Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Çiftçiler

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Çiftçiler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçiler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Yumaklı: "Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak 140 milyon tonu aştık" Haber

Bakan Yumaklı: "Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak 140 milyon tonu aştık"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bu yılki bitkisel üretim beklentimiz 140 milyon tonu aşmış durumda. Bu rakam Cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakamdır" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Edirne'de katıldığı programda Türkiye'nin tarımsal üretimi, tarım diplomasisi ve sektöre yönelik yeni finansman imkanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yumaklı, Türkiye'nin tarımsal hasılada dünyada 7'nci sıraya yükseldiğini, 2026 yılı bitkisel üretim beklentisinin 140 milyon tonu aştığını ve Dünya Bankası ile imzalanan proje kapsamında 10 yıl boyunca 5,3 milyar dolarlık finansman sağlanacağını açıkladı. Türkiye'nin hedeflerini büyüttüğünü belirten Bakan Yumaklı, tarım diplomasisinin önemine dikkat çekerek Çin, Almanya ve Rusya ile temasların güçlendirildiğini söyledi. "Türkiye artık eski Türkiye değil" Bakan Yumaklı, Türkiye'nin bölgesel ve küresel alanda artan ağırlığına ilişkin, "Türkiye artık eski Türkiye değil. Bugün vizyonunu ve hedeflerini büyütmüş, çıtayı çok daha yükseklere koymuş bir Türkiye'yi konuşuyoruz. Bunun en somut ifadelerinden birisi de Türkiye Yüzyılı hedefini önümüze koymuş olmamız. Bu bizim yeniden tarih yazan bir aktör olarak ortaya çıkma iddiamızdır. Bu konuda hem ülkemizin hem de milletimizin potansiyeline güveniyoruz, inanıyoruz. Terörsüz Türkiye sürecinde ise inşallah çok önemli bir eşiği aşmak üzereyiz. Hepimiz bundan son derece eminiz ki bu süreç ülkemizi gerçek gücüne daha da yaklaştıracaktır. Bu süreç hem milli birliğimiz, kardeşliğimiz ve demokrasimiz adına büyük bir kazanım olacaktır hem de bu ülkenin kaynaklarını artık bu ülkenin eğitimine, sağlığına, tarımına, sanayisine aktarmak için de bizlere önemli fırsatlar verecektir. Türkiye'nin hem bölgemizde hem de küresel zeminde artan prestijini ve ağırlığını da kuvvetlendirecektir" dedi. "Mağdur halkların o mağduriyetini, o mazlumiyetini ifade eden Cumhurbaşkanımız ve Türkiye olmuştur" Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasına da değinerek, "Cumhurbaşkanımızın vizyoner siyasetinin bölgemiz ve dünya üzerinde etkisini güçlü bir şekilde hissettirdiği bir dönemden geçiyoruz. Cumhurbaşkanımız Türkiye olarak güçten değil, haktan yana olduğumuzu bir kez daha en açık bir şekilde ifade etmiştir. Bunun en son örneği de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapmış olduğu konuşmadır. Katliamlara, haksızlığa, sömürüye karşı hukukun ve adaletin hakim olduğu bir dünya için, hakim olması gereken bir dünya için bütün vicdanlara Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden seslenmiştir. Ben bu ülkenin bir evladı olarak Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Biz haktan ve haklıdan yana olmayı milletimiz için, ülkemiz için bir onur meselesi olarak görüyoruz. Bunun AK Parti için önemi başından bu yana ifadesinde makes bulmuştur. O da güçlülerin değil, milletin davası olmuştur. Bu dava Edirne'den Gazze'ye kadar, Gazze'den Arakan'a kadar gönül köprüsü kuranların, dünyanın neresinde bir mazlum varsa onun gözyaşını silme derdinde olanların davasıdır. Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünde seslendirdiği üzere Sezai Karakoç'un o muhteşem ifadeleriyle söylersek eğer: ‘Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Biz sussak tarih susmayacak, tarih dahi sussa hakikat susmayacak.' Nitekim dünya da sussa ta en başından bu yana mazlum ve mağdur halkların o mağduriyetini, o mazlumiyetini ifade eden Cumhurbaşkanımız ve Türkiye olmuştur. Ben Cumhurbaşkanımızla beraber bütün AK Partili, bütün Cumhur İttifakı'na dahil olan partiler de dahil olmak üzere bu gür sedayı vermeye devam edeceğimizi buradan tekrar ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Tarım diplomasisini öne çıkarıyoruz" Tarım diplomasisinin önemine dikkat çeken Yumaklı, "Ülkemizin bölgesinde ve dünyada güçlenen bir diplomasi anlayışının en önemli unsurlarından birisi olarak da artık tarım diplomasisini öne çıkardığımızı söylemek istiyorum. Son 3 haftadır özellikle tarım diplomasisinde çok önemli adımlar attık. Bu süreçte Çin, Almanya ve Rusya ile temaslarımızı güçlendirdik. Bu görüşmeleri imzaladığımız anlaşmalarla, yapmış olduğumuz mutabakatlarla da ülkemiz lehine ve menfaatine sonuçlara dönüştürmüş olduk. Buraya dün gece geç saatlerde Rusya'dan geldik ve ayağımızın tozuyla da bugün Edirne'deyiz. Bütün bu çalışmalarımızda gıda arz güvenliğimizi küresel gelişmelere ve yeni şartlara daha dayanıklı hale getirmeye gayret ediyoruz. Bunu ifade etmek istiyorum. Tabii mevcut gündelik sorunları ya da güncel sorunları çözmeye devam ederken aynı zamanda üreticilerimizin ürünlerinin de bu pazarlarda yer alması için onların önünü açmak üzere çok yoğun bir çaba ve gayret içerisindeyiz. Türk tarımının dünyadaki mevcut gücünü daha ileriye taşımak üzere gayret ediyoruz" dedi. "2026 yılı tarımsal üretimde çok güzel bir yıl oldu" Türkiye'nin tarımsal hasılada ulaştığı seviyeye değinen Yumaklı, "Tabii bütün bunların da bir sonucu oluyor elbette. Bu ülkenin tecrübeli ve kadimden gelen bilgi ve deneyimiyle üreten üreticilerinin, çiftçilerinin oluşturmuş olduğu tarımsal hasıla 2025 yılı sonu itibarıyla 83.2 milyar dolara ulaşmış durumda. 24 yıl öncesini düşünürsek eğer Türkiye dünyada tarımsal hasılada 12. sıradaydı, şu anda 7. sırada. Bu başarıda emeği olan bütün üreticilerimize, bütün çiftçilerimize, bütün sanayicilerimize, sektörün bütün paydaşlarına buradan canıgönülden teşekkür ediyorum. 2026 yılı ise tarımsal üretimde hamdolsun çok güzel bir yıl oldu. İklim şartları da bize yardımcı oldu hamdolsun ve sektörün de altyapısının güçlü olması ile birlikte bu yılki bitkisel üretim beklentimiz 140 milyon tonu aşmış durumda. Bu rakam Cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakamdır; bunu da altını çizerek ifade etmek istiyorum. Tabii bugünlerde yeni üretim sezonu için çiftçilerimiz, üreticilerimiz hazırlıklarına da başladı bir yandan. İnşallah yeni dönemin de aynı 2026'da olduğu gibi bereketli bir yıl olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "5,3 milyar dolarlık finansman paketi" Dünya Bankası ile imzalanan finansman anlaşmasına ilişkin bilgi veren Yumaklı, "14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nde Cumhurbaşkanımızın duyurmuş olduğu bir gelişmenin bir adım daha öteye taşındığını buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Dünya Bankası tarafından sağlanacak bir kaynakla Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi'nin bu yıl başlayacağını Cumhurbaşkanımız ifade etmişti. Bu finansman paketi için dün itibarıyla Dünya Bankasıyla artık kesin bir netice olarak imzalar atılmış oldu. Bu projeyle gıda ve tarım sektörüne yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Bu neden önemli? Evet, biz üretiyoruz ancak hep ifade ettiğimiz gibi eğer katma değerli bir ürüne dönüştürmezseniz aslında bir potansiyeli de heba etmiş olursunuz. Biz bu konuda özellikle üretim planlaması 2024 yılında yürürlüğe girdi, hayata geçti; şimdi bunun ikinci adımını, yani üretmiş olduğumuz ürünlerin üretiminin de katma değerli hale getirilmesinin de planlaması aşamasına geçmiş durumdayız. Bu finansman desteğinin tarım ve gıda alanında yapılacak tesis, inşaat ve makine-ekipman yatırımlarına verileceğini söylemek istiyorum. Ve tabii ki elbette bizim öngördüğümüz vizyon ve uygulanacak istikamet çerçevesinde. Tabii temel amacımız üreticilerimizin üretmiş olduğu ürünlerin pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemin hayata geçirilmesi buradaki temel amacımız. 10 yıl boyunca devam edecek bu proje ve 5.3 milyar dolarlık bir rakamı ihtiva ediyor. İnşallah Dünya Bankası tarafından onaylanan ilk 750 milyon doların çağrısını bu yıl bitmeden yapmak istiyoruz. Projenin başvuru şartlarını ve detaylarını TKDK kurumumuz yürütücü olarak devam edeceği için açıklayacak inşallah" diye konuştu.

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor Haber

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi. Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirterek, hastalıktan korunmada kişisel önlemlerin büyük önem taşıdığını vurguladı. KKKA Nedir? Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin kenelerin insanları ısırmasıyla bulaşan bir virüs tarafından oluşturulan ve ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve daha ciddi olgularda kanama gibi bulgu ve belirtiler oluşturarak ölümlere neden olabilen zoonotik, yani hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın ilk olarak Kırım bölgesinde, sonraki yıllarda ise Kongo’da tespit edildiğini belirten Özsoy, 1969 yılında bu iki bölgede görülen virüslerin aynı olduğunun anlaşılması üzerine hastalığın “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” olarak isimlendirildiğini ifade etti. “Vakalar Bahar ve Yaz Aylarında Artıyor” KKKA vakalarının, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği bahar ve yaz aylarında görüldüğünü belirten Özsoy, hastalığın Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat’ta tespit edildiğini söyledi. Hastalığın çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığını kaydeden Özsoy, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük’ün hastalığın yoğun görüldüğü iller arasında yer aldığını dile getirdi. “Bulaşma Yollarına Dikkat” Hastalığın ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaştığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığın bulaştırıcısı olan asıl kene türünün Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Özsoy, bunun yanı sıra hastalığın viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku ve vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabildiğine dikkat çekti. “Belirtiler ve Kuluçka Süreci” Kuluçka döneminin genellikle 1 ila 3 gün arasında değiştiğini, en fazla ise 9 güne kadar uzayabildiğini belirten Özsoy, enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında bu sürenin 5 ila 6 gün, en fazla ise 13 gün olabileceğini ifade etti. “Hastalığın Özel Bir Tedavisi Bulunmuyor” KKKA’nın özel bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Özsoy, tedavinin esasını destek tedavisinin oluşturduğunu söyledi. Günümüzde hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmadığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. “Her Yıl Nisan-Ekim Arasında Görülüyor” Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmaların Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü ifade eden Özsoy, kişisel korunma önlemlerinin alınmasının hastalığın kontrolünde ön planda olduğunu söyledi. Türkiye’de KKKA’nın her yıl nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü, haziran ve temmuz aylarında ise vaka sayılarının zirveye ulaştığını belirten Özsoy, hastalığın yaklaşık yüzde 4-5 oranında ölümcül seyredebildiğini dile getirdi. Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de 17 bin 132 vaka görüldüğünü ve 819 ölüm kaydedildiğini belirterek, en yüksek vaka sayısının 2009 yılında 1.318 vaka olarak gerçekleştiğini, 2017 yılında ise 343 vakanın tespit edildiğini söyledi. Hastalığın halen ülkemiz açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. “Risk Altındaki Meslek Grupları” Hastalığın özellikle endemik bölgelerde yaşayan tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, enfekte hastalarla temas eden sağlık personeli, laboratuvar çalışanları, hasta yakınları, askerler ve kamp yapan kişiler açısından risk oluşturduğunu belirten Özsoy, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Basit Tedbirlerle Korunmak Mümkün” Kene yönünden riskli alanlara gidilirken vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özsoy, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasının ve açık renkli kıyafetlerin kullanılmasının kenelerin fark edilmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Riskli alanlardan dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Özsoy, kene tutunması halinde çıplak elle temas edilmeden uygun bir malzeme yardımıyla çıkarılması gerektiğini söyledi. Kenenin erken çıkarılmasının hastalığın bulaşma riskini azalttığını belirten Özsoy, kişinin keneyi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade etti. Hayvanların sağlıklı görünse bile hastalığı taşıyabileceğine dikkat çeken Özsoy, hayvanların kanı, vücut sıvıları ve dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğini söyledi. “Kene Çıplak Elle Ezilmemeli” Kenelerin uçan ya da zıplayan canlılar olmadığını, yerden yürüyerek insan vücuduna tırmandığını belirten Özsoy, vücuda tutunan veya hayvanlar üzerinde bulunan kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi ve patlatılmaması gerektiğini vurguladı. Kenelerin üzerine sigara basılması ya da kolonya ve gaz yağı gibi maddeler dökülmesinin yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Özsoy, bunun kenenin kasılmasına neden olarak virüsü kişiye bulaştırma riskini artırabileceğini söyledi. “Temas Sonrası Takip Önemli” Kene tutunan kişilerin 10 gün boyunca halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini izlemeleri gerektiğini belirten Özsoy, bu belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Maruz kalan kişilerin günlük vücut ısısı ölçümü ve haftalık tam kan sayımı da dahil olmak üzere iki haftalık bir izlem sürecinden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Özsoy, karantina uygulanmasına gerek olmadığını söyledi. İzlem döneminde ateşli bir hastalık gelişmesi durumunda tanısal testlerin yapılması gerektiğini belirten Özsoy, Ribavirinin koruyucu amaçla kullanımının rolünün ise halen netlik kazanmadığını ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. “Çevre Temizliğinde Çamaşır Suyu Etkili” Çevre temizliği konusunda da bilgi veren Özsoy, sodyum hipokloritin, yani çamaşır suyunun virüse karşı oldukça etkili olduğunu söyledi. Kan ve vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeylerde 1’e 10’luk solüsyonların kullanıldığını belirten Özsoy, organik materyaller uzaklaştırıldıktan sonra uygulanmasının etkinliği artırdığını ifade etti. Hazırlanan solüsyonların 24 saat sonra etkinliğinin azaldığını kaydeden Özsoy, bu nedenle günlük hazırlanması gerektiğini ve hazırlanan ortamın iyi havalandırılmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Bursa'da Yenişehir Ovası yağmurlarla şenlendi Haber

Bursa'da Yenişehir Ovası yağmurlarla şenlendi

Son yıllarda sulama göletlerinin boşaldığı tarımsal sulamanın tehlikeye girdiği Bursa’nın Yenişehir Ovası’nda bahar yağmurlarının sevinci yaşanıyor. Yağmurların etkisiyle ovaya hayat veren Boğazköy Barajı’nın kapakları açıldı. Fazla suyun Kocasu Deresi’ne dökülerek tahliye edildiği ova bereketle buluştu. Bursa’nın Yenişehir ilçesinde Kocasu Deresi’nin güzergâhı üzerindeki Ayaz Köyü’nde çiftçiler son yağmur yağışlarının sevincini yaşıyor. Köy Muhtarı Mehmet Emin Ay, “Bahar kuvvetli geldi, doğa ve tarlalar şenlendi” diyerek duygularını dile getirdi. 2024 ve 2025 yıllarında kuraklığın baş gösterdiği doğada şimdilerde yağmur bereketinin yaşandığını ifade eden Muhtar Ay, “O yıllarda balıklar ölmüş, arazilere su götürülememişti. Doğa adeta can çekişiyordu. Bugünlerde ise mevsim normallerinde gerçekleşen yağışlar yüzlerimizi güldürdü. Öyle ki sula barajının kapakları açılarak Kocasu Deresi’ne fazla sular bırakılıyor” dedi. Yağmurun tarımsal sulamaya da katkılarının büyük olduğuna dikkat çeken Muhtar Ay sözlerini şöyle tamamladı: “Köyümüzün arazilerine sulama suyunu, yeraltı sulama sistemiyle Kocasu Deresi’nden karşılıyoruz. Buğday, yağlık ayçiçeği, fasulye, barbunya, bezelye ve tohumluk mısırlar ekilip dikildi. Biber fidelerinin ise dikimleri sürüyor. Bu sezon tarımsal faaliyetlerde su sıkıntısı yaşanmayacak.”

Meteoroloji’den kuvvetli yağış uyarısı! Haber

Meteoroloji’den kuvvetli yağış uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 8 Nisan Çarşamba gününe ilişkin hava tahmin raporunu yayımladı. Yapılan son değerlendirmelere göre, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu(Van ve Iğdır hariç), Güneydoğu Anadolu ile Balıkesir, Yalova, Bursa, Bilecik ve Sakarya çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Genellikle yağmur ve sağanak, Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun yükseklerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görülecek olan yağışların; Doğu Akdeniz, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu'nun kuzeyi ile Kayseri, Sivas, Malatya, Muş ve Bingöl çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; Marmara, İç Ege, Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun kuzeybatısında kuzeyli yönlerden, Akdeniz’in doğusu ve iç kesimleri ile İç Anadolu’nun güney ve doğusunda güneyli yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor. Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'da yüksek kar örtüsüne sahip eğimli alanlarda çığ ve kar erimesi tehlikesi bulunmaktadır. Hava sıcaklığının, kuzey ve iç kesimlerde hissedilir derece (3 ila 7) azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik beklenmiyor. Rüzgar genellikle güneyli yönlerden, batı kesimlerde kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara, İç Ege, Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun kuzeybatısında, Akdeniz’in doğusu ve iç kesimleri ile İç Anadolu’nun güney ve doğusunda kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor. KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI Yağışların, Doğu Akdeniz, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu'nun kuzeyi ile Kayseri, Sivas, Malatya, Muş ve Bingöl çevrelerinde yerel kuvvetli olması tahmin edildiğinden dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir. KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI Rüzgarın; Marmara, İç Ege, Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun kuzeybatısında kuzeyli yönlerden, Akdeniz’in doğusu ve iç kesimleri ile İç Anadolu’nun güney ve doğusunda güneyli yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi tahmin edildiğinden dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir. ZİRAİ DON UYARISI Yapılan son değerlendirmelere göre: ülkemizin kuzey ve iç bölgelerindeki soğumaya bağlı olarak, Marmara'nın güneydoğu, İç Ege, İç Anadolu'nun kuzeyi, Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde hafif, Çarşambayı Perşembeye bağlayan geceden itibaren İç Anadolu, Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'nun kuzeyinde orta ve yer yer kuvvetli zirai don riski bulunmaktadır. Cumartesi gününe kadar devam etmesi beklenen zirai don tehlikesine karşı başta üretici ve çiftçiler ile ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerekmektedir. ÇIĞ TEHLİKESİ UYARISI Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun doğusunun yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi bulunmaktadır.

Dünyanın en absürt savaşı..makineli tüfekler kuşa karşı.. Haber

Dünyanın en absürt savaşı..makineli tüfekler kuşa karşı..

Tarih, binlerce savaşa sahne oldu ancak bunlardan birisi insanlar arasında değil hayvana karşıydı. Avustralya devlet armasında bulunan iki hayvandan biri olan koşucu devekuşu türü olan emu. Dünyada popülasyonu sadece Avustralya’da bulunan bu tür ne kadar da ülkenin simgesi olsa da 1932 yılında Avustralya devleti tarafından bu kuşlara resmi savaş ilan edildi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurtlarına dönen Avustralyalı askerler savaştan önce icra ettikleri mesleklerine döndüler. Askerlerin çoğu çiftçi olduğu için Hükümet askerlere ülkenin batısında 90 bin hektar tarım arazisi verdi ancak gözden kaçan bir detay vardı. Askerlere verilen tarım arazilerinin bölgesi yerel devekuşu türü olan emuların göç yolu üzerindeydi. Emular yavrulama dönemlerinde bu bölgeye geliyorlardı. Büyük Buhran yılı olan 1929’a kadar bölgede belli bir sorun yaşanmazken Büyük Buhran’ın etkisiyle yaşanan kuraklık emu kuşlarını tarım arazilerine akın ettirdi. 20.000 emu tarım alanlarını talan ettikten sonra eski asker çiftçiler kendi standart tüfekleriyle karşı koymaya çalıştı ancak ortalama 1.90 metre boyunda ve hızı saatte 50 kilometre hızla koşabilen bu kuşlara etki etmedi. Dönemin Savunma Bakanı’na başvuran çiftçilere olumlu dönüş yapıldı ve resmi şekilde Avustralya Devleti, emulara karşı savaş başlatmıştı. Makineli tüfeklerle yapılan ilk saldırı Emuların mermilerden kaotik ve hızlı bir şekilde kaçmasıyla olumsuz sonuçlandı. Bu saldırıda sadece birkaç emu vurulabildi. Taktik değiştiren Avustralya askerleri emuların su içmek için toplandığı gölete baskın yaptı. Saldırının başlaması ile dönemin teknoloji harikası makineli tüfekler tutukluk yaptı. Yaklaşık 1000 emunun bulunduğu gölette sadece 12 emu vurulabildi. Günler geçtikçe yeni taktikler üretilse de en son kamyonların arkasına tüfek koyup kovalamayı deneyen Avustralya askerleri arazinin engebeli ve emuların kamyondan hızlı olması nedeniyle yine başarısız olmuştu. Ordunun başındaki Binbaşı Meredith, çaresizliğini bu sözlerle anlatıyordu; “Eğer bu kuşların mermi taşıma kapasitesine sahip bir askeri birliğimiz olsaydı, dünyanın herhangi bir ordusuyla yüzleşebilirdik. Makineli tüfeklere karşı tankların dayanıklılığına sahipler. Zulu savaşçıları gibiler, dum-dum kurşunları bile onları durduramıyor.” Yaşanan utanç verici başarısız saldırılar ülke genelinde de tepki alınca mecliste alınan karar ile Avustralya askeri bölgeden çekildi ve savaşın mutlak galibi emular oldu. Berk Asıl

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.