Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ci̇mer

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ci̇mer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ci̇mer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Çocuğumuzun doğum gününe 2-3 gün kala bu olayın yaşanması bizi derinden üzdü" Haber

"Çocuğumuzun doğum gününe 2-3 gün kala bu olayın yaşanması bizi derinden üzdü"

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde eğitim gördüğü özel anaokulunun oyun alanında fare zehiriyle temas ettiği öne sürülen 5 yaşındaki çocuk, zehirlenme şüphesiyle 2 gün hastanede gözetim altında tutuldu. Test sonuçları temiz çıkan çocuğun ailesi, okul yönetimi hakkında şikayette bulundu. Baba Gürcan Yılmaz, yaptığı açıklamada, "Çocuğum öğretmenlerine elini ağzına sürdüğünü ve acı bir tat hissettiğini söyleyince, onlar da özel bir hastanenin hemen dibinde olmalarına rağmen çocuğa yoğurt yedirmişler. Çocuk oyun alanında zehirin ne işi var" dedi. Olay, 29 Haziran günü öğle saatlerinde Gölcük’teki bir özel anaokulunda meydana geldi. İddiaya göre, çocukların oyun oynadığı alanda bulunan fare zehiri istasyonu, başka bir çocuk tarafından yerinden alınarak yerde oturan L.’nin (5) yanına getirildi. Kutunun içerisindeki maddeyle yaklaşık 2 dakika oynadığı öne sürülen L. elini ağzına götürmesinin ardından acı bir tat hissettiğini öğretmenlerine söylediği belirtildi. 2 gün hastanede gözetim tutuldu Durumu fark eden görevlilerin çocuğun elini ve ağzını yıkadığı, ardından tedbir amacıyla yoğurt yedirdiği iddia edildi. Olaydan yaklaşık 40 dakika sonra bilgilendirilen aile, L.’yi okuldan alarak yakındaki özel hastaneye götürdü. Zehir Danışma Hattı ile yapılan görüşmenin ardından hastaneye yatırılan küçük çocuk, 2 gün boyunca gözetim altında tutuldu. Ayrıca, iddialarla ilgili telefonla ulaşılan okul yetkilileri, konunun yargıya taşınması sebebiyle şimdilik herhangi bir açıklama yapılmayacağını kaydetti. "Özel bir hastanenin hemen dibinde olmalarına rağmen çocuğa yoğurt yedirmişler" Minik L.’nin babası Gürcan Yılmaz konuyla ilgili yasal işlem başlattıklarını bildirdi. Yaşananları anlatan Gürcan Yılmaz, "29 Haziran’da öğle saatlerinde kreşten eşime bir telefon geldi. ’Çocuğunuz okul bahçesinde oynarken, içerisinde zehirli madde bulunan ve haşereyle mücadele amacıyla kullanılan fare istasyonlarını tekmeleyerek açtı. İçindeki zehiri parçaladı ve bir süre oynadı. Bu zehre maruz kaldı. Daha sonra kreşteki öğretmenlerin bunu görmesiyle eli ve ağzı lavaboda yıkandı. Tedbir amacıyla da maalesef yoğurt yedirildi’ diye eşime bildirildi. Biz bu durumu olaydan yaklaşık 40 dakika sonra haber aldık. Bizim de oraya gitmemiz yaklaşık bir saati buldu. Bu süre zarfında çocuğum öğretmenlerine elini ağzına sürdüğünü ve acı bir tat hissettiğini söyleyince, onlar da özel bir hastanenin hemen dibinde olmalarına rağmen çocuğa yoğurt yedirmişler. Tabii bu zehir, içerisinde bulunan kimyasallar sebebiyle insan bünyesinde çok ciddi sonuçlara sebebiyet verebiliyor. Bunu öğrenince hemen kreşe gidip çocuğumu alarak hastaneye götürmek istedim. ’Bir şey olmaz’ şeklinde cevaplar aldık. Zehir firmasına danıştıklarını, bünyesi kadar zehre maruz kalmadıkça, yani yemedikçe hayati tehlikesinin olmayacağını söylediler. Biz tabii bu teselli içeren şeyleri çok dinleyemedik. Burada hayati bir durum söz konusu" dedi. "O gün hemen hastaneye yatışımız yapıldı" L.’yi kreşten alarak hastaneye götürdüklerini aktaran Yılmaz, "Hastaneye gittiğimizde acilden giriş yaptık. Acildeki doktorlar durumun ciddiyetini anlayınca hemen bizi üst kattaki polikliniğe sevk ettiler. Burada sağ olsun bizimle ilgilenen doktor, hemen Sağlık Bakanlığı’nın Zehir Danışma Hattı’nı aradı. Böyle durumlarda bu şekilde reaksiyon verilmesi gerektiğini bize söyledi. Tabii okuldan, yani kreşten böyle bir reaksiyon olmamış. Görüşmenin ardından Zehir Danışma Hattı’ndan bize, çocuğun 72 saat süren bir karantinaya alınması gerektiği, izole bir ortamda tutulması, kimsenin temas etmemesi, hemşirelerin ve doktorların bile maske ve eldivenle müdahalelerini yapması gerektiği iletildi. O gün hemen hastaneye yatışımız yapıldı" şeklinde konuştu. "Çocuk bu süreçten etkilendi ve korktu" Yılmaz, kızının iki gün hastanede gözetim altında tutulduğunu ifade ederek, "Burada ağır önleyici tedaviler aldık. Çocuğun bünyesinde, psikolojik ve bedensel olarak çok ağır izler bırakan test ve tedavi süreçleri geçirdik. Burada ağır dediğim, çocuk bu süreçten etkilendi ve korktu. Zehir olduğunu öğrenince tabii ki korktu. Dolayısıyla biz de korktuk. İki gün hastanede yattıktan ve testlerimiz Allah’a çok şükür temiz çıktıktan sonra taburcu edildik. Doktorumuz bize bir gün de evde izlememiz gerektiğini söyledi. O bir günü de geçirdikten sonra tekrar hastaneye geldik ve yeniden kan testi yapıldı. Bu 3 günlük kan testlerinin sonucu Allah’tan temiz çıktı" diye konuştu. "Bir arkadaşı, zehiri oyun alanının ortasından alıyor ve kızıma getiriyor" Güvenlik kamerası görüntülerini izlediğini anlatan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Okulda alınması gereken tedbirlerin alınmaması, böyle ciddi kimyasal ve zehir içeren maddelerin çocukların oyun alanının ortasında bulunması kabul edilebilir değil. Bakın, bunun altını çizerek söylüyorum, beden eğitimi alanının ortasında. Çocukların oyuncak zannedip alabileceği bir şekilde duruyor. Burası 2 metrekare, 3 metrekarelik bir alan bile değil. Ben görüntüleri izledim. Bir arkadaşı, zehiri oyun alanının ortasından alıyor ve kızıma getiriyor. Kızım yerde otururken kutuyu alıyor. Bize söylenen, çocuğun tekmeleyerek zehir kutusunu açtığıydı. Ben görüntülerde böyle bir şey göremedim. Bu zehir istasyonlarını kullanan yetkililere de sorduğumda, bunun kilitli mekanizma altında olması gerektiğini söylediler. Müdahaleyle bile açılmaması gerektiğini ilettiler. İnsan olarak biz de şunu düşünüyoruz; çocuk oyun alanında zehirin ne işi var. Ben bunu okul yetkililerine de ilettim. ‘Madem koyuyorsunuz, üzerine neden önleyici bir tedbir almıyorsunuz? Çocuklar buna nasıl erişebiliyor? Bunu nasıl alıp içini açarak zehirli maddeyle temas edebiliyor?’ diye sordum. Bu 2-3 dakika sürüyor. Çocuk yaklaşık 2-2,5 dakika o zehirle oynuyor. Öğretmeni oyun alanının başında başka bir çocukla ilgileniyor. Daha sonra başka bir öğretmen bunun farkına varınca alıp elini yıkamaya götürüyorlar. Elini yıkamaya götüren yetkili kişi, artık o kurumda görevi ne bilmiyorum, çocuğu lavaboya bırakıyor. Çocuk lavaboda 5-10 saniye yalnız kalıyor. O süre zarfında elini ağzına sürüyor ve acı bir tat aldığını söylüyor öğretmenine. Daha sonra yoğurt yediriyorlar." "Böyle bir uygulama bizi şoka uğrattı" Anaokulunda uygulanan müdahaleyi de eleştiren Yılmaz, "Böyle kara düzen tedbirlerin alınması, çocuklarımızı emanet ettiğimiz, savunmasız çocuklarımızı emanet ettiğimiz böyle bir kurumda bu kadar ciddiyetsiz davranılması bizi gerçekten şoka uğrattı. Buna tedbir bile diyemeyeceğim. Böyle bir uygulamanın yapılması kabul edilebilir değil. Bu olayda öğretmeni suçlu ilan ettiler. ’Öğretmen oranın sorumluluğundaydı’ şeklinde bize cevap verdiler. Zehir firmasının onlara o zehirin orada olması gerektiğini söylediğini, onların da müdahale etmediğini belirttiler. Bir eğitimci gözüyle o zehirin orada olamayacağını düşünmemişler. Eğitimciyi de geçtik, bir anne-baba gözüyle o zehirin orada olmaması gerektiğini düşünememişler. Bizim için çok zorlu bir süreçti. Çocuğumuza her dakika bir şey olacak mı korkusuyla yaşadık açıkçası. Bu süreçte bir iki defa bizimle görüştüler. Çok pişman olduklarını, çok üzgün olduklarını ve böyle bir olayın yaşanmaması gerektiğini söylediler. Ancak burada yaşanan tedbirsizlik ve ciddiyetsizlik, böyle bir eğitim kurumunda bizi çok üzdü" ifadelerini kullandı. "Çocuğumuzun doğum gününe 2-3 gün kala bu olayın yaşanması bizi derinden üzdü" Yaşanan olayın ardından ilgili ekiplerce anaokulundan incelenmek üzere numune alındığını anlatan Gürcan Yılmaz, adli sürecin yakından takipçisi olacaklarını bildirdi. Söz konusu okul hakkında CİMER’e ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne de şikayette bulunduklarını söyleyen Yılmaz, kızının doğum gününe günler kala büyük bir korku yaşadıklarını dile getirdi. Yılmaz, sözlerini şöyle noktaladı: "Çocuğumuzun doğum gününe 2-3 gün kala, biz doğum günü hazırlıkları yaparken böyle bir şeyin yaşanması bizi gerçekten derinden üzdü. Çocuğumuzu da çok üzdü. Bütün planlarımız iptal oldu. Çocuğumuzun okul süreci iptal oldu. Bizim işimiz sekteye uğradı. Çocuğumuz küçük yaşına rağmen o zorlu test süreçlerinden geçti. Aldığı ilaçları görünce biraz korku yaşadı. Tabii biz de korktuk. Test sonucunu, daha doğrusu adli sonucu bekleyeceğiz. İnşallah süreç iki taraf için de hayırlı olur. Bize büyük bir ders oldu. Bundan sonra çocuğumuzu yazdıracağımız okulda bu gibi tedbirleri daha iyi araştırmaya karar verdik. Buradan bütün velilere de bunu öneriyorum. Öğretmenlerin eğitim durumlarını, meslek lisesi mi yoksa akademik mezun mu olduklarını, okulun iş güvenliği şartlarını, aldığı önlemleri ve sağlık tedbirlerinin ciddiyetini gerçekten çok iyi araştırsınlar."

"10 kişinin kimlik numarasıyla, şişe eritiyor" Haber

"10 kişinin kimlik numarasıyla, şişe eritiyor"

Bolu’da bir zincir markette bulunan geri dönüşüm makinesi önünde kadınlar arasında ’depozito’ tartışması yaşandı. Makineye torbalar dolusu şişe atan ve başkalarına ait T.C. kimlik numaralarını kullandığı iddia edilen kadına tepki gösteren vatandaş, "10 kişinin T.C.’si bunda nasıl duruyor? CİMER’e yazdık, bekliyoruz" diyerek isyan etti. O ilginç anlar cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı. Olay, Karamanlı Mahallesi’ndeki bir zincir markette meydana geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve 1 Temmuz 2026 itibarıyla plastik, cam ve alüminyum ambalajlar için 1 lira teşvik bedeli ödenen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, bazı vatandaşlar tarafından kazanç kapısına dönüştürülünce makine önlerinde sıra krizleri baş gösterdi. Yanında getirdiği dev çöp poşetleri dolusu ambalajı iade makinesine tek tek atan bir kadın, iddiaya göre makineyi saatlerce meşgul etti. Arkasında sıraya giren ve uzun süre beklemek zorunda kalan bir başka vatandaş ise duruma adeta isyan etti. "Uyuyup uyanıp geleceğine sen de 9’da gel" Makineyi uzun süre işgal eden kadına tepki gösteren vatandaş, "Bir tanecik de sıra vermiyorsun. Ben karşıda oturuyorum, çok ayıp" diyerek sitem etti. Makine başındaki kadının ise bu tepkiye istifini bozmadan, "Uyuyup uyanıp geleceğine sen de 9’da gel" şeklinde cevap vermesi gerginliği daha da artırdı. "10 kişinin T.C.’siyle 500 tane şişe eritiyor" Tartışmanın alevlenmesiyle birlikte sırada bekleyen kadın, makineyi kullanan şahsın sistemdeki kotayı aşmak için akılalmaz bir yönteme başvurduğunu iddia etti. Şahsın, başkalarına ait kimlik numaralarıyla işlem yaptığını öne süren vatandaş, "Başkasının T.C.’si ile giriyor. 10 kişinin T.C.’si bunda kanunen nasıl duruyor? 500 tane erittiğini düşün. Biz anlattık seni, yazdık bekliyoruz. CİMER’den bekliyoruz seni, ne yapacaklar göreceğiz" ifadelerini kullandı. Marketin ortasında yaşanan ilginç ’depozito’ kavgası, sırada bekleyen vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.