Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Böbrek Taşı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Böbrek Taşı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Böbrek Taşı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İDRARDAKİ RENK DEĞİŞİMİ HASTALIK UYARINI OLABİLİR Haber

İDRARDAKİ RENK DEĞİŞİMİ HASTALIK UYARINI OLABİLİR

Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Davut Demirkıran, idrarda görülen renk, koku ve kıvam değişikliklerinin vücudun verdiği önemli sinyaller arasında yer aldığını belirterek dikkat edilmesi gereken durumları anlattı. Normal şartlarda idrarın açık sarıdan hafif turuncuya kadar değişen bir renkte ve berrak görünümlü olduğunu belirten Uzman Dr. Davut Demirkıran, yeterli sıvı tüketiminin idrar rengini doğrudan etkilediğini söyledi. Susuz kalındığında idrarın koyulaşabileceğini ifade eden Dr. Davut Demirkıran, bazı değişikliklerin ise altta yatan hastalıkların işareti olabileceğini vurguladı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uzman Dr. Davut Demirkıran, “İdrardaki değişiklikler çoğu zaman zararsız nedenlere bağlıdır. Tüketilen besinler, vitaminler veya bazı ilaçlar idrarın rengini ve kokusunu geçici olarak değiştirebilir. Ancak bu değişiklikler birkaç günden uzun sürüyorsa, ağrı, ateş, yanma hissi ya da sık idrara çıkma gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır” dedi. İdrar rengindeki değişimlerin her zaman hastalık anlamına gelmediğini belirten Uzman Dr. Davut Demirkıran, pancar, böğürtlen, ravent ve bakla gibi gıdaların idrarda kırmızımsı tonlara yol açabileceğini söyledi. Havuç ve yüksek doz C vitamini kullanımının turuncu renk değişimine neden olabileceğini ifade eden Dr. Davut Demirkıran, bazı B vitaminlerinin ise idrara yeşilimsi bir görünüm verebildiğini aktardı. Kuşkonmaz, kahve, lahana, soğan ve sarımsak gibi besinlerin de idrar kokusunda geçici değişiklik oluşturabileceğini kaydeden Uzman Dr. Davut Demirkıran, çoğu zaman bu durumun bir iki gün içinde normale döndüğünü ifade etti. Kırmızı veya koyu kahverengi idrar uyarı işareti olabilir Bazı renk değişimlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Uzman Dr. Davut Demirkıran, kırmızı, koyu kahverengi ya da çay rengindeki idrarın idrar yolu enfeksiyonu, böbrek taşı, karaciğer sorunları veya nadiren ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini söyledi. Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Davut Demirkıran, “İdrarda kan görülmesi, koyu kahverengi görünüm, yoğun amonyak kokusu ya da uzun süre devam eden bulanıklık ihmal edilmemelidir. Özellikle idrar yaparken yanma, ateş, titreme, sırt veya karın ağrısı gibi belirtiler eşlik ediyorsa detaylı değerlendirme gerekir” dedi. Köpüklü idrar böbrek hastalığının habercisi olabilir İdrarın zaman zaman hızlı idrar yapmaya bağlı olarak köpüklü görünebileceğini belirten Uzman Dr. Davut Demirkıran, bu durumun sürekli hale gelmesi halinde dikkatli olunması gerektiğini söyledi. “Kalıcı köpüklü ya da kabarcıklı idrar, idrarda fazla protein bulunmasına işaret edebilir. Bu durum bazı böbrek hastalıklarının erken belirtisi olabilir. Özellikle bacaklarda şişlik de varsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır” diyen Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Davut Demirkıran, düzenli kontrollerin önemine dikkat çekti. İdrar tahlili birçok hastalığa ışık tutabiliyor İdrardaki değişikliklerin nedenini anlamak için çoğu zaman basit bir idrar tahlilinin yeterli olduğunu belirten Uzman Dr. Davut Demirkıran, gerek görüldüğünde kan testleriyle böbrek fonksiyonları, karaciğer değerleri ve enfeksiyon bulgularının da değerlendirilebildiğini söyledi. Uzman Dr. Davut Demirkıran, “İdrar, vücudun sağlık durumuna dair önemli ipuçları verir. Renk, koku veya görünümdeki değişikliklerin kısa süreli olup olmadığını takip etmek gerekir. Eğer birkaç gün içinde normale dönmüyorsa ya da ek belirtiler varsa mutlaka uzman görüşü alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

Fazla tuz kullanımı böbreklere ve kalbe ciddi zarar veriyor Haber

Fazla tuz kullanımı böbreklere ve kalbe ciddi zarar veriyor

Prof. Dr. Murathan Uyar, yaşam için gerekli olan tuzun ihtiyaçtan fazla tüketilmesi halinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Tuzun yaklaşık yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluştuğunu belirten Uyar, vücudun sinir sistemi, kasların çalışması, kalp ritmi ve sıvı dengesinin korunması için sodyuma ihtiyaç duyduğunu ancak bu ihtiyacın doğal besinlerden de karşılanabildiğini ifade etti. TÜRKİYE'DE TÜKETİM ÖNERİLEN SEVİYENİN ÇOK ÜZERİNDE Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini tavsiye ettiğini hatırlatan Uyar, Türkiye'de yapılan araştırmalara göre ortalama günlük tuz tüketiminin bu miktarın yaklaşık üç katına ulaştığını söyledi. Hazır ve işlenmiş gıdaların yaygınlaşmasıyla birlikte farkında olmadan fazla tuz tüketildiğine dikkat çeken Uyar, ekmek, peynir, zeytin, turşu, sucuk, salam, hazır çorbalar, paketli atıştırmalıklar ve sosların günlük tuz alımının önemli bölümünü oluşturduğunu kaydetti. YÜKSEK TANSİYON VE BÖBREK HASTALIKLARI RİSKİNİ ARTIRIYOR Aşırı tuz tüketiminin kandaki sodyum miktarını artırarak vücudun daha fazla su tutmasına neden olduğunu belirten Uyar, bunun da tansiyonun yükselmesine yol açtığını ifade etti. Yüksek tansiyonun uzun yıllar belirti vermeden kalp, beyin, böbrek ve damar sistemine zarar verebildiğini söyleyen Uyar, fazla tuz tüketiminin ayrıca böbrek hastalıklarının ilerlemesini hızlandırabileceğini, böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabileceğini, kemiklerden kalsiyum kaybını artırabileceğini ve mide kanseri riskini yükseltebileceğini dile getirdi. "DOĞAL TUZ" ALGISINA DİKKAT Son yıllarda popüler hale gelen Himalaya tuzu, kaya tuzu ve deniz tuzu gibi ürünlerin sağlık açısından sanıldığı kadar farklı olmadığını belirten Uyar, bu tuzların da büyük oranda sodyum klorür içerdiğini ve eser miktardaki minerallerin fazla tüketimi haklı çıkaracak bir avantaj sağlamadığını söyledi. Prof. Dr. Murathan Uyar, günlük tuz tüketimini azaltmak için sofraya tuzluk koymamak, yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek, işlenmiş gıdaları daha az tüketmek ve yemeklere lezzet vermek için limon, sarımsak ile baharatlardan yararlanmanın etkili yöntemler olduğunu belirtti. Uyar, "Tuz doğru miktarda tüketildiğinde yaşam için vazgeçilmezdir. Ancak fazlası yıllar içinde kalbi, damarları ve böbrekleri sessizce yorar. Sağlığımızı korumak bazen sofradaki tuzluğu bir adım uzağa koymak kadar basit bir alışkanlıkla başlayabilir." değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.