Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Depresyon

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Depresyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Depresyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AB'den "Çocuklar Yasası": 15 yaşın altında kişisel hesap yok Haber

AB'den "Çocuklar Yasası": 15 yaşın altında kişisel hesap yok

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Komisyonu'nun Teknolojiden Sorumlu Üyesi Henna Virkkunen, AB Çocuklar Yasası'nın detaylarına ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasına Avrupa'da sosyal medya kullanımına ilişkin istatistiklerle başlayan Ursula von der Leyen, "Temmuz ayı verilerine göre Avrupalıların yüzde 92'si çocukların ve gençlerin çevrim içi ortamda korunmasını güçlendirmemiz gerektiğini düşünüyor. Yaklaşık yüzde 70'i ise siber zorbalık, taviz ve çocukların çevrim içi ortamda cinsel amaçlarla kandırılması konularında endişeli" dedi. Avrupa'da gençlerin günde 4 ila 6 saati ekran başında geçirdiğini de ifade eden Leyen, "Bu, sosyal medyayı 10 yaşından önce kullanmaya başlayanlarda daha da fazla. Günde yaklaşık 7-8 saati çevrim içi geçiriyorlar. Her gün. Bu neredeyse bir yetişkinin tam bir iş gününe denk" diye konuştu. Sosyal medyanın çocukların refahı ve gelişimi göz önünde bulundurularak geliştirilmediğini ve algoritmaların dikkat çekmek üzere tasarlandıklarını ifade eden AB Komisyonu Başkanı, "Bağımlılığa yol açan özellikler, doğudan iş modellerinin bir parçası. Amaç, çocukları çevrim içi tutmak ve onların dikkatleri üzerinden para kazanmak" ifadelerini kullandı. "AB Çocuklar Yasası dijital dünyada da açık sınırlar belirleyecek" Sosyal medyanın gelişmekte olan beyne ve kişilik üzerindeki zararlarına ilişkin güçlü kanıtlar bulunduğunu kaydeden Ursula von der Leyen, "Sonuçlar, hepimizin malumu. Uykusuzluk, depresyon, kaygı, kendine zarar verme, bağımlılık davranışları ve trajik biçimde intihar. Anne babalar, algoritmalarla rekabet edemez ya da onlara yetişemez. Bunu yapmak zorunda da olmamalılar" şeklinde konuştu. Bu nedenle bu konuda adım atan ülkelere bakarak harekete geçtiklerini ifade eden Ursula von der Leyen, "AB Çocuklar Yasası, gerçek dünyada günlük yaşamda yaptığımız gibi dijital dünyada da açık sınırlar belirleyecek" dedi. AB Çocuklar Yasası'nın bugün komisyon üyeleri tarafından onaylanarak resmen yasama sürecine sunulduğunu açıklayan Leyen, "Her yaş grubunun kendine özel koruma düzeyi olacak. 13 yaş altında sosyal medya yok. 15 yaşın altında kişisel hesap yok. 13 yaşında bir çocuk, 15 yaşına girene kadar ebeveynler veya vasiler tarafından oluşturulan ve denetlenen mini hesaplar kullanabilecek. Günlük süresi de en fazla bir saat ile sınırlandırılacak. 15 ile 18 yaş arasında ise platformlar için güvenli tasarım zorunluluğu olacak" diye konuştu. "Sosyal medya platformları, güvenli olduklarını bize kanıtlamak zorunda kalacaklar" Ursula von der Leyen, "Sosyal medya platformları, çocuklarımızın ruh sağlığı konusunda fazlasıyla sorumsuz davrandı. Şimdi, ispat yükümlülüğünü tersine çeviriyoruz. Artık, sosyal medya platformları, güvenli olduklarını bize kanıtlamak zorunda kalacaklar. Bu nedenle platformların, 18 yaşın altındaki herkes için ‘tasarım yoluyla güvenlik' prensibine uyması gerekecek. Toksik ve bağımlılığa yol açan özellikler olmayacak, tuzaklar olmayacak ve benzeri uygulamalara izin verilmeyecek" ifadelerini kullandı. Kullanıcıların yaşlarının AB tarafından sertifikalandırılmış araçlar tarafından teyit edileceğini de açıklayan Leyen, "Bu düzenleme, kontrolü anne babalara geri veriyor. Güvenli olduğunu kanıtlama yükünü ise olması gereken yere, yani platformların sırtına yüklüyor" şeklinde konuştu. "Çocukların yalnızca anne babaların gerçekten tanıdığı arkadaşları olacak" Basın toplantısında yeni sistemde anne babaların rolüne ilişkin bir soruya cevap veren AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, "Kademeli bir yaklaşım benimsedik ve aşamalı bir geçiş öngörüyoruz. 13 yaşın altındaki çocuklar için kurallar gayet açık. 13 ile 15 yaş arasında kullanılabilecek mini sosyal medya hesapları ise anne baba veya vasi tarafından oluşturulabilecek. Çocuklar bu şekilde, sınırlı özelliklerle ve sınırlı sayıda arkadaşla sosyal medya dünyasını keşfetmeye başlayacaklar. Çocukların binlerce değil, yalnızca anne babaların gerçekten tanıdığı ve çocuklarının bağlantı kurmasını onayladığı arkadaşları olacak. Bu, son derece hassas oldukları yaşta çocuklara eşlik etmek anlamına geliyor" dedi. Ursula von der Leyen, "Birkaç yıl önce sosyal medyanın zararları konusunda bugün bildiklerimi bilmiyordum. Bu bilgi, görüş oluşturmama ve neler olup bittiğini anlamama büyük ölçüde yardımcı oldu. Tıp alanından giderek artan kanıtlarla birlikte beyinde neler olduğunu ve kişilik gelişiminde neler yaşandığını anlamak mümkün oldu. Bu da Avrupa'nın tamamına hatta bütün dünyaya yaymamız gereken bir bilgi" diye konuştu. "Yabancılar, çocuklara mesaj gönderemeyecek" Basın toplantısında AB'nin Teknolojiden Sorumlu Komisyon Üyesi Henna Virkkunen ise Çocuklar Yasası'na ilişkin daha fazla detay vererek, "AB Çocuklar Yasası, artık dijital hizmetler için yapılması ve yapılmaması gerekenlerin açık bir listesini içeriyor ve bu, 18 yaş altındaki tüm kullanıcılar için geçerli. Örneğin, yabancılar çocuklara mesaj gönderemeyecek. Çocuklar, kişiselleştirilmiş reklamlar veya geçmiş faaliyetlerine dayalı algoritmalara hedef olmayacak. Artık bağımlılığa yol açan özellikler olmayacak" ifadelerini kullandı. Virkkunen, "Sosyal medya platformları, video paylaşım platformları, yapay zeka arkadaşları ve yapay zeka sohbet botları, ayrıca çevrim içi video oyunlarının tamamı güvenlik yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda. ‘Tasarım yoluyla güvenlik' konusunda bir örnek verecek olursak, AB Çocuklar Yasası ile birlikte yapay zeka sohbet botları ve yapay zeka arkadaşları, artık çocukları duygusal olarak kendilerine bağımlı hale getirecek biçimde, insan arkadaşlar gibi davranamayacak. Önceki sohbet geçmişlerini, sonraki konuşmalara taşıyamayacaklar. Kullanıma sunulmadan önce de riskler bakımından test edilmeleri ve izlenmeleri gerekecek" şeklinde konuştu.Virkkunen, "Çocuklarımızın günlerini nasıl geçireceğine büyük teknoloji şirketleri karar veremez" dedi. Komisyon tarafından sunulan düzenlemenin kabul edilmesi için Avrupa Parlamentosu ve üye devletler tarafından onaylanması gerekecek.

Genç yaşta unutkanlık alarmı Haber

Genç yaşta unutkanlık alarmı

Teknolojinin hızla gelişmesi hayatı kolaylaştırsa da aşırı dijital kullanım, unutkanlık ve dikkat dağınıklığını tetiklediğini ifade eden uzmanlar, gençler arasında artan "dijital demans" riskine karşı uyardı. Günümüzde sadece ileri yaşlarda değil, genç bireylerde de unutkanlık şikâyetlerinde artış gözlendiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Büşra Er, gençlerde görülen unutkanlığın nedenlerini, riskleri ve korunma yollarını paylaştı. Dr. Büşra Er, "Eskiden daha çok ileri yaş grubunda görülen unutkanlık yakınmalarının artık ergenlik döneminde bile karşımıza çıkabiliyor. Unutmak; bilgiyi geri çağırmada ya da kaydetmede yaşanan zorluk olarak tanımlanır. Uyku düzensizliği, kötü beslenme, dikkat eksikliği, depresyon gibi nedenlerin yanı sıra dijital medya kullanımı da bu tabloyu besliyor" dedi. Alman nörobilimci Manfred Spitzer’in dijital demans" kavramına atıfta bulunan Dr. Er, özellikle gençlerde artan ekran süresinin dikkat ve hafıza fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu vurguladı. "Sürekli uyarana maruz kalmak, bilgiye kolay erişim ve mavi ışığın uyku hormonlarını baskılaması, zihinsel tembelliğe neden oluyor" ifadelerini kullandı. İleri yaş grubunda en sık görülen unutkanlık nedeni olan Alzheimer hastalığına da değinen Dr. Büşra Er, toplumda yaygın bir yanlış anlama olduğuna dikkat çekti. Er, "Ailede Alzheimer hastası olması, genetik geçişi düşündürse de, Alzheimer vakaları tüm olguların yalnızca yüzde 1’inden azını oluşturuyor. Genetik testler rutin olarak önerilmemektedir. Unutkanlık şikâyetleri önlenebilir olduğu unutulmamalıdır. Dijital medya kullanım süresinin sınırlandırılması, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, kitap okuma, bulmaca çözme, hafıza oyunları gibi zihinsel aktivitelerle beynin aktif tutulması unutkanlıkla mücadelede oldukça etkilidir" diye konuştu.

Okul saldırısı davasında sanık anne savunmasını tamamladı Haber

Okul saldırısı davasında sanık anne savunmasını tamamladı

Kahramanmaraş’taki okul saldırısı davasında yargılanan saldırgan İsa Aras Mersinli’nin annesi Pınar Peyman Mersinli savunmasını tamamladı. Anne Mersinli, savunmasında, "Ben silah korkusu olan bir insanım. Silahların nerede olduğunu biliyorum ama kaç tane var onunla ilgili bir şey bilmiyorum. Silahların tehlikeli olduğunu hep söylerdim" dedi. Kahramanmaraş’ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısıyla ilgili dava Kahramanmaraş 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Saldırgan İsa Aras Mersinli’nin babası Uğur Mersinli ’Olası kastla adam öldürme suçundan 10 kez müebbet’ ve ’Olası kastla yaralama’ suçundan da 30 yıla kadar, anne Peyman Pınar Mersinli ise ’Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 22,5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Duruşmaya tutuklu sanıklar Uğur Mersinli ve Peyman Pınar Mersinli SEGBİS aracılığıyla katılırken hayatını kaybeden öğrencilerin ve öğretmenlerin yakınları ve avukatları salonda hazır bulundu. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi Okul Araştırma Komisyonu Sözcüsü ve AK Parti İstanbul Milletvekili İsa Mesih Şahin ve üyesi AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili İrfan Karatutlu ile Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Emir Hasan Arslantaş da davaya katıldı. "Böyle bir üzücü olayın gerçekleşmesini asla istemezdim" Duruşmada baba Uğur Mersinli’den sonra söz olan anne Pınar Peyman Mersinli, "Belki caninin annesi olarak gördüğünüz için ne diyeceğimi bilemiyorum. Böyle bir üzücü olayın gerçekleşmesini asla istemezdim. Ben de bir eğitimciyim, asla böyle bir şey istemezdim. Olayın şoku içerisindeyim. Ağlamak istemiyordum ama elimde değil, ben silah korkusu olan bir insanım. Silahların nerede olduğunu biliyorum ama kaç tane var onunla ilgili bir şey bilmiyorum. Silahların tehlikeli olduğunu hep söylerdim. 3 tane daha çocuğum var. Çocuklarım akademik olarak başarılıydı. Nasıl böyle bir şeyden şüphelenebilirim. Oğlum sadece defter vermek için okula gitmişti. Okuldaki arkadaşlarıma, karşı komşuma psikolog sordum hep. Yeter ki götürelim istedim. Daha önce de ergen çocuk yetiştirdim farklılık gördüm ama böyle bir olay yapacak bir şey hissetmedim. Olayın şokundayım, ilk defa yakalanıp ilk defa ifade veriyorum. Çok acı çekiyorum. Bu üzüntümün hiç tarifi yok. 2 kızım tek başıma kaldı. Psikiyatri tedavi görmesi gerektiğini söylediler, acil bir durum yoktu ama uzmanlara güvendik. Psikiyatri bulamayınca Kahramanmaraş’a götürmeye karar verdik. Herkes adına çok üzgünüm" ifadelerini kullandı. "Bilsem izin vermezdim" Eşinin oğlunu poligona götürmesi hakkında, "Ben silahları hiç sevmezdim. Onu poligona götürdüğünde ben de kızdım ama eşim oğlumun silahlara merakı olduğunu, kendisine ve başkasına zarar vermesin diye poligona götürdüğünü söyledi. Ben bilsem zaten izin vermezdim. Oğlumun silah merakını biliyordum ama evde silahla oynadığını, fotoğraf çekildiğini bilmiyorum. Öyle bir şey görmedim" dedi. "Ben çıkışını anlık gördüm" Oğlunu olay günü evden çıkarken anlık bir şekilde gördüğünü ve yemek telaşı içerisinde olduğunu belirten Mersinli, "Evdeydim, kayınvalidem, kaynım vardı. Yemek telaşı içerisindeydim. Defter götüreceğini söyledi ve evden çıktı. Ben çıkışını anlık gördüm ama çantanın içerisinde silah olabileceğini nasıl düşünebilirim" diye konuştu. "Yüzünü temizlemek amacıyla güzellik merkezine götürdüm" Oğlunu güzellik merkezine götürmesi hakkında da konuşan Mersinli, "Oğlumun yüzünde çok fazla siyah nokta vardı. Sırtında çok fazla siyah nokta vardı. Bundan rahatsız oluyordu, evde temizlemeye çalıştım ama yüzü yara oldu. Bunun üzerine oğlumun yüzünü temizlemek amacıyla güzellik merkezine götürdüm" dedi. "İyi niyetli bir şekilde sordum" Oğlunu özel bir psikiyatri kliniğe götürüp, girişte ’Bu girişler kayıt altına alınıyor mu’ diye sorması hakkındaki soruya da Mersinli, "O klinikte elden para alınıyordu ve makbuz verilmiyordu. Ben de onu öğrenmek için iyi niyetli bir şekilde onu sordum" yanıtını verdi. Oğlu için ’majör depresyon’ teşhisi konulması hakkında konuşan anne Mersinli, "Oğluma karşı hassas davrandım. Doktorumuz acil bir şey söylemeyince psikoloğa götürmek için psikolog arıyorduk" dedi. "O profil fotoğrafını sormadım" İsa Aras’ın Whatsapp profil resmini ABD’deki saldırgan Elliot Rodger yapması hakkındaki soruya cevap veren Mersinli, "Çocuğumun yaptığı affedebilir bir şey değil ama bir anne olarak ne diyeyim. Aras ile Whatsapp’tan ödev ve ders programı atacağımız zaman konuşurduk. Normalde çok konuşmazdık. Evdeyiz her zaman o profil fotoğrafını sormadım. Anime karakteri sandım, ondan önceki fotoğrafı da anime karakteriydi" diye konuştu. Savunmanın ardından mahkemeye ara verildi.

Beynimiz kaç yaşında Haber

Beynimiz kaç yaşında

Ortalama hayat süresi uzadıkça yaşa bağlı kronik ve bilişsel hastalıkların sıklığı artarken, tıp dünyası artık sadece ömrü uzatmaya değil, bedensel ve zihinsel yeterliliğin korunduğu sağlıklı bir yaşam sunmaya odaklanıyor. Burtom Biyofiz Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Şule Karaarslan, beynin biyolojik yaşı ile takvim yaşının çoğu zaman aynı olmadığını, biyolojik yaşın beynin ve vücudun ne kadar sağlıklı yaş aldığının bir göstergesi olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Karaarslan, ileri yaş grubunda olup merak eden, sürekli yeni bir şeyler öğrenen hatta aktif çalışan insanların biyolojik yaşı ile aynı yaşta olup evinden çıkmayan, sosyal iletişimi azalmış, kronik hastalıkları ile uğraşan günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan, başkalarının yardımına ihtiyaç duyan insanların biyolojik yaşlarının tamamen farklı olduğuna dikkat çekti. Beynin biyolojik yaşını değerlendirirken hem fonksiyonel hem de yapısal parametrelerin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Şule Karaarslan, alzaymır ve bilişsel gerilemeye karşı erken tanı yöntemleri ve sağlıklı yaş almanın yollarıyla ilgili olarak şu bilgileri paylaştı: "Bilişsel değerlendirmede ilk adım; aile öyküsünü, bugüne kadarki sağlık sürecini ve rutin yaşam alışkanlıklarını sorgulamakla başlar. Ayrıntılı bir nörolojik muayene ile beraber hafıza testleri de yapılır. Hafıza testleri; dikkat, planlama, hafıza, görsel yapılandırma, hesaplama, soyut düşünce, karar verme, dil becerileri gibi yetileri değerlendirir. Bazen bu testlere depresyon değerlendirme testlerinin eklenmesi gerekir. Bu nöropsikolojik testler beynin farklı bölgelerini değerlendirmemize imkan sağlar ve nasıl çalıştığı hakkında bilgiler verir. Beyin MR görüntüleme ile beynin yapısal değişiklikleri, inme gibi hastalıklar ile ilgili damarsal yükler, hafıza merkezinin mevcut durumu ve yaşa uygunluğu, beyin volümü değerlendirilir. Kan tahlilleri; rutin kan testleri (Tam kan sayımı, kan şekeri, B grubu vitaminler (B12-folat vd), homosistein, vitamin D, tiroit fonksiyon testleri, demir, ferritin düzeyi gibi ) beynin ve vücudun sağlık durumu hakkında önemli bilgiler verir. Örneğin düşük troid hormon seviyelerinin ya da vitamin düzeylerinin düzeltilmesi ile bunlara bağlı bazı hafıza problemleri düzeltilebilir. Erken teşhiste kan testleri; daha önce alzaymır ile ilgili bel omurilik sıvısından yapılan özel biyolojik zarfların bir kısmı yakın zamanda kan tahlili ile de bakılabilmeye ve takip edilmeye başlandı. Bu önemli gelişmeler ve devam eden araştırmalar sayesinde hastalığı henüz çok erken safhalarda yakalama ve tedavi edebilme şansına sahibiz. Kan biyobelirteçlerin başında A42/40 oranı ve pTau217 gelmekte olup, tıp merkezimizde uygun hastalarda bu laboratuar testlerini başarıyla uygulayabilmekteyiz." Açıklamasında ileri görüntüleme yöntemleri ve genetik analizlerin de tanı algoritmalarında yerini aldığını kaydeden, biyolojik yaşlanmanın yaşam tarzı düzenlemeleri ile yavaşlatılabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Şule Karaarslan, zihinsel ve bedensel sağlığı korumak için şu tavsiyelerde bulundu: "Kaliteli uyku ve melatonin: Derin uyku sırasında beynimiz adeta yenilenme sürecine girer ve gün boyu oluşan atıklar beynimizden temizlenir. Uykumuzu düzenleyen melatonin hormonunun en yoğun salgılandığı 23.00 -03.00 saatleri arasında uykuda olmak gereklidir. Yatmadan 1-2 saat önce mavi ışık maruziyetinden (cep telefonu, bilgisayar, televizyon vb.’den) kaçınmak önemlidir. Düzenli egzersiz: Hareketsiz yaşam, kilo alımı, kas ve damar rahatsızlıklarının yanı sıra bilişsel gerilemeyi de tetikler. Düzenli egzersiz ve aktif olmak hem beden hem beyin sağlığını korumak için elzemdir. Sosyal bağlar ve sürekli öğrenme: Sosyal olmak yani çevremizle iletişim içinde olmak, arkadaşlar ile vakit geçirmek, yeni hobiler edinmek, üretmek, yeni şeyler öğrenmek zihin ve ruh sağlımız için çok önemlidir. Merak duygusunu kaybetmeyen, öğrenmeye hayatları boyunca devam insanların bilişsel fonksiyonları çok daha iyi korunur. Beslenme alışkanlıklarımız: Akdeniz diyeti gibi diyetler beden ve zihin sağlığını olumlu etkiler. Taze sebze, yeşillikler, tam tahıllar, antioksidan yükü fazla olan meyveler (nar, yaban mersini, pancar gibi), baklagiller ve sızma zeytinyağını, balık ağırlıklı beyaz eti önceleyen, sınırlı kırmızı et tüketimini temel alan bir yaşam tarzı uygulanmalıdır." Burtom Biyofiz Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Şule Karaarslan, uzun yaşam ömrüne sahip toplumlar incelendiğinde bunların ortak özelliklerinin; sosyal, yardımlaşmayı ve iyilik yapmayı seven, üretken olan, sürekli hareket eden, beslenmesine dikkat eden insanlardan oluşmaları olduğunu kaydetti. Bütüncül sağlık takibi yapılmasının önemine değinen Uzman Dr. Şule Karaarslan, vitamin ve hormon eksikliklerini tamamlanması, görme ve işitme yetilerinin kontrolü, bağırsak sağlığını korunması; kabızlıktan kaçınılması, sigaradan uzak durulması, depresyon gibi ruhsal bozukluk ve travmalarda profesyonel destek alınmasının zihinsel ve bedensel zindeliğin ayrılmaz parçaları olduğunu kaydetti. Hedefin her zaman kendine yetebilen, bağımsız ve üreten bir beyin yapısını korumak olduğunu hatırlatan Dr. Şule Karaarslan, hafıza şikayetleri olan bireylerin şikayetlerini geçiştirmeyip erken tanı ve tedavi şansı için uzman bir nörologa başvurması gerektiğinin altını çizdi.

Uzman aile danışmanı Saliha Erdim, Yıldırımlılarla buluştu Haber

Uzman aile danışmanı Saliha Erdim, Yıldırımlılarla buluştu

Yıldırım ilçesinde Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Yıldırım Belediye Başkan Oktay Yılmaz’ın da katıldığı söyleşiye, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Programda ‘Huzurlu Ailenin Sırları’ üstüne konuşan Erdim; aile içi iletişim ve ailenin önemi üstüne tavsiyelerde bulundu. Eşlerin birbirlerini aile içinde onarıp güçlendirmesi gerektiğini belirten Erdim, “Her birimizin ayrı ayrı ihtiyaç duyduğu bir konuya değinmek istiyorum. Bu da içeride başka dışarıda başka oluşumuz. Yani dışarıda birilerine değer verip içeride vermememiz. İnsan Allah’ın kıymetlisi ve göz bebeğidir. Allah bizleri birbirimize nikahla helal kıldı. Biz mümin kardeşler olarak potansiyel değerlerimizi daha iyi bir şekilde ortaya çıkarmak için varız. O zaman bunun çekirdeği ailedir. Bütün iyilikler içeriden dışarıya doğru olur. Bütün güzelliklerin yönü içeriden dışarıya doğrudur. Aile, bizim mahrem alanımızdır. İç yapılanmamızdır. Eğer bir iyilik varsa ailede başlamalıdır. Bir güzellik varsa o ailede oluşmalıdır” ifadelerini kullandı. PSİKOLOJİK SORUNLARIN KÖKENİ Günümüzde yaşanan psikolojik sorunların kökenine değinen Erdim; “Biz ailede iyi olma, güzel konuşma, değer katma, saygılı davranma, ailede gerçek kulluğu yaşama konusunda kesintisiz bir çaba içerisine girmeliyiz. Bugün yaşanan depresyon, panik atak, korkular ve takıntıların tamamının kökeninde genetik etkenler ile beraber anne baba tutumu faktörü var. Genetik olarak bu hastalıklara yatkınlığı olmayanların bile hasta olduğunu görüyoruz. Karşısındakinden sevgi göremeyen değersizleştirilen bir insan kendi davranış ve tutumunu nasıl sürdürebilir? Elbette sırtını Allah’a dayayarak. Yoksa bizi hiçbir psikiyatrik ilaç, hiçbir psikiyatrik kuram, hiçbir sosyal destek, maneviyat kadar ayakta da tutmaz, sabit de tutmaz. Sürdürülebilir bir ahlakı da sağlayamaz” diye konuştu. ‘AİLE TOPLUMUN TEMELİDİR’ Programda konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise; “Aile, toplumun en güçlü temeli ve geleceğimizin en önemli yapı taşıdır. Sağlam bir toplum inşa etmenin yolu, huzurlu ve güçlü ailelerden geçer. Bu nedenle aile içi iletişimi, karşılıklı saygıyı ve sevgi bağlarını güçlendirecek her çalışmayı çok kıymetli buluyoruz. Saliha Erdim’in aile içi iletişim, değerler ve maneviyat üzerine paylaştığı önemli tespitlerin katılımcılarımız için yol gösterici olduğuna inanıyorum. Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve paylaşma duygularımızı pekiştiren müstesna bir zaman dilimidir. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak bu mübarek ayın ruhuna uygun şekilde kültürel ve sosyal programlarla hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Aileyi merkeze alan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren etkinliklerimizi önümüzdeki süreçte de sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.