Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Cezaevi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Cezaevi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cezaevi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında gözaltına alınan eski cezaevi kampüs doktoru evinde ölü bulundu Haber

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında gözaltına alınan eski cezaevi kampüs doktoru evinde ölü bulundu

Kaşif Kozanoğlu soruşturmasında gözaltına alınıp serbest bırakılan eski Cezaevi Kampüs Doktoru Turgay Tamer evinde ölü bulundu. Olay, İstanbul Büyükçekmece Sinanoba Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, eski Cezaevi Kampüs Doktoru Turgay Tamer (66) evinde ölü bulundu. Tamer'in 12 gün önce Moldova'ya giden eşi Marina Tame, eve döndüğünde kapıyı açamayınca camdan eve girdi ve eşini yerde yatar vaziyette buldu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin yaptığı ilk incelemelere göre şahsın ölümü şüpheli bulundu. Tamer'in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Bahçelievler Yenibosna'da bulunan Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Adli Tıp Doktoru Turgay Tamer, daha önce Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınarak serbest bırakılmıştı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Turgay Tamer isimli şahıs, o dönem Kaşif Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapmaktaydı. Adli tıp doktoru değildir. Kaşif Kozinoğlunun sağlık durumunun kötüleştiği hususu bu doktora bildirilmemiş. Dolayısıyla Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmamıştır. Turgay Tamer'in halihazırda bazı sağlık sorunları da bulunmaktaydı. Bu sebeple bir süredir doktorluk mesleğini de icra edememekteydi. Ayrıca Pana Film direktörü İhsan Karademir isimli şahsın ifadesi alınmış olup, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır" denildi.

12 Eylül’ün acı izleri Ulucanlar’da: Yıllar geçse de yaşanılanlar unutulmadı Haber

12 Eylül’ün acı izleri Ulucanlar’da: Yıllar geçse de yaşanılanlar unutulmadı

12 Eylül 1980 darbesinin mağdurları, aradan geçen 46 yıla rağmen yaşadıkları zulmü unutamıyor. Mahkumlar, insanlık dışı uygulamaları anlattı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye genelinde çok sayıda kişi gözaltına alınırken, binlerce kişi askeri mahkemelerde yargılandı. Darbe döneminde cezaevlerinde yaşanan işkence ve zulüm ise aradan geçen yıllara rağmen mağdurların anlatımlarıyla gündemdeki yerini korudu. Darbe döneminde yargılanan ve cezaevlerinde kalan Hakverdi Satılmış ile darbe sonrasında idam cezası alan çok sayıda ülkücü sanığın avukatlığını üstlenen Şevket Can Özbay, Ulucanlar Cezaevi’nde düzenlenen etkinlikte o dönemde yaşadıklarını anlattı. Hakverdi Satılmış, 1978 yılında henüz 15 yaşındayken cezaevine girdi. Satılmış, gözaltında işkence gördüğünü ve bir süre Ulucanlar Cezaevi’nde kaldığını belirtti. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından ise ‘MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’ kapsamında 220 kişiyle birlikte idam talebiyle yargılandı. Satılmış, yıllar sonra çıkarılan af kapsamında serbest kaldı. Satılmış, darbe sonrasında Mamak Cezaevi’nde de tutulduğunu ve burada işkence ve kötü muamele gördüğünü ifade etti. Cezaevlerinde özellikle hücre uygulamaları, kötü yaşam şartları, yetersiz beslenme ve hijyen sorunları bulunduğunu anlattı.

12 Eylül’ün akıl almaz işkencelerini anlattı Haber

12 Eylül’ün akıl almaz işkencelerini anlattı

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan 12 Eylül 1980 askeri darbesi, aradan 46 yıl geçmesine rağmen mağdurların hafızasında tazeliğini koruyor. Sivas’ta yaşayan 65 yaşındaki Hürriyet Gül, 19 yaşında girdiği cezaevinde yaşadığı akıl almaz fiziki ve psikolojik işkenceleri anlattı. Sivaslı Hürriyet Gül, 12 Eylül 1980 darbesinde cezaevine konuldu. 19 yaşında girdiği cezaevinden 28 yaşında çıktı. Üç farklı cezaevinde tutulan Gül, ilk yıllarda neredeyse her gün yeniden yakalanmış gibi ağır işkenceler gördü. Gül, aradan geçen 46 yıla rağmen yaşadıklarını unutamadı. "Kara Eylül" Sivaslı 12 Eylül mağdurlarından Hürriyet Gül, 12 Eylül’e kendilerinin kara Eylül dediklerini belirterek, "Biz 12 Eylül değil de ‘Kara Eylül’ diyoruz bu aya. 12 Eylül darbesi oluşmadan önce Türk milletini ve devletini darbeye sürükleyen sebepleri görmek lazım. Bizim toplumumuzu kutuplaştırdılar. Sağ ve solu birbirine karşı kışkırtarak darbenin alt yapısını hazırladılar. Daha sonra Amerika’nın, emperyalistlerin bir oyunuyla sağcıları da solcuları da cezaevlerine doluşturdular. Akıl almaz işkencelerle insanları bir araya getirdiler" dedi. "Bizi ezdiler daha gür çıktık" Gül, ezilen tohumların daha gür çıktığı gibi ülkücülerinde gürleştiğini ifade ederek, "Başbuğ Alparslan Türkeş, Türk gençliğine bir tohum attı. Bu tohum zaman içerisinde yeşerdi, boy atmaya başlayınca emperyalistler bunu tehlike olarak algıladılar. 12 Eylül’le beraber bizi silindir gibi ezdiler. Ama bilemediler ki tohum göceklendikten sonra yeniden çift başlı çıkar, daha güçlü gelir. İşte bugün de görüyorsunuz, her tarafta ülkücüler, milliyetçiler, vatanına ve milletine bağlı gençlerle doludur" dedi. "Biz Allah dedikçe, ‘burada Allah yok’ dediler" Gül, gördükleri ağır fiziksel ve psikolojik işkenceleri vicdanların kabul edemeyeceğini ifade ederek, "Biz neydik? Yunana mı esir düştük, Amerika’ya mı, Rusya’ya mı esir düştük te bize bu kadar işkence yaptılar. Falakanın ötesinde askıya almalar, elektrik vermeler, döve döve öldürülen birçok arkadaşım var. Cezaevinde bulunanların bir kısmı, yeniden sorgulanıyormuş gibi emniyete alınıyordu. Normalde kanunen yasak olan bir şeydi. Sorguya alındıklarında işkence görüyor, askıya alınıyor, falakaya yatırılıyorlardı. Bizler daha gençtik o zamanlar ve işkence görürken ister istemez canımız yanıyordu, Allah diye, anam diye bağırıyorduk ve bize işkence edenler de, ‘Allah seni gelsin kurtarsın. Burada Allah yoktur, burada gerçekler vardır’ diye bize karşılık veriyorlardı. Biz bunları duyunca çok üzülüyorduk. Nasıl böyle bir Türk polisi olabilir? Başka fraksiyonda da olabilir ama nasıl bu kadar imansız olabilirler? diye düşünüyordum. Hakikaten bunlar nasıl dinden, imandan ve vatandan bu kadar uzaklaşmışlardı, onu da bilemedik" dedi. Vücudunda sigara söndürdüler Gül, fiziksel işkencenin yanında psikolojik işkence gördüklerini de hatırlatarak, "Mamak’ta işkenceyi çok gördük. Malatya Cezaevi’nde gördük. Antep Cezaevi’nde pek bir şey görmedik. 1983-1984 yıllarında Özal’ın iktidara gelmesiyle beraber bu işkenceler kesildi. Tek tip elbise giyme gibi olaylar da kalmamıştı. Ama Malatya Cezaevi’nde ve Mamak Cezaevi’nde çok işkenceler gördük. Mamak Cezaevi’nde C5 dedikleri yerde, sanki bugün yakalanmışız, bugün mahkûm olmuşuz gibi her gün işkence gördük. Her gün akla gelmeyecek işkenceler uygulandı. Psikolojik işkence de vardı. Bedenimize zorla işkence yaptırdılar. Mesela Filistin askısı dedikleri askıya alırlardı. Ellerimizi arkadan bağlayıp tavana asarlardı. Çıplak şekilde, insanın izzetiyle, nefsiyle oynama, kötülük ve zulüm etme vardı. Elektrik verirlerdi, üzerimizde sigara söndürürlerdi. Benim vücudumda bunun birçok izi var" şeklinde konuştu. "Eşine tecavüzle etmekle tehdit ettiler" Gül, cezaevinden kaçmayı başardığını ancak dönüp teslim olması için, bugün hayatta olmayan eşini gözaltına alındığını ve kendisinin de teslim olmaması halinde eşine tecavüz etmekle tehdit edildiğini vurgulayarak, "Mağdur olduğumuzda yaşımız 19’du. Cezaevine girdiğimiz dönemde daha yeni evliydim. Bir yüzbaşı vardı, hâlâ yaşıyor. Eşimi rehin almışlar ve Babama, ‘Oğlun teslim olmazsa bunu bütün askerin üstünden geçireceğim. Oğlun gelip teslim olmasın, namus ayaklar altına gelir’ demiş. Babam yalvardı, ‘Oğlum gel, teslim ol’ dedi. Ben de onun üzerine gelip teslim oldum" şeklinde konuştu. "Emperyalistlerin elini çekmediğini FETÖ ile gördük" Gül, terörsüz Türkiye sürecini de değerlendirip, emperyalistlerin Türkiye üzerinden ellerini çekmediklerini FETÖ ile gördüklerini hatırlatarak şunları söyledi. "Ben ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle terörün biteceğine inanmıyorum. O gün de, 12 Eylül döneminde, emperyalistlerin ellerini çektiklerine inanmıştık. Ama gördük ki hiç çekmediler. FETÖ kalkışması ortaya çıktı, ardından başka başka olaylar çıktı. Her zaman Türkiye’yi parçalamaya yöneldiler. Ama biz Türk gençliği olarak hep karşılarında durduk. Bizim Kürtlere karşı herhangi bir sıkıntımız yok. Onlar bizim kardeşimiz. Kardeşliğimizin devam etmesini istiyoruz ve o yönde yol yürüyoruz. Ancak eylem yapmış, adam öldürmüş, asker vurmuş, katliam yapmış, bebek katili olmuş bir kişinin adam olacağına, vatanını seveceğine ve vatanın bayrağı altında geleceğine inanmıyoruz"

"Tanımazlar" dedi, polis saçtan değil dosyadan tanıdı Haber

"Tanımazlar" dedi, polis saçtan değil dosyadan tanıdı

Bursa'da 20 yıl 8 ay 9 gün kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan 28 yaşındaki A.T., polisten kurtulmak için saçlarını kazıttı. Ancak Güven Timleri'nden kurtulamadı. Ticari taksiyle kaçmaya çalışan firari, ekiplerin takibinde kıskıvrak yakalandı. Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü Güven Timleri Büro Amirliği ekipleri, hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari A.T.'nin peşine düştü. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelinin Osmangazi ilçesi Yeşilova Mahallesi'nde saklandığı belirlendi. Polis ekiplerinin operasyonu sırasında A.T., ticari taksiye binerek kaçmaya çalıştı. Ancak ekiplerin dikkatinden kaçamayan şüpheli kısa sürede yakalandı. Yakalandığında ise firarinin "Kılık değiştirip kurtulurum" hesabıyla saçlarını kazıttığı ortaya çıktı. A.T.'nin polise yakalanmamak için saçlarını kazıttığını söylediği öğrenildi. Saç değişti dosya değişmedi Yapılan incelemede A.T.'nin, bina içerisinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan 20 yıl 8 ay 9 gün kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı ve 24 ayrı adli suç kaydının bulunduğu belirlendi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen A.T., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelinin saçları değişti, ulaşım aracı değişti ama sonuç değişmedi: Polis yakaladı, cezaevi adresi değişmedi.

GEMLİK AÇIK CEZA İNFAZ KURUMU’NDAN ANLAMLI ANMA: HÜKÜMLÜ VE PERSONELDEN ŞEHİTLİĞE ZİYARET Haber

GEMLİK AÇIK CEZA İNFAZ KURUMU’NDAN ANLAMLI ANMA: HÜKÜMLÜ VE PERSONELDEN ŞEHİTLİĞE ZİYARET

15 Temmuz hain darbe girişimine karşı milletimizin gösterdiği kahramanlık destanının yıl dönümünde gerçekleştirilen ziyarette, şehitlerimizin ruhları için Cezaevi vaizi Ahmet ALTUN ve Gemlik Gaziosmanpaşa Camii Müezzin Kayyımı Muhammed GÜNGEN tarafından Kur'an-ı Kerim okundu ardından dualar edildi. Dualar Edildi, Kabirlerin Bakımı Yapıldı Duygusal anların yaşandığı ziyarette, milli birlik ve beraberlik ruhu derinden hissedildi. Duaların ardından kurum personeli ve hükümlüler, şehitlerimizin kabirlerinde temizlik ve bakım çalışması yaptı. Kabirlerin çevresini düzenleyen ve mezarlara can suyu veren hükümlüler, vatanı için canını feda eden kahramanlara karşı vefa borçlarını bir nebze de olsa ödeyebilmenin gururunu ve hüznünü bir arada yaşadı. "Şehitlerimizin Emanetine Sahip Çıkıyoruz" Gemlik Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Vekili Mehmet ŞEN tarafından yapılan açıklamada, milli ve manevi değerleri yaşatmanın kurumsal bir görev olduğu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: "15 Temmuz, sadece bir direnişin değil, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun ve tek yürek oluşunun sembolüdür. Bugün burada personelimiz ve hükümlülerimizle birlikte, bu toprakları bizlere vatan kılan kahramanlarımızın manevi huzurundayız. Onların bıraktığı mukaddes emanete her şartta sahip çıkacağımızı, birlik ve beraberliğimizi daima koruyacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz." Hükümlülerin topluma kazandırılması sürecinde milli şuuru ve aidiyet duygusunu güçlendiren bu anlamlı ziyaret, duaların ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.