Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Dei̇k

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Dei̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dei̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO’da Afrika İle Yeni Ticaret Köprüleri Kuruluyor Haber

BTSO’da Afrika İle Yeni Ticaret Köprüleri Kuruluyor

BTSO ev sahipliğinde düzenlenen “Afrika Heyeti Tanışma ve Ağ Kurma Etkinliği”ne Togo, Benin, Mali, Senegal, Kamerun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Madagaskar’dan iş dünyası temsilcileri katıldı. Programda BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Güler, Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan, Murat Çağlar ve Zeki Eker ile DEİK Türkiye–Senegal İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye ile Afrika arasında işbirliği platformu olarak faaliyet gösteren Agroconnect’in Başkanı Zeki Güvercin de yer aldı. Afrika heyetinde tarım makineleri ve ekipmanları, sulama sistemleri, tohum, gübre, gıda işleme ve paketleme, soğuk zincir, hayvancılık, enerji, inşaat, sağlık ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren firma ve kurum temsilcileri bulundu. Afrika heyeti, ülkelerindeki yatırım ve ticaret olanaklarını Bursalı firmalarla paylaşırken, iş birliği yapılabilecek alanlar üzerinde görüş alışverişinde bulundu. “Afrika ile Ticaretimizde Büyük Fırsatlar Bulunuyor” Etkinliğin açılış konuşmasını yapan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Elif Özhan, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda önemli bir gelişim gösterdiğini belirterek, bu iş birliğinin daha ileri taşınması için güçlü fırsatlar bulunduğunu söyledi. Bursa’nın üretim çeşitliliği, sanayi altyapısı ve ihracat tecrübesiyle Afrika ülkelerinin yatırım ve teknoloji ihtiyaçlarına önemli katkılar sunabileceğini vurgulayan Özhan, “Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacmi, 2000 yılında 5 milyar dolar seviyesindeyken bugün 40 milyar dolara yaklaşmış durumda. Türk firmalarımızın Afrika genelinde üstlendiği projelerin toplam değeri ise 100 milyar doları aşmış bulunuyor. Bursa’mız, yıllık 20 milyar dolarlık ihracatı, güçlü üretim altyapısı ve gelişmiş tedarik zinciriyle bu iş birliklerinde önemli bir rol üstlenebilir. BTSO olarak 60 bini aşkın üyemizin yeni pazarlara ulaşmasını ve uluslararası iş ortaklıklarını geliştirmesini önemsiyoruz. Bugünkü buluşmanın da karşılıklı güvene dayalı, kalıcı ticari ortaklıklara ve yeni yatırımlara zemin hazırlamasını diliyoruz.” dedi. “Afrika, Üretim Kapasitesini Geliştirmek İstiyor” DEİK Türkiye–Senegal İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Agroconnect Başkanı Zeki Güvercin, Afrika ülkelerinin genç nüfusu, tarımsal potansiyeli ve gelişen sanayi altyapısıyla önemli yatırım fırsatları sunduğunu ifade etti. Agroconnect olarak Türkiye ile Afrika arasındaki ekonomik ilişkileri ürün ticaretinin yanı sıra ortak üretim, teknoloji transferi ve karşılıklı yatırımlarla güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Güvercin, “Afrika artık ürettiğini işlemek, katma değer oluşturmak ve kendi sanayisini geliştirmek istiyor. Bu noktada Bursa’nın güçlü sanayi kültürü, makine teknolojileri, üretim kapasitesi ve ihracat tecrübesi önemli fırsatlar sunuyor. Biz Agroconnect olarak ilişkilerimizi ürün alım satımının ötesine taşıyarak ortaklıkları geliştirmeyi hedefliyoruz. Bugünkü ikili iş görüşmelerinin somut projelere, ticari anlaşmalara ve kalıcı ortaklıklara dönüşeceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Bursalı Firmalardan Afrika Pazarına Yoğun İlgi Program kapsamında gerçekleştirilen ikili iş görüşmelerinde Bursalı firmalar, Afrika ülkelerinden gelen iş dünyası temsilcilerine ürün ve hizmetlerini tanıttı. Gıda paketleme alanında faaliyet gösteren Barış Gelgeç, Afrika heyetiyle sektörün ihtiyaçlarına yönelik görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Ürünlerimize yönelik olumlu geri dönüşler aldık. Görüşmelerin ardından iletişimimizi sürdürerek bu bağlantıları ticarete dönüştürmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Organizasyonda emeği geçen BTSO’ya teşekkür ediyorum.” dedi. İkili iş görüşmelerine katılan Damla Güneş ise Afrika ülkelerinden iş insanlarıyla doğrudan görüşme fırsatı bulmalarının kendileri için önemli olduğunu dile getirdi. Katılımcılardan Furkan Bayrak, Afrika’nın farklı ülkelerinden iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelmenin yeni iş fırsatlarının değerlendirilmesine katkı sağladığını dile getirdi. Program, Afrikalı iş insanları ile Bursa iş dünyası temsilcileri arasında gerçekleştirilen ikili iş görüşmelerinin ardından sona erdi.

Türk iş dünyası ile Körfez finans kuruluşları “Sınırların Ötesinde” buluştu Haber

Türk iş dünyası ile Körfez finans kuruluşları “Sınırların Ötesinde” buluştu

Alternatif Bank ile DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi iş birliğinde düzenlenen “Sınırların Ötesinde: Türk İş Dünyasını Körfez Bölgesi’nde Güçlendirmek” etkinliği, Türk iş dünyası temsilcileri ile Körfez bölgesinin önde gelen finans kuruluşlarını bir araya getirdi. Etkinlik, iki bölge arasında doğrudan temas kurulmasına ve yeni iş ortaklıklarının geliştirilmesine zemin hazırladı. FİNANS DÜNYASININ ÜST DÜZEY İSİMLERİ KATILDI Toplantıya Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss, DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum, United Arab Bank CEO’su Shirish Bhide ve National Bank of Oman CEO’su Abdullah Al Hinai gibi üst düzey isimler katıldı. Konuk konuşmacılar Prof. Dr. Hakan Kara ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han ise Türkiye ve Körfez pazarlarının görünümü, jeopolitik gelişmeler ve bölgesel ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan, Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkilerin ticaretin ötesine geçerek karşılıklı yatırımlar ve uzun vadeli ortaklıklara dönüşmesi için güçlü bir potansiyel bulunduğunu söyledi. Alfardan, Türkiye’nin üretim ve girişimcilik gücü ile Körfez’in yatırım kapasitesinin birbirini tamamladığını belirterek, buluşmanın bu potansiyeli somut fırsatlara çevirmek açısından değerli bir adım olduğunu ifade etti. Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss da Türkiye’nin Katar ve Körfez bölgesi için önemli bir ticaret ve yatırım ortağı olduğunu belirtti. Moss, Commercial Bank of Qatar’ın yanı sıra National Bank of Oman ve United Arab Bank üzerinden oluşan bölgesel ağın, Türk şirketlerinin finansmana erişimini ve Körfez pazarlarına açılımını desteklediğini söyledi. TÜRK ŞİRKETLERİNE KÖRFEZ’DE KÖPRÜ OLMA HEDEFİ Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı, etkinliğin Türk şirketlerinin Körfez’de büyüme yolculuğuna katkı sunduğunu belirtti. Kırmızı, bankanın bölgesel finansal ekosistemiyle şirketlere yeni pazarlara açılma ve doğru iş bağlantıları kurma konusunda destek vermeyi sürdüreceğini ifade etti. DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum ise Körfez Bölgesi’nin güçlü finansal yapısı ve yatırım kapasitesiyle Türk iş dünyası açısından önemli fırsatlar barındırdığını söyledi. Altunkum, bu pazarlarda kalıcı olabilmek için finansmana erişim, doğru ortaklarla bağlantı kurulması ve bölgesel dinamiklerin yakından tanınmasının kritik önemde olduğunu vurguladı.

Adalet Bakanı Gürlek: "Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir" Haber

Adalet Bakanı Gürlek: "Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir"

Bakan Gürlek, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu toplantısında DEİK yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi. Bakan Gürlek, DEİK Genel Merkezindeki toplantıda, iş dünyasının temsilcileriyle Türkiye ekonomisi, yatırım ortamı ve yargı alanındaki çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. DEİK’in Türkiye’nin ticari diplomasisinde önemli bir görev üstlendiğini belirten Bakan Gürlek, Türk iş dünyasının dünyanın farklı coğrafyalarında daha güçlü ve görünür hale gelmesinde kurulun önemli katkısı bulunduğunu söyledi. Ülkelerin gücünün artık yalnızca siyasi ve askeri kapasiteleriyle ölçülmediğini belirten Bakan Gürlek, "Türk iş dünyasının dünyanın dört bir yanında daha güçlü, daha görünür ve daha etkin olmasında DEİK’in ortaya koyduğu bu gayretin ve iradenin önemi oldukça büyüktür. Çünkü artık ülkelerin gücü yalnızca siyasi veya askeri kapasiteleriyle değil, üretim güçleriyle, ticaret hacimleriyle ve dünyada kurdukları ekonomik bağlarla da ölçülmektedir" dedi. Türkiye’nin güçlü bir orduya ve savunma kapasitesine sahip olduğunu belirten Bakan Gürlek, iş dünyasının üretim, yatırım ve istihdam yoluyla ülkenin kalkınmasına önemli katkılar sunduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Devletimizin açtığı her yeni kapının ticaretle, yatırımla ve üretimle kalıcı hale gelmesini sağlayan en önemli güçlerden biri de sizlersiniz. Şunu hepiniz fark etmişsinizdir ki artık savaşların asli sebeplerinden birinin ticari avantaj sağlamak olduğu bariz bir gerçek haline gelmiştir." Küresel ölçekte yaşanan mücadelelerin ekonomik boyutuna vurgu yapan Bakan Gürlek, güçlü bir ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma modeli oluşturamayan ülkelerin dış müdahalelere açık hale geldiğini kaydetti. "Ekonomik bağımsızlık milli bağımsızlıktan ayrılmaz" Bakan Gürlek, "Günümüzde mücadele yalnızca cephede değil, ticarette, enerjide, teknolojide, üretimde ve finans sistemlerinde de verilmektedir. Bir ülkenin ekonomik bağımsızlığını kaybetmesi zaman içerisinde siyasi karar alma iradesinin de zayıflaması anlamına gelecektir. İşte bu nedenle ekonomik bağımsızlığı, milli bağımsızlığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz" diye konuştu. "Türkiye’nin müzakereci, barışçıl ve yapıcı tutumunu aynı zamanda ticari kazanımları da tahkim edebilmelidir" Enerji yolları, ticaret koridorları, kritik madenler ve teknolojinin küresel güç mücadelesinin önemli unsurları haline geldiğini anlatan Bakan Gürlek, "Türkiye, bölgesinin tüm jeopolitik avantajlarını kullanarak çevresindeki savaş ve gerginliklerde ortaya koyduğu müzakereci, barışçıl ve yapıcı tutumunu aynı zamanda ticari kazanımları da tahkim edebilmelidir. Bu konuda bizlere de sizlere de oldukça önemli sorumluluklar düşmektedir" dedi. Diplomaside oluşturulan güven ortamının kalıcı ticari ortaklıklara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Bakan Gürlek, reel sektörün Türkiye ekonomisinin omurgası olduğunu söyledi. "Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir" Türkiye Yüzyılı vizyonunun adalet alanındaki karşılığını "Adaletin Yüzyılı" hedefi olarak tanımlayan Bakan Gürlek, şöyle konuştu: "Siz üretirken, yatırım yaparken ve yeni pazarlara açılırken devletimizin bütün kurumlarıyla yanınızda olduğunu bilmenizi isterim. Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir. Bizim görevimiz reel ekonomimiz üzerinde geçmişten gelen mevzuat yüklerini ya da hukuki boşluklardan kaynaklanan baskıları tek tek ortadan kaldırmaktır. İş insanlarımız önünü görebilmeli, yatırımcımız hukuk düzenine güvenmeli ve ekonomik faaliyetler gereksiz bürokratik ya da hukuki engellere takılmadan yoluna devam edebilmelidir." "Çıkar amaçlı suç örgütü yapılanmalarıyla mücadele etmeye devam edeceğiz" Yargının ekonomik hayatı tehdit eden çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadelesini sürdüreceğini ifade eden Bakan Gürlek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ekonomimizi zehirleyen çıkar amaçlı suç örgütü yapılanmalarıyla mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz. Üretenin, yatırım yapanın, istihdam sağlayanın karşısına hukuk dışı yollarla çıkan yapılara karşı da mücadelemizi sürdüreceğiz. Ekonomik düzenin güvenliği, hukuk devletinin asli sorumluluklarından biridir. Çünkü yatırım ortamının güvenliği yalnızca mevzuatın sağlamlığıyla değil, ekonomik hayatı tehdit eden hukuk dışı yapıların etkisiz hale getirilmesiyle ancak mümkündür." Bakan Gürlek, ticari davaların uzun sürmesinin iş dünyasının önemli sorunlarından biri olduğunun farkında olduklarını belirterek, İstanbul’daki ticaret mahkemelerini tek çatı altında topladıklarını söyledi. Yargılamalarda hedef süre uygulamasına büyük önem verdiklerini belirten Adalet Bakanı Gürlek, UYAP üzerinden dava açıldığı anda dosyanın öngörülen tamamlanma süresinin belirlendiğini anlattı. Hâkimlerin hedef sürelere uymasına yönelik denetimin artırıldığını belirten Bakan Gürlek, sürenin hâkimin kendisinden kaynaklanan nedenlerle aşılması halinde idari ve disiplin süreçlerinin gündeme geleceğini ifade etti. "Azimle çalışıyoruz" Mahkemelerdeki dosya ve personel yoğunluğunun da teknolojik imkanlarla takip edildiğini anlatan Bakan Gürlek, iş yükü veya personel yetersizliği bulunan noktalara daha hızlı müdahale edeceklerini vurgulayarak şöyle konuştu: "Adalet Bakanlığı olarak yasal düzenlemeleri eksiksiz ve daha işlevli hale getirmek, iç ve dış hukuk güvencelerini sağlayan yasal çerçeveleri oluşturmak, çağın gerçeklerine uygun mevzuatı hayata geçirmek, uluslararası tahkim mekanizmalarının etkin işlemesini destekleyecek hukuk diplomasisi kanallarını geliştirmek bizim temel görevlerimizden birisidir. Bu konuda önemli adımlar attığımızı düşünüyorum. Ticaret mahkemelerinin ihtisas alanlarını geliştirip yapısal güçlerini artırmak, hızlı ve adil yargısal süreçler yürütmek, yatırım ve istihdamı destekleyen hukuk devleti ilkelerini sonuna kadar tahkim etmek de bu anlayışın devamıdır. Bunu çok iyi biliyor ve bu yönde azimle çalışıyoruz." Uluslararası ticaret ve yatırım uyuşmazlıklarına ilişkin çalışmalara da değinen Bakan Gürlek, 29 Mayıs 2026’da Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Tahkim Daire Başkanlığını kurduklarını hatırlattı. Yargılamaların uzamasındaki önemli nedenlerden birinin gereksiz bilirkişi incelemeleri olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, bilirkişilik sisteminde kapsamlı düzenlemeler yaptıklarını ve yeni çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. Hâkimin hukuki değerlendirmeyi bilirkişiye bırakamayacağını vurgulayan Bakan Gürlek, dosyaların yalnızca teknik uzmanlık gerektiren konularda bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini söyledi. İş davalarının daha kısa sürede kesinleşmesi için istinaf kapasitesini artırdıklarını belirten Bakan Gürlek, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde iş davalarına bakan yeni dairelerin kurulduğunu ve hedef süre uygulamasının istinaf aşamasında da geçerli olduğunu söyledi. Hukuki öngörülebilirliğin yatırım ortamının temel unsurlarından biri olduğunu belirten Bakan Gürlek, arabuluculuk sisteminin dava yükünün azaltılmasında önemli başarı sağladığını ifade ederek, yeni düzenlemelerle bazı uyuşmazlık türlerinin de arabuluculuk kapsamına alınması üzerinde çalıştıklarını kaydetti. "İstişare, daha güçlü hukuk ve yatırım ortamının vazgeçilmez unsurudur" İş dünyasının sahadaki tecrübelerinin mevzuat çalışmalarına katkı sağlamasını önemsediklerini vurgulayan Bakan Gürlek, "İstişareyi daha güçlü bir hukuk ve yatırım ortamının vazgeçilmez unsurlarından biri olarak görüyoruz" diye konuştu. Adalet Bakanı Gürlek, Adalet Bakanlığının yatırım ve üretimin önündeki hukuki engelleri azaltmaya yönelik çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, devletin bütün kurumlarıyla üreten, yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren ve istihdam sağlayan iş dünyasının yanında olduğunu kaydetti. DEİK Başkanı Nail Olpak’ın ev sahipliğinde DEİK genel merkezinde yapılan toplantıda Bakan Gürlek yönetim kurulu üyelerinin görüş ve önerilerini de dinledi.

Erdoğan iş dünyasına seslendi: 20 yıl vergi yok Haber

Erdoğan iş dünyasına seslendi: 20 yıl vergi yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 39. Mali Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'ne katılarak bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulun ülke, millet, iş insanları ve DEİK üyeleri için hayırlara vesile olmasını diledi ve DEİK'in 41'inci yaşını kutladığını belirterek, "DEİK'e 41 kere maşallah" ifadesini kullandı. DEİK'te kuruluşundan bugüne görev almış, ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş kurul üyelerine şükranlarını sunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybeden üyelere rahmet, hayatta olanlara hayırlı, sağlıklı ve bereketli bir ömür diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefa geleneği hâline getirilen Ustalara Saygı Ödül Töreni'nin beşincisinin icra edildiğini hatırlatarak, "Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu millî değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum." diye konuştu. Söz konusu ödüllerin iş dünyasının heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını temenni ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Malumunuz ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken, özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK'in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk. Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK'e hükûmetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz." Türk dış politikasının temelinde Hazreti Mevlana'nın "pergel" metaforunun bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken, diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara'ya sıkışıp kalmadığımız gibi, dış politikada korkular, düşmanlıklar, ön yargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi 'karşılıklı saygı' ve 'kazan kazan' temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk. İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 2025 yılında kendisinin 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdiğini, 26 zirveye iştirak ettiğini söyledi. Türkiye'de 136 misafiri ağırladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 84 yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirdiklerini, 134 kabul yaptıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmesinin dâhil olmadığına dikkati çekerek, "Bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar, zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken diğer yandan da Türkiye'nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye'yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör hâline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik" diye konuştu. Gittiği hemen her yerde DEİK üyelerinin yatırımlarına tanık olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışıp didinerek kurulan ticaret köprülerini bizzat müşahede ettiğinin altını çizdi. "DEİK'LE BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE, DAYANIŞMA İÇİNDE HAREKET ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK'in Türkiye'yi ve Türk milletini başarıyla temsil ettiğine şahitlik ettiğini ifade etti. Ay-yıldızlı bayrağın sadece diplomatik misyonlarında değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten çok ama çok kıvanç duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye'yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye'nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK'le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin iktidarları döneminde nereden nereye geldiğini katılımcıların çok iyi bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimlerinden ekonomilerini hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar bir başka ülkenin başına gelse yere serecek nice badireyi nasıl alınlarının akıyla atlattıklarına şahit olduklarını anlattı. “MAL İHRACATIMIZ 2025 İTİBARIYLA 273,3 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamların da ortaya koyduğuna işaret ederek, "2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55'ten yüzde 1,07'ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89'dan yüzde 1,31'e çıktı" bilgisini verdi. Bir diğer başarılarının orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatlarındaki payının artması olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "2002 yılında 10 milyar dolar olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır. Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre, savunma ve havacılık ihracatı ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Allah'a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk beş ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayi ihracatından aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerinde geçici bir yavaşlama yaşandığını ancak ihracatın ithalatı karşılama oranının ise yükseldiğini belirterek, "Daha da önemlisi orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44'e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir hâlen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dâhil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz" değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle enflasyon tarafında da umut ettikleri oranları yakalamayı temenni ettiklerini dile getirdi. Bir gerçeğin altını önemle çizmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı hükûmetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır. Dahası Türkiye'de iş başında deneyimli ufuk ve vizyon sahibi eş güdümü güçlü kadroların bulunması tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihî bir avantaj kazandırmaktadır" dedi. "KİMSEDEN ÇEKİNMEDEN HAKKI VE ADALETİ SAVUNUYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkânlardan faydalanırken dünyanın birçok ülkesinde temel sorunun görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükûmetler meselesi olduğunu ifade etti. Kendilerinin 70'ler ve 90'larda çok sık yaşadıkları, 2002'yle beraber çözüme kavuşturdukları bu problemle bugün Batılıların yüzleştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost ve düşman herkesin kabul etmek zorunda kaldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırdığını belirterek, iş dünyasının istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok anlamlı bulduğunu ifade etti. Hem iktidar hem ittifak olarak kendilerinin de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde, hükûmetimiz tüm imkânlarıyla reel sektörümüzün yanındadır" diye konuştu. “KAYNAKLARIMIZIN ÜRETİME, İHRACATA, YATIRIMA VE SANAYİYE GİTMESİNİ ARZU EDİYORUZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye için üreteni, millete istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçıları yalnız bırakmadıklarını kaydederek, "Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk beş ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yılsonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son 1 yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin imalat sanayinde, elektrik ve doğal gaz maliyetlerinde Avrupa'nın en avantajlı ülkeleri arasında olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleri ile güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik" şeklinde konuştu. “ETRAFIMIZI SARAN TOZ BULUTU DAĞILDIĞINDA, BUNUN EN BÜYÜK KAZANANI TÜRKİYE OLACAKTIR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, finansmana erişim ne kadar önemliyse bu kaynakların doğru yerde, doğru biçimde kullanılmasının da o derece önemli olduğunun altını çizerek, "Biz, ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil, üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticaret hayatının birincil kuralının, ürünü satacak pazar bulmak olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: "İhracatın belirleyicisi dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil, yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmalarına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız. Kıymetli dostlar, şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında, bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil, fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz. Perşembe günü yürürlüğe giren paketimiz bunun bir parçasıdır. İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin, finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz." Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlamıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz" diye konuştu. "YENİ VE GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN BÜYÜME HİKÂYESİNİN BİR PARÇASI OLUN" Cumhurbaşkanı Erdoğan, üreticiler için de tarihi bir adım attıklarını dile getirerek, şöyle konuştu: "Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık, 'Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan.' Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz. Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin. Sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikâyesinin bir parçası olun." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının belirli şartları sağlamaları hâlinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyeceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Türkiye'yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez hâline dönüştürmekte kararlıyız. Bu vesileyle DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler hem iş insanı hem de Türkiye'nin ticaret elçilerisiniz. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK'le el ele vererek Türkiye'yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum." DEİK 39. Olağan Genel Kurulu'nun Türkiye'ye, iş dünyasına ve DEİK ailesine hayırlı, uğurlu olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen ustaları tebrik ederek konuşmasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.