Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Büyüme

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İşgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İşgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız"

Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardıklarını kaydeden Erdoğan, "Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz. 2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde "MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu"na katıldı. Kapanış programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin ekonomik ve ticari potansiyelini dünya ile buluşturan MÜSİAD; yurt içi ve yurt dışındaki 14 binden fazla üyesiyle 60 bin işletmeyi temsil ediyor. Yaklaşık 3 milyon kişiyi istihdam ediyor. Ülkemizin yanı sıra dünyanın 84 ülkesindeki 184 şube ve temsilcilikle geniş yelpazedeki faaliyetlerini güçlü bir şekilde sürdürüyor. İş dünyasının görüş, öneri ve beklentilerini samimiyetle aktarmaya devam eden MÜSİAD'ımızı kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi. İki yılda bir düzenlenen bu fuarın her seferinde göğsümüzü kabarttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İki yılda bir düzenlenen MÜSİAD Expo fuarlarımız ise Türkiye'nin üretim, ihracat ve yatırım kapasitesini küresel iş dünyasıyla bir araya getiren, firmalarımızın yeni pazarlara, yeni coğrafyalara erişimini kolaylaştıran, en önemlisi de Türkiye merkezli yeni ticari iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunan yapısıyla maşallah her seferinde göğsümüzü kabartıyor. Fuara ilgi ve katılımın bu yıl da fazlasıyla yüksek olduğunu memnuniyetle öğrendim. MÜSİAD Expo'nun bir fuar olmanın ötesine geçerek uluslararası ticaret, yatırım, iş diplomasisi platformu haline dönüşmesinden ülkemiz adına gurur duyuyorum" diye konuştu. "Yapay zekâ modelleri üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlık tarihine şöyle bir baktığımızda şunu hepimiz çok net görüyoruz: Bazı kritik eşikler vardır ki bir defa aşıldığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Son yıllarda yapay zekâ başta olmak üzere teknolojide yaşadığımız devrim niteliğindeki dönüşüm bunlardan biridir. Avantajlarını sağlıktan eğitime, bilişimden ulaşıma, tarımdan ekonomiye her alanda hissettiğimiz yapay zekâ hem bireysel hem de iş hayatımızı yeniden şekillendiriyor. Gün geçtikçe gelişen yapay zekâ modelleri ve robotik teknolojiler üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Şurası bir gerçek ki reel sektör yapay zekânın imkânlarını ne kadar kullanıyorsa girişimci, sanayici, yatırımcı da bu yeniliklerden o kadar istifade ediyor. Burada dikkatlerden kaçmaması gereken asıl tehlike şudur: Yapay zekâyı geliştirirken insan faktörüne gerekli önemi vermezseniz arzu ettiğinizin tam tersi neticelerle karşılaşabilirsiniz. İnsanı insan yapan değerleri, aileyi, toplumu, millî ve manevi hasletlerinizi korumazsanız; iş ahlakınızı saf dışı bırakıp rekabeti, ne pahasına olursa olsun galip gelmeyi merkeze koyarsanız geliştirdiğiniz yazılım ve algoritmalar, tüm bu teknolojiler fayda değil tam aksine zarar getirir; Allah muhafaza geniş çaplı bir yıkıma sebebiyet verir. Tam da bu yüzden kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden iş dünyası ve sivil topluma bu konuların derinlikli bir şekilde ele alınması gerekiyor. Hele ki Ahilik gibi köklü bir kültürün mirasçıları olarak bizim böyle bir meseleye duyarsız kalmamız zaten düşünülemez" ifadelerini kullandı. Müslümanlar olarak ekonomik ve ticari münasebetlerimizi de hayatımıza yön veren temel değerler ışığında sürekli gözden geçirmek durumunda olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "29. Uluslararası İş Forumu'nun 'Yapay Zekâ Çağında İnsanın ve İş Dünyasının Dönüşümü' başlığıyla tertiplenmiş olmasını bu bakımdan çok kıymetli buluyorum. Forum kapsamında düzenlenen oturumlarda fikir, tespit ve önerilerini dile getiren tüm katılımcılara bir vesile tebriklerimi iletiyorum. Bu platformlarda yapılan ufuk açıcı istişarelerin hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. "Küresel sistemin çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel sistemin hem meşruiyet hem temsil hem de adalet boyutlarıyla çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz. Bilhassa ülkemizin merkezinde yer aldığı coğrafya, tabiri caizse tam bir kriz fırtınası yaşıyor. Ticaretten enerji arzına, gıda güvenliğinden ekonomik yaptırımlara pek çok alanda bu fırtınanın etkilerine hepimiz az ya da çok maruz kalıyoruz. Yakın geçmişte fikir teatileriyle çözülen meseleler, bugün füze ve dron teatileriyle çözülmeye çalışılmaktadır. Gücü gücü yetene düzeni ilk defa bu kadar uluslararası ilişkilere damga vurmaktadır" diye konuştu. "Savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil" Birleşmiş Milletler 81. Genel Kuruluna hitabımda bu soruna özellikle dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye, Arakan'dan İran'a, içerisinde özellikle barışın, adaletin, sağduyunun yer almadığı hiçbir reçetenin sahada karşılığı olmadığını ifade ettik. Gazze'de, Lübnan'da on binlerce masumu katleden soykırımcı caniler bizim gerçekleri yüzlerine vurmamızdan rahatsız olsalar da hamdolsun biz bir kez daha doğru olanı, doğru bildiklerimizi cesaretle dile getirdik. Bundan sonra da hakkın hatırını yere düşürmeyecek; dilimiz döndüğü, gücümüz yettiği kadar hakikatleri anlatmaya, mazlum ve mağdurların sesi olmaya inşallah devam edeceğiz. Daha önce söyledim, bugün bir kez daha söylüyorum: Kendisini seçilmiş zanneden, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören; insafı, vicdanı, ahlakı, ilkesi olmayan işgalci Siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar, geri adım atmayacağız. Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil, işledikleri cinayetlerin, döktükleri kanların hesabını verecekleri mahkeme salonlarıdır. İnşallah o günler de mutlaka gelecektir. Henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte 335 kurşunla vahşice şehit edilen Hind Receb yavrumuzun hesabı hukuk önünde sorulacaktır. Yemek kuyruklarında, kuvözlerde, camilerde, okullarda, hastanelerde göz göre göre katledilen sivillerin hesabı elbette adalete verilecektir. Eğer soykırım yapanlar adalete hesap vermezse, eğer bunlardan hukuk önünde, tarih önünde hesap sorulmazsa aynı vahşet tekrar yaşanacak, aynı insani trajediyle biliniz ki çocuklarımız da karşılaşacak" açıklamasında bulundu. "Son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacağız" Biz şahsen son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacaklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye ve Türk milleti aynı şekilde bunun mücadelesi içinde olacak. Hangi dinden, kültürden, kökenden olursa olsun adalete inananlar bunun mücadelesi içinde olacak. Filistin halkı yalnız değildir, asla sahipsiz değildir. Gazzeli kardeşlerimiz hak ve adalet arayışlarında tek başına değildir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir. İnsanlık İttifakı'nın temsilcisi olarak Genel Kurul, savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir. Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır, soykırım şebekesinin yüzüne adeta bir tokat gibi inmiştir. Şahsımızı ve ülkemizi alakasız iddialarla hedef koymalarının sebebi işte budur. Türkiye; vicdanlı, onurlu, ahlaklı ve yürekli duruşuyla hem mazlumlara umut olmuş hem de diğer ülkelere cesaret aşılamıştır. Genel Kurul salonunda ve kürsüsünde insanlığın müşterek vicdanına tercüman olan tüm ülkeleri ve liderleri gönülden tebrik ediyorum. Türkiye olarak ne pahasına olursa olsun zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum" dedi. "Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir yandan hem bölgemize hem de insanlığa umut olacak hakkaniyetli çözümleri savunurken diğer yandan ülkemizi bu risk ve tehdit ortamından uzak tutacak politikaları kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık. Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz" diye konuştu. "16 yıllık kesintisiz büyüme performansımızı sürdürdük" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada çok kısa bir şekilde bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisini yüzde 3,7 oranında büyüterek 16 yıllık kesintisiz büyüme performansımızı sürdürdük. Ekonomimiz 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 2,6; ikinci çeyreğinde ise yüzde 2,3 oranında büyüdü. Böylelikle Türkiye ekonomisi son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme yaşadı. Şu anda dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın ise 6'ncı en büyük ekonomisiyiz. 2002'de 3 bin 616 dolar olan kişi başına gelirimiz, yaklaşık 5 kat artışla 2025'te 18 bin 103 dolara çıktı. Ekonomimizin büyüklüğü ise cari fiyatlarla 1 trilyon 602 milyar dolar oldu" ifadelerini kullandı. "İhracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi" İhracat tarafındaki başarılarımızı sizlerin de desteğiyle sürdürüyoruz diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, " 2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız, 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi. Bu yılın ağustos ayındaki ihracatımız geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar doları buldu. Ocak-ağustos döneminde ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 185 milyar dolara erişti. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ihracatımızı 280 milyar doların üzerine taşıdık. Yıllıklandırılmış hizmet ihracatımızın ise ağustos ayı itibarıyla 125 milyar dolar civarına geldiğini tahmin ediyoruz. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatımızın toplamının 405 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz. İhracatçı firmalarımızın sayısına baktığımızda da tablonun bütününe yayılan başarıyı daha net görebiliyoruz. 2002'de ihracat yapan firmalarımızın sayısı yalnızca 33 bin iken, 2025 yılında tam 168 bin firmamız ihracat gerçekleştirdi. Savunma ve havacılık ihracatımız ise Ocak-Ağustos 2026 döneminde geçen yıla kıyasla yüzde 16,2 artarak 6 milyar 300 milyon dolar oldu" dedi. "Türk Eximbank'ın ödenmiş sermayesini 100 milyar liraya çıkardık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçinde bulunduğumuz zorlu dönemde firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Türk Eximbank'ın ödenmiş sermayesini 100 milyar liraya çıkardık. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla Türk Eximbank; kredi, sigorta ve garanti olmak üzere ülkemiz ihracatına toplam 54,2 milyar dolar destek sağladı. Bankamızın bu yılki ihracat destekleri Ağustos 2026 sonu itibarıyla 44 milyar dolara yaklaştı. Doğrudan yabancı yatırımlarda da önemli mesafeler kat ettik. Sadece geçen yıl yatırımlarda 3,3 milyar dolar net giriş elde ettik. Yurt dışındaki Türk yatırımları ise 2025 yıl sonu itibarıyla 70 milyar doları buldu. Burada saymaya vaktimizin elvermeyeceği daha pek çok başarıya, rekora MÜSİAD'ımızla ve sizlerle birlikte ulaştık.20 gün önce açıkladığımız yeni Orta Vadeli Program'la sürdürülebilir ve dengeli büyüme hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yüzde 25 seviyesinde olacaktı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı (OVP) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasının ortaya konulduğu toplantıda büyüme, enflasyon, istihdam, bütçe dengesi ve cari açık başta olmak üzere temel makroekonomik hedefler kamuoyuyla paylaşıldı. Yılmaz, burada programın detaylarına ilişkin gerçekleştirdiği sunumunun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yılmaz, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasından ibaret olmadığını belirterek, para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü politikaların da devreye alınacağını söyledi. Yılmaz, 2027’de yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara daha hassas yaklaşılacağını, gıda arzını artırmak için sulama yatırımları başta olmak üzere gerekli tüm politika araçlarının kullanılacağını ifade etti. "Önümüzdeki dönemde sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız" Konut, arz yönlü politikaların da önemine değinen Yılmaz, "Deprem konutlarının bitmesiyle deprem alanlarında kiralarda çok ciddi bir etkilenmeyi gördük. Merkez Bankamızın da bir güzel çalışması vardı. Konut arzının kiralara yansıdığını o çalışmalarda teyit ediyor. Önümüzdeki dönemde bu sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamasını yaygınlaştırma konusunda kararlıyız. 500 bin konut ve 15 bin kiralık konut başladı biliyorsunuz ama bu süreci önceliklendiriyoruz. Bütçemizden de destek veriyoruz. Bütçe dışı alanlardan da buraya gerekli destekleri, gelirleri oluşturmaya kararlıyız" diye konuştu. Yenilenebilir enerji ve demiryolu yatırımlarıyla üretim ve lojistik maliyetlerinin düşürüleceğini ifade eden Yılmaz, para, maliye ve arz yönlü politikaların bütüncül şekilde sürdürüleceğini söyledi. "Savaşların enflasyona daha fazla etki etmesinin nedeni atalet" Yılmaz, ‘bölgedeki savaşlardan Türkiye’nin neden diğer ülkelerden daha fazla etkilendiği’ ise, "Atalet dediğimiz bir şey var. Geçmişten gelen yüksek bir enflasyon oranınız varsa, bu belli oranda ne yaparsanız yapın yansıyor. Daha düşük bazla bu sürece girenlerle daha yüksek enflasyonla girenler aynı şekilde etkilenmiyorlar. Belki yüzdelik oran olarak benzer şekilde etkilenebilirler ama o geçmişin getirdiği atalet var. Belki puan olarak yüksek gelmeyebilir ama geçmişe oransal baktığınız zaman ciddi bir etkilenme olduğunu görüyorsunuz" yanıtını verdi. "Savaşın etkisi olmasa bugün 31 buçuktan değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık" Enflasyonla mücadelenin uzamasına ilişkin konuşan Yılmaz, dış konjonktürün burada etkili olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Doğrusu, dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık, savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem, son 3 yılda pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu. Genelde programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O da bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık, bu da çok farklı bir finansal atmosfer getirecekti. Ama tabii ki elimizde olmayan unsurlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. Bu süreci ve programı yürütürken büyüme ile enflasyonla mücadele arasında da bir denge kurmaya gayret ettik." "Gelecek dönemde programda revizyonlar olabilir" Gelecek dönemde programda revizyon yapılıp yapılamayacağına dair de değerlendirmede bulunarak, "Elbette olabilir. Bütün programlar revizyona açıktır. Bu Türkiye’ye özgü bir şey de değil. Uluslararası kuruluşların tahminleri de bizden daha çok revize ediyorlar. Yıl içinde defalarca revize eden kurumlar oluyor, ülkeler oluyor. Biz yıllık bazda bu revizyonu yapıyoruz. Dış faktörler programınızı etkileyebilir ama ana çerçevesini ve istikametini değiştirmemeli. Bizim de programımızın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Burada bir değişiklik söz konusu değildir. Tabii ki güncellemeler var. Atıl iş gücüne daha fazla yoğunlaşıyoruz. Sanayiyi bu dönem daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Ekonomik güvenlik kavramını daha fazla ön plana çıkarıyoruz. Dünyanın, ülkemizin geldiği şartlara göre bu güncellemeleri, eklemeleri elbette yapıyoruz. Programımızın ana çerçevesi belli. Fiyat istikrarına doğru daha güçlü yürüyen bir Türkiye. Büyümesini, ihracatını, yatırımını, istihdamını artıran bir Türkiye. Bu artan gelirlerini de geniş toplumsal kesimlerle sosyal refah anlamında daha fazla paylaşan bir Türkiye. Bunun mücadelesi içindeyiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, 2027 enflasyon hedeflerinin savaşlar ve dış konjonktürdeki olumsuzluklar dikkate alınarak daha gerçekçi ve ihtiyatlı belirlendiğini ifade ederek, hedeflenen oranın üzerine çıkmayı değil, daha iyi bir performans göstermeyi hedeflediklerini söyledi. "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz" Yılmaz, 2027-2029 döneminde 2,1 milyon kişilik istihdam artışı öngördüklerini belirterek, bunun yıllık yaklaşık 700 bin kişiye karşılık geldiğini ve tarihi ortalamalarla uyumlu olduğunu söyledi. Yılmaz, büyümenin yanı sıra iş gücü piyasası reformları ve aktif iş gücü politikalarıyla bu hedefe ulaşılacağına inandıklarını ifade etti. İşsizlik hesaplamalarına yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Yılmaz, "İşsizliği dünya nasıl hesaplıyorsa biz de öyle hesaplıyoruz. Kendi icat ettiğimiz bir yöntem yok. Eurostat’ın yöntemi neyse, Birleşmiş Milletler Ulusal Hesaplar Sistemi’ndeki yöntem neyse TÜİK de o yöntemle hesaplıyor. Bir insan iş aramıyorsa işsiz olarak sınıflandırılmıyor. Dünyada böyle, biz de böyleyiz. Atıl iş gücü ise potansiyel iş gücü ve zamana bağlı eksik istihdamdan oluşuyor. İş aramayan ancak uygun bir iş olduğunda çalışacağını belirtenler potansiyel iş gücünde, daha fazla çalışmak isteyenler ise zamana bağlı eksik istihdam kapsamında atıl iş gücüne dahil ediliyor. Bunu azaltmaya yönelik politikalar ortaya koymuş durumdayız. Genç nesillere emeğin değerini çok iyi anlatmamız lazım. Maalesef iş gücü piyasalarına gelmeyen, çalışmayan ve çalışmaya ilgi duymayan önemli bir kitle olduğunu görüyoruz. Bunu azaltmamız lazım. Bu da emeği ve üretimi yüceltmekle, eğitim sisteminden iletişim politikalarına kadar bunu güçlendirmekle mümkün olabilir" dedi. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ekonomiye etkisine de değinen Yılmaz, terörün Türkiye’ye uzun vadeli ekonomik maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olduğunu belirtti. Yılmaz, terörün sona ermesiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tarım, hayvancılık, turizm ve yatırımların olumlu etkileneceğinin de altını çizerek, güvenliğin sağlanmasıyla sermaye ve nitelikli insanın bölgeye yönelmesinin ekonomik büyümeyi destekleyeceğini ve Türkiye’nin daha güçlü hale geleceğini ifade etti. "Programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık" OVP’nin hazırlanmasında seçim takviminin nasıl değerlendirildiğine ilişkin soruya da yanıt veren Yılmaz, "Biz bu programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık. 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim var biliyorsunuz. Burada spekülatif bir varsayım içinde olmadık. Bu konular Meclisimizin karar vereceği konular. Seçimi biraz daha öne alacaksa o Meclis’in takdirinde. Bizim şimdiden bir varsayım yapmamız doğru olmaz diye düşündük. Ancak şunu da ifade etmek isterim. Ekonominin amacı ne? Niye yapıyoruz bütün bunları? Rakamlar büyüsün diye mi yapıyoruz? Hayır. Ekonominin amacı insanın, toplumun refahını iyileştirmektir. Bütün ekonomik politikalarımızın amacı budur. Başka da bir amaç koymak doğru değil. Ekonominin en büyük amacı da insana hizmet etmek. Dolayısıyla biz AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman insan odaklı bir kalkınmadan, ekonomiden yana olmuştur. Bu bütçelerimizi hazırlarken biz de elbette bunu gözetiyoruz. Geniş toplumsal kesimlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini gözetmeyen bir siyasetin hiçbir şekilde geçerliliği olamaz. Dolayısıyla geniş toplumsal kesimlerin beklentilerini, taleplerini elbette görüyoruz, gözetiyoruz" açıklamasında bulundu.

Erdoğan iş dünyasına seslendi: 20 yıl vergi yok Haber

Erdoğan iş dünyasına seslendi: 20 yıl vergi yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 39. Mali Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'ne katılarak bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulun ülke, millet, iş insanları ve DEİK üyeleri için hayırlara vesile olmasını diledi ve DEİK'in 41'inci yaşını kutladığını belirterek, "DEİK'e 41 kere maşallah" ifadesini kullandı. DEİK'te kuruluşundan bugüne görev almış, ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş kurul üyelerine şükranlarını sunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybeden üyelere rahmet, hayatta olanlara hayırlı, sağlıklı ve bereketli bir ömür diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefa geleneği hâline getirilen Ustalara Saygı Ödül Töreni'nin beşincisinin icra edildiğini hatırlatarak, "Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu millî değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum." diye konuştu. Söz konusu ödüllerin iş dünyasının heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını temenni ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Malumunuz ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken, özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK'in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk. Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK'e hükûmetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz." Türk dış politikasının temelinde Hazreti Mevlana'nın "pergel" metaforunun bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken, diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara'ya sıkışıp kalmadığımız gibi, dış politikada korkular, düşmanlıklar, ön yargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi 'karşılıklı saygı' ve 'kazan kazan' temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk. İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 2025 yılında kendisinin 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdiğini, 26 zirveye iştirak ettiğini söyledi. Türkiye'de 136 misafiri ağırladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 84 yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirdiklerini, 134 kabul yaptıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmesinin dâhil olmadığına dikkati çekerek, "Bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar, zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken diğer yandan da Türkiye'nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye'yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör hâline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik" diye konuştu. Gittiği hemen her yerde DEİK üyelerinin yatırımlarına tanık olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışıp didinerek kurulan ticaret köprülerini bizzat müşahede ettiğinin altını çizdi. "DEİK'LE BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE, DAYANIŞMA İÇİNDE HAREKET ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK'in Türkiye'yi ve Türk milletini başarıyla temsil ettiğine şahitlik ettiğini ifade etti. Ay-yıldızlı bayrağın sadece diplomatik misyonlarında değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten çok ama çok kıvanç duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye'yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye'nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK'le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin iktidarları döneminde nereden nereye geldiğini katılımcıların çok iyi bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimlerinden ekonomilerini hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar bir başka ülkenin başına gelse yere serecek nice badireyi nasıl alınlarının akıyla atlattıklarına şahit olduklarını anlattı. “MAL İHRACATIMIZ 2025 İTİBARIYLA 273,3 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamların da ortaya koyduğuna işaret ederek, "2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55'ten yüzde 1,07'ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89'dan yüzde 1,31'e çıktı" bilgisini verdi. Bir diğer başarılarının orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatlarındaki payının artması olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "2002 yılında 10 milyar dolar olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır. Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre, savunma ve havacılık ihracatı ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Allah'a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk beş ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayi ihracatından aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerinde geçici bir yavaşlama yaşandığını ancak ihracatın ithalatı karşılama oranının ise yükseldiğini belirterek, "Daha da önemlisi orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44'e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir hâlen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dâhil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz" değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle enflasyon tarafında da umut ettikleri oranları yakalamayı temenni ettiklerini dile getirdi. Bir gerçeğin altını önemle çizmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı hükûmetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır. Dahası Türkiye'de iş başında deneyimli ufuk ve vizyon sahibi eş güdümü güçlü kadroların bulunması tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihî bir avantaj kazandırmaktadır" dedi. "KİMSEDEN ÇEKİNMEDEN HAKKI VE ADALETİ SAVUNUYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkânlardan faydalanırken dünyanın birçok ülkesinde temel sorunun görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükûmetler meselesi olduğunu ifade etti. Kendilerinin 70'ler ve 90'larda çok sık yaşadıkları, 2002'yle beraber çözüme kavuşturdukları bu problemle bugün Batılıların yüzleştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost ve düşman herkesin kabul etmek zorunda kaldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırdığını belirterek, iş dünyasının istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok anlamlı bulduğunu ifade etti. Hem iktidar hem ittifak olarak kendilerinin de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde, hükûmetimiz tüm imkânlarıyla reel sektörümüzün yanındadır" diye konuştu. “KAYNAKLARIMIZIN ÜRETİME, İHRACATA, YATIRIMA VE SANAYİYE GİTMESİNİ ARZU EDİYORUZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye için üreteni, millete istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçıları yalnız bırakmadıklarını kaydederek, "Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk beş ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yılsonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son 1 yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin imalat sanayinde, elektrik ve doğal gaz maliyetlerinde Avrupa'nın en avantajlı ülkeleri arasında olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleri ile güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik" şeklinde konuştu. “ETRAFIMIZI SARAN TOZ BULUTU DAĞILDIĞINDA, BUNUN EN BÜYÜK KAZANANI TÜRKİYE OLACAKTIR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, finansmana erişim ne kadar önemliyse bu kaynakların doğru yerde, doğru biçimde kullanılmasının da o derece önemli olduğunun altını çizerek, "Biz, ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil, üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticaret hayatının birincil kuralının, ürünü satacak pazar bulmak olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: "İhracatın belirleyicisi dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil, yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmalarına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız. Kıymetli dostlar, şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında, bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil, fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz. Perşembe günü yürürlüğe giren paketimiz bunun bir parçasıdır. İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin, finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz." Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlamıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz" diye konuştu. "YENİ VE GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN BÜYÜME HİKÂYESİNİN BİR PARÇASI OLUN" Cumhurbaşkanı Erdoğan, üreticiler için de tarihi bir adım attıklarını dile getirerek, şöyle konuştu: "Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık, 'Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan.' Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz. Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin. Sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikâyesinin bir parçası olun." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının belirli şartları sağlamaları hâlinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyeceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Türkiye'yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez hâline dönüştürmekte kararlıyız. Bu vesileyle DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler hem iş insanı hem de Türkiye'nin ticaret elçilerisiniz. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK'le el ele vererek Türkiye'yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum." DEİK 39. Olağan Genel Kurulu'nun Türkiye'ye, iş dünyasına ve DEİK ailesine hayırlı, uğurlu olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen ustaları tebrik ederek konuşmasını tamamladı.

İnşaat sektörü denge arayışında! Haber

İnşaat sektörü denge arayışında!

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), inşaat sektörü ve bağlantılı alanların nabzını tutan “Hazır Beton Endeksi”nin 2026 yılı Şubat ayı sonuçlarını açıkladı. Rapora göre, ocak ayında yaşanan belirgin gerilemenin ardından şubat ayında faaliyet ve güven göstergelerinde kısmi bir toparlanma görülse de tüm endekslerin eşik değerin altında kalması, sektörde güçlü bir canlanmanın henüz başlamadığını gösterdi. 2025 yılı boyunca dalgalı ve zayıf bir seyir izleyen endeksler, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi göstermişti. Ancak bu iyileşme 2026’nın ilk ayında yerini yeniden düşüşe bırakırken, şubat ayında sınırlı bir yükseliş kaydedildi. Faaliyet ve Güven Endeksleri artış gösterirken, Beklenti Endeksi ise hafif geriledi. Güven Endeksi, ocaktaki düşüşün ardından şubat ayında yeniden yükselerek Faaliyet Endeksi’ne yaklaşırken, sektörde güven algısının kısmen toparlandığına işaret etti. Faaliyet Endeksi de ocak ayındaki kaybının önemli bölümünü telafi etti ancak hâlen kritik eşik değerin altında kaldı. Beklenti Endeksi ise yıl genelindeki istikrarlı görünümünü korumakla birlikte şubatta sınırlı bir düşüş yaşadı. Yıllık bazda bakıldığında ise tablo daha dengeli. 2025’in aynı dönemine göre faaliyet ve güven tarafında hafif iyileşme görülürken, beklentilerde sınırlı bir zayıflama dikkat çekti. Bu durum, sektörün ne güçlü bir büyüme ne de ciddi bir daralma içinde olduğunu ortaya koydu. Raporu değerlendiren THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, faaliyet tarafındaki toparlanmaya rağmen seviyenin yeterli olmadığını vurgulayarak, “Ocak ayında gerileyen Faaliyet Endeksi şubatta yükseldi ancak hâlen eşik değerin altında. Bu da toparlanmanın sınırlı kaldığını gösteriyor” dedi. İnşaat sektörünün genel görünümüne de değinen Işık, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre güven endeksinin şubat ayında 83,9 seviyesine gerilediğini hatırlattı. Sektörde faaliyetlerin sürdüğünü ancak finansman maliyetleri ve artan giderlerin kısa vadede baskı unsuru olmaya devam ettiğini belirtti.

Bakan Şimşek: Türkiye, 2025’te yüksek gelirli ülkeler grubunda Haber

Bakan Şimşek: Türkiye, 2025’te yüksek gelirli ülkeler grubunda

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2025 yılı IV. çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi. Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisinin yılın son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdüğünü, 2025 yılı geneli büyümesinin ise yüzde 3,6 olarak gerçekleştiğini açıkladı. Milli gelirin 1,6 trilyon dolar, kişi başına gelirin ise 18.040 dolar seviyesine yükseldiğini belirten Bakan Şimşek, Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dâhil olmasının öngörüldüğünü ifade etti. SEKTÖREL DEĞERLENDİRME Açıklamasında sektörel değerlendirmelerde de bulunan Bakan Şimşek, tarımda don ve kuraklığın etkilerinin yılın son çeyreğinde de devam ettiğine dikkati çekerek, sanayide katma değer artışı yüzde 2,9 ile son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştığı, inşaatın ise deprem bölgesinde konut teslimlerine hız verilmesiyle katma değer artışı güçlü seyrini sürdürdüğüne vurgu yaptı. Bakan Şimşek, tüketim ve yatırımda da dengeli görünümün devam ettiğini ifade ederek, yatırımların yıl genelinde yüzde 7 artarken, makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 5’lik artış üretim kapasitesini güçlendirdiğini söyledi. Bakan Şimşek, küresel ticaretteki belirsizlikler ve korumacılık nedeniyle net dış talebin büyümeye negatif katkı yaptığını, ancak cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldığını açıkladı. Kamuda tasarruf ve verimliliğin artırıldığını, harcama disiplininin güçlendirildiğini belirten Şimşek, 2025’te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9, faiz dışı fazlanın ise yüzde 1,2 olarak gerçekleştiğini söyledi. Bakan Şimşek, 2026 yılında ticaret ortaklarındaki talep artışı ve finansal koşullardaki iyileşmenin büyümeye katkı sağlamasını beklediklerini vurguladı ve ekonomik kazanımları kalıcı hale getirmek için politikaların yapısal ve arz yönlü adımlarla destekleneceğini kaydetti. Şimşek yazılı açıklamasında, sürdürülebilir yüksek büyüme, fiyat istikrarı ve daha adil gelir dağılımını sağlamaya yönelik programın kararlılıkla uygulanacağını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.