Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Can Güvenliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Can Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Can Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Kurum: "İstanbul’da güvenlik birimlerimiz 3 bin 57 vatandaşımızı sağ salim kurtardılar ve güvenli alanlara taşıdılar" Haber

Bakan Kurum: "İstanbul’da güvenlik birimlerimiz 3 bin 57 vatandaşımızı sağ salim kurtardılar ve güvenli alanlara taşıdılar"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da yaşanan sel felaketine ilişkin İstanbul Valiliği Afet Koordinasyon Merkezi’nde bir koordinasyon toplantısı düzenledi. İstanbul Valisi Davut Gül’ün Bakan Kurum’a kriz merkezinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi Son duruma ilişkin açıklama da yaptı. Selden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun ve sel nedeniyle hayatını kaybedenlerin ailesini başsağlığı dilekleriyle başlayan Bakan Kurum, "Sabahtan bu yana İstanbul ve Antalya, Sakarya ve Kocaeli illerimiz sel felaketiyle karşı karşıya kaldı. Milletimiz müsterih olsun, devletimiz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm kurumlarıyla, valilerimizin koordinasyonunda birlikte, bir koordinasyon içerisinde sahadaki çalışmalarımızı ilk andan itibaren yapıyoruz. Bugün toplantıda ortaya çıkan tabloyu hep birlikte değerlendirdik. Atacağımız adımları burada kararlaştırdık" dedi. Şehrimiz, 83 yılın en yüksek yağışını aldı, 83 yıldır böyle bir yağış yok ve metre kareye 24 saatte 186 kilogram ve şimdiye kadar da 273 kilogram yağış düştü. Bunun büyüklüğünü şöyle ifade edeyim. Metrekareye 273 kilo yağış, 27 santim yüksekliği su demektir. Bilhassa selin yoğun yaşandığı Sarıyer’de, Şile’de, Başakşehir’de, Güngören’de 27 santim su yüksekliği son 48 saatte bu ilçelere düştü. Ve bir günde İstanbul’da barajlarda su doluluk oranı yüzde 7 seviyesinde arttı, yani yağışın böyle bir büyüklüğü söz konusu. Tabi felaketin ardından en önemli önceliğimiz can güvenliği, vatandaşlarımızın can ve bu noktada, şu an itibariyle arama kurtarma bekleyen veya ulaşılamamış, herhangi bir vatandaşımız yok. Tüm vatandaşlarımızı emniyet birimlerimiz güvenli alanlara aldılar. Talep eden bir kısım vatandaşlarımızı, misafirhanelerde misafir ediyoruz. Bu çerçevede 3 bin 57 vatandaşımızı güvenlik birimlerimiz sağ salim, kurtardılar ve güvenli alanlara taşıdılar. Barınma taleplerinin gelmesine müteakip de, yine İstanbul Valiliğimiz koordinasyonunda tüm barınma talepler karşılanacaktır. Yine sahada sel felaketi gören 39 ilçemizde, 14 ayrı noktada 110 aracımızla, yine itfaiyelerimiz, belediyelerimiz vatandaşımıza sıcak çorba ve ihtiyacını giderecek yardımları anbean yapmaktadır" dedi. Sel nedeniyle meydana gelen hasarlara ilişkin bilgiler veren Bakan Kurum, "Tabi bu çerçevede 48 toprak kayması vakası gerçekleşti ve yine 39 ilçemizde 53 istinat duvarı da yine bu aşırı yağış sebebiyle yıkıldı. Bu çerçevede tam 9 bin 755 ihbar bu koordinasyon merkezine geldi. Birimlerimiz 7 bin 800’üne anında müdahalelerini yaptılar ve vatandaşlarımızın ne talebi, ne ihtiyacı varsa devletimiz hızlı bir şekilde gerçekleştirdi. Diğer taraftan hızlı bir şekilde hasar tespite girdik. Vatandaşlarımızın mal hasarlarına ilişkin, çiftçilerimizin ürün hasarlarına ilişkin ne varsa, burada AFAD koordinasyonunda ilgili başkanlıklar, birimler hızlıca tespitlerini yapıyorlar. Ve şuana kadar yapılan tespitler çerçevesinde sadece Ayazağa’da, 300 iş yeri hasarı, 200 araç hasarı gördü. Hasar tespitlerini hafta sonu itibariyle tamamlamayı hedefliyoruz. Bu kapsamda yapılan hasar tespitleri sonucunda vatandaşlarımızın mal hasarlarına ilişkin, Sadece Ayazağa’da 300 iş yeri, 200 araçta hasar tespit ettik. Hasar gören binalarımızda, hızla tespitleri yaptık, acil risk taşıyan noktaların onarımına başladık. Ulaşımda Eyüpsultan, Sarıyer ve Şile’de toplam 6 güzergâh trafiğe kapalı. Yolları açmak için çalışmalarımız sürüyor. İl ve İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezlerimiz 7 gün 24 saat çalışıyor. Tüm ihbarlar tek tek değerlendiriliyor" diye konuştu. Kocaeli ve Sakarya’daki sel felaketine ilişkin de bilgiler veren Bakan Kurum, "Hasar tespit ve zarar tespit çalışmalarımıza devam ediyoruz. Kocaeli ve Sakarya’da da kuvvetli yağışlar etkisini gösterdi ve bu iki ilimizde de su baskınları oldu. Sakarya’da metrekareye 140 kilograma varan yağış düştü. Bir ev yıkıldı, bir köprü çöktü. Kocaeli’de de özellikle Başiskele ve Kartepe ilçelerimizde su baskını ve dere taşkınları yaşanmaktadır. Yine bu iki şehrimizde de tüm ekiplerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını, zararlarını tespit ediyoruz. Arkadaşlarımız, tek bir mağdur vatandaşımız kalmayana kadar hane hane, dükkân dükkan çalışacak. Kimsenin şüphesi olmasın: Devletimizin iradesi ve şefkatli eli bütün gücüyle burada, her zaman milletinin yanındadır" şeklinde konuştu. İstanbul ve diğer bölgelerde beklene yağışa ilişkin de konuşan Bakan Kurum, "Yarın sabah saatlerinden itibaren bölgenin tekrar yağış almaya başlayacağı, İstanbul’un özellikle Avrupa Yakası başta olmak üzere kuzey ilçelerinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla olumsuz şartlar devam edeceğinden vatandaşlarımızdan ricamız, zorunlu olmadıkça evden çıkmamalarıdır. Yine yarın Zonguldak ve Düzce’de turuncu uyarımız var. 23 il için ise sarı uyarımız devam ediyor. Bu illerimizde de bizler gereken tüm tedbirleri alıyoruz, vatandaşlarımızdan da tedbirli olmalarını istirham ediyoruz" dedi.

Sahipli köpeğin saldırdığı adam feci şekilde yaralandı Haber

Sahipli köpeğin saldırdığı adam feci şekilde yaralandı

Olay, ilçeye bağlı Kargıcak Mahallesi Yıldırım Sokak’ta yaşandı. Alınan bilgiye göre göre, mahalle sakinlerinden Şükrü Erdoğan, sokakta yürüdüğü sırada Rottweiler cinsi köpeğin saldırısına uğradı. Yere düşen, kolundan ve bacağından ısırılan Erdoğan, köpekle bir süre mücadele etti. Yaralanan şahıs, çevredekilerin yardımı ile kurtarılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Köpek ise belediye ekipleri tarafından yakalanıp barınağa götürülerek karantinaya alındı. Köpek sahibiyle ilgili ise adli ve idari işlemler başlatıldı. Hastaneye kaldırılarak tedavisi yapılıp taburcu olan Erdoğan yaşananları anlattı. Erdoğan, "Arabam sanayideydi. Arabamı almak üzere evden yaya olarak çıktım. Hürriyet Caddesi’nden aşağıya doğru yaya olarak yürümeye başladım. Orada bir tane çocuk geldi, küçük bir çocuk. ’Nereye gidiyorsun’ dedim. ’Fırına ekmek almaya gidiyorum’ dedi. ’Nerede’ dedim, aynı benim yolumun güzergahındaydı. Ben de ’Eksiğin varsa bugün ben vereyim, markete git’ diyerek çocuğu öbür tarafa yönlendirdim. Yani Hürriyet Caddesi’ne devam etmesini söyledim. Ben Yıldırım Sokağı’na doğru ilerledim. Zaten Yıldırım Sokak’tan 50 metre ileride bir tane çok büyük bir köpek bana doğru gelmeye başladı. Ben ’Geriye doğru gideyim’ dedim. Köpek çok büyüktü ve iriydi yani ben geriye gitsem bile yakalayacaktı beni. Ben de ileri doğru gitmeye başladım. Köpek arkama dolandı. Sahibini düşündüğüm şahsa dedim ki: ’Bak, bu köpek bana saldıracak, şunu tut.’ Zaten o zamana beni ayağımdan yakaladı, yere yatırdı beni. Köpek beni yere yatırınca yüzümü korudum. Bu sefer o çocuk köpeği kucakladı, ona da saldırdı" dedi. "Çocuk bu tarafa geçseydi, köpek ona saldırsaydı" Köpeğe bakan şahsın da emanetçi olduğunu anlatan Erdoğan, "Çocuk kucaklayınca köpeği arkadan, beni bıraktı, farklı yerden ısırdı. Ondan sonra çocuk yattığı yerde böyle kucakladı. Ben yerdeyim zaten, her taraf kan gölü. Çok üzüldüm, bir tane taksi geldi. İleriye doğru durdu. Kaçacak bir kapalı alan arıyorum. ’Arabayla gel’ dedim, ’Arabanın içine atlayayım, en azından kendimi kurtarayım.’ Adam bastı gitti. Yani insanlar bu kadar duyarsız. Ahmet kardeşim, eski askerdir o, eline bir sopa almış gelmiş. İşte öbür çocuk, o ’emanetçi’ diye düşündüğüm çocuk köpeği tutuyor. ’Abi gel’ dedi, beni evin içine soktular. Ondan sonra zaten ben bir baktım kendime, paramparçayayım, ambulans geldi. Ambulansa attılar ve hastaneye geçtik. Çok kötü bir olaydı. Benim orada düşündüğüm tek şey: ’Çocuk bu tarafa geçseydi, önümde köpek ona saldırsaydı. Yani çocuğu orada bırakıp gidemezdim ama dehşeti yaşardık. Şu anda biz 50 yaşında bir adamız, çok beni etkilemedi bu olay ama hala düşündüğüm şey çocuk. Çünkü o yaşlarda benim bir çocuğum var. Ve yatarken onu düşünüyorum ’Acaba o çocuk oraya gitseydi ne olurduk" diye konuştu. Saldıran köpek ekipler tarafından alındı Köpekten tüm mahallenin rahatsız olduğunu belirten muhtar Durmuş Kara ise, "Köpeğin normalde avlunun içinde olduğunu söylüyorlar ama köpek çok huysuz, 3 metrelik teli atlayıp dışarı çıkıyor. Bu köpekler iki tane. O esnada birisi dışarı çıkmış. Dışarı çıktığında da arkadaşımıza saldırmış. Arkadaşımızın durumu çok kötü şu an için. Ve bu köpeklerden mahalle sakinlerinin yüzde 100’ü şikayetçi. Saldıran köpek tasmasız olduğundan dolayı belediye ekiplerince korumaya alındı şu an. Ama ’10 gün sonra isterse köpeğin sahibi bu köpeği geri alabilir’ deniliyor. Ve öbür köpeği götürmediler. Öbür köpek adamın avlusunun içinde şu an bağlı. Ama bu köpek çok güçlü olduğundan dolayı tasmasını da kırıyor ve 3 metrelik teli atlayıp dışarı çıkabiliyor. Yani o sokaktan geçen ne öğrencilerimizin ne vatandaşlarımızın can güvenliği garanti altında değil. Bir an önce tedbir alınmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

Mudanya’da sağlık çalışanına yönelik şiddete tepki Haber

Mudanya’da sağlık çalışanına yönelik şiddete tepki

25 Eylül 2026 Cuma günü Mudanya Devlet Hastanesi polikliniğinde görev yapan sağlık çalışanı, hizmet sunduğu bir hasta tarafından darp edildi. Saldırıda kafa travması geçiren ve elinde kırıklar oluşan sağlık çalışanı yaralandı. Yaşanan olayın ardından Bursa’daki sağlık örgütleri, bugün Mudanya Devlet Hastanesi önünde bir araya gelerek sağlıkta şiddete tepki gösterdi. Açıklamada "Sağlıkta şiddet insanlık suçudur" pankartı açılırken, sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda görev yapabilmesi gerektiği vurgulandı. Basın açıklamasına Bursa Tabip Odası, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Bursa Aile Hekimleri Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Bursa Şubesi, Türk Sağlık-Sen Bursa Şubesi, Genel Sağlık-İş Bursa Şubesi, Dev Sağlık-İş Bursa Şubesi ve Hekim Birliği Sendikası Bursa Şubesi üyeleri katıldı. Sağlık örgütleri adına açıklama yapan Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin, sağlık kurumlarının korku ve şiddetle değil, güven ve şifa ile anılması gerektiğini belirtti. Firdin, sağlık çalışanlarının can güvenliği endişesi yaşamadan görev yapabilmesi gerektiğini ifade etti. Sağlıkta şiddetin yalnızca saldırıya uğrayan sağlık çalışanını değil, sağlık sistemini, çalışma barışını ve hastaların güvenli sağlık hizmetine erişim hakkını da etkilediğini belirten Firdin, yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinilmemesi gerektiğini söyledi. Sağlık örgütleri, şiddeti önlemeye yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz uygulanmasını, riskli durumlarda hızlı müdahale mekanizmalarının devreye sokulmasını ve saldırılarda hukuki süreçlerin etkin şekilde işletilmesini talep etti. Açıklamada, sağlık çalışanlarına yönelik hiçbir şiddet eyleminin kabul edilemeyeceği belirtilerek saldırıya uğrayan sağlık çalışanına geçmiş olsun dilekleri iletildi. Sağlık örgütleri, sağlıkta şiddetin normalleştirilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.

Eski Binalarda Elektrik Alarmı Haber

Eski Binalarda Elektrik Alarmı

Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde binlerce apartmanın, farkında olunmayan elektrik altyapısı sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Limadem Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Elektrik Mühendisi Olgun Karabiber, teknolojinin gelişmesiyle birlikte binalardaki enerji ihtiyacının önemli ölçüde arttığını ancak mevcut altyapıların aynı hızda yenilenmediğini söyledi. Günümüzde konutlarda kullanılan elektrikli cihaz sayısının her geçen yıl arttığını ifade eden Karabiber, güvenlik sistemleri, hidroforlar, merkezi sistemler ve elektrikli araç şarj istasyonlarının artık yaşamın ayrılmaz parçaları haline geldiğini belirtti. Buna rağmen birçok binanın elektrik tesisatının yıllar önceki ihtiyaçlara göre hizmet vermeyi sürdürdüğünü kaydeden Karabiber, bu durumun ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Vatandaşların elektrik sistemlerini çoğu zaman yalnızca arıza yaşandığında hatırladığını dile getiren Karabiber, sürekli atan sigortalar, ortak alanlarda yaşanan enerji kesintileri, voltaj dalgalanmaları ve elektronik cihazlarda meydana gelen arızaların önemli uyarı işaretleri olduğunu söyledi. “RİSKLER ÇOĞU ZAMAN GÖZLE GÖRÜLMEZ” Özellikle 20 yaşın üzerindeki binalarda elektrik panoları, kablo sistemleri ve topraklama tesisatlarının düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirten Karabiber, şu değerlendirmede bulundu: “Elektrik altyapısında ortaya çıkan birçok problem ilk aşamada gözle görülmez. Riskler sessizce büyür ve çoğu zaman ciddi bir sorun yaşanana kadar fark edilmez. Bir apartmanda asansörün çalışıyor olması, ortak alan aydınlatmalarının yanması veya hidrofor sisteminin devrede bulunması, elektrik altyapısının sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Nasıl araçlarımızı belirli aralıklarla muayeneye götürüyor, kombilerimizin bakımını yaptırıyorsak, yaşadığımız binaların elektrik sistemlerini de aynı hassasiyetle kontrol ettirmeliyiz.” Elektrik güvenliğinin yalnızca teknik bir konu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Karabiber, bunun aynı zamanda can güvenliği, mal güvenliği ve yaşam kalitesi açısından da kritik önem taşıdığını söyledi. “EN DEĞERLİ YATIRIM GÖRÜNMEYEN SİSTEMLERE YAPILANDIR” Birçok apartmanda dış cephe yenilemeleri, peyzaj çalışmaları ve ortak alan düzenlemelerine yatırım yapılırken elektrik altyapısının çoğu zaman ihmal edildiğine dikkat çeken Karabiber, görünmeyen sistemlerin güvenliğinin en az görünen alanlar kadar önemli olduğunu ifade etti. Karabiber, “Bugün birçok binada estetik iyileştirmeler yapılıyor ancak yaşamı sürdüren temel sistemlerin başında gelen elektrik altyapısı yıllarca kontrol edilmeyebiliyor. Oysa en değerli yatırım, görünmeyen ama hayatı ayakta tutan sistemlere yapılan yatırımdır. Şehirlerimiz büyüyor, enerjiye olan bağımlılığımız her geçen gün artıyor. Bu nedenle binalarımızın yalnızca dış görünüşüne değil, altyapılarına da aynı hassasiyetle yaklaşmalıyız” dedi. APARTMAN VE SİTE YÖNETİMLERİNE ÇAĞRI Apartman yöneticilerine, site yönetimlerine ve kat maliklerine çağrıda bulunan Karabiber, elektrik panolarının, topraklama sistemlerinin ve ortak alan enerji altyapılarının uzman ekipler tarafından periyodik olarak denetlenmesi gerektiğini belirtti. Olası risklerin erken tespit edilmesinin hem güvenlik hem de maliyet açısından önemli avantajlar sağlayacağını ifade eden Karabiber, sözlerini “Güvenli yaşam yalnızca sağlam duvarlarla mümkün değildir. Güvenilir enerji altyapıları da güvenli binaların temel unsurlarından biridir. Unutulmamalıdır ki güvenli yapılar sadece sağlam betonlarla değil, sürdürülebilir ve güvenilir altyapılarla ayakta kalır. Bugün alınacak basit önlemler, yarının büyük risklerini ve maliyetlerini önleyebilir” diyerek tamamladı.

Ayvalık'ta can pazarı...Akıntıya kapılan tatilci şişme botla kurtarıldı Haber

Ayvalık'ta can pazarı...Akıntıya kapılan tatilci şişme botla kurtarıldı

Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde, Cunda Adası (Alibey) ile Maden Adası arasında bulunan ve "Yalancı Boğaz" olarak bilinen doğal geçitte yeni bir boğulma tehlikesi yaşandı. Denizin içinden yürüyerek Maden Adası'na geçmek isteyen bir kadın tatilci, yükselen su seviyesi ve güçlü akıntı nedeniyle sürüklenmeye başladı. Tehlike atlatan kadın tatilci bölgedeki işletmecinin botla olay yerine gelmesiyle kurtarıldı. Turizm alanında Türkiye'nin önemli çekim merkezlerinden biri olan Ayvalık'ta, son yıllarda tatilcilerin yoğun ilgi gösterdiği bölgelerden biri de Cunda Adası ile Maden Adası arasındaki Yalancı Boğaz mevkii oldu. Denizin sığ olması nedeniyle çok sayıda tatilci, buradaki doğal geçidi kullanarak denizin içinden yürüyüp Maden Adası'na ulaşmaya çalışıyor. Ancak deniz seviyesinin aniden yükselmesi, rüzgâr ve oluşan güçlü akıntılar zaman zaman ciddi can güvenliği riski oluşturuyor. Akıntıya kapıldı, çok miktarda su yuttu Edinilen bilgiye göre, Maden Adası'na yürüyerek geçmek isteyen kadın tatilci, deniz seviyesinin yükselmesi ve akıntının güçlenmesi üzerine dengesini kaybederek sürüklenmeye başladı. Akıntıyla mücadele eden ve bu sırada çok miktarda su yutan tatilcinin yardımına bölgede küçük bir kafe işleten Mustafa Doğan yetişti. Yöre halkının "Huni Mustafa" lakabıyla tanıdığı Mustafa Doğan, yaşananları fark eder etmez şişme botuna binerek akıntıya kapılan tatilciye ulaştı. Doğan, kadın tatilciyi bota alarak güvenli bir şekilde kıyıya çıkarmayı başardı. Vatandaşlardan cankurtaran tepkisi Olayın ardından bölgede bulunan vatandaşlar, özellikle yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiği ve çok sayıda tatilcinin denizin içinden yürüyerek geçmeye çalıştığı Yalancı Boğaz'da cankurtaran bulunmamasına tepki gösterdi. Vatandaşlar, benzer olayların daha ağır sonuçlar doğurmaması için bölgede gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını ve özellikle yoğun dönemlerde profesyonel cankurtaran görevlendirilmesini istedi. Bölgede yaşanan tehlikeli durumlarda defalarca insanların yardımına koştuğu belirtilen Mustafa Doğan'a da teşekkür eden vatandaşlar, "Burada gönüllü olarak cankurtaranlık yapmak zorunda kalan insanların çabasıyla can güvenliği sağlanamaz. Yetkililer artık kalıcı önlem almalı" çağrısında bulundu. Son yaşanan olay, Yalancı Boğaz'da özellikle rüzgârlı havalarda değişen deniz seviyesi ve güçlü akıntının oluşturduğu tehlikeyi bir kez daha gündeme getirirken, bölgede can güvenliğine yönelik önlem alınması talebini de yeniden gündeme taşıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.