Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Cesaret

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Cesaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cesaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’nın dünyaca ünlü değeri Osmangazi’de konuşuldu Haber

Bursa’nın dünyaca ünlü değeri Osmangazi’de konuşuldu

Osmangazi Belediyesi, asırlardır Bursa’nın kültürel mirası olarak yaşatılan Kılıç-Kalkan Oyunu’nun geleceğine katkı sunmak amacıyla önemli bir çalışmaya imza attı. Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştayda, kentin önemli kültürel değerlerinden biri olan Kılıç-Kalkan geleneğinin yeniden canlandırılması ve ulusal ile uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanıtılmasına yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. 1960’lı yıllarda altın dönemini yaşayan ve uluslararası alanda büyük ilgi gören Kılıç-Kalkan Oyunu’nun son yıllarda daha durağan bir süreç yaşaması üzerine harekete geçen Osmangazi Belediyesi, Türkiye’nin farklı bölgelerinden uzmanları ve akademisyenleri bir araya getirerek oyunun geleceğine yönelik önerileri değerlendirdi. "Kültürel mirasın gelecek kuşaklara taşınması çok önemli" Böyle bir çalıştaya ev sahipliği yapmaktan büyük onur duyduklarını belirten Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Kılıç-Kalkan sadece bir halk oyunundan ibaret değil. Eğer böyle olsaydı, sadece halk biliminin bir konusu olup halk bilimi üzerinden bir araştırma yapılabilirdi. Çok farklı bilim dallarını da beraberinde getiriyor. Kılıç-Kalkan, öncelikle başı, ortası ve sonu olan bir dramaturjik yapıya da sahip. İçinde çeşitli temalar var; bunlar cesaret, kahramanlık ve rekabet gibi temalar. Finalinde elbette kardeşlik ve dostluk var. Bu temalar bize sadece bir halk oyunundan ibaret olmadığını, bir dramaturjik yapıyı da beraberinde getirdiğini gösteriyor. Ayrıca bu dramaturjik yapıda dansçıların inandırıcılığı, jestler ve mimikler devreye giriyor. Kültürel mirasın yaşatılması, keşfedilmesi ve gelecek kuşaklara taşınması Osmangazi Belediyesi için çok önemli. Bütün kurumların el birliğiyle kültürel mirasa sahip çıkması ve onu gelecek kuşaklara taşıması, Bursa’daki üniversitelerin de bu konuda son yıllarda lokomotif olması bizler için çok kıvanç verici. Ben, çalıştaydan çıkan sonuçların bizim gibi yerel yönetimlere rehber ve ışık olacağını, nasıl bir yolda yürümemiz gerektiğini göstereceğini düşünüyorum." "Bence bu çalıştay çok kıymetli" Bursa’nın değeri olan Kılıç-Kalkan’a yönelik böyle bir çalıştay yapılmasının oldukça önemli olduğunu söyleyen Bursa Tahtakıran Kılıç Kalkan Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Tahtakıran, "Birçok söylence var ama somut verilere ve tarihi gerçeklere ulaşabilmek adına akademisyenlerle ve Osmangazi Belediyesi’nin değerli katılımcılarıyla birlikte böyle bir çalıştay yapılması çok önemli. Bu oyunun tarihi, nasıl yapıldığı, geleneksel olarak nasıl bir oyun olduğu, giysisinin nasıl olduğu, ritmi ve bu ritmin bir müzik olarak kabul edilip edilmeyeceği, yani bir perküsyon olarak değerlendirdiğimizde bu ritmi müzik kategorisine sokup sokmayacağımız konularında önemli tartışmalar ve görüşmeler yapılacak. Bence bu çalıştay çok kıymetli" diye konuştu. "Kılıç Kalkan on 15 yıldır durağan bir hale geldi" Kılıç-Kalkan’ın Bursa’nın en önemli markalarından biri olduğunun altını çizen Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Nazım Gürak da, "Nasıl ki ipek ve Karagöz’ümüz varsa, Kılıç-Kalkan da Bursa’nın markalarından bir tanesi. Ancak son 15 yıldır halk kültürü içinde oldukça durağan bir hale geldi. Kılıç-Kalkan, 1960’lı yıllarda bütün Türkiye’de zirvedeyken şu an son zamanlarda biraz daha yerinde saymaya başladı. Biz de Bursalılar olarak dedik ki bu işe bir el atalım. Bazı şeylerin konuşularak sonuçlandırılması gerektiğine inandık. Bu konuyla ilgili tüm uzmanları çalıştayda bir araya getirdik" açıklamalarında bulundu. "Kılıç-Kalkan’ı gençlere tekrar sevdirmek gerekiyor" Kılıç-Kalkan’ın disiplin, uyum ve tarihi mirası bir araya getiren özgün bir halk gösterisi olduğunu aktaran Uluumay Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Feyza Uluumay Gökalp ise, "1326 yılında uzun süreli bir fetih kuşatmasının ardından şehre kılıç kalkan oynayarak giren erlerimiz gibi şimdi Kılıç-Kalkan’la bir marka olarak bizim dünya sahnesine girmemiz gerekiyor. Kılıç-Kalkan’ı gençlere tekrar sevdirmek gerekiyor. Bununda bin bir türlü yolu var. Artık dünyaya açılan bir kapı var hepimizin elinde geleneksel olarak oyunun şekli ve tüm değerleri aynı şekilde bir örnek olarak olması gerekiyor. Bunun haricinde üzerine geliştirmeler yaparak çağımıza uyarlamamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Akademisyenler Kılıç-Kalkan’ı Çok Yönlü Olarak Değerlendirdi Bursa Kılıç-Kalkan Oyunu Çalıştayı’na katılan akademisyenler açılış konuşmalarının ardından düzenlenen oturumlarda Kılıç-Kalkan’ın tarihi, nasıl icra edildiği, geleneksel kültür içerisindeki yeri ve özellikleri, kullanılan giysilerin niteliği, ritmik yapısı ile bu ritmin müzik olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği gibi konuları masaya yatırdı. Ayrıca ritmin bir perküsyon unsuru olarak müzik kategorisine dahil edilip edilemeyeceği üzerine farklı görüşler ve değerlendirmeler kapsamında önemli tartışmalar yapıldı.

İletişim Başkanı Duran: "Gerçekleri olduğu gibi anlatmanın cesaret gerektirdiği bir dönemdeyiz" Haber

İletişim Başkanı Duran: "Gerçekleri olduğu gibi anlatmanın cesaret gerektirdiği bir dönemdeyiz"

Beyoğlu’nda gerçekleştirilen 17. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri törenine sinema dünyasından pek çok ismin yanı sıra İletişim Başkanı Burhanettin Duran da katıldı. 4 farklı kategoride 40 finalist ödül için yarışırken, Uluslararası Filmler Kategorisi En İyi Belgesel Film Ödülü’nü yönetmenliğini Mohammed Sawwaf’ın yaptığı "Gazze’nin İkizleri Bana Geri Dönün" adlı film kazandı. Ulusal Profesyonel Kategorisi’nde En İyi Belgesel Film Ödülü’ne ise yönetmenliğini Batuhan Karadağoğlu’nun yaptığı "Ben 12 Bin Yaşındayım" adlı film layık görüldü. Ödül töreninin ardından Burak Kut konser verdi. “İnsan olmanın farkını ortaya koyan şey belgesellerdir” Ödül töreninde konuşan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "17. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri’nde bu güzide toplulukla bir araya gelmekten duyduğum büyük memnuniyeti ifade ediyor ve hepinize bu anlamlı buluşmaya geldiğiniz için hoş geldiniz diyorum. Kıymetli misafirler bildiğiniz üzere TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri, 2009 yılından bu yana belgeselciliğin evrensel diline katkı sunan önemli bir platform olarak yolculuğunun sürdürmektedir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki TRT’mizin bu prestijli organizasyonu 15 yıllık bir süreyi geride bıraktı ve ortaya koyduğu performansla bir referans noktasına ve uluslararası ölçekte itibarlı bir markaya dönüştü. Nitekim yalnızca bu yıl 109 ülkeden farklı kategorilerde bin 409 başvurunun yapılmış olması aslında bu güçlü teveccühün de en somut göstergesi olmuştur. Değerli konuklar, belgeselcilik ve belgeseller estetik bir temsil biçimi olmanın ötesinde, aslında toplumların kolektif hafızasına yönelik vesikalar oluşturmaktadır. Malum olduğu üzere günümüzde giderek krizler, trajediler, savaşlar artıyor ve ne yazık ki sıradanlaşmaya başladı. Böyle bir dünyada insan olmanın farkını ortaya koyan ve dilsiz bırakılan coğrafyalara, milletlere, mağdur olanlara dil olan şey belgesellerdir. Bir belgeselcinin vizörü adaletsizlikleri, asimetrik bütün ilişkilerini, modern sömür sistemini ifşa eden ve insanlığı gelecekteki muhtemel doğa felaketlerine ışık tutan, onlara karşı uyaran önemli bir imkandır" diye konuştu. "Gerçekleri olduğu gibi anlatmanın cesaret gerektirdiği bir dönemdeyiz" Gerçekleri olduğu gibi anlatmanın cesaret gerektirdiği bir dönemde olunduğunu ifade eden Duran, "Gerçekleri olduğu gibi anlatmanın cesaret gerektirdiği bir dönemdeyiz. Bizim TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri’nin bu yılki mottosunu işaret ediyor: Cesur ol iz bırak. Elbette tarihin çok önemli dönemlerinde cesur olarak belki iz bırakmayı düşünüp düşünmeden ama gerçekten kutsal izler bırakarak hayatlarını feda eden insanlar oldu. Yaklaşık 10 yıl önce 15 Temmuz 2016 gecesinde milletin geleceği için demokrasi için ve iradesine sahip çıkmak için sokaklara, meydanlara dökülen ve hayatlarını feda eden 253 şehidimizin derdi iz bırakmak değildi ama öylesine kutlu bir iz bıraktılar ki biz onları hala ve bundan sonra ebediyen rahmetle anacağız. Elbette başka bir örnek Filistin’de İsrail zulmü altında hayatlarını kaybeden Filistinli çocukların, Gazze’de mücadele ortaya koyan hakikat için hayatını feda eden gazetecilerin, kadınların, erkeklerin hayatıydı. Medeni dünyanın Filistin’de ortaya çıkan soykırıma göstermiş olduğu ikiyüzlülük ne yazık ki içimizi acıtmaktadır ve açıkçası, 17. yılında Uluslararası Belgesel Ödülleri’nin hem 15 Temmuz’a hem de Filistin meselesine odaklanmış olması çok isabetlidir ve insanlığın vicdanına hitap etmektedir. Saygıdeğer misafirler az önce dünyamızın sarsıcı bir dönemden geçtiğini söyledim. Derin insani krizlerin eş zamanlı olarak gerçekleştiğini söyledim ve elbette konvansiyonel ve dijital medyamızda bu içi çökmeden nasibini almaktadır. Özellikle dijital mecraların kitleleri manipüle eden asit, asimetrik gücüne karşı belgesel sinema elimizdeki en etkili ve entelektüel enstrümanlardan birisidir" dedi. Duran, "Türkiye olarak bizler iletişim ve medya alanını adalet ve hakikat merkezli yaklaşımımızın vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız başta olmak üzere ilgili bütün kurumlarımızla manipülasyon ve dezenformasyonun hakikati marjinalleştirmesine karşı duruyoruz. Türkiye olarak bizim amacımız Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde küresel düzlemde daha adil, daha kapsayıcı ve barışçıl bir dünya düzeninin oluşmasına ön ayak olmaktır. İşte bugün burada her adam Pera’da hepimiz TRT’nin uluslararası belgesel festivalinde bu amacı yönelik bir araya geldik. Ödül alsın almasın hakikatin izini cesaretle sürerek bu anlamda organizasyona değer katan tüm belgesel yönetmenliğini, yapımcıları ve sinema emekçilerini yürekten kutluyorum. 17. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri’nin küresel adaletin sağlanması ve insanlığın ortak vicdanın hareket geçmesi yönünde bir eşik olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. "Teveccüh gösteren tüm belgeselcilere teşekkür ediyorum" TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ise, "Kabiliyetini ve kapasitesini, doğruyu göstermek, hakkı söylemek ve bilgiyi yaymak için kullanan cesur belgeselciler ve onların artı sıra kararlı adımlarla yürüyen belgeselseverler de bu mücadelenin en kıymetli müttefikleridir. TRT ailesi olarak 4 gündür güçlü bir şekilde hissettiğimiz bu dayanışmanın tüm insanlığı sarana kadar büyümesi için var gücümüzde çalışmaya devam edeceğiz. Hem cesaret timsali anlatıların izini sürme hem de insanlığın müşterek hafızasında kalıcı izler bırakma gayretimizi her daim diri tutacağız. Ben bu duygu ve düşüncelerle 17. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri’ne teveccüh gösteren tüm belgeselcilere teşekkür ediyor, ödüle hak kazanan yapımlara emek verenleri bir kez daha tebrik ediyorum" dedi. 40 finalistten 12’si ödüle layık görüldü Uluslararası Filmler Kategorisi En İyi Belgesel Film, Ulusal Profesyonel Kategorisi En İyi Belgesel Film, Ulusal Öğrenci Filmleri Kategorisi En İyi Belgesel Film ve Proje Destek Kategorisi olmak üzere 4 farklı kategoride 40 finalistin ödül için yarıştığı törende Uluslararası Filmler Kategorisi En İyi Belgesel Film Ödülü’nü yönetmenliğini Mohammed Sawwaf’ın yaptığı "Gazze’nin İkizleri Bana Geri Dönün" adlı film, ikincilik ödülünü yönetmenliğini Morteza Atabaki’nin yaptığı "32 Metre" adlı film, üçüncülük ödülünü yönetmenliğini Kasimir Burgess’in yaptığı "Kara Kış" adlı film kazandı. Ulusal Profesyonel Kategorisi En İyi Belgesel Film Ödülü’nü yönetmenliğini Batuhan Karadağoğlu’nun yaptığı "Ben 12 Bin Yaşındayım" adlı film, ikincilik ödülünü yönetmenliğini Kenan Diler’in yaptığı "Kavak Ağacının Gölgesinde" adlı film, üçüncülük ödülünü yönetmenliğini Mehmet Ali Poyraz’ın yaptığı "Sednaya" adlı film ödüle layık görüldü. Ulusal Öğrenci Filmleri Kategorisi En İyi Belgesel Film Ödülü’nü yönetmenliğini Abdulsamet Mavi, Muhammed Ağar ve Ege Döngel’in yaptığı "Ahraz" adlı film, ikincilik ödülünü yönetmenliğini Onur Sürek’in yaptığı "Mevcut Üç" ve yönetmenliğini Melike Kaya’nın yaptığı "Sarı Kanarya" adlı filmler, üçüncülük ödülünü yönetmenliğini Kayra Yılmaz’ın yaptığı "Yitik Zamanın İzinde" adlı film ödül aldı. Proje Destek Kategorisi’ni Ahmet Alan’ın "Ali Rıza Bey", Tuğçe Özdemir’in "Eber: Suyun Hatırası", Erkan Yaşar’ın "Hiç Görmediğim Eve" adlı projeler destek kategorisinde ilk 3’e girdi. ojeler destek kategorisinde ilk 3’e girdi.

Nilüfer’de gençler 'ifade özgürlüğünü' konuştu Haber

Nilüfer’de gençler 'ifade özgürlüğünü' konuştu

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği iş birliğinde düzenlenen Nilüfer Gençlik Programı, Pancar Deposu’nda gerçekleştirildi. “İfade Özgürlüğü ve Gençlik” temasıyla düzenlenen etkinlikte üniversite öğrencileri, hukukçu Mine Rena Kahramanoğlu ile bir araya gelerek ifade özgürlüğü kavramını tarihsel ve güncel boyutlarıyla tartıştı. Programın ilk bölümünde gençlerin yer aldığı atölye çalışmaları yapıldı. Çeşitli oyunlar oynayan gençler gruplara ayrılarak kuklalar tasarladı ve hazırladıkları kısa gösterilerle ifade özgürlüğünü kendi bakış açılarıyla sahneledi. Ardından söyleşi bölümüne geçildi. Etkinliğe katılan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de gençlerle bir araya gelerek onların soru ve taleplerini dinledi. Gençler hem merak ettikleri konuları sordu hem de kente dair öneri ve taleplerini dile getirdi. İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN TARİHSEL GELİŞİMİ Etkinliğin söyleşi bölümünde Avukat Mine REna Kahramanoğlu, ifade özgürlüğünün tarihsel gelişiminden günümüz dijital dünyasına uzanan bir çerçeve çizdi. Antik Çağ’dan Fransız Devrimi’ne, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan anayasal haklara kadar uzanan süreçte özgürlük kavramının dönüşümünü anlatan Kahramanoğlu, “Düşünceler asla ölmez. Mücadelesi olmayanın hikayesi olmaz” sözleriyle gençlere cesaret ve bilinç çağrısında bulundu. İfade özgürlüğünün sınırsızlık anlamına gelmediğini de vurgulayan Kahramanoğlu, “Bir başkasının özgürlüğünün kısıtlandığı yerde sizin özgürlüğünüz sona erer. Eleştiri ile hakaret birbirinden farklıdır” diyerek özellikle sosyal medyada yapılan yanlışlara dikkati çekti. İçinde bulunduğumuz yapay zeka çağında ifade biçimlerinin dönüşümü üzerine değerlendirmelerde de bulunan Kahramanoğlu, gençlerin bilgiyle donanmış, sorgulayan ve cesur bireyler olarak hareket etmelerinin önemine işaret etti. Kahramanoğlu şunları söyledi: “Dünya değişiyor, özgürlükler farklılaşıyor, yapay zeka hayatımızı günden güne kolaylaştırıyor. Ama konfora tutunmak her zaman tehlikelidir. İfadelerin altını doldurmak zorundasınız. Tarih, coğrafya ve güncel her konuda bilgiyi edinmeli, araştırıp öğrenmelisiniz. Bilgiye erişmeden, onu anlayıp kavramadan gerçekten kendinizi doğru ifade edemezsiniz. Özgürlük sadece konuşma hakkı değil, konuştuğunuzun arkasında durabilmektir. Şunu da unutmayın, asla umutsuzluğa kapılmayın. Her çağda ifade ve özgürlükler kısıtlanmış ve susturulmuştur. Ama dünyaya örnek olmuş insanlar, liderler ile bu duvarlar yıkılmıştır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.