Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Demokrasi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO’da Devir Teslim Töreni Gerçekleştirildi Haber

BTSO’da Devir Teslim Töreni Gerçekleştirildi

BTSO’da seçimlerin ardından yönetim kurulu başkanlığı ve meclis başkanlığında devir teslim töreni Oda Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Devir teslim töreninde konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, yeni dönemde Bursa iş dünyasının gücünü daha ileriye taşımak için çalışacaklarını ifade etti. BTSO Başkanı Özer Matlı, “Seçim döneminden sonra bugün bakanlarımızın da başkanlarımızın da huzurunda bir yeni dönem başlıyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin bir parçası olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası da Odalar ve Borsalar Birliği'ndeki kanun maddesindeki 5174'e göre süreci devam ettirecektir. İbrahim Bey'le başlayan projeler, şehrin projeleridir. Şehrin projeleri devam edecektir. Yeni yönetimle beraber yeni dünyanın gerekliliklerine göre otomotivde ve tüm sektörlerde her zaman dönem değişiyor. Bunların üzerine ihtiyaçlara ve sektörlere göre ilave koyacaklarımız ne varsa, Bursa güçlü ve kadim bir şehir, daha iyi şeyleri hep birlikte yapılacağına inanıyoruz. Bursa’nın ilk 4’teki yerini ana hedefimiz 2. ve 3. sıraya çıkarmak olacaktır.” dedi. “ALDIĞIMIZ BAYRAĞI DAHA YUKARI TAŞIMAK, ANA HEDEFİMİZ” Başkan Özer Matlı, seçimlerin ardından aldıkları bayrağı daha ileri noktaya taşıyacaklarını belirterek, “Bütün geçmiş ekibimize, meclisimize, sekreteryaya, başta Osman Fevzi Efendi'den itibaren bugüne getiren tüm yöneticilerimize minnet ve saygı duyuyorum. Bu emanet bu saatten sonra bizde. Aldığımız bayrağı daha yukarı çıkarmak ana hedefimiz. Biz üyemizin sesini dinleyeceğiz. O talepleri geçmiş dönemdeki gibi alacağız. Sayın bakanımızın kapısını, vekillerimin kapısını aşındırmaya devam edeceğiz. Bursa için el birliği içerisinde çalışmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. “BTSO GÜÇLÜ BİR KURUM” BTSO önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 137 yıllık köklü bir tarihi olan BTSO’da demokrasi şöleni havasında geçen bir seçimi geride bıraktıklarını ifade ederek, “13 yıldır hem Bursa ekonomisine hem de Türkiye ekonomisine hizmet etme şansını bulduğumuz bu güzel kurumda, artık görevi devrediyoruz. Bu 13 yıl boyunca, özellikle hem Bursa ekonomisi hem de Türkiye ekonomisi için gerçek anlamda rol model olan birçok projeyi hayata geçirdik. Gönül istiyor ki bu projelerin de yeni yönetimle birlikte aynen sürdürülmesi ve bunların üzerine ilave projelerle geliştirilerek hem Bursa'ya hem Türkiye'ye hizmete devam etmesi. BTSO güçlü bir kurum. Bursa, üretimde de ticarette de hizmette de her alanda Türkiye ekonomisine yön veren çok güçlü bir kent. Türkiye ekonomisinin yüzde 8.6'sını üreten bir şehir Bursa. Özer başkanımızın başkanlığında yeni yönetim hem Bursa'ya hem de ülkemize hizmetlerine devam edecek. Ben tekrar bu yeni dönemin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Rabbim güzel hizmetler yapmayı nasip etsin” dedi. “SEÇİMLER İŞ DÜNYAMIZ İÇİN HAYIRLI OLSUN” Programa, Bursa Milletvekili ve TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank da katıldı. Bursa Milletvekili Mustafa Varank, “BTSO seçimleri şehrimize, iş dünyamıza hayırlı uğurlu olsun. Ben iki arkadaşımıza da gösterdikleri demokratik olgunluk sebebiyle teşekkür etmek istiyorum. Ama bu arkadaş cümlesi öylesine söylenmiş cümle değil. Gerçekten ikisi de yıllardır beraber çalıştığımız, gayret gösterdiğimiz, bu şehre, Türkiye ekonomisine katkı sağlamak için beraberce yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız. Onlar bu dönemde yanlarına kendi ekiplerini alarak sahaya indiler ve gerçekten demokratik bir mücadele verdiler. Çok büyük gayret gösterdiler. Kendilerinin ortaya koyduğu performans için de seçimde kendilerine teşekkür ediyorum. Bütün samimiyetimle söylemek isterim ki biz bunu kazananın kaybedenin olduğu bir yarış olarak görmüyoruz. Bu adeta bir bayrak yarışıdır. Bundan önceki tüm BTSO yönetimleri bu şehre katkı sağlamak için gayret gösterdiyse bundan sonra da yeni BTSO yönetimi bu şehre katkı sağlamak için gayret gösterecek. Bu bayrağı ileri taşımak için gayret gösterecek. Bu kurumlar bugün ortaya çıkan kurumlar değil. Hep üstüne koyarak devam eden kurumlar. Dolayısıyla buradaki her bir geçmiş yönetimin arkadaşımızın burada katkısının üstüne inşallah koyarak devam edecek” ifadelerini kullandı. Devir teslim töreninin ardından BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, önceki dönem yönetim kurulu başkanı İbrahim Burkay’a; Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu da önceki dönem Meclis Başkanı Ali Uğur’a plaket ve çiçek takdim etti. Programa Bursa Milletvekili Refik Özen, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Faik Çelik de katıldı.

Özgür Özel, Mudanya’da vatandaşlarla buluştu Haber

Özgür Özel, Mudanya’da vatandaşlarla buluştu

Mudanya Mütareke Meydanı’nda gerçekleştirilen programa Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın katıldı. Programa ayrıca bilim insanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski devlet bakanı Turhan Tayan, İsmet İnönü’nün kızı ve İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker ile eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın da iştirak etti. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda meydanda kalabalık oluşurken, etkinlik kapsamında Prof. Dr. Mehmet Haberal’a ’Barış Yolu Ödülü’ takdim edildi. Mudanya’dan Lozan’a uzanan bağımsızlık mücadelesi Konuşmasına İsmet Paşa ve Millî Mücadele kahramanlarını anarak başlayan Özgür Özel, Mudanya’nın tarihî önemine vurgu yaptı. Mudanya’nın sıradan bir meydan olmadığını belirten Özel, "Cephede kazanılan büyük bir askerî zaferin masada siyasi, diplomatik bir kazanıma dönüştüğü yerdir" dedi. Mudanya Mütarekesi sürecinde Türkiye’yi temsil eden İsmet İnönü’nün kararlılığına dikkat çeken Özel, Türk heyetinin temel hedefinin işgal altındaki toprakların tamamen boşaltılması ve Türkiye’nin egemenliğinin kabul edilmesi olduğunu ifade etti. Özel, İsmet Paşa’nın diplomatik yeteneği ve müzakere gücüyle Türkiye’nin iradesinin masada kabul ettirildiğini belirterek, Mudanya’da imzalanan mütarekenin Kurtuluş Savaşı’nın silahlı safhasının sona ermesine ve büyük barışın yolunun açılmasına zemin hazırladığını kaydetti. Mudanya’dan Lozan’a uzanan sürecin önemini anlatan Özel, İsmet İnönü’nün Lozan’da Türkiye’nin bağımsızlığını savunduğu sırada söylediği, "Beyler, ben buraya Mondros’tan değil, Mudanya’dan geldim" sözünü hatırlattı. Özel, bu sözün kazanılmış askerî zaferin ve bağımsızlık kararlılığının diplomasi masasına yansımasını ortaya koyduğunu vurguladı. "Türkiye’nin tapu senedi Lozan’da imzalandı" İsmet İnönü’nün yalnızca askerî ve diplomatik başarılarıyla değil, Türkiye’nin demokrasi tarihindeki rolüyle de önemli bir devlet adamı olduğunu belirten Özel, İnönü’nün çok partili hayata geçiş sürecindeki tutumuna değindi. 1946 seçimlerinin ardından seçim güvenliğine ilişkin tartışmaların giderilmesi ve demokratik sistemin geliştirilmesi konusunda İsmet İnönü’nün rol oynadığını ifade eden Özel, 14 Mayıs 1950 seçimlerinin ardından iktidarın devredilmesine ilişkin tutumunu da anlattı. Seçimlerin kaybedilmesinin ardından iktidarın devrine hazır olunduğunun bildirilmesini hatırlatan Özel, İsmet İnönü’nün seçim sonuçlarını kabul etmesini demokrasi ve millî iradeye saygı açısından önemli bir örnek olarak değerlendirdi. İnönü’nün seçim yenilgisinden sekiz gün sonra oğlu Ömer’e yazdığı mektupta yer alan ifadeleri de aktaran Özel, İnönü’nün demokratik geçiş sürecini ülke adına bir şeref olarak gördüğünü belirtti. Türkiye’yi büyütmek ve yüceltmek için kararlılıkla çalışmaya devam edileceği mesajı verilirken, Mudanya Mütarekesi’nin yıl dönümü vesilesiyle bağımsızlık ve barışın tarihî önemi bir kez daha hatırlatıldı. ,

MHP Lideri Bahçeli: ''Erdoğan bir kez daha aday olmalı'' Haber

MHP Lideri Bahçeli: ''Erdoğan bir kez daha aday olmalı''

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. dönem 5. yasama yılının ilk MHP Grup Toplantısı gerçekleştirildi. Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, asırlar geçse de kurumlar dönüşse yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürünün var olduğunu ve bu kültürün Türk töresinin ana omurgasını teşkil ettiğini vurgulayarak, "Kaşgarlı Mahmut'un Divanı Lügatit Türk’te ifade ettiği üzere ‘geniş elbise eskimez, istişare ile alınan akıl bozulmaz’ İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar; kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, milli birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden milli muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma; aynı zamanda da toplumsal fay hatlarını doldurarak, sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden milli aidiyet ve mensubiyet şuurudur. Dede Korkut’un ‘il gider töre kalır’ vecizinden mülhem, Türk devleti emperyalist işgallerle dağılmanın eşiğine geldiğinde, istişare ve danışma son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli kararlarıyla milli vahdete bürünmüştür. İstanbul’un işgaliyle türlü tehlikeleri atlatarak Ankara’ya koşan mebuslar, Gazi Mustafa Kemal Paşanın liderliğinde Büyük Millet Meclisinde istiklal davasını yaşatmış, Sevr paçavrasını tarihin çöplüğüne atmıştır. Unutulmaması gerekir ki İstiklal Harbi’nin ana karargahı Büyük Millet Meclisi’dir" diye konuştu. "Barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi" 15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezinin de Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna değinen Bahçeli, "Türk milleti milli mücadelesini Meclis çatısında vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olmuştur. Bu sebeptendir ki Türk milleti için Meclis, olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti; barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi; vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir" ifadelerini kullandı. "Terör belasından kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir" MHP’nin bu dönemde program, politika, proje ve kadrolarla Türkiye’nin önünde açılacak huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacaklarına itimadının tam olduğunu kaydeden Bahçeli, Milletimizle kurduğumuz samimi ve köklü bağı daha da güçlendirerek her alanda üç hilali zirveye taşıyacağız. Bizim mücadelemiz vatanımızın her karışına, milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür. Yolumuz, fitne ateşlerini sinesinde söndüren, tahrikleri akıl ve iman ile boğan, ihanete boyun eğmeyen ülkü neferlerinin yoludur. Her bir ülküdaşımız, milletimizin kutlu davasını omuzlarına yükleyen, tarihin kadim sesini gönlüyle işiten, coğrafyanın hakikatine Türk gözüyle bakan iradenin, ferasetin ve cesaretin timsalidir. Bu şuur ve anlayışla ne çizgimizden saptık ne duruşumuzu bozduk. Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle, her yılı bir asra bedel senelerde ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik. Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin, çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak gördük. Büyük Türk milletini içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir. Temel hedefimiz, Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır. 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir" açıklamasında bulundu. "Sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir" Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesinin, güncel meselelerle köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirdiğini vurgulayan Bahçeli, "Bu nedenle önümüzdeki Meclis dönemini, kısır siyasi tartışmaların ötesinde, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır. Diğer yandan 3 Ekim tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir. Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yozlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eşgüdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır" Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla, mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir. 81’inci, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail’in eli kanlı başbakanı Netanyahu’nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki; Hitlerin kendisini ‘insan hakları savunucusu’, Mussolini’nin kendisini ‘özgürlük havarisi’, Stalin’in ise ‘demokrat’ olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun ‘Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz’ demesi de ‘Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tiran olarak nitelendirmesi’ de o kadar gerçekçidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Netahyahu’nun hezeyanları, esasında Batı’nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş insani değerlerinin, emperyalizmin aynasında yansımasıdır. Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır. Merhum Cahit Zarifoğlu’nun ‘Filistin bir sınav kağıdı, her mü'min kulun önünde’ dizelerine atfen, İslam ülkelerinin kınamanın ötesinde ortak bir tavır ve irade sergilemesi kaçınılmazdır. Zira İsrail, bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdittir. İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı’nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşmasının çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır. Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı, jeopolitik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde; hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilen bir ülke olarak Türkiye’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır." "Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır" Türkiye’yi milli hedefler istikametinde ileriye taşıma kararlılığının aynı inanç ve iradeyle devam etmesinin Türkiye’nin arkasına aldığı rüzgarla, yeni atılımlar için fırsat ve imkanları değerlendirmesine bağlı olduğunu dile getiren Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "Bununla beraber, Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Erdoğan’dadır. Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye’nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkânlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır. Cumhurbaşkanımızın, bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye’ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye’nin ve bölgemizin hayrına olacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir. Bunu mümkün kılacak hukuki, siyasi ve toplumsal zemin fazlasıyla vardır. Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan ‘Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir’ hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır. Bu hükümler doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda ve azami mutabakatla ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır. Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz, attığı tarihi adımlarda doludizgin yoluna devam edebilecektir."

15 Temmuz Yarışmalarının Türkiye Finali Bursa’da gerçekleşti Haber

15 Temmuz Yarışmalarının Türkiye Finali Bursa’da gerçekleşti

Türkiye genelindeki resmi ve özel öğretim kurumlarında öğrenim gören ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik düzenlenen yarışmalar; resim, birlik öyküleri, şiir yazma, kısa film, ezgi ve koro, afiş, slogan ve fotoğraf gibi toplam 10 farklı kategoride gerçekleştirildi. Öğrencilerin milli iradeye sahip çıkma kararlılığını, sanatın ve edebiyatın imkanlarıyla yansıttığı yarışmanın ödül töreninde, Türkiye genelinde dereceye giren öğrencilerin eserleri sergilenirken, birinci olan koro ekibinin icra ettiği kahramanlık türküleri ve derece alan kısa filmlerin gösterimi salonda duygusal anlar yaşattı. Öğrencilerde demokrasi, bağımsızlık bilinci ile milli ve manevi değerleri pekiştirmek amacıyla düzenlenen programa; Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Cihad Demirli, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, 15 Temmuz Derneği Genel Başkanı İsmail Hakkı Turunç, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Şahin, Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, il ve ilçe millî eğitim müdürlüğü yöneticileri, protokol üyeleri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. "Öğrenme, zihinde muhakemeye ve eyleme dönüşen bir inşadır" Programda konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Cihad Demirli, yaşanan tarihi tecrübenin yeni nesillere bir ders ve bilinç olarak aktarılmasının önemini belirtti. Demirli, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde bilgi, beceri, değer ve eylem bütünlüğüne dikkat çekerek, "Öğrenme; öğrencinin zihnini işletmeye başlayacağı bir sürecin başlangıcıdır. Maarif anlayışımızda öğrenci bilgiyle aktif bir bağ kurar, onu işler, değerlendirir ve bir ürün ortaya koyar. Gençlerimizin 15 Temmuz’u şiirle, fotoğrafla, kısa filmle ve ezgilerle anlamlandırması, öğrenmenin faili olduklarının en somut göstergesidir. Muhakeme kabiliyetini geliştiren ve değer üreten nesillerimiz, milli irademizin en güçlü teminatıdır" dedi. "Gençlerimizin eserleri milli hafızamızın geleceğe taşınmasıdır" Bursa Valisi Erol Ayyıldız, 15 Temmuz ruhunun ortak bir değer olarak kuşaktan kuşağa aktarılması gerektiğini dile getirdi. Ayyıldız, gençlerin ortaya koyduğu duygu ve düşüncelerin önemine vurguda bulunarak, "15 Temmuz, aziz milletimizin bağımsızlığına ve hürriyetine canı pahasına sahip çıktığı kutlu bir direniştir. Bugün gençlerimiz yalnızca bir yarışmanın finalistleri değil; milli hafızamızı ve ortak şuurumuzu yarınlara taşıyan mimarlardır. Evlatlarımızın vatan ve bayrak sevgisiyle hazırladığı her bir eser, Türkiye Yüzyılında geleceğimizin teminatı olan güçlü Türkiye hedefimize atılmış kıymetli bir adımdır" ifadelerini kullandı. "Hürriyet ve vatan sevgisi en büyük gücümüzdür" Programda konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Şahin, yarışmaların bağımsızlık ve hürriyet tutkusunu genç zihinlere nakşetmesi bakımından çok kıymetli olduğunu ifade etti. Şahin, ecdadın mirasına sahip çıkmanın önemine işaret ederek, "Gençlerimizin vatan aşkıyla ortaya koyduğu her eser bizler için ayrı bir değere sahiptir. Bayrağı ve vatanı uğruna canını feda eden kahramanlarımızın izinden giden bu pırıl pırıl nesil, bağımsızlık aşkımızın ebediyen yaşayacağının kanıtıdır" diye konuştu. "Birlik ruhunu ve insan hakları bilincini diri tutmalıyız" 15 Temmuz Derneği Genel Başkanı İsmail Hakkı Turunç, vatan ve bayrak sevgisinin nesiller boyunca diri tutulması gerektiğini belirtti. Turunç, milli şuur ve kardeşlik duygularının üzerinde durarak, "15 Temmuz gecesi aziz milletimiz canını hiçe sayarak bir destan yazdı. Bizler hem kendi vatanımızda hem de gönül coğrafyamızda barışın, adaletin ve insan haklarının savunucusu olacak bir gençlik yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Ülke genelinden katılım gösteren gençlerimizin bu şuuru eserlerine nakşetmesi geleceğimiz adına büyük bir gurur vesilesidir" dedi. Dereceye giren öğrenciler ödüllendirildi Program; 10 farklı kategoride derece elde eden öğrencilere protokol üyeleri tarafından ödüllerinin takdim edilmesiyle devam etti. Yarışmaya katılan tüm öğrencilere, danışman öğretmenlere ve organizasyonda emeği geçen kurumlara teşekkür edilerek, geleceğin erdemli ve şuurlu nesillerini inşa etme hedefi yinelendi. Tören, hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bilinmesini isterim ki Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır. Bir daha açılmasına da bu millet müsaade etmeyecek" dedi. Erdoğan, Türkiye’nin 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacağını açıkladı. Rize’den Samsun’a gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Canik ilçesinde bulunan Samsun Şehir Hastanesi resmi açılış törenine katıldı. Burada kalabalığa hitap eden Erdoğan, "İstikbalin şehri Samsun’dayız. Sizlerle birlikte şehir hastanemizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Şunu bir defa tüm samimiyetimle söylemek isterim. Gençler, Samsun bizim gururumuz. Samsun bizim göz bebeğimiz, aşkımız, sevdamız. Bugüne kadar Samsun’a mahcup olmadık. Bundan sonra da olmayacağız. Biz birileri gibi lafazanlık yapmıyoruz. Samsun’u ruhumuzla seviyoruz. Bu sevgimizi de lafta bırakmıyor, eserlerimizle, icraatlarımızla, işte bugün burada olduğu gibi hizmete aldığımız dev projelerle ortaya koyuyoruz. Bir medeniyet ve kültür şehri olan bir liman ve lojistik şehri olan bir tarım ve sanayi şehri olan bütün yolların birleştiği bir ulaşım şehri olan Samsunumuzun bu özelliklerini son çeyrek asırdır yaptığımız yatırımlarla güçlendirerek Samsun’a karşı olan tarihi vazifemizi yerine getiriyoruz. Değerli kardeşlerim, şöyle bir bakın. Burası bak Samsun Şehir Hastanesi. Şehir hastanemizin bugünden itibaren hizmete girmesiyle Samsun bütün bu vasıflarına sağlık şehri unvanını da ekleyecektir. Samsun Şehir Hastanemiz 234 bin metrekare alan üzerine 127 adet deprem izolatörü kullanılarak inşa edildi. Bu ne demek? Yani depreme karşı her türlü dayanıklılığa burası sahip. Bin 458 yatak kapasitesi. 230 yoğun bakım yatağı. Yüksek teknolojiyle donatılmış 40 ameliyathanesi. 320 polikliniği ve ağız diş sağlığı ünitesi. Tüm bunlara ilave olarak toplam yeni bir 60 şal koridor açtık. Samsun Şehir Hastanesi bölgemizin sağlık üssü olarak hizmet verecektir. 17 milyar TL’lik yatırım bedeli ile herkesin göğsünü kabartan sağlık tesisi Samsun’a hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu. "Samsun’un toplam yatak kapasitesi 5 bin 415’e yükseldi" Samsun’un toplam yatak kapasitesinin 5 bin 415’e yükseldiğini açıklayan Erdoğan, "Şehir hastanemizde görev yapacak sağlık personelimizden de beklentilerimiz var. Bu ne demek? Artık Samsunlu kardeşim şehir hastanemizde, inşallah bütün elemanlarıyla, bütün imkanlarıyla kapıdan içeri Samsunlu kardeşlerim geldiği zaman onlara kucak açacak ve bu şehir hastanesinde evelallah yok yok. Burada inşallah mutluluk var. Hastanemizin hizmete girmesinde emeği geçen kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Samsun’a kazandırdığımız sağlık tesislerinden sadece bir tanesidir. Yatırımlarımızla şehrimizi Karadeniz’in önemli sağlık merkezlerinden biri haline getirdik. Son 25 yılda Samsun’da 3 bin 551 yatak ve 120 diş hekimi kapasitesini 27 yeni sağlık tesisiyle Samsunlu kardeşlerimizin hizmetine sunduk. Uzman hekim sayımızı dört katına, toplam hekim sayımızı üç katına çıkardık son iki yılda. Bin 517 yeni sağlık çalışanının şehrimize atamasını yaptık. Şu an Samsun’un toplam yatak kapasitesi 5 bin 415’e yükselmiş durumda. Yeni yatırımlarla Samsun’un sağlık altyapısını daha da güçlendiriyoruz. 350 yataklı Atakum Devlet Hastanesi ve 250 Tekkeköy Devlet Hastanesi’nin inşaatları devam ediyor. Alaçam ve Ayvacık’a 75’er yataklı yeni devlet hastaneleri kazandırılıyor. 350 yataklı İlkadım Devlet Hastanesi’nde ise proje sürecinin sonuna yaklaşıyoruz. İnşallah onları da peyderpey tamamlayacak ve hizmete açacağız" şeklinde konuştu. "Türkiye 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak" "Şehir hastaneleri projeleri benim hayalimdi" diyen Erdoğan, şöyle devam etti: "Bir SGK’lı olarak sizler gibi bu kardeşiniz de geçmişte çok sıkıntı çekti. Sağlık sistemindeki aksaklıkları, tıpkı yaşı kırkın üzerinde olan kardeşlerim gibi ben de bizzat tecrübe ettim. Eski Türkiye’nin dili olsa da konuşsa. Bir zaman makinası olsa da çok değil. Bundan sadece 25-30 sene önce hastanelerimizin hangi durumda olduklarını gençlerimize gösterebilsek. Sağlam girenin hasta çıktığı, ilaçların biri bulunsa diğerinin bulunmadığı. İlaç alabilmek, muayene olabilmek için saatlerce kuyrukta beklenildiği, vatandaşın insan yerine konulmadığı o kötü günleri hep beraber yaşadık. 2002’de göreve geldiğimizde her işin başı sağlık dedik ve önceliklerimizin en başına eğitimle birlikte sağlığı koyduk. Ülkemizin dört bir yanına hastaneler, sağlık ocakları inşa ettik. Sağlık cihazlarını, ambulansları, doktor, hemşire sayısını kat kat artırdık. Parası olmayanın kapıdan döndüğü, parası olmayanın hastanede rehin alındığı manzaralara son verdik. Hangi gelir grubu, hangi meslekten olursa olsun vatandaşımızın insanca muamele göreceği bir sağlık sistemini ülkemiz genelinde tesis ettik. Başta şehir hastanelerimiz olmak üzere 24 yıllık yatırımlarımız sayesinde Türkiye bu alanda dünyada parmakla gösterilen bir konuma ulaştı. Önceden bizim vatandaşımız sağlık hizmeti almak için yurt dışına giderdi. Şimdi bu tablo tersine döndü. Her yıl yüz binlerce yabancı hasta şifalarını artık Türkiye’de arıyor. Bunda şehir hastanelerimizin hizmete girmesinin önemli katkısı var. Bugün itibarıyla 27 şehir hastanemizi tamamlamış bulunuyoruz. Yaklaşık 40 bin yatak kapasitesine sahip bu hastanelerimiz modern birer sağlık üssü olarak tüm vatandaşlarımıza birinci sınıf hizmet veriyor. Rize’den Diyarbakır’a, Trabzon’dan Şanlıurfa’ya, Sakarya’dan Ordu’ya yapımı devam eden 13 şehir hastanemizi de inşallah tamamlayacağız. Ayrıca proje çalışmaları süren 8 şehir hastanemiz var. Bunların da tamamlanmasıyla Türkiye 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak. Kardeşlerim tabii bu arada şu acı gerçeği de hatırlatmak durumundayız. Ülkemizde sadece iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin. O günleri, sağlık çalışanlarımızın da olağanüstü fedakarlıklarıyla en rahat yöneten ülkelerden biri olduk. Şehir hastanelerimizin ne kadar vizyoner, ne kadar isabetli, ne kadar stratejik bir yatırım olduğu herkes tarafından anlaşıldı. Bugün şöyle geriye doğru baktığımızda, iyi ki bu hastaneleri milletimizin hizmetine sunmuşuz diyoruz. Hizmet ve eser karşıtlarının eleştirilerine iyi ki kulak asmamışız diyoruz. Her imkânın bulunduğu bu modern sağlık tesislerini Türkiye’ye zamanında kazandırdığımız için Cenab-ı Allah’a hamd ediyoruz. Sağlık altyapımızı şehir hastaneleri yanında vatandaşlarımızın ilk başvuru noktası olan koruyucu sağlık hizmetleriyle de büyütüyoruz. Ülkemiz genelinde 36 bin yatak kapasitesine sahip 140 hastaneyle bin 250’yi aşkın aile sağlığı ve sağlıklı hayat merkezi yapıyoruz. Yani sağlıkta bize görev veren, bize yetki veren, bize sorumluluk yükleyen vatandaşlarımızın güvenine layık olmak için ter döküyoruz. İnşallah son nefesimize kadar da tüm Türkiye için, Türk milleti için aşkla çalışmaya devam edeceğiz." "Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır" "Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Değerli kardeşlerim, dün demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçen 12 Eylül darbesinin 16. yıl dönümü, sokak olayları ve siyasi istikrarsızlık bahane edilerek millet iradesinin gasp edilmesinin üzerinden tam 46 yıl geçti. Hangi görüşten kökenden olursak olalım millete, hepimize büyük acılar yaşattılar. Güya adaleti tesis etmek adına bir sağdan bir soldan pek çok insanımızı darağaçlarına gönderdiler. Henüz hayatının baharındaki gencecik fidanlarımızı kaybettik. Millet olarak umutlarımızı, yaşama sevincimizi kaybettik. 12 Eylül darbesi, milletimizi ekonomi geri kalmışlığa, yoksulluğa, vesayetçilerin keyfi idaresine mahkum etti. Terör başta olmak üzere bugün hâlâ enerjimizi tüketen birçok sorunun temelinde 12 Eylül darbesi var. Milletimiz bu kötü gidişe 3 Kasım 2002’de ‘yeter, söz de karar da milletindir’ diyerek set çekmişti. O gün bu gündür demokrasimize kasteden bütün girişimler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Terör eylemlerinden Gezi kalkışmasına, 17-25 Aralık darbe girişiminden 15 Temmuz ihanetine kadar millet iradesine uzanan kirli eller kırılmıştır. Bilinmesini isterim ki Türkiye’de darbeler defteri artık kapanmıştır. Bir daha açılmasına da bu millet müsaade etmeyecek. Biz de 12 Eylül ve 28 Şubat’ın faillerinin Türk adaletine hesap vermesini sağlayarak bu konudaki kararlılığımızı gösterdik. İnşallah bundan sonra da milletin iradesine gölge düşürülmesine asla izin vermeyeceğiz. Başımızı yere eğmeden demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Halkımızdan aldığımız yetkiyle milletin emanetine gözümüz gibi bakacak, bu mukaddes emaneti gerektiğinde canımız pahasına koruyacağız. Rabb’im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle Samsun Şehir Hastanemizin sizlere ve milletimize tekrar hayırlı olmasını diliyorum." Erdoğan’ın konuşmasının ardından kurdele kesilerek Samsun Şehir Hastanesi’nin resmi açılışı gerçekleştirildi. Şehir Hastanesi’nin açılışında Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da birer konuşma yaptı. Açılış törenine ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun milletvekilleri Mehmet Muş, Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, ilçe belediye başkanları, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse, MHP İl Başkanı Burhan Mucur, siyasi parti il başkanları, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.

Bakan Yusuf Tekin: "Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkılmasını arzu ediyoruz" Haber

Bakan Yusuf Tekin: "Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkılmasını arzu ediyoruz"

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında geldiği Giresun’da "Terörsüz Türkiye" sürecine sahip çıkılması mesajı verdi. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Giresun’da gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Yusuf Tekin, bu yılki ana gündemlerinin "Terörsüz Türkiye" süreci olduğunu belirterek, sürecin Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve demokratik gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi. "Terörsüz Türkiye" sürecinin Türkiye’nin önündeki önemli problemlerden birinin çözümü anlamına geldiğini ifade eden Tekin, "Bu problemin çözülmesi durumunda bu sorun için aktarılan ekonomik kaynaklar daha rasyonel bir şekilde kullanılacak. Ülkenin tamamında milli birlik ve beraberliğin tesis edilmesi sonrasında sosyal refah, insan hakları ve demokrasi açısından bambaşka bir Türkiye ile karşı karşıya olacağız" dedi. Bakan Tekin, AK Parti iktidarları döneminde demokratikleşme ve temel hak ve özgürlükler konusunda önemli adımlar atıldığını savunarak, geçmiş dönemlerde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Türkiye’nin geçmişte faili meçhuller, gözaltında kayıplar, işkence iddiaları, köy boşaltmaları ve temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Tekin, AK Parti’nin iktidara gelmesinin ardından bu alanlarda önemli değişiklikler gerçekleştirildiğini ifade etti. Tekin, "2001 yılında Cumhurbaşkanımız ‘Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyerek yola çıktı. 2002’den itibaren demokratikleşme ve insan haklarıyla ilgili önemli adımlar attık" diye konuştu. "Kürtçe konusunda önemli değişiklikler yapıldı" Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde farklı kimlik ve kültürlere ilişkin önemli düzenlemeler yapıldığını belirten Bakan Tekin, Kürtçe yayın, eğitim ve kültürel faaliyetler konusunda geçmişe kıyasla önemli değişiklikler gerçekleştirildiğini söyledi. Tekin, "Kürtçe insanların şarkı söyleyemediği bir Türkiye’den, devlet televizyonlarında Kürtçe kanalın olduğu, insanların kendilerini Kürtçe ifade edebildiği, okullarda Kürtçe seçmeli derslerin verildiği, Kürtçe özel kursların açılabildiği ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kürtçe eserler yayımlayabildiği bir Türkiye’ye geldik" ifadelerini kullandı. "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir uzlaşı oluştu" "Terörsüz Türkiye" sürecinin yeni bir aşamaya geldiğini dile getiren Tekin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşan siyasi uzlaşıya dikkat çekti. Tekin, "Geçtiğimiz yıl Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli’nin gerçekten devrim niteliğindeki cesur açıklamasıyla beraber süreç bambaşka bir boyuta erişti. Geçtiğimiz ay Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaklaşık üçte ikinin üzerinde bir çoğunlukla Türkiye’nin artık bu sorunu, kendi birikimine ve medeniyet birikimine yakışmayan bu problemin çözümü için büyük bir uzlaşıyla önemli bir yasal düzenleme hayata geçirildi" dedi. "Herkesin sürece sahip çıkmasını arzu ediyoruz" Sürecin bundan sonraki aşamasında toplumun farklı kesimlerinin sürece sahip çıkmasının önemli olduğunu vurgulayan Tekin, mülki idare amirleri, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, siyasetçiler ve milletvekillerine çağrıda bulundu. Tekin, "Sürecin bu noktasından itibaren mülki idare amirlerinin, yerel yöneticilerin, sivil toplum örgütlerinin, kanaat önderlerinin, siyasetçilerin, milletvekillerinin herkesin artık teyakkuz halinde gelinen bu noktaya, bu sürece sahip çıkmasını arzu ederiz" diye konuşt Okullarda "milli birlik ve kardeşlik" etkinlikleri yapılacak Milli Eğitim Bakanlığı olarak "Terörsüz Türkiye" sürecine eğitim alanında destek vereceklerini açıklayan Bakan Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk haftasında Türkiye genelindeki okullarda milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinlikler düzenleneceğini söyledi. Tekin, "2026-2027 eğitim öğretim yılı başlarken, milli mücadeleyi yürütürken nasıl hiçbir ayrım gözetmeden herkes elinde avucunda ne varsa bu mücadeleye destek olduysa, biz de yeniden aynı milli mücadele ruhuyla bu toplumsal sorunu çözecek, milli birliği ve kardeşliği yeniden egemen kılacak biçimde eğitim öğretimin başladığı ilk hafta tüm Türkiye genelindeki okullarımızda milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinlikler ve farkındalık çalışmaları yapılmasını öğretmenlerimizden rica ettik" dedi. Bakan Tekin, etkinliklerin amacının öğrencilere milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları konusunda farkındalık kazandırmak olduğunu belirterek, velilerden de çocuklarına destek olmalarını istedi. Tekin, konuşmasının sonunda Türkiye Yüzyılı Buluşmaları programının düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Genel Merkezi, Teşkilat Başkanlığı, Giresun İl Başkanlığı, milletvekilleri ve teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

30 Ağustos Zafer Bayramı Edremit'te fener alayı ve Fatma Turgut Konseri ile kutlandı Haber

30 Ağustos Zafer Bayramı Edremit'te fener alayı ve Fatma Turgut Konseri ile kutlandı

Balıkesir'in Edremit Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümünü geleneksel fener alayı ve Fatma Turgut konseriyle büyük bir coşkuyla kutladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Başkomutanlığında kazanılan Büyük Zafer'in yıl dönümünde Edremitliler, ellerinde Türk bayrakları ve meşalelerle sokakları doldurdu. Fener alayına ve konser programına on binlerce vatandaş katılırken, Akçay Cumhuriyet Meydanı ve kortej güzergâhı baştan sona tıklım tıklım doldu. Fatma Turgut'un sahne aldığı konsere ise yaklaşık 40 bin kişi katıldı. Edremitliler Zafer Bayramı coşkusunda buluştu 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında 29 Ağustos akşamı Akçay Mahallesi'nde geleneksel fener alayı ve kortej yürüyüşü gerçekleştirildi. Binlerce Edremitlinin katıldığı yürüyüşte, ellerinde Türk bayrakları ve meşaleler taşıyan vatandaşlar marşlar ve sloganlar eşliğinde Akçay Cumhuriyet Meydanı'na yürüdü. Kortejin başlangıç noktasından Akçay Cumhuriyet Meydanı'na kadar uzanan güzergâh, vatandaşların yoğun katılımıyla baştan sona doldu. Sokaklarda büyük bir kalabalık oluşurken, Akçay Cumhuriyet Meydanı da kutlamalara katılan binlerce kişiyle adeta dolup taştı. Fener alayına Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. "Gittiğimiz yol bellidir Edremitliler" Fener alayının ardından Akçay Cumhuriyet Meydanı'nda vatandaşlara seslenen Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, 30 Ağustos Zaferi'nin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu söyledi. Konuşmasına Nazım Hikmet'in dizeleriyle başlayan Başkan Ertaş, "Dörtnala gelip Uzak Asya'dan, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim" sözleriyle meydanı selamladı. "Bu meydana hangi yoldan gelirsek gelelim, gittiğimiz yol bellidir Edremitliler" diyen Ertaş, "Yolumuz; Afyon'da Kocatepe'de direnenlerin, ‘Ya istiklal ya ölüm' diyenlerin, İzmir'in dağlarında çiçekler açtıranların yoludur" dedi. Başkan Ertaş, 30 Ağustos'un Cumhuriyet'e uzanan büyük yürüyüşün en güçlü adımlarından biri olduğunu belirterek, bağımsızlık, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet vurgusu yaptı. "Bu zafer kadınların, gençlerin ve çocukların da zaferidir" Konuşmasında Kurtuluş Savaşı'nda mücadele eden kadınlara, gençlere ve çocuklara da özel bir bölüm ayıran Başkan Ertaş, 30 Ağustos Zaferi'nin toplumun tüm kesimlerinin ortak mirası olduğunu ifade etti. Ertaş, "Bu zafer sadece erkeklerin değil, kadınların da zaferidir" diyerek, Kurtuluş Savaşı'nın kadın kahramanlarını andı. Ardından gençlere ve çocuklara seslenen Ertaş, "Onun için zaferimiz kutlu olsun gençler! Zaferimiz kutlu olsun çocuklar!" sözleriyle meydanı selamladı. Başkan Ertaş'ın sözleri meydanı dolduran vatandaşlardan büyük alkış aldı. Zafer coşkusu Fatma Turgut konseriyle doruğa çıktı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.