Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Cevdet Yılmaz

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Cevdet Yılmaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cevdet Yılmaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Üstat Bediüzzaman'ın ismini kullanarak, onun eserlerini de belli bir oranda istismar ederek ülkemizde kargaşa çıkaran bir yapı ile karşı karşıya kaldık, FETÖ dediğimiz yapılanmayla, terör yapılanmasıyla. Vitrini gayet süslü ama arka planında uluslararası güç odaklarına hizmet eden istihbarat yapılarının aracına dönüşen bir yapıdan bahsediyoruz. Diğer taraftan mensuplarını özgür olmaktan çıkarıp kendine kul köle eden hiyerarşik düzenden bahsediyoruz" dedi. 13'üncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" temasıyla 4-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da düzenleniyor. Atatürk Kültür Merkezi'ndeki sempozyumun açılış programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ile davetliler ve çok sayıda kişi katıldı. "Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız; ikisini bir arada yapacağız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacaklarını hem de haklı olacaklarını ifade ederek, "Gazze'de çocuklar İsrail'in barbarca saldırıları altında hayatını kaybediyor; siviller en temel gıdalardan, ihtiyaçlardan mahrum bırakılıyor. Soykırım karşısında sergilenen vurdumduymazlık ve sessizlik uluslararası sistemin içine düştüğü krizi bütün açıklığıyla, netliğiyle ortaya koyuyor. Kur'an-ı Kerim'in ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ ilkesi ve adalet anlayışı ise faili veya muhatabı kim olursa olsun her türlü zulme ve haksızlığa karşı eğilmeden, bükülmeden bir duruş sergileme sorumluluğunu hepimize hatırlatıyor. Zira insan hayatı ve onuru konjonktüre veya güç odaklarının sığ siyasi hesaplarına göre değişemeyecek kadar mukaddestir. Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız; ikisini bir arada yapacağız. Hakkımızı ve hukukumuzu sonuna kadar koruyacağız, mazlumun elinden kararlılıkla tutacağız ve adalet talebimizi karşılıksız bırakmayacak bir güce sahip olmak için ekonomimizi, milli savunmamızı, bilim ve teknoloji kapasitemizi aralıksız geliştireceğiz. Cumhurbaşkanımızın gönüllerde maşeri bir karşılık bulan ‘Dünya 5'ten büyüktür’ çağrısıyla daha adil bir uluslararası düzen hepimizin ortak arayışıdır. Bu onurlu mücadelede Cumhurbaşkanımızın çağrısını yaptığı İnsanlık İttifakı, zulme karşı çıkan bütün küresel kesimleri, inanç ve millet ayrımı gözetmeden ortak bir ahlaki sorumlulukta birleştirmeyi hedefliyor" dedi. "Suriye'nin istikrarı ve refahı tüm bölgenin istikrarı ve refahı demektir" Suriye'nin istikrarı ve refahının tüm bölgenin istikrarı ve refahı demek olduğunu söyleyen Yılmaz, "Gazze'de yükselen adalet çağrısının dünyanın farklı ülkelerinde karşılık bulması, bu ortak vicdanın hala diri olduğunu göstermektedir. Ben buradan nerede olursa olsun Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Asya'ya Gazze'deki zulme karşı çıkan, sokağa çıkıp bunu protesto eden, üniversitesinde protesto eden, bu zulme sessiz kalmayan tüm insan kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum, saygılarımı iletiyorum. Türkiye olarak Filistin halkının meşru haklarını savunmak, zulmü durdurmak ve kalıcı barışı sağlamak için yoğun bir diplomatik mücadele yürütüyoruz. Suriye'de barışın ve istikrarın tesisi için yürüttüğümüz kararlı mücadele ile kardeşlerimizin kendi topraklarında huzur içinde yaşayabilecekleri şartların oluşmasına önemli katkılar sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Suriye'nin istikrarı ve refahı tüm bölgenin istikrarı ve refahı demektir. Buna yürekten inanıyoruz. Bunu bozmaya çalışanlara karşı Suriye ile gönül gönüle, omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz" diye konuştu. "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü" FETÖ yapılanmasının insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdüğüne değinen Yılmaz, "Ailenin korunması, gençlerin insani değerlerle geleceğe hazırlanması, alkol, kumar gibi bağımlılıkların yanı sıra çağımızın yeni bağımlılık türleriyle de mücadele edilmesi yine gündemimizde olması gereken konular arasındadır. Bizler de maarif modelimiz ile gençlerimizin bilim ve teknolojide yetkinleşmesini desteklerken bu birikimi insanlığın hayrına kullanmalarını sağlayacak ahlaki bilinci de güçlendiriyoruz. İlim bizim medeniyetimizin merkezi kavramıdır, ancak biz ilimle birlikte elbette bunun hayata geçirilmesini, salih amellere vesile olmasını görüyoruz. Yapay zekayı, yapay zekayla birlikte diğer teknolojileri mutlaka ahlakla, merhametle, insan odaklı bir anlayışla ele almak durumundayız. İlmi vurgularken insanın akletmesini ve seçme hakkını da burada vurgulamak istiyorum. Maalesef üstat Bediüzzaman'ın ismini kullanarak, onun eserlerini de belli bir oranda istismar ederek ülkemizde kargaşa çıkaran bir yapı ile karşı karşıya kaldık, FETÖ dediğimiz yapılanmayla, terör yapılanmasıyla. Vitrini gayet süslü ama arka planında uluslararası güç odaklarına hizmet eden istihbarat yapılarının aracına dönüşen bir yapıdan bahsediyoruz. Diğer taraftan mensuplarını özgür olmaktan çıkarıp kendine kul köle eden hiyerarşik düzenden bahsediyoruz. Cenabı Allah bizleri fert fert yaratmış. Her birimize defalarca Kur'an-ı Kerim'de akledin demiş. Bakın, düşünün, akledin demiş. FETÖ dediğimiz yapılanma ise insanların aklına ipotek koyup onları birer adeta makineye dönüştürdü. Bu tecrübeden de, bizim yaşadığımız bu tecrübeden de tüm kardeş ülkelerin, dost ülkelerin de faydalanmasını bekleriz. Başka isimler altında da bunlar çıkabilir. Bunlara karşı çok dikkatli olmamız lazım. Şunu bilmemiz lazım, Müslüman insan Cenabı Allah'tan başka hiç kimsenin kulu kölesi olmamıştır, olamaz" şeklinde konuştu. "Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istiyoruz" Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istediklerini ifade eden Yılmaz, "Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Bölgemizin gündeminden de çıkarmak istiyoruz. Uzun bir zamandır bölgemizde emperyalist güçler, güç odakları bu bölgede yaşayan insanları birbiriyle çatıştırıp onlar kavga ederken bölgenin kaynaklarını sömürüyorlar. Biz diyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti olarak, kardeşleriniz olarak bu çekişmeleri bir tarafa bırakmalıyız, etnik kavgaları, mezhebi kavgaları bir kenara bırakmalıyız, birlik içinde olmalıyız, terörün konuşulmadığı bir bölge oluşturmalıyız ve artık kaynaklarımızı başkaları gelip sömürmemeli, bu kaynaklar bu bölgedeki insanlar tarafından kullanılmalı. Suriye'nin kaynakları Suriyeliler için kullanılmalı, Irak'ın kaynakları Iraklılar için kullanılmalı, Libya'nın kaynakları Libyalı kardeşlerimiz için kullanılmalı. Bunu başarmak zorundayız. Bizi birbirimize düşürüp kaynaklarımızı sömüren emperyalist odaklara vereceğimiz en güzel cevap birliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirmek, ihtilaflarımızı bir tarafa bırakıp güç birliğiyle bu oyunu bozmaktır. Türkiye içinde de bölgemizde de bunu yapmaya kararlıyız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge dediğimiz, Arabıyla, Türküyle, Kürdüyle, Farsıyla, hangi mezhepten, meşrepten olursa olsun Müslümanıyla, gayrimüslimiyle bu toprakların insanlarını bir araya getirmek, buluşturmak ve geleceği çok daha güçlü bir birlik zemininde inşa etmektir. Sahip olduğumuz insan kaynağını ilmi birikim ve ekonomik potansiyelde değerlendirerek Türkiye Yüzyılı'nı ve bölgemizin, gönül coğrafyamızın yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz inşallah. Bediüzzaman Said Nursi bu ülkenin, bu toprakların insanıydı. Emperyalistlere karşı mücadele etti, bu topraklarda mücadelesini sürdürdü. Birileri gibi başka ülkelere kaçıp oradan bu ülkeyi karıştırmaya çalışmadı" diyerek konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Bursa iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Bursa iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi

Bursa programı kapsamında BTSO Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Valisi Erol Ayyıldız ve AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala da konuşma yaptı. "Artan maliyetler ve finansman yükü firmalarımızı çok ciddi anlamda zorlamıştır" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasında iş dünyasının karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklara değinerek artan maliyetler ve finansman yükünün firmalar üzerindeki etkisini anlattı. Üretim hatlarının yeniden kurulmasının ve kaybedilen müşterilerin geri kazanılmasının uzun zaman aldığını belirten Burkay, işletmelerin finansmana erişiminin önemini vurgulayarak, "Bir üretim hattını sağlamak belki kolay, ama onu yeniden kurmak ve kaybedilen müşteriyi geri kazanmak yıllar alıyor" dedi. Finansman imkanlarının üretimini sürdüren, çalışanını koruyan ve ihracat yapan işletmelere ulaşmasının önemine dikkat çeken Burkay, bu desteklerin firmaların mevcut dönemi daha rahat atlatabilmesi açısından gerekli olduğunu ifade etti. Bursa’nın üretim ve ihracat kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Burkay, kentin yüksek teknolojili üretim ve ihracat alanında yeni bir ekosistem oluşturmak için çalıştığını belirtti. Bursa’nın 118 ülkeye 20 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini ve dış ticaret hacminin 36 milyar dolara ulaştığını ifade eden Burkay, bu başarıda sanayicilerin ve çalışanların emeğinin önemli rol oynadığını söyledi. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasında 1 Ekim’de gerçekleştirilecek oda seçimlerine de değindi. BTSO üyelerine çağrıda bulunan Burkay, "Tüm üyelerimizi odalarına sahip çıkmaya, sandıkta göstermeye bekliyoruz. Bursa’nın geleceğinde söz sahibi olan, bu şehrin dışında emek veren her birimizin huzuru için bunun gerçekten çok iyi olacağına inanıyorum. İnanıyorum ki çıkacak güçlü bir iradeyle Bursa için omuz omuza çalışmaya tekrar devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bursa, ekonomik kalkınmanın öncü şehirlerinden" Bursa Valisi Erol Ayyıldız, konuşmasında kentin üretim gücü ve ekonomik potansiyeline dikkat çekti. Bursa’nın sahip olduğu insan kaynağıyla Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında önemli bir konumda bulunduğunu belirten Ayyıldız, "İçerideki insan kaynağıyla ülkemizin ekonomik kalkınmasının öncü şehirlerinden birisi olmuştur. Otomotivden tekstile, makineden gıdaya uzanan geniş üretim yapımız, Bursa’yı Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda ileriye taşıyacak önemli bir imkâna sahiptir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan kalkınma anlayışına değinen Ayyıldız, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı kalkınma anlayışı doğrultusunda Bursa olarak da üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğinin önemine de değinen Ayyıldız, "Önümüzdeki dönemde de kamu, özel sektör ve iş dünyası arasındaki güçlü iş birliğini daha da geliştirmemiz bu alanda büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Dünyanın en gelişmiş, en kalkınmış on ülkesi arasına girmeye mecburuz" AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, konuşmasında Türkiye’nin ekonomik ve demokratik gelişim hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin dünyanın en gelişmiş ve kalkınmış 10 ülkesi arasına girmesi gerektiğini belirten Ala, bu hedefe ulaşmak için ekonomik gelişmenin yanı sıra demokratikleşmenin de önem taşıdığını ifade etti. Ala, "Şimdi biz mecburuz. Dünyanın en gelişmiş, en kalkınmış on ülkesi arasına girmeye mecburuz. Diyoruz da peki, biz ne yapacağız bunu? Ekonomisiyle on ülke arasına girecek, demokrasisiyle on ülke arasına girecek. Çünkü siyasetinizle girmiyorsa zaten ekonominiz gelişemez" dedi. Türkiye’nin ekonomik dönüşüm sürecine değinen Ala, tarım ekonomisinden sanayiye, sanayiden bilgi ekonomisine geçişe dikkat çekerek, "Tarım ekonomisi 250 senedir devam ediyordu, ardından sanayi devrimi geldi. Ama şimdi bilgi ekonomisinin eşiğindeyiz artık arkadaşlar" ifadelerini kullandı. Hazırlanan projelerin hayata geçirilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirten Ala, "Bunları yapan ve yolumuza devam edelim diye bizim bakanlığımızda da çalışmayı yaptık ve gönderdik. Onları peyderpey hayata geçiriyoruz, geçireceğiz" diye konuştu. "Bursa gerçekten gurur duyduğumuz bir şehir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa’nın üretim, girişimcilik ve yenilikçilik alanlarındaki gücüne dikkat çekti. Bursa’nın Türkiye’nin sanayi ve üretim alanındaki mücadelesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Yılmaz, "Bursa gerçekten gurur duyduğumuz bir şehir. Üreten bir şehir, girişimci, yenilikçi bir şehir. Bunu bir kez daha bugün TEKNOSAB’da gördük" dedi. TEKNOSAB’da gerçekleştirilen çalışmalara değinen Yılmaz, "Bugün Söz İstikbal Projesi’nin temelini attık. Orada da söyledim. Bu, yeni nesil bir organize sanayi bölgesi" ifadelerini kullandı. TEKNOSAB’ın planlama ve altyapı yapısına dikkat çeken Yılmaz, "Biraz gezdirdi başkanımız, sağ olsun. Özellikle bu yer üstünde değil de yer altında görülmeyen kısımlarıyla, mimarisiyle, arkasındaki zihniyetle, bütüncül planlama yaklaşımıyla çok önemli. İlk Bursa’da kurulmuş. Ülkemizin ilk on senelik deneyimi Bursa’da yaşanmış. İnşallah yeni nesil ilk OSB’ler de Bursa’dan çıkacak ve tüm Türkiye’ye yayılacak" diye konuştu. "Mal ve hizmet ihracatımız 405 milyar dolara ulaştı" Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik koşullara rağmen ihracattaki gelişimin sürdüğünü belirtti. Yılmaz, "Bütün bu şartlara rağmen, yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları aşmıştır. Bugün 280 milyar dolar mal ihracatı, 125 milyar dolar hizmet ihracatını topladığınızda 405 milyar dolara ulaşan bir ihracatımız var" dedi. İhracatta yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerin payının arttığını belirten Yılmaz, "İhracatımız içinde orta-yüksek ve yüksek teknolojideki ürünlerimizin payı 2024 yılında yüzde 40’lara çıktı. 2026’da, bu sene ihracatımız çok fazla artmıyor gibi görünse de aslında bir miktar artış var. Ama kilogram başına kazancımızı, yani ihracatımızın değerini de artırdık. Dolayısıyla daha zorlu şartlara rağmen doğru istikamette devam ettiğimizi görüyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasında sanayici ve ihracatçıların önemli rol oynadığını vurgulayan Yılmaz, "Ülkemizi ihracatta hedeflere taşıyan tüm sanayicilerimizi, tüm ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum. Hepsine şükranlarımızı sunuyorum" diye konuştu. "Krizler artık istisna olmaktan çıktı, neredeyse kural haline geldi" Dünyadaki ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklara da değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ölçekte yaşanan belirsizliklerin giderek daha sık hale geldiğini ifade etti. Yılmaz, "Geldiğimiz noktada dertlerimiz var ama aynı zamanda şanslıyız. Nedir dünyada en büyük mesele? Bugün neredeyse istikrarlı bir şekilde istikrarsızlık yaşayan bir ortamdır bu dünya. Krizler artık istisna olmaktan çıktı, neredeyse kural haline geldi" dedi. Böyle bir ortamda Türkiye’nin istikrarını korumasının önemine dikkat çeken Yılmaz, "Böyle bir ortamda istikrarımızı koruduğumuz sürece geçmişten daha fazla ilerleme kaydediyoruz. Türkiye’de çok şükür siyasi istikrar var, güçlü bir liderlik ve gelişmiş kadrolar var. Özellikle bu zor zamanlarda tecrübenin ve liderliğin önemi bir kat daha artmış durumda" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Bursa’da: 210 milyon dolarlık Lojistik Park’ın temeli atıldı Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Bursa’da: 210 milyon dolarlık Lojistik Park’ın temeli atıldı

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim merkezi olarak hayata geçirilen TEKNOSAB’da, kentin üretim ve ticaret altyapısını yeni bir seviyeye taşıyacak Lojistik Park projesinin temeli atıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende; eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, milletvekilleri, yerel yönetim temsilcileri ve iş dünyası bir araya geldi. Tören öncesinde TEKNOSAB’da incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bölgenin özellikle yer altı altyapısının kendisini etkilediğini belirterek, TEKNOSAB’ı "yeni nesil bir OSB" ve "Türkiye Yüzyılı’nın OSB’si" olarak tanımladı. "Bursa’ya öncü olmak yakışır" TEKNOSAB’ın fiber optik altyapıdan enerji sistemlerine kadar bütünleşik biçimde planlandığını belirten Yılmaz, bölgenin ortak akıl ve ortak finansman anlayışıyla hayata geçirilmesinin önemine dikkati çekti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın şahsında projede emeği geçenleri tebrik eden Yılmaz, TEKNOSAB’ın dijital ve yeşil dönüşüm hedefleriyle örtüştüğünü söyledi. Bursa’nın Türkiye’de sanayinin öncü şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bursa’ya öncü olmak yakışır, lider olmak yakışır, örnek olmak yakışır" değerlendirmesinde bulundu. Bursa’nın yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracat düzeyiyle Türkiye’nin en büyük ihracatçı şehirleri arasında yer aldığını dile getiren Yılmaz, TEKNOSAB’ın bu güçlü üretim altyapısının geleceğe dönük vizyonunu oluşturduğunu kaydetti. TEKNOSAB’da 30 civarında firmanın üretime başladığını, bu firmaların yatırımlarının 60 milyar liraya, istihdamın ise 7 bin 500 kişiye ulaştığını aktaran Yılmaz, 2026 yılı sonuna kadar üretimdeki firma sayısının 42’ye, toplam yatırımın 100 milyar liraya, istihdamın ise 9 bine çıkmasının öngörüldüğünü söyledi. "Lojistik Park rekabet gücü kazandıracak" Lojistiğin günümüzde rekabet gücünün en kritik unsurlarından biri haline geldiğini belirten Cevdet Yılmaz, TEKNOSAB içinde böyle bir merkezin kurulmasının son derece kıymetli olduğunu ifade etti. Lojistik Park’ın demiryolu, otoyolu ve liman bağlantılarıyla sanayi ürünlerinin pazarlara daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaştırılmasına katkı sağlayacağını kaydeden Yılmaz, projenin Türkiye’nin üretim merkezlerini limanlara bağlama hedefleriyle de örtüştüğünü söyledi. Yılmaz, daha temel atma aşamasında önemli şirketlerin projede yer almak istemesinin yatırımın potansiyelini ortaya koyduğunu belirterek, Lojistik Park’ın zaman içinde çok güçlü bir lojistik merkez haline geleceğini ifade etti. Efkan Ala’dan BTSO ve Burkay’ın Vizyonuna Övgü AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala da Bursa iş dünyasının alınan kararları hızla uygulamaya geçiren güçlü bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Dünyada ülkeler kadar şehirlerin de yoğun bir rekabet içinde bulunduğunu belirten Ala, Bursa’nın üretim, ihracat ve ticaret kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli ekonomik merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. BTSO’nun hayata geçirdiği projelere değinen Ala, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetimini ortaya koydukları vizyoner çalışmalar dolayısıyla tebrik etti. Geleceğin ekonomisinde vizyon sahibi şehirlerin öne çıkacağını dile getiren Ala, "Vizyon olmadan bugünkü dünyada hak ettiğimiz yeri almamızın imkanı yoktur. Vizyoner projeleri sonuna kadar destekleriz. İhtiyacımız olan geleceğe ilişkin bir söz, vizyon, proje ve programdır." ifadelerini kullandı. "Bursa’nın ekonomi tarihinde iz bırakacak" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Bursa’nın ekonomi tarihinde iz bırakacak büyük bir projenin daha hayata geçtiğini söyledi. Bursa’nın yüzyıllardır üretim, ticaret ve girişimciliğin merkezinde yer aldığını belirten Burkay, küresel ekonomide üretimin, ticaret yollarının, teknolojinin ve sermayenin yön değiştirdiği bir dönemde şehirlerin kendi geleceklerini bugünden planlaması gerektiğini ifade etti. BTSO olarak 2013 yılından bu yana 60’ı aşkın projeyi hayata geçirdiklerini kaydeden İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın da Bursa sanayisinin yüksek teknoloji, ölçek ekonomisi ve ihracat odaklı üretime geçişinin temel projelerinden biri olduğunu söyledi. TEKNOSAB’da yenilenebilir enerji kaynaklarından fiber optik iletişim altyapısına, su ve doğal gaz hatlarından yer altı beton galeri sistemine kadar tüm altyapının kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla kurgulandığını belirten Burkay, bölgenin şimdi çok daha kapsamlı bir ekosistemle tamamlandığını anlattı. Üretim, ticaret, teknoloji ve lojistik aynı merkezde BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, TEKNOSAB’ın genişleme alanı içinde KOBİ OSB, Gıda OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Serbest Bölge, Teknopark, Defence HUB, Data Center gibi projelerle üretim, ticaret, teknoloji ve lojistiği aynı merkezde buluşturan yeni bir kalkınma modeli oluşturduklarını söyledi. TEKNOSAB Lojistik Park’ın da bu vizyonun en stratejik halkalarından biri olduğunu vurgulayan Burkay, projenin Bursa’da üretilen katma değerin dünya pazarlarına daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaştırılmasında önemli rol üstleneceğini kaydetti. Burkay, projenin finansmanında da farklı bir model uyguladıklarına işaret ederek, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla küçük esnaftan KOBİ’lere, sanayicilerden büyük işletmelere kadar yaklaşık 650 yatırımcıyı aynı projenin ortağı haline getirdiklerini bildirdi. Fonun ilk yılında Türk lirası bazında yüzde 126, dolar bazında yüzde 86 değer artışı sağladığını ifade eden Burkay, asıl önemli olanın Bursa’daki farklı kesimlerin kentin geleceğine birlikte yatırım yapması olduğunu söyledi. TEKNOSAB’dan GUHEM’e, Bursa Business School’dan BUTEKOM ve Model Fabrika’ya kadar birçok projeyle Bursa’nın geleceğine yatırım yaptıklarını belirten Burkay, "Bursa Büyürse Türkiye Büyür" anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. "Yeni Bir Dönemin Kapısını Aralıyoruz" Bursa Valisi Erol Ayyıldız da TEKNOSAB Lojistik Park’ın Bursa’nın üretim gücünü Türkiye’nin gelecek vizyonuyla buluşturan önemli bir yatırım olduğunu söyledi. Bursa’nın üretim kültürünü geleceğe taşımanın artık daha nitelikli, daha hızlı, daha teknolojik ve sürdürülebilir üretimden geçtiğine işaret eden Ayyıldız, projenin otoyol, demiryolu ve liman bağlantılarıyla Bursa’nın üretim gücünü küresel tedarik zincirlerine daha güçlü biçimde bağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, projenin yüzlerce yatırımcıyı aynı hedef etrafında buluşturan yapısına da dikkati çekerek, yatırımın hayata geçirilmesinde emeği bulunan BTSO’ya, Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a, TEKNOSAB yönetimine ve yatırımcılara teşekkür etti. 262 bin metrekare kiralanabilir alan, 2 bin tır kapasitesi Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip TEKNOSAB Lojistik Park, yeni nesil lojistiğin ihtiyaç duyduğu çok sayıda fonksiyonu tek merkezde buluşturuyor. Projede gümrük sahası, antrepolar, soğuk hava depoları ve akıllı depolama sistemlerinin yanı sıra 262 bin 600 metrekareyi aşan kiralanabilir alan yer alacak. Tesiste 300’ün üzerinde yükleme rampası ile 2 bin TIR kapasiteli park alanı oluşturulacak. Kurulacak 12 megavatlık güneş enerjisi sistemi ile tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Gemlik ve Bandırma limanlarına, demiryolu ve otoyol bağlantılarına yakın konumuyla Lojistik Park’ın Bursa sanayisinin lojistik maliyetlerini azaltması ve ihracat operasyonlarının hızını artırması amaçlanıyor. Projenin ilk etabının 2027 yılının son çeyreğinde hizmete açılması planlanıyor. Temel atılmadan ilk kiralama anlaşması yapıldı TEKNOSAB Lojistik Park, daha temeli atılmadan önemli bir ticari anlaşmaya da imza attı. Tören kapsamında Türkiye’nin önde gelen e-ticaret ve lojistik şirketlerinden Hepsiburada ve HepsiJET ile kiralama protokolü imzalandı. Anlaşmayla birlikte projenin henüz inşaat aşamasına geçmeden önemli bir kapasitesinin ticari kullanıma yönelik değerlendirilmesi sağlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da anlaşmaya dikkati çekerek, güçlü şirketlerin daha temel atma aşamasında projeyi tercih etmesinin Lojistik Park’ın sahip olduğu potansiyeli gösterdiğini ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise uluslararası kuruluşlarla görüşmelerin sürdüğünü belirterek, Hepsiburada ve HepsiJET ile atılan ilk adımın yeni anlaşmalarla devam edeceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘‘Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir’’ dedi. "Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getiren İstanbul Ticaret Kongresi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi Müdürü ve Kongre Başkanı Nazım Ekren’in açılış konuşmalarıyla başladı. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), uluslararası iş dünyası ve akademiden isimleri İstanbul’da bir araya getiren kongrede, küresel ticaretin değişen dengeleri, jeopolitik riskler, yeşil ve dijital dönüşüm, ticaretin normları ve etik değerleri, ticari istihbarat ve ticari diplomasi çok boyutlu biçimde ele alındı. Açılış konuşmasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Cevdet Yılmaz, "Bu kongre; küresel ticarette dengelerin değiştiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ülkemizin üretim, ihracat ve yatırım imkânlarını ele almak açısından mühim bir buluşmadır. Etkinliğin "Değişen Dünyada İstikrarın Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla gerçekleşmesi de yapılan istişareleri çok daha anlamlı kılmaktadır" dedi. Küresel ekonomi ve küresel ticaretin son yirmi yıllık döneminde krizlerin ve şokların giderek sıklaştığı bir sürece girildiğini belirten Yılmaz, "2026 yılında Rusya-Ukrayna savaşının yeni boyutlar kazanmasının yanı sıra, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın getirdiği enerji şoku, yalnızca enerji fiyatları üzerinden değil; üretim maliyetleri, enflasyon, lojistik, dış ticaret, finansal koşullar ve büyüme kanalları üzerinden de küresel ekonomiyi eş zamanlı olarak etkilemektedir. Dolayısıyla artık küresel ekonomide şokların istisnai değil, neredeyse sürekli olarak yönetilmesi gereken bir unsur haline geldiği bir yapıdan söz ediyoruz. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten bir ortamda, uluslararası kurumların ve kuralların giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Dünya Ticaret Örgütü, 2025 yılında yüzde 4,6 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026 yılında yüzde 1,9 büyüyeceğini öngörürken Uluslararası Para Fonu da küresel büyümenin yüzde 3’e gerileyeceğini tahmin etmektedir. Küresel ekonomide ağırlık merkezi gelişmekte olan ülkelere ve özellikle doğuya kayarken rekabet; fiyatın yanı sıra sanayi politikaları, teknoloji ve ölçek ekonomileri üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ekonomisi, bu zorlu küresel şartlarda üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif ayrışmayı başarmıştır" şeklinde konuştu. ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Gayrisafi yurt içi hasılasının 2025 yılında 1,6 trilyon dolara yükseldiğini 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla da yıllıklandırılmış olarak 1,7 trilyon doları aştığını belirten Yılmaz "Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir. Hizmet ticaretinin küresel ticaret ve değer zincirleri içindeki payı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye’nin hizmet ihracatı 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 125 milyar dolara yükselmiş, ülkemiz en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 22’nci sıraya yerleşmiştir. Sağladığımız 63 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlasıyla bu alanda dünyada altıncı sıradayız. Mal ve hizmet ihracatı toplamımız 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştır. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları geçerken mal ve hizmet ihracatımızın ise 405 milyar dolara aşacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. ‘‘Reel sektörümüzün her zaman yanındayız’’ İhracatçılara sağlanan desteklerden de bahseden Yılmaz, ‘‘İhracatımızın daha yüksek katma değerli, daha rekabetçi ve daha geniş bir coğrafyaya yayılan yapıya kavuşması için, firmalarımızı ihracata hazırlıktan pazarlamaya, tasarımdan küresel firmalara tedarikçi olmaya kadar her aşamada destekliyoruz. Bu kapsamda, seçici bir yaklaşımla ihracatçılarımızın finansmana erişim imkanlarını genişletiyoruz. Reel sektörümüzün her zaman yanındayız. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatına toplam 33 milyar lira destek sağladık; 2026 yılında bu amaçla ayrılan toplam bütçeyi 45 milyar liraya çıkardık’’ diye konuştu. İTO Başkanı Avdagiç: ‘‘Küresel ticaretin yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır’’ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ise yaptığı konuşmada, ‘‘Küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. Türkiye, son 25 yılda sağladığı ekonomik istikrarla, sağlam altyapısıyla, nitelikli işgücüyle, ikiz dönüşümdeki kararlılığıyla, savunma sanayiinde elde ettiği güçlü birikimle, yakın tedarik üssü olmasıyla ve lojistik üstünlükleriyle büyük bir avantaja sahip’’ değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin, korumacı ticaretin, yüksek gümrük tarifelerinin, tedarik zinciri sorunlarının, enerji ve lojistik maliyetlerindeki devasa dalgalanmaların, dijital ve yeşil dönüşüm ile baş döndürücü teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçtiğimizi vurguladı. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025'te 35,2 trilyon doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Avdagiç, ‘‘Korumacı politikaların yeniden yükselmesinin, jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zincirindeki kırılmaların yol açtığı maliyet artışları, dünya ticareti için ciddi bir tehdit. Öyle ki Dünya Ticaret Örgütü, küresel GSYİH'nin yüzde 6,9'a kadar azalabileceğini ve ticaretin, en başta yoksul ülkeleri vuracak bir parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor" ifadelerini kullandı. İTO Başkanı Avdagiç sözlerine şöyle devam etti: "Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz. Böylece bugünün tüccarının yalnızca fiyat ve kaliteyle değil finansmana erişim, enerji maliyeti, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesiyle de rekabet etmek zorunda olduğunun altını çiziyoruz. Bunları içeren yeni bir rota çizilmesini öneriyoruz."

BUÜ, 2026 yılında da ’Araştırma Üniversitesi’ ünvanını korudu Haber

BUÜ, 2026 yılında da ’Araştırma Üniversitesi’ ünvanını korudu

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı tarafından açıklanan 2026 yılı performans değerlendirme sonuçlarına göre Türkiye’nin seçkin "Araştırma Üniversiteleri" ligindeki yerini bir kez daha başarıyla korudu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Araştırma Üniversiteleri 2026 Yılı Performans Değerlendirme Toplantısı, devletin zirvesini ve akademik dünyayı bir araya getirdi. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel katıldı. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı, BUÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Halil Sağlam ve Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Enes Yiğit de törende yerini aldı. Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) kapsamında bütçenin istikrarlı bir şekilde artırıldığını müjdeledi. Yılmaz, 2022 yılında 115,2 milyon lira olan destek miktarının, 2026 yılında merkezi bütçeden tahsis edilen 1,4 milyar liraya ulaştığını ve bu kaynakla 548 projenin desteklendiğini açıkladı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise üniversitelerin sadece kampüslerle sınırlı kalmayıp ürettikleri bilimsel çıktıları toplumsal etkiye dönüştürmeleri gerektiğinin altını çizdi. Açıklanan verilerin ardından değerlendirmelerde bulunan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin başarı grafiğini ve gelecek vizyonunu şu sözlerle aktardı; "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak, YÖK Başkanlığımız tarafından titizlikle yürütülen bu süreçte yerimizi korumaktan ve bu elit ligin bir parçası olmaya devam etmekten gurur duyuyoruz. Ancak mevcut durumumuzu asla yeterli görmüyoruz. Sıralamada kalıcı bir yer edinmek ve güçlü bir yükseliş trendi yakalamak adına akademik kadromuzla birlikte gece gündüz çalışıyoruz. Temel ve en büyük hedefimiz, önümüzdeki süreçte performansımızı daha da yukarılara taşıyarak ilk 10 üniversite arasına girmek ve orada kalıcı olabilmektir." Üniversitenin araştırma kapasitesini artırmak için AR-GE ve yenilikçi projelere öncelik vermeye devam edeceklerini belirten Rektör Yılmaz, elde edilen bu başarıda emeği geçen tüm akademisyenlere, araştırmacılara ve idari personele teşekkürlerini iletti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı (OVP) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasının ortaya konulduğu toplantıda büyüme, enflasyon, istihdam, bütçe dengesi ve cari açık başta olmak üzere temel makroekonomik hedefler kamuoyuyla paylaşıldı. Yılmaz, burada programın detaylarına ilişkin gerçekleştirdiği sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yılmaz, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasından ibaret olmadığını belirterek, para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü politikaların da devreye alınacağını söyledi. Yılmaz, 2027’de yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara daha hassas yaklaşılacağını, gıda arzını artırmak için sulama yatırımları başta olmak üzere gerekli tüm politika araçlarının kullanılacağını ifade etti. "Önümüzdeki dönemde sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız" Konut, arz yönlü politikaların da önemine değinen Yılmaz, "Deprem konutlarının bitmesiyle deprem alanlarında kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördük. Merkez Bankamızın da bir güzel çalışması vardı. Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalarda teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut başladı biliyorsunuz ama bu süreci önceliklendiriyoruz. Bütçemizden de destek veriyoruz. Bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri, gelirleri oluşturmaya kararlıyız" diye konuştu. Yenilenebilir enerji ve demiryolu yatırımlarıyla üretim ve lojistik maliyetlerinin düşürüleceğini ifade eden Yılmaz, para, maliye ve arz yönlü politikaların bütüncül şekilde sürdürüleceğini söyledi. "Savaşların enflasyona daha fazla etki etmesinin nedeni atalet" Yılmaz, ‘bölgedeki savaşlardan Türkiye’nin neden diğer ülkelerden daha fazla etkilendiği’ ise, "Atalet dediğimiz bir şey var. Geçmişten gelen yüksek bir enflasyon oranınız varsa, bu belli oranda ne yaparsanız yapın yansıyor. Daha düşük bazla bu sürece girenlerle daha yüksek enflasyonla girenler aynı şekilde etkilenmiyorlar. Belki yüzdelik oran olarak benzer şekilde etkilenebilirler ama o geçmişin getirdiği atalet var. Belki puan olarak yüksek gelmeyebilir ama geçmişe oransal baktığınız zaman ciddi bir etkilenme olduğunu görüyorsunuz" yanıtını verdi. "Savaşın etkisi olmasa bugün 31 buçuktan değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık" Enflasyonla mücadelenin uzamasına ilişkin konuşan Yılmaz, dış konjonktürün burada etkili olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik." "Gelecek dönemde programda revizyonlar olabilir" Gelecek dönemde programda revizyon yapılıp yapılamayacağına dair de değerlendirmede bulunarak, "Elbette olabilir. Bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye’ye özgü bir şey de değil. Uluslararası kuruluşların tahminleri de bizden daha çok revize ediyorlar. Yıl içinde defalarca revize eden kurumlar oluyor, ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştirmemeli. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz. Sanayiyi bu dönem daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın, ülkemizin geldiği şartlara göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Programımızın ana çerçevesi belli. Fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye. Bu artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, 2027 enflasyon hedeflerinin savaşlar ve dış konjonktürdeki olumsuzluklar dikkate alınarak daha gerçekçi ve ihtiyatlı belirlendiğini ifade ederek, hedeflenen oranın üzerine çıkmayı değil, daha iyi bir performans göstermeyi hedeflediklerini söyledi. "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz" Yılmaz, 2027-2029 döneminde 2,1 milyon kişilik istihdam artışı öngördüklerini belirterek, bunun yıllık yaklaşık 700 bin kişiye karşılık geldiğini ve tarihi ortalamalarla uyumlu olduğunu söyledi. Yılmaz, büyümenin yanı sıra iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla bu hedefe ulaşılacağına inandıklarını ifade etti. İşsizlik hesaplamalarına yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Yılmaz, "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. Eurostat’ın yöntemi neyse, Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’ndeki yöntem neyse TÜİK de o yöntemle hesaplıyor. Bir insan iş aramıyorsa işsiz olarak sınıflandırılmıyor. Dünyada böyle, biz de böyleyiz. Atıl iş gücü ise potansiyel iş gücü ve zamana bağlı eksik istihdamdan oluşuyor. İş aramayan ancak uygun bir iş olduğunda çalışacağını belirtenler potansiyel iş gücünde, daha fazla çalışmak isteyenler ise zamana bağlı eksik istihdam kapsamında atıl iş gücüne dahil ediliyor. Bunu azaltmaya yönelik politikalar ortaya koymuş durumdayız. Genç nesillere emeğin değerini çok iyi anlatmamız lazım. Maalesef iş gücü piyasalarına gelmeyen, çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu görüyoruz. Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar bunu güçlendirmekle mümkün olabilir" dedi. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ekonomiye etkisine de değinen Yılmaz, terörün Türkiye’ye uzun vadeli ekonomik maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu belirtti. Yılmaz, terörün sona ermesiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tarım, hayvancılık, turizm ve yatırımların olumlu etkileneceğinin de altını çizerek, güvenliğin sağlanmasıyla sermaye ve nitelikli insanın bölgeye yönelmesinin ekonomik büyümeyi destekleyeceğini ve Türkiye’nin daha güçlü hale geleceğini ifade etti. "Programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık" OVP’nin hazırlanmasında seçim takviminin nasıl değerlendirildiğine ilişkin soruya da yanıt veren Yılmaz, "Biz bu programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık. 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim var biliyorsunuz. Burada spekülatif bir varsayım içinde olmadık. Bu konular Meclisimizin karar vereceği konular. Seçimi biraz daha öne alacaksa o Meclis’in takdirinde. Bizim şimdiden bir varsayım yapmamız doğru olmaz diye düşündük. Ancak şunu da ifade etmek isterim. Ekonominin amacı ne? Niye yapıyoruz bütün bunları? Rakamlar büyüsün diye mi yapıyoruz? Hayır. Ekonominin amacı insanın, toplumun refahını iyileştirmektir. Bütün ekonomik politikalarımızın amacı budur. Başka da bir amaç koymak doğru değil. Ekonominin en büyük amacı da insana hizmet etmek. Dolayısıyla biz AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman insan odaklı bir kalkınmadan, ekonomiden yana olmuştur. Bu bütçelerimizi hazırlarken biz de elbette bunu gözetiyoruz. Geniş toplumsal kesimlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini gözetmeyen bir siyasetin hiçbir şekilde geçerliliği olamaz. Dolayısıyla geniş toplumsal kesimlerin beklentilerini, taleplerini elbette görüyoruz, gözetiyoruz" açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "Güçlü olmak zorundayız" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "Güçlü olmak zorundayız"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kocaeli'de düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan programında, "Burada sağlam bir temel atıldığını görüyoruz. Bu temel üzerinde gelişecek. Ne için önemli savunma sanayii; her şeyden önce güvenlik. Ülkemizin milli güvenliği açısından çok önemli. Caydırıcı bir güç olmamız açısından çok önemli. Dünyanın geldiği hali, bölgemizin halini görüyoruz. Hiç kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dönemde değiliz. Böyle bir lüksümüz yok. Güçlü olmak zorundayız ama hem güçlü hem haklı olarak yolumuza devam edeceğiz" dedi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği TEKNOFEST Mavi Vatan'a katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, burada basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Etkinlik alanındaki atmosferi değerlendiren Yılmaz, "Muhteşem bir atmosfer var burada. Geldiğim andan itibaren bunu hissediyorum. Çok kalabalık, milletimizin muazzam bir ilgisi var. Çocuklu aileler görüyorsunuz, bebek diyeceğimiz yaştan çocuklardan yaşlı vatandaşlarımıza varıncaya kadar muazzam bir ilgi var. Öncelikle Mavi Vatan TEKNOFEST'te emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı'na, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ve tüm kurumlarımıza yürekten teşekkür ediyorum" dedi. "Türkiye son 25 yılda savunma sanayiinde bir değişim değil, devrim yaşadı" Savunma sanayiindeki gelişmelere değinen Yılmaz, "Burada Türkiye'mizin son çeyrek asırda savunma sanayinde gerçekleştirdiği devrimin deniz boyutu itibarı ile yansımalarını görüyoruz. Yine Bayraktar TB3'ler deniz gücüyle hava gücünün entegre bir anlayış ile ele alındığının örneklerini görüyoruz. İnsanlı, insansız hava ve deniz araçlarının bir arada yer aldığı platformlar görüyoruz. Bütün bunlar bize şunu söylüyor; Türkiye son 25 yılda savunma sanayinde bir değişim değil devrim yaşadı. Bu devrimin mimarı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Bu değişim güçlü bir siyasi irade olmadan başarılamazdı. Bunun arkasına güçlü siyasi iradesini ve istikrarlı bir yönetim anlayışını getiren sayın Cumhurbaşkanımız, bugünkü manzaralarda en büyük teşekkürü hak ediyor" diye konuştu. "Türkiye Yüzyılı'nı bu genç ve çocuklarımızla inşa edeceğiz" Genç nüfusun savunma sanayiindeki rolünü vurgulayan Yılmaz, "Buraya gelen özellikle çocukları ben çok önemsiyorum. Çocukken gördüğünüz şeyler biz de iz bırakıyor. Bütün hayatınız boyunca hayatınıza bir anlam katıyor. Ben inanıyorum ki bu güzel ürün ve manzaraları gören çocuklarımız geleceğe çok daha güçlü ve özgüvenle hazırlanmış olacaklar ve bize nice Selçuk Bayraktar'lar ve Allah rahmet eylesin nice Özdemir Bayraktar'lar genç neslin içinden çıkacak. Buna TEKNOFEST kuşağı diyoruz. Havada karada denizde her yerde TEKNOFEST kuşağını görüyoruz. Bilimi teknolojiyi kullanan hakim olan yenilik üreten, girişimci, milletine ülkesine bağlı gençlik Türkiye Yüzyılı'nında teminatıdır. En sağlam temelidir. Özellikle savunma sanayimizde yaş ortalamamız çok düşük bizim. Türkiye olarak baktığınızda sektörün tamamında yaş ortalaması 34. Baykar gibi iftihar ettiğimiz şirketlerde bu ortalama 30'un altında. Gelişmiş dediğimiz ülkelerde bu yaş ortalaması 50'nin üzerinde. Biz burada şunu söylemiş oluyoruz, gelecek Türkiye'nin. Türkiye Yüzyılı'nı bu genç ve çocuklarımızla inşa edeceğiz" şeklinde konuştu. "Güçlü olmak zorundayız" Savunma sanayiinin önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Burada sağlam bir temel atıldığını görüyoruz. Bu temel üzerinde gelişecek. Ne için önemli savunma sanayi; her şeyden önce güvenlik. Ülkemizin milli güvenliği açısından çok önemli. Caydırıcı bir güç olmamız açısından çok önemli. Dünyanın geldiği hali, bölgemizin halini görüyoruz. Hiç kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dönemde değiliz. Böyle bir lüksümüz yok. Güçlü olmak zorundayız ama hem güçlü hem haklı olarak yolumuza devam edeceğiz. Her şeyden önemlisi bu. İkincisi bağımsız bir dış politika için savunma sanayi vazgeçilmez. Savunma sanayiniz yoksa, güvenlik alanında başkalarına muhtaçsanız bağımsız dış politika izleyemezsiniz" ifadelerini kullandı. "Savunma sanayi demek, teknolojik yetkinliğinizi arttırmak demek" Sivil alandaki teknolojik gelişmelere değinen Yılmaz, "Savunma sanayi aynı zamanda teknolojik hamle demek. Burada elde edilen yetkinlikler zamanla sivil alanlara da sirayet ediyor. TEKNOFEST Mavi Vatan'da da biliyorsunuz uzaktan cerrahi operasyonu da gerçekleştirdik. Dünyada ilk kez bu test burada yapılmış oldu. Bunun sağlamış olduğu zeminle belki sağlıkta çok uzak ülkelerdeki insanlara Türkiye'den müdahale etme imkanı olacak. Buradaki yetkinlikler sivil endüstrileri de geliştirecek. Dolayısıyla savunma sanayi demek, teknolojik yetkinliğinizi arttırmak demek. Nitelikli istihdam ve katma değeri yüksek bir ekonomi inşa etmek demek. Bu anlamıyla da çok önemli buradaki etkinlikler. Her anlamıyla iftihar ettiğimiz bir ortam" dedi.

Prof. Dr. İzzet Özgenç: "İhanet Yasası'dır." Haber

Prof. Dr. İzzet Özgenç: "İhanet Yasası'dır."

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanun Teklifi, 467 oyla kabul edilerek yasalaştı. Oylamada 87 ret, 7 çekimser oy kullanıldı. TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Celal Adan başkanlığında Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi görüşmeleri için saat 11.00'de toplandı. Görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme sırasında kanun teklifinin maddeleri tek tek görüşüldü. Maddelerin görüşülmesinin ardından kanun teklifi için oylama işlemine geçildi. Düzenleme, 467 "kabul", 87 "ret", 7 "çekimser" oyla kabul edilerek yasalaştı. Kanunla PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesi hedefleniyor. Kanun, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma ve veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'da düzenlenen suçları kapsayacak. Kanun çerçevesinde örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2025 tarihinden önce işlenen ve müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsam dışında tutulacak. Kapsam dahilindeki suçlardan üst sınır 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 10 yıl süreyle ertelenecek. Ayrıca erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemeyecek. Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde erteleme kararı kaldırılarak, soruşturma ve kovuşturmaya devam edilecek. Mahkumiyet halinde verilen cezanın infazı, düzenlemenin buna yönelik hükmü kapsamında ertelenmeyecek ve mahkumiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğacak. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilecek. Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hakimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilecek. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacak. Erteleme kararlarının takibi cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılacak. Takip, koordinasyon ve uygulama Kanun kapsamında faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi için Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında kurul oluşturulacak. Yılmaz'ın yanı sıra Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri de kurulun içerisinde yer alacak. Kurul, süreç boyunca yapılan çalışmalar hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni düzenli olarak bilgilendirecek. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca da bu kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere de bir İzleme Komisyonu kurulacak. İzleme Komisyonu, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecek. Silah ve malzemelerin teslimi Yasalaşan kanun kapsamında örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınacak. Kanun hükümleri, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı'nın Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben 6 ay içinde bu düzenleme hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanacak. TBMM Başkanvekili Celal Adan, kanun teklifine ilişkin yaptığı konuşmada, "Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi, milletimizin huzuru, devletimizin bekası için gösterdiği sarsılmaz irade ve kararlılıkla Terörsüz Türkiye idealinin mimarı olmuştur. Bu vesileyle emperyalist senaryolar bozulmuş, Türk ve Türkiye Yüzyılı fikriyatı hayata geçmiştir. Allah, Türkmen Bey'imizi başımızdan eksik etmesin. Bu tarihi eşiğin bir devlet politikası haline gelmesini sağlayan ve sürecin başarılı olmasının önemli aktörü olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a da en derin şükranlarımı sunuyorum. Yine TBMM'nin Terörsüz Türkiye idealine yönelik tarihi katkılar sağladığını özellikle ifade etmek isterim. Bu vesileyle TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş başta olmak üzere grup başkanı ve başkanvekillerimizi, aziz milletimizin temsilcileri olan tüm milletvekillerimizi de ayrıca tebrik ediyorum. Kanun'un, milletimizin birliğine, devletimizin yüceliğine vesile olmasını diliyorum" dedi. Teklifin kabul edilerek yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi 1 Ekim Perşembe saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.