Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Bursa Teknik Üniversitesi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Bursa Teknik Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Teknik Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTÜ’de deprem paneli Haber

BTÜ’de deprem paneli

Bursa Teknik Üniversitesinde düzenlenen 17 Ağustos Deprem Paneli’nde, deprem gerçeği farklı yönleriyle ele alındı. Panelde, zemin özellikleri ve yapı güvenliğinin, deprem riskinin azaltılmasındaki kritik rolüne dikkat çekilirken, üniversite, kamu ve sivil toplum iş birliğiyle ortak akılla güçlü adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (BTÜ-DEPAR) tarafından 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen ’17 Ağustos Deprem Paneli’, akademi, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getirdi. Panelde deprem gerçeği, zemin özelliklerinin yapı güvenliğine etkisi, deprem dirençli yapılar, afet sonrası hasar tespiti ve Bursa’nın deprem riskini azaltmaya yönelik çalışmalar ele alındı. Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen programa BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan, akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. "Asıl mesele güvenli binalar inşa etmek" Programın açılışında konuşan BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Türkiye’nin deprem kuşağında yer almasının bilinen bir gerçek olduğunu vurgulayarak asıl meselenin güvenli yapılar inşa edilmesi olduğunu söyledi. Türkiye’nin geçmişte büyük depremlerle ağır kayıplar yaşadığını hatırlatan Rektör Çağlar, bu depremlerden ders çıkarılarak yapı güvenliği konusunda daha güçlü adımlar atılması gerektiğini belirtti. Üniversiteler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve toplumun tüm kesimlerinin deprem konusunda ortak bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Rektör Çağlar şöyle konuştu: "Deprem gerçeğini değiştiremeyiz ancak depreme dayanıklı yapılar yapabiliriz. Amacımız deprem olduğunda insanların binadan dışarı çıkmak zorunda kalmadığı, güvenli yapıların içerisinde korunabildiği bir yapı stokuna ulaşmak olmalı." "Afet yönetimini bütünleşik bir anlayışla ele alıyoruz" AFAD Bursa İl Müdürü Mehmet Buldan ise Bursa’da afet yönetimine yalnızca afet anındaki müdahale açısından bakmadıklarını, risk azaltmadan hazırlığa, müdahaleden iyileştirmeye kadar tüm süreçleri kapsayan bütünleşik afet yönetimi anlayışıyla çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi. Bursa İl Afet Risk Azaltma Planı’nın ilk beş yıllık döneminin ardından ikinci beş yıllık planlama çalışmalarına başlandığını aktaran Buldan, yılsonu itibarıyla şehrin tamamını kapsayacak şekilde afet öncesinde yapılması gereken çalışmalara ilişkin eylemlerin oluşturulacağını belirtti. Deprem hasarında zemin etkisi ele alındı Açılış konuşmalarının ardından panelin ‘Akademik Teknik Sunumlar’ başlıklı ilk oturumuna geçildi. Oturumun ilk konuşmacısı BTÜ-DEPAR Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı oldu. ‘Depremlerde Hasar Oluşumunda Zemin Etkisi: Yumuşak Zemin Davranışı ve Sıvılaşma’ başlıklı sunumunda farklı deprem bölgelerinde yapılan incelemelerden elde edilen keşifleri paylaşan Prof. Dr. Avcı, deprem kaynaklı hasarların değerlendirilmesinde zemin özelliklerinin önemli bir etken olduğunu belirtti. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında Gölcük, Adapazarı ve Yalova’da yaşanan hasarları değerlendiren Avcı, bu bölgelerde yumuşak zemin, kıyı dolguları ve sıvılaşma gibi zemin şartlarının hasarın oluşumunda etkili olduğunu ifade etti. İstanbul’da Avcılar ve çevresindeki yapı hasarlarının da zemin özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Avcı, 6 Şubat depremleri sonrasında yapılan incelemelerde de zemin şartlarının hasar dağılımında önemli bir faktör olarak öne çıktığını söyledi. Deprem ve afet yönetimi Panelin ilk oturumunda ayrıca BTÜ İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Özdemir tarafından ‘Deprem Dirençli Yapılar’ başlıklı sunum gerçekleştirildi. Programın ikinci oturumunda ise kamu kurumlarının deprem ve afet yönetimi alanındaki çalışmaları ele alındı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü Afet Hasarları Tespit Dairesi Başkanı İnşaat Yüksek Mühendisi Emrah Süme, ‘Afet Sonrası Hasar Tespitinin Önemi’ başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Ömer Faruk Döğücü ise ‘Bursa Deprem Risk Azaltma ve Dirençlilik Projesi’ başlıklı sunumuyla Bursa’nın deprem risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmaları aktardı. Panel, konuşmacılara teşekkür belgesi takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

Bursa OSB’lerine deprem önlemi çağrısı Haber

Bursa OSB’lerine deprem önlemi çağrısı

Bursa Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen "Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliğine İlişkin Çıkarılan Derslerin Bursa'ya Yansıması" semineri; akademisyenler, kamu kurumları, sanayi temsilcileri ve Japon uzmanları bir araya getirdi. Mimar Sinan Yerleşkesi'nde gerçekleşen seminerde, Kahramanmaraş merkezli depremlerden elde edilen veriler ışığında Bursa organize sanayi bölgelerinin deprem riskleri, iş sürekliliği planlaması ve alınması gereken önlemler değerlendirildi. Programın açılışında konuşan JICA Türkiye Ofisi Program Sorumlusu Aylin Çelik Korkut, Türkiye ile Japonya'nın deprem gerçeğini yaşayan iki ülke olduğunu belirterek, afetlere karşı dirençli kentler oluşturmanın ortak hedefleri olduğunu söyledi. “Depremin Bursa sanayisine vereceği zarar tüm ülkeyi etkiler” Korkut, JICA ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yaklaşık üç yıldır yürütülen “Dirençli Bursa Projesi” kapsamında yalnızca fiziksel altyapının değil, kentin ekonomik sürdürülebilirliği ve yaşam kalitesinin de ele alındığını ifade etti. Bursa'nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğuna dikkat çeken Korkut, "Bursa'da yaşanacak üretim aksaklığı yalnızca kenti değil, tüm Türkiye'yi etkileyecektir. Bu nedenle organize sanayi bölgelerinin afete karşı dirençli olması, deprem sonrasında üretimin devam etmesi, tedarik zincirinin korunması ve iş sürekliliğinin önceden planlanması büyük önem taşıyor” dedi. Sanayi yapılarının %20’si 2000 yılı öncesi Seminerde, "2023 Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliği Planlarına İlişkin Çıkarılan Dersler ve Bursa Organize Sanayi Bölgeleri Risk Değerlendirmesi Sonuçları" başlıklı sunumu gerçekleştiren Dr. Masashi Inoue, Kahramanmaraş'taki dört organize sanayi bölgesinden elde edilen verilerle Bursa'daki 13 organize sanayi bölgesinde bulunan yaklaşık 2 bin 666 binanın yapı bilgilerini karşılaştırdıklarını söyledi. Analizlerde yapıların inşa yılına odaklandıklarını belirten Inoue, Bursa'daki sanayi yapılarının yaklaşık yüzde 20'sinin 2000 yılı öncesinde inşa edildiğini ifade etti. 500'den fazla yapının hasar görme riski bulunuyor Yapılan senaryo analizlerine göre Bursa'da 500'ün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydeden Inoue, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi Bölgelerinin yüksek risk taşıdığına dikkat çekti. Bu çalışmanın eski yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi açısından önemli bir başlangıç olduğunu vurgulayan Inoue, "İş sürekliliği yalnızca yapısal güvenliği değil, yapısal olmayan tüm riskleri de kapsıyor. Bursa'da iş sürekliliği planlarının yaygınlaştırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Yapısal olmayan hasarlar da üretimi durduruyor JET uzmanlarından Dr. Seda Şendir Torisu ise Kahramanmaraş'ta üç organize sanayi bölgesi ve bir küçük sanayi sitesinde gerçekleştirdikleri saha çalışmalarının sonuçlarını paylaştı. Deprem sonrası yaşanan üretim kayıplarında yalnızca bina hasarlarının değil, makine, ekipman, ürün kayıpları ve insan kaynağı gibi yapısal olmayan unsurların da belirleyici olduğunu belirten Torisu, bazı bölgelerde yapısal hasar düşük olmasına rağmen ekonomik kayıpların oldukça yüksek seviyelere ulaştığını söyledi. Kahramanmaraş’ta 232 şirketle gerçekleştirilen anket çalışmasının sonuçlarını paylaşan Torisu, düzenli tatbikat yapan, iş sürekliliği planı hazırlayan, veri yedekleme sistemleri kuran ve ekipmanlarını güvence altına alan işletmelerin deprem sonrasında daha hızlı toparlandığını ifade etti. Rektör Yardımcısı Bayhan: 2000 yılı öncesi yapılar öncelikli olarak ele alınmalı BTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Beyhan Bayhan da "Bursa Organize Sanayi Bölgeleri İş Sürekliliği İçin Yapılması Gerekenler" başlıklı sunumunda, Bursa organize sanayi bölgelerinde farklı deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmiş çok sayıda sanayi yapısının bulunduğunu belirtti. Özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen yapıların önemli risk taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Bayhan, Kahramanmaraş depremlerinde en fazla hasarın prefabrik sanayi yapılarında kolon alt bölgeleri, kiriş-kolon bağlantıları ve cephe panellerinde meydana geldiğini söyledi. Sanayi tesislerinde uygulanabilecek pratik güçlendirme yöntemlerine değinen Rektör Yardımcısı Bayhan, çapraz çelik elemanlarla güçlendirme, enerji sönümleyici sistemler ve zemin iyileştirme çalışmalarının önemine işaret etti. “İş sürekliliği sadece binalarla sınırlı değil” Deprem sonrası üretimin devam edebilmesi için yalnızca yapıların ayakta kalmasının yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Beyhan Bayhan, elektrik, su, haberleşme ve lojistik altyapılarının kesintisiz çalışmasının da kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. Kahramanmaraş depremlerinde organize sanayi bölgelerinde yaşanan üretim kayıplarına dikkat çeken Bayhan, altyapı kesintileri, iş gücü kaybı ve tedarik zincirindeki aksaklıkların üretimi ciddi şekilde etkilediğini söyledi. Bayhan, Bursa'nın organize sanayi bölgelerinin oluşmasında Türkiye'ye öncülük ettiğini hatırlatarak, deprem hazırlıkları ve iş sürekliliği konusunda da aynı öncü rolü üstlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Programda, Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, “Organize Sanayi Bölgelerinde Deprem Zararlarının Azaltılması” ve Nagoya Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Kenji Watanabe’nin “Artan Şiddette ve Sıklıkta Meydana Gelen Doğal Afetlere Yanıt Vermede Topluluk Temelli İş Sürekliliği Planlaması, İş Sürekliliği Yönetimi Giderek Artan Önemi” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Seminer soru-cevap bölümünün ardından kapanış konuşmasıyla sona erdi.

Bursa'nın Mimarı Mirası Anlatıldı Haber

Bursa'nın Mimarı Mirası Anlatıldı

SEDAT ÇETİNTAŞ’IN ÇİZİMLERİ MİMARLAR ODASI’NDA HAYAT BULDU… Mimarlar Odası Bursa Şubesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen “Bursa’nın Mimari Mirası: Sedat Çetintaş’ın Çizimleri” sergi açılışı ve semineri, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sergi açılışının ardından Doç. Dr. Aras Neftçi ile Dr. Saliha Tupal Yeke, Sedat Çetintaş’ın mimarlık mirası ve çizimlerinin Bursa’nın kültürel belleğindeki yeri üzerine sunumlarını katılımcılarla paylaştı. Etkinliğin açılışında konuşan Doç. Dr. Aras Neftçi, Sedat Çetintaş’ın Bursa’nın mimari mirasının belgelenmesindeki öncü rolüne dikkat çekerek, “Bu sergi ve Sedat Çetintaş’ın çalışmaları Bursa için çok önemlidir. Osmanlı’nın miras olarak bıraktığı eserler ilk kez Sedat Çetintaş tarafından kâğıda aktarılmıştır. Ortaya konulan bu nitelikli çalışmalar uzun yıllar arşivlerde bekledi. Sergilenen belgeler ise Mimar Sedat Çetintaş’ın İTÜ Mimarlık Fakültesi’ne bağışladığı levhalardan oluşuyor. Bu nedenle bu etkinlik büyük önem taşıyor. Sedat Çetintaş yalnızca mimari eserleriyle değil, duruşuyla da kültürümüzde bir mimarlık abidesidir. Bursa’ya çok önemli katkılar sunmuştur. Yaklaşık 20 yıl önce restorasyon çizimlerini yaptığımız eserleri bugün yeniden kamuoyuyla buluşturma fırsatı veren başta Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi. Ardından sunumunu gerçekleştiren Dr. Saliha Tupal Yeke ise günümüzde yapıların ağırlıklı olarak fotoğraf ve dijital yöntemlerle belgelendiğini, buna karşın Sedat Çetintaş’ın elle hazırladığı çizimlerin içerdiği ayrıntı ve hassasiyetin bugün dahi hayranlık uyandırdığını belirtti. Yeke, “Artık elle çizim yöntemini kullanmıyoruz; yapıları fotoğraf ve dijital yöntemlerle belgeliyoruz. Ancak Sedat Çetintaş’ın hazırladığı çizimlerdeki ayrıntı ve özen, bugün kullanılan yöntemlerle elde edilen kayıtlarla karşılaştırıldığında dahi dikkat çekicidir. Çok kısa sürede son derece incelikli çalışmalar ortaya koymuş ve bunları dönemin sergilerinde paylaşmıştır. Aradan geçen yaklaşık yüz yılın ardından kendisini ve eserlerini yeniden hatırlatmayı amaçlıyoruz. Bu etkinliğin düzenlenmesini sağlayan başta Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Etkinliğin sonunda Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek ile Mimarlar Odası Bursa Şubesi Sekreteri Aytül Küçüközdemir Aydın, Doç. Dr. Aras Neftçi ve Dr. Saliha Tupal Yeke’ye teşekkür belgesi ve hediye takdim etti.

BTÜ’den harika proje Haber

BTÜ’den harika proje

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), sağlık teknolojileri alanındaki bilimsel çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından yürütülen A3 Doktora Öğrencilerine Yönelik Destek Programı kapsamında, BTÜ doktora öğrencisi Elif Pesen’in yürütücülüğünü üstlendiği "Hidroksiapatit Katkılı Hibrit Kompozit Tabanlı Yeni Nesil Kemik Sabitleme Plakası Tasarımı" başlıklı proje desteklenmeye hak kazandı. Projenin danışmanlığını ise BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihan Kaboğlu üstleniyor. Proje kapsamında, kemik kırıklarının tedavisinde kullanılan metal plakalara alternatif olabilecek yeni nesil bir kemik sabitleme plakası geliştirilecek. Bugün kullanılan metal plakalar kemiği sabitlemede başarılı olsa da zaman zaman kemikle tam uyum sağlayamadığı için iyileşme sürecini olumsuz etkileyebiliyor ve bazı hastalarda ikinci bir ameliyat ihtiyacına neden olabiliyor. Daha hafif, kemikle uyumlu ve dayanıklı olması hedeflenen bu yeni plaka, kemik yapısını destekleyen özel katkı maddeleri ile karbon, bazalt ve doğal keten liflerinin bir araya getirildiği yenilikçi bir malzemeden üretilecek. Bu sayede geliştirilecek plakanın hem sağlam hem de çevre dostu ve insan vücuduyla daha uyumlu olması amaçlanıyor. Araştırmada farklı malzemeler bir arada kullanılarak, kemiğin doğal yapısına daha yakın özellikler taşıyan yeni bir kemik plağı tasarlanacak. Böylece hem hastaların tedavi sürecine katkı sağlayacak hem de ortopedik implant teknolojilerine yenilikçi bir çözüm sunabilecek bir ürün ortaya çıkarılması amaçlanıyor. SAĞLIK TEKNOLOJİLERİNE KATKI Projenin tamamlanmasıyla birlikte biyomalzemeler, kompozit malzemeler, ortopedik implant tasarımı ve sağlık teknolojileri alanlarında önemli bilimsel çıktılar elde edilmesi hedefleniyor. Geliştirilecek yeni nesil kemik sabitleme plakalarının, gelecekte ortopedik tedavilerde kullanılabilecek yenilikçi çözümlere katkı sunması ve sağlık teknolojilerinin gelişimine destek sağlaması bekleniyor. Proje sonunda geliştirilecek malzemenin, hastaların iyileşme sürecini destekleyen, daha hafif ve uzun ömürlü bir alternatif olarak sağlık alanında kullanıma katkı sağlaması hedefleniyor. BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitede sağlık teknolojileri alanında yürütülen araştırmaların her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, "Üniversitemizde geliştirilen her bilimsel çalışma, toplumun, ülkenin, şehrin ya da sektörlerin ihtiyaçlarına çözüm üretme hedefi taşıyor. TÜSEB tarafından desteklenen bu proje de kemik kırıklarının tedavisinde kullanılabilecek yenilikçi malzemelerin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Araştırmacımızı ve danışman akademisyenimizi tebrik ediyor, projelerinin başarılı sonuçlara ulaşmasını diliyorum. BTÜ olarak sağlık, mühendislik ve malzeme teknolojileri alanlarında katma değer üreten araştırmaları desteklemeye devam edeceğiz" dedi.

YERLİ VE MİLLİ: BTÜ’den diyabet hastalarına umut olacak yerli tedavi ürünü BTÜ’den diyabet hastalarına umut Haber

YERLİ VE MİLLİ: BTÜ’den diyabet hastalarına umut olacak yerli tedavi ürünü BTÜ’den diyabet hastalarına umut

Bursa Teknik Üniversitesi, TÜSEB desteğiyle diyabet hastalarında sık görülen iyileşmeyen yaralara yönelik arı sütü kaynaklı yerli tedavi ürünü geliştirmeye hazırlanıyor. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), diyabet hastalarının en önemli sağlık sorunlarından biri olan iyileşmeyen yaralar için yerli bir tedavi ürünü geliştirmeye hazırlanıyor. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından destek almaya hak kazanan projede, Bursa’dan elde edilen arı sütü ve ileri biyoteknoloji bir araya getirilerek, diyabet hastalarında görülen yaraların hızlı iyileşmesi sağlanacak. Diyabet hastalarında sık görülen ayak yaraları, zamanında tedavi edilmediğinde enfeksiyona neden olabiliyor, hatta uzuv kaybına kadar varan ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu soruna çözüm geliştirmek amacıyla BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğünde önemli bir proje hayata geçirildi. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından da desteklenen "Diyabetik Ayak Ülseri Tedavisine Yönelik Arı Sütü Kaynaklı Ekstraselüler Vezikül (RJEV)-Yüklü Fotokürlenebilir GelMA Hidrojellerin Geliştirilmesi" başlıklı projede, Bursa'dan elde edilen kaliteli arı sütleri kullanılacak. ELDE EDİLECEK JEL ÖRTÜ YARALARA UYGULANACAK Araştırmacılar, arı sütünden elde edilen ve hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan doğal nano yapıları özel bir hidrojel içerisine yerleştirecek. Jel kıvamındaki bu yara örtüsü, yara üzerine uygulandığında kontrollü şekilde iyileştirici maddeler salgılayacak. Geliştirilecek yerli yara örtüsünün; yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlaması, yeni damar oluşumunu desteklemesi, enfeksiyon riskini azaltması, hücre yenilenmesini hızlandırması hedefleniyor. YERLİ SAĞLIK TEKNOLOJİSİNE KATKI SAĞLAYACAK Türkiye'nin arı ürünleri bakımından zengin bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Gökçe Taner, bu çalışmanın yalnızca diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmayı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli yerli sağlık ürünlerinin geliştirilmesine ve sağlık alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sunacağını belirtti. PROJE EKİBİ Doç. Dr. Gökçe Taner'in yürütücülüğündeki projede araştırmacı olarak; Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi İmmünoloji Bölümü’nden: Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, Doç. Dr. Diğdem Yöğen Ermiş, Dr. Öğretim Üyesi Salih Haldun Bal, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sabire Güler yer alıyor. Projede genç bilim insanları Dr. Halime Serinçay doktora sonrası bursiyer ve Moleküler Biyolog Hilal Akar, Hilal Vardar ve İrem Özveri ise yardımcı personel olarak bulunuyor. REKTÖR ÇAĞLAR: BİLİMSEL BİLGİ TOPLUMSAL FAYDAYA DÖNÜŞÜYOR BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, sağlık alanında geliştirilen yenilikçi projelerin toplumun yaşam kalitesini artırmada büyük önem taşıdığını belirterek, " Üniversitemizde yürütülen bu proje, bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin güzel bir örneği. TÜSEB tarafından desteklenmeye hak kazanan bu çalışma, hem yerli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine hem de ülkemizin biyoteknoloji alanındaki araştırma kapasitesinin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak. Dolayısıyla proje ekibini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi.

MİMARİ BAKIŞIN ESTETİK İZLERİ Haber

MİMARİ BAKIŞIN ESTETİK İZLERİ

2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri kapsamında Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne Özcan Uygur ile birlikte lâyık görülen Semra Uygur’un onur konuğu olduğu etkinliğe; Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin Vural Arslan, Bursa Teknik Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Sayan Atanur, bölüm başkanları, dekan yardımcıları, sivil toplum kuruluşlarının, belediyelerin ve meslek örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda mimar ve sanatsever katıldı. Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin sergi mutluluğu Etkinliğin açılışında konuşan Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, mimarlık üretimi, mesleki birikim ve güncel tartışmalar üzerine değerli bir buluşmaya daha ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezi’nin iki yılda bir düzenlediği ‘2026 / XX. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’ kapsamında ödüle değer görülen eserlerin, Bursa’nın ardından Mimarlar Odası’nın diğer şubelerinde de sergileneceğini belirten Şimşek, “Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak bu anlamlı sergiye ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl ‘Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne Özcan Uygur ile birlikte lâyık görülen Semra Uygur’u ağırlıyor olmamız ise mutluluğumuzu daha da artırıyor. Mimarlık, toplumun geleceğini şekillendiren mesleklerin başında geliyor. Ürettiğimiz eserlerle gelecek kuşakların yaşamına da dokunuyoruz. Bu nedenle mesleğimizin ne denli büyük bir öneme sahip olduğunun bilincindeyiz. Bu düşünceyle, ülkemizi ve dünyamızı güzelleştiren yürek birlikteliğimizin ürünü nice eserlerin bizleri bir araya getirmeye devam etmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.” diye konuştu. Etkinliğin onur konuğu Semra Uygur ise konuşmasında, davetlerinden dolayı Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’in şahsında Şube Yönetim Kurulu’na teşekkür etti. Mimar Sinan Büyük Ödülü’ne lâyık görülmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Uygur, mimarlığın yaşam kalitesini yükselten, güvenli yapılar üreten ve yaşam biçimini şekillendiren, aynı zamanda güçlü bir sanat karakterine sahip mesleklerin başında geldiğini vurguladı. Konuşmaların ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Açılışın ardından sergilenen eserleri inceleme fırsatı bulan konuklar, çalışmaların özgünlüğü ve üst düzey niteliğine ilişkin beğenilerini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.