Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Cinayet

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Cinayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinayet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2 yeğenini öldüren amca: "Ağabeyim 'Çocuklarımın gözünü kan bürümüş, cellat olmuşlar' diyerek beni uyardı" Haber

2 yeğenini öldüren amca: "Ağabeyim 'Çocuklarımın gözünü kan bürümüş, cellat olmuşlar' diyerek beni uyardı"

Olay, 10 Temmuz 2025 tarihinde Kartepe ilçesi Fatih Sultan Mehmet Mahallesi Gazi Caddesi'ndeki tek katlı evde meydana geldi. İddiaya göre, aile içinde çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Olayda amca Fesih Y.'nin ateş açması neticesinde yeğenleri Gazi Zafer Y. ve Güven Y. ile Makul S. yaralandı. Makul S. kendi imkanlarıyla hastaneye giderken, 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde, Gazi Zafer Y. ile Güven Y. isimli kardeşlerin hayatını kaybettiğini tespit etti. Olaya ilişkin amca Fesih Y. ile Dilaver Y. ve K.Y. gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde tamamlanan işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden K.Y. savcılıkça, Dilaver Y. de sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Fesih Y. ise tutuklandı. Sanık 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talebiyle yargılanıyor Fesih Y. hakkında 2 kez tasarlayarak kasten öldürme ve olası kastla yaralama suçundan açılan dava, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Fesih Y. ve taraf avukatları katıldı. Pişman olduğunu söyleyen sanık Fesih Y., "Olayın bu noktaya geleceğini tahmin etmiyordum. Biz 8 erkek kardeş inşaat işi yapıyoruz. Gazi çok sinirli, agresif biriydi, babasını bile dinlemiyordu, diğer kardeşi de öyle. Bu sebeple Dilaver ağabeyim kendisine yardımcı olmak için 3-4 milyon para da vermişti, işini kurmasına yardımcı olmuştu. Olaydan 1 sene kadar önce şantiyede Gazi ile tartıştık, bana hakaret etti, boğazıma bıçak tuttu. Ağabeyim Dilaver araya girdi, beni eve gönderdi. Maktullerin babası Mustafa ağabeyimle konuştuk, konuyu kapatmamı istedi. Daha sonra barıştık, ona kin beslemedim" diye konuştu. "Gazi İstanbul'dan silah aldı" Dilaver ile evlerinin bitişik olduğunu söyleyen sanık Fesih Y., "Olaydan 2 gün önce Mustafa ağabeyim beni aradı, evden çıkmamamı istedi, "Gazi İstanbul'dan silah aldı. Dilavere de söyle, kendinizi öldürtmeyin, dışarı çıkmayın' dedi. Gazi, Dilaver ile onun arkasından konuştuğumuzu düşündüğü için bize kin beslemiş. Daha sonra Dilaver ağabeyimi aradım ve olanları anlattım. Evde otururken uzaktan akrabamız Maksut geldi. Mustafa ağabeyimin üzüldüğünü, çocuklarına laf geçiremediğini söyledi. Daha sonra Mustafa'nın annesi Cahide geldi. O da durumdan endişe duyduğunu ifade etti. Gazi benim canım ciğerimdi" şeklinde konuştu. "Çocuklarımın gözünü kan bürümüş, cellat olmuşlar, onları durduramıyorum" Mal paylaşımı için babasını Ağrı'dan çağırdığını söyleyen sanık Fesih Y., "Maksut olay günü beni telefonla arayarak, 'Ofise gelme, Gazi geldi, rahat durmuyor' dedi. Akşam dayımı aradım, kimse olmadığını söyleyince ofisime gittim. Ağabeyim Mustafa'nın elini öpmeye gittim. Mustafa ağabeyim, 'Çocuklarımın gözünü kan bürümüş, cellat olmuşlar, onları durduramıyorum' dedi. Ertesi gün, olayın yaşandığı tarihte babam olayları çözmek için Ağrı'dan geldi. Evin bahçesinde hep beraber oturduk. Erol, Maksut, Dilaver, Mustafa hepimiz vardık. Mustafa ağabeyim, Dilaver ağabeyime sarıldı, 'Siz ofise gelmeyerek büyük olayı engellediniz, çocuklarıma laf geçiremiyorum' dedi. Daha sonra ölen 2 yeğenim de geldi. Gazi sürekli elini beline götürüyordu. Bu durumu dayıma söyledim. Dayım Gazi'ye, 'Ne istiyorsunuz?' dedi. Gazi, dayıma bağırdı, dayım geri çekildi. Ben de içeri gidip silahımı belime koydum. Daha sonra Gazi, 'Dağılın lan, burayı patlatacağım' dedi ve elini beline atıp silahı çıkarınca ben de kendisine ateş ettim. Güven ve Makul'e silah sıkmam söz konusu değil. Dilaver ve babamdan onları öldürmem konusunda bir talimat almadım. Çok pişmanım, keşke ben ölseydim. Onların sıkacaklarını düşündüğüm için sıktım. Keşke ben ölseydim de onlar ölmeseydi" ifadelerini kullandı. Katılan vekili, maktullerde hiçbir silah olmadığını, bunun olay yeri raporu ile mevcut olduğunu belirterek, avukatlarının sanık Fesih Y.'nin rahatsız olduğunu söyleyerek tahliye talebine ise maktullerin babasının böbreği ile yaşamını sürdürdüğü cevabını verdi. Mahkeme heyeti, gelecek celse tanıkların dinlenmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

Tekirdağ'daki vahşette ilk duruşma görüldü: Teyzesini öldürüp evi yakmıştı Haber

Tekirdağ'daki vahşette ilk duruşma görüldü: Teyzesini öldürüp evi yakmıştı

Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanık Ö.B. hazır bulundu. Cinayetin baş şüphelisi İnci Çalışkan ise iş yoğunluğu gerekçe gösterilerek cezaevinden duruşma salonuna getirilemedi. "Söz konusu olayla bir ilgim yoktur" Tasarlayarak kasten öldürme, yağma ve mala zarar verme suçlarına azmettirmekle suçlanan Ö.B., mahkemedeki savunmasında hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Ö.B. ifadesinde, İnci Çalışkan ile 2019 yılının sonlarında gönül ilişkisi yaşadıklarını, bu ilişkinin 3-4 ay sürdüğünü belirterek şöyle konuştu: "Üzerime atılan suçları kabul etmiyorum. Benim yaşanan bu olaylar ile ilgili hiçbir alakam yok. İnci Çalışkan ile 2019'un sonlarında başlayan bir gönül ilişkimiz oldu. Bu ilişki 3-4 ay sürdü. Ben evli olduğunu bilmiyordum, evli olduğunu öğrendiğimde ilişkimizi bitirdim. Birbirimizden birkaç defa borç para alıp verdik. İlişkimiz sonlandıktan sonra 5 sene boyunca İnci Çalışkan ile görüşmedik. Çocuğun benden olduğunu söylediği için arada çocuk hasta diyerek para istiyordu benden. Ben İnci Çalışkan'ın teyzesi olan Binnaz Eriş'i tanımıyorum, tanımadığım birinin evinde ne olup ne olmadığını da bilemem. Söz konusu olayla bir ilgim yoktur. Maktülün ailesine başsağlığı diliyorum. Ben de onlar gibi mağdurum." Eşi gönül ilişkisini olaydan sonra öğrenmiş Mahkemede dinlenen İnci Çalışkan'ın eşi C.Ç. ise Ö.B.'yi tanımadığını, eşinin başka biriyle gönül ilişkisi olduğunu olaydan sonra polis ifadesi sırasında öğrendiğini söyledi. Binnaz Eriş'i tanıdığını ve evine gidip geldiklerini belirten C.Ç., olay günü belediyedeki işine gittiğini ve yaşananlarla ilgili bilgisinin bulunmadığını ifade etti. Eşinin olaydan sonra kendi hesabına gönderdiği parayla ilgili soruya da yanıt veren C.Ç., olaydan önceki günlerde İnci Çalışkan'ın babasının borcu olduğunu söyleyerek aile birikimlerinden para istediğini anlattı. C.Ç., aile hesabındaki altınlardan bozdurulmak üzere eşinin hesabına para gönderdiğini, daha sonra farklı bankalardan çektiği paraları da eşine aktardığını belirterek olay günü gönderilen paranın kendilerine ait altınların karşılığı olduğunu söyledi. "Ö.B.'nin kendisini tehdit ettiğini söylüyordu" Duruşmada tanık olarak dinlenen D.B. ise İnci Çalışkan ile 2015 yılında çocuklarının aynı sınıfta olması nedeniyle tanıştıklarını belirtti. Ö.B.'yi de Çalışkan aracılığıyla tanıdığını ifade eden D.B., aralarındaki ilişkiye dair kendisine anlatılanları aktardı. D.B. ifadesinde, İnci Çalışkan'ın bir süre sonra Ö.B.'nin kendisini tehdit ettiğini söylediğini belirterek şunları kaydetti: "İnci Çalışkan ile 2015 yılında tanıştık, çocuklarımız aynı sınıftaydı. Ö.B.'yi İnci Çalışkan vasıtasıyla tanıdım. Bir kere yüz yüze geldim, onun dışında İnci Çalışkan'ın anlattığı kadarıyla biliyorum. İnci Çalışkan bana Ö.B.'nin erkek arkadaşı olduğunu söyledi. İnci Çalışkan bir süre sonra bana Ö.B.'nin kendisini tehdit ettiğini söylüyordu. İnci hamile kalınca Ö.B., kocanı ve aileni arayarak çocuğun benden olduğunu söylerim diye tehdit ediyormuş, İnci bana öyle söyledi." Aile en ağır cezayı istedi Öldürülen Binnaz Eriş'in oğlu Serkan Eriş de mahkemede verdiği ifadede, İnci Çalışkan'ın teyzesinin kızı olduğunu ve annesinin evine sürekli girip çıktığını söyledi. Serkan Eriş, yaşadıkları acının tarif edilemez olduğunu belirterek, "İnci Çalışkan benim teyzemin kızı, sürekli annemin evine girip çıkan birisiydi. İnci'nin annemin evinde ne olup ne olmadığını bilip bilmediğini bilmiyorum. Bizim bu ailecek yaşadığımız bu olayı Allah kimseye yaşatmasın. Ben kendi adıma ve ailem adına en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum" dedi. Duruşma 4 Şubat 2027'ye ertelendi Verilen aranın ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Tasarlayarak kasten öldürme, yağma ve mala zarar verme suçlarından yargılanan İnci Çalışkan'ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Cinayete azmettirmekle suçlanan Ö.B. hakkında ise mevcut adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesine hükmedildi. Dava, 4 Şubat 2027 tarihinde saat 11.10'a ertelendi. Olayın geçmişi Olay, 9 Ocak 2026 tarihinde Süleymanpaşa ilçesi Hürriyet Mahallesi'nde meydana geldi. Bir apartman dairesinde çıkan yangının ardından evde bulunan 70 yaşındaki Binnaz Eriş'in bıçaklanarak öldürüldüğü belirlendi. Polis ekiplerinin yürüttüğü soruşturmada, cinayetin ardından delilleri yok etmek amacıyla evin ateşe verildiği değerlendirildi. Olayla ilgili Eriş'in yeğeni İnci Çalışkan tutuklandı. Soruşturma kapsamında Çalışkan'ın adresinde kanlı bıçak ele geçirilirken, kriminal incelemelerde bıçak üzerinde Binnaz Eriş'e ait kan örnekleri tespit edildi. Ayrıca Çalışkan'ın olay öncesinde yapay zekâ üzerinden cinayet yöntemlerine ilişkin aramalar yaptığı da ortaya çıktı.

Boşanma aşamasındaki eşine tavuk satan kasabı öldürdü Haber

Boşanma aşamasındaki eşine tavuk satan kasabı öldürdü

İstanbul Bayrampaşa’da bir şahıs, boşanma aşamasındaki eşinin restoranına toptan et ve tavuk satan kasabı sokak ortasında bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından yaralı halde kaçan ve hastanede yakalanan şüphelinin kasabı daha önce de "Eşime mal vermeyeceksin" diye tehdit ettiği ortaya çıktı. Olay, dün öğle saatlerinde Bayrampaşa Cevatpaşa Mahallesi Turna Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Gülnur P.’nin (51) boşanma aşamasında olduğu ve 5 aydır ayrı yaşadığı eşi Reşat P. (66), Gaziosmanpaşa'da tavuk döner salonu işleten eşine toptan tavuk satan kasap Fikret Korkmaz'ın (63) daha önce yanına giderek, "Benim hanımıma mal vermeyeceksin, ürün satmayacaksın" diyerek tehdit etti. Dün öğle saatlerinde ise kasap Fikret Korkmaz'ı takip eden Reşat P, Turna Sokak'ta Korkmaz'ın önünü kesti. İkili arasında başlayan tartışma, kısa sürede büyüyerek arbedeye dönüştü. Yanındaki bıçağı çıkararak Fikret Korkmaz’ı sağ bacak, kasık, sırt ve karın bölgelerinden defalarca bıçaklayan şüpheli olay yerinden kaçarken, Korkmaz kanlar içinde yere yığıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Korkmaz, bilinci kapalı halde ambulansla Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülürken aşırı kan kaybı sonucu hayatını kaybetti. Tedavi için gittiği hastanede polis yakaladı Olayla ilgili geniş çaplı çalışma başlatan Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, çevredeki güvenlik kameralarını mercek altına aldı. Kameralardan şüphelinin Reşat P. olduğunu tespit eden polis, arbede esnasında zanlının da yaralandığını belirledi. Çevre hastaneleri kontrol eden ekipler, Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gördüğü belirlenen şüpheliyi yakalayarak gözaltına aldı. Emniyetteki sorgusunda suçunu itiraf eden Reşat P., boşanma aşamasındaki eşine toptan tavuk sattığı için Fikret Korkmaz ile önceden husumetli olduklarını, sokakta karşılaşınca çıkan arbede sonucu olayın gerçekleştiğini söyledi. Şüpheli, olayda kullandığı suç aleti bıçağı ise kaçarken nereye attığını hatırlamadığını iddia etti. Polis ekiplerinin olay yeri ve çevresinde yaptığı aramalarda cinayet bıçağı henüz bulunamadı. Asayiş Büro Amirliği'ndeki işlemleri tamamlanan cinayet zanlısı Reşat P., adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından zanlı, tutuklanma talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

Bursa'daki cinayette sanıklar birbirine düştü: "Para verdim bu işe" Haber

Bursa'daki cinayette sanıklar birbirine düştü: "Para verdim bu işe"

Olay, 6 Şubat 2026'da saat 22.00 sıralarında Yıldırım ilçesi Yiğitler Mahallesi Türkmenbaşı Caddesi'nde meydana geldi. Kahvehaneden çıkarak araçlarına yönelen İbrahim Çelik ile Zekeriya Ç.'ye, bir otomobilden peş peşe ateş açıldı. Kurşunların hedefi olan iki arkadaş ağır yaralanırken, saldırganlar olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan İbrahim Çelik, 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Zekeriya Ç.'nin ise ağır yaralandığı saldırı anı, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. 280 saatlik görüntüden iz sürdüler Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, farklı kameralara ait 280 saatlik görüntüyü inceleyerek şüphelileri tespit etti. Şüphelilerin olay yerine "ikiz plaka" olarak tabir edilen plakalarla 3 farklı araçla geldikleri, saldırının ardından araç değiştirerek İstanbul'a kaçtıkları belirlendi. Bursa ve İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerden E.K. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Müjdat D., Batuhan Ö., Hakan N. ve Fatih K. tutuklandı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanık Adnan A.'nın saldırıyı azmettirdiği, Taner A.'nın ise İbrahim Ç. ve Zekeriya Ç.'yi takip ederek kahvehaneden çıktıkları sırada diğer sanıklara telefonla haber verdiği öne sürüldü. Adnan A. ve Taner A. hakkında yakalama kararı çıkarılırken, İbrahim Ç.'nin öldürüp, Zekeriya Ç.'nin de ağır yaralayan Müjdat D., Batuhan Ö., Hakan N. ile Fatih K.'nın, Bursa 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Kasten öldürme' ve 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçlamalarıyla yargılanmasına başlandı. Duruşmaya, tutuklu sanıklar ile olayda yaralanan Zekeriya Ç., İbrahim Ç.'nin babası Süleyman Ç., eşi Hilal Ç. ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan sanık Batuhan Ö., "Yiğitler Mahallesi'ne gittiğimizde bir şey yoktu. Fatih K.'yi aradığımızda kahvehanede olduğunu, kendisini almamızı söyledi. Ben navigasyonu açtım. Tam sola döneceğim sırada Müjdat D. sağa dönmemi söyledi. Sağa döndüğümde 6-7 el silah sesi geldi. Seslerin nereden geldiğini bilmiyorum. Müjdat D. 'Aracı sür' diye seslendi. Çok korktum, bize ateş açıldı diye seslendim. Yolda giderken vurulup vurulmadığımı kontrol ettim" dedi. Daha sonra olay yerinden uzak bir yere lüks bir araçla Fatih K.'nin geldiğini söyleyen Batuhan Ö., "Yola çıkıp biraz ilerledikten sonra ben 'Kendimi iyi hissetmiyorum' dedim. Yolda durduk. Fatih bana su verdi. Suyu içerken, Fatih araçtan bir şeyler alıp, kanala attı. Ben ne attığını görmedim. Tekrar yola çıktık. Ben kendimi iyi hissetmediğim için uyumuşum. Gözümü açtığımda İstanbul'daydık. Müjdat yanımızda yoktu. Fatih'e sorduğumda Müjdat'ı bıraktığını söyledi. Ertesi gün Fatih K.'ya ne olduğunu sorduğumda, 'Benim aracı görünce sizi ben sandılar. O yüzden sıktılar. Seni İstanbul'a getirdim ki, sana da musallat olmasınlar' dedi. Ben de inandım" diye konuştu. Mahkeme başkanından sanığa tepki Olay sırasında aracı kullandığını belirten Batuhan Ö.'nün olayı görmediğini söylemesi üzerine mahkeme başkanı, "Dönüş güzergahında olduğu için görüş açında. Nasıl görmedin? Hadi görmedin, 24 saat sonra İstanbul'da ne olduğunu soruyorsun. Aklı başında insan 5 dakika sonra sorar, şehir değiştiriyorsun sorgulamıyorsun. Sanki 6 yaşında bir insanın elinden tutuyorlar da götürüyorlar" diye tepki gösterdi. "Zayıfı niye vurdun? Şişkoyu vuracaktın" Olayla ilgisinin olmadığını öne süren Fatih K. ise, silah atışı yapmak için gittiği tarlaya Batuhan Ö.'nün otomobille geldiğini, yanında Müjdat D.'nin de olduğunu belirterek, "Batuhan maskeli bir şekilde geldi. Telaşlı bir şekilde aracın plakasını söküyordu. Sonra benim arabaya bindiler. Diğer aracı plakasız bir şekilde tarlada bıraktılar. Aracı otobana doğru sürmeye başladım. Batuhan ile Müjdat bana silah uzatıp, 'Bunu arabada koyabileceğimiz yer var mı?' dedi. Ben de olmadığını söyledim. Bu sırada Batuhan Müjdat'a, 'Zayıfı niye vurdun? Şişkoyu vuracaktın' şeklinde konuştu. Silahları olduğu için sormaya korktum. Ben 'Arabayı alın gidin. Ben evime gideyim' dedim. Müjdat da 'Hayır, olmaz. Beni götürecek kişi sensin' dedi. Bunun üzerine ben yola çıktım ama yolda polis çevirmesi olsa ben arabadan atlayıp polise sığınacaktım" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Niye yapmadın? Gişelerde polis noktası var. Polise sığınsaydın" dedi. Fatih Kurt'un "O gün yoktu" cevabına sinirlenen başkan, "Her gişede polis noktası var" diye tepki gösterdi. "Bu işi yapmam gerekiyordu, para verdim" Batuhan Ö.'nün yalan söylediğini iddia eden Fatih K., "Batuhan araçta uyumuyordu. Ertesi gün dönüş yaparken, Batuhan, Hakan ile telefonda görüştü. Hakan yanına gelmeleri gerektiğini söyledi. Konumu açtık ve İznik'e gittik. Konuma Hakan geldi. Ben Hakan'a 'Beni niye böyle bir işin içine soktun' dediğimde 'Boş ver kardeşim böyle oldu. Bu işi yapmam gerekiyordu. Para verdim bu işe' dedi. Beni bu işte kullandılar" diye kendini savundu. "Olayı sanal medyadan duydum" Olayı sanal medyadan duyduğunu öne süren Hakan N. ise suçsuz olduğunu iddia ederek kendini şöyle savundu: "Benim ehliyetim daimi iptal olduğu için Batuhan'ı aradım ve Batuhan ile İstanbul'a gittik. İstanbul'da ismini sonradan öğrendiğim Müjdat'ı aldık. 1-2 saat sonra Bursa'ya vardık. Batuhan'ı evine bıraktım ve evime gittim. Daha sonra ben ailemle birlikte İznik'te bungalov evlere tatile gittik. Olaydan 1 gün sonra Fatih aradı ve İstanbul'dan geldiklerini söyledi. Ben de 'Yakınlardaysan konum atayım buraya gelin. Dükkana gitmesi gereken araç var' dedim. Onlar da geldi. Aracı teslim ettim, gittiler. Olayı yakalanmadan önce duydum. Ama kimin yaptığını bilmiyordum. Doğruyu bilen yalnız Allah, herkes bir şey diyor. 10 aydır tutukluyum. Şirketim iflas etti. Aile düzenim bozuldu. Tahliyemi, olmazsa adli kontrol şartıyla serbest bırakılmamı talep ediyorum" dedi. Tutuklu sanıklardan Müjdat D. de, susma hakkını kullanırken, mahkeme başkanı olayda yaralanan Zekeriya Ç.'ye söz verdi. Ölen İbrahim Ç.'nin, firari sanık Adnan A. ile arasında husumet olduğunu söyleyen Zekeriya Ç., "Benim İbrahim'den öğrendiğim kadarıyla İbrahim'in tanıdığı bir kişi ile Adnan arasında arazi anlaşmazlığı vardı. İbrahim ara bulucu olarak gitti. Orada kafe devir konusundaki alacağını da konuşmuşlar. Aralarında tartışma çıkmış ve silahlar çekilmiş. İbrahim ağabeyin telefonuna kurşun gelmiş" dedi. "Ateş eden Müjdat'tı" Olay günü İbrahim Ç. ve arkadaşlarıyla kahvehanede oturduklarını belirten Zekeriya Ç., "Kahvehaneden çıktığımız sırada ben İbrahim ağabey ile arkadan geliyordum. O sırada silahlar ateşlendi. Ben ayağımdan ve kalçamdan yaralandım, İbrahim ağabey vefat etti. Ateş eden Müjdat'tı, şikayetçiyim" diye konuştu. "Oğlum, kendisini vurduranın Adnan olduğunu söyledi" Sanıkların hiçbirini tanımadığını söyleyen İbrahim Ç.'nin babası Süleyman Ç. ise oğlunun ölmeden önce kendisine isim verdiğini söyledi. Süleyman Ç., "Oğlumun Adnan'dan yaklaşık 10 milyon lira civarında alacağı vardı. Birlikte bir kafe işletiyorlardı. Devir sırasında Adnan oğluma, 'Ben alacağımı alayım, senin paranı sonra hallederiz' demiş. Adnan'ın borcu buradan geliyor. Refakat sırasında oğlum bana kendini vurduranın Adnan olduğunu, organize edenin de Hakan olduğunu söyledi. Hakan'ın Adnan'a 15 milyon lira borcu varmış. Adnan da borcuna karşılık bu işi yapmasını teklif etmiş. Sanıkların hepsinden şikayetçiyim" diye konuştu. Olay günü kahvehanede ağabeyi İbrahim Ç. ile birlikte oturduklarını belirten tanıklardan Muhammet Mustafa Ç. de, "Kahvehanede otururken, köşe masada bizi gözetlediklerini fark ettik. Rahatsız olduk. Ağabeyimin arkadaşının şantiyesine gidip, orada oturmaya karar verdik. Kahvehaneden çıkarken olay gerçekleşti" dedi. İddianamede de İbrahim Ç. ve Zekeriya Ç'yi takip eden Taner A.'nın, maktul ve arkadaşının kahveden çıkınca telefonla haber verdiği diğer sanıkların kendilerine ateş ettiğinin yer aldığını belirten mahkeme başkanı, firari sanıklar Adnan A. ve Taner A.'nın yakalanması için müzekkere yazılmasına ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Balıkesir polisi üst üste operasyonlarla cinayeti aydınlattı Haber

Balıkesir polisi üst üste operasyonlarla cinayeti aydınlattı

Olay, Karesi ilçesi 2. Sakarya Mahallesi Yasemin Sokak'ta 18 Eylül'de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yatsı namazını kıldıktan sonra camiden çıkan Nurettin A. (66), evine doğru yürüdüğü sırada kimliği henüz belirlenemeyen bir kişinin silahlı saldırısına uğradı. Yaşanan olayda N.A.'nın sırtına 2, başına ise 1 kurşun isabet etti. Silah seslerini duyan çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde N.A.'nın hayatını kaybettiği belirlendi. Olayın ardından Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Cinayet Büro ekipleri araştırmalara başladı. İlk operasyon İstanbul'da Olayı gerçekleştiren şahısların T.A. ve F.İ. isimli şahıslar olduğu tespit edilirken, 24 Eylül'de İstanbul'da Bağcılar ilçesi İstoç Sanayi Sitesi içerisinde ayrıca olaya aracılık eden şahıslardan olduğu değerlendirilen D.B. isimli şahıslar yapılan operasyon sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin yapılan ilk sorgusunda silahı parçalara ayırarak attıkları anlaşılınca ekipler delil nitaliğindeki silah parçalarını boş arazide bularak çalışmalarını tamamladı. Sorgu sonrası adli makamlara sevk edilen şüpheliler tutuklanarak Kepsut Cezaevi'ne gönderildi. İkinci operasyon için düğmeye basıldı Yaşanan cinayet olayının üzerine giden polis ekipleri ikinci operasyon için düğmeye bastı. Olayın azmettiricileri ve şüphelilere yardım ettikleri tespit edilen şüphelilere yönelik 15 Ekim'de Kars ve İstanbul illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilerden M.A., A.A. ve E.G., mahkemece tutuklanarak Kepsut Cezaevi'ne teslim edilerek cinayetle ilgili tutuklu sayısı 6 oldu. C.Ö. isimli şahıs ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Öte yandan, Nurettin A. ile şüpheliler arasında geçmiş yıllara ait husumet bulunduğu öğrenildi. Yaşanan cinayet sonrasında cinayeti işleyen şahsın olay yerinden kasklı halde kaçarkenki görüntüsü ise kameralara yansıdı.

Yaşlı çifti öldüren cani tutuklandı Haber

Yaşlı çifti öldüren cani tutuklandı

Bursa'nın Gemlik ilçesinde yaşlı karı kocanın evlerinde öldürülmesiyle ilgili gözaltına alınan 46 yaşındaki K.S., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, Halitpaşa Mahallesi’nde meydana geldi. Vural Kara ile eşi Asiye Kara’dan haber alamayan yakınlarının ihbarı üzerine eve gelen polis ve sağlık ekipleri, çifti hareketsiz halde buldu. Yapılan incelemede çiftin kesici alet ve sert cisim darbeleri sonucu hayatını kaybettiği belirlendi. Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde geniş çaplı soruşturma başlatan polis ekipleri, çiftin üst katında yaşayan K.S.’yi gözaltına aldı. İddiaya göre K.S.’nin evinde dambıl ve benzeri spor aletlerini yere vurarak gürültü yaptığı, bu nedenle çevrede yaşayan vatandaşların kendisinden rahatsız olduğu öğrenildi. Şüphelinin, kendisi hakkında yapılan şikayetlerden yaşlı çifti sorumlu tuttuğu ve çıkan tartışmanın ardından çifti demir bir cisimle öldürdüğü öne sürüldü. Emniyetteki işlemlerinin ardından Orhangazi’de sağlık kontrolünden geçirilen K.S., yoğun güvenlik önlemleri altında Gemlik Adliyesi’ne sevk edildi. Kasten öldürme suçundan tutuklandı Savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarılan K.S., kasten öldürme suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yaşanan çifte cinayet Gemlik’te büyük üzüntü ve tepkiye neden oldu.

Çamaşırhane cinayetinde istenen cezalar belli oldu Haber

Çamaşırhane cinayetinde istenen cezalar belli oldu

Olay, 26 Aralık 2025 tarihinde akşam saatlerinde Kartepe ilçesi Köseköy Mahallesi Kartal Sokak'ta meydana geldi. Çamaşırhanede çalışan yabancı uyruklu şahıslar arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede bıçaklı kavgaya dönüşürken, Abdolraouf Gorgani hayatını kaybetti, Muhammadsafa A. ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Olaya ilişkin Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro ekipleri tarafından, iş yeri çalışanlardan Mehdi B. (29), Golbahar P. ve Ali K. (19), Raouf P. yakalanarak gözaltına alındı. Mevcutlu olarak Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edilen şüpheliler, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma süresinde Ali K., dava süresinde ise Golbahar P. tahliye edildi. "Abdolraouf ile aramızda husumet yoktu" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar Mehdi B. ve Raouf P., tutuksuz sanıklar Golbahar P. ve Ali K. ile avukatları katıldı. Maktul Abdolraouf Gorgani'ye yönelik 'kasten öldürme' suçundan yargılanan Raouf P., Abdolraouf ile aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını savunarak, "Olay gecesi Golbahar yanımıza gelerek Abdolraouf'un Ali'yi dövdüğünü söyledi. Olaya müdahale etmek için yanlarına gittik ancak kapı kapalıydı. İçerden Abdolraouf, Ali'ye 'Uyuşturucuyu neden çantana koydun?' diye bağırıyordu. Kapıyı açmasını söyledik açmayınca Mehdi kapıyı kırdı. Abdolraouf, Mehdi'ye 'Sen karışma, odadan çık' dedi. Mehdi çıkmayacağını söyleyince Abdolraouf onun yakasına yapıştı ve yumruk attı" dedi. "Bıçak Abdolraouf'un şah damarına geldi" Yaşanan olay sonrası kavga çıktığını söyleyen Raouf P., savunmasına şöyle devam etti: "Bunun üzerine kavga etmeye başladılar. Benim hiçbir şekilde Abdolraouf'a eylemim olmadı. Biz sadece odada onları kavgayı ayırmaya çalıştık. Daha sonra koridora çıktılar ve kan gördüm. Mehdi'nin bıçak çıkarttığını gördüm ama sapladığını görmedim. Abdolraouf'ta bıçak görmedim. Kan görünce korkuyla kaçmaya başladık. Kaçmamın sebebi Türkiye'de oturum iznimin olmamasından kaynaklıydı. Kaçtığımızda Mehdi bana, 'Bıçak Abdolraouf'un şah damarına geldi. Ölüp ölmediğini bilmiyorum' dedi. Abdolraouf'un Ali'yi odaya alıp kızma sebebi memleketten gelen eşyalarının arasından uyuşturucu çıkmasıymış. Suçsuzum, beraatimi istiyorum." "Kendimi kurtarmak amacıyla sadece bıçağı savurdum" Öldürme kastının olmadığını savunan Mehdi B. de "Abdolraouf beni bıçakladı, kendimi kurtarmak amacıyla sadece bıçağı savurdum. Olaya dahil olmamın sebebi sadece Ali'yi Abdolraouf'tan korumaktı. Odaya girdiğimde Abdolraouf'un Ali'ye tekme ve tokat ettiğini gördüm. Olay sebebiyle çok pişmanım" şeklinde konuştu. Tutuksuz sanık Golbahar P. ise önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyleyerek suçlamaları kabul etmedi. "Abdolraouf bana birkaç kez tokat attı, başka bir şey yapmadı" Tutuksuz sanık Ali K. ise savunmasında, "İş yerinde çalışan İbrahim, memleket izninden dönünce eşyalarımı getirmesini istemiştim. İbrahim eşyalarımı getirince içinden uyuşturucu çıkmış. İbrahim, bunu fotoğraflayıp Abdolraouf'a yollamış. Abdolraouf da durumu bana sordu. Uyuşturucunun bana ait olmadığını söyledim. Abdolraouf bana birkaç kez tokat attı, başka bir şey yapmadı. Kapı kırılınca da bana bir eylemde bulunmadı. Mehdi içeri girince Abdolraouf ona yöneldi, 'Çık dışarı' dedi. Mehdi, ustabaşımız olduğu için 'Bu benim elemanım, senin onunla ne işin olabilir?' dedi. Mehdi dışarı çıkmayınca Abdolraouf onun yakasına yapıştı yumruk attı. Bunun üzerine kavga başladı. Raouf'un maktule vurduğunu hiç görmedim. Abdolraouf'ta da bıçak görmedim" ifadelerini kullandı. 2 sanık için hapis, 2 sanık için beraat istendi Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında, Mehdi B.'nin Abdolraouf Gorgani'yi kasten öldürme suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca Mehdi B.'nin Muhammadsafa A.'yı öldürmeye teşebbüs suçundan 10 yıldan 18 yıla kadar hapis ve 6136 sayılı Kanun kapsamında ayrıca cezalandırılmasını istedi. Raouf P. hakkında ise Abdolraouf Gorgani'nin öldürülmesine iştirak suçundan 15 yıldan 18 yıla kadar, Muhammadsafa A.'nın öldürülmesine teşebbüse iştirak suçundan ise 6 yıl 8 aydan 12 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Mütalaada Ali K. ve Golbahar P.'nin ise kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraatleri istendi. Sanık avukatlarının mütalaaya karşı savunmalarının alınmasının ardından mahkeme heyeti, sanıkların mevcut hallerinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Ormanda boğazı kesilerek öldürülen Gökçe'nin ailesi konuştu: Son görüntüleri yürek burktu Haber

Ormanda boğazı kesilerek öldürülen Gökçe'nin ailesi konuştu: Son görüntüleri yürek burktu

Olay, Karacabey ilçesi Güngörmez Mahallesi'ndeki ormanlık alanda meydana geldi. İddiaya göre Gökçe Alkan (18) ile erkek arkadaşı Mustafa B. (24), otomobille ormanlık alana gitti. İkili arasında ayrılma meselesi yüzünden tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Mustafa B.'nin bıçakla Gökçe Alkan'ın boğazını kestiği öne sürüldü. Genç kız olay yerinde hayatını kaybederken, şüpheli de kendisine zarar verip boynundan yaralandı. Jandarma ekiplerince gözaltına alınan şüphelinin hastanedeki tedavisinin sürdüğü bildirildi. "Çıkma dedim ama çıkacağım dedi" Kızının ölümünden önce son kez birlikte vakit geçiren anne Alkan, Gökçe'nin olay günü saat 18.00 sıralarında dışarı çıkmak istediğini söyledi. Saat 18.00'a kadar kızıyla birlikte olduğunu belirten acılı anne, "18.00'a kadar beraberdik. O saatten sonra 'Dışarı çıkacağım anne' dedi. 'Çıkma' dedim ben ona. 'Çıkacağım' dedi' ifadelerini kullandı. Kızının erkek arkadaşıyla yaşadığı sorunları kendisine anlatmadığını söyleyen anne, daha önce tehdit edilip edilmediğini de bilmediğini belirterek, "Hiçbir şey demedi. İçinde yaşıyordu, saklıyordu. Hiçbir şey söylemedi" dedi. Saatlerce telefonuna ulaşamadı Gökçe'den haber alamayınca endişelenmeye başladığını anlatan anne Alkan, saat 21.00'den sonra kızını defalarca aradığını ancak telefonlarına cevap verilmediğini söyledi. Bir süre sonra damadının kendilerine Gökçe'nin erkek arkadaşıyla kavga ettiğini söylediğini aktaran anne, önce hastaneye gittiklerini, ardından karakola geçtiklerini ve gerçeği burada öğrendiğini belirtti. "Adalet istiyorum" Kızının ölümünün ardından tek taleplerinin adalet olduğunu söyleyen Zeynep Alkan, "Adalet istiyorum. Benim kızıma nasıl öldürdüyse ona da aynısının yapılmasını istiyorum" dedi. Anne Alkan, 5 Ekim'de Gökçe için düzenlenen yürüyüşte de "Bütün Gökçelere, bütün kızlara adalet istiyorum. Benim yaşadığımı hiçbir anne yaşamasın" sözleriyle adalet çağrısında bulunmuştu. Ablası: "Sessiz, sakin, sürekli gülümseyen biriydi" Gökçe Alkan'ın ablası Özlem Akbay ise kardeşinin sessiz, sakin, kimseye zararı olmayan ve sürekli gülümseyen bir genç kız olduğunu söyledi. Olaydan kısa süre önce kardeşiyle birlikte vakit geçirdiğini anlatan abla Özlem Akbay, Gökçe'nin o gece kendisini çağırması üzerine yanına gittiğini belirterek, "Beraber oturduk, eğlendik. Gayet iyiydi, keyfi yerindeydi, hiçbir şey yoktu" dedi. Ablasının anlatımına göre Gökçe'nin erkek arkadaşı, iki gündür kendisine ulaşmadığını ve hastanede olduğunu söylemişti. Bu anlatıma inanmadığını belirten abla Özlem Akbay, kardeşine erkeğin kendisine yalan söylediğini düşündüğünü belirterek, "Gökçe dedim, insan sürekli kaza mı yapar? O çocuk sana yalan atıyor. Kanıtlayacağım sana dedim" diyen abla, erkek arkadaşının gerçekten hastanede olup olmadığını öğrenmek için hastaneleri aradığını ancak bilgi alamadığını söyledi. "Gitme dedim, yüzleşmek istedi" Gökçe'nin öldürüldüğü gün erkek arkadaşının yeniden kendisini aradığını anlatan abla Özlem Akbay, Mustafa B.'nin kaza yaptığını ve otomobilini göstermek istediğini söylediğini aktardı. Kardeşine gitmemesi yönünde uyarıda bulunduğunu belirten abla, "Gökçe dedim, gitme, boş ver, ne gerek var? ‘Yüzleşmek istiyorum, göreyim bakalım' dedi" ifadelerini kullandı. Gökçe'nin bunun üzerine buluşmaya gittiğini belirten abla, yaşananların planlı bir cinayet olduğunu düşündüğünü söyledi. "Telefonunu sahile attığını ölümünden sonra öğrendim" Kardeşine erkek arkadaşının uyuşturucu kullanıp kullanmadığını da sorduğunu aktaran Özlem Akbay, "Gökçe'nin kendisine "Hayır, içmiyor. Benim yanımda sigara bile içmiyor" dediğini söyledi. Ancak daha sonra çevreden farklı söylentiler duyduğunu belirten abla, Gökçe'nin başka bir telefonunun olduğunu ve bu telefonun sahile atıldığını kardeşinin ölümünden sonra arkadaşlarından öğrendiğini ifade etti. "Çocuğa sordum, kardeşime ne oldu diye" Olayın ardından hastaneye gittiğini anlatan Gökçe'nin ablası, burada şüpheliyle karşı karşıya geldiğini söyledi. İlk başta yaşananları kaza olarak düşündüğünü belirten abla, "Çocuğa sordum, 'Kardeşime ne oldu, ne olur söyle' diye. Çocuk hiçbir şey söylemedi" dedi. Gökçe'nin hakkını arayacağını belirten abla, "Gökçe'nin hakkını aramak istiyorum. Adalet istiyorum" diye konuştu. Dayısı: "Melek gibi bir kızdı" Gökçe Alkan'ın dayısı Şenol Yavuz da yeğeninin ölümünün ardından büyük acı yaşadıklarını söyledi. Gökçe'yi 18 yaşına kadar el bebek gül bebek büyüttüklerini belirten Yavuz, "Melek gibi bir kızdı. 18 yaşına kadar el bebek gül bebek besledik. Güzel bir şekilde hayatını yaşamaya çalıştı. Hayatının en güzel anında katledildi" dedi. Yeğeniyle olaydan birkaç gün önce görüştüğünü ancak erkek arkadaşıyla ilgili herhangi bir konuşma yapmadıklarını belirten Yavuz, daha önce Gökçe'nin tehdit edildiğine yönelik kendisine herhangi bir bilgi ulaşmadığını söyledi. "Baştan kötü bir olay olduğunu söylemediler" Olayı ilk olarak farklı şekilde öğrendiğini anlatan Şenol Yavuz, kendisine önce Gökçe'nin hastaneye kaldırıldığı bilgisinin verildiğini söyledi. "Baştan kötü bir olay olduğunu söylemediler. Hastaneye kaldırıldığını söylediler. O şekilde gittim de bu olayın bu şekilde cereyan ettiğini öğrendik" diyen Yavuz, cinayetin nasıl işlendiğine dair kendilerinin de tüm ayrıntıları bilmediğini ifade etti. Gökçe'nin cenazesi toprağa verildi Bu yıl Farabi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri Alanı'ndan mezun olduğu ve iş aradığı öğrenilen Gökçe Alkan'ın, ailenin 3 kız çocuğunun en küçüğü olduğu belirtildi. Gökçe Alkan'ın cenazesi, Bursa Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi. Uluabatlı Hasan Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından genç kız toprağa verildi. Öte yandan, Gökçe Alkan için 5 Ekim'de Karacabey'de yürüyüş düzenlendi. Ellerinde Türk bayrakları ve Gökçe'nin fotoğraflarıyla yürüyen vatandaşlar, "Gökçeler ölmesin" sloganları atarak kadın cinayetlerine tepki gösterdi. Genç kızdan geriye mutlu günlerinde çekilmiş videoları kalırken, kapının önüne de giymeye doyamadığı spor ayakkabıları konuldu

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.