Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Diplomasi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Diplomasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diplomasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da gençler NovaMUN'26 Konferansı'nda buluştu Haber

Bursa'da gençler NovaMUN'26 Konferansı'nda buluştu

Bursa Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda düzenlenen NovaMUN’26 Model Birleşmiş Milletler Konferansı, farklı okullardan öğrencileri ortak bir platformda buluşturdu. Birleşmiş Milletler’in çalışma yapısını örnek alan organizasyonda katılımcılar, farklı ülkeleri ve uluslararası kuruluşları temsil ederek küresel meseleleri ele aldı. Gençlerin diplomasi, uluslararası ilişkiler, liderlik ve kriz yönetimi alanlarındaki yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlayan konferansta, gençler üç gün boyunca uluslararası ilişkilerden küresel sağlık politikalarına, hukuktan sürdürülebilir kalkınmaya kadar pek çok başlıkta fikir üreterek çözüm önerilerini değerlendirildi. GENÇLER KÜRESEL SORUNLARA ÇÖZÜM ARADI Gençlerin diplomasi, uluslararası ilişkiler, liderlik ve kriz yönetimi alanlarındaki yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlayan konferans kapsamında oluşturulan altı farklı komitede, öğrenciler uluslararası gündemde öne çıkan konuları değerlendirerek çözüm önerileri geliştirdi. Konferansta, ‘Kadının Statüsü Komisyonu’nda Filistinli kadınların yaşadığı insani krizler ve hak ihlalleri, ‘Hukuk Komitesi’nde uluslararası hukuk ve küresel adalet, ‘Kalkınma Programı’nda sürdürülebilir kalkınma ve fırsat eşitliği, ‘Dünya Sağlık Örgütü Komitesi’nde küresel sağlık politikaları ele alındı. 'Kriz Komitesi’nde stratejik kriz yönetimi ve diplomasi simülasyonları gerçekleştirilirken, ‘Bağdat Konseyi’nde ise İslam’ın Altın Çağı’ndan ilhamla medeniyetler arası etkileşim, bilim ve kültür tarihi konuları işlendi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bugünler siyonist rejimin iyi günleridir, önlerinde onları bekleyen çok daha zor, çok daha tehlikeli yollar olduğunu hatırlatmak isterim" Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bugünler siyonist rejimin iyi günleridir, önlerinde onları bekleyen çok daha zor, çok daha tehlikeli yollar olduğunu hatırlatmak isterim"

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Sultanbeyli Belediyesi tarafından gerçekleştirilen "Kültür, Eğitim ve Sosyal Yatırımlar Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni" ne katıldı. "Bugüne kadar Sultanbeyli İstanbul'un en çok hizmet alan ilçelerinden, en çok hizmet üreten ilçelerinden birisi oldu" Törende konuşan Kurtulmuş, "Yıllar yıllar evvel Sultanbeyli'ye ilk geldiğim zamanları hatırlıyorum. Yol yok, iz yok; yağmur yağdığı zaman belli bir yere kadar gidiyorsunuz ve ondan sonra yürüyerek devam etmek zorunda kaldığınız, köyden bozma bir Sultanbeyli vardı. Ne köy olmuş ne belde olmuş, zaten ilçe hiç olmamış bir Sultanbeyli vardı. Allah'a çok şükür, yıllar içerisinde Sultanbeyli'ye çok geldik. Her geldiğimizde çok daha ileriye gittiğini gördük. Bugüne kadar Sultanbeyli İstanbul'un en çok hizmet alan ilçelerinden, en çok hizmet üreten ilçelerinden birisi oldu. Bundan dolayı, burada, bu şehirde, bu ilçede emeği geçen geçmiş bütün belediye başkanlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar, emekleri var olsun" dedi. "Büyük Türkiye'nin en önemli göstergelerinden birisi de hiç şüphesiz şehirlerimizdir" "Biz hep büyük, güçlü Türkiye hedefinden bahsettik. Hep Türkiye'nin güçlenmesinden, daha ileriye gitmesinden bahsettik" diyen Kurtulmuş, "Hiç şüphesiz genel olarak ekonomiden savunma sanayiine, dış politikadan ülkede, içeride hukuk ve demokrasi alanındaki reformlara kadar bir sürü reformu, birçok reformu gerçekleştirirken aynı zamanda güçlü Türkiye'nin, büyük Türkiye'nin en önemli göstergelerinden birisi de hiç şüphesiz şehirlerimizdir. Türkiye güçlenirken şehirlerimizin yerinde sayması asla düşünülemez. Dolayısıyla güçlü bir Sultanbeyli, aynı zamanda güçlü Türkiye'nin bir aynasıdır ve onun yansımasıdır. Her alanda güçlü bir hale getirilmesi için hem merkezi yönetimin hem de yerel yönetimin el ele, omuz omuza, iç içe geçerek çalışması her türlü takdirin üstündedir. Ümit ediyorum ki bu çalışma temposuyla Sultanbeyli önümüzdeki dönemde de fevkalade güçlü şekilde hizmet almaya ve hizmet üretmeye devam edecektir" ifadelerini kullandı. "Dünya, 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en zor dönemlerindendir" Her şeyden evvel dünyanın fevkalade zor bir süreçten geçtiğini söyleyen Kurtulmuş, "Akşamları televizyonlarınızı açtığınızda neredeyse dünyanın hemen hemen her yerinde çatışmaları, gerilimleri, alt üst oluşları, mücadeleleri, hatta daha ötesinde küresel savaş, Dünya Savaşı boyutunda sözleri dinliyor, bunlarla ilgili yorumlara şahit oluyorsunuz. Diyebiliriz ki dünya, 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en zor dönemlerindendir. Yeni bir sistemin kurulamamış olması, dünyadaki bu çatışma ve gerilimleri daha fazla artırıyor, artırmaya da devam edecek gibi görünüyor. Bu gerilimlerden, bu çatışmalardan fazlasıyla nasibini alan bölge ise bizim tam da göbeğinde olduğumuz, tam da merkezinde olduğumuz bu coğrafyadır. Bir tarafında hemen kuzeyimizde Rusya-Ukrayna, doğuda Kafkaslar, hemen batımızda Balkanlar, güneyimizde Akdeniz ve özellikle Orta Doğu bu coğrafyadaki gerilimler ve tartışmaları devam ediyor. Böylesine kritik bir dönemde, böylesine zor bir coğrafyada bu bölgede ayakta, iki ayağımız üstünde güçlü bir şekilde durmaktan başka hiçbir şansımız yoktur. Türkiye bu anlamda birinci önceliğini, bu bölgesel çatışma ve küresel gerilimlere rağmen güvenlik ve istikrarını birinci önceliği olarak seçmiş ve bunu sağlamak için bütün gücüyle mücadele ediyor" şeklinde konuştu. "Bundan sonra önümüzdeki dönem Türkiye'nin önlenemez yükselişinin yaşandığı bir dönem olacaktır" Başkan Kurtulmuş, şunları söyledi: "Türkiye böylesine zor bir coğrafyada Allah'ın lütfuyla, Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde tam manasıyla bir istikrar adası olmaya devam ediyor. Bu istikrar adası olma vasfımızın her türlü kazanımımızdan çok daha değerli olduğunun altını çizmek isterim. Allah bu ülkeye istikrarsızlığı, kargaşayı ve karışıklığı asla göstermesin. Bu istikrarımızın uzun yıllar, kıyamete kadar güçlenerek devam etmesini arzu ederiz. Türkiye hem bölgesinde bir istikrar adası, hem de yeni dünyanın, yeni bundan sonraki gelişmelerde parlayan bir yıldızı olmayı kendi kafasına koymuş, bu hedefle yola devam ediyor. Türkiye Yüzyılı olarak adlandırılan hedef tam da bunun yansımasıdır. Önümüzdeki dönem sizi temin ederek söylüyorum ki bunu sadece bir temenni olarak değil, uluslararası ilişkilerdeki, dünya sistemindeki gelişmeleri okuyabilen birisi olarak söylüyorum: Bundan sonra önümüzdeki dönem Türkiye'nin önlenemez yükselişinin yaşandığı bir dönem olacaktır. "Bunun için çevremizdeki bütün çatışmalarda ana tercimiz müzakerenin devam etmesi, masanın açık tutulması, diplomasi yoluyla en zor sorunların bile çözülebilir olduğu gerçeğidir. Rusya-Ukrayna arasındaki savaştan, Azerbaycan'la Ermenistan arasındaki gerilime ya da Orta Doğu'daki çatışmalara kadar her alanda Türkiye olarak bütün ilgili taraflara müzakere yolunun tek çıkar yol olduğunu tavsiye ediyor, müzakereyle barış masasında sonuç alınabileceğini her tarafa terk etmeye, tavsiye etmeye devam ediyoruz." "Ne yazık ki bazı ülkeler bu savaşı bitirmek istemediği için 2022'nin mart ayından bu yana savaş devam ediyor" Rusya-Ukrayna arasındaki savaşa da değinen Kurtulmuş, "Bildiğiniz gibi tam da iki tarafı İstanbul'da bir araya getirmiş ve anlaşma masasına oturtmuşken, ne yazık ki bazı ülkeler bu savaşı bitirmek istemediği için 2022'nin mart ayından bu yana savaş devam ediyor. Artık tamamıyla sonsuz bir yıpratma savaşına dönmüş olan bu savaş, Rusları da, Ukraynalıları da bıktırmıştır. Esasında söyledikleri çok yüksek perdeden sözlere rağmen her iki tarafta çoktan anlaşmaya razıdır. Neredeyse 120 dolar seviyesine yükselen petrol fiyatları sadece İran'ı, Amerika'yı ya da bölge ülkelerini değil, Türkiye dahil bütün dünya ülkelerini yakından etkilemektedir. Yine bu hafta sonu Avrupa'nın hemen hemen her şehrinde, başkentinde görülmesi muhtemel büyük sokak kavgalarının arkasında da devam eden bu bölgesel savaşların etkileri olduğu aşikardır. Fransa'nın, İtalya'nın ya da başka ülkelerin şehirlerinde insanların sokaklara çıkarken yandıkları en önemli şeylerin başında petrol fiyatları olmak üzere insanların geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Bugünler siyonist rejimin iyi günleridir, önlerinde onları bekleyen çok daha zor, çok daha tehlikeli yollar olduğunu hatırlatmak isterim" Dünyadaki en önemli sorun ise İsrail'in 3 yılı aşkın bir süredir Filistin'de gerçekleştirmiş olduğu soykırım ve insan hakları ihlalleri olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş şunları söyledi: "Bugün geldiğimiz noktada meselenin sadece Gazze olmadığı, meselenin sadece Hamas'ın 7 Ekim olayları olmadığı artık ayan beyan ortadadır. Mesele Gazze'deki bütün insanların da öldürülmesinden ibaret olmadığı İsrail için anlaşılmıştır. İsrail sadece Gazze'de değil, Batı Şeria, Filistin topraklarında da insanlara her türlü zulmü yapmakta, bırakın insanlara zeytin ağaçlarını bile kökünden keserek insanlık suçu işlemektedir. Ayrıca İsrail'in Batı Şeria sınırlarında, Filistin topraklarında İsrail'in işgal ettiği topraklarda işlenecek suçlardaki Arap asıllılara idam cezasını verecek kadar gözünün dönmüş olması da maalesef sadece İsrail yönetimi için değil, bunu önleyemeyen uluslararası sistem ve dünya bakımından bir insanlık dramıdır. Burada bu konuda en önemli etkiyi ortaya koyan, her platformda Filistin meselesine sahip çıkan Türkiye'dir. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, her platformda Türkiye İsrail'in karşısında, Filistin halkının yanında yer almaya devam etmektedir. Şunu da söyleyeyim; Zulüm asla abad olmaz, zalim asla istediği her şeyi gerçekleştiremez. Bendeniz de parlamenter diplomasisi çerçevesinde son 3 yıldır yaptığım bütün temaslarda ve uluslararası temaslarda şunu görüyorum: Bundan 2-3 sene evvel İsrail'e toz kondurmayan ülkeler bile, şimdi İsrail'in Filistin'e karşı işlemiş olduğu suçlar yüzlerine söylendiğinde seslerini dahi çıkaramamakta, gırtlaklarını dahi çıkaramamaktadır. Dünyanın en büyük medya gücüne sahip olabilirsiniz. Dünyanın en büyük finans gücüne sahip olabilirsiniz. Daha açık söyleyeyim; dünyanın neredeyse birçok başkentini de yönetebilirsiniz. Ama zalimseniz, haksızsanız, sözünüzün beş para değeri yoktur ve insanlar gelir bir gün sözünüzün de, sizin de değersiz insanlar olduğunuzu anlar. Bugün İsrail böyle bir noktaya doğru hızla gelmiştir. Şimdi seçimlerine birkaç gün kala her türlü melaneti işlemeleri mümkündür. Her türlü zulmü işlemeleri mümkündür. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bunu size moral vermek için söylemiyorum bugünler siyonist rejimin iyi günleridir. Önlerinde onları bekleyen çok daha zor, çok daha tehlikeli yollar olduğunu hatırlatmak isterim. Bütün insanlık, insanlığın vicdanı sokaklara çıkarak İsrail'in bu zulmüne, siyonizmin bu çılgınlığına "dur" demektedir ve inşallah bu çılgınlık durdurulacak ve Filistin sonunda özgür olacaktır." "50 yıllık terörle mücadelede kazananlar terör ve savaş baronları oldu" Cumhuriyetin ilk yüzyılının en önemli sorunu olan terör meselesinin geride bırakılması ise Türkiye'nin iç politika bakımından birinci önceliği olduğunu vurgulayan Kurtulmuş," 2 seneden yürütülmekte olan, geçtiğimiz Ağustos ayında da çıkarılan ve 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilen yasayla birlikte "Terörsüz Türkiye" konusunda çok ama çok önemli bir adım atılmıştır. Parlamentodaki çalışmalarda yakinen takip ettiğiniz gibi, bütün siyasi partilerin katılımıyla bir rapor hazırlanmış ve önümüzde bir yol haritası olarak bunu kabul etmiş olduk. Şimdi yasanın gereği olarak da bu konuyla ilgili adımlar atılacak ve artık Türkiye'de terör örgütü bütün silahlarını teslim ederek kendisini feshedecek ve böylece Türkiye esenlik yurdu, barış yurdu olma noktasında bir önemli adımı daha geride bırakacaktır. 50 yıllık terörle mücadelede kazananlar terör ve savaş baronları oldu. Şimdi barışın, esenliğin, kardeşliğin temin edilmesiyle birlikte kazanan milletimiz olacak, 86 milyon vatandaştır olacak. Kazanan barış ekonomisi olacaktır. Türkiye'nin her yerinde, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere her tarafında halkımız alın teriyle üretecek ve helalinden kazanacaktır" dedi. "Barış ekonomisi tıkır tıkır çalışmaya başlamış, üretmeye başlamıştır. Hayırlı uğurlu olsun, Türkiye için bir zenginlik vesilesi olsun" Kurtulmuş sözlerini şöyle tamamladı: "Geçtiğimiz sene yaklaşık 40'ın üzerinde milletvekili arkadaşımla birlikte meşhur Gabar Dağı'na gittik. Gabar Dağı, daha yakın zamana kadar hiçbir sivilin giremediği, dağlarında bombaların patladığı, çatışmaların yaşandığı bir bölgemizdi. Şimdi Gabar Dağı'nda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı kuyuları açtılar ve bizim gittiğimiz törenle birlikte de Gabar'da petrol üretim töreni gerçekleşmiş oldu. Ve burada bu törenden sonra da şu anda günlük 85 bin varil petrol Gabar'dan üretiliyor. Barış ekonomisi tıkır tıkır çalışmaya başlamış, üretmeye başlamıştır. Hayırlı uğurlu olsun, Türkiye için bir zenginlik vesilesi olsun. İnşallah Suriye'de PYD'nin hızlı bir şekilde yeni Suriye yönetimiyle entegre olması çalışması başarıyla devam ediyor. Ardından Irak'ta da eş zamanlı olarak bu ay içinde başlatılan silahlı milis grupların silahlarını terk ederek merkezi devlet otoritesinden başka hiçbir silahlı gücün kalmaması süreci de başarılı bir şekilde yürüyor. Bu sürecin tamamlanmasıyla birlikte hem terörsüz bölge inşa edilecek hem de artık bu bölgenin halkları daha yakın işbirliği içerisinde hareket edecek." Program, dualar eşliğinde canlı bağlantılarla gerçekleştirilen temel atma törenlerinin ardından sona erdi. Programa, AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik, Sultanbeyli Kaymakamı Kemal Şahin, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ve çok sayıda davetli katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Güvensizlik üzerine bina edilen bir uluslararası siyaset anlayışını kabul etmiyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Güvensizlik üzerine bina edilen bir uluslararası siyaset anlayışını kabul etmiyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ev sahipliğinde düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı'na bir video mesaj gönderdi. Mesajında asırlardır insanları ve kültürleri buluşturan İstanbul'un bugün diplomasinin merkezlerinden biri haline gelmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ölçekte çatışmaların arttığı, gerilimlerin tırmandığı, uluslararası hukuka ve kurumlara duyulan güvenin sarsıldığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye olarak böyle bir dönemde tarafların birbirleriyle konuşmadığı, umutların azaldığı zamanlarda dahi diplomasiden asla vazgeçmemeyi kendimize düstur edinmiş durumdayız. Rusya ile Ukrayna arasındaki esir takaslarından Afrika kıtasındaki arabuluculuk çabalarımıza geniş bir coğrafyada elde ettiğimiz kazanımlarla bugün de barışa giden yolu açmanın gayreti içerisindeyiz. Değerli katılımcılar, bundan kısa bir süre önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulunu güveni yeniden tesis etmek temasıyla gerçekleştirdik. Uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklandık. Bugün Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını Birleşmiş Milletlere bağlamış olan milyonlarca insan derin bir hayal kırıklığı içindedir. Şurası bir gerçek ki 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Türkiye olarak güvensizlik üzerine bina edilen bir uluslararası siyaset anlayışını kabul etmiyoruz. En çetin ihtilaflarda dahi diplomasi için mutlaka bir kapı olduğuna inanıyoruz. Mesele o kapıyı açık tutacak iradeyi, cesareti ve samimiyeti gösterebilmektir. Bu noktada barış için tarafları bir araya getirmeye, acil çözümler için arabuluculuk yapmaya ve sorumluluk üstlenmeye devam edeceğiz" dedi.

Özgür Özel, Mudanya’da vatandaşlarla buluştu Haber

Özgür Özel, Mudanya’da vatandaşlarla buluştu

Mudanya Mütareke Meydanı’nda gerçekleştirilen programa Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın katıldı. Programa ayrıca bilim insanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski devlet bakanı Turhan Tayan, İsmet İnönü’nün kızı ve İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker ile eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın da iştirak etti. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda meydanda kalabalık oluşurken, etkinlik kapsamında Prof. Dr. Mehmet Haberal’a ’Barış Yolu Ödülü’ takdim edildi. Mudanya’dan Lozan’a uzanan bağımsızlık mücadelesi Konuşmasına İsmet Paşa ve Millî Mücadele kahramanlarını anarak başlayan Özgür Özel, Mudanya’nın tarihî önemine vurgu yaptı. Mudanya’nın sıradan bir meydan olmadığını belirten Özel, "Cephede kazanılan büyük bir askerî zaferin masada siyasi, diplomatik bir kazanıma dönüştüğü yerdir" dedi. Mudanya Mütarekesi sürecinde Türkiye’yi temsil eden İsmet İnönü’nün kararlılığına dikkat çeken Özel, Türk heyetinin temel hedefinin işgal altındaki toprakların tamamen boşaltılması ve Türkiye’nin egemenliğinin kabul edilmesi olduğunu ifade etti. Özel, İsmet Paşa’nın diplomatik yeteneği ve müzakere gücüyle Türkiye’nin iradesinin masada kabul ettirildiğini belirterek, Mudanya’da imzalanan mütarekenin Kurtuluş Savaşı’nın silahlı safhasının sona ermesine ve büyük barışın yolunun açılmasına zemin hazırladığını kaydetti. Mudanya’dan Lozan’a uzanan sürecin önemini anlatan Özel, İsmet İnönü’nün Lozan’da Türkiye’nin bağımsızlığını savunduğu sırada söylediği, "Beyler, ben buraya Mondros’tan değil, Mudanya’dan geldim" sözünü hatırlattı. Özel, bu sözün kazanılmış askerî zaferin ve bağımsızlık kararlılığının diplomasi masasına yansımasını ortaya koyduğunu vurguladı. "Türkiye’nin tapu senedi Lozan’da imzalandı" İsmet İnönü’nün yalnızca askerî ve diplomatik başarılarıyla değil, Türkiye’nin demokrasi tarihindeki rolüyle de önemli bir devlet adamı olduğunu belirten Özel, İnönü’nün çok partili hayata geçiş sürecindeki tutumuna değindi. 1946 seçimlerinin ardından seçim güvenliğine ilişkin tartışmaların giderilmesi ve demokratik sistemin geliştirilmesi konusunda İsmet İnönü’nün rol oynadığını ifade eden Özel, 14 Mayıs 1950 seçimlerinin ardından iktidarın devredilmesine ilişkin tutumunu da anlattı. Seçimlerin kaybedilmesinin ardından iktidarın devrine hazır olunduğunun bildirilmesini hatırlatan Özel, İsmet İnönü’nün seçim sonuçlarını kabul etmesini demokrasi ve millî iradeye saygı açısından önemli bir örnek olarak değerlendirdi. İnönü’nün seçim yenilgisinden sekiz gün sonra oğlu Ömer’e yazdığı mektupta yer alan ifadeleri de aktaran Özel, İnönü’nün demokratik geçiş sürecini ülke adına bir şeref olarak gördüğünü belirtti. Türkiye’yi büyütmek ve yüceltmek için kararlılıkla çalışmaya devam edileceği mesajı verilirken, Mudanya Mütarekesi’nin yıl dönümü vesilesiyle bağımsızlık ve barışın tarihî önemi bir kez daha hatırlatıldı. ,

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "BMGK'da veto imtiyazı kaldırılmalı" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "BMGK'da veto imtiyazı kaldırılmalı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli haber ajansı Bloomberg News için kaleme aldığı makalede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin hala İkinci Dünya Savaşı sonrasının yapısını yansıttığını belirterek, "Reform ihtiyacını artık somut bir yol haritasına dönüştürmek elzemdir. Bu yol haritasının merkezinde ise veto imtiyazının ilgası yer almalıdır. Veto imtiyazının kaldırılması, anlamlı her türlü reformun hem başlangıç noktası hem de temel stratejik hedefi olmalıdır" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli haber ajansı Bloomberg News için "BM, Güvenlik Konseyi'nin veto hakkını kaldırmalıdır" başlıklı makale kaleme aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan makalede, son yıllarda dünyanın tanık olduğu salgınlar, enerji krizleri, tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve bölgesel çatışmalar gibi trajedilerin, dünyanın karşı karşıya olduğu krizlerin çözümünü birkaç başkentin iradesine bırakmanın bugünün gerçekleriyle bağdaşmadığını gösterdiğini belirtti. Küresel karar alma mekanizmalarının bugünün şartlarına uyum sağlamasının artık ertelenemez olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin hala İkinci Dünya Savaşı sonrasının yapısını yansıttığına işaret etti. Erdoğan, daha etkin, adil ve hesap verebilir bir temsil anlayışının zorunluluk arz ettiğini, bunun yolunun da temsili genişletmenin yanında, liderlik sorumluluğunu adil biçimde paylaşmaktan geçtiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan makalede, "Farklı coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini küresel ve bölgesel meselelerin çözümüne dahil etmek mecburiyetindeyiz. ‘Dünya 5'ten büyüktür' çağrımız, bu yönüyle daha geniş bir sorumluluk anlayışına davettir. Reform ihtiyacını artık somut bir yol haritasına dönüştürmek elzemdir. Bu yol haritasının merkezinde ise veto imtiyazının ilgası yer almalıdır. Çünkü Güvenlik Konseyi'ne ayrıcalıklı yeni üyeler eklemek, karar alma gücünün birkaç devletin elinde toplanması sorununu çözmez ve imtiyazlı yapının kapsamını genişletir. Veto imtiyazının kaldırılması, anlamlı her türlü reformun hem başlangıç noktası hem de temel stratejik hedefi olmalıdır. Reform, aynı imtiyazın başka devletlere de tanınması anlamına gelemez. Genel Kurul bünyesinde, hiçbir devletin uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini kalıcı olarak engelleme yetkisine sahip olmaması ilkesi etrafında geniş bir koalisyon oluşturulmalıdır" ifadelerine yer verdi. "Geleceğin uluslararası düzenini geçmişin hiyerarşilerini muhafaza ederek kuramayız" Güvenlik Konseyi ile Genel Kurul arasındaki dengenin de yeniden kurulması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Genel Kurul'un yetkileri güçlendirilmeli, daimi üyeliklerin bulunmadığı, Güvenlik Konseyi üyelerinin Genel Kurul tarafından belirli süreler için dönüşümlü olarak seçildiği, yeniden görev almak isteyen ülkelerin seçimlerde üyelerin çoğunluğunun güvenini yeniden kazandığı bir yapıyla Güvenlik Konseyinin temsil kapasitesi ve Genel Kurul karşısındaki hesap verebilirliği artırılmalıdır. Geleceğin uluslararası düzenini geçmişin hiyerarşilerini muhafaza ederek kuramayız. Dünya tarihi bakımından oldukça kısa sayılabilecek son çeyrek asırda yaşanan gelişmeler, hiçbir güç dengesinin ve hiçbir uluslararası nizamın baki olmadığını gösterdi. İnsanlığa barış, istikrar ve ortak refah vadeden sistem, yeni savaşları önlemekte, eşitsizlikleri azaltmakta ve değişen güç dengelerine cevap vermekte yetersiz kaldı" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomiden güvenliğe, teknolojiden diplomasiye kadar yeni güç merkezleri ortaya çıkarken, uluslararası kurumların bu dönüşüme aynı hızla uyum sağlayamadığına işaret etti. "Gelişmekte olan ülkelerin finansmana erişimi güvence altına alınmalı" Savaşlar, iklim krizi, düzensiz göç ve ekonomik kırılganlıkların, devletlerin güçlü kurumlara, dayanıklı ekonomilere ve caydırıcı savunma yeteneklerine sahip olmalarının önemini bir kez daha ortaya koyduğunun altını çizen Recep Tayyip Erdoğan, ticaret, lojistik, ulaştırma ve enerji koridorlarının güvenlik ve sürdürülebilirliğinin daha belirleyici hale geldiğini belirtti. Asya'nın ekonomik ağırlığı artarken, Afrika'nın da potansiyeliyle uyumlu daha güçlü bir temsil talep ettiğini, gelişmekte olan ülkelerin kendi önceliklerini daha yüksek sesle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, "Bazı bölgesel aktörlerin artan nüfuzu, kendi coğrafyalarında daha fazla sorumluluk üstlenmelerini beraberinde getiriyor. Her bölgenin meselelerini dışarıdan belirlenen yöntemlerle çözmek mümkün değildir. İlgili ülkelerin iradesini, yerel şartları ve müşterek menfaatleri esas alan yaklaşımların daha kalıcı ve istikrarlı sonuçlar üreteceğine inanıyoruz. Diplomatik kapasitesi, ekonomik imkânları ve farklı taraflarla iletişim kurabilme kabiliyeti bulunan ülkelerin barışın ve istikrarın tesisinde daha etkin roller üstlenmesi, kaçınılmaz bir gerekliliktir. Küreselleşmenin refahı yayacağı yönündeki beklentiler tam anlamıyla karşılanmadı. Gelir dağılımındaki adaletsizlikler derinleşirken teknoloji ve ekonomik bağımlılıklar yeni rekabet alanlarına dönüştü. Bu değişen şartlarda küresel adaletin temini için mesuliyetler hakkaniyetle paylaşılmalı, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hakkı ve ihtiyaç duydukları finansmana erişimi güvence altına alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Genel Kurul'un rolünün güçlendirilmesi çabasını destekliyoruz" Böylesi bir değişimin geniş bir uluslararası iradenin ortaya konulmasını zaruri kıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin güçlü küresel ilişkileri ve çok taraflı diplomasi tecrübesini bu reform arayışının hizmetinde kullanmaya devam edeceğini vurguladı. Veto imtiyazının kaldırılması, seçilmiş üyelerin karar alma süreçlerinde daha fazla ağırlık kazanması ve Genel Kurul'un rolünün güçlendirilmesi yönündeki çabayı desteklediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Farklı bölgelerden ülkelerin bu müşterek zeminde buluşması, uluslararası sistemin meşruiyetini ve temsil kabiliyetini güçlendirecektir. Bugünün dünyasında kalıcı barışın, birbirinden kopuk ve birbiriyle konuşmayan blokların çoğalmasıyla kurulamayacağı açıktır. 'Daha adil bir dünya' için farklı coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini ortak bir zeminde buluşturmalıyız. Türkiye, köklü devlet geleneği, diplomatik kapasitesi ve farklı coğrafyalarla kurduğu güçlü ilişkilerle bu reform arayışında üzerine düşen sorumluluğu üstlenmeye devam edecektir" değerlendirmesini yaptı.

Diyarbakır’da "Türkiye Yüzyılı" buluşması Haber

Diyarbakır’da "Türkiye Yüzyılı" buluşması

"Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" kapsamında geniş bir heyet, Diyarbakır’da tarihi ve stratejik temaslara imza attı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek ve Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik’in de aralarında bulunduğu 17 milletvekili ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeleri, kentin 17 ilçesinde eş zamanlı olarak sahaya inerek teşkilatlarla ve vatandaşlarla bir araya geldi. Kentin potansiyelini harekete geçirmeyi ve bölgesel entegrasyonu güçlendirmeyi amaçlayan program, yoğun bir diplomasi, ekonomi ve istişare trafiğine sahne oldu. Ziyaretler kapsamında kentin ve bölgenin ekonomik dinamikleri, dış ticaret potansiyeli ile sınır ötesi iş birliği imkanları detaylıca masaya yatırıldı. Gaziantep’in sanayi ve üretim gücü ile Diyarbakır’ın jeostratejik önemini birleştiren bir perspektifle yürütülen görüşmelerde, kalkınma hedeflerinin yerelde taçlandırılacağı vurgulandı. 17 ilçede güçlü sinerji ve esnaf ziyaretleri Bölge genelinde geniş yankı uyandıran programın merkez üssü tarihi Ulu Cami oldu. Cami çevresinde ve avlusunda vatandaşlarla buluşan heyet; esnaf ziyaretleri, taziye ve düğün katılımlarıyla günlük hayata ortak oldu. 17 ilçenin tamamında kurulan çalışma masaları ve birebir istişareler sayesinde yereldeki beklentiler doğrudan dinlendi. Saha çalışmalarında özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik arasındaki yakın diyalog ve uyumlu çalışma temposu dikkat çekti. İkilinin bölgenin geleceğine yönelik ortak vizyonu teşkilat mensupları ve vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandı. "Güçlü Bölge, Güçlü Türkiye" vizyonu Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, bölgenin barış, huzur ve üretim eksenli bir geleceğe ilerlediğini belirterek, "Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ile birlikte medeniyetler şehri Diyarbakır’ımızda çok kıymetli temaslar gerçekleştirdik. Türkiye Yüzyılı, sadece dış politikada değil, ülkemizin her bir karışında kalkınmanın, yatırımın ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır. Gaziantep ve Diyarbakır başta olmak üzere tüm bölge illerimizin ticaret, üretim ve kültürel bağlarını daha da güçlendirerek ülkemizi küresel ölçekte hak ettiği konuma taşımaya kararlıyız" dedi. Sivil toplum kuruluşları, iş dünyası temsilcileri ve yerel dinamiklerle gerçekleştirilen kapalı oturumların ardından tamamlanan programın, önümüzdeki dönemde bölgeye yönelik yeni ekonomik ve diplomatik adımların zeminini oluşturması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Mekke Savunma İttifakı' açıklaması! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Mekke Savunma İttifakı' açıklaması!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi'nde, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki Irıs Ordo Kongre Merkezi'nde düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü'nün genişletilmiş formatta gerçekleştirilen zirvesine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede yaptığı konuşmasına Nepal'deki sel felaketinde vatandaşları hayatını kaybeden ülkelere başsağlığı dileyerek başladı. Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, Cumhurbaşkanı Saır Caparov başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere şükranlarımı iletiyorum. Diyalog ortaklığına kabul edilen Laos'u tebrik ediyorum. Bu vesileyle Kırgızistan'a Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2027-2028 geçici üyeliğine seçilmiş olmasından ötürü başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. "Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldi" Erdoğan, "Bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Asya-Pasifik bölgesi ile Orta Doğu‘yu aynı zeminde buluşturan teşkilatı, Birleşmiş Milletler’in destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz" dedi. "Çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyoruz" Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın her şeyden evvel Türkiye'nin bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan çok boyutlu dış politikasıyla örtüşen bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Türkiye olarak etrafımızda yaşanan çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyor, bölgemizde birlikte, tüm dünyada barış için, huzur ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyoruz" Erdoğan, "Teşkilatın sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorları tesisi ile enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Ülkemizin teşkilat coğrafyasının batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik pistlerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar geçişli Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Girişimi ile de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda teşkilat bünyesindeki iş birliğine büyük önem veriyoruz. Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatıyla her alanda iş birliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız" diye konuştu. Liderleri COP31 Zirvesi'ne davet etti Erdoğan, "Adil düzen arayışımızın temel gayelerinden biri de hiç şüphesiz gelecek nesillere dahi istikrarlı, müreffeh ve yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. İklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır aşan suçlar ve gıda güvenliği gibi meseleler artık birçok ülke için tehdit teşkil etmektedir. Türkiye olarak iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileri ile mücadelede üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz. Bu amaçla 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağız. Bu önemli zirvede siz değerli dostlarımızı da aramızda görmekten büyük bir memnuniyet duyacağımızı ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Sözlerimin son verirken, teşkilatımızın Şanghay ruhundan aldığı motivasyonla gerçek anlamda çok kutuplu bir dünyanın inşa edilmesinde önemli rol üstleneceğine inandığımı bir kez daha vurguluyor, Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" dedi. Mekke Savunma İttifakı ve İsrail vurgusu Erdoğan, "Suudi Arabistan ve Pakistan'la hayata geçirdiğimiz Mekke Savunma İttifakı, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde bölge ve dünya barışına, istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Barışı konuşurken İsrail’in saldırıları nedeniyle çoğu çocuk ve kadın 74 bin insanın hayatını kaybettiği Gazze ve Lübnan’ı unutmamalıyız. Bu saldırgan politikanın bedelini tüm bölgemiz ödemektedir" ifadelerini kullandı. Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar dileyen Erdoğan, toplantılarının bölge ve ülkelerin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temennisinde bulundu.

Bakan Kurum Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda konuştu: "Sözün eyleme dönüşmesi gereken zaman dilimindeyiz" Haber

Bakan Kurum Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda konuştu: "Sözün eyleme dönüşmesi gereken zaman dilimindeyiz"

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen "NextGenCOP30.5: İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı" ile dünyanın farklı ülkelerinden genç delege, iklim diplomasisi alanında müzakere deneyimi kazanmak üzere bir araya geldi. Cemre Vakfı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ortaklığın0da, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) iş birliğiyle hayata geçirilen altı günlük uluslararası programın açılışı İstanbul Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirildi. Geleceğin iklim diplomasisine katkı sunmayı hedefleyen zirvede, genç delegeler 6 gün boyunca küresel iklim politikaları, uluslararası ilişkiler ve uzlaşı yönetimi konularında tecrübe kazanacak. Müzakerelerde azaltım, iklim finansmanı ve uyum olmak üzere üç ana konu başlığının ele alınacağı program kapsamında; tanışma ve oryantasyonun ardından açılış ile müzakereler, "Azaltım ve İklim Finansmanı Çalıştayı", "Uyum ve Kriz Yönetimi Çalıştayı" gerçekleştirilecek, son gün ise "Antalya Anlaşması" imzalanarak kamuoyuna açıklanacak. "Sözün eyleme dönüşmesi gereken zaman dilimindeyiz" Zirvenin açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kamu kurumlarını, akademiyi, uzmanları ve gençleri aynı hedef etrafında buluşturmanın güçlü bir irade gerektirdiğini belirterek, "Bir fikri projeye dönüştürmek önemlidir; kamu kurumlarını, akademiyi, uzmanları, girişimcileri ve gençleri aynı hedef etrafında buluşturmak ise güçlü bir irade ister. Bu nedenle programda emeği geçen Cemre Vakfımıza, kurumlarımıza, gençlerimize ve akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Bugün Demokrasi ve Özgürlükler Adası adını taşıyan, bir zamanlar demokrasimizin ağır sınav verdiği bu mekanda gençlerimizin diyaloğu, uzlaşıyı ve ortak çözüm üretmeyi öğreniyor olması son derece anlamlıdır. Demokrasi de diplomasi de her şeyden önce konuşabilmek ve ortak geleceği birlikte kurabilmektir. Burada 200 genç delege, 6 farklı müzakere bloğunda iklim diplomasisini yaşayarak ortak metin üzerinde uzlaşı sağlayacaklar. Anlamamız gereken ilk şey, ülkelerin şartlarının aynı olmadığıdır. Kalkınma düzeyleri, iklim riskleri, finansman ve teknolojiye erişim imkanları farklıdır. Bugün Filistin'de öncelik bir bardak su, Afrika'da ise bir parça ekmektir. Bu nedenle 'Adil İklim Diplomasi', farklı imkanlara sahip ülkelerin kendi şsrtları içerisinde ilerlemelerini sağlamaktır" dedi. "Diyalog, uzlaşı, eylem" Başkanlığın yaklaşımını üç temel ilke üzerine oluşturduklarını belirten Kurum, "Diyalog, uzlaşı, eylem. Artık sözün eyleme dönüşmesi gereken zaman dilimindeyiz. Bu gidişata 'dur' diyecek son nesil sizlersiniz. Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yılında temel sınavımızın uygulama olduğuna inanıyoruz. COP31'de Türkiye başkanlığı ve eylem gündemini yürütecek arkadaşlarımız ile Avustralya ve Pasifik ülkeleriyle özgün bir iş birliği modelini ortaya koyuyoruz. Gençleri sadece sonuçlarla karşılaşacak bir kesim değil, bugünün çözüm ortakları olarak görüyoruz. COP31'de gençlerin katılımını en önemli önceliklerden biri yaptık. 2030'a kadar iklim değişikliğinin eğitim müfredatına entegre edilmesini, 2035'e kadar toplum genelinde güçlü bir farkındalık oluşturulmasını hedefliyoruz. Sizler COP31'in misafiri değil, öznesisiniz. COP31'e kendi ev ödevini yapan bir Türkiye olarak hazırlanıyoruz. Elektrifikasyondan sıfır atığa, müfredatın güncellenmesine kadar 10 başlık altında eylem gündemimizi ortaya koyduk" şeklinde konuştu. "Antalya'dan dünyaya yeni bir iklim diplomasisi nesli çıkacak" Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, Türkiye'nin iklim hedefleri doğrultusunda gençlerin üstlendiği role dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma vizyonu ülkemize güçlü bir istikamet çizdi. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğündeki Sıfır Atık Hareketi dünyaya yayıldı ve bugün Türkiye COP31 ev sahipliğine hazırlanıyor. Sayın Bakanımız Murat Kurum'un COP31 için ortaya koyduğu diyalog, uzlaşı ve eylem yaklaşımını çok kıymetli bulıyoruz. COP30.5 ile 200 genç olarak sorumluluk üstleniyoruz. 6 müzakere bloğuna ayrılarak enerji dönüşümünü, iklim finansmanını, uyum ve dirençliliği tartışacağız. Bilgi, sabır, temsil kabiliyeti ve ülkemizin çıkarını bilmeyi gerektiren bu süreçte 6 günün sonunda Antalya Antlaşması metni ortaya çıkacak. Gençlere güvenen bir Türkiye'nin büyük bir gücü olduğuna inanıyoruz. Gençlere alanlar açmalıyız; bu masalar bizim için çok kıymetli. Antalya'dan dünyaya güçlü kararlar ve yeni bir iklim diplomasisi nesli çıkacak. Cumhurbaşkanımızın 'Bir Cemre de sen ol' çağrısının karşılığını bugün sorumluluk alan gençlerle görüyoruz" dedi. "Sözden eyleme, sonuca ve etkiye doğru gidiyoruz" Cemre Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise, organizasyonun bir umut çekirdeği oluşturacağını vurgulayarak, "Gençlerimizin heyecanı sorumlulukla buluşturma noktasındaki çalışmalarına bizzat şahit oldum. COP 30 ile 31'in tam arasındayız; yani COP 30.5'tayız. Bakanlığımızın belirttiği gibi artık sözden eyleme, sonuca ve etkiye doğru gidiyoruz. Cemre, Cumhurbaşkanımızın himayeleriyle gerçekleşen ve hedef kitlesinde gençlerimiz olan bir çevre hareketi. Bu etkinliğin sadece farkındalık için değil; sonuç, etki ve COP31 için bir umut çekirdeği oluşturacağını düşünüyorum. Dünyanın her yerinden gelen öğrencilerimize 5 gün boyunca yürütecekleri çalışmalar için teşekkür ediyorum. Pazartesi günü Antalya için hedef çıktıyı oluşturacaklar" ifadelerini kullandı. "İklim meselesi bir temsil ve adalet meselesidir" Cemre Vakfı Onursal Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan adada gerçekleşen buluşmanın sembolik anlamına değinerek şunları söyledi: "İklim meselesi bir temsil ve adalet meselesidir. Bunu Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda ele almamızın özel bir anlamı var; geçmişin hafızasında geleceği konuşuyoruz. Artık 'İklim değişiyor mu?' yerine 'Biz değişebilecek miyiz?' sorusuna vereceğimiz cevap önemli. Cumhurbaşkanımızın iklim başlığını kalkınma vizyonunun merkezine taşıması ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin Sıfır Atık hareketini küresel bir markaya dönüştürmesi bu iradenin göstergesidir. Cemre, tabiatı uyandıran ilk kıvılcımdır; biz de onu değişimi başlatan gençlerin hareketi olarak görüyoruz. Görevimiz gençlerin fikri ile karar masaları arasındaki mesafeyi kısaltmaktır. Buradan çıkacak çözümler COP31'e, Avustralya'ya ve dünyaya taşınsın. Bu buluşmadaki destek ve vizyoner yaklaşımı için Sayın Bakanımız Murat Kurum'a özel olarak teşekkür ediyorum." Dünyanın farklı ülkelerinden gelen üniversite öğrencilerini Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (COP) esaslı bir simülasyonda buluşturan programa; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, Cemre Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, AK Parti Samsun Milletvekili ve Cemre Vakfı Onursal Başkanı Çiğdem Karaaslan, İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, İlbank Genel Müdürü Eyyüp Karahan, BM Temsilcisi Tom Delrue, Cemre Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gülnar Ayata ve çok sayıda davetli katıldı. Program hediye takdimi ve hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.