Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Birlik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Birlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Üstat Bediüzzaman'ın ismini kullanarak, onun eserlerini de belli bir oranda istismar ederek ülkemizde kargaşa çıkaran bir yapı ile karşı karşıya kaldık, FETÖ dediğimiz yapılanmayla, terör yapılanmasıyla. Vitrini gayet süslü ama arka planında uluslararası güç odaklarına hizmet eden istihbarat yapılarının aracına dönüşen bir yapıdan bahsediyoruz. Diğer taraftan mensuplarını özgür olmaktan çıkarıp kendine kul köle eden hiyerarşik düzenden bahsediyoruz" dedi. 13'üncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" temasıyla 4-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da düzenleniyor. Atatürk Kültür Merkezi'ndeki sempozyumun açılış programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ile davetliler ve çok sayıda kişi katıldı. "Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız; ikisini bir arada yapacağız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacaklarını hem de haklı olacaklarını ifade ederek, "Gazze'de çocuklar İsrail'in barbarca saldırıları altında hayatını kaybediyor; siviller en temel gıdalardan, ihtiyaçlardan mahrum bırakılıyor. Soykırım karşısında sergilenen vurdumduymazlık ve sessizlik uluslararası sistemin içine düştüğü krizi bütün açıklığıyla, netliğiyle ortaya koyuyor. Kur'an-ı Kerim'in ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ ilkesi ve adalet anlayışı ise faili veya muhatabı kim olursa olsun her türlü zulme ve haksızlığa karşı eğilmeden, bükülmeden bir duruş sergileme sorumluluğunu hepimize hatırlatıyor. Zira insan hayatı ve onuru konjonktüre veya güç odaklarının sığ siyasi hesaplarına göre değişemeyecek kadar mukaddestir. Türkiye Cumhuriyeti olarak ve İslam dünyası olarak hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız; ikisini bir arada yapacağız. Hakkımızı ve hukukumuzu sonuna kadar koruyacağız, mazlumun elinden kararlılıkla tutacağız ve adalet talebimizi karşılıksız bırakmayacak bir güce sahip olmak için ekonomimizi, milli savunmamızı, bilim ve teknoloji kapasitemizi aralıksız geliştireceğiz. Cumhurbaşkanımızın gönüllerde maşeri bir karşılık bulan ‘Dünya 5'ten büyüktür’ çağrısıyla daha adil bir uluslararası düzen hepimizin ortak arayışıdır. Bu onurlu mücadelede Cumhurbaşkanımızın çağrısını yaptığı İnsanlık İttifakı, zulme karşı çıkan bütün küresel kesimleri, inanç ve millet ayrımı gözetmeden ortak bir ahlaki sorumlulukta birleştirmeyi hedefliyor" dedi. "Suriye'nin istikrarı ve refahı tüm bölgenin istikrarı ve refahı demektir" Suriye'nin istikrarı ve refahının tüm bölgenin istikrarı ve refahı demek olduğunu söyleyen Yılmaz, "Gazze'de yükselen adalet çağrısının dünyanın farklı ülkelerinde karşılık bulması, bu ortak vicdanın hala diri olduğunu göstermektedir. Ben buradan nerede olursa olsun Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Asya'ya Gazze'deki zulme karşı çıkan, sokağa çıkıp bunu protesto eden, üniversitesinde protesto eden, bu zulme sessiz kalmayan tüm insan kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum, saygılarımı iletiyorum. Türkiye olarak Filistin halkının meşru haklarını savunmak, zulmü durdurmak ve kalıcı barışı sağlamak için yoğun bir diplomatik mücadele yürütüyoruz. Suriye'de barışın ve istikrarın tesisi için yürüttüğümüz kararlı mücadele ile kardeşlerimizin kendi topraklarında huzur içinde yaşayabilecekleri şartların oluşmasına önemli katkılar sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Suriye'nin istikrarı ve refahı tüm bölgenin istikrarı ve refahı demektir. Buna yürekten inanıyoruz. Bunu bozmaya çalışanlara karşı Suriye ile gönül gönüle, omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz" diye konuştu. "FETÖ dediğimiz yapılanma insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdü" FETÖ yapılanmasının insanların aklına ipotek koyup onları adeta makineye dönüştürdüğüne değinen Yılmaz, "Ailenin korunması, gençlerin insani değerlerle geleceğe hazırlanması, alkol, kumar gibi bağımlılıkların yanı sıra çağımızın yeni bağımlılık türleriyle de mücadele edilmesi yine gündemimizde olması gereken konular arasındadır. Bizler de maarif modelimiz ile gençlerimizin bilim ve teknolojide yetkinleşmesini desteklerken bu birikimi insanlığın hayrına kullanmalarını sağlayacak ahlaki bilinci de güçlendiriyoruz. İlim bizim medeniyetimizin merkezi kavramıdır, ancak biz ilimle birlikte elbette bunun hayata geçirilmesini, salih amellere vesile olmasını görüyoruz. Yapay zekayı, yapay zekayla birlikte diğer teknolojileri mutlaka ahlakla, merhametle, insan odaklı bir anlayışla ele almak durumundayız. İlmi vurgularken insanın akletmesini ve seçme hakkını da burada vurgulamak istiyorum. Maalesef üstat Bediüzzaman'ın ismini kullanarak, onun eserlerini de belli bir oranda istismar ederek ülkemizde kargaşa çıkaran bir yapı ile karşı karşıya kaldık, FETÖ dediğimiz yapılanmayla, terör yapılanmasıyla. Vitrini gayet süslü ama arka planında uluslararası güç odaklarına hizmet eden istihbarat yapılarının aracına dönüşen bir yapıdan bahsediyoruz. Diğer taraftan mensuplarını özgür olmaktan çıkarıp kendine kul köle eden hiyerarşik düzenden bahsediyoruz. Cenabı Allah bizleri fert fert yaratmış. Her birimize defalarca Kur'an-ı Kerim'de akledin demiş. Bakın, düşünün, akledin demiş. FETÖ dediğimiz yapılanma ise insanların aklına ipotek koyup onları birer adeta makineye dönüştürdü. Bu tecrübeden de, bizim yaşadığımız bu tecrübeden de tüm kardeş ülkelerin, dost ülkelerin de faydalanmasını bekleriz. Başka isimler altında da bunlar çıkabilir. Bunlara karşı çok dikkatli olmamız lazım. Şunu bilmemiz lazım, Müslüman insan Cenabı Allah'tan başka hiç kimsenin kulu kölesi olmamıştır, olamaz" şeklinde konuştu. "Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istiyoruz" Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istediklerini ifade eden Yılmaz, "Terörü kalıcı bir şekilde ülkemizin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Bölgemizin gündeminden de çıkarmak istiyoruz. Uzun bir zamandır bölgemizde emperyalist güçler, güç odakları bu bölgede yaşayan insanları birbiriyle çatıştırıp onlar kavga ederken bölgenin kaynaklarını sömürüyorlar. Biz diyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti olarak, kardeşleriniz olarak bu çekişmeleri bir tarafa bırakmalıyız, etnik kavgaları, mezhebi kavgaları bir kenara bırakmalıyız, birlik içinde olmalıyız, terörün konuşulmadığı bir bölge oluşturmalıyız ve artık kaynaklarımızı başkaları gelip sömürmemeli, bu kaynaklar bu bölgedeki insanlar tarafından kullanılmalı. Suriye'nin kaynakları Suriyeliler için kullanılmalı, Irak'ın kaynakları Iraklılar için kullanılmalı, Libya'nın kaynakları Libyalı kardeşlerimiz için kullanılmalı. Bunu başarmak zorundayız. Bizi birbirimize düşürüp kaynaklarımızı sömüren emperyalist odaklara vereceğimiz en güzel cevap birliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirmek, ihtilaflarımızı bir tarafa bırakıp güç birliğiyle bu oyunu bozmaktır. Türkiye içinde de bölgemizde de bunu yapmaya kararlıyız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge dediğimiz, Arabıyla, Türküyle, Kürdüyle, Farsıyla, hangi mezhepten, meşrepten olursa olsun Müslümanıyla, gayrimüslimiyle bu toprakların insanlarını bir araya getirmek, buluşturmak ve geleceği çok daha güçlü bir birlik zemininde inşa etmektir. Sahip olduğumuz insan kaynağını ilmi birikim ve ekonomik potansiyelde değerlendirerek Türkiye Yüzyılı'nı ve bölgemizin, gönül coğrafyamızın yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz inşallah. Bediüzzaman Said Nursi bu ülkenin, bu toprakların insanıydı. Emperyalistlere karşı mücadele etti, bu topraklarda mücadelesini sürdürdü. Birileri gibi başka ülkelere kaçıp oradan bu ülkeyi karıştırmaya çalışmadı" diyerek konuştu.

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’dan OSB Çıkarması Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’dan OSB Çıkarması

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Kestel OSB, Uludağ OSB ve Barakfakih OSB ziyaretlerinin ardından akşam Almira Hotel’de Kestel, Gürsu ve Barakfakih iş dünyası temsilcileri ve çok sayıda tekstilciyle buluştu. Bölge başkanları, yönetim kurulları ve sanayicilerle bir araya gelen Matlı, kentin kalkınması ve üretimin güçlenmesi için birlik vurgusu yaptı. Temaslarına Kestel OSB (KOSAB) ile başlayan Matlı; Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hısımcıl, yönetim kurulu üyeleri ve sanayicilerle istişarelerde bulundu. Programın son durağında Barakfakih OSB’yi ziyaret eden Matlı, Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akyıldız ve yönetimiyle buluştu. Ziyaret turuna Uludağ OSB devam eden Özer Matlı, Yönetim Kurulu Başkanı Enes Çelik ve yönetimiyle bir araya geldi. Görüşmede BTSO’nun vizyon projelerinden bahseden Matlı, ardından bölgedeki tesisleri gezerek sanayicilerin taleplerini dinledi. Bursa sanayisinin sorunlarına hâkim olduklarını vurgulayan Özer Matlı, şunları söyledi: "Bursa’nın gerçek potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak için 60 bin üyemizin tek yürek olarak kenetlenmesi şart. Sahadayız, sorunları çok iyi biliyoruz. 60 bin üyemizin her bir meselesi doğrudan bizim meselemizdir. Bursa sanayisini hak ettiği noktaya taşımak için gereken tüm çözümlerimiz ve projelerimiz hazır." ULUDAĞ OSB BAŞKANI ENES ÇELİK: PROJELER BİZİ HEYECANLANDIRIYOR Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Uludağ OSB Başkanı Enes Çelik, Matlı’nın ortaya koyduğu vizyonu takdirle karşıladıklarını belirtti. Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "60 bin üyesiyle devasa bir yapı olan BTSO için Özer Matlı’nın hazırladığı vizyoner projeler büyük önem taşıyor. Açıkçası paylaşılan bu projeler bizleri de oldukça heyecanlandırıyor." Görüşmelerde Kestel OSB Başkanı Cem Hısımcıl ve Barakfakih OSB Başkanı Erdoğan Akyıldız da Matlı ve ekibine çalışmalarında başarılar diledi. Bölgelerdeki sanayi kuruluşlarını ziyaret eden Matlı, ardından Almira Hotel’de düzenlenen yemeğe geçti. “ÜRETİCİLERİN BAŞARISINA KEFİLİM” Yoğun bir katılımın gözlemlendiği Almira Hotel’de Tekstil Komitesi Çalışma Grubu tarafından düzenlenen buluşmada iş insanlarına seslenen Matlı, aynı masadaki sanayicileri işine ve memleketine bağlı yol arkadaşları olarak gördüğünü söyledi. Kendisinin de üretim yaptığını ve çalışan sorumluluğunu taşıdığını vurgulayan Matlı, "Bursa'da üretim yapan herkesin işindeki başarısına kefilim" dedi. Bursa iş dünyasının tek tek şirketlerin başarısını ortak bir güce dönüştürmesi gerektiğini belirten Matlı, yeni dönemi birlikte çalışan bir takım anlayışıyla yöneteceklerini ifade etti. TETSİAD ve TOSAB’TAN TAM DESTEK Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Başkan Yardımcısı ve Aluçlar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Murat Aluç ile BYL Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı ve TETSİAD Fuar Komitesi Başkanı Seyfullah Baylan yaptıkları konuşmalarla BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’ya desteklerini açıklarken, gecede konuşan Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (TOSAB) Başkanı Osman Nuri Canik, TOSAB'ın 30 Eylül'de açılmasının planlandığını ve bölgenin 2028 yılına kadar en az yüzde 55 doluluğa ulaştırılmasının amaçlandığını açıkladı. Alman üniversiteleriyle ileri tekstil teknolojileri ve sağlık alanında iş birlikleri başlattıklarını, 70 ortağı yeşil dönüşüm ve AR-GE sürecinde bir araya getireceklerini ve Karma OSB statüsü için başvurduklarını belirten Canik, Özer Matlı'nın BTSO başkan adaylığını desteklediklerini söyledi. “BENİ RAHAT BIRAKMAYIN” BTSO yönetiminde üyelerle yakın iletişim içinde olacağının mesajını veren Matlı, “Burada bir başkan adayı olarak bulunmuyorum. Benimle beraber yürüyeceğinize, beni ve yönetimdeki arkadaşları rahat bırakmayacağınıza söz verin. İşinizle, derdinizle ilgilenecek bir yol arkadaşı olmak için söz istiyorum sizlerden” diye konuştu. Matlı, sözlerini “Tatlı rekabetler olacak, bu da bizi dinamik tutacak. Dünyanın trendlerine göre değişimi hep beraber gerçekleştireceğiz. Sizler için elimden geleni sonuna kadar yapacağım” ifadeleriyle tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in savaş bağımlısı mevcut hükümeti tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonist, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor hem kendi içimizde hem de islam dünyasında ittifakları büyütmeye ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası Programı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, "Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Milletimizin ve İslam aleminin Mevlid-i Nebi Haftası'nı can-ı gönülden tebrik ediyorum. Ülkemizde ve dünyanın farklı yerlerinde bizleri takip eden, şu anda aramızda olmasalar da gözü de gönlü de kulağı da burada olan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Böylesine güzel bir programda bizleri buluşturan, rahmetiyle, lütfuyla, keremiyle kalplerimizi birbirine ısındıran Cenab-ı Allah'a sonsuz şükürler olsun. Alemlere rahmet, insanlığa hidayet, müminlere güzel ahlakın en yüksek timsali olarak gönderilen, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamber Efendimiz'e salat ve selam olsun" dedi. "Fahr-i Kâinat Efendimiz'in izinden giderek asırlardır ümmete hizmet eden, yol gösteren, felaha susayan gönülleri irşat eden âlim ve ariflerimizin, kalp ve ilim ehlinin mübarek ruhları şad olsun. İslam'ın izzetini her şeyin üstünde tutan, ilây-ı kelimetullah davası uğruna canlarını ortaya koyan, vatanı, milleti, ezanı, bayrağı, devleti ve ümmeti için her türlü cefayı, zorluğu göze alan kahraman şehitlerimizin, gazilerimizin, o mücadele ve mücahide erlerinin aziz ruhları şad olsun diyorum" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Müslümanlar olarak hafta başında biliyorsunuz Mevlid-i Nebi'yi bir kez daha idrak ettik. Kurtuluş vesilesi olarak yer yüzüne teşrif eden Resulallah Efendimizin veladetinin bir sene-i devriyesine erişmenin mutluluğunu yaşadık. Gerek dualarımızla gerek ibadetlerimizle o mübarek geceyi anlamına ve mehabetine uygun şekilde hissetmeye ve değerlendirmeye çalıştık. Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümünün ülkemiz, milletimiz, tüm insanlık için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şunu öncelikle özelikle ifade etmek istiyorum. Veladet-i Nebi, Yüce Allah'ın sonuz rahmetinin bu dünyada ki en güzel tecellisidir. Efendimizin bu aleme doğuşu insan oğlunun kainattaki yerini yaradılış gayesini ve istikametini yeniden keşfetmesinin başlangıcı olmuştur. merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif'inde diyor ya, ‘Belirince işaretleri dünyada Mustafa’nın, Tuttu cihanı baştan başa nuru Mustafa’nın.’. İşte beşeriyetin inanç ve ahlak bakımından zifiri karanlığın pençesinde olduğu bir çağda Hatamü'l-Enbiya Efendimiz, insanlığın ufkunu nebevi bir nurla doldurmuştur. Peygamber aşkı, sevgisi, müminlerin gönlünde nesillerden nesillere aktarılan en kıymetli miras olmuştur. Bu sevda, İslam'la müşerref olduğu ilk günden itibaren milletimizin de kalbinde müstesna bir yer tutmuştur. Ecdadımız asırlar boyunca din-i mübin-i İslam'ın sancaktarı olmuş, Efendimiz'e duyduğu aşk ve muhabbeti tertemiz bir imanla korumuştur" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merhum Nihat Sami Banarlı’nın çok anlamlı bir tespitini sizlerle paylaşmak istiyorum. Gençlerimizin özellikle de yeni yuva kuran çiftlerimizin bu hatırayı çok iyi dinlemesini rica ediyorum. Türk edebiyatının önemli isimlerinden merhum Banarlı, kırdan kente göçün başladığı yıllara ait bir anısını bakınız nasıl anlatıyor: 'Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden İstanbul'a, Ankara'ya ve başka büyük şehirlere göç eden halkımız var. Bunlar ailece gelip apartmanlarda kapıcılık, iç hizmetleri ve başka işler yapıyorlar. Bilhassa kadın adları dikkatimi çekiyor: Gül, Yazgülü, Gülşah, Gülşan, Güldalı, Güldane, Gülizar, Kırgülü, Gülbeyaz... Hatta erkek adı olarak da bazen Gülbey... Bu güllü isimlerin Anadolumuzu gül bahçelerine çeviren güzel adların bu derece ısrarla niçin konulduklarını ben biliyorum. Ama yine de bilmezlikten gelerek soruyorum: Sizlerin oralarda gül bahçeleri çok olmalı. Köy evlerinin bahçelerinde çok mu çiçek yetiştirirsiniz? Adı Güldalı olan hanım cevap veriyor: Hayır bey, bizim oralarda çiçek bahçesi ne gezer? Biz toprağı tarla diye kullanırız. Peki, kızlarınıza bu kadar çok ve güzel gül adlarını güle hasret duyduğunuz için mi koyuyorsunuz? Hayır bey, bizim hasret duyduğumuz başkadır. Bizim oralarda inanılır ki gül... Hazret-i Muhammed'in remzidir. Gül, Muhammet teridir diyen Yunus Emre gibi bir büyük şairin bizim milletimizin de bu topraklardan çıkması boşuna değildir. Bizim Resul-i Ekrem'e olan sadakatimiz yalnızca milli seciyemizde değil, dilimizde, edebiyatımızda, kültür ve sanatımızda da tezahür etmiştir. Süleyman Çelebi'nin kalbinden beyitlere dökülen Mevlid-i Şerif, yüzyıllardır Efendimiz'e duyulan hürmetin ortak sesidir. Fuzuli'nin Su Kasidesi, Resul-i Kibriya'nın bastığı toprağa ulaşma arzusuyla yanıp tutuşan bir gayenin, böyle bir gayretin ifadesidir" dedi. "Rabbim bizleri adı güzel kendi güzel Muhammed’in yolundan ayırmasın" "Şairlerimizin, ediplerimizin, hatta padişahlarımızın Efendimiz'e ithafen yazdığı na't-ı şerifler milletimizin hak yolundaki adanmışlığının en veciz nişaneleridir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, !Gönlü peygamber aşkıyla yanan isimlerden biri de rahmetli Mehmet Akif İnan üstadımızdı. Merhum Akif İnan, Efendimiz'e olan bağlılığını şu muhteşem mısralarla dile getirmiştir: 'Özgürlük, menşurun kanatlarından toprağım, devletim, bayrağım sensin. Maddemsin, manamsın, varım yoğumsun, ufkumsun, yakınım, uzağım, sensin. Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum, evim barkım, bahçem ve bağım sensin. Seslerin kalbimin dudaklarında, zamanım, dönemim ve çağım sensin. Ümidim, cihadım, şafağım sende, hicretim, menzilim, durağım sensin. Seninle olmaktır ahdim, yeminim, ordum, emirim ve otağım sensin.' Övüncümüz, şerefimiz, sözümüz ve yegâne önderimiz Resul-i Ekrem Efendimiz'i bugün bir kez daha kemal-i hürmetle yâd ediyorum. Rabbim bizleri adı güzel kendi güzel Muhammed’in yolundan ayırmasın diyorum. Az evvel hocamızın huşu içinde okuduğu bizim de inşirah bularak dinlediğimiz Azhap Suresi'nde Rabbimiz şöyle buyuruyor; içinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki Resullahta güzel bir örneklik vardır. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Efendimiz bir hadisi şerifinde kendisinin misyonunu şöyle ifade etmişti benim ve benden önceki peygamberlerin durumu bir ev inşa eden kimseye benzer o kimse evi güzelce yapıp mükembell hale getirmiş fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar ona hayran olurlar ve şöyle derler keşke şu tuğlada yerine konulmuş olsaydı. İşte ben o yeri boş bırakılan tuğlayım. Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Hatemul embiya diyor ya o tuğladaki bir toz zerresi olabilmeyi Kur'an ve sünnetin ışığında ahlakı haseneyi kuşana bilmeyi Rabbim hepimize nasip eylesin diyorum." Çocuklara ve gençlere Peygamber Efendimizin hayatını öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Müslümanlar olarak hem şahsi yaşantımızda hem iş ve aile hayatımızda hem de toplumla ve tabiatla kurduğumuz münasebetlerde işte bu ahlakı kendimize rehber edinmek zorundayız. Kur'an ve Sünnet'in kılavuzluğunda ahlak-ı hamidiyeyi, ahlak-ı haseneyi hayatımızın merkezine koymak durumundayız. Bu inancı ve bu kararlılığı her birimizin kuşanması gereklidir. Fakat bu anlayışı öncelikle kendi hayatımıza hakim kılmamız gerekir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi Efendimizin örnek ahlakıyla tanıştırmamız, onları Resul-i Kibriya'nın temsil ettiği değerlerle buluşturmamız hayati bir meseledir. Ancak bu şekilde kalplerimizde filizlenen, ailemizde yeşeren ve milletimizde boy veren kıymet hükümlerini bütün insanlığa ulaştırabiliriz" ifadelerini kullandı. "İnşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz" Masumların hedef alındığını belirten Erdoğan, "Aktörler ve senaryolar değişse de iyi ile kötünün mücadele ettiği ve sonunda inşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz. Filistin’nden Lübnan’a Sudan’dan Somali’ye kalbimizin attığı coğrafyaların önemli bir kısmı yıllardır krizde. Savaşla istikrarsızlıkla boğuşuyor. Her şeyden habersiz masum yavrular göz göre göre hedef alınıyor. Dünyayı tanımadan daha ne olup bittiğini anlamadan bebekler, çocuklar toprağa düşüyor. Kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları, yardım görevlileri savaş ve çatışma ortamlarında değil sivil yerleşim yerlerinde bombalarla katlediliyor"şeklinde konuştu. "Gazze'de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor" "Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze'de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece Filistin'de milyonlarca kardeşimiz en temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde, çok zor şartlar altında hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Lübnan'da aynı şekilde 1,3 milyon kardeşimiz İsrail yönetiminin saldırıları sebebiyle evini barkını terk etmek zorunda kaldı. 4 binden fazla insan öldürüldü, çoğu çocuk ve kadın 12 bini aşkın Lübnanlı yaralandı. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut hükümeti tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonisim denilen radikal, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor. Bölgesel barışı ve insani değerleri savunan herkesi hedef alıyor. Biz de Siyonizm'in yayılmacı emellerine dikkat çekerken bunu kendimiz için değil, hangi inanca mensup olursa olsun bölgedeki tüm halklar adına, insanlık cephesi adına yapıyoruz" şeklinde konuştu. "Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız" Gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini sivillerin ödediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yakın tarihte Hitler'e, Pol Pot'a ve diğer gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini maalesef siviller ödemek zorunda kaldı. Hitler'in toplama kamplarında, Pol Pot'un ölüm tarlalarında farklı kökenden, farklı inançlardan milyonlarca insan soykırıma uğradı. Ne yazık ki o dönemde insanlık olan biteni seyretmekte kaldı. Bugün aynı hata Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da tekrarlanıyor. Soykırım şebekesinin bu kural, hukuk, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum, dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor. Şu gerçeğin artık fark edilmesi gerektiğine inanıyorum. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor hem kendi içimizde hem de islam dünyasında ittifakları büyütmeye ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz" dedi. "Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asırlar boyunca tarihe yön vermiş, cihana nizam vermiş Ümmet-i Muhammed’in bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz. Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz. Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir. Bütün gayretimiz coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir. İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam aleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Sadece yakın ve uzak coğrafyalarda değil, kendi ülkemizde de esasen bu şuurla siyaset yapıyor, 86 milyonun kardeşliğini ve kaderdaşlığını daha da güçlendirmenin yollarını arıyoruz. Peygamberimiz ve Güzel Ahlak temasıyla idrak ettiğimiz Mevlid-i Nebi Haftası boyunca düzenlenen etkinliklerin, Peygamberimizin örnek şahsiyetiyle birlikte ümmetin vazettiği ittifak ve ittihat siyasetini de anlamamıza vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.

Tarihin Emaneti Geleceğe Taşınıyor: AKİD Resmen Kuruldu Haber

Tarihin Emaneti Geleceğe Taşınıyor: AKİD Resmen Kuruldu

“Anlaşma” ve “İş Birliği” Vizyonuyla Yeni Bir Dönem Adını bünyesinde barındırdığı “anlaşma” ve “iş birliği” kavramlarından alan AKİD; ortak tarih, dil ve medeniyet mirasından beslenen faaliyet anlayışıyla toplumsal bağları kuvvetlendirmeyi misyonuyla hareket edecek. Dernek; gerçekleştireceği nitelikli projeler ve organizasyonlar aracılığıyla yalnızca mevcut ilişkileri güçlendirmekle kalmayıp; Azerbaycan, Türk Cumhuriyetleri ve tüm Türk soydaşlar arasında kalıcı bir birlik perspektifi oluşturmayı temel hedef olarak belirledi. Kurucu Başkan Pervin Hazar: “Geçmişin Gücüyle Geleceğin İzine” AKİD Kurucu Başkanı Pervin Hazar, derneğin kuruluşuna ilişkin yaptığı açıklamada Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin tüm Türk dünyası için sarsılmaz bir dayanışma zemini teşkil ettiğini vurguladı. Hazar, şunları kaydetti: “Biz bu yola, tek millet iki devlet anlayışı ve ortak tarihimizin bize yüklediği sorumlulukla çıktık. Öte yandan AKİD; sadece iki ülke arasında değil, tüm Türk dünyasında kalıcı bir etkileşim ve saygın bir iş birliği ağı tesis etmek hedefiyle kurulmuştur. ‘Tarihin emanetiyle, geleceğin izine’ diyerek, geçmişten devraldığımız köklü mirası yarınlara taşıyan güçlü bir köprü olacağız.” Kurumsal ve sosyal projelerle somut adımlar atacaklarını belirten Hazar, temel amaçlarının ortak değerleri koruyan, geliştiren ve gelecek nesillere aktaran güçlü bir yapı inşa etmek olduğunu ifade etti. Köklü İlkeler ve Küresel Vizyon AKİD’in vizyonu; Türkiye ve Azerbaycan öncülüğünde, uluslararası etkisi yüksek bir iş birliği modelinin öncü ve referans kurumu olmaktır. Dernek; misyonu gereği ulusal ve uluslararası düzeyde kalıcı bir dayanışma zemini tesis ederken; istiklâl, hâkimiyet, irfan, şecaat, vefa, birlik, çağdaşlık ve medeniyetçilik ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını yürütecektir. “Tarihin emanetiyle, geleceğin izine” şiarıyla yola çıkan AKİD, önümüzdeki süreçte hayata geçireceği çok boyutlu projelerle Türk dünyasının birliği için çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir. AKİD Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu; Pervin HAZAR - Yön.Krl.Bşk. Zoya EVDALI - Başkan Yardımcısı Fatma ESKİ - Başkan Yardımcısı İlkay GÜVEN - Başkan Yardımcısı Av.Adil ALİSOY - Sayman Ahmet EVDALI - Genel Sekreter Dr.Sinan AZİMOV - Yön.Krl. Üyesi

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.