Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Cari Açık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Cari Açık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cari Açık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar: " Gabar bizim için göz bebeği projelerimizden bir tanesi" Haber

Bakan Bayraktar: " Gabar bizim için göz bebeği projelerimizden bir tanesi"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Terörsüz Türkiye sürecinin enerji konusunda da tarihi bir sayfayı açtığını vurgulayarak, "Enerjide petroldeki dışa bağımlılığımızı düşürüyoruz. Ama Gabar özellikle bugünlerde daha da anlamlı hale geldi. Türkiye, Terörsüz Türkiye'yi konuşuyor. Bununla ilgili çok çok önemli bir adımı Meclis'te atmış olduk. Çok büyük bir katılımla ve çok büyük bir destekle. Terörsüz Türkiye ve "terörsüz bölge" diyoruz aslında. Bütün bölgemizin terörden kurtulduğu, terörle mücadelede bir anlamda başarıya ulaştığı noktada neler olabileceğini gösterdiğimiz bir resim" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından bu yıl 2'incisi düzenlenen Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Formuna katılım sağladı. Salı günü başlayan forumun 3'üncü gününde gençlerle bir araya gelen Bakan Bayraktar, "Küresel Sistemin Kırılma Noktası: Enerji Diplomasisi" isimli panelde BDF26 Kurumsal İletişim Koordinatörü Salih Emre Şahin, BDF26 Komite Moderatörü Elif Rana Durdu ve Genç Diplomasi Derneği Başkan Yardımcısı Ömer Tayyip Erdoğan'ın sorularını yanıtladı. " Enerji hayatımızın her alanında var olan bir şey" Enerjinin iş yapma yeteneğini olduğunu söyleyen Bayraktar, " İnsanın kendi iç enerjisi de öyle ama ekonomilerin, devletlerin, ülkelerin enerjileri de o ülkenin iş yapabilme yeteneği, kabiliyetiyle alakalı bir şey. Dolayısıyla enerjisiz bir hayat düşünmek aslında mümkün değil diye düşünüyorum. Enerji hayatımızın her alanında var olan bir şey. Dolayısıyla ekonomilerimiz büyüyor, ihtiyaçlarımız artıyor. Dolayısıyla günlük enerji ihtiyacımız her geçen gün artıyor. Ülkemizin de artıyor, dünyanın da artıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin enerji ihtiyaçları daha da fazla artıyor. Dolayısıyla enerjisiz bir şey yapmak mümkün değil. Bu enerji kaynaklarını stratejik olarak kendiniz ürettiğiniz zaman, bu size tabii ki çok önemli bir göreceli avantaj getiriyor. Bu kaynakları tabii çevreyle uyumlu bir şekilde elde edebilirseniz. İşte bahsettiğiniz o enerjiler, temiz enerjileri yaptığınızda hem kendiniz için hem de dünya için aslında çok daha olumlu şeyler yapıyorsunuz. Dolayısıyla şimdi dünya aslında son yıllarda özellikle böyle bir süreç içerisinden geçiyor. Önceliği tabii enerji kaynaklarını elde edebilme, arz güvenliğine vermek suretiyle. Ama bu kaynakları da daha temiz kaynaklardan nasıl sağlayabiliriz arayışı içerisinde dünya. Ve ülkemiz de açıkçası bu çabanın, bu arayışın içerisinde" dedi. Dünyada enerji talebinin çok hızlı bir şekilde artmaya devam ettiğini belirten Bayraktar, "Enerjisiz bir hayat mümkün değil. Ülkemiz için de böyle. Dolayısıyla bu artan talebi doğru şekilde karşılamak, bunu dış kaynaklarla değil de kendi iç kaynaklarımızla karşılamak bir kere bize çok önemli bir ekonomik katkı sağlayacak. Türkiye 2022 yılında yaklaşık 100 milyar dolarlık dışarıya bir para ödedi. Bu dışa ödenen paranın kendi cebimizde kalması, ekonomik olarak çok önemli bir katkısı var ama onun dışında özellikle jeopolitik anlamda Türkiye'nin kendi kendine yeten bir ülke olması. Çünkü şimdi dünyada çok büyük bir kriz var, hepiniz takip ediyorsunuz. İran'a yapılan saldırılar, İran'da başlayan savaş neyi etkiledi? Hürmüz Boğazı'ndan akışları, petrol tankerlerinin, işte LNG tankerlerinin akışını etkiledi. Dolayısıyla şu anda birçok ülke, oradan petrolünü sağlayan ülkeler, bu anlamda ciddi zorluk yaşamaya başladılar. Bunu şunun için söylüyorum: Dışarıya bağımlı olduğunuz zaman, Türkiye bu dönemde yüzde 10 enerjisini, petrolünü Hürmüz geçişli tedarik ediyordu. Yüzde 10 olduğu için şu anda Türkiye'de herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz hamdolsun. Ama bu daha yüksek oranlarda olsaydı ki olan ülkeler var o zaman belli sıkıntıları yaşayacaktık." ifadelerini kullandı. " Türkiye, ekonomisi çok daha güçlü ve siyasi açıdan da çok daha güçlü bir ülke haline gelecek" Sıkıntı yaşayan ülkelerin enerji tüketimlerini düşürmeye başladıklarına dikkat çeken Bayraktar, "Pandemi döneminde olduğu gibi uzaktan çalışmalar, eğitimler konuşulmaya başlandı. Dolayısıyla ciddi anlamda bir enerji kısıtıyla dünya karşı karşıya kaldı. Dolayısıyla kendi kaynaklarınızla enerjinizi sağlamak, yerli, yenilenebilir kaynaklarla bunları sağlamak ülkeler için hem stratejik açıdan, jeopolitik açıdan ve de ekonomik açıdan çok büyük katkıları olan bir durum. Dolayısıyla Türkiye'nin buradaki hedefi, temel bizim önceliğimiz, Türkiye'de yaptığımız bütün işlere baktığınız zaman inşallah sizlere, sizlerin de üzerinde çalışacağınız temel konu Türkiye'de enerjide dışa bağımlılığı bitirmek. Bunu başardığı anda Türkiye, ekonomisi çok daha güçlü ve siyasi açıdan da çok daha güçlü bir ülke haline gelecek." değerlendirmesinde bulundu. " Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı bitirmesi için birkaç koldan bir çalışma yürüyor" Türkiye'nin enerji konusunda dışa bağımlılığının bitmesi hakkında yapılan çalışmalarla ilgili soruya ada yanıt veren Bayraktar, "Onunla alakalı size şöyle bir tarih vereyim. En azından 2035 için bir şeyler söyleyebilirim. Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı bitirmesi için birkaç koldan bir çalışma yürüyor. Bir tanesi kendi kaynaklarımızı, kendi petrolümüzü, işte doğalgazımızı. Sakarya Gaz Sahası, Karadeniz'de yaptıklarımız, Gabar'daki petrol, yurt içinde, yurt dışında yaptıklarımız bir taraftan. Yenilenebilir enerjide yaptığımız çalışmalar, nükleerde yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Bir de tüketimi, tüketimi biraz düşürebilirsiniz veya tüketimi değiştirebilirsiniz. Tüketimi düşürmek deyince işte daha az enerji kullanmak nasıl mümkün olabilir mevcut hayattan kopmadan? Veya enerji, mesela ulaştırma. Ulaştırmada Türkiye sadece binde beş elektrik kullanıyor. Ama Türkiye'nin en aslında güçlü olduğu alanlardan bir tanesi elektrik. Ve biz diyoruz ki 2035'e kadar Türkiye 8 ila 10 milyon elektrikli araca hele bunu kendi aracımızla, işte kendi ürettiğimiz araçla yaparsak bu daha da anlamlı hale gelebilir ve 8-10 milyon elektrikli aracın kullanıldığı bir ülke olalım" diye konuştu. "Dünyada şu anda hala yaklaşık 700 milyon insanın elektriğe erişimi yok" Elektrik tarafında dışa bağımlılığın diğer ülkelere göre çok daha az olduğunu aktaran Bayraktar, şunları söyledi: "Yüzde 65-70'lerde olan bizim dışa bağımlılık, yerlilik oranımızı orada arttıralım. Yenilenebilir enerjiyi daha çok kullanalım. Elektrikli araçlarla o ulaştırmayı dönüştürelim. Dolayısıyla benzindeki ve mazottaki dışa bağımlılığımızı öyle azaltalım gibi bir şeyimiz var. 2035'lerde şu anda yüzde 70'lerde olan oranı yüzde 50'lerin altına çekmeyi hedefliyoruz. Bu çok önemli bir hedef ve bunu eğer önümüzdeki 10 yılda başarabilirsek Türkiye cari açık meselesini, enerji kaynaklı cari açık meselesini kenara koyabilir. Ve ondan sonraki hedef de tabii bunu sıfıra düşürmek, Türkiye'yi enerjide tam olarak bağımsız kılabilmek. Ama bu konuda yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu harita bize şunu söylüyor: Bir, gelişmiş ülkeler, iktisadi açıdan kalkınmış ülkelerin daha çok enerji kullandığını bize söylüyor. Dolayısıyla insan hakları, eşitlik vesaire. Yani "Dünya 5'ten büyüktür" Sayın Cumhurbaşkanımız derken her açıdan aslında bunu vurgulamak ve daha adil bir dünya mümkün. Daha adil bir dünya enerjide de mümkün. O da şöyle, bakın Sahra Altı Afrika, kullandığı elektrik toplam New York'un kullandığı elektrik kadar. Burada ciddi bir adaletsizlik var. Adil olmayan dağılımlardan bir tanesi burada. Dünyada şu anda hala yaklaşık 700 milyon insanın elektriğe erişimi yok." "2 milyarın üzerindeki nüfus şu anda hala geleneksel pişirme yöntemlerini kullanıyor" İnternetin olmadığı, cep telefonunun, haberleşmenin kısıtlı olduğu bir dünyadan bahsedildiğini dile getiren Bayraktar, " Bu dünya ve bizim aslında belki bu forumun da üzerinde durması gereken konulardan bir tanesi biz daha adil bir dünyayı enerjide nasıl yapabiliriz? Eğer sizin elektriğiniz yoksa aslında temiz sudan bahsedemezsiniz, hijyenden bahsedemezsiniz. Dolayısıyla onun getireceği sağlık problemleri. Afrika, Güneydoğu Asya, buralar elektriğin, erişimin az olduğu yerler, olmadığı yerler. Dolayısıyla bizim hedeflerimizden bir tanesi Türkiye olarak, 2015'te G20 Dönem Başkanlığı döneminde Antalya'da çok önemli bir aslında gündem vardı. Sahra Altı Afrika'nın elektrikleşme, elektriğe erişimiyle alakalı bir konuyu gündem yaptı Bu sene COP'ta, Antalya'da Eminim bazı arkadaşlarımız oraya geleceklerdir. Orada gündemlerimizden bir tanesi bu. Dolayısıyla, dünyada enerjideki bu adaletsizliği de gidermek. Size birkaç rakam vereyim; Amerika'da kişi başı elektrik tüketimi 14 bin kilowatt-saat yılda. Rakamı unutursunuz ama oranı unutmayın. Türkiye'de 4 bin kilowatt-saat. Dünya ortalaması 4 bin kilowatt-saat. İşte bazı ülkelerde de sıfır, yani yok. Dolayısıyla, aslında en önemli insan haklarından bir tanesi de elektriğe erişim, enerjiye erişim açıkçası. Dünyada 2 milyar insanın üzerindeki nüfus, 2 milyarın üzerindeki nüfus şu anda hala geleneksel pişirme yöntemlerini kullanıyor. Dolayısıyla, bu adaletsizliğe de dünyanın bir çözüm bulması lazım. Çünkü bu adaletsizlik aslında... Ve bu adaletsizliğe giden yolda da kaynakların olduğu ülkelerde o kaynaklar başkalarının elinde veya geçiş güzergahları başka kontrol mekanizmalarının elinde. Ama birileri daha çok enerji, daha fazla enerji kullanabilirken; birileri de hiçbir enerji kullanma şanslarına sahip değiller." dedi. "Gabar yıllarca adı terörle anılan bir yerdi" Terörsüz Türkiye sürecinin enerji konusunda da tarihi bir sayfayı açtığını vurgulayan Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: Devam eden bir proje olması açısından Gabar'dan bahsetmek isterim. Bizim Türkiye'de petrolle ilgili hikayemiz aslında. Bizim için çok özel yeri olan projelerden bir tanesi. Enerji yönü, enerjide petroldeki dışa bağımlılığımızı düşürüyoruz. Ama Gabar özellikle bugünlerde daha da anlamlı hale geldi. Türkiye, Terörsüz Türkiye'yi konuşuyor. Bununla ilgili çok çok önemli bir adımı Meclis'te atmış olduk. Çok büyük bir katılımla ve çok büyük bir destekle. Terörsüz Türkiye ve "terörsüz bölge" diyoruz aslında. Bütün bölgemizin terörden kurtulduğu, terörle mücadelede bir anlamda başarıya ulaştığı noktada neler olabileceğini gösterdiğimiz bir resim. Gabar yıllarca adı terörle anılan bir yerdi. Ben oralara gittiğimde oradaki görevli arkadaşlarımız bana "İşte efendim buralara şu tarihte şöyle terörist baskınlar oldu, şöyle şehitlerimiz var" vesaire gibi bilgiler hep geçtiler. Bugün o dağlarda, Bakın bu, geçtiğimiz yıl 19 Mayıs'ta gençlerle yaptığımız bir yürüyüş. Gabar'daki bir petrol üretim noktamıza yaptığımız bu yürüyüşte. Şimdi artık o bölgede 3 bin 500'ün üzerinde genç kardeşimiz o sahalarda çalışıyor. Ve ekseriyetle de Şırnak'taki çocuklar, çevre illerden gelen kardeşlerimiz. Ve o bölgede insanların terörden başka bir anlamda sanki alternatifi, dağdan başka alternatifi yokmuş gibi sunulan, terör örgütünün öyle bir propaganda yaptığı yerden; şu anda herkesin, özellikle gençlerin geleceğe dair ümitlerinin, umutlarının olduğu, kendilerine iş imkanı sağladığımız bir yere gitti. İşin petrol bulma tarafı tabii çok önemli bir şey. Ama esas itibariyle oradaki sosyal dokuya, gençlerin hayatına dokunması, ailelerin hayatına dokunması yönüyle Gabar bizim için göz bebeği projelerimizden bir tanesi. Sakarya gaz sahası, o da yine 2020'de, pandeminin ortasında bizim doğalgaz keşfini yaptığımız, Türkiye'nin 2016'dan sonra özellikle kendi gemileriyle, kendi mühendisleriyle, kendi jeologlarıyla petrol arama hedefinin, sevdasının bir sonucu. Ve Ayasofya'nın ibadete açıldığı, ki işte sene-i devriyesini geçtiğimiz günlerde yaşadık, ondan hemen böyle birkaç hafta sonra, 20 Ağustos'ta, 21 Ağustos'ta biz Karadeniz'deki bu büyük keşfi açıkladık." Programa, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi ve eski futbolcu Mesut Özil'in yanı sıra çok sayıda yerli ve yabancı davetlide katıldı.

Mayıs ayında, 1,46 milyar dolar cari açık oluştu. Yıllık toplam ise 37,3 milyar dolara yükseldi. Haber

Mayıs ayında, 1,46 milyar dolar cari açık oluştu. Yıllık toplam ise 37,3 milyar dolara yükseldi.

Türkiye’nin cari işlemler dengesi mayıs ayında açık verdi. TCMB verilerine göre, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 4 milyar 340 milyon dolar olarak gerçekleşirken, yıllıklandırılmış cari açık yaklaşık 37,3 milyar dolara ulaştı. Yıllıklandırılmış verilere göre dış ticaret dengesi 74,4 milyar dolar açık verirken, hizmetler dengesi 62,5 milyar dolarlık fazla sağladı. Bu dönemde birincil gelir dengesi 24,1 milyar dolar, ikincil gelir dengesi ise 1,3 milyar dolar açık verdi. HİZMET GELİRLERİ 5,2 MİLYAR DOLAR OLDU Mayıs ayında hizmetler dengesinden kaynaklanan net girişler 5 milyar 207 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalemde taşımacılık hizmetlerinden 2 milyar 243 milyon dolar, seyahat kaleminden ise 3 milyar 815 milyon dolar net gelir elde edildi. Yıllıklandırılmış cari açığın finansmanında net doğrudan yatırımlar 1,8 milyar dolar, net portföy yatırımları 5,3 milyar dolar, krediler 46,7 milyar dolar ve ticari krediler 200 milyon dolar katkı sağladı. Buna karşılık net efektif ve mevduatlar 18,8 milyar dolarlık negatif etki oluştururken, Merkez Bankası’nın döviz cinsinden net rezerv azalışı 32,3 milyar dolar oldu. DOĞRUDAN YATIRIMLARDA 455 MİLYON DOLARLIK ÇIKIŞ Mayıs ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net çıkış 455 milyon dolar olarak kaydedildi. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye doğrudan yatırımları 296 milyon dolar artarken, Türkiye’de yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları 751 milyon dolar yükseldi. Gayrimenkul yatırımlarında ise yurt içi yerleşikler yurt dışında 143 milyon dolarlık alım yaparken, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki gayrimenkul alımları 184 milyon dolar oldu. PORTFÖY YATIRIMLARINDA NET ÇIKIŞ Portföy yatırımları mayıs ayında 3 milyar 69 milyon dolar net çıkış kaydetti. Yurt dışı yerleşikler hisse senedi ve yatırım fonu piyasasında 2 milyar 786 milyon dolar, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında ise 287 milyon dolar net satış gerçekleştirdi. Yurt dışından kredi kullanımında ise bankalar 2 milyar 653 milyon dolar, diğer sektörler 755 milyon dolar net kullanım gerçekleştirirken, Genel Hükümet 180 milyon dolarlık net geri ödeme yaptı. Merkez Bankası verilerine göre, resmi rezervlerde mayıs ayında 3 milyar 300 milyon dolarlık net azalış yaşandı.

Cari açık Nisan'da 5,7 milyar dolar oldu Haber

Cari açık Nisan'da 5,7 milyar dolar oldu

Merkez Bankası, Nisan 2026 dönemine ilişkin Ödemeler Dengesi İstatistikleri'ni açıkladı. Veriler, dış ticaret açığının cari denge üzerindeki baskısını sürdürmesine rağmen hizmet gelirleri ve sermaye girişlerinin finansman tarafında önemli katkı sağladığını ortaya koydu. Buna göre cari işlemler hesabı nisanda 5 milyar 695 milyon dolar açık verdi. Altın ve enerji hariç tutulduğunda ise cari işlemler hesabında 319 milyon dolarlık fazla kaydedildi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı aynı dönemde 6 milyar 819 milyon dolar olarak gerçekleşirken, yıllıklandırılmış cari açık Eylül 2025'ten bu yana ilk kez gerileyerek yaklaşık 37 milyar dolara indi. Yıllıklandırılmış verilere göre hizmetler dengesi 62,8 milyar dolar fazla verirken, dış ticaret dengesi 74,8 milyar dolar açık verdi. Hizmetler kaleminde taşımacılıktan 1 milyar 685 milyon dolar, seyahat gelirlerinden ise 2 milyar 882 milyon dolar net gelir elde edildi. Cari açığın finansmanında portföy yatırımları öne çıktı. Nisan ayında portföy yatırımlarında 4 milyar 53 milyon dolarlık net giriş gerçekleşirken, doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net giriş 447 milyon dolar oldu. Yurt dışı yatırımcılar hisse senedi ve yatırım fonu piyasalarında 4 milyar 267 milyon dolar, devlet iç borçlanma senetlerinde ise 382 milyon dolarlık net alım yaptı. Bankalar, kamu ve özel sektörün yurt dışından kullandığı krediler de finansmana destek sağladı. Nisan ayında bankalar 1 milyar 445 milyon dolar, kamu kesimi 172 milyon dolar ve diğer sektörler 3 milyar 345 milyon dolar net kredi kullandı. Öte yandan yurt dışı yerleşiklerin Türkiye'deki mevduatlarında 4 milyar doları aşan artış yaşanırken, resmi rezervlerde nisanda 12 milyar 19 milyon dolarlık net artış kaydedildi.

DİJİTAL BAĞIMSIZLIK İÇİN ORTAK ÇAĞRI Haber

DİJİTAL BAĞIMSIZLIK İÇİN ORTAK ÇAĞRI

Etkinliğe, Marmara ve İç Anadolu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (MARSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, Bilişim Sektörü iş İnsanları Derneği (BİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, TOBB Yazılım Meclisi Endüstriyel Yazılımlar Sektör Başkanı İlhan Özdemir, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Çetin Öztürk, Bursa İş Kadınları Derneği (BUİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır ve çok sayıda dinleyici katıldı. Toplantının açılışında konuşan MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın “Toplantının adı olan ‘Mühendislikte Dijital Bağımsızlık’ ismi çok kıymetli. Bu isim için İdris Başkanıma çok teşekkür ederim. ‘Bağımsızlık’ çok önemli bir kelime. Ülkemizin, çocuklarımızın geleceği için bu kelime çok önemli. NOSAB belki Türkiye’nin en yeşil organize sanayi bölgesi. Çok sayıda fabrika bulunmasına rağmen, kullandığımız yazılımlar eğer yerli olmazsa NOSAB binalardan ibaret kalır. Üretimden, verimlilikten bahsedemeyiz. Taş, beton yığınına dönüşür. İran Savaşı bize bunu gösterdi. Bağımsızlık bir ülke için altın anahtar. Biz bağımsız olamadığımız sürece, çok büyük sorunlar yaşayabiliriz. Türkiye’de bakış açımızı değiştirerek sorun değil, çözüm tabanlı hareket etmeliyiz” dedi. BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul açılış konuşmasında, “Bugün ülkemizin sanayi, teknoloji ve geleceğini yakından ilgilendiren tam bağımsızlığımızın, mücadelemizin en kritik yani dijital bağımsızlığımızı konuşmak için bir araya geldik. Dijitalliği temellerini oluşturduğu yeni bir bilgi çağı başladı. Ancak çok iyi biliyoruz ki, tasarımı başkasının yazılımıyla yapmak, veriyi başkasının bulutunda tutmak, saklamak, üretimi başka lisanlara bağlı tutmak, bizi sürdürülebilir bir liderliğe taşıyamaz. Mühendislikte dışa bağımlılık sadece maddi bir yük değil, aynı zamanda geleceğe dair egemenliğimiz için en büyük risklerden biridir. Biz bu alanda en iyilerini üretebilecek kapasiteye sahibiz. Bugün burada Mühendislikte dışa bağımlılığın bedelleri ve bu bedellerin nasıl minimize edileceğini konuşacağız” dedi. Doğrul sözlerini, “Burada bulunan bütün misafirlere, panelistlere ve ULUTEK Teknopark’a çok teşekkür ederim. Geleceği kopyalayan değil, geleceği yerli ve milli teknoloji tasarlayan Türkiye idealiyle etkinliğimizin tüm katılımcılar için verimli geçmesini diliyorum” diyerek bitirdi. Toplantının açılış konuşmalarında değerlendirmelerde bulunan NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez de, “Bir tespitimden de bahsetmek isterim. NOSAB Akademi çatısı altında yıl boyunca çok sayıda eğitim, panel, seminer ve çalıştay gerçekleştiriyoruz. Ancak açıkçası bu salonu uzun zamandır ikinci kez bu kadar dolu görüyorum. Bu tablo, bugün ele aldığımız konunun ne kadar önemli ve güncel olduğunu gösteriyor. Demek ki sanayicimiz, mühendisimiz, akademisyenimiz ve teknoloji dünyamız; dijital bağımsızlık, yerli yazılımlar ve mühendislikte rekabet gücü gibi başlıkları yalnızca teknik bir mesele olarak değil, ülkemizin geleceği açısından stratejik bir konu olarak değerlendiriyor. Buradaki yoğun ilgi, aslında hepimizin aynı sorunun peşinde olduğunu gösteriyor: Üreten, geliştiren ve kendi teknolojisini ortaya koyabilen bir Türkiye.” dedi. TOBB Yazılım Meclisi Endüstriyel Yazılımlar Sektör Başkanı İlhan Özdemir de, “Farklı panellere katıldığımda her zaman üzerinde durduğum bir konu var. Mühendislik ve dijital bağımsızlık. Geçen hafta yazılım alanında ithalat-ihracat rakamları açıklandı. İhracat yüzde 4, ithalat ise yüzde 50 oranında artmış. Yani bu şekilde giderse yılın sonuna doğru cari açık 5 milyar dolar olacak. Bu cari açık sürdürülebilir değil. Bundan dolayı dijital bağımsızlık çok önemli” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından TOFAŞ Ürün Mühendisliği Direktörü Erkan Polat ‘Dijital Mühendislik ve Ürün Geliştirme Süreçleri’ isimli konuşmasını ve TUSAŞ İTÜ Arı Teknokent Müdürü Dr. Caner Şentürk ‘Türkiye’de CAD ve Veri bağımsızlığı ihtiyacı isimli konuşmasını sundu. NOSAB Başkanı Erol Gülmez tarafından konuşmacı TOFAŞ Ürün Mühendisliği Direktörü Erkan Polat’a, MARSİFED Başkanı Osman Akın tarafından da konuşmacı TUSAŞ İTÜ Arı Teknokent Müdürü Dr. Caner Şentürk’e plaket takdiminde bulunuldu. Toplantının ilk panelinde, ‘Mühendislikte Dışa Bağımlılık: Bedelini Nerede Ödüyoruz?’ konusu Moderatör Bursa Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Fatih Karpat’ın yönetiminde yapıldı. Panelde; İğrek Makine Ar-Ge Müdürü Fatih İğrek, Mubitek Tasarım Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bintaş, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Çetin Öztürk konuşmacı olarak yer aldı. İlk paneldeki konuşmacılara BİSİAD Başkanı İdris Doğrul tarafından adlarına dikilmiş fidan belgeleri takdim edildi. Kahve molasının ardından ikinci panel ise, ‘Mühendislikte Veri Kopukluğu: Tasarım ve Üretim Arasındaki Kayıp Nasıl Kapatılır’ konusuyla BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul’un moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde; Evok Software Studio Kurucu Ortağı Harun Öztürk, Projesis Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kemahlı, TDM Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı İnönü Alıcı konuşmacı olarak yer aldı. İkinci paneldeki konuşmacılar için hazırlanan fidan belgeleri, MUBİTEK Genel Müdürü Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş tarafından takdim edildi.

Bakan Şimşek: Türkiye ekonomisi 23 çeyrektir kesintisiz büyüyor Haber

Bakan Şimşek: Türkiye ekonomisi 23 çeyrektir kesintisiz büyüyor

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2026 yılı birinci çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklerin etkisine rağmen büyüme performansını koruduğunu ifade etti. Şimşek, yılın ilk çeyreğinde ekonominin yıllık bazda yüzde 2,5, çeyreklik bazda ise yüzde 0,1 büyüdüğünü belirterek, ekonominin karşı karşıya kaldığı çoklu şoklara rağmen son 23 çeyrektir kesintisiz büyüme kaydettiğini vurguladı. Türkiye’nin yıllıklandırılmış milli gelirinin 1,6 trilyon doların üzerine çıktığını kaydeden Şimşek, bu seviyenin ekonominin dayanıklılığını ortaya koyduğunu söyledi. TARIM BÜYÜMEYE DESTEK VERDİ, SANAYİ DARALDI İlk çeyrekte sektörel görünümü değerlendiren Şimşek, küresel ekonomik koşullar ve takvim etkileri nedeniyle sanayi katma değerinde daralma yaşandığını ifade etti. Geçen yıl don ve kuraklıktan olumsuz etkilenen tarım sektörünün ise bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,6 büyüdüğünü belirten Şimşek, tarımın 2026 yılı genelinde büyümeye pozitif katkı sunmasının beklendiğini dile getirdi. Ekonomide iç talebin büyümeyi desteklemeye devam ettiğini belirten Bakan Şimşek, ilk çeyrekte tüketimin yüzde 4,8, yatırımların ise yüzde 3 arttığını açıkladı. Küresel belirsizlikler ve Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarındaki zayıf ekonomik görünüm nedeniyle net dış talebin büyümeyi sınırlayan unsurlardan biri olduğunu ifade eden Şimşek, dış talep kaynaklı baskıların sürdüğünü kaydetti. CARİ AÇIK VE ENFLASYON MESAJI Şimşek, yüksek emtia fiyatları ve küresel talep koşullarının etkisiyle ilk çeyrekte yıllık cari açığın 39,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini, bunun milli gelire oranının ise yüzde 2,4 olduğunu bildirdi. Enerji maliyetlerindeki yükselişin dezenflasyon sürecinde geçici bir yavaşlamaya yol açtığını belirten Şimşek, buna rağmen enflasyonla mücadelede kararlı duruşun sürdüğünü vurgulayarak, “Fiyat istikrarını kalıcı şekilde sağlamak temel önceliğimiz olmaya devam ediyor” dedi. Yakın coğrafyada yaşanan savaşların ekonomik etkilerinin yakından takip edildiğini belirten Şimşek, bu etkileri sınırlamak ve reel sektörü desteklemek amacıyla gerekli adımların atıldığını söyledi. Bütçe disiplininin korunduğunu ifade eden Şimşek, yılın ilk dört ayında faiz dışı bütçe dengesinin geçen yılın aynı dönemine göre 536 milyar lira iyileşerek 375 milyar lira fazla verdiğini açıkladı. “TÜRKİYE ÜRETİM VE YATIRIM MERKEZİ OLACAK” Küresel üretim ve ticaret dinamiklerinde yaşanan dönüşümün Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu belirten Şimşek, ülkenin stratejik konumu, güçlü üretim kapasitesi ve ihracat altyapısıyla öne çıktığını ifade etti. Türkiye’yi üretim üssü ve uluslararası şirketler için bölgesel merkez haline getirecek yeni düzenlemeler üzerinde çalıştıklarını açıklayan Şimşek, makroekonomik istikrarı güçlendiren, yüksek katma değerli üretim ve ihracatı destekleyen politikaların kararlılıkla sürdürüleceğini kaydetti. Şimşek, uygulanan ekonomi programının nihai hedefinin sürdürülebilir büyüme ve vatandaşların refah seviyesinin kalıcı olarak artırılması olduğunu vurguladı.

Cari açık Ocak'ta 6,8 milyar dolar oldu Haber

Cari açık Ocak'ta 6,8 milyar dolar oldu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı Ocak ayına ilişkin ödemeler dengesi istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Ocak ayında cari işlemler hesabı 6 milyar 807 milyon ABD doları açık verdi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise aynı dönemde 1 milyar 228 milyon dolar açık kaydetti. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış verilere göre ise cari açık yaklaşık 32,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 71,2 milyar dolar oldu. Aynı dönemde hizmetler dengesi 63,1 milyar dolar fazla verirken, birincil gelir dengesi 24,1 milyar dolar, ikincil gelir dengesi ise 695 milyon dolar açık verdi. Ocak ayında hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 2 milyar 639 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalemde taşımacılık hizmetlerinden 1 milyar 687 milyon dolar, seyahat gelirlerinden ise 2 milyar 471 milyon dolar net gelir elde edildi. FİNANS HESABI VERİLERİ 2026 yılı Ocak ayında yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,7 milyar dolar, net portföy yatırımları 4,2 milyar dolar, krediler 36,1 milyar dolar ve ticari krediler 0,3 milyar dolar katkı sağladı. Buna karşılık net efektif ve mevduatlar 10 milyar dolar negatif etki oluşturdu. Merkez Bankası döviz cinsinden net rezervlerinde ise 16,5 milyar dolarlık azalış gerçekleşti. Ocak ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net giriş 22 milyon dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye doğrudan yatırımları 716 milyon dolar artarken, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları 694 milyon dolar arttı. Gayrimenkul yatırımlarında ise yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 208 milyon dolar, yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’de 163 milyon dolar net gayrimenkul alımı yaptığı görüldü. PORTFÖY YATIRIMLARINDA GÜÇLÜ GİRİŞ Portföy yatırımları Ocak ayında 8 milyar 392 milyon dolar net giriş kaydetti. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 1 milyar 463 milyon dolar, devlet iç borçlanma senetlerinde ise 4 milyar 10 milyon dolar net alım yaptığı belirtildi. Yurt dışındaki tahvil ihraçlarında da yabancı yatırımcıların ilgisi sürdü. Yurt dışı yerleşiklerin bankaların ihraçlarında 586 milyon dolar, genel hükümet ihraçlarında 2 milyar 407 milyon dolar, diğer sektör ihraçlarında ise 469 milyon dolar net alım gerçekleştirdiği görüldü. Öte yandan Ocak ayında yurt dışından kredi kullanımında bankalar 1 milyar 410 milyon dolar, diğer sektörler 1 milyar 740 milyon dolar net kredi kullanırken, genel hükümet 69 milyon dolar net geri ödeme yaptı. Diğer yatırımlar kaleminde yurt dışı bankaların Türkiye’deki mevduatları toplam 5 milyar 694 milyon dolar arttı. Bu artışın 3 milyar 617 milyon doları Türk lirası, 2 milyar 77 milyon doları yabancı para cinsinden gerçekleşti. Resmi rezervlerde ise Ocak ayında 11 milyar 996 milyon dolar net artış kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.