Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Cerrahi Müdahale

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Cerrahi Müdahale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cerrahi Müdahale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul’da başarılı operasyon Haber

İstanbul’da başarılı operasyon

Batman’dan İstanbul’a tedavi için gelen 45 yaşındaki kadının rahminde yaklaşık 60 santimetre çapında, 17 kilogram ağırlığındaki dev miyom tespit edildi. Yaklaşık 3 saat süren operasyonla rahmi korunarak çıkarılan miyomun, çapı itibarıyla bilimsel literatürdeki en büyük vakalardan biri olduğu belirtildi. Geçtiğimiz aylarda midesindeki şişkinlik ve değişik sağlık sorunları sebebiyle Batman’dan İstanbul’a gelen K.G. (45) isimli kadın, Prof. Dr. Hanifi Şahin’e başvurdu. Yapılan kontroller sonucunda hastanın rahminde 60 santimetre çapında dev bir miyom olduğu tespit edildi. Vücudunda dev bir miyom olduğunu öğrenen hastanın endişelerini gideren Şahin, ameliyat için kollarını sıvadı. Yaklaşık 3 saatlik bir operasyonda 60 santimetre çapındaki miyom hastanın rahmi korunarak başarıyla çıkartıldı. "Bu miyom ameliyatının özelliği, aslında 60 santimlik çok büyük bir miyomu hastamızın rahmini koruyarak çıkarttık" Prof. Dr. Hanifi Şahin, ameliyatın zorlu geçtiğini belirterek detayları anlattı. Prof. Dr. Şahin, "Bu miyom ameliyatının özelliği, aslında 60 santimlik çok büyük bir miyomu hastamızın rahmini koruyarak çıkartmamız. Miyomlar kadınlarda çok sık görülüyor. Kadınlarda çeşitli şikayetlere neden oluyor. Bu miyom çok büyümüştü ve hastamız yıllardır rahminin alınacağı korkusuyla hep ameliyatı, tedavisini ertelemişti. Bildiğimiz kadarıyla, bilimsel literatüre baktığımızda çap olarak, çap olarak dünyanın en büyük miyomu gibi duruyor. Çünkü bilimsel literatürde işte 53 santim, 54 santimlik miyomlar var ama çap olarak, ağırlık olarak değil. Ağırlığı da 16.8 kiloluk bir miyomdu. Ama büyüklük olarak, çap olarak biz bunu bilimsel literatürde de yayınlayacağız. Hem ülkemizde hem de dünyada en büyük miyom gibi görünüyor. Bunlar çeşitli şikayetlere neden oluyorlardı. Gerçekten hastamız yürüyemiyordu, nefes darlığı, karın şişliği, kanamaları çok yoğundu. Gerçekten çok sıkıntılı bir durumdu. Yaklaşık 3-3.5 saatlik başarılı bir ameliyatla hastamızı bu sorundan kurtardık" ifadelerini kullandı. "Rahmini koruyarak bu ameliyatın yapılabileceğini hastayla paylaştık" Prof. Dr. Şahin, hastanın ilk etapta endişeli olduğundan bahsederek, "Burada en büyük endişe rahmin alınabileceği korkusuydu ve gerçekten yerinde de bir korku. Jinekolojik kanser cerrahisinin bize sağladığı tecrübemizi de kullanarak hastamıza rahmini koruyabileceğimizi söyledik. Hastamızı değerlendirdik, MR’larını, ultrasonlarını çektik. Rahmini koruyarak bu ameliyatın yapılabileceğini kendisiyle paylaştık ve böylece hastayla, hasta yakınlarıyla beraber hep beraber operasyon kararı aldık. Ameliyatımızı da başarılı bir şekilde tamamlayarak hastamızı bu sorundan kurtardık" şeklinde konuştu. "Biz de çok şaşırdık" Ameliyat anlarında dev miyomu gördüğünde şaşırdığını vurgulayan Prof. Dr. Şahin, "Miyomun olduğunu bilseniz de miyomu gördüğümüzde gerçekten çok şaşırdık. Çok devasa bir miyom. Bizim için de ilginçti. Ameliyatın vermiş olduğu havayla beraber bir an önce hastamızı bu kitleden kurtarmayı amaçladık. Biz ameliyatta kaldıramıyorduk. O kadar ağır, 16-17 kiloluk kitleyi kaldırabildiğinizi düşünün. Dolayısıyla bir an önce bu yükü hastamızdan alıp hastamızı kurtarmayı düşündük. Bizim için gerçekten ilginç bir deneyimdi. Çok miyom operasyonu yapan bir hekimim ama gerçekten unutulmaz bir vaka" dedi. "Miyom nedeniyle rahmin alınması zorunlu değil" Dev miyomun alındıktan sonra hastanın rahatladığını belirten Prof. Dr. Şahin, "Hastanın yaklaşık 3-4 yıldır bu miyomu var. Ben hep hastalara söylüyorum. Miyom sayısından, büyüklüğünden, yerleşim yerinden bağımsız olarak rahim korunabilir. Mutlaka bu konuda tecrübeli merkez ve tecrübeli cerrah faktörü çok önemli. Miyom iyi huylu bir kitle. Miyom nedeniyle rahmin alınması zorunlu değil. Rahim korunabilir, doğurganlık korunabilir. Genç bir hasta da olabilir ya da 50 yaşında rahmini korumak isteyen bir hanımefendi için de bu durum söz konusu. Burada dediğim gibi dikkat edilmesi gereken nokta en önemlilerinden doğru bir merkez ve doğru, etkin bir cerrahi müdahale ve tecrübe" dedi. "Hasta 55 kilo falan, miyom kendisinin neredeyse 3’te 1’i" Karın germe işlemine benzer bir işlem yaptıklarını söyleyen Prof. Dr. Şahin, "Öncesi ve sonrasına baktığımızda muntazam bir farklılık vardı. Bir de en önemlisi hastamız zayıftı. 55 kilo falan, miyom kendisinin neredeyse 3’te 1’i. Çok büyük bir rahatlama, dolaşım sisteminde, genel anlamda da kondisyonunda çok büyük rahatlama oldu. Özellikle kendi vücutlarını tanımaları gerekiyor. En azından yılda bir, 1.5 yılda bir jinekolojik anlamda kontrollerini yaptırmaları gerekiyor. Çoğu hasta günlük basit şikayetlerle karıştırabiliyor. Midemi üşüttüm, akşam pencere açıktı, soğuk vurdu, gaz sancısı var gibi. Bu sadece miyom için değil, pek çok hastalık için, kanser için, diğer hastalıklar için de böyle olabiliyor. Bazen bu şikayetler günübirlik şikayetlerle karışabiliyor. Eğer karın ağrısı, şişkinlik gibi şikayetler varsa ve bunların geçmesi haftaları bulabiliyorsa mutlaka jinekologlara ya da bir hekime başvurmaları lazım" ifadelerini kullandı.

Bel ağrısının ilacı planlı hareket Haber

Bel ağrısının ilacı planlı hareket

Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu. Kademeli geçiş ve süreklilik şart Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi. Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı: "Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın." Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.

Dijital çağ el ve bilek sağlığını tehdit ediyor Haber

Dijital çağ el ve bilek sağlığını tehdit ediyor

Akıllı telefonların ağırlaşması ve ekranların büyümesiyle birlikte gelişen tutuş alışkanlıkları, yeni nesil bir deformasyonu da beraberinde getirdi. Telefonu alttan serçe parmakla desteklemek, bu küçük parmağın eklemlerine aşırı yük binmesine ve el ayasından geçen sinirlerin sıkışmasına neden oluyor. Sadece tutuş değil, başparmakla yapılan sürekli kaydırma hareketinin de el bileğindeki karpal tünel bölgesinde enflamasyona yol açabildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu durum, geceleri artan uyuşukluk, el ayasında yanma ve ilerleyen dönemlerde nesneleri tutamama yani güç kaybı ile kendini gösteriyor” dedi. MOUSE DOĞRU KULLANILMIYOR Gençler ve oyunseverler arasında yaygınlaşan bir diğer sorunun ise hatalı mouse kullanımı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bileğin sürekli masa kenarına veya sert bir yüzeye baskı yapması sinir iletimini kesintiye uğratıyor. Bileğin masaya temas ettiği noktada oluşan sürekli basınç Karpal Tünel Sendromu"nun yanı sıra dirsek bölgesindeki sinirleri etkileyen "Kübital Tünel Sendromu"nu da tetikliyor” uyarısında bulundu. EV HANIMLARI VE GASTRONOMİ ÇALIŞANLARI DA RİSK ALTINDA Sinir sıkışmasının sadece teknolojiyle de sınırlı dolmadığını, mutfakta sürekli sebze doğramak, elde çamaşır sıkmak, bezle yer silmek veya saatlerce örgü örmek gibi tekrarlayan hareketlerin tendonların şişmesine neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu şişlik, dar bir kanaldan geçen sinirleri baskılayarak şiddetli ağrılara yol açıyor. Özellikle ev hanımları ve gastronomi çalışanları bu sinsi tehlikenin odak noktasında yer alıyor” dedi. KARINCALANMA VE ELEKTRİK HİSSİ DİKKATE ALINMALI Özellikle elin ilk üç parmağı olan baş, işaret ve orta parmakta yoğunlaşan karıncalanma ve uyuşma hissi, sinirler üzerindeki baskının sinir sıkışmasının habercisi olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Buna ek olarak, sabahları uyandığınızda ellerde hissedilen sertlik ve parmakların tam kapatılamamasına neden olan yalancı şişlik hissi de dikkat edilmesi gereken bulgular arasında yer alıyor. Günlük rutin sırasında bardak veya kalem gibi hafif nesnelerin istemsizce elden düşürülmesi, sinir hasarının ince motor becerilerini etkilemeye başladığını gösterir. Bu tabloya zaman zaman bilekten başlayıp kola kadar yayılan ani elektrik çarpması hissi de eşlik edebilir. En karakteristik belirtilerden biri ise geceleri artan ağrılar nedeniyle uykudan uyanmak ve rahatlamak için elleri sallama ihtiyacı duyulmasıdır. Bu şikayetlerin süreklilik kazanması, el sağlığının korunması adına uzman bir görüşe başvurulması gerektiğini işaret eder” diye konuştu. Erken evrede bileği nötr pozisyonda tutan ateller kullanmanın sinir üzerindeki baskıyı azaltabildiğini söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İlaç tedavisiyle geçmeyen durumlarda sinir çevresindeki ödemi dağıtacak fizik tedavi uygulamaları ve lokal enjeksiyonlar devreye girer. Eğer sinir hasarı ilerlemişse ve kas erimesi başlamışsa, yaklaşık 15-20 dakika süren lokal anestezi altındaki küçük bir cerrahi müdahale ile sıkışan kanal açılır” dedi. KALICI SİNİR HASARINI ÖNLEMENİN 3 YOLU 1. Tutuş alışkanlığınızı değiştirin: Telefonu serçe parmağınızla alttan desteklemek yerine, iki elinizle tutmaya veya bir telefon tutucu kullanmaya özen gösterin. 2. Ergonomik ekipman seçin: Mouse kullanırken bilek desteği olan pedler tercih edilmeli, bilek ile masa kenarı arasındaki temas kesilmeli. 3. "Dijital Mola" verin: Her 20 dakikada bir el ve bilek egzersizleri yapın. Parmakları geriye doğru esnetmek kan dolaşımını rahatlatır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.