmenlerin haklarının korunmasının altını çizdi. Türk dünyasına da mesaj veren Bahçeli, “Kerkük’ten Doğu Türkistan’a, Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar tüm soydaşlarımızın yanındayız” diyerek birlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ Grup Toplantısında Konuşuyor https://t.co/gUGeBhSQco — MHP (@MHP_Bilgi) April 28, 2026 “ASIR, TÜRK ASRI OLACAKTIR” Konuşmasında sık sık milli birlik ve beraberlik mesajı veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirterek “Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve bölgesel istikrar hedeflerinin sürdüğünü söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda güçlü bir duruş sergilediğini ifade etti. "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" diyen Bahçeli, "Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte, ilişkilerin ufku; enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik veya mezhebî gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz; Kerkük’ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalı; Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. “MİLLİYETÇİ HAREKET KALESİ MHP’DİR” MHP'nin Türk milliyetçiliğinin siyasi temsilcisi olduğunu belirten Bahçeli, partinin tarihsel misyonuna dikkat çekerek teşkilatına ve dava arkadaşlarına bağlılık mesajı verdi. "Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir" diyen Bahçeli, "Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir" diyerek şunları kaydetti: "Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz. Enerjide yapamaz. Göç yönetiminde yapamaz. Ulaştırmada yapamaz. Bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir; bu çağ, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ, alışkanlıkların değil, aklın çağıdır. Çünkü bu çağ, ezberlerin değil, yeni denge arayışlarının çağıdır. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki: Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Türk olmayı şeref, Müslüman olmayı şükür bilen bütün soydaşlarımıza en kalbi selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Birliğimiz, dirliğimiz ve düzenimiz daim olsun.

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" Haber

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Trump’tan Papa 14. Leo’ya sert eleştiriler: "Kendine çeki düzen vermeli" Haber

Trump’tan Papa 14. Leo’ya sert eleştiriler: "Kendine çeki düzen vermeli"

ABD Başkanı Donald Trump, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu savaş karşıtı söylemlerinin ardından sert sözlerle eleştirdi. Truth sosyal medya platformundan bir paylaşım yapan Trump, "Papa Leo suç konusunda zayıf ve dış politika konusunda berbat" ifadelerini kullandı. Papa 14. Leo’nun "Trump yönetiminden duyulan korkudan" bahsettiğini öne süren Trump, "Covid-19 salgını döneminde kilisede ayin düzenledikleri için tutuklanan rahiplerin, papazların, Katolik kilisesinin ve diğer tüm Hristiyan örgütlerinin yaşadığı korkudan bahsetmiyor" eleştirisinde bulundu. Papa 14. Leo’nun kardeşi Louis’i kendisine yönelik desteğinden dolayı daha çok sevdiğini vurgulayan Trump, "Çünkü Louis tam bir MAGA’cı (ABD’yi Yeniden Büyük Yap). O meseleyi anlıyor, Leo ise anlamıyor" dedi. "ABD başkanını eleştiren bir Papa istemiyorum" Papa 14. Leo’nun ABD karşıtı bir tutum sergilediğini ima eden Trump, "İran'ın nükleer silaha sahip olmasını sorun etmeyen bir Papa istemiyorum. Amerika'nın, ülkemize devasa miktarlarda uyuşturucu gönderen ve daha da kötüsü katiller, uyuşturucu satıcıları ve caniler de dahil hapishanelerini bizim ülkemize boşaltan Venezuela'ya saldırmasını korkunç bulan bir Papa istemiyorum. Ve suç oranlarında rekor seviyede düşüş sağlayan, tarihteki en harika borsa değerlerini oluşturan ve bunları ezici bir çoğunlukla seçilerek yapan bir ABD başkanını eleştiren bir Papa da istemiyorum" ifadelerini kullandı. "Ben Beyaz Saray'da olmasaydım, Leo da Vatikan'da olmazdı" Papa 14. Leo’nun göreve gelişini "şoke edici bir sürpriz" olarak niteleyen Trump, "Papa olmak için hiçbir listede yoktu. Kilise tarafından sadece Amerikalı olduğu için oraya getirildi. Çünkü Başkan Donald Trump ile başa çıkmanın en iyi yolunun bu olacağını düşündüler. Ben Beyaz Saray'da olmasaydım, Leo da Vatikan'da olmazdı" dedi. "Katolik kilisesine çok fena zarar veriyor" Papa 14. Leo’nun "suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf olmasının" içine sinmediğini kaydeden Trump, "Kiliseye gidenlerin ve din adamlarının tutuklanmasını isteyenlerden biri ve solcu bir ezik olan David Axelrod gibi Obama sempatizanları ile görüşmesi de öyle" eleştirisinde bulundu. Trump, Papa 14. Leo’ya siyasetten uzak durma çağrısı yaparak, "Leo, bir Papa olarak kendine çeki düzen vermeli, sağduyusunu kullanmalı, radikal sola yaranmaya çalışmaktan vazgeçmeli ve bir politikacı olmaya değil, harika bir Papa olmaya odaklanmalı. Bu durum ona ve daha da önemlisi Katolik kilisesine çok fena zarar veriyor" değerlendirmesinde bulundu. Papa 14. Leo, savaş karşıtı söylemlerde bulunmuştu Papa 14. Leo, dün düzenlenen bir ayinde savaş karşıtı söylemlerde bulunarak, savaşa yol açan durumu "her şeye gücünün yetme sanrısı" olarak nitelemişti. Papa 14. Leo, "Kendini ve parayı putlaştırmaya artık yeter! Güç gösterisine artık yeter! Savaşa artık yeter! Gerçek güç, yaşama hizmet etmekte kendini gösterir" ifadelerini kullanmıştı. Papa 14. Leo’nun, isim vermeden Trump’ı eleştirdiği öne sürülmüştü.

Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek Haber

Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı’nda yaptığı konuşmada Gazze’de yaşanan gelişmeler, bölgesel krizler ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de insani yardım girişlerinde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in sistematik saldırılarla Gazze halkını hedef aldığını belirterek, “Sadece son 5 ayda 640’ın üzerinde Gazzeli İsrail saldırılarında şehit oldu, 2 bine yakın masum insan yaralandı.” dedi. İsrail hükümetinin işgal ve yerleşim politikalarının Batı Şeria’da da sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bin 120’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 12 bin kişinin yaralandığını söyledi. Batı Şeria’da yargısız infazlar, yıkımlar ve zorla yerinden etmelerin arttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in uluslararası toplumun dikkatinin Gazze’den başka yerlere kaymasını fırsat bilerek iki devletli çözümü zayıflatmaya çalıştığını dile getirdi. Türkiye’nin Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanındadır; Gazzeli mazlumlara maddi ve manevi tüm desteğini vermeyi sürdürecektir.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye’nin dış politikasının yalnızca çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklı olduğunu söyledi. Erdoğan, adil bir barışın herkes için kazanç olacağına inandıklarını belirterek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adil ve sürdürülebilir bir anlaşmayla sona erdirilmesini savunduklarını hatırlattı. Bölgedeki gerilimlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava saldırılarının İran’ın egemenliğini ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirttiklerini söyledi. Aynı zamanda İran’ın Azerbaycan ve bazı Körfez ülkelerini hedef alan saldırılarını da tasvip etmediklerini ifade eden Erdoğan, bunun kardeş ülkeler arasında gerilimi artıracağını dile getirdi. Türkiye’ye yönelik balistik tehditlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta ve bugün ülkemize doğru gelen balistik unsurlar vakitlice etkisiz hale getirilmiş, gerekli uyarılar İran tarafına açık şekilde iletilmiştir.” dedi. Konuşmasında Türkiye’nin küresel ulaşım ve ticaret projelerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü olduğunu vurguladı. Orta Koridor projesinin modern İpek Yolu’nun ana omurgasını oluşturduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den başlayarak Kafkasya üzerinden Hazar Denizi’ni aşan ve Orta Asya’ya uzanan bu hattın öneminin giderek arttığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Kalkınma Yolu Projesi’nin bölgesel ticaret açısından önemli bir tamamlayıcı proje olduğunu ifade ederek, projenin hayata geçirilmesiyle daha geniş bir coğrafyanın birbirine bağlanacağını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Fidan, gündemle ilgili açıklamalarda bulundu Haber

Dışişleri Bakanı Fidan, gündemle ilgili açıklamalarda bulundu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Toplantısı'nda yaptığı açıklamanın satırbaşları; "Türk Dünyası olarak, stratejik bir bakışla hareket etmemiz ve dayanışma göstermemiz gerektiğini farkındayız" Programda konuşan Bakan Fidan, "TDT üyesi ülkelerle karşılıklı güvene dayalı bir işbirliği yürütmekteyiz. Toplumlarımızın huzuru ve refahına katkı sağlamak için çalışıyoruz. Ekonomi, kültür ve bağlansallık konularında şu ana kadar Türk devletleri ile beraber çok somut ve güzel başarılar elde ettik. Bir yandan da Türk Devletleri olarak uluslararası bir tutum belirlemek için yoğun bir mesai halindeyiz. Bu konuda güzel bir mesafe kat ediyoruz. Bölgesel ve küresel sorunlar arasında birlikte hareket etmemiz, her birimizin gücünü ve etkisini arttırmakta. Uluslararası sistemin daha da ön görülemez hale geldiği ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı Türk Dünyası olarak, stratejik bir bakışla hareket etmemiz ve dayanışma göstermemiz gerektiğini farkındayız. Toplantımızda, teşkilatımızın bünyesindeki son gelişmeler ve önümüzdeki dönemde atılacak adımları ele aldık. Bugünkü faaliyetlerimiz, dış politika meselelerinde koordinasyonun arttırılması ve ortak tutum benimsenmesi bakımından son derece faydalı oldu. Savaşın daha fazla yayılmasını istemiyoruz. Bu ortak yaklaşımımızın son dönemdeki gelişmelere ilişkin ortak bir açıklama kabul ettik. Burada, üyelerden birine yönelik herhangi bir saldırının tüm TDT üyeleri bakımından endişe kaynağı olduğu kayıt altına alınmış oldu. Teşkilat üyesi ülkeler, ülkemiz ve kardeş ülke Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında güçlü destek ve dayanışma sergilemişlerdir. Bölgemizdeki savaşın bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Biz, aylar boyunca müzakere masasının kurulması için çok büyük çaba sarf ettik. Bugün de sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir diyoruz ve bu yönde çalışmaya devam ediyoruz. Kalıcı barış, ancak diyalog ve işbirliği ile mümkündür" dedi. "Üçüncü dünya ülkelerini hedef alan saldırıları da en güçlü biçimde kınadığımızı vurgulamak istiyoruz" İsrail’in yayılmacı ve bölücü tutumu herkes tarafından bilinmektedir. İsrail, tüm bölgede istikrarsız olmasını çatışmalar ve savaşlar yaşanmasını strateji olarak benimsemiştir. Biz ise, dost ve kardeş ülkeler ile beraber, İsrail’in bu tutumuna karşı, barıştan yana bir politika benimsemiş durumdayız. Bugünde savaşın sona ermesi için her türlü diplomasi çabayı sürdürmekteyiz. Türkiye, etrafındaki ateş çemberine rağmen, huzurunu, güvenliğini ve istikrarını korumaktadır. Bu bir tesadüf değildir. Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde isabetli dış politikamız, bir sonucudur. Diğer taraftan üçüncü dünya ülkelerini hedef alan saldırıları da en güçlü biçimde kınadığımızı vurgulamak istiyoruz. Saldırlar, masum sivillerin hayatını riske atmakta ve savaşın yayılma riskini yaymaktadır. Bölgedeki çatışmalar, terör örgütlerinin bölgedeki çatışmalar, terör örgütlerinin su istimal edecekleri ortamı sağlamaktadır. Tırmanan gerginlik aynı zamanda, küresel enerji arz güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Türkiye olarak, ilgili kurumlarımızla eş güdüm halinde siyasi, insani, ekonomik, enerji ve güvenlik alanlarında gereken tedbirleri büyük bir özenle almaktayız. KKTC, TDT’nin gözlemci üyesidir. Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin on yıllardır maruz kaldığı haksız ve insanlık dışı izolasyonun kaldırılması elzemdir" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.