Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Dijital Dönüşüm

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Dijital Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

E-doğum ile bebeklerin ilk kimliği hastanede hazır Haber

E-doğum ile bebeklerin ilk kimliği hastanede hazır

Uygulamanın sahadaki kusursuz işleyişinde arka planda ciddi bir koordinasyon olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çetin, "Sağlık Bakanlığımızın dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiğimiz bu değerli hizmetin, Bursa genelinde bu denli benimsenmesi ve sorunsuz ilerlemesi tesadüf değildir. Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığımızın koordinasyonu, süreci anlık takipleri ve hastanelerimizdeki özverili çabaları sayesinde sistemimiz güzel bir şekilde işlemektedir. Doğumun gerçekleştiği andan itibaren sağlık personelimiz bilgileri hızla sisteme giriyor ve ebeveynlerin onayıyla tescil işlemleri elektronik ortamda tamamlanıyor. Bu başarıda emeği geçen tüm yöneticilerimize ve sahada ter döken sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum." ‘Haziran ayında rekor başarı: Yüzde 77,17’ye ulaştık’ Bursa halkının hizmeti tanıdıkça daha çok benimsediğini ifade eden Uzm. Dr. Çetin, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "2026 yılında; e-Doğum kapsamında nüfus tesciline uygun olan doğum raporlarının yüzde 58,55’inin tescil işlemleri, ailelerimiz daha hastaneden ayrılmadan tamamlandı ve bebeklerimizin kimlik kartları doğrudan adreslerine gönderildi. Daha da sevindirici olanı, bu kullanım oranının her geçen ay katlanarak artmasıdır. Aylık hesaplamalarda Şubat ayına özel yüzde 51,56 olan e-Doğum kullanım oranımız, Mart ayında yüzde 64,21’e, Nisan ayında yüzde 66,81’e ve nihayet Haziran ayında yüzde 77,17 seviyesine yükselmiştir. Vatandaşlarımız bu kolaylığı gördükçe sistemimizi daha çok tercih ediyor." "Hastaneye gelmeden önce bebeğinizin ismini netleştirin" Hizmetten yararlanma şartlarına da değinen Uzm. Dr. Çetin, ailelere önemli bir hatırlatmada bulundu: "Bu kolaylıktan faydalanabilmek için anne-babanın T.C. vatandaşı ve evli olması, doğumu takip eden ilk 5 iş günü içinde başvurulması ve MERNİS adreslerinin güncel olması gerekiyor. Ancak en kritik nokta isim. Ailelerimizin hastaneye gelmeden önce bebeğin ismi konusunda net karar vermiş olmaları, işlemlerin kesintisiz ve hızlıca onaylanmasını sağlayan en önemli anahtardır." Bursa İl Sağlık Müdürlüğü olarak dijital sağlık uygulamalarını yaygınlaştırma kararlılığında olduklarını belirten Uzm. Dr. Çetin, mesajını şu duygusal sözlerle tamamladı: "Her yıl binlerce bebeğin dünyaya gözlerini açtığı hastanelerimizde, ailelerimizin o eşsiz mutluluğuna ortak olmak bizler için gurur vesilesi. Vatandaş odaklı kamu hizmeti anlayışımızın en güzel örneklerinden biri olan e-Doğum ile dijital devlet vizyonunu Bursa’da en üst seviyeye taşımaya devam edeceğiz. Dünyaya gözlerini açan tüm yavrularımıza sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir gelecek diliyorum."

Bakan Bolat: "Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticaret hacmi 25 yılda 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi" Haber

Bakan Bolat: "Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticaret hacmi 25 yılda 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi"

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Latin Amerika ülkelerinin büyükelçileri ile istişare toplantısı gerçekleştirdi. Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda Türkiye’nin Latin Amerika ülkeleriyle olan ticari ve ekonomik iş birlikleri ele alındı. Toplantıda konuşan Bakan Bolat, meydana gelen deprem nedeniyle Venezuela halkına ve yönetimine taziyelerini ileterek, Türkiye’nin doğal afetlerde her zaman yardım elini uzattığını ve Venezuela’nın yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. "Latin Amerika ile halklarımız arasında kalpten gelen bir kültürel yakınlık var" Türkiye’nin Latin Amerika ve Karayipler açılım politikasının son yıllarda önemli sonuçlar verdiğini belirten Bolat, "Türkiye ile Latin Amerika’yı okyanus ayırsa bile, karşılıklı saygı, ortak değerler ve müşterek bir vizyon temelinde sınırları aşan köklü bir bağı paylaşmaktayız. Halklarımız arasında kalpten gelen bir kültürel yakınlık vardır" dedi. Bolat, Türkiye’nin 2002’de 6 olan bölgedeki diplomatik temsilcilik sayısının da 20’ye yükseldiğini söyledi. "Türkiye jeopolitik konumuyla dünya ekonomisinde öne çıkan aktörlerden biri olmayı sürdürmektedir" Küresel ekonomide jeopolitik gerilimler, savaşlar, korumacılık eğilimleri ve tedarik zinciri sorunlarının etkilerinin hissedildiğini belirten Bolat, bu süreçte ülkeler arasındaki ekonomik iş birliklerinin öneminin arttığını söyledi. Dijital dönüşüm, yapay zeka, büyük veri ve e-ticaretin ekonomik yapıları dönüştürdüğünü ifade eden Bolat, yeşil dönüşümün de küresel ticaret gündeminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini dile getirdi. Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesi ve stratejik konumuyla öne çıktığını ifade eden Bakan Bolat, "Türkiye güçlü üretim yapısı, modern altyapısı, dinamik özel sektörü ve Avrupa, Asya ile Afrika’nın kesişim noktasındaki konumuyla dünya ekonomisinde öne çıkan aktörlerden biri olmayı sürdürmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Bolat, Türkiye’nin stratejik konumu sayesinde önemli bir üretim ve lojistik merkezi haline geldiğini belirterek, ülkenin geçen yıl 1,6 trilyon doları aşan milli gelirle dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olduğunu söyledi. Bolat, son 23 çeyrektir kesintisiz büyüme kaydedildiğini ve kişi başına düşen milli gelirin 18 bin doların üzerine çıktığını ifade etti. "Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki ticaret hacmi 16,4 milyar dolara yükseldi" Türkiye ile Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini vurgulayan Bakan Bolat, "2000 yılında Türkiye ile Latin Amerika ve Karayipler bölgesi arasındaki toplam ticaret hacmi sadece 920 milyon dolardı. Bu rakam 25 yılda tam 18 kat artarak 16,4 milyar dolara yükseldi. Bu toplam ticaretin 5,7 milyar doları Türkiye’nin Latin Amerika Karayipler bölgesine ihracatı, 10,6 milyar doları ise Latin Amerika Karayipler bölgesinden Türkiye’ye gelen ithalattır. Bu yılın ilk 5 ayında da bölge ile Türkiye’nin ticareti artmaya devam etmiş ve 8,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu anlamda Türkiye ile Latin Amerika arasındaki ticarette Türkiye’nin ihracatı hemen hemen ilk 5 ayda aynı kalırken, Latin Amerika bölgesinden ithalatı yüzde 19 bu yıl artış göstermiştir. Böylece dış ticaret hacmi yüzde 15,7 artmış olmaktadır" dedi. "Ekonomilerimiz arasında karşılıklı tamamlayıcılık var" Latin Amerika ülkeleriyle ekonomik yapının birbirini tamamladığını vurgulayan Bolat, "Türkiye’den Latin Amerika ülkelerine işlenmiş altın, mücevher eşyası, demir-çelik ürünleri, çimento, petrol yağları ve otomotiv ürünleri ihraç edilirken, Latin Amerika Karayipler bölgesinden Türkiye’ye canlı büyükbaş hayvan, ham işlenmemiş altın, soya fasulyesi, kahve, pamuk ve taş kömürü ithal edilmektedir. Bu tablo sanayi, tarım, madencilik ve enerji alanlarında ekonomilerimiz arasında karşılıklı tamamlayıcılığın somut göstergelerinden biridir" açıklamasında bulundu. Bölgeyle ticarette halen önemli bir potansiyel bulunduğunu belirten Bolat, "Latin Amerika ve Karayipler bölgesi Türkiye’nin dış ticaretinde henüz arzu ettiğimiz seviyede bir paya sahip değildir. 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatında Latin Amerika Karayipler bölgesinin payı yüzde 2,1 iken, Türkiye’nin toplam ithalatında Latin Amerika Karayipler payı yüzde 2,9 olmuştur. Bu tablo, bölgeden tedarikimizin güçlendiğini göstermekle beraber dış ticarette daha fazla karşılıklı alım-satım ilişkilerimize önem vermemiz ve dengeli bir yapıya kavuşmamız gerektiğini işaret etmektedir. Büyükelçilerin, müsteşarların katkılarıyla önümüzdeki dönemde bu oranları daha yukarı taşıyacağız" ifadelerini kullandı. "Latin Amerika ülkeleriyle karşılıklı yatırımların da daha fazla artması gerektiği açıktır" Yatırımların artırılması gerektiğine dikkat çeken Bolat, "2025 sonu itibarıyla Türkiye’de faaliyet gösteren Latin Amerika-Karayip sermayeli tam 688 tane şirket kurulmuştur. Türkiye’ye getirdikleri sermaye yatırım stoku da 3,4 milyar dolardır. Türkiye’den de Latin Amerika ülkelerine giden doğrudan yatırım ve sermaye stoku 1,3 milyar dolardır. Türk şirketlerinin Latin Amerika bölgesinde liman işletmeciliğinden enerji yatırımına, inşaattan turizm sektörüne kadar birçok sektörde yatırımları bulunmaktadır. Aramızdaki potansiyeli düşündüğümüzde karşılıklı yatırımların da daha fazla artması gerektiği açıktır" diye konuştu. "Latin Amerika ülkelerinin Türk müteahhitlik firmaları açısından olumlu referanslar vermesi gerektiğini düşünüyoruz" Bolat, Türk müteahhitlik firmalarının Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki faaliyetlerinin potansiyelin gerisinde kaldığını belirterek, "Türk uluslararası müteahhitlik firmalarının Latin Amerika Karayipler bölgesinde üstlendikleri projelerin bugüne kadar toplam değeri 1,6 milyar dolar, proje sayısı da sadece 45’ti. Bu rakamlar müteahhitlik firmalarının Latin Amerika bölgesinde inşaat projeleri yapma noktasında oldukça sınırlı rakamlar olduğunun altını çizmek isteriz. Bu rakamlar gerçek potansiyelimizi yansıtmamaktadır. Bu açıdan sizin ülkelerinizin kamu otoritelerinin ve ilgili kurumlarınızın 138 ülkede başarıyla inşaat işleri yapan Türk müteahhitlik firmaları açısından olumlu referanslar vermesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. "ABD kıtasına yapılan bu dizi film ihracatının yaklaşık yüzde 40’ı Latin Amerika pazarındaki hizmet tüketicilerine ulaşmakta" Türk dizilerinin Latin Amerika bölgesindeki etkisine de değinen Bolat, "Elimizdeki son hizmet ihracatı verilerine göre yıllık 610 milyon dolar civarında Türkiye’nin dizi ihracatı bulunmakta ve bunun yüzde 22’si ABD kıtasına yapılmaktadır. ABD kıtasına yapılan bu dizi film ihracatının da yaklaşık yüzde 40’ı Latin Amerika pazarındaki hizmet tüketicilerine ulaşmaktadır. Bu noktada Latin Amerika’nın bu sektördeki köklü üretim tecrübesini de dikkate alıyoruz ve Türkiye’de de Latin Amerika dizileri yoğun bir şekilde ilgi görmektedir. Latin Amerika’daki dizi film üretim tecrübesiyle Türkiye’nin yapım gücünü birleştirerek ortak yapımlar, uyarlama yapımları, senaryo ve format değişimi gibi alanlarda yoğun işbirliği yapılabilir" diye konuştu. Bolat konuşmasını, "Türkiye ile Latin Amerika ve Karayip bölgesi ülkeleri arasındaki ilişkilerin stratejik önemde olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Önümüzdeki dönemde sizlerle yoğun bir temas ve ortak mesai içinde çalışacağız" sözleriyle tamamladı.

Bursa'nın yeni ekonomi haritası şekillendi Haber

Bursa'nın yeni ekonomi haritası şekillendi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa iş dünyası için müjde niteliğinde olan tarihi projeleri ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Kentin üretim, ticaret, teknoloji ve lojistik altyapısını yeni nesil ekonomi vizyonuyla güçlendirecek projelerini Hilton Otel’de düzenlenen lansmanda paylaşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO’nun son 13 yılda kentin geleceğine yön veren güçlü bir dönüşüm hamlesini başarıyla hayata geçirdiğini ifade etti. Başkan Burkay, “Bursa’mızın yeni dönem ekonomi vizyonunu, birlikte kurduğumuz güçlü bir geleceğin adımlarını ve bu şehrin iş dünyasının ortak iradesini paylaşmak üzere bir aradayız. Bugün sizlerle sadece yeni hedefler değil; tamamlanmış, Bursa iş dünyasının gerçek ihtiyaçlarından doğmuş somut adımları paylaşıyorum.” dedi. “16 MAKRO PROJEDEN 60’TAN FAZLA DEV ESERE ULAŞTIK” BTSO’nun 25 Mart 2013’te “Bursa için hayalimiz var” diyerek çıktığı yolda 16 makro projeyle başlayan vizyonun bugün 60’tan fazla projeye ulaştığını hatırlatan İbrahim Burkay, bu projelerin her birinin Bursa’nın üretim, ihracat, teknoloji, eğitim, istihdam ve ticaret altyapısını güçlendiren kalıcı eserler olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, “Ne mutlu ki bugün; 60 bini aşkın üyemizin inancı ve desteğiyle, her bir üyemize dokunan, bu kentin ve ülkemizin ekonomi tarihine geçen 60’tan fazla dev eseri Bursa’mıza kazandırdık. Bugün gönül rahatlığıyla ifade edebiliriz ki Bursa, son 13 yılda 50 yıllık bir altyapı hamlesini gerçekleştirmiştir.” ifadelerini kullandı. Bu süreçte Türkiye’nin terör saldırılarından ekonomik dalgalanmalara, küresel krizlerden pandemiye ve asrın deprem felaketine kadar çok büyük sınamalardan geçtiğini hatırlatan Burkay, BTSO’nun her kriz döneminde üyeleriyle daha yakın temas kurarak çözüm üreten bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. BURSA’NIN YENİ EKONOMİ HARİTASI ŞEKİLLENDİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, lansmanda Bursa’nın yeni ekonomi haritasının temel başlıklarını da kamuoyuyla paylaştı. Yeni dönemde TEKNOSAB KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Gıda İhtisas OSB, inşaat sektörü için lojistik depolama alanları, Data Center Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, TEKNOSAB Teknopark, Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi ve Fidan Han gibi projelerin Bursa’nın büyüme modelinin ana unsurları olacağını belirten Burkay, bu projelerin üretimden ticarete, teknolojiden lojistiğe kadar bütüncül bir kalkınma yaklaşımının parçaları olduğunu kaydetti. İbrahim Burkay, “KOBİ’lerimizin büyümeye ihtiyacı var. Gıda sektörümüzün ihtisaslaşmış üretim alanına ihtiyacı var. İnşaat sektörümüzün düzenli üretim ve depolama alanlarına ihtiyacı var. Ticaret erbabımızın yeni, planlı ve güçlü ticaret bölgelerine ihtiyacı var. Sanayimizin lojistik güce, teknoloji altyapısına ve yeni nesil yatırım modellerine ihtiyacı var. Biz bu ihtiyaçları ayrı ayrı değil, Bursa’mızın yeni ekonomi haritasının parçaları olarak görüyoruz.” diye konuştu. KOBİ’LERE TARİHİ MÜJDE: TEKNOSAB KOBİ OSB HAYATA GEÇTİ Başkan Burkay, TEKNOSAB ekosisteminin sunduğu altyapı, lojistik, teknoloji ve yatırım avantajlarının artık KOBİ’lerle buluşacağını belirterek, KOBİ’lerin üretim alanı ihtiyacına cevap verecek projede kamu yararı onaylarının tamamlandığını ve kamulaştırma sürecinin başladığını açıkladı. İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’de nihai taleplerin kısa süre içinde toplanacağını duyurarak, projenin KOBİ’ler için yeni bir dönüşüm döneminin başlangıcı olacağını ifade ederek, “KOBİ OSB ile uzun yıllardır büyük bir heyecanla beklenen önemli bir yatırımı hayata geçirdik. Kamu yararı onaylarımız çıktı. Kamulaştırma sürecimiz başladı. Temmuz ve Ağustos aylarında nihai taleplerimizi toplayacağız. TEKNOSAB ekosisteminin sunduğu avantajlarla KOBİ’lerimiz için dönüşüm resmen başladı. KOBİ’lerimiz ve Bursa’mız için hayırlı olsun.” değerlendirmesinde bulundu. Projenin, Bursa’da küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha planlı, güçlü ve rekabetçi üretim alanlarına kavuşması açısından tarihi bir adım olduğuna işaret eden Burkay, KOBİ’lerin yeni nesil sanayi altyapısı içinde büyümesinin Bursa ekonomisinin geleceği için kritik önemde olduğunu vurguladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, ticaretin de sanayi gibi yeni nesil altyapıya, lojistik bağlantılara ve planlı gelişim bölgelerine ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Bu kapsamda TEKNOSAB içinde Organize Ticaret Bölgesi projesinin de hazırlandığını, merkezin kurulacağı alanın belirlendiğini ve yakın zamanda taleplerin toplanacağını açıklayan Başkan Burkay, projenin Bursa ticaret erbabı için planlı, modern ve güçlü bir büyüme alanı oluşturacağını söyledi. Başkan Burkay, 2015 yılında projelendirilen ve Bursa’nın sektörel ihtiyaçlarına yanıt verecek Gıda İhtisas OSB ile inşaat sektörü için lojistik depolama alanlarının da yine TEKNOSAB’ın genişleme alanındaki bölgede yerlerinin belirlendiğini belirtti. Gıda sektörünün ihtisaslaşmış üretim alanlarına, inşaat sektörünün ise düzenli üretim ve depolama bölgelerine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Burkay, bu projelerin sektörlerin verimliliğini, kapasitesini ve rekabetçiliğini artıracağını söyledi. TEKNOSAB’DA YATIRIM TUTARI 100 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK BTSO’nun en önemli vizyon projelerinden TEKNOSAB’ın Bursa’nın üretim gücünü büyüten stratejik bir yatırım olduğunu belirten İbrahim Burkay, bölgenin 3 yılda yatırıma hazır hale getirildiğini hatırlattı. TEKNOSAB’da 60 milyar liralık yatırımla 27 fabrikanın üretimde olduğunu aktaran Burkay, 2027 sonunda ise üretime geçen firma sayısının 52’ye ulaşacağını bildirdi. Burkay, TEKNOSAB’da toplam yatırım tutarının 100 milyar liraya çıkacağını, 2030 yılında ise tüm parsellerde üretim hedeflendiğini kaydetti. Burkay, TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın Bursa’da ortak akıl, ortak yatırım ve ortak kazancın en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Küçük esnaftan sanayiciye kadar Bursa iş dünyasının aynı yatırımda buluştuğunu belirten Burkay, projede 650’den fazla yatırımcının yer aldığını, 75 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirildiğini, Türkiye’nin en geniş katılımlı girişim sermayesi yatırım fonlarından birinin bu modelle hayata geçtiğini ifade etti. Burkay, projenin 210 milyon dolarlık yatırım bütçesine sahip olduğunu, döviz bazında yüzde 87, Türk lirası bazında ise yüzde 126 değer artışı sağladığını bildirdi. DATA CENTER, TEKNOPARK VE YAPAY ZEKÂ DÖNÜŞÜM MERKEZİ BTSO’nun yeni dönem vizyonunda dijital altyapı, veri ekonomisi, teknoloji geliştirme ve yapay zeka dönüşümü de önemli yer tutuyor. Başkan Burkay, dünya ekonomisinde üretim gücünün teknolojiyle, sanayi kabiliyetinin dijital dönüşümle, şehirlerin rekabet avantajının ise yapay zeka ve veri temelli yeni ekonomiyle belirlendiği bir döneme girildiğini söyledi. Bu kapsamda Data Center, TEKNOSAB Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi projeleriyle Bursa’nın yeni nesil üretim ve dijital dönüşüm süreçlerine liderlik edecek bir konuma taşınmasının hedeflendiğini ifade eden Burkay, “Bursa; teknolojik gelişmeleri geriden takip eden değil, yeni nesil üretim, dijital dönüşüm ve yapay zekâ odaklı ekonomi sürecine doğrudan yön veren bir şehir olma iradesine sahiptir.” dedi. BTSO’nun Bursa’nın tarihi ticaret merkezlerine yönelik projelerine de değinen Burkay, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin kentin ticaret hafızasını ve kültürel kimliğini taşıyan en değerli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Payitaht Çarşı projesiyle bu güçlü mirası korurken çarşı esnafını yeni dönemin ticaret anlayışına hazırlamayı hedeflediklerini belirten Burkay, eğitim ve gelişim programlarıyla esnafın kurumsal kapasitesini artırdıklarını, Dijital Dönüşüm Merkezi ile de işletmelerin dijitalleşme süreçlerine destek verdiklerini ifade etti. Payitaht Çarşı Alışveriş Günleri gibi organizasyonlarla bölgedeki ticari hareketliliği güçlendirdiklerini aktaran Burkay, mülkiyeti BTSO’ya ait İç Fidan Han ve Kubbeli Hal alanında da modern bir dönüşüm projesi hayata geçireceklerini açıkladı. Açık pazar, müze çarşı ve yaşayan han konseptiyle tarihi dokuyu ticari canlılıkla buluşturacak projeyle İç Fidan Han’a doğrudan erişim sağlanacağını vurgulayan Burkay, böylece hanların görünürlüğünün artırılacağını, bölgenin tarihi değerlerinin yeniden gün yüzüne çıkarılacağını ve çarşı üyelerinin en önemli taleplerinden biri olan erişilebilirlik ile ticari hareketlilik ihtiyacına güçlü bir çözüm sunulacağını kaydetti. Başkan Burkay, BTSO’nun yeni dönem vizyonunun merkezinde ortak akıl, güven, emek ve Bursa’ya inanma iradesinin bulunduğunu vurguladı. Bursa’nın gelecek yüzyılına güçlü bir ekonomi, planlı üretim alanları, yeni nesil teknoloji altyapısı ve yüksek rekabet gücüyle hazırlanmayı hedeflediklerini belirten Burkay, BTSO’nun 60 bini aşkın üyesinden aldığı güçle ortak aklın rehberliğinde çalışmaya devam edeceğini söyledi. Burkay, amaçlarının çocuklara daha güçlü bir ekonomi, daha itibarlı bir şehir ve daha büyük hedefleri olan bir Bursa bırakmak olduğunu belirterek, "Bugüne kadar nasıl ilkleri birlikte başardıysak, bundan sonra da aynı kararlılıkla, aynı heyecanla ve aynı inançla çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Bursa iş dünyasının cesaretine, hedef koyma iradesine ve başarma azmine inandıklarını ifade eden İbrahim Burkay, “Bu yolculukta her üyemizin emeği, katkısı ve desteği bizim için değerlidir. Bursa için çıktığımız bu yolda yine birlikte yürüyeceğiz. Üretimde, ticarette, teknolojide, ihracatta ve ortak yatırım hedeflerimizde aynı inançla hareket edeceğiz. Güçlü Bursa için omuz omuza verecek, şehrimizin ve ülkemizin kalkınma yolculuğuna hep birlikte değer katacağız. Birliğimiz daim, yolumuz açık olsun.” diye konuştu.

Bursa yeniden dünyanın en akıllı 7 şehri arasında Haber

Bursa yeniden dünyanın en akıllı 7 şehri arasında

Akıllı şehircilik, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında çalışmalar yürüten uluslararası araştırma ve değerlendirme platformu Intelligent Community Forum (ICF), Bursa’yı 2026 yılında yeniden “Top7” toplulukları arasında gösterdi. Akıllı şehir alanında uluslararası ölçekte tanınan bir kuruluş olarak kabul edilen ICF, 5 kıtada 200'den fazla şehir, metropol ve bölgeyi bir araya getiriyor. 1999 yılından bu yana her yıl bir "Yılın Akıllı Topluluğu" seçen ve geçmiş yıllarda Eindhoven, Seul, Toronto, Tallinn, Curitiba, Stockholm ve New Taipei City gibi kentleri bu unvanla onurlandıran ICF, Bursa’yı ikinci kez Top7 seviyesinde gösterdi. Bursa, 2025’in ardından gelen bu değerlendirmeyle, yürüttüğü akıllı şehir çalışmalarını istikrarlı biçimde sürdürdüğünü göstermiş oldu. Türkiye’de başvurduğu ilk yılda bu seviyeye ulaşan ilk ve tek şehir olan Bursa; bu süreçte yatırımları ve nitelikli insan kaynağını şehre kazandırmayı, dijital dönüşümü güçlendirmeyi ve rekabet gücüne katkı sunmayı hedefliyor. Üst üste iki yılda da önce en akıllı 21, ardından en akıllı 7 kent arasında gösterilen Bursa’da gözler ekim ayına çevrildi. Top7’ye kalan şehirler arasında değerlendirme sürecinin son aşaması, 13-15 Ekim 2026 tarihlerinde ABD’nin Columbus (Ohio) kentinde düzenlenecek ICF Küresel Zirvesi’nde gerçekleşecek. Bursa’nın da arasında bulunduğu 7 şehir arasından seçilecek “Yılın Akıllı Topluluğu”, bu zirvede açıklanacak.

BUÜ’lü akademisyenler lise öğrencileriyle buluştu Haber

BUÜ’lü akademisyenler lise öğrencileriyle buluştu

Program kapsamında "Yapay Zeka Çağında Geleceğin Meslekleri ve Dijital Dönüşüm" başlıklı kapsamlı bir sunum gerçekleştiren BUÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murtaza Cicioğlu, yapay zekanın tarihi gelişimini kurallara dayalı ilk dönemden kendi kendine öğrenen modern algoritmalara uzanan üç temel evre üzerinden aktardı. Teknolojinin insanlığa hükmedecek bir güç ya da korkulacak bir unsur olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade eden Doç. Dr. Cicioğlu, yapay zeka sistemlerinin mühendislik çerçevesinde doğru kararlar vermeyi sağlayan birer "karar destek mekanizması" olarak kurgulandığını belirtti. Tıp, ziraat, eğitim ve sanayi gibi tüm bilim dallarında optimizasyon için bu teknolojilere ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Cicioğlu; geleceğin dünyasında hayatta kalabilmek adına gençlerin bilgi depolayan bireyler olmak yerine algoritmik, eleştirel ve sorgulayıcı düşünce yapısını benimsemeleri, veri okuryazarlığı ile temel programlama dillerine hakim olmaları ve projeler üzerinden kendilerini geliştirmeleri gerektiği tavsiyesinde bulundu. "Gelecekte en kıymetli şey insani değerler olacak" Yapay zekanın hayatın her alanına entegre olduğu bu dönüşüm sürecinde insani vasıfların önemine dikkat çeken BUÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Umut Aydemir ise öğrencilere algoritmik düşünceyi geliştirirken robotlaşmaktan kaçınmaları gerektiği uyarısında bulundu. Yapay zekanın günümüzün karmaşık operasyonlarını kolaylaştıran modern bir hesap makinesi işlevi gördüğünü dile getiren Doç. Dr. Aydemir, makinelerin kendilerine sunulan bilgilerin ötesine geçemeyeceğini, insanı farklı kılan asıl unsurun ise Allah’ın bahşettiği ilham ve sezgisel sınırlar olduğunu aktardı. Günümüz dünyasında iyi insan olmak, çevreye fayda sağlamak, dil, matematik ve edebiyat becerilerini geliştirmenin yanı sıra sanatsal ve duygusal yönleri ihmal etmemenin önemine değinen Aydemir, bu alanlarda kazanılan yetkinliklerin mühendislik ya da tıp gibi hangi meslek seçilirse seçilsin yapılan işe doğrudan değer ve kıymet katacağını ifade etti. "Hayalin sınırı olmadığı için yapay zeka insanın önüne geçemez" Teknofest süreçlerinin ardından kendi fikirlerini bir girişim şirketine dönüştürerek sahaya adım atan Yazılım Mühendisi Ramazan Bozkır da teorik bilginin pratik alandaki ve sanayideki yansımalarını paylaştı. Basit sorunların yapay zekayla çözülmesinin artık sıradan bir işe dönüştüğünü ancak gerçek sahadaki problemlerin çok daha karmaşık dinamikler barındırdığını ifade eden Bozkır, endüstride veri mahremiyeti ve yüksek donanım maliyetleri gibi kısıtlarla karşılaşıldığını kaydetti. Günümüz iş dünyasının makine, elektronik ve yazılım disiplinlerinin birleştiği disiplinler arası çalışmalara yöneldiğini vurgulayan Bozkır; yapay zekanın sadece bir araç olduğunu, insanın kültürü ve hayalleriyle şekillenen düşünce dünyasını hiçbir yapay zeka modelinin bütünüyle kopyalayamayacağını sözlerine ekledi. Uluslararası Murat Hüdavendigar Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin sorularının yanıtlanmasının ardından etkinlik, gelecek döneme yönelik iyi dilek ve başarı temennileriyle sona erdi.

2035'e kadar 96 milyar dolarlık katkı Haber

2035'e kadar 96 milyar dolarlık katkı

Google ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye genelinde yapay zeka becerilerine erişimi artırmak ve ekonomik-sosyal kalkınmayı desteklemek amacıyla “Herkes İçin Yapay Zeka” platformunu hayata geçirdi. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi kapsamında imzalanan iş birliği protokolüyle tanıtılan platformun, Public First tarafından yapılan öngörülere göre 2035 yılına kadar Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasına (GSYİH) yıllık 96 milyar dolara kadar katkı sunabileceği tahmin ediliyor. Araştırmalar ayrıca, vatandaşların yüzde 73’ünün Türkiye’nin yapay zekada lider ülke olmasını stratejik öncelik olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Google iş birliğinde geliştirilen platformun, Ulusal Yapay Zeka Vizyonu doğrultusunda hazırlandığı ve kamu ile özel sektörün dönüşümünü desteklemeyi amaçladığı belirtildi. Girişim, aynı zamanda “Kamu için Yapay Zeka” rehberiyle uyumlu bir çerçeve sunuyor. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin yapay zeka çağında yalnızca teknoloji tüketen değil, aynı zamanda değer üreten bir ülke olmasının hedeflendiği vurgulandı. Açıklamada, insan kaynağının yetkinliklerinin artırılması ve yapay zeka okuryazarlığının yaygınlaştırılmasının stratejik öncelik olduğu ifade edildi. Google Türkiye yetkilileri ise platformun yalnızca teknolojiyi değil, onu kullanan insanları merkeze aldığını belirterek, iş gücü, öğrenciler, girişimciler ve kamu çalışanlarının yapay zeka becerileriyle destekleneceğini kaydetti. Ücretsiz olarak sunulan platformda 16 farklı başlıkta 7 bin dakikadan fazla eğitim içeriği yer alıyor. Eğitimler; temel yapay zeka okuryazarlığından yazılım geliştirme, işletme uygulamaları ve kamu sektörü çözümlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Program kapsamında kullanıcılar “Yapay Zeka Öğrenenler”, “Yapay Zeka Uygulayıcıları” ve “Yapay Zeka Yenilikçileri” olmak üzere üç farklı seviyede eğitim alabilecek. Google’ın Türkiye’deki 20. yılı kapsamında duyurulan proje, şirketin ülkedeki dijital dönüşüm yatırımlarının bir parçası olarak değerlendirildi.

Bakan Kacır: "Türkiye’ye yatırım yapan kazanıyor" Haber

Bakan Kacır: "Türkiye’ye yatırım yapan kazanıyor"

Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak. Yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden Boreal’in banttan indirildiği törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Ülkemiz sanayiinin kalbi Bursa’mızda hayata geçirilen yatırımın, sektörümüze, şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Dünya çok katmanlı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Liberal ticaret terk ediliyor. Yerinde üretimi, yakından ve dostlardan tedariki esas alan korumacı ticaret politikaları öne çıkıyor. Teknolojinin farklı sahalarında yaşanan gelişmeler; küresel üretim haritasını yeniden şekillendiriyor. Yenilikçi teknolojiler; ülkelerin kalkınma yolculuğuna yön veriyor. Pek çok ülkenin yeni yeni idrak edebildiği bu kritik eşiği, daha en başından müşahede ederek başarıyla aşmış bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, 23 yılda ülkemizi, Ar-Ge ve katma değerli üretimde dünyanın sayılı ülkeleri arasına taşıdık. İmalat sanayimizin öncülüğünde, ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 276 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Üretim gücüyle küresel tedarik zincirlerinin güvenilir ve dayanıklı halkasıdır. Ana sanayide 60 bine yakın, tedarik sanayinde ise 250 bini aşkın nitelikli istihdam sağlayan otomotiv sanayimiz, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı kalkınma yolculuğumuzun öncü sektörleri arasındadır. Geçen 23 yıl içerisinde, sektör paydaşlarımızın alın ve akıl teri sayesinde, otomotiv üretimimiz yıllık 357 binden 1,5 milyona yükseldi. Sektörümüz geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolar ihracatla rekora imza attı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini perçinleyecek program ve projeleri hayata geçiriyoruz" diye konuştu. Otomotiv sanayisinin teknoloji geliştirme kabiliyetini derinleştirmek ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırmak için 206 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın projelerini desteklediklerini belirten Bakan Kacır, "TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 200’den fazla bilim insanı ve gencimize son 23 yılda toplam 33 milyar lira kaynak sağladık. 2002 yılından günümüze, yatırım teşviklerimizle; otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,4 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 861 projesinin önünü açtık. Geçtiğimiz yıl küresel göstergeler ve ülkemizin stratejik öncelikleri kapsamında yeniden güncellediğimiz yatırım teşvik sistemiyle; sektörümüzde hayata geçirilecek ve milli teknoloji hamlemizi destekleyecek yatırımlara sunduğumuz teşviklerin ölçeğini büyüttük. Otomotiv sektörümüz için de öncelikli ve önemli gördüğümüz ikiz dönüşüm projelerinin gerçekleştirilmesi için yeşil ve dijital dönüşüm programlarını devreye aldık. Sektör oyuncularımız tarafından gerçekleştirilen ve toplam 57,3 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip 5 projeyi, ülkemizin yüksek teknoloji ve katma değer odaklı kalkınma yolcuğunu destekleyen yatırımlara uygun şartlarda finansman sunan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programımıza dahil ettik" ifadelerini kullandı. "Elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelim her geçen gün artıyor" Türkiye’yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının merkez üssü haline getirmek üzere, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programının mobilite ve batarya üretimine yönelik çağrılarıyla sektörümüzün dönüşümünü hızlandıracak stratejik yatırımlara kapsamlı destekler sunduklarını belirten Kacır, "Elbette milli teknoloji hamlemizin en kritik uygulama sahalarından biri olan otomotiv sektörümüzün rekabetçiliğini, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve ihracat performansını, küresel otomotiv endüstrisinde yaşanan dönüşümden bağımsız düşünemeyiz. Batarya teknolojilerinde yaşanan ilerlemeler, karbon nötr hedefleri, dijitalleşme ve yeni nesil mobilite beklentileri neticesinde, kullanıcıların elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelimi her geçen gün artıyor. Dünyada tam elektrikli araç satışı son beş yılda 5milyondan 14 milyona, hibrit araçların satışı ise 5 milyondan 13 milyona çıktı. Tam elektrikli ve hibrit araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 15’ten yüzde 35’e çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında tam elektrikli ve hibrit araçların payı yüzde 9,3’ten yüzde 51’e yükseldi. Milli teknoloji hamlesini gerçekleştirmeyi ve ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosisteminedönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu vizyonun en somut adımlarından biri olarak, milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil hayalini Togg’la elektrikli ve akıllı otomobil olarak gerçeğe dönüştürdük" şeklinde konuştu. "Hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık" Hayata geçirilen Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı’nın katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardıklarını belirten Bakan Kacır, "Bugün, 19 bin 300’ü hızlı şarj olmak üzere, 44 bin 400 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz. Tabi kullanıcıların beklentileri, alışkanlıkları ve ihtiyaçları doğrultusunda içten yanmalı araçlardan tam elektrikli mobiliteye geçiş, tek bir adım şeklinde değil; farklı teknolojilerin birbirini tamamladığı kademeli bir süreç olarak ilerliyor. Özellikle hibrit araçlar, hem emisyonların azaltılması hem yakıt verimliliğinin artırılması hem de kullanıcıların elektrikli mobiliteye daha güvenli ve kademeli biçimde uyum sağlaması bakımından elektrikli araç devriminin teknik, ekonomik ve toplumsal zeminini olgunlaştırıyor. Aynı zamanda kullanıcıların menzil, erişilebilirlik ve maliyet hassasiyetlerini gözeten; şehir içi kullanımdan uzun yol ihtiyaçlarına kadar geniş bir alanda başarılı bir alternatif sunuyor. Bu nedenle; hibrit araç teknolojilerinde, ülkemizde üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlenmesini, otomotiv sanayimizin yeni nesil mobilite değer zincirinde daha yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi açısından son derece önemli ve kıymetli görüyoruz. Ülkemizde hâlihazırda üretim yapan otomotiv üreticilerinin yeni yatırımlarını elektrikli ve hibrit araç üretimine yönlendirmesini memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. "Bugün de Türkiye otomotiv sanayisinin dönüşüm yolculuğunda kıymetli bir eşiği temsil eden "Renault Boreal" modelinin banttan inmesine birlikte şahit oluyoruz" diyen Bakan Kacır, "Biliyorsunuz Renault 55 yıldan bu yana Türkiye’de üretiyor, Türkiye’de kazanıyor. Yatırımlarını teşviklerimizle desteklediğimiz OYAK Renault; Türkiye’deki üretimini 2002’den bu yana yıllık 100 binden 387 bine yükseltti. 5 binden fazla çalışana istihdam sağlayan Renault Bursa tesisleri; yıllık 390 bin araç üretim kapasitesiyle, bugün ülkemizin yüksek katma değerli üretim vizyonunun öncü merkezlerinden biridir. Üretiminin yüzde 80’ini ihraç eden Renault, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 4 milyar dolarlık ihracatla ülkemizin kalkınmasına kıymetli bir katkı sundu. 30’u aşkın ülkeye ihraç edilecek Boreal, Renault’un Bursa’dan dünyaya uzanan başarı hikayesine yeni ve değerli bir sayfa ekleyecek. Renault’un Boreal modelinin ülkemizde üretilecek olması; Türkiye’nin ileri teknolojilerdeki kabiliyetlerine ve potansiyeline duyulan güvenin somut bir nişanesidir. Ülkemizin yeni nesil mobilitedeki güçlü vizyonunu ve iddiasını kuvvetlendiren stratejik bir adımdır. Türk mühendisliğine, üretim kapasitesine ve küresel rekabet gücüne duyulan güvenin ve inancın sembolüdür" diye konuştu. Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülke olduğunu altını çizen Bakan Kacır, "Türkiye’ye güvenenler, Türkiye’de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır. Jeostratejik konumumuz, siyasi ve ekonomik istikrarımız, sağlam sanayi ve teknoloji alt yapımızla; yerli ve uluslararasıyatırımların en isabetli adresi olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa otomotiv vizyonumuza yön veren sanayi havzamız Bursa; ülkemizin üretim ve ileri teknoloji odaklı kalkınmasında öncü olmaya devam edecektir. Bugün banttan indirilmesine hep birlikte gururla şahitlik ettiğimiz yeni otomobilde emeği bulunan mühendislerimize, teknisyenlerimize, alın ve akıl teri döken emekçilerimize, Renault Grubu’na, OYAK Renault ailesine teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet ise, "Büyük bir ekip çalışmasıyla başarıya imza attık. Yeni modelimizi kutlamak bizim için büyük bir onurdur. Ekiplerimiz tarafından geliştirilen en iyi modellerden biridir. Bunun Bursa’da üretilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Boreal ile C SUV segmentindeki beklentileri yükseltiyoruz. Türkiye otomotiv sanayisine yapılan güçlü yatırımlarımızın göstergesi, OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacaktır. Bizlere verilen destekler için teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise, "Bursa üretimin ticaretin ve gelişimin şehri olmuştur. Bugün de ülke ekonomisine değer katmaya devam etmektedir. Güçlü sanayi kuruluşlarımızın buna katkısı çok olmuştur. OYAK ve Renault’ta bunun ilk sıralarında yer almaktadır. Yeni modelin Türkiye’ye hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından banttan inen araç, protokol üyelerinin bulunduğu alana geldi. Bakan Kacır, daha sonra çalışanlarla birlikte fotoğraf çekindi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.