Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Deprem

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enkaz altından minderin zirvesine Haber

Enkaz altından minderin zirvesine

Sakarya'da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde enkaz altında kalan ve kurtarıldıktan sonra psikologların yönlendirmesiyle güreş sporuyla tanışan doğuştan işitme engelli milli sporcu Kürşat Kiraz, yaşadığı ağır travmayı sporla aştı. Dünya ve Avrupa şampiyonlukları elde eden Kiraz, bir yandan 2027 Dünya Şampiyonası'na hazırlanırken diğer yandan beden eğitimi öğretmeni olarak yeni sporcular yetiştiriyor. Sakarya'da yaşayan yüzde 56 işitme kaybı bulunan 34 yaşındaki milli güreşçi Kürşat Kiraz, 17 Ağustos 1999 depreminde yıkılan binanın enkazından vatandaşların ve ekiplerin yardımıyla çıkarıldı. Afet bölgesinde kurulan destek çadırlarında görevli psikologların yönlendirmesiyle güreş sporuyla tanışan Kiraz, kısa sürede büyük bir azim göstererek 2006 yılında milli takıma seçildi. Hem normal kategoride hem de İşitme Engelliler kategorisinde Dünya Şampiyonluğu, Avrupa Şampiyonluğu, Olimpiyat ikinciliği ve üçüncülüğü gibi önemli dereceler elde eden milli sporcu, yaşadığı acıları spora tutunarak hafızasından sildi. "Enkazın altından minderin üstüne çıktık" Spor kariyerine başlama sürecini ve elde ettiği başarıları aktaran Kürşat Kiraz, "Güreş branşında yarışıyorum. Bu branşta normal kategoride Avrupa şampiyonluğum, Avrupa üçüncülüğüm, dünya üçüncülüğüm mevcut. İşitme engelliler kategorisinde dünya şampiyonluğum, olimpiyat ikinciliğim ve üçüncülüğüm mevcut. 99 Depremi'nde enkazın altından çıktıktan sonra psikologların yönlendirilmesiyle, kurulan çadırlarda ki spor branşlardan tercihimi güreşten yana kullandım. Çok aktif ve hareketli bir çocukluk dönemiydi. Güreş sporu ile başladım, hareketli, güce dayalı bir branş olduğunu görünce bana çok ilham verdi. Enkazın altından çıktık, minderin üstüne çıktık. Bu minderin üzerine çıktıktan sonra uzun yıllar bu branşı hiç pes etmeden sürdürdüm. Çalıştım, çabaladım. O gecenin vermiş olduğu travmayı da hem zihnimde yaşadım. Buralarda çıkaraktan, Avrupa şampiyonluğu, Avrupa üçüncülüğü, Dünya şampiyonluğu, olimpiyat ikinciliği ve üçüncülüğü gibi başarılar elde ettim" ifadelerini kullandı. "İnsanların hazırlıklı olması gerektiğini düşünüyorum" Toplumun afet bilinci konusunda geçmişe kıyasla daha fazla gelişim gösterdiğine dikkat çeken Kiraz, "Deprem hayatımızda her zaman var. Dünya genelinde olan bir durum bu. Ülkemizdeki gençlerin bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanların hazırlıklı olması gerektiğini düşünüyorum. 99 Depremi'nde çoğu insan bu duruma hazır değildi. Ama yıllar geçtikçe insanlar bu gerçek ile tanıştı. Bilinçlenerek buna hazır bir duruma gelindi" şeklinde konuştu. "Bu acıyı spor ile bir nebze atlatabildik" Deprem gecesi yaşadığı dehşet dolu anları, kaybettiği arkadaşlarını ve onlara dair hatıralarını anlatan Kürşat Kiraz, "99 Depremi gece büyük bir sarsıntı ile yatağımda uyandım. Kalkmaya çalışıyorum kalkamıyorum. Beni sağa sola savuruyor. Bir anda her şey karanlık oldu. Cam patlamaları, duvar çatlamaları 20 saniyelik bir zifiri karanlık. Bir anda herşey üstümüze geldi. Sonrasını hiç hatırlamıyorum. Her şey bir anda tuz buz oldu. Bende öyle kaldı. Sonra ailecek, insanların ve devletimizin yardımı ile enkazın altından kurtulduk. Hayata yeni bir ışık ile yeniden başladık. "Arkadaşlarımı kaybettim. Zaman zaman aklıma gelir, onlarla yatıp kalktığım zamanlar oldu. Eski mahalleme gittiğimde o anılarım hep aklıma gelir. Bende travması büyük, hissiyat olarak da acı veriyor. Bu acıyı spor ile bir nebze atlatabildik. Umarım bir daha böyle bir acı ülkemiz olarak yaşamayız" cümlelerine yer verdi.

Yıldırım’da çocuklara afet eğitimi Haber

Yıldırım’da çocuklara afet eğitimi

Yıldırım Belediyesi, yaz döneminde Kur'an kurslarına devam eden öğrencilere yönelik Afet Farkındalık eğitimleri düzenledi. Yıldırım Belediyesi, afetlere hazırlık konusunda farkındalık oluşturacak çalışmalarına devam ediyor. Yıldırım Belediyesi ve Yıldırım İlçe Müftülüğü iş birliğiyle, ilçede yaz Kur’an kurslarına devam eden öğrencilere yönelik Afet Farkındalık Eğitimleri verildi. Yıldırım Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitimlerde, toplam 2 bin 183 çocuğa ulaşıldı. Eğitim programı kapsamında öğrencilere afet ve acil durumlara yönelik temel bilgiler aktarıldı. Ayrıca deprem sırasında uygulanması gereken ‘Çök-Kapan-Tutun’ davranışı, afet ve acil durumlarda güvenli tahliye yöntemleri, tehlike anında doğru ve güvenli davranış biçimleri, afet sonrası toplanma alanlarının önemi ile afetlere karşı hazırlık konularında eğitimler verildi. Yıldırım Belediyesi tarafından yürütülen eğitim çalışmalarıyla çocuklarda afet bilincinin kazandırılması ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi hedeflendi. Afet farkındalığı Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Deprem ve afetler hayatın bir gerçeği. Bu konuda toplumsal bilincin oluşturulması da çok önemli. Afet sırasında en ufak bilgi kırıntısı veya öğrenilmiş doğru davranışlar hayat kurtarıyor. Biz de çocuklarımızda bu konuda farkındalık oluşturmak için sık sık eğitimler düzenliyoruz. Yıldırım Belediyesi olarak evlatlarımızın afetlere karşı hazırlıklı ve bilinçli bireyler olarak yetişmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. Yıldırım’da afet bilincinin toplumun her kesiminde güçlenmesi için eğitim ve farkındalık çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.

BTÜ’de deprem paneli Haber

BTÜ’de deprem paneli

Bursa Teknik Üniversitesinde düzenlenen 17 Ağustos Deprem Paneli’nde, deprem gerçeği farklı yönleriyle ele alındı. Panelde, zemin özellikleri ve yapı güvenliğinin, deprem riskinin azaltılmasındaki kritik rolüne dikkat çekilirken, üniversite, kamu ve sivil toplum iş birliğiyle ortak akılla güçlü adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (BTÜ-DEPAR) tarafından 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen ’17 Ağustos Deprem Paneli’, akademi, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getirdi. Panelde deprem gerçeği, zemin özelliklerinin yapı güvenliğine etkisi, deprem dirençli yapılar, afet sonrası hasar tespiti ve Bursa’nın deprem riskini azaltmaya yönelik çalışmalar ele alındı. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan, akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. "Asıl mesele güvenli binalar inşa etmek" Programın açılışında konuşan BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Türkiye’nin deprem kuşağında yer almasının bilinen bir gerçek olduğunu vurgulayarak asıl meselenin güvenli yapılar inşa edilmesi olduğunu söyledi. Türkiye’nin geçmişte büyük depremlerle ağır kayıplar yaşadığını hatırlatan Rektör Çağlar, bu depremlerden ders çıkarılarak yapı güvenliği konusunda daha güçlü adımlar atılması gerektiğini belirtti. Üniversiteler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve toplumun tüm kesimlerinin deprem konusunda ortak bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Rektör Çağlar şöyle konuştu: "Deprem gerçeğini değiştiremeyiz ancak depreme dayanıklı yapılar yapabiliriz. Amacımız deprem olduğunda insanların binadan dışarı çıkmak zorunda kalmadığı, güvenli yapıların içerisinde korunabildiği bir yapı stokuna ulaşmak olmalı." "Afet yönetimini bütünleşik bir anlayışla ele alıyoruz" AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan ise Bursa’da afet yönetimine yalnızca afet anındaki müdahale açısından bakmadıklarını, risk azaltmadan hazırlığa, müdahaleden iyileştirmeye kadar tüm süreçleri kapsayan bütünleşik afet yönetimi anlayışıyla çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi. Bursa İl Afet Risk Azaltma Planı’nın ilk beş yıllık döneminin ardından ikinci beş yıllık planlama çalışmalarına başlandığını aktaran Buldan, yılsonu itibarıyla şehrin tamamını kapsayacak şekilde afet öncesinde yapılması gereken çalışmalara ilişkin eylemlerin oluşturulacağını belirtti. Deprem hasarında zemin etkisi ele alındı Açılış konuşmalarının ardından panelin ‘Akademik Teknik Sunumlar’ başlıklı ilk oturumuna geçildi. Oturumun ilk konuşmacısı BTÜ-DEPAR Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı oldu. ‘Depremlerde Hasar Oluşumunda Zemin Etkisi: Yumuşak Zemin Davranışı ve Sıvılaşma’ başlıklı sunumunda farklı deprem bölgelerinde yapılan incelemelerden elde edilen keşifleri paylaşan Prof. Dr. Avcı, deprem kaynaklı hasarların değerlendirilmesinde zemin özelliklerinin önemli bir etken olduğunu belirtti. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında Gölcük, Adapazarı ve Yalova’da yaşanan hasarları değerlendiren Avcı, bu bölgelerde yumuşak zemin, kıyı dolguları ve sıvılaşma gibi zemin şartlarının hasarın oluşumunda etkili olduğunu ifade etti. İstanbul’da Avcılar ve çevresindeki yapı hasarlarının da zemin özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Avcı, 6 Şubat depremleri sonrasında yapılan incelemelerde de zemin şartlarının hasar dağılımında önemli bir faktör olarak öne çıktığını söyledi. Deprem ve afet yönetimi Panelin ilk oturumunda ayrıca BTÜ İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Özdemir tarafından ‘Deprem Dirençli Yapılar’ başlıklı sunum gerçekleştirildi. Programın ikinci oturumunda ise kamu kurumlarının deprem ve afet yönetimi alanındaki çalışmaları ele alındı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü Afet Hasarları Tespit Dairesi Başkanı İnşaat Yüksek Mühendisi Emrah Süme, ‘Afet Sonrası Hasar Tespitinin Önemi’ başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Ömer Faruk Döğücü ise ‘Bursa Deprem Risk Azaltma ve Dirençlilik Projesi’ başlıklı sunumuyla Bursa’nın deprem risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmaları aktardı. Panel, konuşmacılara teşekkür belgesi takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

Farah Zeynep Abdullah’ın Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı Haber

Farah Zeynep Abdullah’ın Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında savcılıkta ifade veren Farah, deprem döneminde Ahbap Derneği’nin çalışmalarına katılmadığını, derneğin faaliyetlerinin etki alanını genişletecek herhangi bir açıklamada bulunmadığını belirtti. Farah, "Ben yalnızca Babala TV’de sabahlara kadar telefon görüşmeleri yaparak yardımlar için bir koordinasyon sağlamaya çalıştım. Bunu da son derece iyi niyetlerle yürüttüm. Faydalı olduğumu da düşünüyorum" dedi. "Kamuoyuna yansıyan kısmından çok daha derin ve büyük sorunlar olduğunu öğrendim" Soruşturmaya konu olayları önce medya üzerinden takip ettiğini belirten Farah, Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı müracaatın ardından olayın kamuoyuna yansıyan kısmından daha kapsamlı olduğunu öğrendiğini söyledi. Farah ifadesinde, "Olan biteni önce medya üzerinden kendi imkanlarımla takip ettim. Şimdi de Cumhuriyet Başsavcılığınıza bizzat müracaat etmem üzerine kamuoyuna yansıyan kısmından çok daha derin ve büyük sorunlar olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Bu durum benim üzüntümü ve hayal kırıklığımı daha da arttırdı" ifadelerini kullandı. "Derneğin faaliyetlerinin etki alanını genişletecek herhangi bir açıklamada bulunmadım" Deprem döneminde derneğin çalışmalarına katılmadığını belirten Farah, "Ben zaten o dönem dernekle ilgili olan çalışmalara katılmadım. Derneğin faaliyetlerinin etki alanını genişletecek herhangi bir açıklamada da bulunmadım" dedi. O dönemde doğrudan bağış toplanması konusunda mesafeli olduğunu belirten Farah, depremzedelere karşı sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini ifade ederek, "İç dünyamda yaşanan felaket üzerine doğrudan bağış toplanmasını da tam olarak bir yere oturtamamıştım. O yüzden yapılan çalışmalara çok mesafeli yaklaşmıştım ancak elbette ki yaşanan felaket üzerine bir sosyal sorumluluğum olduğunun bilincindeydim" ifadelerini kullandı. "Ahbap Derneği ile koordineli herhangi bir faaliyetim olmadı" Depremzedelerle doğrudan iletişim kurduğunu anlatan Farah, bu çalışmalarını kendi imkanlarıyla yürüttüğünü belirtti. Farah, "Bu bilinçle doğrudan depremzedelerle iletişimler kurdum. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Yaptığımı da düşünüyorum" dedi. Ahbap Derneği ile herhangi bir koordinasyon içinde olmadığını ifade eden Farah, "Ahbap Derneği ile koordineli bir şekilde herhangi bir faaliyetim de olmadı" diye konuştu. "Babala TV’de sabahlara kadar telefon görüşmeleri yaptım" Farah, deprem döneminde yaptığı çalışmalara ilişkin ise "Ben yalnızca Babala TV’de sabahlara kadar telefon görüşmeleri yaparak yardımlar için bir koordinasyon sağlamaya çalıştım. Bunu da son derece iyi niyetlerle yürüttüm. Faydalı olduğumu da düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Bağışların yerli yerinde kullanıldığını öğrenip mutlu olmayı dilerdim" Soruşturmaya konu iddialardan duyduğu üzüntüyü de dile getiren Farah, depremzedeler için toplanan bağışların amacına uygun şekilde kullanıldığını görmek istediğini söyledi. Farah, "Şu anda o dönem bir yaraya merhem olmak için toplanılmış olan bağışların yerli yerinde ve tam ihtiyaç giderici olarak kullanıldığını öğrenip mutlu olmayı dilerdim. Bununla gururlanmak isterdim ancak durumun tam aksi olduğunu, en azından iddiaların bu yönde olduğunu görmek benim için üzücüdür" dedi.

"İstanbul'da 17 bine yakın AFAD gönüllüsü bulunuyor" Haber

"İstanbul'da 17 bine yakın AFAD gönüllüsü bulunuyor"

Büyük bir yıkımına neden olan 17 Ağustos Gölcük depreminin 27 yıl dönümü az bir süre kalırken, megakent İstanbul'da da muhtemel depreme yönelik çalışmalar sürüyor. AFAD İl Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, muhtemel bir İstanbul depreminde çalışmalara katılacak AFAD gönüllülerine ilişkin "AFAD gönüllüsü olmak için 380 bine yakın vatandaşımız bulunmakta. Bu vatandaşlarımız, internet üzerinden online olarak eğitimlerini alıyorlar. Eğitimlerini tamamladıktan sonra destek AFAD gönüllüsü olmak için kurumumuza gelip, eğitimlerini tamamlıyorlar. Şu ana kadar İstanbul'da, saha eğitimlerini tamamlamış 17 bine yakın destek AFAD gönüllüsü bulunmakta" dedi. Öte yandan AFAD gönüllülerinin aldıkları saha eğitimleri ise kameraya yansıdı. Büyük bir yıkıma neden olan 17 Ağustos Gölcük depreminin 27 yıl dönümüne az bir süre kalırken uzmanlar, İstanbul'da meydana gelebilecek deprem konusunda uyarıyor. 15 milyonu aşkın insanın yaşadığı metropolde, yapı stokları, kentsel dönüşüm gibi konularda hazırlıklar sürerken, İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), yaşanabilecek bir deprem sonrası vatandaşların ihtiyaç duyabilecekleri hususlar konusunda hazırlıklarını da sürdürüyor. AFAD İstanbul İl Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener açıklamalarda bulundu. AFAD İstanbul Yeşilköy Yerleşkesi'nde hazırlıklara ilişkin konuşan Özener, "Bilim insanlarının tamamının kabul ettiği gibi, araştırmalar sonucunda, Marmara Denizi'nde bizi bekleyen bir deprem olasılığı çok yüksek. Bu konuda AFAD'ın da kendine ait bir senaryosu var. Olası bir deprem sonucunda, meydana gelebilecek hasar ve kayıplar için bir senaryomuz mevcut. Bu senaryo kapsamında da, bütünleşik afet sistemi çatısı altında hem Türkiye'mizde, hem İstanbul'umuzda çeşitli senaryolar bulunmakta. Bu planların bir tanesi, il risk azaltma planı. Türkiye afet müdahale planı, bir afet olduktan sonra nasıl müdahale edebileceğimiz ve TASİP dediğimiz, Türkiye Afet Sonrası İyileşme Planı kapsamında çalışmalar bulunuyor" dedi. "Şu ana kadar İstanbul'da, saha eğitimlerini tamamlamış 17 bine yakın AFAD gönüllüsü bulunuyor" İstanbul'da deprem sonrası oluşabilecek riskleri azaltmaya yönelik çalışmalarda bulunduklarına değinen Prof. Dr. Özener, "2021 yılında tüm Türkiye'de, hazırlanan il risk azaltma planı, ilimizde de hazırlandı. Bu planda, kamu kurum ve kuruluşlara, belediyelere, sivil toplumlara düşen çeşitli görevler var. Bu görevler kurum ve kuruluşlara tanımlı ve o görevleri risk azaltma planı kapsamında takipteyiz. Bununla birlikte, Türkiye Afet Müdahale Planında da, Türkiye ölçeğinde 25, illerde 23 tane çalışma grubu bulunmakta. Bu çalışma gruplarında, 4 tanesi arama kurtarma olmak üzere, 4 tanesi AFAD'ın sorumluluğunda, 19 çalışma grubu da, farklı kurum ve kuruluşların uhdesi altında yürümektedir. Bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu bilgilere internet üzerinden, vatandaşlarımız tarafından erişilebilecek bir durumdadır. 17 Ağustos, 12 Kasım depremleri, ardından yaşamış olduğumuz 6 Şubat depremleri sonrasında vatandaşlar deprem konusuna ve afet konusuna biraz daha bilinç sahibi oldular. Biz de bu kapsamda, AFAD özelinde insanları bilinçlendirme yönünde bir çalışmalar yapıyoruz. Şuanda İstanbul'da, bizim sistemimize kayıtlı AFAD gönüllüsü olmak için 380 bine yakın vatandaşımız bulunmakta. Bu vatandaşlarımız, internet üzerinden online olarak eğitimlerini alıyorlar. Eğitimlerini tamamladıktan sonra destek AFAD gönüllüsü olmak için kurumumuza gelip, eğitimlerini tamamlıyorlar. Şu ana kadar İstanbul'da, saha eğitimlerini tamamlamış 17 bine yakın destek AFAD gönüllüsü bulunmakta. Olası bir afetten sonra AFAD ekipleriyle birlikte koordineli çalışacak İstanbul'da 143 tane kamu kurum ve kuruluşlardan akredite ekiplerimiz var. Ekiplerimizden 115 tanesi kentsel arama kurtarma kapsamında, hafif, orta ve ağır seviye ekiplerimiz var. Bu ekiplerimizin sayısı da 4 bin 500 civarında. Her an AFAD'la birlik olup, bize destek olabilecek personelimiz var. Buradaki en önemli konu, vatandaşlarımızın bilinçlenmesi için eğitimlere katılması. Bunun için biz AFAD İstanbul olarak her zaman vatandaşlarımıza destek olmak için buradayız. Bir şey hakkında bilginiz varsa, ondan korkmanıza sebep yok. Neye yol açabileceğini bilebiliyorsunuz. Depremde binanız zarar görmedi ama yapısal olmayan tehlikeler var. Örneğin bir dolap varsa ve siz bunu dolaba sabitlemediyseniz, eviniz yıkılmasa bile, dolap sizi yaralayabilir, hayatınızı kaybetmesine sebep olabilir. Yapısal olmayan tehlikelerin azaltılması, bir afet anında neler yapmanız gerektiği, afetten sonra arama çalışmaları sırasında neler yapılması gerektiği gibi bir bütün olarak eğitimden bahsediyoruz" diye konuştu. "Deprem zemin ilişkisinin iyi olduğu binalarda oturmak bu işin temel faktörü" Prof. Dr. Özener, açıklamalarının devamında Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu, bunun bilinciyle vatandaşların yaşaması gerektiğine de vurgu yaparak, "Normal hayatımıza, psikolojimizi bozup, hayata küsmek veya karalar bağlamak değil, buna karşı neler yapabileceğimiz konusunda bilinçlenmemiz çok önemli. Risk azaltmayı nasıl yapabileceğimiz, bir afet anında doğru davranış biçiminin nasıl olduğunu bilirsek, depremden çok fazla korkmamıza gerek yok. İstanbul'da şurası daha güvenli, buralar güvensiz semt verilebiliyor. Bunlar çok spekülatif bilgiler olabiliyor. Sadece zeminin sağlam olması, fay hattından uzak olmak tek başına çok fazla anlam ifade etmiyor. Bina zemin ilişkisi çok önemli. Deprem zemin ilişkisinin iyi olduğu binalarda oturmak bu işin temel faktörü. İstanbul'da çok fazla yapı stoku var, 2000 yılı öncesi yapılmış çok fazla binamız var ama bu binalarımıza bir an önce kentsel dönüşümle, devletimizin vermiş olduğu imkanlarla, Yarısı Bizden kampanyalarıyla bir çoğu yenileniyor. Her binanın yenilendiğini görünce ben çok mutlu oluyorum" şeklinde konuştu. "Enkazda, arazide arama yapacak köpekleri yetiştiriyoruz" Öte yandan, AFAD İstanbul Arama Köpekleri Ekip Amiri Tamer Ünal deprem anında arama kurtarma çalışmalarına katılacak köpeklerin eğitimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Köpeklerin eğitim süreçlerini anlatan Ünal, "Burada, enkazda, arazide arama yapacak köpekleri yetiştiriyoruz. Hem kendi köpeklerimizi, hem kamu kurum ve kuruluşlarının ve gönüllülerinin arama köpeği yetiştirmek isteyen ekiplere destek oluyoruz. Onlar da eğitimlerimize dahil oluyorlar. Burada, AFAD'ın yılda iki sefer düzenlediği arama köpekleri için yapılan sınava köpeklerimizi hazırlıyoruz. Bu sınavları geçenler, ülkemizde görev yapma yeterliliğine sahip olabiliyorlar. Arama köpeği, çeşitli ırklardan olabiliyor, arama işine uygun köpekleri seçiyoruz ama daha çok çoban ve av köpekleri bu kategoriye dahil olabiliyorlar. Bizim için doğru bir yavru seçmek çok önemli. Doğru bir yavrunun agrasyonu olmayacak, oyun güdüsü çok yüksek olacak, fiziksel kapasitesi çok yüksek olacak boyutlardan arama köpeği yetiştiriyoruz. Bu süreç, uzun bir süreç. 1 buçuk yıl sürüyor. Bu sınavı geçip, köpeklerimiz ve sahipleri akredite oluyorlar. İnsanlar köpekleri getiriyorlar, onlarla beraber köpeklerini eğitiyoruz" dedi. "AFAD'ın sınavını geçen köpek sayısını çoğaltmak istiyoruz" Köpeklerin sağlık süreçlerine ilişkin de bilgi aktaran Tamer Ünal, "Bizim yerleşkemizde, 2 veterinerimiz var. Tedavi teşhis noktasında üniversitelerden, özel kliniklerden de destek alıyoruz. O, köpeğimizin sağlık sorunu ne ise ona göre değişiyor. Köpeklerimiz burada fiziksel yönden hiçbir sıkıntı yaşamadan işini iyi yapabilir halde tutmaya çalışıyoruz. Eğitimleri 7 gün 24 saat sürüyor. Depremin hangi saat, hangi iklimde, hangi yükseltide olacağını bilmiyoruz. Bizim köpeklerimiz, her bölgede çalışma becerisine sahip olmalı. O yüzden ekiplerimiz devamlı farklı illere giderler, oradaki AFAD yerleşkelerindeki enkazlarda çalışmalar yaparlar. AFAD'ın sınavını geçen köpek sayısını çoğaltmak istiyoruz. İnsanlar, köpekleriyle bizim eğitimlerimize dahil olabilirler. Diğer kamu kurumları, STK'lar, gönüllüler veya AFAD gönüllüleri olarak bu eğitimlere dahil olabilirler" diye konuştu.

ARSA POLİTİKALARI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ Haber

ARSA POLİTİKALARI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMELİ

Arsanın yalnızca değer artışı beklenen bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Şeref Demir, şehirlerin geleceği açısından imarlı arsaların üretime kazandırılmasını teşvik eden yeni bir politika anlayışına ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi. "İmarlı arsalar üretimin parçası olmalı" Şehirlerin planlı büyümesi için imarlı arsaların etkin kullanılmasının büyük önem taşıdığını belirten Başkan Şeref Demir, birçok bölgede imarlı arsaların konut üretmek yerine değer kazanması beklentisiyle yıllarca boş tutulduğunu söyledi. Bu durumun arsa arzını daralttığını, fiyatları artırdığını ve konut üretimini yavaşlattığını ifade eden Şeref Demir, "İmarlı arsa şehirlerin gelişmesini sağlayan en önemli üretim girdilerinden biridir. Arsanın ekonomik değer kazanması doğaldır ancak uzun yıllar üretim dışında tutulması hem konut arzını hem de kentsel dönüşüm sürecini olumsuz etkilemektedir" dedi. "Üretimi teşvik eden modeller geliştirilmeli" Yeni dönemde cezalandırıcı uygulamalardan çok üretimi hızlandıracak teşvik mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, belirli süre içinde konut üretimine veya kentsel dönüşüm projelerine kazandırılan imarlı arsalar için vergi avantajları, harç indirimleri ve planlama kolaylıkları sağlanabileceğini söyledi. Tamamen spekülatif amaçlarla uzun yıllar üretim dışında bekletilen arsalar için ise kamu yararını gözeten mali düzenlemelerin değerlendirilebileceğini kaydeden Demir, "Bu sayede hem arsa piyasası daha sağlıklı işleyecek hem de konut üretimi önemli ölçüde artacaktır" diye konuştu. "Dünyadaki örnekler incelenmeli" Gelişmiş ülkelerde planlı şehirleşmeyi desteklemek amacıyla imarlı arsaların uzun süre atıl bırakılmasını önleyen çeşitli uygulamaların bulunduğunu belirten Şeref Demir, Avrupa'nın birçok ülkesinde planlama ve vergisel araçlarla spekülatif arsa bekletmelerinin önüne geçilmeye çalışıldığını ifade etti. Amaçlarının mülkiyet hakkını sınırlandırmak olmadığını vurgulayan Demir, "Türkiye'de de kendi hukuki ve ekonomik yapımıza uygun, üretimi teşvik eden, yatırımı engellemeyen ve kamu yararını gözeten bir model geliştirilebilir" değerlendirmesinde bulundu. Kamuya da önemli görev düşüyor Sorunun çözümünde yalnızca özel sektörün çabasının yeterli olmayacağını dile getiren Şeref Demir, kamu kurumlarının da arsa üretiminde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Atıl durumdaki kamu arazilerinin belirli kriterler çerçevesinde erişilebilir konut üretimi amacıyla özel sektör eliyle değerlendirilebileceğini belirten Demir, şehirlerin gelişim aksları dikkate alınarak altyapısı tamamlanmış yeni yerleşim alanlarının planlanmasının ve planlı arsa üretiminin artırılmasının önemine dikkat çekti. Demir, "Arsa arzı arttıkça fiyatlar dengelenecek, üretim hızlanacak ve vatandaşlarımızın konuta erişimi kolaylaşacaktır" ifadelerini kullandı. "Bursa için ortak akıl şart" Deprem gerçeğinin Bursa açısından ertelenemez bir gündem olduğunu belirten İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, arsa politikalarının kentsel dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Başkan Şeref Demir açıklamasının sonunda, "Kentsel dönüşümü hızlandırmak ve vatandaşlarımızı güvenli konutlara kavuşturmak istiyorsak arsa politikalarını da yeniden düşünmek zorundayız. Belediyeler, merkezi idare, üniversiteler ve sektör temsilcileri ortak akılla hareket etmelidir. Üretimi teşvik eden, spekülasyonu azaltan ve planlı şehirleşmeyi esas alan yeni bir arsa politikası yalnızca inşaat sektörünün değil, ülkemizin geleceği açısından da stratejik önem taşımaktadır. İMSİFED ve İMSİAD olarak bu konuda her türlü teknik, akademik ve sektörel katkıyı sunmaya hazırız" dedi.

Eda Ece: "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı" Haber

Eda Ece: "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı"

Oyuncu Eda Ece’nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması kapsamında verdiği ifade ortaya çıktı. Ece ifadesinde, "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı. Haluk Levent'in geçmişi nedeniyle ona güvenemeyeceğimizi söyledi. Ben daha önceden Haluk Levent ile tanışmıyordum. Deprem sürecinde ve sonrasında da hiç irtibata geçmedik. Bana sorduğunuz ‘deprem bölgesinde yapılan şeyi başkaları yapıyor sandılar, sandıktan onu anladık’ anlamına gelen sözleri ödül töreninde söylemiştim. Sözlerim nedeniyle defalarca özür diledim. Haddini aşan bu ifadeleri kullanmamalıydım. Çok pişmanım ve özür diliyorum. Ben AHBAP'a ve Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" dedi. Eda Ece’nin ifadesi esnasında iki kez ağladığı da tutanağa kaydedildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması sürüyor. Bu kapsamda ifadeye çağırılan oyuncu Eda Ece’nin beyanları ortaya çıktı. "Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı" Eda Ece ifadesinde "Ben uzun yıllardır televizyon sektöründe çalışıyorum. 2023 yılının Şubat ayında yaşanan büyük depremlerde İstanbul'da dizi çekimlerindeydik. Televizyon yapımlarından ekmek yediğimiz için insanlara karşı manevi olarak borçlu hissettik. Bu nedenle ekip olarak depremzedelere yardım etmek istedik. Sette birlikte çalıştığımız rol arkadaşım Şevval Sam bizi Haluk Levent'e karşı kati şekilde uyardı. Haluk Levent'in geçmişi nedeniyle ona güvenemeyeceğimizi söyledi. Ben daha önceden Haluk Levent ile tanışmıyordum. Deprem sürecinde ve sonrasında da hiç irtibata geçmedik. Yüz yüze hiç gelmedik. Bende numarası dahi yoktur. Biz yalnızca dizi ekibi olarak kendi organize ettiğimiz yardımları deprem bölgesine tır ile gönderdik. Sosyal medyadan tespit edebildiğimiz oyuncak kıyafet gibi ihtiyaçları bireysel inisiyatif ile paketleyip yardımcı olmak istedik. Yine İstanbul'a getirilen Darülaceze'deki çocuklarla bir araya geldik. Adana ve Ankara'daki depremzede hastaları hastanede ziyaret ettik. Bunların hiçbirine basını çağırmadık ve hiçbir dernekle gitmedik. Yalnızca depremzedelerin acılarını paylaşabilmek için birlikte durmak istedik. Çünkü deprem sürecinde çok büyük acılar yaşandı. Hastanede kolsuz, bacaksız insanlar gördüm. Küçük çocuklar dahi organlarını kaybetmişti" dedi. Eda Ece’nin ağladığı ifade tutanağına geçti Eda Ece’nin ifadesi esnasında ağladığı ifade tutanağına geçti. Ardından devam eden Eda Ece, "Bu kadar büyük acı varken toplanan yardım paralarının usulsüzlük için kullanılmasına inanamıyorum. Şevval Sam bizi Haluk Levent'in kötü niyetinden korumuş, çünkü birçok ünlü gibi bizde deprem sırasındaki yardım motivasyonumuzu AHBAP'a yönlendirebilirdik. Ancak biz set olarak AHBAP'ı öyle bir yok saydık ki nerede konumlandığını bile sorgulamadık. Devlet kurumlarının rakibi olarak parlatılmaya çalışıldıysa benim bununla alakalı bilgim yoktur. Bizim için hep şüpheliydi. Kamuoyunda Kızılay ve AFAD'a rakip algısı yerleşmiş olabilir. Ben yalnızca ATV'de yayınlanan AFAD'ın bağış programına katıldım. İçişleri Bakanlığı tarafından aranıp davet edilmiştim. Bu programda saçımı yapmamıştım. Ve makyajsızdım. Bu nedenle acıyı sahiplendiğim ve asıl toplumun benimsediği ünlü olduğum şeklinde yorumlar yapılmıştı. Bana sorduğunuz ‘Deprem bölgesinde yapılan şeyi başkaları yapıyor sandılar, sandıktan onu anladık’ anlamına gelen sözleri ödül töreninde söylemiştim. Haziran 2023'te İstanbul'da yapılan ödül töreninde Şubat ayı dergi kapağı ünlüsü seçilmiştim. Beni Şubat ayına seçmelerinin sebebini deprem sürecindeki duyarlılığım olarak düşünmüştüm. Depremden sonra ilk kez saçımı ve makyajımı yapıp toparlanmış hissederek sahneye çıktım. Stil ödülü alırken dahi depremden bahsettim. Konuşmamın tamamı yayınlanmıştı. Ancak konuşmamın sonundaki haddini aşan şakam cımbızlanarak tüm deprem sürecindeki yaptıklarım silinmek istendi. Ödül töreninin neşesini deprem konusu ile bozduğumu düşünüp ağırlık hissettim. Bu nedenle duygusal konuşmamı bir şaka ile bitirmek istedim. Sektörde şakacılığımla bilinirim. Ancak hala neden böyle bir söz söylediğimi anlayamıyorum. Zaten konuşmamın devamında bir hafta sonra düğünüm var gibi saçmalamaya devam etmişim. Bu kadar büyüyebileceğini aklımın ucundan dahi geçirmedim. Asıl üzüldüğüm husus depremzedelerin bana alınmış olmasıdır. En büyük pişmanlığım budur. Uzun süre depremzedelerden aldığım kardeşlik övgüsünü kaybettiğimi düşündüm" dedi. "Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" Eda Ece’nin ardından yeniden ağladığı ifade tutanağına geçti. İfadesine devam eden Ece "Konuşmamdan bir hafta sonra özür yazısı paylaştım. Ancak toplumda bir karşılığı olmadı. 2023 Haziran'da evlendim, Temmuz'da kızıma hamile kaldım. Geçen bu 3 senelik süreçte sessizce yorumları okudum ve medyada iş yapmadım. Hamile olmama ve ekranda görünmememe rağmen linç devam etti. Sözlerim nedeniyle defalarca özür diledim. Haddini aşan bu ifadeleri kullanmamalıydım. Çok pişmanım ve özür diliyorum. AHBAP soruşturması açılınca insanlar Haluk Levent'e ve AHBAP'a yardım ettiğimi söyleyerek tutuklanmamı isteyen tweetler attılar. Bende bunun üzerine geçen hafta 5 sayfalık özür metni paylaştım. Yapımcılar ya da avukatlara danışmadım. Yalnızca içimden gelenleri içtenlikle söyledim. Keşke zaman makinesi olsa ve söylediklerimi geri alabilsem. Beni ifadeye çağırdığınız için teşekkür ederim çünkü uzun zamandır kendimi ifade etmek istiyorum. Ben AHBAP'a ve Haluk Levent'e hiç yardım etmedim ancak sandıkla alakalı hadsiz sözlerim için tekrar özür dilerim, çok pişmanım" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.