Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Demokrasi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yayman: İkinci 25 yılın hikayesi başlıyor Haber

Yayman: İkinci 25 yılın hikayesi başlıyor

Adapazarı Serdivan Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "AK Parti Sakarya İl Başkanlığı Genişletilmiş Danışma Meclisi" programında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Kahramanmaraş'taki okul saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyerek, tekrar böyle acı yaşanmamasını temenni etti. Yayman, AK Parti olarak cumhuriyetin çeyrek asrına damga vuran hareket olduklarını belirterek, "Büyük eserleri büyük liderler yapar. İşte Türkiye Cumhuriyetinde yapılmaz denilen işleri yapan büyük lider Recep Tayyip Erdoğan'dır." dedi. AK Parti'nin 2002'de iktidara geldiğinden bu yana ulaşımdan eğitime yapılan çalışmalar ve ekonomik alandaki gelişmelerden bahseden Yayman, "Bu büyük eserleri yapan Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti bu sene 25'inci yılını kutlayacak. 25 yıl büyük bir rekordur.” dedi. Yayman, Sakarya'nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanında olduğunu dile getirerek, teşkilattaki birlik ve beraberliğin devam ettiği müddetçe nice 25 yıllara hep beraber yürüyeceklerini kaydetti. Yayman, Türkiye'nin hayal dahi edilemeyen işleri başardığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken, Orta Doğu'da istikrarsızlık hüküm sürerken, katil İsrail İran'a saldırmışken bugün Cumhurbaşkanımız, Türkiye'yi güvenli liman ve huzur adası olarak tutmaya devam ediyor. Bunu sağlayan Cumhurbaşkanımızdır, 81 vilayetimizdeki 86 milyon vatandaşımızın duası ve desteğidir. Türkiye her zaman güven ve istikrar adası olmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi inşallah 21'inci asrı Türkiye'nin ve Türklerin asrı yapmak için gece gündüz yorulmadan, usanmadan, vazgeçmeden çalışacağız." "TÜRKİYE, ERDOĞAN LİDERLİĞİNDE GÜVENLİ LİMAN OLMAYI SÜRDÜRÜYOR" Yayman, AK Parti'nin yaşadığı zorluklara ve 2016'daki 15 Temmuz darbe girişimine değinerek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde teşkilatlarımız, hain planları, kumpasları bozdu ve Cumhurbaşkanımıza, demokrasiye, milletimize, Türkiye'ye sahip çıktı. Şimdi yeni dönem, ikinci 25 yılın hikayesi başlıyor. Nasıl ki geçen 25 yılda AK Parti büyük başarı hikayesi yazdıysa şimdi ikinci değişim ve reform döneminde, ikinci 25 yıllık dönemde, AK Partimiz büyük hedeflere doğru ilerlemeye devam edecektir. Cumhurbaşkanımızın ve Cumhur İttifakı'nın liderliğinde Sayın Devlet Bahçeli ile Türkiye küresel güç haline gelecek ve Türkiye Yüzyılı şaha kalkacaktır." dedi. Özel'in ara seçim isteğini de eleştiren Yayman, "Seçimin tarihi bellidir. Ara seçim asla yoktur. Ara seçim Cumhurbaşkanımızın dediği gibi defterimizde yazmaz. Allah nasip ederse seçimler vakti geldiğinde yapılacaktır. Biz o seçimlerde bir kez daha Cumhurbaşkanımızı başkan yapacağız ve Türkiye'yi istikrar adası, güvenli liman olmaya devam ettireceğiz." dedi. CHP'nin zaman zaman koalisyon ortağı olduğunu fakat milletin CHP'yi tek başına iktidara getirmediğini anlatan Yayman, "Bu Cumhuriyet Halk Partisi, tarihle, dinle, milletle, Türkiye'yle kavgalı, yetmedi kendisiyle de kavgalı. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının ergen tavrıyla söylediği sözleri asla kabul etmiyoruz. Herkes söylediği söze dikkat etmeli. İkide bir Cumhurbaşkanımıza hakaretamiz dille konuşmasını kınıyoruz. Bunu demokrasi terbiyesinden yoksunluk olarak görüyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yarın da Cumhurbaşkanımızın yanındayız, yanında durmaya devam edeceğiz ve 2053 hedefimize doğru, Türkiye Yüzyılını inşa etmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz." diye konuştu. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan da suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma komisyonunun kurulduğunu anımsatarak, "Özellikle o komisyonun çıktısıyla çok önemli kanun hazırlanıyor, şiddete bulaşmış çocuklarla alakalı. Hem çocuklar hem aileleriyle alakalı çok önemli cezai yaptırımlar geliyor. Devamlı sahada olduğumuz için nasıl katkı sağlarız diye gerçekten Mecliste de çok büyük performans ortaya koymaya çalışıyoruz." diye konuştu Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise partililerle çıktıkları yolda emin adımlarla yürümeye devam ettiklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde "Türkiye Yüzyılına" yakışır belediyecilik ortaya koymak için uyum içerisinde çalışmalarına devam ettiklerini dile getirdi. Göreve geldiklerinden bu yana 2 yılı dolu dolu geçirdiklerini belirten Alemdar, vizyoner projeler ortaya koymaya devam edeceklerini ifade etti. Programda, AK Parti Sakarya milletvekilleri Ali İnci ve Ertuğrul Kocacık, İl Başkanı Yunus Tever, İl Kadın Kolları Başkanı Duygu Çetin ve İl Gençli Kolları Başkanı Hüseyin Serdar Akgün de birer konuşma yaptı. AK Parti MKYK üyeleri Hilmi Türkmen , İsmail Kaya, Fatima Yurduseven, Serpil Yılmaz ve Abdurrahman Akyüz, ilçe belediye başkanları ve partililerin katıldığı toplantı, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Kasapoğlu: "Demokrasi; fikrin, sözün ve düşüncenin ağırlığına duyulan saygıdır" Haber

Kasapoğlu: "Demokrasi; fikrin, sözün ve düşüncenin ağırlığına duyulan saygıdır"

İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Şehit Ömer Halisdemir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi koordinasyonunda, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen Meclis Simülasyonu programı kapsamında İzmir’de gençlerle bir araya gelen Kasapoğlu, ’Halisdemir’ ismi ile ’Meclis’i bir arada düşündüğünde bir başka mana gördüğünü, değerli şehidimizin meydan okuduğu hain darbe girişiminin millete, devlete ve meclise karşı olduğunu, bu yüzden bu simülasyonun milli iradenin tecelligâhı meclisimizle bağdaştırılmasının özel bir anlam taşıdığını belirtti. Dr. Kasapoğlu konuşmasının devamında, "Bu yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 106. yıl dönümünü idrak ettik. Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, demokrasimizi bu günlere getiren tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Bizim binlerce yıllık devlet geleneğimizin, medeniyet kodlarımızın tam merkezinde her zaman ’istişare’ kültürü vardır. Bizler, ’danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış’ diyen köklü bir kültürü barındırıyoruz. Farklı fikirlerin bir araya gelmesinden doğan o muazzam güce, ortak aklın ışığına inanan bir milletiz. Faklı fikirlerden asla korkmayın. Unutmayın istişare bizi güçlendirir. Sizler burada 106 yıllık o büyük meclis geleneğinin sadece birer simülasyonunu yapmıyorsunuz. Sizler aslında bu milletin istişare kültürünü, o köklü demokrasi geleneğini yarına taşıyacağınızın, onu çok daha ileri noktalara götüreceğinizin provasını yapıyorsunuz. Peki, nedir demokrasi? Sadece sandığa gidip oy kullanmak ve o oyların sayıldığı bir matematik hesabı mıdır? Demokrasi her şeyden önce bir tahammül sanatıdır. Farklılığa, karşı görüşe tahammüldür. Demokrasi; fikrin, sözün ve düşüncenin ağırlığına duyulan saygıdır. Sizinle taban tabana zıt düşen, sizin doğrularınızı temelden sarsan bir fikri duyduğunuzda dahi, o fikrin dile getirilme hakkını sonuna kadar savunabilme erdemidir. İfade etmesine duyulan saygıdır. Bugün burada birazdan kendi komisyonlarınıza dağılacaksınız. Konuşacağınız konular bugün dünyada koskoca parlamentoların, uluslararası mahkemelerin, akademisyenlerin tartıştığı konulardır" dedi. Kasapoğlu konuşmasının son bölümünde, "Vakti iyi değerlendiren bireyler olarak zamanımızı çalmak isteyen pek çok tehdit var. En başta internet ve sanal alem. Onlara meydan okuyarak kitapla, ilimle, irfanla, sporla sanatla, kültürle kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Bugün buradayız, yarın daha güçlü olmamız için vaktimizi bu unsurlarla değerlendirmeliyiz. Zamanımızı bir sanatçı ruhuyla düzenleyip, sanatla, kültürle, sporla, kitap, dostluklar ve arkadaşlıklarla yoğurmamız gerekiyor. Şehit Ömer Halisdemir’in adını taşıyan bu güzel okulda, o kahramanın vatanı için gözünü kırpmadan ortaya koyduğu iradenin gölgesinde birazdan ben de o meclis koridorlarına, komisyon odalarınıza geleceğim. Hepinize verimli, bol tartışmalı, ufku açık bir meclis simülasyonu diliyor; sizleri sevgiyle, saygıyla ve en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum. Yolunuz, bahtınız, zihniniz açık olsun" ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin yarınları Bursa Nilüfer’de demokrasi provasında Haber

Türkiye’nin yarınları Bursa Nilüfer’de demokrasi provasında

Nilüfer Belediyesi, Öğrenci ve Çocuk Hakları Derneği ile çocukların ve gençlerin demokratik haklarını deneyimlediği bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Nilüfer Barış Meclisi’nde farklı okullardan gelen öğrenciler, ‘Meclis Simülasyonu’ ile yönetim mekanizmalarını tecrübe etti. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, bu etkinliğin bir oyun değil, demokratik katılımın gerçek bir provası olduğunu vurguladı. Gençlerin iki gün boyunca tartışıp uzlaşı arayacaklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Burada gerçek bir meclisin işleyişini birebir deneyimleyeceksiniz. Bu deneyim, hayatınız boyunca yanınızda kalacak. Çünkü demokrasi, sadece oy vermekten ibaret değil. Demokrasi; dinlemek, anlamak, ikna etmek ve bazen de farklı düşüncelere saygı duymak demek. Sizler bugün bunun pratiğini yapacaksınız” diye konuştu. NİLÜFER’DE GENÇLERİN SÖZÜ KAĞIT ÜZERİNDE KALMIYOR Nilüfer’de gençlerin sesine her zaman değer verdiklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Biz, bu kenti, o kentin asıl sahibi olan çocuklarla ve gençlerle yönetmek gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden yıllardır Nilüfer Kent Konseyimiz çatısı altında Çocuk ve Gençlik Meclislerimizle omuz omuza çalışıyoruz. Biz Nilüfer’de projeleri sizin için değil, sizinle birlikte yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl 44 kurumdan 300 katılımcıyla Çocuk Hakları Çalıştayı düzenledik. Bu çalıştayın sonuçları yine çocukların görüşleri alınarak rapor haline getirildi. Çocuk Meclisi üyelerimiz bu raporu bizzat bana teslim etti. Çünkü Nilüfer’de çocukların ve gençlerin sözü kağıt üzerinde kalmaz, hayata geçer. İşte bu yüzden sizin önerilerinize, eleştirilerinize, hayallerinize ihtiyacımız var” dedi. Öğrenci ve Çocuk Hakları Derneği Başkanı Janberk Turgut ise son dönemde okullarda yaşanan üzücü olaylara değinerek, eğitim ortamlarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Gençlerin toplumsal konulara gösterdiği duyarlılığın önemine değinen Turgut, “Bugün burada dile getirilecek her düşünce, yapılacak her tartışma daha bilinçli, daha duyarlı ve daha güçlü bir toplumun inşasına katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

Gençlerin kürsüsünde 'demokrasi ve milli birlik' Bursa'da konuşulacak Haber

Gençlerin kürsüsünde 'demokrasi ve milli birlik' Bursa'da konuşulacak

MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü himayesinde, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve 15 Temmuz Derneği iş birliğiyle Türkiye genelindeki lise öğrencilerine yönelik "15 Temmuz Demokrasi, Millî İrade ve Temel İnsan Hakları" temalı liseler arası öğrenci paneli düzenlenecek. Bursa'nın Osmangazi ilçesinde bulunan BTSO Ali Osman Sönmez Sosyal Bilimler Lisesi koordinatörlüğünde gerçekleştirilecek panelle öğrencilerin demokratik bilinç, millî iradeye bağlılık ve temel insan haklarına duyarlılık konularında farkındalık kazanmaları, araştırma yapma, eleştirel düşünme ve ifade becerilerini geliştirmeleri hedefleniyor. Panel kapsamında öğrenciler, Türkiye'nin demokratik gelişim süreci, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün anlam ve önemi, demokrasi kültürü, insan hakları ve özgürlükler gibi başlıklar çerçevesinde akademik bildiriler hazırlayarak sürece katılım sağlayacak. EN BAŞARILI 30 BİLDİRİ SEÇİLECEK "Başvuru süreci, ön değerlendirme, sunum ve sonuçların yayımlanması" aşamalarından oluşan panelde, yapılan değerlendirmeler sonucunda en başarılı 30 bildiri seçilecek; dereceye giren öğrenciler Bursa'da gerçekleştirilecek panel programına davet edilecek. Panel sonunda, seçilen bildirilerin kitaplaştırılarak yayımlanması planlanıyor. PANEL, 28 NİSAN'DA BURSA'DA DÜZENLENECEK Panel başvuruları 13 Nisan 2026 tarihine kadar alınacak, panel programı 28 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Süreç sonunda katılımcı öğrencilerin yer alacağı Demokrasi ve Özgürlükler Adası gezisi düzenlenecek.

SP lideri Arıkan Bursa'da iftar programında konuştu: "Laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar" Haber

SP lideri Arıkan Bursa'da iftar programında konuştu: "Laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, hükümetin muhalefete yönelik PKK, Terör Örgütü Liderini çıkartacaklar algısının da çöktüğünü hatırlatarak, “Ellerinde başka argüman kalmadı, laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar. Muhalefetin tamamı bu konuda dikkatli olmak zorundadır” dedi. 2027 yılı sonbaharına kalacak seçimlerin erken seçim olmayaçcağını bir kez daha yineleyen Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, 2026 yılı içinde olmayan, ya da en geç 2027 ilkbaharında yapılacak olan erken seçime evet diyeceklerini bildirerek, SP ve Yeni Yol Grubu olarak diğer erken seçim taleplerine kapıyı kapadıklarını söyledi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca’nın da yer aldığı iftar programı yoğun ilgi gördü. Elegans Düğün Salonunda yapılan “Adalet Sofraları” iftar buluşmasında ayrıca CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya , Millet Partisi Bursa İl başkanı Hüsamettin Akyıldız, DSP İl Başkanı Mehmet Seskır ve Yeniyol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük’te yer aldı. Gazi ve Şehit Yakınlarının yanı sıra, Hürriyet Köylüleri Dayanışma Derneği gibi birçok sivil toplum örgütü temsilcisi de Adalet Sofrasının konuğu oldu. Adalet Sofraları İftar Buluşmasının açış konuşmasını yapan Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, adil olanı, ahlaklı olanı yeniden hatırlamak amacıyla adalet sofralarında buluştuklarını söyledi. Adalet kavramının mahkemelerin ve hukuk sisteminin konusu olmadığını anlatan Hamza Gürsel, “Adalet doğal hayatın kendisi demektir. Adalet aynı zamanda şehirlerin, ülkelerin değil, dünyanın meselesidir. İnsanlığı ilgilendiren en önemli konudur. Saadet Partisi olarak bizler adaleti hakim kılma mücadelesi veriyoruz. Adalet olmazsa insanlık huzur bulamaz. Bu sofra adalet sofrasıdır” diye konuştu. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’da, Ramazan’ın yalnızca aç kalmaktan ibaret olmadığını vurgulayarak, bu ayın paylaşma ve yardımlaşma bilincini artırdığını belirtti. Arıkan, “Ramazan bizlere sadece aç kalmayı değil, başkalarını aç bırakmamayı da öğreten bir aydır. Bu ayda buluşmayı, dayanışmayı ve empatiyi daha güçlü şekilde konuşmasının devamında dünyadaki gelişmelere de değinen Arıkan, özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar üzerinden bazı ülkelerin müdahalelerini eleştirdi. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleriyle yapılan müdahalelerin bölgelerde daha fazla acı ve gözyaşı getirdiğini ifade etti. Arıkan, “Ne zaman bir bombardıman eşliğinde demokrasi ve özgürlük getirileceği söylense geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözyaşı döken anneler ve yetim kalan çocuklar oluyor.” ifadelerini kullandı. İran’a yönelik saldırılar üzerinden değerlendirmelerde bulunan Arıkan, bölgede yaşanan gelişmelerin büyük güçlerin çıkar mücadeleleriyle bağlantılı olduğunu savundu. Arıkan, hiçbir jeopolitik hesap veya enerji mücadelesinin insanların hayatından daha değerli olamayacağını belirterek, “Hiçbir jeopolitik hesap, hiçbir enerji koridoru mücadelesi bir çocuğun yaşama hakkının elinden alınmasını haklı gösteremez.” dedi. Konuşmasının sonunda dünyada barış ve adalet çağrısı yapan Arıkan, Türkiye’nin tarih boyunca emperyalist baskılara karşı direnen bir ülke olduğunu belirtti. Mazlum coğrafyaların yanında durmanın önemine vurgu yapan Arıkan, daha adil bir dünya için dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, konuşmasının devamında Türkiye’nin dış politikada dikkatli olması gerektiğini belirterek bölgedeki gelişmelere ilişkin uyarılarda bulundu. Arıkan, Türkiye’nin emperyalist güçlerin planlarının parçası olmaması gerektiğini vurguladı. Arıkan, “Neticesi ne olursa olsun Türkiye, Amerika ile birlikte hareket etmemelidir. Bölge ülkelerinin toprakları emperyalistlerin kullanımına açılmamalıdır. Türkiye’yi savaşa çekmek isteyen odaklara karşı son derece dikkatli olunmalıdır.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ABD ve İsrail ile aynı cephede yer almaması gerektiğini dile getiren Arıkan, dış politikada bağımsız bir duruş sergilenmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, “Türkiye asla Amerika ve İsrail ile aynı cephede olmamalıdır. Biz emperyalistlerin taşeronu olamayız, dışarıdan yapılan operasyonlara aparat olamayız.” dedi. Bölge ülkelerinin kendi aralarında dayanışma içinde olması gerektiğini ifade eden Arıkan, barışın ancak adalet temelinde kurulabileceğini belirtti. Arıkan, “Hak ve adalet ekseninde bir bölgeyi birlikte var edebiliriz. Bölgeye savaş getirip petrol götürenlerin yanında olmayız, buna da asla müsaade etmeyiz.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda ABD’nin müdahalelerine de değinen Arıkan, geçmişte yapılan müdahalelerin bölgelere huzur getirmediğini savundu. Arıkan, “Amerika’dan hiçbir zaman özgürlük gelmez. Biz Türkiye’de kanlı ve kirli postallarıyla dolaşan ABD askeri istemiyoruz.” ifadelerini kullandı. İftar programı sonrasında gazetecilerle bir araya gelen Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Trafik cezalarına değinen Arıkan, hükümetin adeta savunma sanayisinden sonra Ceza Sanayisi kurduğunu anlattı. Bir yılda cezalardan elde edilmesi hedeflenen tutarın neredeyse üç katının sadece Ocak ayında kesildiğini belirten Arıkan, faize ve rantiyeye para bulan hükümetin iş emekli, emekçi hakkına gelince algı oparasyonlarına sarıldığına dikkat çekti. En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması ve diğer aylık oranlarının da eşit biçimde artırılmasını öngören 1 milyon 200 bin imzalı dilekçeyi ve önergeyi meclise sunduklarını anımsatan Mahmut Arıkan, halen cevap beklediklerini söyledi. Faize ve ranta giden muslukları, kendi iktidarları döneminde vatandaşa aktaracaklarını kaydeden Mahmut Arıkan, ittifaklar için de daha erken olmasına rağmen, iktidar olacakları muhalif partiler içinde ittifak yapabileceklerini söyledi. İktidarın ülke yönetiminde argümanı kalmadığını da anlatan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Ellerinde başka argüman kalmadı, laiklik dindarlık kavgası çıkarmaya çalışıyorlar. Muhalefetin tamamı bu konuda dikkatli olmak zorundadır” dedi. Mahmut Arıkan, son olarak, hükümetin ABD İsrail güdümündeki İran saldırısında, emperyalizmin yanında yer almaması endişesi taşıdıklarını vurgulayarak, 1 Mart 2003 tezkeresinin ret edilmesinden bu yana, emperyalistlerin bölgede uyum içinde çalışabilecekleri iktidarlarla iş tuttuğunu ifade etti.

Bakan Gürlek'ten "Umut Hakkı" açıklaması Haber

Bakan Gürlek'ten "Umut Hakkı" açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara’da düzenlenen iftar programında medya temsilcileriyle bir araya geldi. Programda ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, 12. Yargı Paketi, suça karışan çocuklarla ilgili konularda değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, basının demokratik toplumun vazgeçilmez bir unsuru olduğunu ve kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi. Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiğini kaydeden Bakan Gürlek, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun Adalet Komisyonu’na geldiğini hatırlattı. Mevcut aşamada kanunların yapılmasına hazır olduklarını belirten Gürlek, şu ifadelere yer verdi: "Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabii biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis’in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız." Terörsüz Türkiye sürecini önemsediklerini söyleyen Bakan Gürlek, örgütün tamamen silah bırakmasının ve daha sonra örgütün feshedilmesinin sürecin olmazsa olmazlarından olduğunu dile getirdi. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulmuşken geri çekildiğini hatırlatarak, "12. Yargı Paketi Meclisteydi. Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi, yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum, bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık" açıklamasında bulundu. "12. Yargı Paketi’yle uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz" Geçen yıldan kalma 12,5 milyon dosyanın yargıda olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, bu sayının çok fazla olduğunu ifade ederek, "Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımları atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi, arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim, savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliyeye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor, 8 yıl, 10 yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketi’nde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu, arabuluculuğa gönderecek" şeklinde konuştu. Gürlek, dava sürelerinin çok uzun olduğunun da altını çizerek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde yer alan Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu ile davaların sürelerinin denetleneceğini ve davanın uzama nedenine göre personel desteği veya yeni mahkeme açılması gibi önlemler alınacağını belirtti. "Bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek" Yargılamaların hızlanması konusunda farklı çalışmaların da olduğunu dile getiren Gürlek, "Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketi’nde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama, terfide belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakimin belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız" diye konuştu. "Çocukların adam öldürme gibi suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası almasını sağlayacağız" Bakan Gürlek, çocuk yaşta suça bulaşan çocuklarla ilgili de 12. Yargı Paketi’nde düzenleme getirmek istediklerini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var; 12 - 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız. Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede Mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz. Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onları hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım hem de suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor." "Yeni nesil çeteler çocukları ailelerinden kiralıyorlar" Özellikle yeni nesil çetelerin çocukları kullandıklarını dile getiren Gürlek, "Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar İstanbul’a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. ’Aslansın, kaplansın’ deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor. Biz 11. Yargı Paketi’nde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketi’nde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz" dedi. "Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız" Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bakan Gürlek, suça karışan çocuğun yükümlülüğünün ailesinde olmasına ilişkin düzenlemeler olduğunun hatırlatılması üzerine "Biz onu mukayeseli hukukta araştırdık. Sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor, ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım" değerlendirmesinde bulundu. "12. Yargı Paketi’nde çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var" Çocukların ıslah edilmesine ilişkin 12. Yargı Paketi’ne düzenleme eklemeyi de düşündüklerini belirten Gürlek, "12. Paket’te çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık, yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var" dedi. "12. Yargı Paketi’nde çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlememiz var" Bakan Gürlek, belirli bir yaş altındaki çocukların sosyal medyada kullandığı uygulamalara ilişkin cezai yaptırım yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine ise, "16 yaş ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi; işte bu konuda doğrulama kodu, cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete, cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları, Youtuberlar, influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununda şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi’nde doldurmayı düşünüyoruz" diye konuştu. "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok" Terörsüz Türkiye süreci kapsamında tartışılan ‘umut hakkı’ konusuna ilişkin Gürlek, "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almışsa infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda Meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aynen infaz ediliyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O Meclisimizin takdiri" dedi. "Kadına şiddet olaylarında kanunları tekrar güncelleyeceğiz" Kadına şiddet olaylarıyla ilgili konuların titizlikle ele alındığını ifade ede Bakan Gürlek, "Bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire Başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun’un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun’da, kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanun’da özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız" ifadelerine yer verdi. Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, Demirtaş’ın ’Terörsüz Türkiye’ sürecinden ayrı devam eden bir süreç olduğunu söyleyerek, "Şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var" dedi. "Anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde Anayasa değişikliğine ihtiyaç olup olmadığına ilişkin ise Gürlek, "Terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" şeklinde konuştu. "Ben İBB soruşturmasını yaparken şahıslara bakmadım" İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Bir cumhuriyet savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet savcısı şuna bakar; ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri, yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın belediye başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması cumhuriyet savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın belediye başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece cumhuriyet savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım" ifadelerini kullandı. "Şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor" Hukuk sisteminin birbirini tamamladığını ifade eden Gürlek, İBB davasında da bunun görüldüğünü söyleyerek, "Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları, soruşma bu şekilde ilerledi. Bizim şahıslarla ilgili bir çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık" diye konuştu. "Bu tip davalarda makul süre yok" İBB davasında yargılamanın 9 Mart’ta başlayacağını da hatırlatan Gürlek, davanın makul süresine ilişkin soruya, "Yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla. Tabii uygulama şöyle oluyor ama bu mahkemeye sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Bir cumhuriyet savcısı görevlendiriliyor duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama yani savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delillerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem" yanıtını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.