Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Devamsızlık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Devamsızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devamsızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göçmen kaçakçılığında tır sürücüsüne emsal ceza Haber

Göçmen kaçakçılığında tır sürücüsüne emsal ceza

Uluslararası taşımacılıkta Türkiye merkezli faaliyet gösteren lojistik şirketine ait tırda 7 kaçak göçmen yakalandı. Şirkete binlerce euro idari para cezası kesildi. Yıllar süren davada son sözü söyleyen Bölge Adliye Mahkemesi, tır şoförünün, ‘dorse delinmiş, kaçaklar delikten içeri girmiş’ ifadesinin hayatın olağan akışına ters olduğuna hükmetti. Uluslararası nakliyat şirketinde şoför olarak çalışan N.G.’nin kullandığı tır, İngiltere’de güvenlik güçlerince durduruldu. Dorsede yapılan aramada 7 kaçak göçmen yakalandı. Sürücü, tırı limana terk ederek kaçtı. Olay İngiliz polis departmanınca tutanak altına alındı, şirkete on binlerce euro ceza kesildi. Şirket göçmen kaçakçılığına karıştığı iddiasıyla N.G.’yi işten çıkardı. İş Mahkemesi’nin kapını çalan tır şoförü, iş sözleşmesinin işveren vekili tarafından sözlü olarak sona erdirildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Karşı dava açan şirket avukatı ise davacının sevk ve idaresindeki tır ile 7 kişiyi yasa dışı yollardan İngiltere’ye geçirmeye çalıştığının İngiltere makamları tarafından tespit edilerek tutanak altına alındığını, davacının Şirkete haber dahi vermeden aracı Trieste Limanı’nda terk ederek kaçtığını dile getirdi. N.G. ile gerek yurt dışındayken gerek yurda döndüğünde görüşülmek istendiyse de bu isteği kabul etmediğini ve iletişime geçmediğini, davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarının şirketi zarara uğratması, şirket aracını terk ederek kaçması, sonrasında şirkete açıklama yapmaya dahi gelmeyerek devamsızlık yapması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini öne sürdü. İş Mahkemesi; davacıya kaçak göçmenlerle ilgili eğitim verildiğine ilişkin delil sunulmadığı, davacının "Araç Güvenliği ve Kaçak Göçmenlik Tedbirleri ile İlgili Şirket Kuralları" başlıklı belgeyi imzalamasının tek başına kusurlu kabul edilmesi için yeterli olmadığı, dolayısıyla göçmenlerin davacının kullandığı araca binmesinde davacının kusuru bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne hükmetti. Birleşen davanın ise reddine karar verildi. Asıl davada davalı- karşı ve birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı gündemine aldı. İlk Derece Mahkemesince; göçmenlerin araca ne şekilde girdiğine ve davalının yardımıyla araca bindiklerine dair delil sunulmadığı hatırlatıldı. Davalıya kaçak göçmenlerle ilgili yeterli eğitim verildiğinin ispat edilemediği, "Araç Güvenliği ve Kaçak Göçmenlik Tedbirleri ile İlgili Şirket Kuralları" başlıklı belgenin imzalatılmasının tek başına davalıyı kusurlu kılmaya yetmeyeceği vurgulandı. Kararda, ‘’Dosyaya sunulan gazete haberlerinin de şoförlerin haberi olmaksızın yaşanan benzer olayları yansıttığı gerekçesiyle davalının kusurlu olduğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki bu sonuç dosya kapsamı ve hayatın olağan akışı ile bağdaşmamaktadır. Öncelikle, dorse kapısının kırıldığına ya da dorsenin herhangi bir yerinden delindiğine ilişkin dosyada bir tespit bulunmamaktadır. Bu durumda 7 adet kaçak göçmenin kapalı bir dorsede kendiliğinden saklamamasının güçlüğü ve aracın bütünlüğüne ilişkin teknik gerçekler bir arada değerlendirildiğinde, göçmenlerin dorseye davalı işçinin bilgisi ve rızası dâhilinde alındığının kabulü hayatın olağan akışına uygun olan sonuçtur. Bu itibarla; gerek göçmenlerin dorseye girişine ilişkin hayatın olağan akışından çıkan sonuç, gerekse davalının kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi birlikte değerlendirildiğinde; davalının tazminat sorumluluğunu doğuran kusurunun sabit olduğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir’’ denildi.

Okulları Hedef Alan Şiddet Olayları:  Güvenlik, Aile Denetimi ve Dijital Etkenler Üzerine Haber

Okulları Hedef Alan Şiddet Olayları: Güvenlik, Aile Denetimi ve Dijital Etkenler Üzerine

Son zamanlarda artan okullarda şiddet olayları ülke genelinde infiale yol açarken, konuyla alakalı Özel Eğitim Kalesi Anadolu Lisesi kurucusu ve idari koordinatörü Ayşen Şayık konuyla alakalı bir değerlendirmede bulundu; Bu hafta Türkiye’de art arda gelen, okulları hedef alan silahlı saldırı haberleri toplum olarak hepimizi derinden sarstı. Büyük bir üzüntü ve kaygıyla takip edilen bu olayların ardından birçok okulda devamsızlık oranlarının arttığı, velilerin güvenlik endişesi nedeniyle çocuklarını okula göndermekte tereddüt yaşadığı görülmektedir. Özel okul ya da devlet okulu fark etmeksizin okullarda hissedilir bir öğrenci azalması oluşmuştur. Bu durum yalnızca güvenlik meselesi değil; aynı zamanda gençlerin psikolojik dünyasını, aile denetimini ve toplumsal yapıyı yeniden değerlendirmemiz gerektiğini göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmaların ve gözlemlerin kamuoyuyla paylaşılması önem taşımaktadır. Çünkü ülkemizde çoğu zaman bu tarz olayların nedenleri detaylı biçimde incelenmeden, yüzeysel gerekçelere bağlanmaktadır. Oysa ortada çok daha genel ve yapısal bir sorun olduğu görülmektedir. Öncelikle son yaşanan saldırıların aynı motivasyonla gerçekleştiği söylenemez. Bu tarz saldırgan profilleri farklı kategorilere ayrılmaktadır. Bunlardan biri, son yıllarda bazı gençler arasında yaygınlaşan mafyatik, serseri tavırlara özenme kültürüdür. Bazı gençler, izledikleri dizi ve medya içeriklerindeki karakterleri örnek almakta; saldırganlığı güç, sertlik ve karizma göstergesi sanmaktadır. Oysa güçlü bir akademik ve sosyal altyapıyla yetişen bireyler, izledikleri şeylerin kurgu olduğunu bilir ve buna özenti geliştirmezler. Ne yazık ki bugün birçok gençte bu bilinç yeterince oluşmamıştır. Diğer yandan Kahramanmaraş’taki olayın, yalnızca bu tarz bir özenti kültürüyle açıklanamayacağı düşünülmektedir. Burada daha farklı, daha derin bir aile ihmali ve dijital denetimsizlik sorunu göze çarpmaktadır. Özellikle sosyal medya paylaşımları incelendiğinde, çocuğun ailesinin onu takip etme ve yönlendirme konusunda yetersiz kaldığı izlenimi oluşmaktadır. Ergenlik çağındaki bir bireyin dijital dünyada saatlerce ne yaptığı, kimlerle iletişim kurduğu, hangi içeriklerden etkilendiği aile tarafından bilinmelidir. Bugün birçok ebeveyn, çocuğunda bir farklılık gördüğünde iletişim kurmak yerine yalnızca kızmak, baskı yapmak veya cezalandırmak yolunu seçmektedir. Oysa yapılması gereken; çocuğu anlamaya çalışmak, davranış değişimlerini erken fark etmek ve zamanında müdahale etmektir. Sorun büyüdükten sonra tepki vermek yerine, sorun oluşmadan önce ilgilenmek gerekir. Özellikle Discord gibi platformların bazı bölümleri, yaşadığı sosyal çevreyle bağ kuramayan, kendine alternatif bir dünya oluşturan ve kendi gibi düşünen kişilerle bir araya gelmek isteyen gençler için kolay buluşma alanlarına dönüşebilmektedir. Bu alanlarda yeterli denetim bulunmadığında, doğru ve yanlış algısı tam oturmamış ergen bireyler birbirlerini olumsuz düşüncelerle etkileyebilmekte, birbirlerine adeta gaz verebilmektedir. Platformun tamamını denetlemenin zor olduğu ve ergen yaş grubunun bu alanlarda daha savunmasız kaldığı düşünüldüğünde, ülkemizde alınan bazı kısıtlayıcı kararların mevcut sosyal şartlar içinde anlaşılabilir olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında toplumsal kriz anlarında dijital bilgi kirliliği de önemli bir sorun haline gelmektedir. Özellikle Telegramüzerinde anonim hesaplar aracılığıyla kaostan beslenen, korku ve paniği artırmaya çalışan kullanıcı gruplarının bu tür dönemlerde daha görünür hale geldiği bilinmektedir. Doğrulanmamış haberler, abartılı iddialar ve provokatif paylaşımlar toplum psikolojisini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle vatandaşların bu tür içeriklere kapılmaması, manipülatif paylaşımlarla sürüklenmemesi ve yalnızca güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere itibar etmesi büyük önem taşımaktadır. Veliler ise çoğu zaman bu dijital dünyanın nasıl işlediğini bilmiyor. Oysa çok basit şekilde çocuğunun bilgisayarında Discord uygulamasının yüklü olup olmadığını görebilir, kullandığı platformları takip edebilir. Günümüzde gençlerin hayatını anlamak isteyen bir ebeveynin yalnızca Instagram’a bakması yeterli değildir. Özellikle TikTok, gençler üzerinde çok daha güçlü bir etkiye sahiptir. TikTok platformunda gençlerin profillerindeki tekrar paylaşılan videolar, ilgilendikleri konuları, neye özendiklerini, kimi örnek aldıklarını, güncel ilişki durumlarını ve hayat hakkındaki bakış açılarını çok net biçimde yansıtabilmektedir. Sorun şu ki birçok veli, çocuğunun hayatına hakim olmak istiyorsa bu alanları da tanıması gerektiğinin farkında değildir. Gençlerin hangi platformlarda zaman geçirdiğini bilmeden, onların dünyasını anlamak mümkün değildir. Bu nedenle birçok ebeveyn, farkında olmadan çocuklarından kopuk yaşamaktadır. Çocukların izlediği Animeler de çoğu zaman sıradan çizgi filmler gibi değerlendirilmemelidir. Özellikle gerçek hayattan kopuk, ütopik evrenler sunan bazı anime içerikleri; gençlerin bilinçaltında farklı bir dünya algısı oluşturabilmekte, yaşadığı çevreyi yetersiz veya sıkıcı görmesine neden olabilmektedir. Bu da bazı gençlerin kendi toplumunda, kendi sosyal çevresinde yer edinmesini zorlaştırabilmektedir. Elbette her içerik için aynı durum geçerli değildir; ancak ailelerin çocuklarının ne izlediğini bilmesi önemlidir. Sonuç olarak yaşanan bu üzücü olayları yalnızca münferit vakalar olarak görmek doğru değildir. Burada aile içi iletişim eksikliği, dijital denetimsizlik, yanlış rol modeller, sosyal yalnızlık ve gençlerin psikolojik ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi gibi birçok unsur bulunmaktadır. Okullar yalnızca eğitim verilen kurumlar değil, çocuklarımızın güvenle büyüdüğü yaşam alanlarıdır. Bu nedenle çözüm sadece güvenlik önlemlerini artırmak değil; aileleri bilinçlendirmek, gençleri anlamak, onların dijital dünyasını tanımak ve zamanında rehberlik etmektir. Okulun temel işlevi müfredatı yetiştirmek değil, öğrenciyi yetiştirmek olmalıdır. Çünkü geleceği korumanın yolu, gençliği doğru anlamaktan geçmektedir.

Öğretmen adaylarına yeni dönem Haber

Öğretmen adaylarına yeni dönem

Milli Eğitim Akademisi tarafından öğretmen adaylarına verilecek hazırlık eğitimine ilişkin usul ve esasları belirleyen yeni yönetmelik yürürlüğe girdi. Düzenlemeye göre, eğitim ve uygulama merkezleri; bulundukları yer, fiziki kapasite, öğretmen sayısı ve eğitim imkânları dikkate alınarak belirlenecek. Adayların yerleştirilmesinde öncelik sırası da netleşti. Buna göre Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) ile başvuranlar, sosyal hizmetler ve terörle mücadele kanunu kapsamındaki adaylar ile millî sporcular öncelikli olacak. Diğer adaylar ise Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) puan üstünlüğüne göre yerleştirilecek. Puan eşitliği halinde bilgisayar kurası uygulanacak. Yönetmelikte aile birliğine yönelik düzenleme de yer aldı. Buna göre evli adaylar, şartların uygun olması halinde aynı ilde eğitim alabilecek ve gerekli durumlarda bir defaya mahsus yer değişikliği talebinde bulunabilecek. Hazırlık eğitimi sürecinde adaylara teorik ve uygulamalı dersler verilecek. Teorik derslerde en az iki yazılı sınav yapılacak ve 100 üzerinden 60 puan alanlar başarılı sayılacak. Uygulamalı eğitimde ise adaylar üç farklı değerlendirmeye tabi tutulacak ve başarı için en az 70 puan şartı aranacak. Eğitim sonunda adayların başarı puanı; teorik derslerin yüzde 40’ı ve uygulamalı derslerin yüzde 60’ı alınarak hesaplanacak ve bu puan atamalarda belirleyici olacak. Devamsızlık kuralları da sıkılaştırıldı. Derslere katılım zorunlu tutulurken, belirlenen süreleri aşan devamsızlıklarda adayların kayıtları dondurulabilecek. Sağlık mazereti olan adaylara belirli sürelerle izin verilecek. Ayrıca öğretmen adaylarına eğitim süresince aylık ödeme yapılacak, genel sağlık sigortası kapsamına alınacak ve askerlik yükümlülüğü bulunan adayların askerlikleri eğitim süresince ertelenecek. Yeni yönetmelikle birlikte öğretmen adaylarının mesleğe hazırlık sürecinin daha sistemli, ölçülebilir ve uygulama ağırlıklı hale getirilmesi hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.