Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Büyüme

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan iş dünyasına seslendi: 20 yıl vergi yok Haber

Erdoğan iş dünyasına seslendi: 20 yıl vergi yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 39. Mali Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'ne katılarak bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulun ülke, millet, iş insanları ve DEİK üyeleri için hayırlara vesile olmasını diledi ve DEİK'in 41'inci yaşını kutladığını belirterek, "DEİK'e 41 kere maşallah" ifadesini kullandı. DEİK'te kuruluşundan bugüne görev almış, ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş kurul üyelerine şükranlarını sunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybeden üyelere rahmet, hayatta olanlara hayırlı, sağlıklı ve bereketli bir ömür diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefa geleneği hâline getirilen Ustalara Saygı Ödül Töreni'nin beşincisinin icra edildiğini hatırlatarak, "Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu millî değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum." diye konuştu. Söz konusu ödüllerin iş dünyasının heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını temenni ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Malumunuz ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken, özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK'in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk. Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK'e hükûmetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz." Türk dış politikasının temelinde Hazreti Mevlana'nın "pergel" metaforunun bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken, diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara'ya sıkışıp kalmadığımız gibi, dış politikada korkular, düşmanlıklar, ön yargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi 'karşılıklı saygı' ve 'kazan kazan' temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk. İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 2025 yılında kendisinin 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdiğini, 26 zirveye iştirak ettiğini söyledi. Türkiye'de 136 misafiri ağırladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 84 yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirdiklerini, 134 kabul yaptıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmesinin dâhil olmadığına dikkati çekerek, "Bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar, zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken diğer yandan da Türkiye'nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye'yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör hâline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik" diye konuştu. Gittiği hemen her yerde DEİK üyelerinin yatırımlarına tanık olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışıp didinerek kurulan ticaret köprülerini bizzat müşahede ettiğinin altını çizdi. "DEİK'LE BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE, DAYANIŞMA İÇİNDE HAREKET ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK'in Türkiye'yi ve Türk milletini başarıyla temsil ettiğine şahitlik ettiğini ifade etti. Ay-yıldızlı bayrağın sadece diplomatik misyonlarında değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten çok ama çok kıvanç duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye'yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye'nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK'le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin iktidarları döneminde nereden nereye geldiğini katılımcıların çok iyi bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimlerinden ekonomilerini hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar bir başka ülkenin başına gelse yere serecek nice badireyi nasıl alınlarının akıyla atlattıklarına şahit olduklarını anlattı. “MAL İHRACATIMIZ 2025 İTİBARIYLA 273,3 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamların da ortaya koyduğuna işaret ederek, "2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55'ten yüzde 1,07'ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89'dan yüzde 1,31'e çıktı" bilgisini verdi. Bir diğer başarılarının orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatlarındaki payının artması olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "2002 yılında 10 milyar dolar olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır. Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre, savunma ve havacılık ihracatı ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Allah'a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk beş ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayi ihracatından aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerinde geçici bir yavaşlama yaşandığını ancak ihracatın ithalatı karşılama oranının ise yükseldiğini belirterek, "Daha da önemlisi orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44'e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir hâlen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dâhil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz" değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle enflasyon tarafında da umut ettikleri oranları yakalamayı temenni ettiklerini dile getirdi. Bir gerçeğin altını önemle çizmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı hükûmetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır. Dahası Türkiye'de iş başında deneyimli ufuk ve vizyon sahibi eş güdümü güçlü kadroların bulunması tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihî bir avantaj kazandırmaktadır" dedi. "KİMSEDEN ÇEKİNMEDEN HAKKI VE ADALETİ SAVUNUYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkânlardan faydalanırken dünyanın birçok ülkesinde temel sorunun görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükûmetler meselesi olduğunu ifade etti. Kendilerinin 70'ler ve 90'larda çok sık yaşadıkları, 2002'yle beraber çözüme kavuşturdukları bu problemle bugün Batılıların yüzleştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost ve düşman herkesin kabul etmek zorunda kaldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırdığını belirterek, iş dünyasının istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok anlamlı bulduğunu ifade etti. Hem iktidar hem ittifak olarak kendilerinin de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde, hükûmetimiz tüm imkânlarıyla reel sektörümüzün yanındadır" diye konuştu. “KAYNAKLARIMIZIN ÜRETİME, İHRACATA, YATIRIMA VE SANAYİYE GİTMESİNİ ARZU EDİYORUZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye için üreteni, millete istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçıları yalnız bırakmadıklarını kaydederek, "Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk beş ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yılsonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son 1 yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin imalat sanayinde, elektrik ve doğal gaz maliyetlerinde Avrupa'nın en avantajlı ülkeleri arasında olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleri ile güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik" şeklinde konuştu. “ETRAFIMIZI SARAN TOZ BULUTU DAĞILDIĞINDA, BUNUN EN BÜYÜK KAZANANI TÜRKİYE OLACAKTIR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, finansmana erişim ne kadar önemliyse bu kaynakların doğru yerde, doğru biçimde kullanılmasının da o derece önemli olduğunun altını çizerek, "Biz, ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil, üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticaret hayatının birincil kuralının, ürünü satacak pazar bulmak olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: "İhracatın belirleyicisi dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil, yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmalarına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız. Kıymetli dostlar, şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında, bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil, fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz. Perşembe günü yürürlüğe giren paketimiz bunun bir parçasıdır. İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin, finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz." Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlamıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz" diye konuştu. "YENİ VE GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN BÜYÜME HİKÂYESİNİN BİR PARÇASI OLUN" Cumhurbaşkanı Erdoğan, üreticiler için de tarihi bir adım attıklarını dile getirerek, şöyle konuştu: "Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık, 'Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan.' Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz. Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin. Sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikâyesinin bir parçası olun." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının belirli şartları sağlamaları hâlinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyeceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Türkiye'yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez hâline dönüştürmekte kararlıyız. Bu vesileyle DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler hem iş insanı hem de Türkiye'nin ticaret elçilerisiniz. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK'le el ele vererek Türkiye'yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum." DEİK 39. Olağan Genel Kurulu'nun Türkiye'ye, iş dünyasına ve DEİK ailesine hayırlı, uğurlu olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen ustaları tebrik ederek konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yatırımcılara çağrı: "Türkiye’ye gelin ve yerleşin. Sizler de güçlü ve büyük Türkiye’nin büyümesine dahil olun" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yatırımcılara çağrı: "Türkiye’ye gelin ve yerleşin. Sizler de güçlü ve büyük Türkiye’nin büyümesine dahil olun"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen DEİK 39. Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni’ne katıldı. Törende konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK; 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika’dan Asya’ya, Güney Amerika’dan Kuzey Amerika’ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK’in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk" dedi. "DEİK’e her türlü desteği verdik, veriyoruz" Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK’e hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, vermeye de devam edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz bizim dış politika felsefemizin temelinde Hazreti Mevlana’nın pergel metaforu vardır. Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara’ya sıkışıp kalmadığımız gibi dış politikada korkular, düşmanlıklar, önyargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve kazan-kazan temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk. İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik. Bakınız sadece 2025 yılında şahsen 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdim. 26 zirveye iştirak ettim. Ülkemizde 136 misafiri ağırladık. 84 yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirirken 134 kabul yaptık. Bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmemiz dahil değil. Bunları söylemiyorum. Yani bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar, zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken, diğer yandan da Türkiye’nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye’yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör haline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik" şeklinde konuştu. "DEİK’le birlikte yol yürümeye devam edeceğiz" DEİK üyelerimizin yatırımlarına tanık olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum; gittiğim hemen her yerde DEİK üyelerimizin yatırımlarına tanık oldum. Çalışarak, didinerek kurduğunuz ticaret köprülerini bizzat müşahede ettim. Türkiye’yi ve Türk milletini nasıl başarıyla temsil ettiğinize şahitlik ettim. Ay-yıldızlı al bayrağımızın sadece diplomatik misyonlarımızda değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten inanın çok ama çok kıvanç duydum. El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye’yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye’nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK’le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz" dedi. "Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde yüzde 1,07’ye çıktı" Türkiye’nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamlar da ortaya koyduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin iktidarlarımız döneminde nereden nereye geldiğini sizler zaten çok çok iyi biliyorsunuz. Darbe girişimlerinden ekonomimizi hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar bir başka ülkenin başına gelse yere serecek nice badireyi nasıl alnımızın akıyla atlattığımızın sizler şahidisiniz. Türkiye’nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamlar da ortaya koyuyor. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55’ten yüzde 1,07’ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89’dan yüzde 1,31’e çıktı. Bir diğer başarımız; orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payının artmasıdır. 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40’tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır. Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatı Ocak-Mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşti, Allah’a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayii ihracatından, aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik" ifadelerini kullandı. "Büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz" Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama yaşandı. Ancak ihracatın ithalatı karşılama oranı yükseldi. Daha da önemlisi orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44’e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir halen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dahil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz" dedi. İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle birlikte enflasyon tarafında da inşallah umut ettiğimiz oranları yakalamayı temenni ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şu gerçeğin altını önemle çizmek istiyorum değerli dostlar; küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı, hükümetlerimiz döneminde 2002’den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır. Dahası Türkiye’de iş başında deneyimli, ufuk ve vizyon sahibi, eş güdümü güçlü kadroların bulunması; tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihi bir avantaj kazandırmaktadır. Türkiye siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkanlardan faydalanırken, bakıyorsunuz dünyanın birçok ülkesinde temel sorun; görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükümetler meselesidir. Bizim 70’lerde, 90’larda çok sık yaşadığımız ve 2002 ile beraber çözüme kavuşturduğumuz bu problemle bugün Batılılar yüzleşmektedir" şeklinde konuştu. "Türkiye marka değerini de artırmaktadır" Sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost düşman herkes kabul etmek zorunda kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken, biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz. Sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost düşman herkes kabul etmek zorunda kalıyor. Türkiye; terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırmaktadır. İş dünyamızın istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok ama çok anlamlı buluyorum. İnşallah hem iktidar hem ittifak olarak bizler de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "İhracatçılarımızı yalnız bırakmadık" Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörümüzün yanında olduğunu belirten Erdoğan, "Türkiye için üreteni, milletimize istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçılarımızı yalnız bırakmadık. Eximbank’ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son bir yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz" diye konuştu. "Ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz. İmalat sanayiinde elektrik ve doğal gaz maliyetlerinde Avrupa’nın en avantajlı ülkeleri arasındayız. Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için yatırım taahhütlü avans kredisi ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleriyle güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik. Şu bir gerçek ki finansmana erişim ne kadar önemliyse bu kaynakların doğru yerde doğru biçimde kullanılması da o derece önemlidir. Biz ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz. Ticaret hayatının birincil kuralı ürünü satacak pazar bulmaktır. İhracatın belirleyicisi ise dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmalarına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız" ifadelerini kullandı. "Toz bulutu dağıldığında kazanan Türkiye olacaktır" Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim: Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz. Perşembe günü yürürlüğe giren paketimiz bunun bir parçasıdır. İstanbul Finans Merkezi’ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin, finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz. Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getiriyoruz. Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlı tutmuyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95’ini vergi dışı bırakıyoruz. Üreticilerimiz için de tarihi bir adım attık. Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek" şeklinde konuştu. "Operasyonlarını Türkiye’den yönet, avantajlardan yararlan" Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşımaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim mesajımız çok açık: Operasyonlarını Türkiye’den yönet, avantajlardan yararlan. Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz: Türkiye’ye gelin, Türkiye’ye yerleşin, sizler de yeni ve güçlü Türkiye’nin büyüme hikayesinin bir parçası olun. Ülkemize yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız belirli şartları sağlamaları halinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyecek. Türkiye’yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez haline dönüştürmekte kararlıyız. Bu vesileyle DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler hem iş insanı hem de Türkiye’nin ticaret elçilerisiniz. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK’le el ele vererek Türkiye’yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum" dedi.

Bursa gıda sektörü Asya pazarına açıldı Haber

Bursa gıda sektörü Asya pazarına açıldı

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), üyelerinin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak amacıyla yürüttüğü Gıda Sektöründe Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) Projesi ile rotasını bu kez Japonya’ya çevirdi. Başkent Tokyo’da düzenlenen ve 3238 katılımcının 4026 stant ile yer aldığı dev organizasyonda, 10 üye firma temsilcisinin yer aldığı Gıda UR-GE heyeti, kentin gastronomik zenginliklerini küresel alıcılarla buluşturdu. Asya pazarında Bursa lezzetlerine yoğun ilgi Bursa’dan fuara katılan heyet, zeytin, zeytinyağı, turşu ve dondurulmuş gıda ürünlerini Japonya başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyonel alıcılara tanıttı. Asya’nın en büyük gıda ve içecek fuarlarından biri olan FOODEX Japan, sektördeki yeniliklerin sergilendiği ve küresel iş birliklerinin geliştirildiği önemli bir platform olma özelliği taşıyor. Toplamda 73 bin 842 kişinin ziyaret ettiği fuarda Bursa standı, yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. "Uzak doğu pazarını yakından tanıma imkânı bulduk" Fuara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa Ticaret Borsası Meclis Başkanı ve Gıda UR-GE Proje Üyesi Mustafa Aksu, organizasyonun son derece verimli geçtiğini vurguladı. Fuar boyunca Japon pazarındaki sürdürülebilir ticaret fırsatlarını yerinde görme şansı yakaladıklarını söyleyen Aksu, "Gıda UR-GE projemizle küresel ligde ölçek büyütmeye devam ediyoruz. Daha önce Dubai, Bükreş ve Sofya’da attığımız somut adımları, şimdi Uzak Doğu’nun en prestijli fuarı ile taçlandırdık. Heyetimizde yer alan firmalarımız, fuar boyunca potansiyel iş birlikleri için çok önemli ve olumlu görüşmeler gerçekleştirmenin yanı sıra Uzak Doğu pazarının dinamiklerini, tüketim alışkanlıklarını ve beklentilerini yerinde görme ve tanıma imkânı buldular. Asya pazarı, gıda sektörümüz için stratejik bir hedef ve bu fuar hedefimize giden yolda büyük bir kilometre taşı oldu" ifadelerini kullandı. "Küresel ligde kalıcı bir yer edinmeyi hedefliyoruz" Bursa TB Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda UR-GE Proje Üyesi Emrah Silmez ise projenin stratejik hedeflerine dikkat çekerek, FOODEX Japan 2026’nın Bursa gıda sektörü için yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti. UR-GE projesinin temel felsefesinin sadece ürün ihracatı değil, aynı zamanda üretimde vizyoner bir dönüşüm olduğunu ifade eden Silmez, "Bursa Ticaret Borsası olarak yürüttüğümüz bu proje ile üye firmalarımızın teknoloji odaklı üretim süreçlerini daha verimli hale getirmelerine ve küresel ligde kalıcı bir yer edinmelerine imkân sağlıyoruz. Japonya gibi kalite ve standartların en üst seviyede tutulduğu bir pazarda ürünlerimizin büyük ilgi görmesi, Bursa gıda sektörünün ihracat odaklı büyüme stratejisinin ne kadar doğru yolda olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Uzak Doğu pazarına yönelik attığımız bu somut adımlarla, üyelerimizin dünya vitrinindeki rekabet gücünü artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. Tokyo Büyükelçisi Ertuğrul’dan Bursa standına ziyaret Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Oğuzhan Ertuğrul da fuar kapsamında Bursa TB heyetinin standını ziyaret etti. Heyetle yakından ilgilenen Büyükelçi Ertuğrul, Bursa ürünlerinin Japon pazarındaki potansiyeli hakkında görüş alışverişinde bulunarak, Bursa gıda sektörünün bu önemli pazardaki varlığından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

İnşaat sektörü denge arayışında! Haber

İnşaat sektörü denge arayışında!

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), inşaat sektörü ve bağlantılı alanların nabzını tutan “Hazır Beton Endeksi”nin 2026 yılı Şubat ayı sonuçlarını açıkladı. Rapora göre, ocak ayında yaşanan belirgin gerilemenin ardından şubat ayında faaliyet ve güven göstergelerinde kısmi bir toparlanma görülse de tüm endekslerin eşik değerin altında kalması, sektörde güçlü bir canlanmanın henüz başlamadığını gösterdi. 2025 yılı boyunca dalgalı ve zayıf bir seyir izleyen endeksler, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi göstermişti. Ancak bu iyileşme 2026’nın ilk ayında yerini yeniden düşüşe bırakırken, şubat ayında sınırlı bir yükseliş kaydedildi. Faaliyet ve Güven Endeksleri artış gösterirken, Beklenti Endeksi ise hafif geriledi. Güven Endeksi, ocaktaki düşüşün ardından şubat ayında yeniden yükselerek Faaliyet Endeksi’ne yaklaşırken, sektörde güven algısının kısmen toparlandığına işaret etti. Faaliyet Endeksi de ocak ayındaki kaybının önemli bölümünü telafi etti ancak hâlen kritik eşik değerin altında kaldı. Beklenti Endeksi ise yıl genelindeki istikrarlı görünümünü korumakla birlikte şubatta sınırlı bir düşüş yaşadı. Yıllık bazda bakıldığında ise tablo daha dengeli. 2025’in aynı dönemine göre faaliyet ve güven tarafında hafif iyileşme görülürken, beklentilerde sınırlı bir zayıflama dikkat çekti. Bu durum, sektörün ne güçlü bir büyüme ne de ciddi bir daralma içinde olduğunu ortaya koydu. Raporu değerlendiren THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, faaliyet tarafındaki toparlanmaya rağmen seviyenin yeterli olmadığını vurgulayarak, “Ocak ayında gerileyen Faaliyet Endeksi şubatta yükseldi ancak hâlen eşik değerin altında. Bu da toparlanmanın sınırlı kaldığını gösteriyor” dedi. İnşaat sektörünün genel görünümüne de değinen Işık, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre güven endeksinin şubat ayında 83,9 seviyesine gerilediğini hatırlattı. Sektörde faaliyetlerin sürdüğünü ancak finansman maliyetleri ve artan giderlerin kısa vadede baskı unsuru olmaya devam ettiğini belirtti.

Bakan Şimşek: Türkiye, 2025’te yüksek gelirli ülkeler grubunda Haber

Bakan Şimşek: Türkiye, 2025’te yüksek gelirli ülkeler grubunda

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2025 yılı IV. çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi. Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisinin yılın son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdüğünü, 2025 yılı geneli büyümesinin ise yüzde 3,6 olarak gerçekleştiğini açıkladı. Milli gelirin 1,6 trilyon dolar, kişi başına gelirin ise 18.040 dolar seviyesine yükseldiğini belirten Bakan Şimşek, Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dâhil olmasının öngörüldüğünü ifade etti. SEKTÖREL DEĞERLENDİRME Açıklamasında sektörel değerlendirmelerde de bulunan Bakan Şimşek, tarımda don ve kuraklığın etkilerinin yılın son çeyreğinde de devam ettiğine dikkati çekerek, sanayide katma değer artışı yüzde 2,9 ile son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştığı, inşaatın ise deprem bölgesinde konut teslimlerine hız verilmesiyle katma değer artışı güçlü seyrini sürdürdüğüne vurgu yaptı. Bakan Şimşek, tüketim ve yatırımda da dengeli görünümün devam ettiğini ifade ederek, yatırımların yıl genelinde yüzde 7 artarken, makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 5’lik artış üretim kapasitesini güçlendirdiğini söyledi. Bakan Şimşek, küresel ticaretteki belirsizlikler ve korumacılık nedeniyle net dış talebin büyümeye negatif katkı yaptığını, ancak cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 1,6 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldığını açıkladı. Kamuda tasarruf ve verimliliğin artırıldığını, harcama disiplininin güçlendirildiğini belirten Şimşek, 2025’te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9, faiz dışı fazlanın ise yüzde 1,2 olarak gerçekleştiğini söyledi. Bakan Şimşek, 2026 yılında ticaret ortaklarındaki talep artışı ve finansal koşullardaki iyileşmenin büyümeye katkı sağlamasını beklediklerini vurguladı ve ekonomik kazanımları kalıcı hale getirmek için politikaların yapısal ve arz yönlü adımlarla destekleneceğini kaydetti. Şimşek yazılı açıklamasında, sürdürülebilir yüksek büyüme, fiyat istikrarı ve daha adil gelir dağılımını sağlamaya yönelik programın kararlılıkla uygulanacağını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.