Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Çocuk Sağlığı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Çocuk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuklara üç altın tavsiye: Sağlıklı beslen, su iç, hareket et Haber

Çocuklara üç altın tavsiye: Sağlıklı beslen, su iç, hareket et

Çocukların sağlıklı olarak büyüyebilmesi için beslenmelerine, su içmelerine ve haraket etmelerine dikkat etmesi gerekiyor. Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası kapsamında, 'hayatın dengesi senin elinde' temasıyla çocukları buluştu. Etkinlikte çocuklar ve aileleri sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi ve hareketli yaşam konusunda bilgilendirilirken, sağlık mesajları oyun, müzik, egzersiz, resim ve kitaplarla eğlenceli bir deneyime dönüştürüldü. Çocukların hazırladığı resimler etkinlik alanında sergilenirken, sağlıklı yaşam mesajları gün boyunca çocukların aktif katılımıyla işlendi. Etkinlikte çocuklara verilen temel mesaj ise üç başlıkta toplandı: 'Sağlıklı beslen, yeterli su iç, hareketli kal'. Etkinlikte konuşan Türk Böbrek Vakı Başkanı Timur Erk, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının küçük yaşlarda kazanılmasının önemine dikkat çekerek, aşırı şeker tüketimi, paketli gıdalar ve şekerli içeceklerin sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Erk, özellikle çocukluk döneminde kazanılan alışkanlıkların ileriki yaşlarda sağlık açısından önem taşıdığına dikkat çekti. Ailelere de seslenen Erk, çocukluk çağında doğru beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasının, ilerleyen yıllarda obezite ve kronik hastalıkların önlenmesine yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Etkinlik kapsamında İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Evliyaoğlu, çocuklar ve ailelerle bir araya gelerek aşırı şeker tüketiminin çocuk sağlığı ve böbrekler üzerindeki etkilerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Evliyaoğlu, "Esasında şeker vücudumuzun bir ihtiyacı. Hücrelerimizin çalışması için şekere ihtiyacı var ama bunu doğal yollarla besinlerden alabiliriz. Dolayısı ile burada besinlerden aldığımız şekeri kastetmiyoruz. Fazladan konulan şekerler, dışarıdan alınan şekerler, çikolatalar, paketli meyve suları ve paketli gıdalar esas gündeme getirmemiz gereken noktalar. Paketli gıdaların içinde hem fazladan şeker hem de koruyucu maddeler bulunuyor, bu nedenle paketli gıdaların içeriğini okumak, bilinçlenmek ve bunlardan uzak durmak oldukça önemli. Örneğin paketli olarak satılan hazır meyve suları yerine meyvenin kendisini tüketmek çok daha sağlıklı olacaktır. Çünkü fazla şeker tüketimi vücudumuzu yoruyor ve insülin hormonunun salgılanmasını artıyor. Bu da sonrasında insülin direncine ve ilerleyen dönemde de tip2 diyabete neden olabiliyor. Bu süreç ise bütün sağlığımızı etkiliyor. Bunların hepsini önlemek için yoğun hareketli yaşama geçerek fazla şeker tüketimini kısıtlamamız gerekiyor" dedi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Dr. Diyetisyen Didem Güneş Kaya ise ailelere sağlıklı ve dengeli beslenme, böbrek sağlığının korunması ve günlük yaşamda uygulanabilecek sağlıklı yaşam alışkanlıkları konusunda öneriler paylaştı. Etkinlikte "Böbrek Dede" kitaplarının yazarı Ayşe Onat da, çocukluk çağı obezitesi ve obeziteyle ilişkili kronik hastalıkların toplum sağlığı açısından önemli bir sorun olduğuna dikkat çekerek, gıda güvenliği, doğru beslenme tercihleri yapabilme, hareketliliği artırma ve ekran süresini azaltma gibi konuların günlük yaşamdan örneklerle aktarılmasının hedeflendiğini söyledi. Onat, doğru alışkanlıkların mümkün olduğunca erken yaşlarda kazandırılmasının, çocukların sağlıklı bir ergenlik ve yetişkinlik dönemi geçirmeleri açısından önem taşıdığını vurguladı.

Dr. Özcan Akan: "Halk sağlığı, yalnızca hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmayan, tüm hayatı kapsayan geniş bir vizyondur" Haber

Dr. Özcan Akan: "Halk sağlığı, yalnızca hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmayan, tüm hayatı kapsayan geniş bir vizyondur"

Sağlık Bakanlığı tarafından her yıl düzenlenen Halk Sağlığı Haftası, bu yıl "Her Gün Halk Sağlığı" ana teması ve "7 Günde 7 Tema" konseptiyle kutlanıyor. Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan, modern tıbbın en temel sorumluluğunun bireyler henüz hastalanmadan koruyucu tedbirleri hayata geçirmek olduğuna dikkat çekti. Gelişmiş sağlık sistemlerinin başarısının toplumun genel sağlık okuryazarlığı ve koruyucu sağlık hizmetlerine verilen önemle ölçüldüğünü belirten Dr. Özcan Akan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Halk sağlığı, yalnızca hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmayan; bireyin anne karnından itibaren tüm yaşam evrelerini kapsayan geniş bir vizyondur. Bu yıl Bakanlığımızın belirlediği 7 ana tema; anne-çocuk sağlığından aşı bilincine, bağımlılıkla mücadeleden kronik hastalık izlemlerine, hareketli yaşamdan kanser taramalarına kadar hayatımızın tam merkezinde yer alıyor. Profesyonel sağlık yöneticiliğim süresince çok büyük emek ve öncelik verdiğim koruyucu hekimlik anlayışı ve Sağlıklı Yaşam Merkezlerinin (SYM) sunduğu imkânlar, toplumumuzun henüz hastalanmadan bilinçlenmesi ve erken teşhis imkanlarına erişebilmesi açısından kritik bir yere sahiptir. Medicana Bursa Hastanesi olarak, multidisipliner anlayışa sahip kadromuz ve ileri teknolojik altyapımızla sadece tedavi edici tıpta değil, toplum sağlığını koruyucu hekimlik ve erken teşhis süreçlerinde de Bursa halkının yanında yer almayı temel misyonumuz kabul ediyoruz." Dr. Özcan Akan, hafta boyunca öne çıkarılan odak alanlarına yönelik çalışmalarını şu başlıklarla özetledi; "Anne Sağlığı: Güçlü kadın doğum ve hekim kadromuzla anne sağlığı önceliğimizdir. Çocuk Sağlığı: Uzman pediatri kadromuzla çocuklarımızın sağlığını çok önemsiyoruz.Gebe okullarımız ve uzman pediatri kadromuzla anne ve çocuk sağlığını ilk günden itibaren titizlikle takip ediyoruz. Kronik Hastalıklarla Mücadele: Diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarında düzenli taranma ve izlem süreçlerinin hayati önem taşıdığını hatırlatıyoruz. Bağımlılıkla Mücadele: Alkol, madde bağımlılığı ve teknoloji bağımlılığı konusunda toplum bilinçlendirme çalışmalarına devam ediyoruz. Erken Teşhis Hayat Kurtarır: Kanser türlerinde erken tanının tedavi başarısındaki en kritik faktör olduğunun bilinciyle tarama programlarına aralıksız destek veriyoruz. Aktif Yaşam: Fizik Tedavi Ünitemiz ile sağlıklı hayat için aktif yaşamı destekliyoruz. Obezite ile Mücadele : Güçlü hekim kadromuzla Obezite ile mücadeleyi odak noktamız haline getirdik" Açıklamasını Bursa kamuoyuna çağrıda bulunarak tamamlayan Dr. Özcan Akan, "Tüm vatandaşlarımızı sağlıklarını ertelememeye, düzenli kontrollerini yaptırmaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden faydalanmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki, sağlıklı bir toplum güçlü bir geleceğin en temel şartıdır" dedi.

Okul başarısının sırrı sağlıkta yatıyor Haber

Okul başarısının sırrı sağlıkta yatıyor

Çocuk sağlığının okul başarısındaki kritik rolüne dikkat çeken Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Kaşlı, çocuğun okul başarısının temelinde öncelikle sağlıklı olması ve kendini iyi hissetmesinin yattığını söyledi. Çocukların hiç hastalanmadığı bir okul yılı hedeflemenin gerçekçi olmayabileceğini dile getiren Uzm. Dr. Kaşlı, sağlıklı alışkanlıklar kazandırarak, aşıları takip ederek ve gerektiğinde çocuk hekimine başvurarak bu dönemin daha sağlıklı ve keyifli geçirilebileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Onur Kaşlı, okulların açılmasıyla başlayan yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde ailelere çeşitli tavsiyelerde bulundu. Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar için yeniden hareketli bir dönemin başladığını hatırlatan Uzm. Dr. Onur Kaşlı; yeni sınıflar, arkadaşlar, dersler ve sosyal aktivitelerle birlikte ailelerin zihninde benzer soruların oluştuğunu ifade etti. Ailelerin "Çocuğum çok sık hastalanacak mı?", "Bağışıklığını güçlendirmek için ne yapmalıyım?", "Vitamin kullanmalı mıyız?" sorularına yanıt aradığını belirten Kaşlı, bir çocuk hekimi olarak özellikle okulun ilk dönemlerinde bu sorularla sıkça karşılaştığını kaydetti. Okula başlayan çocukların sık hastalanması normal mi? Özellikle kreş ve anaokuluna yeni başlayan çocukların daha sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğini gözlemlediklerini aktaran Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların kapalı ortamlarda uzun süre birlikte bulunmasının, yakın temasın ve birçok enfeksiyon etkeniyle ilk kez karşılaşmalarının bunda önemli rol oynadığını dile getirdi. Bu nedenle okulun ilk döneminde geçirilen her nezle veya öksürüğün "Çocuğumun bağışıklığı çok düşük" şeklinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Kaşlı, buradaki asıl hedefin çocuğun hiç hastalanmaması değil; sağlıklı gelişimini desteklemek, hastalandığında doğru şekilde takip etmek ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak olduğunu belirtti. "Bağışıklık güçlendirici" yerine sağlıklı yaşam Ailelerin en çok merak ettiği konulardan birinin de bağışıklığı güçlendirdiği söylenen vitaminler ve takviyeler olduğunu hatırlatan Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Kaşlı, çocukların bağışıklık sistemi için yapılabilecek en temel şeylerin yeterli uyku, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli sıvı tüketimi olduğunu kaydetti. Her çocuğun rutin olarak çok sayıda vitamin veya takviye kullanmasına gerek olmadığını ifade eden Kaşlı; D vitamini, demir veya diğer desteklerin çocuğun yaşı, beslenmesi, büyüme ve gelişmesi ile ihtiyaçları değerlendirilerek planlanması gerektiğini belirtti. Aşı karnesini kontrol etmeyi unutmayın Okul başlangıcının çocukların aşılarını yeniden gözden geçirmek için güzel bir fırsat olduğuna dikkat çeken Dr. Kaşlı, öncelikle ulusal aşı takvimindeki aşıların tamamlanmış olmasının önemine işaret etti. Uzm. Dr. Kaşlı, bunun yanında çocuğun yaşı, sağlık durumu ve risk faktörlerine göre mevsimsel influenza (grip) aşısı gibi ek aşı seçeneklerinin de çocuk hekimiyle birlikte değerlendirilebileceğini aktardı. Uyku, sandığımızdan daha önemli Yaz tatilinde uyku saatlerinin değişmesinin neredeyse kaçınılmaz olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Kaşlı, okul başladığında çocukların bir anda erken yatıp erken kalkmasını beklemenin her zaman kolay olmadığını söyledi. Yetersiz uykunun yalnızca çocuğun gün içerisinde yorgun olmasına neden olmayacağını belirten Uzm. Dr. Kaşlı; bunun dikkatini, öğrenmesini, davranışlarını ve genel iyilik hâlini de etkileyebileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Kaşlı, bu nedenle okul döneminde düzenli ve yaşına uygun sürelerde uykunun, sağlıklı beslenme kadar önem verilmesi gereken bir konu olduğunu ekledi. Kahvaltı ve beslenme çantasına küçük bir dokunuş Çocukların güne mümkün olduğunca kahvaltıyla başlamalarını önerdiklerini dile getiren Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Kaşlı, okul beslenmesinde mükemmel bir menü hazırlamaya çalışmak yerine sürdürülebilir ve dengeli seçimler yapmanın daha önemli olduğunu söyledi. Meyve, süt ve süt ürünleri, yumurta, tam tahıllı ürünler ve yaşa uygun sağlıklı atıştırmalıkların iyi seçenekler olduğunu belirten Uzm. Dr. Kaşlı; şekerli içecekler ile yoğun işlenmiş ve paketli gıdaların tüketiminin ise mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekti. Çoğu zaman unutulan basit bir konunun da su içmek olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların okulda da düzenli su içmelerinin teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti. Okul öncesi çocuk sağlığı kontrolü Okul öncesinde yapılan çocuk sağlığı değerlendirmesini yalnızca "Bir hastalığı var mı?" kontrolü olarak görmemek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Kaşlı; boy ve kilo gelişiminin değerlendirilmesi, büyüme eğrisinin gözden geçirilmesi, aşıların kontrolü, beslenme ve uyku alışkanlıklarının konuşulması ve gerektiğinde görme veya işitme açısından ileri değerlendirme planlanmasının bu kontrolün önemli parçaları olduğunu kaydetti. Ailelere her zaman çocuğun okul başarısının temelinde öncelikle sağlıklı olması ve kendini iyi hissetmesinin yattığını hatırlattığını belirten Uzm. Dr. Kaşlı, çocukların hiç hastalanmadığı bir okul yılı hedeflemenin gerçekçi olmayabileceğini yineledi. Uzm. Dr. Kaşlı, sağlıklı alışkanlıklar kazandırarak, aşıları takip ederek ve gerektiğinde çocuk hekimine başvurarak bu dönemin daha sağlıklı ve keyifli geçirilmesine yardımcı olunabileceğini sözlerine ekledi. Uzm. Dr. Onur Kaşlı, yeni eğitim döneminin tüm çocuklar için sağlıklı, mutlu ve başarılı geçmesini dileyerek açıklamasını tamamladı.

Tuz ruhunu su zanneden 14 yaşındaki çocuk ölümden döndü Haber

Tuz ruhunu su zanneden 14 yaşındaki çocuk ölümden döndü

Kahramanmaraş’ta su şişesine konulan tuz ruhunu yanlışlıkla içen 14 yaşındaki çocuk, yemek borusu ve midesinde oluşan ciddi yanıklar nedeniyle kaldırıldığı hastanede yapılan endoskopi sonucu sağlığına kavuştu. Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde yaşayan 14 yaşındaki Oğuzhan Çelik, iş yerinde bulunan tuz ruhunu su zannederek içti. Mide ve yemek borusunda ciddi kimyasal hasar oluşan çocuk, bir süre sonra rahatsızlanarak 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Kahramanmaraş’taki HG Hospital’a sevk edilen çocuk, burada tedavi altına alındı. Yapılan endoskopik incelemede, içilen kimyasal maddenin mide ve yemek borusunda ciddi hasara neden olduğu belirlendi. Midede yaygın kanama odakları, ülserler ve derin doku hasarı tespit edilirken, yemek borusunda da kimyasal maddeye bağlı yanıklar görüldü. Hastanede uygulanan tedavinin ardından 14 yaşındaki çocuk sağlığına kavuştu. "Endoskopisinde yaygın yanıklar ve midede derin ülserler mevcuttu" HG Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Çocuk Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Hamza Karabiber, temizlik ürünlerinin orijinal kutularında muhafaza edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Hastamız iş yerinde buzdolabına konulan tuz ruhunu yanlışlıkla içmesi sonucu yemek borusu ve midesinde ağır yaralar ve yanıklar oluşan bir hastamız. İlk başvurusunda hemen endoskopisini yaptık. Endoskopisinde yaygın yanıklar ve midede derin ülserler mevcuttu. Bu tür vakalarda ağızdan beslenmeyi kesiyoruz. Bir süreliğine damardan besliyoruz. Hastamızı da bu tedbirlerin yanı sıra uyguladığımız ilaç tedavileriyle yavaş yavaş ağızdan beslemeye başladık. Şu anda gayet iyi durumda. Bu tür yanıcı ve yakıcı maddelere maruz kalan çocuklarla maalesef sık karşılaşıyoruz. Son bir ay içerisinde bu üçüncü vakamızdı. En son dün gece dördüncü bir vakayı kabul ettik. O hastamız da yanıcı ve yakıcı madde içeren bir şurubu fazla miktarda içmiş. Ona da bu sabah endoskopiyle müdahalede bulunduk. Sık karşılaştığımız bir durum. Çocuk sağlığı açısından önemli bir halk sağlığı problemi. Bu yanıcı ve yakıcı temizlik maddelerinin orijinal kutularında muhafaza edilmesi, çocuk kilidi bulunan kapaklı ambalajlarda saklanması çok önemli. Kendi orijinal kutusu dışında muhafaza edildiğinde, bu hastamızda olduğu gibi su şişesine konulduğunda çocuklar yanlışlıkla içebiliyor. Son iki vakamızda da su şişesine konulan tuz ruhunun yanlışlıkla içilmesi sonucu bu problemle karşılaştık" dedi. "Su sanmıştım kendi orijinal kabında değildi" Hasta Oğuzhan Çelik ise kuaförde çalıştığı sırada müşterilere su götürmek için buzdolabını açtığını belirterek, "Su sanmıştım kendi orijinal kabında değildi. Ben bunu karton bir bardağa doldurdum ve delik açıldı damlamaya başladı ben de bardak daha öncesinden çatlak sandım ve içtim. Başka bir bardağa doldurup müşteriye verecektim. İçtiğim gibi boğazımdan aşağı yakmaya başladı. Daha sonrasını hatırlamıyorum. Hocamıza teşekkür ederim. Sağlık durumum çok iyi" diye konuştu.

Sık hastalanan her çocuğun bağışıklığı zayıf değildir Haber

Sık hastalanan her çocuğun bağışıklığı zayıf değildir

Çocukların sık hastalanmasının pek çok ebeveyni 'düşük bağışıklık' korkusu ile endişelendirdiğini, ancak sık hastalanmanın her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmediğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, "Özellikle kreş ve okul çağındaki çocuklar yılda 6 ila 10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Her enfeksiyon aslında bağışıklık sisteminin yeni mikropları tanıdığı bir öğrenme sürecidir. Bu nedenle sık hastalanan her çocuk bağışıklığı düşük bir çocuk değildir" dedi. Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde gelişimini sürdürdüğünü belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, "Özellikle kreş ve okul döneminde çocuklar birçok yeni virüsle ilk kez karşılaşıyor. Bu nedenle yılda 6-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri çoğu zaman normal kabul edilir. Her hastalık bağışıklık sisteminin yeni bir mikropla tanışması ve kendini geliştirmesi anlamına gelir" diye konuştu. "Bazı belirtiler varsa mutlaka değerlendirilmeli" Ancak her sık hastalanmanın da normal kabul edilmemesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, "Enfeksiyonların çok ağır seyretmesi, sürekli antibiyotik gerektirmesi, uzun sürmesi ya da çocuğun büyüme ve gelişmesinin etkilenmesi gibi durumlarda mutlaka bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. "Bağışıklığı tek bir vitamin ya da şurup güçlendirmez" Toplumda bağışıklığın takviyelerle güçlendirilebileceğine yönelik yanlış bir inanış bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Sağlıklı ve dengeli beslenen bir çocukta rutin vitamin veya takviye kullanımı her zaman gerekli değildir. Ayrıca her enfeksiyonda antibiyotik kullanılması da doğru değildir. Antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir ve gereksiz kullanımları faydadan çok zarar verebilir" dedi. "Bağışıklığın en güçlü destekçisi sağlıklı yaşamdır" Bağışıklık sistemini destekleyen en önemli etkenlerin günlük yaşam alışkanlıkları olduğunu belirten Yılmaz, "Yeterli ve dengeli beslenme, düzenli uyku, açık havada fiziksel aktivite ve aşıların eksiksiz yapılması çocukların bağışıklık sisteminin sağlıklı gelişmesinde temel rol oynar" diye konuştu. Bağışıklık sisteminin zamanla olgunlaştığına dikkat çeken Yılmaz, "Sabırlı olmak ve doğru alışkanlıklar kazandırmak, çocukların sağlıklı büyümesi için en önemli adımdır. Gereksiz ilaç ve takviyeler yerine çocukların uyku düzenine dikkat etmek, doğal ve dengeli beslenmeyi teşvik etmek, ulusal aşı takvimini aksatmamak yeterlidir" ifadelerini kullandı.

Çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havaleye dikkat: "Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemli" Haber

Çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havaleye dikkat: "Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemli"

Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havalenin hangi durumlarda doktor kontrolü gerektirdiğine ilişkin uyarılarda bulundu. Ateşin çoğu zaman vücudun doğal bir savunma mekanizması olduğunu belirten Vayvada, "Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önem taşır. Yüksek ateş, havale, nefes darlığı veya bilinç değişikliği gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalıdır" dedi. Çocuklarda ateş, en sık karşılaşılan ve en çok endişe duyulan sağlık sorunlarından biri olarak ebeveynlerin karşısına çıkıyor. Özellikle ateşin yükselmesiyle birlikte havale geçirme korkusu, ebeveynlerde ciddi kaygıya neden olabiliyor. Bu noktada ateşin çoğu zaman vücudun enfeksiyonlara karşı verdiği doğal bir savunma yanıtı olduğunu hatırlatan Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, ateşin nedenini anlamanın ve hangi durumlarda doktora başvurulması gerektiğinin önemine dikkat çekti. "Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemli" Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, normal vücut sıcaklığının genellikle 36-37,5 derece arasında olduğunu ve ölçüm yerine göre değişmekle birlikte koltuk altından 37,2 derece üzeri, kulaktan 38 derece üzeri ve makattan 38 derecenin üzeri ölçümlerin ateş olarak kabul edildiğini aktardı. Vayvada, çocuklarda ateşin en sık nedenlerini ve ateş düşürme yöntemlerini şu şekilde ifade etti: "Üst solunum yolu enfeksiyonları, grip ve nezle, orta kulak iltihabı, boğaz enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, gastroenterit (ishal-kusma) ve bazı aşılar sonrası gelişen geçici reaksiyonlar özellikle kreşe veya okula başlayan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı ateş sık görülür. Bu noktada ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemlidir. Ancak 3 aydan küçük bebekte 38 derece ve üzeri ateş, 39 derecenin üzerinde seyreden ateş, ateşle birlikte havale geçirilmesi, nefes almada güçlük, bilinç bulanıklığı veya aşırı uyku hali, morarma, ense sertliği, sürekli kusma, sıvı alamama ve şiddetli halsizlik gibi belirtiler acil değerlendirme gerektiren durumlardır ve bu belirtiler varsa zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ateşi tamamen yok etmeye çalışmak yerine çocuğun rahatlaması amaçlanmalıdır. Yapılması gerekenler çocuğu ince ve rahat kıyafetlerle giydirmek, oda sıcaklığını 22-24 derece civarında tutmak, bol sıvı verilmesini sağlamak, anne sütü alan bebeklerde emzirmeyi artırmak ve doktorun önerdiği ateş düşürücü ilaçları uygun dozda kullanmaktır. Yapılmaması gerekenler ise sirke sürmek, alkol ile silmek, buzlu su uygulamak ve kalın battaniyelere sarmaktır. Bu uygulamalar çocuğun durumunu kötüleştirebilir." "İlk kez havale geçiren her çocuk mutlaka bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir" Ateşli havalede dikkat edilmesi gerekenleri ve önemli noktaları paylaşan Uzm. Dr. Vayvada, şu şekilde konuştu: "Ateşli havale (febril konvülziyon) genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda ateşe bağlı olarak gelişen nöbetlerdir. Toplumda her 100 çocuğun yaklaşık 2-5'inde görülebilir. Çoğunlukla ateşin çok yüksek olmasından değil, ateşin hızlı yükselmesinden kaynaklanır. Ateşli havalenin belirtileri vücutta kasılma, kollarda ve bacaklarda sertleşme, gözlerin yukarı kayması, kısa süreli bilinç kaybı, çenede kilitlenme hissi ve nöbet sonrası uyku hali olabilir. Çoğu ateşli havale birkaç dakika içinde kendiliğinden sonlanır ancak ateşli havale sırasında neler yapılması gerektiğine dikkat edilmelidir. Doğru yaklaşım sakin olmak; çocuğu yan yatırmak, ağzındaki yiyecekleri temizlemek, etrafındaki sert cisimleri uzaklaştırmak ve süreyi takip etmektir. Kesinlikle yapılmaması gerekenler ise ağzını zorla açmaya çalışmak, ağzına kaşık, bez veya herhangi bir cisim koymak, su veya ilaç içirmeye çalışmak ve çocuğu sarsmaktır. Basit ateşli havalelerin büyük çoğunluğu kalıcı beyin hasarına yol açmaz ve çocuğun zekâ gelişimini etkilemez. Ancak ilk kez havale geçiren her çocuk mutlaka bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir." "İlk kez havale geçirilmesi durumunda mutlaka doktor kontrolü gerekli" Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, doktora başvurulması gereken durumlar konusunda uyarılarda bulunarak, "İlk kez havale geçirilmesi, havalenin 5 dakikadan uzun sürmesi, havalenin tekrarlaması, 3 aydan küçük bebekte ateş olması, ateşin 72 saatten uzun sürmesi, nefes darlığı gelişmesi ve bilinç değişikliği görülmesi durumlarında vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" dedi.

Spora sağlıklı başlangıç: uzmanlardan çocuk ve gençler için kritik öneriler Haber

Spora sağlıklı başlangıç: uzmanlardan çocuk ve gençler için kritik öneriler

Çocuk ve gençlerin spora başlamadan önce kapsamlı sağlık kontrollerinden geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, spor öncesi değerlendirmelerin yalnızca performans açısından değil, sağlık risklerinin erken tespit edilmesi bakımından da büyük önem taşıdığını belirtti. Medicana Bursa Hastanesi uzmanları; kalp, göz, çocuk sağlığı ve kas-iskelet sistemi kontrollerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Çocukluk ve gençlik döneminde düzenli sporun fiziksel gelişimin yanı sıra özgüven, disiplin ve sosyal becerilere de katkı sağladığını belirten uzmanlar, bilinçsiz ve kontrolsüz yapılan antrenmanların ise sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Kalpteki sessiz risklere dikkat Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Bahattin Öncü, özellikle düzenli ve rekabetçi düzeyde spor yapan çocuklarda nadir de olsa ciddi kalp sorunları görülebileceğini ifade etti. Bazı kalp hastalıklarının günlük yaşamda herhangi bir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Öncü, yoğun egzersiz sırasında ise ciddi sonuçların ortaya çıkabileceğini söyledi. Kardiyomiyopatiler, koroner damar anomalileri ve ritim bozukluklarının spor öncesi değerlendirmelerle önemli ölçüde fark edilebileceğini kaydeden Öncü, kardiyolojik muayene ve gerekli tetkiklerin sporla ilişkili ani sağlık risklerinin azaltılmasına katkı sağladığını belirtti. Başarıda göz sağlığının da payı büyük Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu ise sporcular açısından göz muayenesinin yalnızca görme keskinliğinin ölçülmesinden ibaret olmadığını söyledi. Spor sırasında hızlı algılama, çevresel farkındalık ve doğru görmenin performansı doğrudan etkilediğini ifade eden İpçioğlu, kapsamlı göz muayenesinin önemine dikkat çekti. Muayenelerde kırma kusurlarıyla birlikte retina ve kornea yapısı, kontrast duyarlılığı, derinlik algısı, çevresel görme alanı ve renk algısının da değerlendirilebildiğini aktaran İpçioğlu, özellikle temas sporlarında gözün yapısal özelliklerinin önem kazandığını belirtti. İlk değerlendirme çocuk hekiminden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ezgi Belhan Karadeniz, spora başlayacak çocukların ilk değerlendirmesinin çocuk hekimleri tarafından yapılmasının önem taşıdığını ifade etti. Bu süreçte çocuğun mevcut sağlık durumunun yanı sıra ailede bulunan hastalık öykülerinin ve genetik yatkınlıkların da göz önünde bulundurulduğunu belirtti. Ayrıntılı sağlık öyküsünün ardından boy, kilo, tansiyon ve nabız ölçümlerinin yapıldığını aktaran Karadeniz, kalp ve solunum sistemi muayenelerinin de gerçekleştirildiğini söyledi. İhtiyaç halinde EKG, akciğer grafisi, solunum fonksiyon testleri ve ilgili uzmanlık branşlarına yönlendirme yapılabildiğini kaydetti. Yanlış spor seçimi sakatlık riskini artırabilir Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Büşra Yeşil ise çocukluk döneminde kas ve iskelet sisteminin gelişiminin devam ettiğine dikkat çekti. Bu nedenle çocuğun fiziksel özellikleri dikkate alınmadan yapılan spor seçimi ve bilinçsiz antrenmanların sakatlık riskini artırabileceğini belirtti. Spor öncesi değerlendirmelerde duruş, omurga hizalanması, kas kuvveti ve dengesi, eklem hareket açıklığı ile esneklik düzeyinin incelendiğini belirten Yeşil, yürüyüş ve koşu analizleriyle de hareket bozukluklarının tespit edilebildiğini ifade etti. Her çocuğun fiziksel kapasitesinin ve gelişim sürecinin farklı olduğunu vurgulayan Yeşil, spor dalının da buna göre belirlenmesi gerektiğini söyledi. Uzmanlardan ailelere ortak çağrı Uzmanlar, çocukların spora başlamasında tek bir sağlık branşının değerlendirmesinin yeterli olmayabileceğine dikkat çekerek kardiyoloji, göz hastalıkları, çocuk sağlığı ve fiziksel tıp gibi farklı branşların gerektiğinde birlikte değerlendirme yapmasının önemini vurguladı. Spor öncesi kontroller sayesinde sağlık sorunlarının erken fark edilebildiğini, sakatlık risklerinin azaltılabildiğini ve çocuğun fiziksel özelliklerine uygun spor dalının belirlenebildiğini belirten uzmanlar, bilinçli şekilde planlanan sporun çocukların hem bugünkü sağlıklarına hem de gelecekteki yaşamlarına katkı sağlayacağını ifade etti.

HER 5 ÇOCUKTAN BİRİNİ ETKİLİYOR: GEÇMEYEN BURUN AKINTISINA DİKKAT! Haber

HER 5 ÇOCUKTAN BİRİNİ ETKİLİYOR: GEÇMEYEN BURUN AKINTISINA DİKKAT!

BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda rahat nefes almanın yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinim olduğuna dikkat çekerek, burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren alerjik rinit rahatsızlığının zamanında tedavi edilmemesi durumunda orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozuklukları gibi sorunların ortaya çıkabileceğini, uyku kalitesi bozulan çocuklarda da dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini kaydetti. Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen “Alerjik rinit” hastalığıyla ilgili bilgi verdi. Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerinin çoğu zaman “geçer” diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, “Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir. Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder “ dedi. Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu : “Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır.” Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi. Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı : “Mevsimsel allerjik riniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur. Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinimdir. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.