Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Dijital Dönüşüm

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Dijital Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gayrimenkul değerlemede yapay zekâ çağı ABD'den önce Türkiye'de Haber

Gayrimenkul değerlemede yapay zekâ çağı ABD'den önce Türkiye'de

ABD'de, UAD 3.6 kapsamında teknoloji destekli yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş için 2 Kasım 2026 tarihi belirlenirken; ARGE Gayrimenkul Değerleme, Türkiye gayrimenkul değerleme sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda dijital dönüşümü desteklemek amacıyla geliştirilen yapay zekâ destekli, yerli ve millî SADES altyapısını bir yılı aşkın süredir aktif olarak kullanıyor. Geliştirilen yerli ve millî teknolojik altyapıyı operasyonlarına entegre eden ARGE Gayrimenkul Değerleme, veri toplama, analiz ve rapor kontrolü süreçlerini ileri teknoloji ve yapay zekâ çözümleriyle destekliyor. Sektörel uzmanlık ile teknolojiyi bir araya getiren SADES; değerleme süreçlerinde verinin daha etkin işlenmesine, analizlerin sistematik biçimde yürütülmesine ve rapor kontrol süreçlerinin daha hızlı, tutarlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlıyor. ABD'de değerleme raporlarında yeni veri düzeni ABD'de FannieMae ve Freddie Mac tarafından yürütülen UniformAppraisalDataset (UAD) 3.6 çalışması, konut değerleme raporlarında kullanılan veri ve raporlama yapısını yeniliyor. İki kurumun yayımladığı bilgilere göre, ortak rapor iletim portalı UCDP'ye 2 Kasım 2026 ve sonrasında ilk kez sunulacak yeni değerleme raporlarında UAD 3.6 kullanımı zorunlu olacak. Yeni yapı, taşınmazın özelliklerine ve inceleme türüne göre şekillenen dinamik raporlamayı ve standart veri alanlarını esas alıyor. Çalışma kapsamında geliştirilen kontrol arayüzleri de rapor verilerini eksiksizlik, biçim ve veri türü geçerliliği ile makullük açısından inceliyor. "Sektörün ihtiyacını sahada gördük, yerli teknoloji geliştirilmesine öncülük ettik" Gayrimenkul değerleme sektöründe veri analizi ve rapor kontrolü ihtiyaçlarına teknolojiyle çözüm sunmak amacıyla SADES'in geliştirilmesine öncülük eden ARGE Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Cem Gel, "SADES'in çıkış noktası, değerleme çalışmalarımızda doğrudan karşılaştığımız ihtiyaçlar oldu. Farklı kaynaklardan gelen bilgilerin birlikte analiz edilmesi, veri tutarlılığının sağlanması ve raporların daha sistematik biçimde kontrol edilmesi için mesleki deneyimimizi teknolojiyle buluşturduk. Geliştirdiğimiz yerli ve millî yapay zekâ altyapısını operasyonlarımızda kullanmaya başladık. ABD'de UAD 3.6 kapsamında yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş Kasım 2026'da gerçekleşecekken, biz Türkiye'de kendi sektörümüzün ihtiyaçlarına yönelik geliştirilmesine öncülük ettiğimiz SADES'ten1,5 senedir yararlanıyoruz. ARGE Değerleme olarak, sahip olduğumuz saha deneyimi ve değerleme alanındaki uzmanlığımızla bu dijital dönüşüm sürecine aktif katkı sağlıyor; operasyonlarımızın tüm aşamalarında dijitalleşmeyi güçlendiriyoruz. Teknolojiyi süreçlerimize entegre ederek insan kaynaklı hata riskini azaltmayı, operasyonel verimliliği artırmayı ve raporlama süreçlerini daha hızlı, tutarlı ve güvenilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz." dedi. ARGE'nin değerleme deneyimi yerli teknolojiyle güçleniyor ARGE Gayrimenkul Değerleme'nin operasyonlarında yararlandığı Sayısal Akıllı Değerleme Süreç Yönetim Sistemi SADES; değer tahminleme, belge analizi, saha verisi yönetimi ve rapor kontrolü aşamalarını destekliyor. Geliştirilen sistem, lokasyon ve emsal bilgilerinin analiz edilmesinden tapu, ruhsat ve imar belgelerinin incelenmesine kadar farklı süreçlerde uzmanlara yardımcı oluyor. Sahadan elde edilen bilgilerin dijital ortamda kayıt altına alınmasını ve raporlardaki eksiklikler ile uyumsuzlukların belirlenmesini destekliyor. ARGE, bu altyapıdan yararlanarak taşınmaza ilişkin belgeleri, saha araştırmaları ve piyasa verilerini uzman değerlendirmesiyle birlikte ele alıyor. Kontrol gerektiren noktaların görünür hâle gelmesi, uzmanların ilgili belgeleri ve taşınmazın şartlarını daha ayrıntılı incelemesine yardımcı oluyor. "Uzman deneyimini verinin gücüyle buluşturuyoruz" Teknolojinin değerleme hizmetindeki rolüne değinen Dr. Ahmet Cem Gel, "Bir taşınmazın değerini belirlemek, farklı kaynaklardan gelen bilgileri o taşınmazın şartları ve piyasa gerçekleriyle birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor. SADES ile uzmanlarımızın bu süreçte kullanabileceği veri analizi ve kontrol imkanlarını güçlendiriyoruz. Sistem tarafından işaretlenen bir eksikliğin ya da uyumsuzluğun ne anlama geldiğini incelemek, ek bilgi ihtiyacını belirlemek ve bunun değerlemeye etkisini ortaya koymak uzmanlarımızın sorumluluğunda. Mesleki birikimimizi yerli teknolojiyle destekleyerek müşterilerimize sunduğumuz hizmetin hızını, tutarlılığını ve izlenebilirliğini geliştirmeye odaklanıyoruz." ifadelerini kullandı.

60’ı aşkın projeyle Bursa’nın geleceğine BTSO imzası Haber

60’ı aşkın projeyle Bursa’nın geleceğine BTSO imzası

Yeni dönem vizyonunun odağında yüksek teknolojili ve katma değerli üretimin yaygınlaştırılması, KOBİ’lerin ölçek ekonomisinin sunduğu imkânlarla buluşturulması, lojistik altyapının güçlendirilmesi ve geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi yer alıyor. Sanayiden teknolojiye, eğitimden ihracata, lojistikten yeşil ve dijital dönüşüme uzanan projeler bu hedeflerin sahadaki karşılığını oluşturuyor. Bu vizyonun en somut halkalarından TEKNOSAB yeni nesil üretim anlayışına yön verirken; GUHEM gençleri uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Bursa Business School iş dünyasını geleceğin rekabete hazırlarken, BUTEKOM ve mükemmeliyet merkezleri ileri teknolojiye erişimi kolaylaştırıyor. UR-GE ve HİSER projeleri ise firmaların yeni pazarlara açılmasına ve dünyanın farklı coğrafyalarındaki alıcılarla doğrudan temas kurmasına imkân tanıyor. TEKNOSAB ile sanayide yeni dönem BTSO’nun dönüşüm hamlesinin en önemli adımlarından biri olan Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi TEKNOSAB, Türkiye’nin yüksek teknoloji odaklı ikinci planlı organize sanayi bölgesi niteliğiyle hayata geçirildi. "Yerli, Yenilikçi ve Yeşil Üretim" vizyonuyla kurulan bölge, yüksek teknoloji yatırımlarını güçlü ulaşım, enerji ve dijital altyapıyla buluşturuyor. KOBİ OSB projesiyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin modern üretim alanlarına kavuşması, büyük sanayi kuruluşlarıyla aynı değer zincirinde yer alması ve ölçek ekonomisinin avantajlarından yararlanması hedefleniyor. TEKNOSAB Lojistik Park, Organize Ticaret Bölgeleri, Data Center, Teknopark, Serbest Bölge, Gıda OSB, Defence Hub ve KOBİ Diyalog gibi yatırımlar da bütüncül bir ekonomik ekosistem oluşturuyor. Üretimle lojistik aynı ekosistemde TEKNOSAB’ın küresel pazarlara erişimini güçlendirecek Lojistik Park’ın temeli Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla atıldı. Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen proje; depolama, dağıtım ve tedarik zinciri yönetimini ileri teknolojilerle buluşturacak. Otoyol, demiryolu yük istasyonu ve liman bağlantılarından faydalanacak projede yapay zekâ destekli rota planlama, otonom depo yönetimi, robotik sistemler ve yenilenebilir enerji uygulamaları hayata geçiriliyor. Uludağ’da iş dünyasının yeni buluşma merkezi İnsan kaynağına yönelik yatırımların başında gelen Bursa Business School, Uludağ’ın simge yapılarından tarihi Kirazlıyayla Sanatoryumu’nun özgün mimarisiyle iş dünyasına kazandırılmasıyla kuruldu. Merkez; eğitim programları, şirket toplantıları, zirveler ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yaparak liderlik, strateji, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik gibi alanlardaki yetkinliklerin gelişmesine katkı sağlıyor. Bir hayalden Türkiye’nin uzay merkezine 2013 vizyonunun sembol projelerinden biri olan Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi GUHEM, Türkiye’nin bu alandaki ilk interaktif eğitim merkezi olarak çocukların ve gençlerin bilim ve havacılık ilgisini uygulamalı deneyimlerle güçlendiriyor. Bu yıl ilk öğrencilerini ağırlayan GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi ile merkezin teknolojik altyapısı akademik eğitimle buluşturuldu. Öğrenciler laboratuvarlardan, simülasyonlardan ve üretim atölyelerinden yararlanırken, havacılık ve savunma sanayii firmalarıyla kurulan iş birlikleri sayesinde sektörle doğrudan temas kurma imkânına sahip oluyor. Bursa sanayisinin katma değerli üretime geçişinde kilit rol oynayan BUTEKOM; laboratuvar, test, muayene, prototipleme ve Ar-Ge altyapısıyla firmaların ileri teknolojiye erişimini kolaylaştırıyor. Merkez bünyesindeki tekstil, teknik tekstil ve kompozit mükemmeliyet merkezleri yeni ürün geliştirme süreçlerine katkı sağlarken, Yeni Nesil Araç Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi elektrikli, hibrit ve otonom araç dönüşümünün ihtiyaç duyduğu insan kaynağına odaklanıyor. Bursa Model Fabrika yalın üretim ve verimlilik süreçlerini desteklerken, Enerji Verimliliği Merkezi firmaların maliyetlerini azaltan temiz üretim çalışmalarına rehberlik ediyor. BTSO, üretimdeki dönüşümü eğitim yatırımlarıyla taçlandırıyor. BUTGEM modern sınıf ve atölyeleriyle mesleki becerilere sahip insan kaynağının yetişmesine katkı sağlarken, MESYEB mesleki yeterlilik ve belgelendirme alanında Türkiye çapında öncü bir kapasiteye ulaştı. BTSO Akademi iş dünyasının gelişim ihtiyaçlarına cevap verirken, Mutfak Akademi turizm ve gastronomi sektörüne nitelikli iş gücü kazandırıyor. Ticaret Bakanlığı destekli UR-GE ve HİSER projeleri kapsamında binlerce firma uluslararası ticaret ağlarına katıldı. Yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyetleri, fuarlar ve tedarikçi buluşmalarıyla firmaların küresel etkinliği artırılırken, BTSO iştiraki KFA Fuarcılık kentin ticaret vizyonuna büyük bir ivme kazandırdı. HOMETEX, Junioshow, Bursa Food Point, Blok Mermer, MEX ve Rising City gibi organizasyonların yanı sıra dünyanın farklı ülkelerindeki fuar katılımları sürdürülüyor. KFA Fuarcılık’ın Bursa Fuar Merkezi’nin yönetimini üstlenmesiyle uluslararası fuarcılık altyapısı yeni bir döneme taşındı. Tedarikçi Günleri kapsamında Turkish Technic, BAYKAR, ROKETSAN, TUSAŞ ve TEI gibi öncü kurumlarla gerçekleştirilen görüşmeler, havacılık ve savunma sanayiinde yeni iş birliklerinin önünü açıyor. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nde yürütülen çalışmalar, dijital dönüşüm projeleri ve e-ticaret uygulamaları kentin köklü ticaret kültürünü yeni ekonomiyle buluşturuyor. Oda hizmetlerinde hayata geçirilen dijitalleşme uygulamaları sonucunda BTSO, TOBB’un akreditasyon sisteminde en üst seviye olan 7 Yıldızlı Akreditasyon Belgesi’ni almaya hak kazandı. "Bursa’nın gelecek 50 yılını planladık" 2013 yılında ortaya koydukları vizyonun temelinde Bursa’nın üretim ve girişimcilik kültürünü geleceğin ekonomisine hazırlama hedefinin bulunduğunu söyleyen BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, şunları kaydetti: "Bursa, Türkiye’nin üretim kabiliyeti en yüksek şehirlerinden biri. Biz yola çıkarken bu güçlü birikimi geleceğin teknolojileriyle buluşturmayı, firmalarımızın rekabet gücünü artırmayı ve şehrimizin öncü rolünü daha da ileri taşımayı hedefledik. Bugün geldiğimiz noktada 60’ı aşkın makro proje ve çalışmayla güçlü bir ekosistem oluşturduk. Dünya ekonomisi teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde büyük bir dönüşümden geçiyor; Bursa da bu değişimi takip eden değil, yön veren kentlerin başında gelmektedir." Başkan Burkay, 2030 vizyonunun merkezinde yüksek katma değerli üretim, güçlü KOBİ’ler, dijital ve yeşil dönüşüm ile nitelikli insan kaynağının yer aldığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, GUHEM’den BUTEKOM’a kadar hayata geçirdiğimiz bütün projeler bu büyük dönüşümün altyapısını oluşturuyor. Şimdi bu birikimin üzerine yenilerini ekleyerek Bursa’nın potansiyelini çok daha yukarı taşımayı hedefliyoruz. Bugüne kadarki her adımda meslek komitelerimizin, sektörel konseylerimizin ve üyelerimizin çok büyük katkısı var. Şehrimiz için bugünün şartlarına göre değil, geleceğin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Üretimi, ticareti, teknolojiyi, lojistiği ve insan kaynağını aynı bütünün parçaları olarak görüyoruz. 2030 vizyonumuzla Bursa’nın gücünü küresel ölçekte artıracak, ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ anlayışıyla Türkiye Yüzyılı’na imza atmaya devam edeceğiz."

BUÜ’nün Erasmus Mundus projelerine Avrupa Komisyonu’ndan onay Haber

BUÜ’nün Erasmus Mundus projelerine Avrupa Komisyonu’ndan onay

Gelecekte hayata geçirilmesi planlanan uluslararası ortak yüksek lisans programlarının akademik, idari ve kurumsal altyapısının hazırlanmasını amaçlayan projelerde; ortak müfredat ve diploma yapılarının geliştirilmesi, öğrenci hareketliliğinin planlanması, kalite güvencesi, tanınma ve akreditasyon süreçlerinin oluşturulması ile sürdürülebilir yönetişim modellerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Hazırlanan altyapı, ilerleyen dönemlerde Erasmus Mundus Joint Master programlarına yapılacak başvurular açısından da önemli bir temel oluşturuyor. Doğrudan Avrupa Komisyonu’na yapılan başvurular sonucunda kabul edilen projeler, BUÜ’nün Erasmus Mundus Design Measures kapsamında desteklenen ilk projeleri olma özelliğini taşıyor. TwinLead ile ikiz dönüşüm ve etik liderlik bir araya geliyor TwinLead projesi, BUÜ İnegöl İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı ve Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (UZEM) Müdürü Prof. Dr. Melih Engin koordinatörlüğünde yürütülüyor. Proje; yapay zekâ, veri analitiği ve siber güvenlik gibi ileri teknolojileri katılımcı yönetişim, etik, insani değerler ve ikiz dönüşüm yaklaşımlarıyla bütünleştiren uluslararası bir yüksek lisans programının tasarlanmasını amaçlıyor. Geliştirilecek programla, dijital ve yeşil dönüşüm süreçlerine liderlik edebilecek, teknolojik yetkinliklerini etik ve sürdürülebilir yönetişim anlayışıyla bir araya getirebilen yeni nesil profesyonellerin yetiştirilmesine yönelik güçlü bir akademik altyapı oluşturulması hedefleniyor. E-Resilience ile dijital dünyanın yeni risklerine eğitim odaklı yaklaşım Desteklenmeye hak kazanan bir diğer proje olan E-Resilience, BUÜ Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şehnaz Baltacı koordinatörlüğünde gerçekleştiriliyor. Proje, gelecekte hayata geçirilmesi planlanan Erasmus Mundus ortak yüksek lisans programının akademik, kurumsal ve stratejik temellerini oluşturmayı hedefliyor. E-Resilience; dijital riskler, dezenformasyon, algoritmik yönlendirme, yapay zekâ destekli manipülasyon, siber zorbalık, veri güvenliği ve toplumsal kutuplaşma gibi güncel sorunlara eğitim alanından bütüncül bir yaklaşım geliştirmeyi amaçlıyor. Uluslararasılaşma kapasitesine önemli katkı Her iki proje de Avrupa Birliği’nin dijital dönüşüm, kapsayıcılık, demokratik yaşama katılım, etik liderlik, sürdürülebilirlik ve yükseköğretimde uluslararasılaşma öncelikleriyle örtüşüyor. Projelerin Erasmus+ ve uluslararasılaşma süreçleriyle kurumsal düzeyde koordinasyonu, BUÜ Erasmus Kurum Koordinatörü Doç. Dr. Recep Yücedoğru’nun katkılarıyla yürütülüyor. "Kurumsal kapasitemiz güçleniyor" Projeleri kabul edilen akademisyenleri ağırlayan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, TwinLead ve E-Resilience projelerinin desteklenmesiyle birlikte uluslararası ortak yüksek lisans programları geliştirme, ortak diploma modelleri oluşturma ve Avrupa’daki akademik iş birliklerini derinleştirme yönünde önemli adımlar attıklarını vurguladı. Projeler kapsamında edinilecek deneyim ve oluşturulacak uluslararası ortaklıkların, gelecekte gerçekleştirilecek Erasmus Mundus Joint Master başvurularına yönelik kurumsal kapasiteyi de güçlendireceğini ifade eden Rektör Yılmaz; "Üniversitemizin Erasmus Mundus Design Measures alanındaki ilk kabulü olma özelliğini taşıyan TwinLead ve E-Resilience projeleri, Üniversitemizin Avrupa yükseköğretim alanındaki görünürlüğünün artırılması ve sürdürülebilir uluslararası akademik iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir kazanımdır" şeklinde konuştu. Yılmaz, akademisyenleri tebrik ederek, başarılarının devamı temennisinde bulundu.

Logo Yazılım’dan yeni nesil kurumsal uygulama yazılımı deneyimi Haber

Logo Yazılım’dan yeni nesil kurumsal uygulama yazılımı deneyimi

Logo Yazılım işletmelerin verimlilik ve rekabet gücünü desteklemeyi sürdürürken, hayata geçirdiği yeni çözüm mimarisiyle daha yalın ve bütünleşik bir deneyim sunmayı hedefliyor. Çözümleri iki ana kategoride işletmelerde buluşturan Logo Yazılım, Logo Cloud ile yenilenen altyapısı ve tasarımı sayesinde gelişmiş bir bulut deneyimi sunuyor. Logo Edge ise on-premise çözümlerin bulut servislerle zenginleştirilebildiği hibrit bir yapıyı işletmelerle buluşturuyor. Yeni nesil arayüz, yapay zekâ yetenekleri ve ek fonksiyonlarla geliştirilen çözümlere, yeni dönemde Logo dünyasının giriş kapısı niteliği taşıyan Logo Base platformu üzerinden erişiliyor. Logo Base üzerinden Logo Kimliği ile farklı Logo Yazılım çözümlerine tek noktadan giriş yapılabiliyor; ürünler arası geçiş sayesinde kullanıcıların sahip oldukları tüm lisanslara tek merkezden ulaşılabiliyor. Dinamik yapısıyla 42 yıldır sürekli güncel Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, "42 yıldır dönüşen teknolojileri ve iş dünyasının ihtiyaçlarını yakından takip ediyoruz. Her dönemde kendimizi yenileyerek teknoloji alanındaki dönüşümleri işletmeler için somut değere dönüştürmeye odaklandık. Yeni Logo Cloud ve Logo Edge çözümleri, bu yaklaşımımızın önemli bir yansıması. Bu dönüşümün merkezinde öncelikle müşteri deneyimi yer alıyor. Yapay zekâ yetkinlikleriyle geliştirilmiş çözümlerimizi daha yalın ve kullanıcı dostu bir deneyim sunacak şekilde zenginleştirirken, daha bütünleşik bir yapıda bir araya getiriyoruz. Amacımız, Logo Yazılım’ı akıllı iş uygulamaları platformuna dönüştürürken, kullanıcılarımızın çözümlerimizle kurduğu etkileşimi daha fazla kolaylaştırmak" ifadelerini kullandı. Bulut deneyimini zenginleştirmenin yanı sıra hibrit çalışma modellerinin gerektirdiği esnekliği de çözümlerine taşıdıklarını söyleyen Koyuncu, "Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimleri çözümlerimizin gelişiminin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Değişen iş yapış biçimlerine uyum sağlayacak yeni fonksiyonları sürekli olarak çözümlerimize entegre ediyoruz. Yeni Logo Cloud ve Edge ile yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Dinamik, öncü ve inovatif bakış açımızla ülkemiz ekonomisinin dijitalleşmesine ve işletmelerin geleceğe daha güçlü hazırlanmasına katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi. Cloud, Edge ve Base ürünün özellikleri şöyle açıklandı: Yenilenen altyapısı ve tasarımıyla gelişmiş bir bulut deneyimi: Logo Cloud Logo Yazılım’ın tamamen bulut tabanlı olan çözümleri, Logo Cloud altında bütünleşik bir şekilde konumlanıyor. Cloud yeni nesil altyapısı, zengin fonksiyonları, kullanıcı deneyimi odaklı tasarımı ve gelişmiş entegrasyon yetenekleriyle işletmelerin ön muhasebeden ERP’ye (Kurumsal Kaynak Planlama) kadar ihtiyaçları karşılayarak dijital dönüşümüne güç katıyor. Cloud tarafında yeni nesil özellikler ilk aşamada, dijital dönüşüm yolculuğunda güçlü bir başlangıç sunan Cloud Lite ile devreye alınıyor. Cloud’un ilk aşamasını oluşturan Cloud Lite, küçük ölçekli işletmelerin ihtiyaç duyduğu temel fonksiyonları yeni nesil özelliklerle bir araya getiriyor. Bulutun hız ve esnekliğini günlük iş süreçlerine taşıyarak aşağıdaki ön muhasebe süreçlerini sade, hızlı ve akıllı şekilde yönetmeyi sağlıyor. Cloud’un yeni nesil tasarımı, modern bir kullanıcı deneyimi yaklaşımıyla şekilleniyor. Sade ve fonksiyonel ekran yapıları, kullanıcıların ilk oturumdan itibaren servise hızla uyum sağlamasına yardımcı oluyor. Kayıtlara ait tüm bilgiler tek ekranda görüntülenip yönetilebiliyor; böylece tüm iş adımları bütünsel bir bakışla takip edilebiliyor. Yapay zekâ destekli dijital danışman, Cloud’un en yenilikçi bileşenlerinden birini oluşturuyor. Bu özellik, kullanıcının sistemle etkileşimini kolaylaştırmanın yanı sıra iş süreçlerine akıllı içgörüler de kazandırıyor. Yapay zekâ destekli dijital danışman, ürün kullanımına ait dokümanlara ve cevaplara da hızla ulaşmayı sağlıyor. Kullanıcılar yapay zekâ destekli dijital danışmana doğal dilde sorular yönelterek karmaşık raporlar hazırlamaya gerek kalmadan verilere erişebiliyor. Ürünün veri tabanı haritası üzerinden eğitilen yapay zekâ, bulutta yapılan sorguyu verileri kullanarak yanıtlıyor. Örneğin "Son üç ayda en çok satış yaptığım ürün hangisi?" gibi bir soru, saniyeler içinde rapor olarak sunuluyor. Cloud kapsamında sunulan yeni gelişmiş global arama fonksiyonu, ürün kapsamındaki tüm kayıt, işlem ve belgelere saniyeler içinde ulaşmayı mümkün kılıyor. Bu sayede kullanıcılar bilgiye ulaşmak için arayüzde dolaşmak yerine, doğrudan işlem odaklı ilerleyebiliyor. Cloud ile birlikte yenilenen mobil uygulamayla kullanıcılar her an, her yerden sisteme erişebiliyor ve kritik iş süreçlerini mobil cihazlarından yönetebiliyor. Bu sayede işletmeler, ofis dışında da operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürebiliyor. Gerçek zamanlı veri akışı, karar alma süreçlerini hızlandırırken, mobil erişim sayesinde işin sürekliliği her koşulda korunuyor. Hibrit dünyanın ihtiyaçlarına cevap: Logo Edge Logo Edge altında kategorize edilen Logo Yazılım’ın on-premise çözümleri, artık bulut servislerle zenginleştirilebilen hibrit bir yapıya kavuşuyor. ERP başta olmak üzere Depo Yönetiminden (WMS) Müşteri İlişkileri Yönetimine (CRM), Saha Satış Yönetiminden Veri Analitiği ve İnsan Kaynakları Yönetimine kadar çözümlerin kurulum süreçleri sadeleşirken yeni nesil kullanıcı deneyimine, yeni teknolojilere ve entegrasyonlara uyumlu bir yapı kuruluyor. Yapay zekâ destekli dijital danışmanın sunduğu ürün içi destekle kullanıcılara zaman kazandıran, PaaS altyapısıyla hibrit bir yapı sunan Edge, zenginleştirilen fonksiyonlarıyla işletmelere sunuldu. PaaS altyapısı sayesinde Edge, entegre analitik web dashboard servisi, online teklif toplama ve yapay zekâ destekli dijital asistan özellikleriyle birlikte sunuluyor. Şirketin Tiger ve Netsis ERP ürün grupları ve j-Platform ürünü artık Edge çatısı altında farklı seriler hâlinde sunuluyor. ERP çözümleri işletme büyüklüğü ve ihtiyaçlarına göre Edge T-Series, Edge N-Series ve Edge J-Series olarak farklı paket yapılarıyla kullanıcılarla buluşuyor. Zaman baskısının yoğun yaşandığı ve azami dikkat gerektiren süreçlerden biri olan satın alma, Edge’de sunulan online teklif toplama ve satın alma fonksiyonuyla kolaylaşıyor. Sistemde kayıtlı olan tedarikçilere teklif taleplerinin ve formların e-posta yoluyla gönderilmesi, bu formlar üzerinden tekliflerin toplanması ve tek ekrandan karşılaştırılarak uygun görülen tekliflerin siparişe dönüştürülmesi doğrudan Edge üzerinden online yapılıyor. Edge’in lisanslamasında kullanıcı kimliğine bağlı (named user) modele geçilmesi, ERP’ye erişimin artık aynı anda giriş yapan kullanıcı sayısına veya cihaz sayısına göre değil, her bir kullanıcı için tanımlanan lisans üzerinden yönetilmesi anlamına geliyor. KVKK gibi regülasyonlara tam uyum ve denetlenebilirlik sağlayan bu lisanslama modeli sayesinde, Logo Kimliği ile sisteme tanımlanmış, gerçek kullanıcılar şeffaf, öngörülebilir ve ölçeklenebilir şekilde yönetilebiliyor. Edge, arayüz ve ekran tasarımlarıyla da yeni nesil bir deneyim oluşturuyor. Günümüz kullanıcılarının beklentileri doğrultusunda hazırlanan daha sade ve modern tasarım, ekran alanını maksimum verimle kullanmayı sağlıyor. Ayrıca Edge’in yenilenen mobil uygulaması da zamandan ve mekândan bağımsız erişim deneyimi sunuyor. Logo dünyasına giriş kapısı: Logo Base Tüm Logo Yazılım çözümlerine giriş için tek bir platform sunan Logo Base sayesinde kullanıcılar, ERP, WMS ve CRM’in de içinde bulunduğu lisans sahibi oldukları birçok çözüme tek Logo Kimliği üzerinden erişilebiliyor. Böylece uygulamalara giriş, kurulum ve uygulamalar arası geçiş kolaylaşıyor; kullanıcı verimliliği artıyor ve tüm çözümler ortak bir yapı altında bütünleşiyor. Her uygulama için ayrı kullanıcı adı ve şifre bilgisi oluşturmak, saklamak ve ayrı ayrı giriş yapmak gerekmiyor. Base kurulum ve güncellemeleri de kolaylaştırıyor. Hesap Yöneticisi olarak tanımlanan firma yetkilisi, firmaya ait tüm şirketin lisanslarını görüntüleyebiliyor ve tek bir butona basarak istenen uygulamayı kurabiliyor. Lisans tanımlanan kullanıcılar Logo Kimliği üzerinden Base’e girerek kurulumu ve güncellemesi yapılan tüm uygulamaları görebiliyor, istedikleri uygulamayı tek tıkla çalıştırabiliyor ve farklı uygulamalar arasında tek tıkla geçiş yapabiliyor. Yapay zekâ destekli dijital danışman aracılığıyla Base üzerinden ürünlere ilişkin videolu anlatımlara ve dokümanlara da rahatlıkla erişilebiliyor.

BUÜ’de "Akıllı Yoklama Sistemi" başlıyor Haber

BUÜ’de "Akıllı Yoklama Sistemi" başlıyor

BUÜ’nün yürüttüğü dijitalleşme faaliyetlerine bir yenisi daha eklendi. 2026-2027 akademik yılında 28 Eylül’den itibaren uygulamaya alınacak olan Akıllı Yoklama sistemi ile ders yoklamalarının alınması, takibi ve raporlanması tek bir dijital ortamda bir araya getirilecek. Sistem aynı zamanda eğitim-öğretim süreçlerinde teknolojinin etkin kullanımına katkı da sağlayacak. Öğrenciler karekod ile yoklamaya katılacak, akademisyenler anlık takip edecek Web tabanlı sistem sayesinde öğrenciler, öğretim elemanının derste gösterdiği karekodu telefonlarıyla okutarak kendi kurumsal hesapları üzerinden yoklamaya katılabilecek. Ayrı bir mobil uygulama kurulmasını gerektirmeyen sistem, bilgisayar ve mobil cihazların internet tarayıcıları üzerinden kullanılabilecek. Öğretim elemanları ise katılımı anlık olarak takip edebilecek, geçmiş yoklamalara ulaşabilecek ve ders ile öğrenci bazında devam bilgilerini görüntüleyebilecek. Sistem üzerinden oluşturulan raporlar Excel formatında da alınabilecek. BUÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada sistemin kurumsal hesap doğrulaması, öğretim elemanı ve yönetici girişlerinde SMS doğrulama desteği, yenilenen karekodlar ve kullanıcı yetkilerine göre erişim kontrolleriyle de destekleneceği vurgulandı. "Verimliliği merkeze alan bir kampüs ekosistemini büyütüyoruz" BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz; üniversitenin dijital dönüşüm çalışmalarının bir parçası olarak bu dönem hayata geçecek Akıllı Yoklama Sistemi ile yoklama süreçlerinde zaman tasarrufu sağlanması, öğretim elemanlarının iş yükünün azaltılması ve devam kayıtlarının daha düzenli, verimli ve izlenebilir biçimde yönetilmesinin amaçlandığını aktardı. Rektör Yılmaz; "Üniversitemizin altyapısını akıllı ve yenilikçi dokunuşlarla geleceğe hazırlıyoruz. Hayata geçirdiğimiz Akıllı Yoklama Sistemi ile hem idari süreçlerimizi hızlandırıyor hem de eğitim-öğretim ortamını dijital dünyanın imkanlarıyla güçlendiriyoruz. Hedefimiz, her alanda teknolojiyi etkin kullanan, şeffaf ve verimliliği merkeze alan bir kampüs ekosistemini kararlılıkla büyütmektir" şeklinde konuştu. Öğrenciler ve akademisyenler https://yoklama.uludag.edu.tr linki üzerinden sisteme giriş yapabilecekler.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘‘Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir’’ dedi. "Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getiren İstanbul Ticaret Kongresi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi Müdürü ve Kongre Başkanı Nazım Ekren’in açılış konuşmalarıyla başladı. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), uluslararası iş dünyası ve akademiden isimleri İstanbul’da bir araya getiren kongrede, küresel ticaretin değişen dengeleri, jeopolitik riskler, yeşil ve dijital dönüşüm, ticaretin normları ve etik değerleri, ticari istihbarat ve ticari diplomasi çok boyutlu biçimde ele alındı. Açılış konuşmasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Cevdet Yılmaz, "Bu kongre; küresel ticarette dengelerin değiştiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ülkemizin üretim, ihracat ve yatırım imkânlarını ele almak açısından mühim bir buluşmadır. Etkinliğin "Değişen Dünyada İstikrarın Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla gerçekleşmesi de yapılan istişareleri çok daha anlamlı kılmaktadır" dedi. Küresel ekonomi ve küresel ticaretin son yirmi yıllık döneminde krizlerin ve şokların giderek sıklaştığı bir sürece girildiğini belirten Yılmaz, "2026 yılında Rusya-Ukrayna savaşının yeni boyutlar kazanmasının yanı sıra, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın getirdiği enerji şoku, yalnızca enerji fiyatları üzerinden değil; üretim maliyetleri, enflasyon, lojistik, dış ticaret, finansal koşullar ve büyüme kanalları üzerinden de küresel ekonomiyi eş zamanlı olarak etkilemektedir. Dolayısıyla artık küresel ekonomide şokların istisnai değil, neredeyse sürekli olarak yönetilmesi gereken bir unsur haline geldiği bir yapıdan söz ediyoruz. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten bir ortamda, uluslararası kurumların ve kuralların giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Dünya Ticaret Örgütü, 2025 yılında yüzde 4,6 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026 yılında yüzde 1,9 büyüyeceğini öngörürken Uluslararası Para Fonu da küresel büyümenin yüzde 3’e gerileyeceğini tahmin etmektedir. Küresel ekonomide ağırlık merkezi gelişmekte olan ülkelere ve özellikle doğuya kayarken rekabet; fiyatın yanı sıra sanayi politikaları, teknoloji ve ölçek ekonomileri üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ekonomisi, bu zorlu küresel şartlarda üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif ayrışmayı başarmıştır" şeklinde konuştu. ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Gayrisafi yurt içi hasılasının 2025 yılında 1,6 trilyon dolara yükseldiğini 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla da yıllıklandırılmış olarak 1,7 trilyon doları aştığını belirten Yılmaz "Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir. Hizmet ticaretinin küresel ticaret ve değer zincirleri içindeki payı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye’nin hizmet ihracatı 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 125 milyar dolara yükselmiş, ülkemiz en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 22’nci sıraya yerleşmiştir. Sağladığımız 63 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlasıyla bu alanda dünyada altıncı sıradayız. Mal ve hizmet ihracatı toplamımız 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştır. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları geçerken mal ve hizmet ihracatımızın ise 405 milyar dolara aşacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. ‘‘Reel sektörümüzün her zaman yanındayız’’ İhracatçılara sağlanan desteklerden de bahseden Yılmaz, ‘‘İhracatımızın daha yüksek katma değerli, daha rekabetçi ve daha geniş bir coğrafyaya yayılan yapıya kavuşması için, firmalarımızı ihracata hazırlıktan pazarlamaya, tasarımdan küresel firmalara tedarikçi olmaya kadar her aşamada destekliyoruz. Bu kapsamda, seçici bir yaklaşımla ihracatçılarımızın finansmana erişim imkanlarını genişletiyoruz. Reel sektörümüzün her zaman yanındayız. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatına toplam 33 milyar lira destek sağladık; 2026 yılında bu amaçla ayrılan toplam bütçeyi 45 milyar liraya çıkardık’’ diye konuştu. İTO Başkanı Avdagiç: ‘‘Küresel ticaretin yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır’’ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ise yaptığı konuşmada, ‘‘Küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. Türkiye, son 25 yılda sağladığı ekonomik istikrarla, sağlam altyapısıyla, nitelikli işgücüyle, ikiz dönüşümdeki kararlılığıyla, savunma sanayiinde elde ettiği güçlü birikimle, yakın tedarik üssü olmasıyla ve lojistik üstünlükleriyle büyük bir avantaja sahip’’ değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin, korumacı ticaretin, yüksek gümrük tarifelerinin, tedarik zinciri sorunlarının, enerji ve lojistik maliyetlerindeki devasa dalgalanmaların, dijital ve yeşil dönüşüm ile baş döndürücü teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçtiğimizi vurguladı. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025'te 35,2 trilyon doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Avdagiç, ‘‘Korumacı politikaların yeniden yükselmesinin, jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zincirindeki kırılmaların yol açtığı maliyet artışları, dünya ticareti için ciddi bir tehdit. Öyle ki Dünya Ticaret Örgütü, küresel GSYİH'nin yüzde 6,9'a kadar azalabileceğini ve ticaretin, en başta yoksul ülkeleri vuracak bir parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor" ifadelerini kullandı. İTO Başkanı Avdagiç sözlerine şöyle devam etti: "Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz. Böylece bugünün tüccarının yalnızca fiyat ve kaliteyle değil finansmana erişim, enerji maliyeti, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesiyle de rekabet etmek zorunda olduğunun altını çiziyoruz. Bunları içeren yeni bir rota çizilmesini öneriyoruz."

NOSAB’da Dijital OSB Buluşmaları Etkinliği Haber

NOSAB’da Dijital OSB Buluşmaları Etkinliği

Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) bünyesinde faaliyet gösteren NOSAB Akademi, sanayi odaklı teknoloji merkezi MEXT ve HYF Global’in iş birliğiyle NOSAB Yalçın Aras Konferans Salonu’nda düzenlenen “Dijital OSB Buluşmaları”nda; dijital dönüşüm, yapay zekâ, akıllı fabrikalar, üretim teknolojileri, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konuları ele alındı. ‘Yeşil OSB’ unvanlı NOSAB’dan öncü rol Programın açılışında konuşan NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, NOSAB’ın çevre duyarlılığına ve teknoloji odaklı sanayi anlayışına değindi. NOSAB’ın Türkiye’de ‘Yeşil OSB’ unvanı alan 9 organize sanayi bölgesinden biri olduğuna dikkat çeken Gülmez, “NOSAB bu yönüyle öncü bir rol üstlenmiştir. Bölgemizde sanayinin sürdürülebilir, çevre dostu ve dijital altyapıya kavuşması için kapsamlı bir seferberlik yürütmekteyiz” diye konuştu. Gülmez, etkinliğin, sanayicilere hayırlı sonuçlar getirmesi dileğinde de bulundu. HYF Global Genel Müdürü Hakan Yüksel ise Türk sanayisinin dijital ve yeşil dönüşümüne odaklanan teknoloji ve organizasyon firması olduklarına işaret ederek, gelecekteki sanayi tesislerinin ortak karakteristiğini yeşil dönüşüm odaklı gelişmeler ile dijitalleşmenin belirleyeceğini ifade etti. Bursa sanayisinin dijital dönüşümü NOSAB’ın ev sahipliğinde gerçekleştirdikleri etkinlik ile Bursa sanayisinin dijitalleşme ve yeşil dönüşüm çalışmalarına katkı sunmayı amaçladıklarını belirten Yüksel, ülke kalkınması yolunda atılacak önemli adımlardan birinin de sanayideki yeşil dönüşüm ve dijitalleşme ile gerçekleştirilebileceğini vurguladı. MEXT Satış & Pazarlama Grup Direktörü Barış Arıkan da dijital ve yeşil dönüşüm ekosistemini firmalara ulaştırdıklarını ifade etti. Şirketlerin yeni nesil teknolojilere adapte olabilmeleri için eğitim programları sunduklarını belirten Arıkan, “Şirketlerin satış, pazarlama, operasyon ve yönetim kadrolarının yeni nesil teknolojilere adapte olmasını sağlamak amacıyla gelişmiş eğitim programları sunmaktayız. Eğitim programlarımız ile doğrudan teknoloji odaklı satış ve pazarlama süreçlerini destekliyoruz” dedi. Programda, Bursa KOSGEB KOBİ Uzmanı Şevket Candaş, “Hibe ve Teşvik Programları Aktarımı”; MEXT Satış ve İş Geliştirme Direktörü Ömer Cinpir, “Yeşil Dönüşüm Destek Programları Aktarımı”; MEXT Sürdürülebilirlik Yöneticisi Andaç Özhan, “Yeşil Dönüşüm Destek Programı Aktarımı” başlıklı sunumlarıyla KOBİ’lere yönelik destek programları ile dijital ve yeşil dönüşüm süreçlerini ele aldı. Programda IoT ve yapay zekâ teknolojilerinin OSB’lerde verimlilik, sürdürülebilirlik ve veri odaklı yönetim süreçlerine katkısı da masaya yatırıldı. ERP sistemlerinin dijital dönüşümdeki rolü, dijitalleşme ve e-dönüşüm süreçleri, üretimde dijital çözümlerin kullanımı ile dijital dünyada markalaşma ve değer yaratma konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Katılımcılar “networking” için ayrılan zamanda ise teknoloji firmalarıyla yüz yüze görüşme fırsatı buldu.

TGS yoğun geçen sezon sonrası ilk teşekkür ziyaretini Antalya’ya gerçekleştirdi Haber

TGS yoğun geçen sezon sonrası ilk teşekkür ziyaretini Antalya’ya gerçekleştirdi

Yoğun yaz sezonunun ardından Antalya Havalimanı'nda çalışma arkadaşlarıyla bir araya gelen TGS Genel Müdürü Doç. Dr. İbrahim Zeki Akyurt, üçlü vardiyada görev yapan ekipleri ilgili vardiya saatlerinde ziyaret etti. Akyurt, Antalya'da Temmuz ve Ağustos aylarında Turkish Ground Services (TGS)'in hizmet verdiği yolcu sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 7, sefer sayısının ise yüzde 3 arttığını vurguladı. Yoğun katılımla gerçekleşen buluşmalarda operasyonel performanstan dijital dönüşüme, terfi ve insan kaynakları uygulamalarından emniyet ve kalite süreçlerine kadar birçok başlık değerlendirildi. Sezon başında Bodrum, Dalaman ve Antalya gibi turizm yoğunluğunun ve mevsimsel operasyon yükünün yüksek olduğu havalimanlarını ziyaret ederek çalışma arkadaşlarına başarı dileyen Turkish Ground Services (TGS) yöneticileri, yaz sezonunun tamamlanmasının ardından bu kez teşekkür ve tebrik buluşmalarına başladı. "Antalya operasyonel açıdan özel bir saha" Bu kapsamda ilk ziyaretini Antalya'ya gerçekleştiren TGS Genel Müdürü Doç. Dr. İbrahim Zeki Akyurt, Antalya'nın yüksek yolcu ve uçuş hacminin yanı sıra yaz dönemindeki iklim şartları nedeniyle de zorlu bir operasyon alanı olduğuna dikkat çekti. Farklı vardiyalarda görev yapan çalışma arkadaşlarıyla ilgili vardiya saatlerinde bir araya gelen Akyurt, ziyaretin yoğun geçen sezonun başarısında emeği bulunan ekiplerin çalışmalarını kutlamak açısından ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Akyurt, TGS'nin yer hizmetlerinde operasyonel mükemmeliyet odağıyla yürüttüğü çalışmaların turizm hareketliliğinin sürdürülebilirliğine ve ülke ekonomisine katkı sağladığını belirterek, sunulan hizmetin hava ulaşım zincirinin etkin şekilde işlemesi açısından önem taşıdığını vurguladı. İnsan kaynağında yetkinlik bazlı yaklaşım Buluşmada TGS'nin işe alım ve atama süreçlerine de değinen Akyurt, işe alım ve terfi süreçlerinde uluslararası geçerliliğe sahip yetkinlik bazlı testlerin yanı sıra temel, liderlik ve fonksiyonel yetkinlikler ile pozisyonun gerekliliklerinin birlikte değerlendirildiğini belirtti. TGS'de dijital dönüşümün merkezinde insan var Buluşmada TGS'nin dijital dönüşüm çalışmalarını da ele alan Akyurt, "Dijitalleşme yaklaşımımızın merkezinde insan var. Teknolojiyi çalışma arkadaşlarımızın işini kolaylaştıran, saha tecrübesini güçlendiren ve operasyonlarımızı daha güvenli, ölçülebilir ve verimli hale getiren bir araç olarak görüyoruz" dedi. "Adil Kültür" yaklaşımı vurgulandı TGS'nin "Adil Kültür" yaklaşımı doğrultusunda yürütülen denetim ve bildirim süreçlerinde; risklerin olay meydana gelmeden önce belirlenmesi, sahadan gelen bildirimlerin etkin biçimde değerlendirilmesi ve her tespitin operasyonel gelişim fırsatına dönüştürülmesi hedefleniyor. Güçlü bir emniyet kültürünün; farkındalık, açık iletişim, etkin bildirim mekanizmaları ve risklerin zamanında paylaşılmasıyla sürdürülebilir hâle geldiğinin altı çizildi. Buluşmalar farklı meydanlarda devam edecek Antalya'da başlayan buluşmalar, başta yaz döneminde yoğun operasyonların gerçekleştirildiği havalimanları olmak üzere TGS'nin faaliyet gösterdiği diğer meydanlarda da devam edecek.

Bursa Model Fabrika 'Sektörel Gelişim Merkezi' oldu Haber

Bursa Model Fabrika 'Sektörel Gelişim Merkezi' oldu

Yeni statüyle Bursa Model Fabrika’nın eğitim, danışmanlık ve dönüşüm hizmetlerindeki kapasitesinin geliştirilerek daha fazla KOBİ’ye ulaşılması hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Model Fabrika’nın SEGEM kapsamına alınmasının merkezin iş dünyasına sunduğu hizmetleri daha ileri bir seviyeye taşıyacağını söyledi. KOSGEB tarafından KOBİ’lerin kurumsallaşma düzeylerinin yükseltilmesi, verimliliklerinin artırılması, dijital, yalın ve yeşil dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması amacıyla hayata geçirilen SEGEM Destek Programı, sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik hizmet sunan merkezlerin kapasitelerini geliştirmeyi amaçlıyor. Program kapsamında Sektörel Gelişim Merkezlerinin personel, yazılım, eğitim, danışmanlık, organizasyon ve tanıtım giderleri desteklenirken, bu yapıların hizmet çeşitliliğinin ve sürdürülebilirliğinin artırılması hedefleniyor. Bursa Model Fabrika’nın SEGEM statüsü kazanmasıyla merkezin sanayi kuruluşlarına yönelik eğitim, danışmanlık ve uygulamalı dönüşüm çalışmalarını daha geniş bir çerçevede sürdürmesi için önemli bir destek mekanizması oluşturuldu. KOBİ’LERİN VERİMLİLİK YOLCULUĞUNA REHBERLİK EDİYOR BTSO öncülüğünde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğinde hayata geçirilen Bursa Model Fabrika, işletmelerin üretim süreçlerini daha verimli, esnek ve rekabetçi hale getirmelerine katkı sağlıyor. Gerçek üretim ortamında deneyimsel öğrenme yöntemlerinin uygulandığı merkezde işletmelerin mevcut süreçleri analiz ediliyor, verimlilik kayıpları tespit ediliyor ve iyileştirme çalışmalarının doğrudan üretim sahasına aktarılması sağlanıyor. Bursa Model Fabrika’nın “Öğren-Dönüş” yaklaşımıyla firmaların yalın üretim, dijital dönüşüm ve enerji verimliliği alanlarında kalıcı yetkinlik kazanması amaçlanıyor. Kurulduğu günden bu yana Bursa sanayisinin dönüşümünde aktif rol üstlenen Bursa Model Fabrika’da “Öğren-Dönüş” danışmanlığı kapsamında 113 işletmeye destek sağlandı. Farkındalık eğitimleriyle 734 işletmeden 2 bin 871 çalışana ulaşılırken, deneyimsel eğitimlerden 246 firma ve bin 226 çalışan faydalandı. Merkezde ayrıca bin 112 üniversite öğrencisine yalın üretim alanında eğitim verilerek geleceğin nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlandı. Otomotivden tekstile, makineden metale ve gıdaya kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalara hizmet veren Bursa Model Fabrika, işletmelerin süreçlerini sadeleştirmelerine, kaynaklarını daha etkin kullanmalarına ve dönüşüm kültürünü kurum geneline yaymalarına destek oluyor. “REKABETİN ANAHTARI VERİMLİLİK VE DÖNÜŞÜM” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabet koşullarının üretim anlayışını hızla değiştirdiğini, firmaların maliyet, kalite ve hız kadar teknolojiye uyum ve kaynak verimliliği konusunda da güçlü bir yapıya sahip olması gerektiğini ifade etti. İbrahim Burkay, “Bursa, Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri. Ancak sahip olduğumuz üretim kabiliyetini geleceğe taşımak için firmalarımızın daha verimli üretmesi, teknolojiyi süreçlerine daha hızlı adapte etmesi ve insan kaynağını yeni yetkinliklerle buluşturması gerekiyor. Bursa Model Fabrika’yı bu anlayışla hayata geçirdik. Burada firmalarımıza teorik bir eğitim vermekle kalmıyor, üretim sahasındaki kayıpları birlikte tespit ediyor ve dönüşümü işletmenin kendi ortamında hayata geçiriyoruz. Bugüne kadar elde ettiğimiz sonuçlar, bu modelin iş dünyamız açısından ne kadar değerli olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.” dedi. Bursa Model Fabrika’nın SEGEM statüsü kazanmasının yeni bir gelişim döneminin kapısını açtığını belirten Başkan Burkay, sağlanacak desteklerle merkezin insan kaynağı, teknoloji altyapısı ve hizmet kapasitesinin daha da güçleneceğini ifade etti. BTSO’nun 2030 vizyonu doğrultusunda üretimde verimlilik, dijitalleşme, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm başlıklarını birbirini tamamlayan temel rekabet unsurları olarak ele aldıklarını ifade eden Burkay, “KOSGEB’in SEGEM programıyla Bursa Model Fabrikamızın kapasitesini geliştirerek daha fazla KOBİ’mizi bu dönüşüm sürecine daha fazla dahil etmeyi hedefliyoruz. Firmalarımızın kurumsallaşmadan teknoloji adaptasyonuna, yalın üretimden enerji verimliliğine kadar ihtiyaç duyduğu alanlarda güçlü bir rehberlik sunmaya devam edeceğiz. BTSO olarak hayata geçirdiğimiz projelerde kamu desteklerinden en iyi şekilde kullanan kurumların başında geliyoruz. Hedefimiz firmalarımızın bugünkü sorunlarına çözüm üretirken, onları yarının üretim koşullarına da hazırlamak. Bursa sanayisinin yüksek katma değerli, verimli ve sürdürülebilir bir üretim yapısıyla küresel rekabetteki konumunu güçlendirmek için iş dünyamızın yanında olmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.