Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Çocuk Sağlığı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Çocuk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaz sünnetleri için kritik enfeksiyon uyarısı! Haber

Yaz sünnetleri için kritik enfeksiyon uyarısı!

Yaz sünnetlerinde enfeksiyon riskinin sıcaklık ve terleme nedeniyle daha fazla dikkat gerektirdiğini belirten Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selim Özkaya, "Sünnet sonrası ilk iki gün kanama kontrolü ve hijyen açısından çok önemlidir. Hekimin önerdiği ağrı kesici ve kremler düzenli kullanılmalıdır. Sıcak havalarda çocuğun terlemesi yara yerinde irritasyona (tahrişe) neden olabilir. Bu yüzden çocuk gevşek, pamuklu giysiler giymeli ve bezli bebeklerde alt değişimi normalden daha sık yapılmalıdır. İşlemden sonra yara yeri iyileşene kadar (genellikle 7-10 gün) çocuk havuz veya denize sokulmamalıdır. Özellikle havuzlar enfeksiyon riski açısından tehlikeli olabilir" dedi. Yaz aylarının gelmesi ve okulların tatile girmesiyle birlikte ailelerde sünnet telaşı başladı. Ancak uzmanlar, sünnet işleminin uygun sağlık koşullarında ve alanında uzman hekimler tarafından gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Sünnetin basit bir kozmetik müdahale değil, önemli bir cerrahi işlem olduğunu belirten VM Medical Park Bursa Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selim Özkaya, steril olmayan koşullarda ve uzman olmayan kişiler tarafından yapılan hatalı işlemlerin çocuklarda ömür boyu sürebilecek fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açabileceğini söyledi. Yaz aylarında sünnet oranlarının ciddi şekilde arttığını ifade eden Op. Dr. Selim Özkaya, "Okul tatili ve sıcak havaların getirdiği kıyafet rahatlığı nedeniyle aileler en çok bu dönemi tercih ediyor. Ancak bu yoğunluk, işlemin uygun olmayan koşullarda gerçekleştirilmesi riskini de beraberinde getirebiliyor. Sterilizasyon standartlarının sağlanmadığı ortamlarda yapılan sünnetler, çocuk sağlığı açısından önemli riskler oluşturabiliyor" dedi. "En önemli kriter tam steril ortam ve uzman hekim" Sünnetin mutlaka tıbbi gerekliliklere uygun, tam steril bir ortamda, çocuk cerrahları veya bu alanda uzmanlaşmış hekimler tarafından yapılması gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Selim Özkaya, uygun olmayan koşullarda gerçekleştirilen uygulamaların risklerini şöyle anlattı: "Hatalı bir sünnetin geri dönüşü çok zordur, bazen imkânsızdır. Ev ortamında, düğün salonlarında ya da tıbbi sterilizasyon standartlarının sağlanamadığı alanlarda yapılan işlemler Hepatit B, Hepatit C ve tetanoz gibi ciddi enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Daha da önemlisi; uzman hekimler tarafından yapılmayan işlemlerde hatalı kesimler, idrar deliğinin daralması, kalıcı estetik bozukluklar, kanama kontrolünün doğru yapılamaması ve hatta penis başı yaralanmaları gibi geri dönülemez anatomik hasarlar görebiliyoruz. Biz çocuk cerrahları, maalesef her yıl uygun olmayan koşullarda gerçekleştirilen işlemler sonrasında ortaya çıkan komplikasyonları düzeltmek amacıyla revizyon (düzeltme) ameliyatları yapmak zorunda kalıyoruz. Bu yüzden ebeveynlerin ilk kriteri lüks binalar değil; işlemin yapılacağı ortamın tam donanımlı ve steril bir klinik ya da hastane ortamı olması ve işlemin mutlaka çocuk cerrahları veya bu alanda uzmanlaşmış hekimler tarafından gerçekleştirilmesidir." "Yaz sünnetleri için 3 kritik uyarı" Yaz sünnetlerinde enfeksiyon riskinin sıcaklık ve terleme nedeniyle daha fazla dikkat gerektirdiğini belirten Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selim Özkaya, yaz dönemi için ailelere şu altın önerilerde bulundu: "İlk 48 saat kritik: Sünnet sonrası ilk iki gün kanama kontrolü ve hijyen açısından çok önemlidir. Hekimin önerdiği ağrı kesici ve kremler düzenli kullanılmalıdır. Terleme ve hijyen: Sıcak havalarda çocuğun terlemesi yara yerinde irritasyona (tahrişe) neden olabilir. Bu yüzden çocuk gevşek, pamuklu giysiler giymeli ve bezli bebeklerde alt değişimi normalden daha sık yapılmalıdır. Deniz ve havuz takvimi: Yaz sünnetlerinden sonra ebeveynlerin en çok sorduğu soru deniz ve havuzdur. İşlemden sonra yara yeri iyileşene kadar (genellikle 7-10 gün) çocuk havuz veya denize sokulmamalıdır. Özellikle havuzlar enfeksiyon riski açısından bu dönemde tehlikeli olabilir." "Çocuğun psikolojisi de cerrahi kadar önemli" Sünnetin sadece fiziksel bir işlem olmadığını, çocuğun ruh dünyasında da iz bırakabileceğini hatırlatan Op. Dr. Selim Özkaya, "Çocuklara ’Kesecekler’, ’Erkek olacaksın’ gibi korkutucu şakalar ya da abartılı toplumsal roller yüklenmemeli. Uygun klinik şartlarda, lokal veya çocuğun durumuna göre hafif bir sedasyon (uyku hali) ile, acı hissetmeden yapılan modern sünnetler, çocukta bir travma oluşturmaz. Aileler çocuklarının gelecekteki cinsel ve ürolojik sağlığını korumak adına, bu işlemi bir merasim aceleciliğine getirmemeli, mutlaka bir çocuk cerrahına veya bu alanda uzman bir hekime emanet etmelidir" açıklamasında bulundu.

Baharda alerjiye dikkat! Çocuklarda şikayetler artıyor Haber

Baharda alerjiye dikkat! Çocuklarda şikayetler artıyor

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada polen yoğunluğunun arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, bu durumun çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görülmesine neden olduğunu söyledi. Son haftalarda polen alerjisine bağlı başvurularda belirgin artış yaşandığını ifade eden Güneş, ailelerin belirtileri doğru tanımasının ve gerekli önlemleri almasının büyük önem taşıdığını vurguladı. "Baharda en sık görülen alerjik hastalıklar" Bahar aylarında en sık karşılaşılan alerjik hastalıklarla ilgili bilgi veren Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, "Alerjik rinit (saman nezlesi) burun akıntısı, tıkanıklık, sık hapşırma ve burun kaşıntısı ile kendini gösterir. Çocuklar genellikle burunlarını yukarı doğru silme hareketi yapar. Alerjik konjonktivit gözlerde kızarıklık, kaşıntı, yanma ve sulanma ile ortaya çıkar. Çocuklar gözlerini sürekli ovalama eğilimindedir. Alerjik astım ise özellikle gece artan öksürük, eforla ortaya çıkan nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterir. Bahar aylarında ataklar belirgin şekilde artabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman birlikte de görülebilir ve çocuğun uyku kalitesini, okul başarısını ve günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Ailelerin en sık yaptığı hata" Alerjik belirtilerin çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırıldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Güneş,"En sık karşılaştığım durumlardan biri, alerjik belirtilerin uzun süre ‘soğuk algınlığı’ zannedilmesidir. Soğuk algınlığı genellikle 5-7 gün içinde düzelir. Alerjik şikayetler ise haftalarca hatta aylarca sürebilir. Eğer çocukta 1 haftadan uzun süren burun akıntısı, tekrarlayan hapşırık krizleri, göz kaşıntısı ve gece artan öksürük varsa mutlaka alerji açısından değerlendirilmesini öneriyorum. Sabah erken saatlerde ve rüzgârlı havalarda dışarı çıkışı sınırlandırın" diye konuştu. "Tedavi süreci nasıl ilerliyor" Alerjik hastalıkların doğru tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, süreci şöyle anlattı: "Gerekli durumlarda alerji testleri yapılarak tetikleyici faktörler belirleniyor. Her çocuğun ihtiyacına göre kişiselleştirilmiş tedavi planı oluşturuluyor. Uygun ilaç tedavileri (şurup, burun spreyi, inhaler tedaviler) ile şikayetler etkin şekilde kontrol altına alınıyor. Erken dönemde başlanan tedavi sayesinde hem şikayetleri azaltmak hem de hastalığın ilerlemesini önlemek mümkün oluyor" "Hangi çocuklar risk altında" Bazı çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, şu bilgileri paylaştı: "Ailesinde alerji veya astım öyküsü olanlar, Daha önce egzama (atopik dermatit) geçirmiş olanlar, Sigara dumanına maruz kalanlar bu açıdan daha risk altındadır. Bu çocukların bahar aylarında daha dikkatli takip edilmesini öneriyoruz" "Erken tanı yaşam kalitesini artırıyor" Bahar aylarında uzayan burun akıntısı, geçmeyen öksürük ve göz şikayetlerinin çoğu zaman enfeksiyon değil alerjiye bağlı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, "Erken fark etmek, doğru yönetmek ve uygun tedaviye başlamak çocuğun yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır. Şikayetler uzuyorsa mutlaka bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesini öneriyorum" diye konuştu.

Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları Haber

Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları

Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir" dedi. Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: "Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir." "Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır" diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir" şeklinde konuştu. Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır" dedi. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, "immünoterapi" uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.