Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Dış Politika

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Dış Politika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Politika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" Haber

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Trump’tan Papa 14. Leo’ya sert eleştiriler: "Kendine çeki düzen vermeli" Haber

Trump’tan Papa 14. Leo’ya sert eleştiriler: "Kendine çeki düzen vermeli"

ABD Başkanı Donald Trump, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu savaş karşıtı söylemlerinin ardından sert sözlerle eleştirdi. Truth sosyal medya platformundan bir paylaşım yapan Trump, "Papa Leo suç konusunda zayıf ve dış politika konusunda berbat" ifadelerini kullandı. Papa 14. Leo’nun "Trump yönetiminden duyulan korkudan" bahsettiğini öne süren Trump, "Covid-19 salgını döneminde kilisede ayin düzenledikleri için tutuklanan rahiplerin, papazların, Katolik kilisesinin ve diğer tüm Hristiyan örgütlerinin yaşadığı korkudan bahsetmiyor" eleştirisinde bulundu. Papa 14. Leo’nun kardeşi Louis’i kendisine yönelik desteğinden dolayı daha çok sevdiğini vurgulayan Trump, "Çünkü Louis tam bir MAGA’cı (ABD’yi Yeniden Büyük Yap). O meseleyi anlıyor, Leo ise anlamıyor" dedi. "ABD başkanını eleştiren bir Papa istemiyorum" Papa 14. Leo’nun ABD karşıtı bir tutum sergilediğini ima eden Trump, "İran'ın nükleer silaha sahip olmasını sorun etmeyen bir Papa istemiyorum. Amerika'nın, ülkemize devasa miktarlarda uyuşturucu gönderen ve daha da kötüsü katiller, uyuşturucu satıcıları ve caniler de dahil hapishanelerini bizim ülkemize boşaltan Venezuela'ya saldırmasını korkunç bulan bir Papa istemiyorum. Ve suç oranlarında rekor seviyede düşüş sağlayan, tarihteki en harika borsa değerlerini oluşturan ve bunları ezici bir çoğunlukla seçilerek yapan bir ABD başkanını eleştiren bir Papa da istemiyorum" ifadelerini kullandı. "Ben Beyaz Saray'da olmasaydım, Leo da Vatikan'da olmazdı" Papa 14. Leo’nun göreve gelişini "şoke edici bir sürpriz" olarak niteleyen Trump, "Papa olmak için hiçbir listede yoktu. Kilise tarafından sadece Amerikalı olduğu için oraya getirildi. Çünkü Başkan Donald Trump ile başa çıkmanın en iyi yolunun bu olacağını düşündüler. Ben Beyaz Saray'da olmasaydım, Leo da Vatikan'da olmazdı" dedi. "Katolik kilisesine çok fena zarar veriyor" Papa 14. Leo’nun "suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf olmasının" içine sinmediğini kaydeden Trump, "Kiliseye gidenlerin ve din adamlarının tutuklanmasını isteyenlerden biri ve solcu bir ezik olan David Axelrod gibi Obama sempatizanları ile görüşmesi de öyle" eleştirisinde bulundu. Trump, Papa 14. Leo’ya siyasetten uzak durma çağrısı yaparak, "Leo, bir Papa olarak kendine çeki düzen vermeli, sağduyusunu kullanmalı, radikal sola yaranmaya çalışmaktan vazgeçmeli ve bir politikacı olmaya değil, harika bir Papa olmaya odaklanmalı. Bu durum ona ve daha da önemlisi Katolik kilisesine çok fena zarar veriyor" değerlendirmesinde bulundu. Papa 14. Leo, savaş karşıtı söylemlerde bulunmuştu Papa 14. Leo, dün düzenlenen bir ayinde savaş karşıtı söylemlerde bulunarak, savaşa yol açan durumu "her şeye gücünün yetme sanrısı" olarak nitelemişti. Papa 14. Leo, "Kendini ve parayı putlaştırmaya artık yeter! Güç gösterisine artık yeter! Savaşa artık yeter! Gerçek güç, yaşama hizmet etmekte kendini gösterir" ifadelerini kullanmıştı. Papa 14. Leo’nun, isim vermeden Trump’ı eleştirdiği öne sürülmüştü.

Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek Haber

Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı’nda yaptığı konuşmada Gazze’de yaşanan gelişmeler, bölgesel krizler ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de insani yardım girişlerinde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in sistematik saldırılarla Gazze halkını hedef aldığını belirterek, “Sadece son 5 ayda 640’ın üzerinde Gazzeli İsrail saldırılarında şehit oldu, 2 bine yakın masum insan yaralandı.” dedi. İsrail hükümetinin işgal ve yerleşim politikalarının Batı Şeria’da da sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bin 120’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 12 bin kişinin yaralandığını söyledi. Batı Şeria’da yargısız infazlar, yıkımlar ve zorla yerinden etmelerin arttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in uluslararası toplumun dikkatinin Gazze’den başka yerlere kaymasını fırsat bilerek iki devletli çözümü zayıflatmaya çalıştığını dile getirdi. Türkiye’nin Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanındadır; Gazzeli mazlumlara maddi ve manevi tüm desteğini vermeyi sürdürecektir.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye’nin dış politikasının yalnızca çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklı olduğunu söyledi. Erdoğan, adil bir barışın herkes için kazanç olacağına inandıklarını belirterek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adil ve sürdürülebilir bir anlaşmayla sona erdirilmesini savunduklarını hatırlattı. Bölgedeki gerilimlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava saldırılarının İran’ın egemenliğini ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirttiklerini söyledi. Aynı zamanda İran’ın Azerbaycan ve bazı Körfez ülkelerini hedef alan saldırılarını da tasvip etmediklerini ifade eden Erdoğan, bunun kardeş ülkeler arasında gerilimi artıracağını dile getirdi. Türkiye’ye yönelik balistik tehditlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta ve bugün ülkemize doğru gelen balistik unsurlar vakitlice etkisiz hale getirilmiş, gerekli uyarılar İran tarafına açık şekilde iletilmiştir.” dedi. Konuşmasında Türkiye’nin küresel ulaşım ve ticaret projelerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü olduğunu vurguladı. Orta Koridor projesinin modern İpek Yolu’nun ana omurgasını oluşturduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den başlayarak Kafkasya üzerinden Hazar Denizi’ni aşan ve Orta Asya’ya uzanan bu hattın öneminin giderek arttığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Kalkınma Yolu Projesi’nin bölgesel ticaret açısından önemli bir tamamlayıcı proje olduğunu ifade ederek, projenin hayata geçirilmesiyle daha geniş bir coğrafyanın birbirine bağlanacağını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Fidan, gündemle ilgili açıklamalarda bulundu Haber

Dışişleri Bakanı Fidan, gündemle ilgili açıklamalarda bulundu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Toplantısı'nda yaptığı açıklamanın satırbaşları; "Türk Dünyası olarak, stratejik bir bakışla hareket etmemiz ve dayanışma göstermemiz gerektiğini farkındayız" Programda konuşan Bakan Fidan, "TDT üyesi ülkelerle karşılıklı güvene dayalı bir işbirliği yürütmekteyiz. Toplumlarımızın huzuru ve refahına katkı sağlamak için çalışıyoruz. Ekonomi, kültür ve bağlansallık konularında şu ana kadar Türk devletleri ile beraber çok somut ve güzel başarılar elde ettik. Bir yandan da Türk Devletleri olarak uluslararası bir tutum belirlemek için yoğun bir mesai halindeyiz. Bu konuda güzel bir mesafe kat ediyoruz. Bölgesel ve küresel sorunlar arasında birlikte hareket etmemiz, her birimizin gücünü ve etkisini arttırmakta. Uluslararası sistemin daha da ön görülemez hale geldiği ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı Türk Dünyası olarak, stratejik bir bakışla hareket etmemiz ve dayanışma göstermemiz gerektiğini farkındayız. Toplantımızda, teşkilatımızın bünyesindeki son gelişmeler ve önümüzdeki dönemde atılacak adımları ele aldık. Bugünkü faaliyetlerimiz, dış politika meselelerinde koordinasyonun arttırılması ve ortak tutum benimsenmesi bakımından son derece faydalı oldu. Savaşın daha fazla yayılmasını istemiyoruz. Bu ortak yaklaşımımızın son dönemdeki gelişmelere ilişkin ortak bir açıklama kabul ettik. Burada, üyelerden birine yönelik herhangi bir saldırının tüm TDT üyeleri bakımından endişe kaynağı olduğu kayıt altına alınmış oldu. Teşkilat üyesi ülkeler, ülkemiz ve kardeş ülke Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında güçlü destek ve dayanışma sergilemişlerdir. Bölgemizdeki savaşın bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Biz, aylar boyunca müzakere masasının kurulması için çok büyük çaba sarf ettik. Bugün de sorunların çözümü için tek seçenek, diplomasidir diyoruz ve bu yönde çalışmaya devam ediyoruz. Kalıcı barış, ancak diyalog ve işbirliği ile mümkündür" dedi. "Üçüncü dünya ülkelerini hedef alan saldırıları da en güçlü biçimde kınadığımızı vurgulamak istiyoruz" İsrail’in yayılmacı ve bölücü tutumu herkes tarafından bilinmektedir. İsrail, tüm bölgede istikrarsız olmasını çatışmalar ve savaşlar yaşanmasını strateji olarak benimsemiştir. Biz ise, dost ve kardeş ülkeler ile beraber, İsrail’in bu tutumuna karşı, barıştan yana bir politika benimsemiş durumdayız. Bugünde savaşın sona ermesi için her türlü diplomasi çabayı sürdürmekteyiz. Türkiye, etrafındaki ateş çemberine rağmen, huzurunu, güvenliğini ve istikrarını korumaktadır. Bu bir tesadüf değildir. Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde isabetli dış politikamız, bir sonucudur. Diğer taraftan üçüncü dünya ülkelerini hedef alan saldırıları da en güçlü biçimde kınadığımızı vurgulamak istiyoruz. Saldırlar, masum sivillerin hayatını riske atmakta ve savaşın yayılma riskini yaymaktadır. Bölgedeki çatışmalar, terör örgütlerinin bölgedeki çatışmalar, terör örgütlerinin su istimal edecekleri ortamı sağlamaktadır. Tırmanan gerginlik aynı zamanda, küresel enerji arz güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Türkiye olarak, ilgili kurumlarımızla eş güdüm halinde siyasi, insani, ekonomik, enerji ve güvenlik alanlarında gereken tedbirleri büyük bir özenle almaktayız. KKTC, TDT’nin gözlemci üyesidir. Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin on yıllardır maruz kaldığı haksız ve insanlık dışı izolasyonun kaldırılması elzemdir" diye konuştu.

Babacan, Bursa'dan ekonomi ve politika sorunlarını değerlendirdi Haber

Babacan, Bursa'dan ekonomi ve politika sorunlarını değerlendirdi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa İl Teşkilatı tarafından Nilüfer’de Liya Davet’te düzenlenen iftar programına katılarak ekonomi, hukuk, dış politika ve sosyal politikalarla ilgili kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Babacan, program öncesinde Kapalıçarşı ziyareti gerçekleştirdi ve partililerle buluştu. İftar programına DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Nilüfer İlçe Başkanı Fatih Kayıkçı ve çok sayıda sivil toplum ve yerel yönetim temsilcisi katıldı. Basın mensuplarına programda yer verilmemesi dikkat çeken bir ayrıntı oldu. RAMAZAN DAYANIŞMANIN SİMGESİ Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, açılış konuşmasında Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini vurguladı. Yıldız, “Hiç kimseyi geride bırakmadan kentte yaşayan tüm vatandaşlara hizmet etmeye çalışıyoruz. Ramazan ayının huzur ve dayanışma iklimi toplumumuza güç katsın” dedi. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, iftarın sadece bir yemek buluşması olmadığını, toplumsal dayanışma ve siyasi vizyonun paylaşıldığı bir platform olduğunu söyledi. Öztürk, Türkiye’de gençlerin gelecek kaygısıyla yurt dışına yöneldiğine dikkat çekerek, otomobil fiyatlarındaki yüksek vergileri örnek gösterdi. Öztürk ayrıca emeklilerden staj mağdurlarına, gazilerden kadın ve gençlere kadar farklı kesimlerin buluştuğunu belirtti. Babacan konuşmasında Türkiye’nin güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, doğru yönetimle ülkenin çok daha iyi bir noktaya taşınabileceğini söyledi. Ekonomik sorunların temelinde yanlış yönetim olduğunu ifade eden Babacan, “Türkiye’nin sorunları çözülemeyecek sorunlar değil. Doğru politikalar ve liyakatli kadrolarla ülke yeniden ayağa kalkabilir” dedi. BURSA SANAYİSİ VE ÜRETİM SIKINTILARI Bursa ekonomisine dair değerlendirmede bulunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, tekstil ve ihracat ağırlıklı firmaların yüksek maliyet ve kur politikaları nedeniyle baskı altında olduğunu belirtti. Son iki yılda yaklaşık 9 bin 900 fabrikanın kapandığını ve yüz binlerce kişinin işini kaybettiğini vurgulayan Babacan, yükselen enerji maliyetleri ve faiz oranlarının üretici üzerindeki yükünü de dile getirdi. ENFLASYON VE SOSYAL ADALET Babacan, Türkiye’de gıda fiyatlarının OECD ortalamasının çok üzerinde artış gösterdiğini belirterek, bunun yanlış ekonomi politikalarının sonucu olduğunu savundu. Ekonomik büyümenin güçlü bir hukuk sistemiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Babacan, yatırım ortamının güvence altında olmadığını ve hukukun olmadığı yerde üretimin ilerleyemeyeceğini söyledi. Emekli ikramiyesi ve dar gelirli vatandaşlara yönelik eleştirilerde de bulunan Ali Babacan, “Bir avuç insana yarıyorsa, geniş kesimleri fakirleştiriyorsa bunun adı ekonomi politikası değildir” dedi. Babacan ayrıca “Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli, hiçbir anne mutfakta çaresiz kalmamalı, hiçbir baba evladına karşı boynu bükük durmamalı” mesajını verdi. Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirerek, bölgesel istikrarın tehdit altında olduğunu söyleyen Babacan, Türkiye’nin diplomasi ve sağduyuyla hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, askeri caydırıcılığın önemli olduğunu ancak kalıcı barışın diplomasiden geçtiğini anlattı. Konuşmasını Türkiye’nin sorunlarının çözülebilir olduğunu vurgulayarak tamamlayan Babacan, adalet ve hukuk temelli yönetim anlayışı ile ülkenin yeniden güçlü bir konuma taşınabileceğini belirterek, “Adalete ve hukuka dayanan bir yönetim anlayışı, ehil ve dürüst kadrolar ve istişareyle alınan kararlar Türkiye’nin bütün sorunlarını çözer.” diye konuştu.

Bahçeli’den İran ve 'Terörsüz Türkiye' mesajları Haber

Bahçeli’den İran ve 'Terörsüz Türkiye' mesajları

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında bölgesel gelişmelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "İBRETLİK VE DEHŞET VERİCİ" ABD’nin, İsrail’in etkisiyle İran’a saldırdığını savunan Bahçeli, bu girişimin “gayrimeşru, gayrihukuki ve gayriahlaki” olduğunu söyledi. İran’ın dini lideri Ali Hamaney ile birlikte çok sayıda üst düzey ismin hedef alınmasını “ibretlik ve dehşet verici” olarak nitelendiren Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini ifade etti. Bahçeli, “İran İranlılarındır. Bu ülkenin geleceğini dış dayatmalar değil, kendi halkının iradesi belirlemelidir” dedi. “TÜRKİYE İÇ CEPHESİNİ GÜÇLENDİRMELİDİR” Konuşmasında Türkiye’ye yönelik olası tehdit iddialarına da değinen Bahçeli, bazı yabancı çevrelerin Türkiye’yi hedef gösterdiğini belirtti. Milli birlik ve dayanışmanın önemine işaret eden Bahçeli, “İç cephemiz sarsılırsa ağır sonuçlarla karşılaşabiliriz. Terörsüz Türkiye hedefi bir beka meselesidir” diye konuştu. Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yapan Bahçeli, iç barışın korunmasının Türkiye’nin güvenliği açısından hayati olduğunu söyledi. “ANKARA JEOPOLİTİĞİN MERKEZİDİR” Bahçeli, Türkiye’nin stratejik vizyonunun merkezinin Ankara olduğunu belirterek, “Biz dünyaya Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin çekim alanına kapılarak politika belirleyemeyiz” ifadelerini kullandı. Cumhuriyet’in kuruluş sürecine ve Kurtuluş Savaşı’na atıfta bulunan Bahçeli, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere milli mücadele kahramanlarını rahmetle andı. “BARIŞIN KAZANANI ÇOKTUR” Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilime de değinen Bahçeli, çatışmaların son bulması çağrısında bulundu. Bölgesel sorunların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini belirten Bahçeli, “Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı çoktur” dedi. Konuşmasının sonunda İran’da hayatını kaybedenler için taziye dileklerini ileten Bahçeli, Türkiye’nin barışçıl, milli ve ahlaki bir dış politika çizgisini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sulhun tarafındayız, ateşkes ve diyalog şart Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sulhun tarafındayız, ateşkes ve diyalog şart

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MKYK üyeleri, parti kurulları, Ankara İl Teşkilatı ve ilçe başkanlarıyla iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bölgesel gelişmelere ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin önemli mesajlar verdi. Türkiye’nin tarih boyunca komşularının yaşadığı krizlere kayıtsız kalmadığını vurgulayan Erdoğan, “Millet olarak kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan, barışçıl bir politika izledik” dedi. 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için samimi bir çaba yürüttüklerini belirten Erdoğan, “Biz sulhun tarafındayız; kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz” ifadelerini kullandı. İran’a yönelik saldırılara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu saldırıları “gayri hukuki” olarak nitelendirerek Türkiye’nin tutumunun barıştan yana olduğunu söyledi. İran ile 1639’dan bu yana süregelen barış ortamına dikkat çeken Erdoğan, iki ülke halklarının asırlardır yan yana yaşadığını ve bu birlikteliğin süreceğini dile getirdi. Önceliklerinin ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılması olduğunu belirten Erdoğan, aksi halde çatışmaların bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin kimse tarafından taşınamayacağını ifade eden Erdoğan, “Yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hassas süreçte Türkiye’nin ve vatandaşların güvenliği için gerekli tüm tedbirlerin alındığını da sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.