Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Bilgi Kirliliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Bilgi Kirliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilgi Kirliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TGK'dan Çağrı: Basın Meslek Yasası hayata geçirilmeli Haber

TGK'dan Çağrı: Basın Meslek Yasası hayata geçirilmeli

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu'nun (TGK) 31. Başkanlar Kurulu Toplantısı, 17-19 Temmuz 2026 tarihleri arasında Sivas 4 Eylül Gazeteciler Cemiyeti'nin ev sahipliğinde Sivas'ta yapıldı. Toplantıya TGK’ya üye 9 gazeteciler federasyonu ile 66 gazeteciler cemiyetinin başkan ve temsilcileri katıldı. Toplantıda yazılı, görsel, işitsel ve dijital medyanın karşı karşıya bulunduğu sorunlar kapsamlı biçimde değerlendirildi. Toplantının en önemli gündem maddesini ise uzun süredir üzerinde çalışılan Basın Meslek Yasası Taslağı oluşturdu. Akademisyenler, hukukçular, meslek örgütleri ve gazetecilerin katkılarıyla hazırlanan taslak ayrıntılı biçimde değerlendirildi ve Başkanlar Kurulu'nun görüş ve önerileri doğrultusunda değişiklikler yapıldı. Taslağın son haline getirilmesi amacıyla çalıştay düzenlenmesi kararlaştırıldı. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu'nun 31. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından açıklanan Sonuç Bildirgesi’nde şu görüşlere yer verildi: “TGK, Türkiye'de ilk kez gazetecilik mesleğini bütün yönleriyle tanımlayan, mesleğe giriş esaslarını belirleyen, etik kuralları güçlendiren, gazetecilerin haklarını güvence altına alan ve kamuoyunun doğru haber alma hakkını esas alan kapsamlı bir yasal düzenlemeyi kamuoyunun ve yasama organının dikkatine sunmaktadır. 1. BASIN MESLEK YASASI ZORUNLULUK HALİNE GELMİŞTİR İletişim teknolojilerindeki büyük değişim, gazetecilik mesleğini köklü biçimde dönüştürmüştür. Dijital yayıncılık, sosyal medya ve yapay zekâ destekli içerik üretimi bilgiye erişimi kolaylaştırırken; doğrulanmamış içeriklerin, manipülasyonun ve dezenformasyonun da aynı hızla yayılmasına neden olmuştur. Bugün Türkiye'de gazetecilik mesleğini tanımlayan, mesleğe kabul şartlarını belirleyen ve etik standartları güvence altına alan kapsamlı bir meslek yasasının bulunmaması önemli bir eksikliktir. Bu boşluk nedeniyle gazetecilik mesleği herhangi bir mesleki yeterlilik aranmaksızın yapılabilmekte, mesleğin itibarı zarar görmekte, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkı zayıflamaktadır. Başkanlar Kurulu, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi gazetecilik mesleğinin de belirli ilkelere, etik kurallara ve mesleki standartlara bağlanmasının ifade özgürlüğüne aykırı değil, tam tersine onu güçlendiren bir unsur olduğu görüşündedir. Hazırlanan Basın Meslek Yasası Taslağı'nın amacı; gazeteciliği sınırlandırmak değil, mesleğin saygınlığını artırmak, kamu yararını korumak ve gazetecilerin bağımsız biçimde görev yapabilecekleri güvenli bir çalışma ortamı oluşturmaktır. Bu kapsamda hazırlanmış olan yasa taslağı; mesleğe giriş esaslarını, meslek içi eğitimi, etik ilkeleri, gazetecilerin hak ve yükümlülüklerini, kamu kurumu niteliğinde oluşturulması öngörülen Türkiye Basın Meslek Birliği'nin kuruluşunu ve çalışma esaslarını ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. TGK, bu taslağın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından değerlendirilerek tüm paydaşların katkısıyla yasalaştırılmasının, yalnızca gazeteciler açısından değil, demokrasimizin güçlenmesi bakımından da tarihî bir kazanım olacağına inanmaktadır. 2. TÜRKİYE BASIN MESLEK BİRLİĞİ KURULMALIDIR Başkanlar Kurulu, Basın Meslek Yasası'nın en önemli düzenlemelerinden biri olan Türkiye Basın Meslek Birliği'nin kurulmasını güçlü biçimde desteklemektedir. Kamu kurumu niteliğinde faaliyet gösterecek bu yapı; meslek standartlarının oluşturulması, etik ilkelerin uygulanması, meslek içi eğitimin yürütülmesi, gazetecilerin haklarının korunması ve kamu adına güvenilir bir öz denetim mekanizmasının oluşturulması açısından büyük önem taşımaktadır. Birlik; herhangi bir siyasi anlayışın veya ekonomik grubun etkisi altında olmayan, tamamen mesleğin ortak çıkarlarını gözeten özerk bir yapıda oluşturulmalıdır. Gazetecilik mesleğinin saygınlığının korunması, etik ihlallerin azaltılması, basın kartı uygulamasının mesleki esaslara bağlanması ve toplumun doğru haber alma hakkının güvence altına alınması bakımından Türkiye Basın Meslek Birliği önemli bir ihtiyaca cevap verecektir. Başkanlar Kurulu, bu yapının demokratik katılım esasına göre oluşturulmasını, bütün şehirlerin eşit temsil edildiği, çoğulcu ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla faaliyet göstermesini gerekli görmektedir. 3. YEREL BASININ YAŞATILMASI, DEMOKRASİNİN YAŞATILMASIDIR Yerel basın; yalnızca haber üreten bir sektör değil, şehirlerin hafızası, demokrasinin yereldeki denetim mekanizması ve vatandaşın sesi olan vazgeçilmez bir kamu hizmetidir. Ancak son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler, resmi ilan sistemindeki değişiklikler, artan işletme maliyetleri ve dijital dönüşüm süreci, yerel medya kuruluşlarını tarihinin en ağır ekonomik darboğazıyla karşı karşıya bırakmıştır. Resmî ilanların azalması, ilanların birleştirilmesi, bazı ilanların yayımlanma zorunluluğunun kaldırılması ve doğrudan temin uygulamalarının yaygınlaşması, özellikle Anadolu basınının gelir kaynaklarını önemli ölçüde daraltmıştır. Gazete kâğıdı, baskı, enerji, dağıtım, yazılım, internet altyapısı ve personel maliyetlerindeki yüksek artışlar karşısında, yerel medya kuruluşlarının mevcut gelir yapısıyla ayakta kalabilmesi her geçen gün daha da güçleşmektedir. Ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir basının editoryal bağımsızlığını koruması da giderek zorlaşmaktadır. Bu nedenle yerel basının desteklenmesi yalnızca sektörün değil, demokratik toplum düzeninin ortak sorumluluğudur. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu; * Resmî ilan sisteminin güçlendirilmesini, * İlan kesme cezalarının istisnai hâller dışında uygulanmamasını, * Basın İlan Kurumu tarafından alınan komisyon oranlarının yeniden değerlendirilmesini, * Kamu kurumlarının ilan verme yükümlülüklerinin genişletilmesini, * Doğrudan temin uygulamalarının yerel basını mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesini, * Dijital yayıncılık yatırımları için özel teşvik programlarının oluşturulmasını, * Yerel medya kuruluşlarına düşük faizli ve uzun vadeli finansman imkânları sağlanmasını, kamu yararı açısından zorunlu görmektedir. Yerel basın kuruluşlarının kapanması yalnızca bir işletmenin faaliyetini sona erdirmesi anlamına gelmemekte; aynı zamanda şehirlerin hafızasının, yerel demokrasinin ve halkın haber alma hakkının da zayıflaması sonucunu doğurmaktadır. 4. DİJİTAL DÖNÜŞÜM, YAPAY ZEKÂ VE GAZETECİLİĞİN GELECEĞİ Gazetecilik mesleği, teknolojik gelişmelerin en hızlı etkilediği alanlardan biri hâline gelmiştir. İnternet gazeteciliği, sosyal medya platformları, mobil iletişim teknolojileri ve son dönemde hızla gelişen yapay zekâ uygulamaları, haber üretim ve tüketim alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirmiştir. Teknolojik gelişmeler gazetecilik açısından önemli fırsatlar sunarken, doğrulanmamış içeriklerin yaygınlaşması, yapay zekâ ile üretilen sahte görüntü, ses ve metinlerin kamuoyunu yanıltma riski, telif hakları ihlalleri ve bilgi kirliliği gibi yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, teknolojik gelişmelere karşı çıkan değil; bu gelişmeleri meslek etiği, doğruluk, şeffaflık ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda değerlendiren bir anlayışı benimsemektedir. Yapay zekâ destekli sistemler gazetecinin yerine geçen değil, gazetecinin çalışmalarını kolaylaştıran yardımcı araçlar olmalıdır. Haberin doğruluğu, editoryal sorumluluğu ve kamuoyu karşısındaki hesap verebilirliği hiçbir teknolojik sistem devralamaz. Bu nedenle dijital gazetecilik alanında etik ilkelerin geliştirilmesi, yapay zekâ kullanımına ilişkin ulusal standartların oluşturulması, telif haklarının korunması ve gazetecilerin dijital dönüşüm sürecine uyum sağlayabilmeleri için eğitim programlarının yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. TGK, dijital çağın gereklerine uygun, özgür ve sorumlu gazeteciliğin gelişmesi için her türlü çalışmaya katkı sunmaya devam edecektir. SONUÇ VE KAMUOYUNA ÇAĞRI Sivas'ta gerçekleştirilen 31. Başkanlar Kurulu Toplantısı sonunda bir kez daha görülmüştür ki; Türk basınının karşı karşıya bulunduğu sorunlar yalnızca gazetecilerin değil, demokrasimizin ortak meseleleridir. Özgür basın; güçlü demokrasinin, hukuk devletinin ve şeffaf yönetim anlayışının vazgeçilmez unsurudur. Ekonomik olarak ayakta kalamayan, mesleki güvenceden yoksun bırakılan veya hukuki baskılar altında görev yapmak zorunda kalan bir basının kamu adına denetim görevini eksiksiz yerine getirmesi mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu; Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu tarafından son şekli verilecek olan Basın Meslek Yasası Taslağı'nı tüm paydaşların katkısıyla değerlendirerek yasalaştırmaya, Cumhurbaşkanlığı'nı ve ilgili bakanlıkları, yerel basının ekonomik sürdürülebilirliğini sağlayacak yeni destek mekanizmalarını hayata geçirmeye, Basın İlan Kurumu başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarını, resmi ilan sistemini güçlendirecek, yerel medyayı koruyacak ve sektörün beklentilerini karşılayacak düzenlemeleri gerçekleştirmeye, Siyasi partileri, basın ve ifade özgürlüğünü demokratik hayatın vazgeçilmez değeri olarak görmeye ve bu anlayış doğrultusunda ortak irade oluşturmaya, Üniversiteleri, meslek örgütlerini ve medya kuruluşlarını, gazetecilik eğitiminin niteliğini artıracak, etik değerleri güçlendirecek ve dijital dönüşüme uyumu hızlandıracak ortak projeler geliştirmeye davet etmektedir. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da basın özgürlüğünün, ifade hürriyetinin, gazetecilerin özlük haklarının ve yerel medyanın yaşatılmasının kararlı savunucusu olmaya devam edecektir. Gazeteciliğin bağımsızlığını, mesleğin onurunu ve toplumun doğru haber alma hakkını korumak; yalnızca gazetecilerin değil, demokratik bir Türkiye idealine inanan herkesin ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla hazırlanan Basın Meslek Yasası Taslağı'nın ülkemizin demokratik hayatına önemli katkılar sağlayacağına inanıyor; tüm yetkilileri, siyasi kurumları ve kamuoyunu bu tarihî sorumluluğu paylaşmaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

"AHBAP'ın bu konu ile ilgi ve alakası yoktur." Haber

"AHBAP'ın bu konu ile ilgi ve alakası yoktur."

Haluk Levent, AHBAP ekibi tarafından yönetilen sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, şahsi borç-alacak meselelerinin AHBAP ile bağdaştırılmak istendiğini vurgulayarak, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'dan denetim talebinde bulundu. Levent, yakın zamanda konuya dair detaylı açıklamalar yapacağını bildirdi. Gözaltı süreciyle ilgili sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmelerde bulunan Haluk Levent, kişisel mali durumunun AHBAP Derneği ile ilişkilendirilmesine karşı çıktı. Paylaşımında, gözaltına alınma öncesinde ve sonrasında İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a iletiler gönderdiğini kaydeden Levent, deprem döneminden itibaren AHBAP'ın gerçekleştirdiği tüm faaliyetlerin mercek altına alınmasını istediğini dile getirdi. Levent, mesajında, "Deprem sürecinden bugüne kadar olan her şeyi denetleyin ve kamuoyuyla paylaşın. Kişisel borç-alacak ilişkilerimi AHBAP ile ilişkilendirmeyin." şeklinde çağrıda bulunduğunu belirtti. Kamuoyundaki tartışmalara da değinen Levent, mevcut bilgi kirliliği sebebiyle gerçeklerin gün yüzüne çıkmasının vakit alabileceğini ancak neticede haklılıklarının ortaya çıkacağını ileri sürdü. Gelecek günlerde yeni bilgilendirmeler yapacağını belirten Haluk Levent, "Asıl bombayı bekleyin. Yakında yapacağım açıklamalarda bu sürece en başından nasıl gelindiğini göreceksiniz." sözlerini kullandı. Haluk Levent, açıklamasının sonunda şahsi borç-alacak ilişkileri ile AHBAP arasında hiçbir bağ bulunmadığını tekrarlayarak, buna rağmen iki durumun birbirine bağlanmaya çalışıldığını iddia etti.

Osmangazi Belediyesi’nden Gençlere Eleştirel Düşünce Atölyesi Haber

Osmangazi Belediyesi’nden Gençlere Eleştirel Düşünce Atölyesi

Felsefe alanında yürüttüğü çalışmalarla kentin kültürel ve düşüncel gelişimine önemli katkılar sunan Osmangazi Belediyesi, Aktiffelsefe Bursa iş birliğiyle gençlere yönelik değerli bir atölye gerçekleştirdi. Gençlerin günümüz dünyasında karşılaştıkları bilgi kirliliği, manipülatif söylemler ve yanıltıcı içerikler karşısında bilinçli bireyler olarak hareket edebilmelerini amaçlayan atölye, interaktif yapısıyla dikkat çekerken, katılımcılar, düşüncelerini aktif şekilde ifade ederek sürecin bir parçası oldu. Genç katılımcılar, atölye süresince eğitmen İlker Onbaşı tarafından eleştirel düşüne ve eleştirel düşünceyi inşa etme süreçlerine ilişkin bilgilendirildi. Amaç Öz ve Hakiki Bilgiyi Ayırt Edebilmek Çalışmanın içeriğine ilişkin paylaşımda bulunan atölyenin eğitmeni İlker Onbaşı, gençlerin maruz kaldığı bilgileri doğru analiz edebilmesinin önemine vurgu yaptı. Onbaşı, “Atölyemizde, gençler maruz kaldığı bilgiseli, manipülatif söylemleri, düşünceleri, gerçekten doğru olandan, kalıcı olandan nasıl ayırt edebilirler ve kendileri için değerli olan öz bilgiyi, hakiki bilgiyi nasıl ayırabilirler, bunun üzerine bir çalışma yürütüyoruz.” diye konuştu. Atölyenin klasik eğitim yöntemlerinden farklı olarak tasarlandığına işaret eden Onbaşı, interaktif bir çalışma ile monologdan ziyade, gençlerin fikirlerini, düşüncelerini ifade ederek dahil olabildiği bir çalışma gerçekleştirdiklerine değinerek, şöyle devam etti; “Atölyemizde hem düşünceyi sağlam temeller üzerine inşa etme, hem de bununla beraber safsata adını verdiğimiz mantık hatalarını, akıl yürütme hilelerini de ayırt ederek, kişilerin dışarıdan maruz kaldıkları bilgileri, haberleri ayırt ederek doğru bilgiye, kendileri için doğru ve önemi olan bilgiye ulaşmalarını sağlıyoruz.” Osmangazi Belediyesi’ne atölye çalışmalarına verdiği destekten ötürü teşekkürlerinin sunan Onbaşı, Osmangazi Belediyesi’nin Bursa’nın en büyük ilçesi olarak, geniş kitlelere hitap açısından çok değerli kaynaklara sahip olduğunu ve kendilerine de gençlerle buluşma imkanı sağladığını dile getirdi.

Okulları Hedef Alan Şiddet Olayları:  Güvenlik, Aile Denetimi ve Dijital Etkenler Üzerine Haber

Okulları Hedef Alan Şiddet Olayları: Güvenlik, Aile Denetimi ve Dijital Etkenler Üzerine

Son zamanlarda artan okullarda şiddet olayları ülke genelinde infiale yol açarken, konuyla alakalı Özel Eğitim Kalesi Anadolu Lisesi kurucusu ve idari koordinatörü Ayşen Şayık konuyla alakalı bir değerlendirmede bulundu; Bu hafta Türkiye’de art arda gelen, okulları hedef alan silahlı saldırı haberleri toplum olarak hepimizi derinden sarstı. Büyük bir üzüntü ve kaygıyla takip edilen bu olayların ardından birçok okulda devamsızlık oranlarının arttığı, velilerin güvenlik endişesi nedeniyle çocuklarını okula göndermekte tereddüt yaşadığı görülmektedir. Özel okul ya da devlet okulu fark etmeksizin okullarda hissedilir bir öğrenci azalması oluşmuştur. Bu durum yalnızca güvenlik meselesi değil; aynı zamanda gençlerin psikolojik dünyasını, aile denetimini ve toplumsal yapıyı yeniden değerlendirmemiz gerektiğini göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmaların ve gözlemlerin kamuoyuyla paylaşılması önem taşımaktadır. Çünkü ülkemizde çoğu zaman bu tarz olayların nedenleri detaylı biçimde incelenmeden, yüzeysel gerekçelere bağlanmaktadır. Oysa ortada çok daha genel ve yapısal bir sorun olduğu görülmektedir. Öncelikle son yaşanan saldırıların aynı motivasyonla gerçekleştiği söylenemez. Bu tarz saldırgan profilleri farklı kategorilere ayrılmaktadır. Bunlardan biri, son yıllarda bazı gençler arasında yaygınlaşan mafyatik, serseri tavırlara özenme kültürüdür. Bazı gençler, izledikleri dizi ve medya içeriklerindeki karakterleri örnek almakta; saldırganlığı güç, sertlik ve karizma göstergesi sanmaktadır. Oysa güçlü bir akademik ve sosyal altyapıyla yetişen bireyler, izledikleri şeylerin kurgu olduğunu bilir ve buna özenti geliştirmezler. Ne yazık ki bugün birçok gençte bu bilinç yeterince oluşmamıştır. Diğer yandan Kahramanmaraş’taki olayın, yalnızca bu tarz bir özenti kültürüyle açıklanamayacağı düşünülmektedir. Burada daha farklı, daha derin bir aile ihmali ve dijital denetimsizlik sorunu göze çarpmaktadır. Özellikle sosyal medya paylaşımları incelendiğinde, çocuğun ailesinin onu takip etme ve yönlendirme konusunda yetersiz kaldığı izlenimi oluşmaktadır. Ergenlik çağındaki bir bireyin dijital dünyada saatlerce ne yaptığı, kimlerle iletişim kurduğu, hangi içeriklerden etkilendiği aile tarafından bilinmelidir. Bugün birçok ebeveyn, çocuğunda bir farklılık gördüğünde iletişim kurmak yerine yalnızca kızmak, baskı yapmak veya cezalandırmak yolunu seçmektedir. Oysa yapılması gereken; çocuğu anlamaya çalışmak, davranış değişimlerini erken fark etmek ve zamanında müdahale etmektir. Sorun büyüdükten sonra tepki vermek yerine, sorun oluşmadan önce ilgilenmek gerekir. Özellikle Discord gibi platformların bazı bölümleri, yaşadığı sosyal çevreyle bağ kuramayan, kendine alternatif bir dünya oluşturan ve kendi gibi düşünen kişilerle bir araya gelmek isteyen gençler için kolay buluşma alanlarına dönüşebilmektedir. Bu alanlarda yeterli denetim bulunmadığında, doğru ve yanlış algısı tam oturmamış ergen bireyler birbirlerini olumsuz düşüncelerle etkileyebilmekte, birbirlerine adeta gaz verebilmektedir. Platformun tamamını denetlemenin zor olduğu ve ergen yaş grubunun bu alanlarda daha savunmasız kaldığı düşünüldüğünde, ülkemizde alınan bazı kısıtlayıcı kararların mevcut sosyal şartlar içinde anlaşılabilir olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanında toplumsal kriz anlarında dijital bilgi kirliliği de önemli bir sorun haline gelmektedir. Özellikle Telegramüzerinde anonim hesaplar aracılığıyla kaostan beslenen, korku ve paniği artırmaya çalışan kullanıcı gruplarının bu tür dönemlerde daha görünür hale geldiği bilinmektedir. Doğrulanmamış haberler, abartılı iddialar ve provokatif paylaşımlar toplum psikolojisini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle vatandaşların bu tür içeriklere kapılmaması, manipülatif paylaşımlarla sürüklenmemesi ve yalnızca güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere itibar etmesi büyük önem taşımaktadır. Veliler ise çoğu zaman bu dijital dünyanın nasıl işlediğini bilmiyor. Oysa çok basit şekilde çocuğunun bilgisayarında Discord uygulamasının yüklü olup olmadığını görebilir, kullandığı platformları takip edebilir. Günümüzde gençlerin hayatını anlamak isteyen bir ebeveynin yalnızca Instagram’a bakması yeterli değildir. Özellikle TikTok, gençler üzerinde çok daha güçlü bir etkiye sahiptir. TikTok platformunda gençlerin profillerindeki tekrar paylaşılan videolar, ilgilendikleri konuları, neye özendiklerini, kimi örnek aldıklarını, güncel ilişki durumlarını ve hayat hakkındaki bakış açılarını çok net biçimde yansıtabilmektedir. Sorun şu ki birçok veli, çocuğunun hayatına hakim olmak istiyorsa bu alanları da tanıması gerektiğinin farkında değildir. Gençlerin hangi platformlarda zaman geçirdiğini bilmeden, onların dünyasını anlamak mümkün değildir. Bu nedenle birçok ebeveyn, farkında olmadan çocuklarından kopuk yaşamaktadır. Çocukların izlediği Animeler de çoğu zaman sıradan çizgi filmler gibi değerlendirilmemelidir. Özellikle gerçek hayattan kopuk, ütopik evrenler sunan bazı anime içerikleri; gençlerin bilinçaltında farklı bir dünya algısı oluşturabilmekte, yaşadığı çevreyi yetersiz veya sıkıcı görmesine neden olabilmektedir. Bu da bazı gençlerin kendi toplumunda, kendi sosyal çevresinde yer edinmesini zorlaştırabilmektedir. Elbette her içerik için aynı durum geçerli değildir; ancak ailelerin çocuklarının ne izlediğini bilmesi önemlidir. Sonuç olarak yaşanan bu üzücü olayları yalnızca münferit vakalar olarak görmek doğru değildir. Burada aile içi iletişim eksikliği, dijital denetimsizlik, yanlış rol modeller, sosyal yalnızlık ve gençlerin psikolojik ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi gibi birçok unsur bulunmaktadır. Okullar yalnızca eğitim verilen kurumlar değil, çocuklarımızın güvenle büyüdüğü yaşam alanlarıdır. Bu nedenle çözüm sadece güvenlik önlemlerini artırmak değil; aileleri bilinçlendirmek, gençleri anlamak, onların dijital dünyasını tanımak ve zamanında rehberlik etmektir. Okulun temel işlevi müfredatı yetiştirmek değil, öğrenciyi yetiştirmek olmalıdır. Çünkü geleceği korumanın yolu, gençliği doğru anlamaktan geçmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.