Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Bursa Uludağ Üniversitesi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Bursa Uludağ Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Uludağ Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gençler Büyükşehir ile kuruluşun izini sürdü Haber

Gençler Büyükşehir ile kuruluşun izini sürdü

Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı koordinasyonuyla ‘Ecdadın izinde, tarihin kalbinde’ temasıyla gerçekleştirilen ‘Kuruluş Gezisi’ programları, Bursa’da üniversiteleri gençleri tarihle buluşturdu. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tarih ve Kültür Topluluğu ile İslam Tarihi Topluluğu üyesi öğrencileri, program çerçevesinde Bilecik-Söğüt, Kütahya-Domaniç, Bursa Yenişehir ve İnegöl’ü ziyaret ederek Osmanlı’nın tarihi ve manevi mirası yerinde inceleme imkânı buldu. KURULUŞ TOPRAKLARINA TARİH YOLCULUĞU Dr. Öğr. Üyesi Sezai Sevim’in rehberliğinde gerçekleştirilen programların birincisinde gençler, Kumral Abdal Türbesi, Çelebi Sultan Mehmet Camii, Kuyulu Mescit, Ertuğrul Gazi Türbesi, Dursun Fakih Türbesi, Bilecik Orhangazi Camii, Şeyh Edebali Türbesi, Yarhisar ve Aydoğdu Bey Türbesi gibi tarihî ve manevi durakları ziyaret etti. İkinci gezi programında ise Kütahya Domaniç ve Bursa İnegöl’de; Hayme Ana Türbesi, Pustinpuş Baba Zaviyesi, Yenişehir Kuyulu Mescit, Yıldırım Bayezid Camii, Yenişehir Orhangazi Camii, İshak Paşa Camii ve Geyikli Baba Türbesi ziyaret edilerek kuruluş döneminin önemli şahsiyetleri ve tarihî mirası hakkında bilgi edinildi. Üniversite öğrencilerinin tarihi mekânları yerinde görmelerine ve kuruluş döneminin izlerini yakından tanımalarına imkân sağlayan geziler, geçmişle bugün arasında bağ kurulmasına katkı sundu.

Bursa Düşünce Okulu ikinci kez kapılarını açtı Haber

Bursa Düşünce Okulu ikinci kez kapılarını açtı

Yıldırım Belediyesi, rutin belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra insana dokunan çalışmalarla ilçenin sosyal ve kültürel yaşamına katkı sağlamaya devam ediyor. Yıldırım Belediyesi’nin Bursa Uludağ Üniversitesi ile birlikte hayata geçirdiği Bursa Düşünce Okulu’nda 2026-2027 eğitim öğretim dönemi başladı. Gençlerin sorgulama ve araştırma becerilerini geliştirmeyi amaçlayan Bursa Düşünce Okulu, yeni dönemde de kapsamlı bir eğitim programıyla öğrencileri ağırlayacak. Toplam 20 hafta sürecek eğitim programında; Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri ve düşünce insanları, farklı alanlarda verecekleri derslerle gençlerle bir araya gelecek. ‘Düşünce-Bilgi-Bilim’, ‘Medeniyet-Kültür-Tarih’ ve ‘Sanat-Edebiyat-Ahlak’ başlıkları altında şekillenen dersler, 8 Mayıs’ta sona erecek. Eğitimlere katılan 50 öğrenci; kendilerini çok yönlü geliştirme, sorgulama ve farklı görüşleri değerlendirme fırsatı bulacak. Bursa Düşünce Okulu’nu başarı ile tamamlayan katılımcılara, sertifikaları Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz tarafından verilecek. Fikirler akademik eserlere dönüşüyor Alev Alatlı Şehir Düşünce ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen açılış programına; Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Bursa Düşünce Okulu’nda ilk yılın verimli geçtiğini belirten Başkan Yılmaz, "Gençlerimizin derslere gösterdiği ilgi, öğrenmeye olan istekleri ve ortaya koydukları çalışmalar bizleri memnun etti. Dönem sonunda düzenlediğimiz sempozyumda sunulan 20 tebliği, editöryal süzgeçten geçirip kitaplaştırdık. Matbaadan yeni çıkan Bursa Düşünce Okulu Öğrenci Sempozyumu Tebliğ Kitabı’nı da bugün sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Geçtiğimiz yıl öğrencilerimizin hazırladığı akademik makaleleri, ‘Bursa Düşünce Okulu Dergisi’ adıyla yayımlamıştık. Dergimiz öyle güzel bir ilgi gördü ikinci baskısını yapmak nasip oldu" dedi. Zengin müfredat Bursa Düşünce Okulu’nda yeni dönemin aynı heyecanla başladığını hatırlatan Başkan Oktay Yılmaz, "Şartlarımızı biraz daha zorlaştırmamıza rağmen bu yıl da ciddi sayıda başvuru oldu. Akademik kurulumuzun titiz değerlendirmeleri sonucu 50 gencimiz bu çatının altında eğitim almaya hak kazandı. Alev Alatlı Şehir Düşünce ve Sanat Merkezi’mizde 20 hafta boyunca mantıktan edebiyata, ahlaktan felsefeye, estetikten yapay zekaya varıncaya dek çok zengin bir müfredat gençlerimizi bekliyor. Alanında yetkin 25 değerli şair, yazar ve akademisyenimiz gençlerimizle buluşacak. 8 Mayıs’ta derslerimizi tamamlayacak, 29 Mayıs’ta da yine öğrenci sempozyumumuzu gerçekleştireceğiz. İnşallah bu seneki sempozyum tebliğlerini de kitaplaştırıp dergimizin ikinci sayısını ilim dünyamıza kazandıracağız" dedi. Gençlere çağrı Daha sonra gençlere seslenen Başkan Yılmaz, "Sizlerden ricam; burada edindiğiniz bilgileri kendi tefekkürünüzle zenginleştirmeniz, sözünüzü ve fikrinizi gür bir seda ile ifade etmenizdir. Biz size gönülden inanıyoruz ve başarılarınızla gururlanacağımızı çok iyi biliyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz başta olmak üzere bizden desteğini esirgemeyen kıymetli akademisyenlerimize ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bursa Düşünce Okulu’nun yeni eğitim öğretim yılında iyilikler ve güzel fikirler üretmesini diliyorum" dedi. AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Göçgeç ise Yıldırım Belediyesi’nin kültür sanat alanında önemli işlere imza attığını belirterek Başkan Oktay Yılmaz’a teşekkür etti. Programın son bölümünde öğrencilerle buluşan Prof. Dr. Ekrem Demirli, Bursa Düşünce Okulu’nda yeni dönemin ilk dersini verdi.

OİB’den Mobilitenin Geleceğine Akıllı Dokunuş Haber

OİB’den Mobilitenin Geleceğine Akıllı Dokunuş

Türkiye otomotiv sektörünün ihracattaki tek koordinatör birliği Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından Ticaret Bakanlığı desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) koordinatörlüğünde 2012 yılından bu yana düzenlenen Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması’nda (OGTY) bu yılki ödüller sahiplerini buldu. OİB’in bu yıl “Endüstriyel Mobilite” temasıyla düzenlediği 15. Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışmasında, otonom yazılımlardan yapay zeka çözümlerine, yeni nesil komponentlerden bütünsel mobilite sistemlerine kadar geniş bir yelpazedeki projeleriyle finale kalan 10 proje, büyük ödüllere ulaşmak için sahneye çıktı. OGTY’nin bu yılki şampiyonu; Helios projesiyle Gizem Uysal ve Gizem Şanyılmaz oldu. Toplam 1,5 milyon TL’lik büyük ödülün sahibi olan alternatif yakıt teknolojileri, malzeme ve komponentler ve çevreci araçlar alanında faaliyet gösteren Helios, MOF teknolojisiyle hidrojeni daha güvenli ve kompakt depolayarak temiz yakıtlı araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeli çözmeyi hedefliyor. OGTY’de dereceye giren ilk beş proje toplam 5 milyon TL nakdi ödül, Patent Tescil Ödülü, Ticaret Bakanlığının uygun bulması halinde Yurt Dışı Eğitim Bursu ve İTÜ Çekirdek Growth Ödülü kazandı. OGTY’de En Çok Proje Gönderen Üniversite Ödülünü ise Bursa Uludağ Üniversitesi aldı. Üniversitenin Teknoparkı Ulutek Teknopark ve Teknoloji Transfer Ofisi’nin (Bursa Uludağ TTO) projelerinden 5’i de bu yıl ilk 15 proje arasına girmeyi başardı. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ve OGTY Yürütme Kurulu Başkanı Zeki Şafak Ozan ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serhat Karyeyen, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş ile OİB Yönetim Kurulu ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Kılıçkaya: “OİBventure girişimcilerimize destek için hayata geçirildi” Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, “İhracatın şampiyonu otomotiv sektörümüzün önünde fırsatlar olduğu kadar tehditler de var. AB’nin Made in EU yasa tasarısı, hep birlikte takip ettiğimiz bir süreç. Made in EU’da Gümrük Birliği’nden gelen hakları korumak için Ticaret Bakanımız başta olmak üzere sektörümüzle omuz omuza çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da sürece dahil durumda. Bu konuda da desteğimiz sonuna kadar sürecek” dedi. Yazıcı: “Tüm zorluklara rağmen ihracatı artırıyoruz” OİB Başkanı Kemal Yazıcı, Türkiye’nin otomotiv sektöründe Avrupa'nın en önemli üretim ve tedarik üslerinden olduğunu, sektörde araç üreten 14 ana sanayi firması, Tier-1 olarak parça / sistem üreten 500’ün üzerinde tedarikçi firma ve ihracat yapan 2 bin 500’ün üzerinde aktif firma bulunduğunu söyledi. Yazıcı “Sektörümüz üretimde doğrudan 250 bin kişiye ve diğer destek hizmetlerle birlikte toplam 550 bin kişiye istihdam sağlıyor. Ürettiğimiz araçlar ve parçalar dünyanın yaklaşık 200 ülke ve bölgesine ulaşıyor. Bu başarının arkasındaki en önemli güçlerden biri, çalışkan insan gücümüzün yanında, Ar-Ge ve inovasyon kapasitemizdir. Otomotiv sektörü bugün 168 Ar-Ge merkezi ile Türkiye’de en fazla Ar-Ge merkezi bulunan sektörlerden birisi konumunda” diye konuştu. Bu yıla girerken ihracat hedefini 43 milyar dolar olarak belirlediklerini hatırlatan Yazıcı “Yılın ocak-eylül döneminde otomotiv ihracatı geçen yıla göre yüzde 3,1 artarak 31 milyar 145 milyon dolar oldu. Bu yılı hedefimize yakın bir rakamla, yaşadığımız tüm zorluklara rağmen yeni bir ihracat rekoruyla kapatmaya hazırlanıyoruz” dedi. “Türkiye’nin Made in Europe içinde kalması için tüm gücümüzle çalışıyoruz” İhracatı artırdıklarını ancak bölgemizdeki savaşlar, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve enflasyona kıyasla düşük seyreden döviz kurlarının rekabetçiliği olumsuz etkilemeye devam ettiğini de vurgulayan Yazıcı, “Son dönemde Avrupa Birliği ülkelerinin kendilerini Çin’e karşı koruma hazırlığı ve Made in Europe olarak da bilinen IAA-Industrial Accelerators Act yasa taslağı şu anda ihracatımızı olumsuz etkileyebilecek en önemli risk olarak görülüyor. Türkiye’nin de Made in Europe kapsamı içerisinde kalması için tüm gücümüzle çalışıyoruz” dedi. Dünya otomotiv endüstrisinde yenilikçi tasarımların öneminin her geçen gün arttığını da dikkat çeken Yazıcı “Ülkemizi bu dönüşümde öncü bir konuma taşımamız gerekiyor. Gençlerimizin bu süreçte doğru konumlanması çok önemli. Sadece otomotiv endüstrisinin değil, ülkemizin de geleceği cesur, yaratıcı ve girişimci gençlerimizin elinde. Sektörümüzün teknolojik dönüşümünü hızlandırmak ve yeni nesil mobilite girişimlerine doğrudan destek sunmak amacıyla kısa süre önce OİBventure fonunu da hayata geçirdik. OGTY’de bulunan girişimlerimizin her birini geleceğe taşımak için OİBventure fonumuzu da etkin bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz” dedi. Ozan: “Projelerin değerlemesi yaklaşık 22 milyar TL’ye ulaştı” OGTY Yürütme Kurulu Başkanı Zeki Şafak Ozan da bu yıl OGTY’ye toplam 435 başvuru olduğunu, 2012 yılından bugüne kadar ise toplam 6.079 başvuru olduğunu belirterek “Bugüne desteklediğimiz projeler toplam 2,2 milyar TL yatırım aldı ve 2.135 kişilik istihdam oluşturdu. Ciroları 1,2 milyar TL’ye, değerlemeleri ise yaklaşık 22 milyar TL'ye ulaştı. Projelerin yaklaşık yüzde 70’i şirketleşti. Birçoğu artık mobilite dünyasının aktif oyuncuları arasında. Bu girişimler artık yalnızca birer fikir değil, aynı zamanda sektörel dönüşümün öncüleri. Big Bang Startup Challenge gibi büyük sahnelerde kendilerine yer bulacak bu ekiplerin, gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacaklarına gönülden inanıyoruz, OİBventure İnovasyon Fonu da gençlerin başarılarına katkı sağlayacak” dedi. Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serhat Karyeyen konuşmasında tüm finalistlere başarılar dilerken, İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş da “Otomotiv ve mobilitede bugüne dek OİB iş birliğinde 530 otomotiv girişimini destekledik ve yaklaşık 50 girişimcinin global pazara açılmasına katkı sağladık” dedi. OGTY’ye en çok proje gönderen ödülün takdim edildiği Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi de “Otomotivin başkenti olan Bursa’da bu sektöre önemli yatırımlar yapıyoruz. Üniversite ve Teknokent olarak da projelerimizle OGTY’ye başvurmaya devam edeceğiz” dedi. OGTY otomotivde ufuk açan konferans ve panellere ev sahipliği yaptı Her yıl katlanarak büyüyen ve bir tasarım yarışmasından olmasından öte Türk otomotiv endüstrisinin inovasyon ekosisteminin temel taşlarından birine dönüşen OGTY, profesyonellerden öğrencilere geniş bir kitlenin yaratıcı fikirlerini ve potansiyelini ortaya koyması bakımından da önem taşıyor. Ülkemiz otomotiv sektöründe Ar-Ge ve tasarım kültürünün yerleşmesi, teknoloji ile bütünleşmesi, ihracatta katma değerin artırılması ve komponent bazlı yenilikçi ürünler tasarlanması amacıyla düzenlenen OGTY, bu yıl da önemli organizasyonlara ev sahipliği yaptı. Doç. Dr. Dicle Yurdakul’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen OGTY’de, Strateji ve İnovasyon Danışmanı Mustafa İçil “Endüstriyel Mobilitede Geleceği Tasarlamak: Yapay Zeka, İnovasyon ve Yeni Rekabet Oyunu” başlıklı konuşma yaparken, Türkiye Kalkınma Fonu Genel Müdürü Dr. Elif Altuğ da OİBventure Mobilite İnovasyon Fonu Tanıtım Sunumu gerçekleştirdi. OGTY’DE DERECEYE GİREN İLK BEŞ PROJE 1. Helios - 1,5 milyon TL ödül Helios, MOF teknolojisiyle hidrojeni daha güvenli ve kompakt depolayarak temiz yakıtlı araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeli çözmeyi hedefliyor. 2. ICARBON - 1 milyon TL ödül Otomotiv endüstrisi kaynaklı polimerik atıkların yüzde 90 üzeri verimle tekrar kullanılmasını sağlamak için “Hidrotermal İleri Geri Dönüşüm Teknolojileri” üzerinde çalışıyor. 3. Gibrin eDrive - 900 bin TL ödül Elektrikli ve hibrit araçlar için geliştirilen, yüksek verimli BLDC elektrik motoru, akıllı motor sürücüsü ve uzaktan kontrol platformunu tek sistemde sunan yerli e-mobilite çözümü. 4. NuManufacturing - 850 bin TL ödül NuCoatSense Mobility, otomotivde üretim ve mal kabulde malzeme, boya ve kaplama kalitesini NIR sensör füzyonu ve Edge AI ile anlık doğrulayan sürdürülebilir kalite ve DPP platformu. 5. TUSMEC - 750 bin TL ödül Farklı tipte otonom sistemleri tek bir yapay zekâ platformu üzerinden koordine ederek tarım, lojistik ve güvenlik operasyonlarını otomatikleştiren bir robotik deeptech teknoloji girişimi.

Yerli sığır hem et üretecek hem ormanları koruyacak Haber

Yerli sığır hem et üretecek hem ormanları koruyacak

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, Anadolu'nun önemli yerli gen kaynaklarından biri olan boz ırk sığırlarının binlerce yıllık geçmişe sahip olduğunu belirtti. Zorlu çevre şartlarına dayanıklılıklarıyla öne çıkan hayvanların korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığının da üreticilere destek verdiğini ifade eden Ak, üniversitede ise öncelikli amaçlarının ticari üretim değil, öğrencilerin uygulamalı eğitim alması ve bilimsel araştırmalar olduğunu kaydetti. Üniversitedeki boz ırk sığırlarının daha önce Eski Karacabey'de yürütülen bir proje kapsamında getirildiğini ve 4-5 yıldır burada yetiştirildiğini belirten Prof. Dr. Ak, hayvanların dayanıklılığına dikkat çekti. Ak, "Bugüne kadar şöyle söyleyeyim, 40'ın üzerinde buzağı aldık. Bunlardan şu ana kadar hiçbir kaybımız olmadı. Yani Türkiye'de buzağı ölümlerinin ne kadar yüksek olduğunu düşünürseniz bu anlamda dayanıklı diyor. Bunun dışında doğal aşım yöntemi, içerilerinde biraz sonra damızlık hayvanları da bir ziyaret edeceğiz. Biz herhangi bir tohumlama falan yapmıyoruz. İçerisinde boğasıyla doğal aşım yöntemiyle bunlar tohumlanıyor. Anne kendisi doğum yapıyor. Bugüne kadar hiçbir doğuma müdahale etme ihtiyacımız olmadı" dedi. Boz ırk sığırlarının ağırlıklı olarak mera ve kaba yemle beslendiğini belirten Ak, fabrika yemine ihtiyaç duymadan yetiştirilebilmelerinin önemli bir avantaj olduğunu ifade etti. Geçmişte kültür ırkları yaygınlaşmadan önce bölgenin et ve süt ihtiyacının karşılanmasında bu hayvanlardan yararlanıldığını anlatan Ak, günümüzde ise daha çok et üretimi amacıyla değerlendirilebileceklerini söyledi. Ak, "Bunun dışında gücünden de yararlanıldı. Yani kağnı çekmeye, işte onun dışında çift sürmeye bu kastedilen öküzlerden yararlandı ama günümüzdeki katkısı daha çok et üretimi amacıyla olabilir. Çünkü süt verimi yüksek değil, kaliteli süt üretiyorlar ama süt verimi yüksek olmadığı ve bakım ve idaresi de bu kültür ırklarına göre biraz daha zor olduğu için o nedenle daha çok etinden yararlanılabilir" diye konuştu. "Her yıl bir buzağı demek Türkiye kırmızı et üretimine yerli bir katkı" Boz Irk sığırlarının uygun meralık, ormanlık ve makilik alanlarda yetiştirilebileceğini dile getiren Ak, hayvanların düzenli olarak yavru verdiğini belirtti. Ak, "Yılda bir tane düzenli buzağı alıyoruz. Bugüne kadar boş hayvanımız olmadı. Her yıl bir buzağı demek Türkiye kırmızı et üretimine aslında yerli bir katkı demektir. Hayvanların uygun alanlarda yetiştirilmesiyle yem maliyetleri de azaltılacaktır. Meralık, ormanlık, makilik alanlar bunlar için uygun. Yani yem masrafınız olmadan belki bir çoban ve çit masrafıyla rahatlıkla üretimde kullanabileceğimiz bir kaynak. Bizim biliyorsunuz hayvancılıktaki en büyük problemimiz et üretimi yetersiz olduğu için her yıl yurt dışından maalesef 500 bin civarında canlı hayvan ya da et ithal etmek zorunda kalıyoruz. Bu baskıyı belki azaltmaya katkısı olabilir" dedi. Boz Irk sığırları orman yangınlarına karşı da kullanılabilecek Boz Irk sığırlarının ormanlık alanlarda yetiştirilmesine yönelik yeni bir çalışma başlatılması planlanıyor. Orman Bölge Müdürlüğü ve Orman Fakültesiyle bu konuda bir toplantı yapılacağını belirten Ak, hayvanların orman altındaki otları tüketerek kuru ot birikimini azaltabileceğini ve böylece yangın riskinin düşürülmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. Ak, "Ormandaki ağaç altında büyüyen otları, kuruyan otları, yeşilken bu hayvanlar tarafından yenmesiyle orman yangınlarını önlemede katkıda bulunuyor. Ki geçtiğimiz yıl Bursa başta olmak üzere Türkiye'nin birçok bölgesinde ciddi orman yangınları yaşadık. Bu anlamda katkısı olacak. Hayvanları bedavaya beslemiş olacağız. Bir taraftan da ormanları bu risk altında biraz korumuş olacağız. Bu yönde de bir katkısı var. Bunu iki yönlü araştıracağız. Hem hayvancılık açısından biz bakacağız mera ve hayvancılık açısından. Ormanda ormana artıları eksileri varsa bunları değerlendirmiş olacaklar" diye konuştu. Üniversitede şu anda 30'un üzerinde boz ırk sığırı bulunduğunu belirten Ak, İzmit Marmara Boz Irk Çifliğine gönderildi. Ak, yetiştiricilik yapan ve Bakanlık tarafından desteklenen bir üreticiye damızlık hayvan gönderilmek üzere yüklendiğini söyledi. Ak, "Buraya bir erkek, üç dişi geldi. Bugüne kadar dediğim gibi 40 buzağı aldık. Şu an 30'un üzerinde hayvanımız var. Bunlardan şu an 4 tane diye geldi. Ama üretici 8'ini de istediler. Hayvanlarımızı beğendiler. Damızlık hayvanların da akrabalığın artmasının ilerleyen süreçte kusurlu doğumlara yol açabileceğini belirterek kan tazelemenin gerekliliğini vurguladı. Yerli besi sığırı geliştirilmesi hedefleniyor Üniversitenin özel sektörle yürüttüğü başka bir proje kapsamında boz ırkın ıslah çalışmalarında da kullanılacağını belirten Ak, bu çalışma için 50-60 dişi damızlık hayvanın alındığını ifade etti. Ak, "Bu arada bizim sahada yürüyen projemiz de var. Aynı çiftten biz 50-60 tane de dişi damızlık aldık özel sektörle yürüttüğümüz bir başka çalışma devam ediyor. Orada da boğayı koruyacağız ama ıslahatta da kullanacağız, sadece korumayız, yararlanacağız. İşte o projede de şu an bazı et ırkları ile melezleyerek amacımız Güney Marmara Bölgesi için yurt dışından ithal bağımlılığımızı ya da ihtiyacımızı azaltacak bir yerli besi sığırı geliştirmek. Yerli ırkın dayanıklılığını almak ama kültür ırklarında et verim ve kalitesini alarak Marmara Bölgesi, Güney Marmara Bölgesi başta olmak üzere Türkiye için bir et ırkının geliştirilmesi hedeflerimiz arasında. Boz ırkın korunmasının yalnızca hayvancılık açısından değil, Anadolu'nun biyolojik çeşitliliğinin devamlılığı bakımından da önemlidir. Yerli gen kaynakları yaşatılarak korunması gerekiyor. Yarın kaybolduğunda bir daha geri gelmeyecek gen kaynakları. Bitkide de hayvancılıkta da söylüyorum. Anadolu coğrafyası bu anlamda çok önemli. O nedenle bitkidir, hayvandır bu yerli gen kaynaklarımızı yaşatarak korumamız gerekiyor" dedi. "Yerli boz ırk, organik et üretiminin yıldızı olabilir" Ak, "Organik işletmelerde bu yerliliklere daha fazla destek verilmelidir. Çünkü bunlarda herhangi bir antibiyotik falan kullanma ihtiyacımız yok. 4-5 yıldır biz hiç tedavi, hiç tedavi uygulamadık. Hiçbir masrafımız yok yani tedavi giderimiz yok, tohumlama giderimiz yok. Dolayısıyla ette antibiyotik kalıntısı ya da bir başka kalıntı riski yok. Organik üretimde biliyorsunuz kalıntı içermeyen ürünler. İşte organik hayvancılıkta bunlara biraz daha pozitif ayrımcılık yapılır, destek verilirse üretici memnun olduğunda bunları hem üretir hem korumuş olur diyorum. Bir taraftan da ıslah çalışmasını yürüteceğiz" ifadelerini kullandı.

Osmangazi’de Yapay Zekaya Felsefi Bakış Haber

Osmangazi’de Yapay Zekaya Felsefi Bakış

Kültür ve düşünce hayatına katkı sunmayı amaçlayan Osmangazi Belediyesi, Hisar Arkeopark içerisinde yer alan Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi Konferans Salonu’nda Bursa Uludağ Üniversitesi ve Açık Seçik Felsefe işbirliğiyle anlamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Berke ile Prof. Dr. Kadir Çüçen’in katıldığı etkinlikte, yapay zekanın tarihsel gelişimi, insanlık için sunduğu fırsatlar ve beraberinde getirdiği ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel riskler farklı yönleriyle değerlendirildi. Teknoloji ile insan arasındaki ilişkinin felsefi boyutlarının gündeme taşındığı programda, yapay zekaya ilişkin yaygın düşünceler ve geleceğe yönelik beklentiler üzerinde duruldu. “Yapay Zeka Hayatımıza Neler Katabilir, Bizden Neler Götürebilir?” Yapay zekanın yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değil, insanlık tarihinin birikimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Berke, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “Yapay zeka denildiğinde insanların aklında doğru ve yanlış pek çok bilgi bulunuyor. Bu durum zaman zaman endişe, korku ve öfkeyi de beraberinde getirebiliyor. İnsanlığın tarih boyunca neden teknolojiye ihtiyaç duyduğunu, bu gelişim sürecinin son halkalarından biri olan yapay zekanın hayatımıza neler katabileceğini ve bizden neler götürebileceğini ele alıyoruz. İnsanın cansız varlıklara bilinç kazandırma hayali aslında çok eskiye dayanıyor. Bugün bu hayalin yapay zeka teknolojisinde nasıl karşılık bulduğunu değerlendirirken, ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel risklerini de tartışıyoruz. Yapay zekanın gelecekte insanlığa hangi alanlarda yeni imkanlar sunabileceğini ve hangi noktalarda tehlike oluşturabileceğini sorguluyoruz. Hisar Arkeopark içerisinde yer alan Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi de tarihi atmosferiyle felsefi tartışmalar için son derece anlamlı bir ortam sunuyor.” “Osmangazi Belediyesi Çalışmaya Gönülden Destek Verdi” Hisariçi Felsefe Buluşmaları’nın Bursa’nın akademik birikimini görünür kılmak açısından önemli olduğunu belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Çüçen ise Osmangazi Belediyesi’nin programa verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Etkinlik serisi kapsamında insanı merkeze alan sekiz konferans gerçekleştirileceğini belirten Çüçen, “Uludağ Üniversitesi’nden kadın filozoflarımız burada sekiz konferans verecek ve bu buluşmaların odağında insan olacak. Bunlar bizim öğrencilerimiz, meslektaşlarımız ve değerlerimiz. Biz bu değerlerimize sahip çıkmazsak başka kim sahip çıkacak? Osmangazi Belediyesi’nin bu çalışmaya gönülden destek vermesi bizleri çok mutlu etti. Kentin yetiştirdiği filozoflara sahip çıkması son derece değerli. Başta Belediye Başkanımız olmak üzere emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür ediyorum” diye konuştu.

BUÜ 'En İyiler' listesindeki yükselişini sürdürüyor Haber

BUÜ 'En İyiler' listesindeki yükselişini sürdürüyor

Stanford Üniversitesi ve Elsevier iş birliğiyle hazırlanan "Dünyanın En Etkili %2'lik Bilim İnsanları" listesinin 2025 verilerine (Ağustos 2026 sürümü) göre, BUÜ'den 26 akademisyen yıllık etki listesinde, 18 akademisyen ise kariyer boyu etki listesinde yer alarak büyük bir başarıya imza attı. Öz atıflar hariç tutularak atıf sayısı ve h-indeksi gibi uluslararası kriterlere göre yapılan değerlendirmede, akademisyenlerin gerek yıllık performansları gerekse tüm kariyerleri boyunca gerçekleştirdikleri çalışmalar dünya çapında üst sıralarda karşılık buldu. 2025 yıllık etki listesinde yer alan akademisyenler 2025 yılı performanslarına göre açıklanan sıralamada BUÜ'den 26 bilim insanı dünyanın en etkili %2'lik dilimine girmeyi başardı. Listede yer alan akademisyenler sırayla şu isimlerden oluştu: Prof. Dr. Ali Rıza Yıldız, Prof. Dr. İbrahim Arpacı, Doç. Dr. Davut İzci, Prof. Dr. Mustafa İnci, Prof. Dr. Betül Sultan Yıldız, Prof. Dr. Mustafa Özgür Yaylı, Prof. Dr. Senem Kamiloğlu Beştepe, Prof. Dr. Ömer Kaynaklı, Doç. Dr. Sedat Arslan, Prof. Dr. Mehmet Karahan, Prof. Dr. Ali Mardani, Prof. Dr. Hıdır Selçuk Nogay, Prof. Dr. Adem Doğangün, Doç. Dr. Murtaza Cicioğlu, Doç. Dr. Murat Öztürk, Prof. Dr. Muhamet Emin Özdemir, Prof. Dr. Muhsin Kılıç, Prof. Dr. Serdal Dikmen, Prof. Dr. Emrullah Yaşar, Doç. Dr. Arzu Akbulut, Prof. Dr. Fatih Karpat, Doç. Dr. Büşra Uzun, Prof. Dr. Ahmet Karadağ, Prof. Dr. Tülay Özcan, Prof. Dr. İlker Ercan ve Prof. Dr. Necmettin Kaya. Kariyer boyu etki listesinde yer alan akademisyenler Akademisyenlerin tüm kariyerleri boyunca gerçekleştirdikleri çalışmaların değerlendirildiği "Kariyer Boyu Etki" sıralamasında ise Bursa Uludağ Üniversitesi'nden 18 araştırmacı yer aldı. Listede yer alan akademisyenler şu isimlerden oluştu: Prof. Dr. Ali Rıza Yıldız, Prof. Dr. İbrahim Arpacı, Prof. Dr. Betül Sultan Yıldız, Prof. Dr. Senem Kamiloğlu Beştepe, Prof. Dr. Ömer Kaynaklı, Prof. Dr. Mustafa Özgür Yaylı, Prof. Dr. Mustafa İnci, Doç. Dr. Davut İzci, Prof. Dr. İlknur Alibaş, Prof. Dr. Tolga Çavaş, Prof. Dr. İsmail Filya, Prof. Dr. Mehmet Karahan, Prof. Dr. Emrullah Yaşar, Prof. Dr. Adem Doğangün, Prof. Dr. Adem Akpınar, Prof. Dr. Ramazan Livaoğlu, Prof. Dr. Necmettin Kaya ve Prof. Dr. İlker Ercan. Rektör Yılmaz'dan tebrik Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, uluslararası sıralamada kendine yer bulan tüm bilim insanlarını tebrik ederek üniversitenin ve ülkenin her geçen yıl daha iyi bir ilerleme kaydetmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi. Listeye giren akademisyenleri kutlayıp başarılarının devamını dileyen Rektör Yılmaz, bu değerli isimlerin üniversitenin genç akademisyenlerine de önemli birer rol model olacağına olan inancını vurguladı.

Bursa'da Felsefe Buluşmaları düşünceye kapılarını açtı Haber

Bursa'da Felsefe Buluşmaları düşünceye kapılarını açtı

Bursa Büyükşehir Belediyesi, şehrin kültürel ve düşünsel yaşamına katkı sunacak etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğinde hayata geçirilen ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’nın ilk programı, Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Günümüz dünyasının hızlı dönüşümünü felsefi bir bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlayan söyleşi dizisinin açılış konuğu, Prof. Dr. Ferudun Yılmaz oldu. DEĞİŞEN DÜNYA VE İNSANIN GELECEĞİ ELE ALINDI ‘Değişen Dünya, Sarsılan İnsan: Ekonomi, Kültür ve Siyasetin Yeni Krizleri’ başlıklı konuşmasında Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, modern dünyada yaşanan ekonomik, kültürel ve siyasal dönüşümleri farklı bakış açılarıyla değerlendirdi. Toplumsal yapıdaki değişimin insan yaşamına etkilerinin ele alındığı söyleşide, dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlar ve insanın hızlı dönüşüm içerisindeki konumu üzerine konuşmalar gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, günümüz dünyasındaki insani varoluş krizinin felsefi, sosyolojik ve diğer toplumsal sonuçlarını değerlendirdikleri bir program gerçekleştirdiklerini söyledi. Buluşmaların ilk oturumunu gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Yılmaz, Bursalıları son derece zengin söyleşi programlarının beklediğini hatırlattı. Türkiye’nin felsefi birikimini yansıtacak çok değerli hocaların söyleşilere konuk olacağını ifade eden Yılmaz tüm vatandaşları buluşmalara davet etti. FELSEFE BULUŞMALARI MAYIS AYINA KADAR SÜRECEK Bursalıları farklı disiplinlerden akademisyenlerle bir araya getirecek olan ‘Bursa Felsefe Buluşmaları’, Mayıs 2027’ye kadar her ay farklı konu ve konuklarla devam edecek. Ekonomi, siyaset, kültür, bilim, yapay zeka, hakikat, insan, aile ve gelecek gibi başlıkların ele alınacağı söyleşi dizisinde, 21. yüzyılın önemli meseleleri felsefenin ışığında değerlendirilecek. Prof. Dr. Funda Güngör ve Doç. Dr. Mehmet Fatih Elmas’ın yürütücülüğünü üstlendiği serinin ikinci buluşmasında ise Prof. Dr. Işıl Bravo ve Doç. Dr. Elif Madarbaş Gülen, ‘Hakikat Kayboldu mu? Algoritmik Yönlendirme, Dezenformasyon, Bilgi Krizi’ başlıklı söyleşide Bursalılarla bir araya gelecek.

Nilüfer’de sağlık hizmeti mahallelere taşınıyor Haber

Nilüfer’de sağlık hizmeti mahallelere taşınıyor

Nilüfer Belediyesi, yurttaşların temel sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve olası sağlık risklerini erken dönemde tespit etmek amacıyla “Gezici Sağlık Hizmeti” projesini başlattı. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı ortaklığıyla yürütülen projenin tanıtımı, Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde yapıldı. Toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, BUÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu, YENİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Ahmet Eren Memiç, İYİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Selahattin Çakmak, Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Ensari Altınışık, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, muhtarlar ve sağlık çalışanları katıldı. HER MAHALLEYE ÜÇ AYDA BİR DÜZENLİ TAKİP Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, merkeze uzak ve sağlık ocağı bulunmayan yerleşim yerlerinde sağlığa erişim hakkını güvenceye almak istediklerini belirtti. Çalışmanın planlamasına dair bilgi veren Başkan Şadi Özdemir, “Sağlık ocağı bulunmayan 27 mahallemize, özellikle kırsal yerleşimlerimize bu hizmeti götürerek vatandaşlarımızın sağlığa erişimini kolaylaştırıyoruz. Gezici sağlık ekibimiz her hafta üç ayrı mahallede 09.30 ile 16.00 saatleri arasında hizmet verecek. Her mahalleye üç ayda bir periyodik olarak gidilecek; yani yılda dört kez aynı mahalleye ulaşılmış olacak. Nilüfer halkının kaynağını yine Nilüferlilerin sağlığı için kullanıyoruz” dedi. Sosyal belediyecilik kapsamında yürütülen diğer sağlık projelerinden de bahseden Başkan Şadi Özdemir; Evde Sağlık Hizmeti ile bugüne kadar bin 551 haneye ulaşıldığını, Halk Sağlığı Günleri’ne 9 bin 436 yurttaşın katıldığını, Anne Taksi uygulamasıyla ise bin 780 anne ve hamileye hastane ulaşım desteği sağlandığını aktardı. KAPSAMLI SAĞLIK TAKİBİ BUÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu ise projenin bilimsel arka planını ve saha hedeflerini paylaştı. Hizmetin basit bir taramanın ötesinde sürdürülebilir bir takip modeli olduğunu vurgulayan Uncu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Vatandaşın kuruma gelmesini beklemek yerine hizmeti mahallelere taşıyoruz. Ulaşım zorluğu, zaman kısıdı veya sağlık okuryazarlığının yetersizliği kişilerin sağlık hizmeti almasını geciktirebiliyor. Biz sahada yalnızca tansiyon ya da kan şekeri ölçmeyeceğiz; başvuran her bireyin sağlık risk değerlendirmesini yapacak, sağlık profillerini oluşturacağız. Hekim ve hemşirelerden oluşan güçlü bir kadroyla fiziki muayene, basit kan tahlilleri ve solunum fonksiyon testleri uygulayacağız. Risk tespit ettiğimiz kişileri uygun sağlık basamaklarına yönlendirip takiplerini belediyemizle birlikte sürdüreceğiz. Bu çalışma aynı zamanda genç hekimlerimizin sahada, toplumun içinde yetişmesi adına da kritik bir eğitim zemini oluşturacak.” Toplantının ardından protokol üyeleri ve katılımcılar, Gezici Sağlık Hizmeti kapsamında sahada görev yapacak özel donanımlı sağlık aracını inceledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.