Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Beylikdüzü

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Beylikdüzü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beylikdüzü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avcılarlı 68 yaşındaki ‘Forrest Gump’ 6 yıldır günde 30 kilometre yürüyor Haber

Avcılarlı 68 yaşındaki ‘Forrest Gump’ 6 yıldır günde 30 kilometre yürüyor

Doktorunun ömür boyu tansiyon ilacı kullanması gerektiğini söylemesi üzerine sigara ve alkolü bırakan Demirkol, yürüyüşe başladı. Başlangıçta günde 1 saat yürüyen Demirkol, zamanla yürüyüş süresini 6 saate çıkardı. Şimdi ise yaz-kış demeden her gün yaklaşık 30 kilometre yol yürüyor. Yollarda atletle yaptığı uzun yürüyüşlerle dikkat çeken Demirkol, çevredekiler tarafından Tom Hanks’in canlandırdığı ‘Forrest Gump’ karakterine benzetiliyor. Avcılar ve Beylikdüzü’nde her gün kilometrelerce yürüyen Demirkol, 6 yıldır sürdürdüğü yaşamını anlattı. Yürüyüşe başlamasının nedeninin yüksek tansiyon olduğunu belirten Demirkol, doktorunun kendisine ömür boyu ilaç kullanması gerektiğini söylediğini ifade etti. "Doktor ‘Ölene kadar kullanacaksın’ dedi, ben de yürümeye başladım" Tansiyon ilacı kullanmak istemediğini belirten Demirkol, "Yıllar önce tansiyon rahatsızlığım vardı. Doktor tansiyon ilacı verdi. Kendisine ne kadar kullanacağımı sorduğumda, ‘Ölene kadar kullanacaksın’ dedi. Bu durum da beni rahatsız etti. Sigarayı bıraktım, içkiyi bıraktım. Ardından yürümeye başladım. 2020 yılından beri yürüyorum. İlk başlarda az yürüyordum. Sonra düşüp bileğimi kırdım. 90’lı kilolardaydım. Kendi kendime ‘Bu kilo ile olmaz’ dedim. Ondan sonra yürümeye başladım. Önceleri bir saat yürüyordum, kilo veremedim. Ardından süreyi artırdım" dedi. Yürüyüşün yanı sıra beslenmesine de dikkat ettiğini söyleyen Demirkol, "Yiyeceği de biraz kısmak lazım. Günde bir öğün yiyorum. Ben emekliyim, muhasebeden emekli oldum. Şu an eşimle yalnızız. Her gün 6 saat yürüyorum. Ortalama 30 kilometre yürüyorum" diye konuştu. "Her gün 17-18 olan tansiyonum düştü" Yürüyüşe başladıktan sonra tansiyonunun düştüğünü ifade eden Demirkol, "Daha bu sabah ölçtüm tansiyonumu, 11’e 6 çıktı. Her gün 17-18 olan tansiyonum düştü. Sadece tansiyonum düşmedi. Her türlü organ inanılmaz düzgün çalışıyor. Ben 68 yaşındayım. 62 yaşından beri yürüyorum" dedi. Bir süre önce geçici hafıza kaybı yaşadığını ve bu nedenle nöroloji bölümüne götürüldüğünü belirten Demirkol, "Beni şimdi nörolojiye götürüyorlar. Geçici olarak bir dönem hafızamı kaybettim. Tabii ilk defa başıma geldi. Bana artık, ‘Seni götürmek farz oldu’ diyorlar" ifadelerini kullandı. "Laf atan, taş atan, su atan oluyor" Her gün uzun mesafeler yürümesinin çevrede farklı tepkilere neden olduğunu anlatan Demirkol, "Spor yapsınlar. Bizim Türkiye’de obez çok. Bana da anormal bakıyorlar. Laf atan, taş atan, su atan oluyor. Anormal karşılıyorlar. Spor yapacaklar. Nerede hareket, orada bereket var. Eğer hareket yoksa orada doktor var, hastane var" diye konuştu.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu’. Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz. Bu kelimeyi kim kullanıyordu" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 13’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Eyüp Subaşı hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü döneminden beridir açık hava reklam işlerini yürüttüğü, İmamoğlu, İBB başkanı olduktan sonra tüm açık hava işlerini usulsüz ihaleler yoluyla Eyüp Subaşı’na verdiği, Subaşı’ndan elde ettiği haksız geliri suç örgütü yöneticisi Fatih Keleş ve örgüt üyesi Serdal Taşkın’a elden teslim ederek suç örgütüne fon sağladığı belirtilmişti. Subaşı’nın yetkilisi olduğu Panoffect Medya Anonim Şirketi ve Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi üzerinden Kültür ve Medya A.Ş’den bir çok usulsüz iş aldığı, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Fatih Keleş’ e bağlı hareket ettiği, suç örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı iddianamede açıklanmıştı. "İhalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" Subaşı iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında "Panoffect Medya, kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayemizle, kişisel geleceğimizi ticari riske atarak kurduğum bir yatırım şirketidir. Pannoffect Medya olarak girmiş olduğumuz ihalede en az 5 kat, dolayısıyla şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Dolayısıyla kamu zararı bunun neresinde var diye sormak isterim. Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de maalesef dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın ağır vebalini üzerimde taşıyorum. Hakkımdaki iddianamenin temelini şirketlerim ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" dedi. "75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi" Subaşı savunmasının devamında "Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırında Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi. Tabii ki bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Geleceğimin, işimin, vizyonumun elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla, maalesef o dönemin şartlarıyla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Görüşmelerden yorulmuş, yıpranmış ve ticari hayatımızda bir an önce dönmemiz gerektiğine inanan biri olarak ekranları Kültür A.Ş. borcuna mahsuben devretmek durumunda kaldık" ifadelerini kullandı. "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum" Subaşı "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri, cezaevi ve etkin pişmanlık kapsamında verdiğim, bildiğim olayları, yaşadıklarımı ve benden istenenleri kimler ne yaptıysa anlattım. Ben ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriğin itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını asla kabul etmiyorum. Olsa olsa ticari mağduriyet, mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım. Bu iddianamenin sanığı olarak değil, ticari mağduru olarak burada olmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta tanık sıfatıyla değil, bu salonda ticari mağdur sıfatıyla tanık olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum" dedi. Subaşı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. "Sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz" Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizin iki yerinde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Fatih Keleş’le tanışıklığım söz konusu. 2019’dan sonra da iletişimimiz bir manada biraz belki birkaç seviye daha yükselmiş olabilir. Ve onunla oluşmuş olan, bizim şu an karşı karşıya kaldığımız sürecin aslında bir yansıması. Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. Subaşı ‘sisteme’ verilen paraları duruşmada anlattı Savcının "Alınacak işler karşılığı yüzde 10 bir pay istenmiş Fatih Keleş tarafından. İmamoğlu’nun bundan haberi olduğunu, Fatih Keleş’e payı nakit verdiğinizi beyan etmişsiniz. Bu parayı nerede verdiniz?" sorusuna sanık Subaşı "Para Florya’da birkaç kez, Mermerciler iş yerinde birkaç kez olmak üzere verildi" dedi. Savcının "Ertan Yıldız ve Serdal Taşkın’a elden verilen paralar var" demesi üzerine sanık Subaşı "Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi. 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere" yanıtını verdi. Savcının "Ertan’a verilen paraların takibiyle ilgili beyanınız var. ‘Fatih Keleş ve Murat Ongun bana Ertan’a söz verdiğin rakamları tamamladın mı?’ şeklinde sordular demişsin" cümlesi üzerine sanık Subaşı "Evet, doğrudur farklı bir yerde bir araya geldiğimizde ‘Ertan’a verilen para tamamlandı mı?’ ifadesini kullandılar" cevabını verdi.

Beylikdüzü'nde scooterla giderken servis minibüsü çarpan genç kız 9 gündür yoğun bakımda Haber

Beylikdüzü'nde scooterla giderken servis minibüsü çarpan genç kız 9 gündür yoğun bakımda

İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinde sabah işe giderken kiraladığı scooter ile yaya geçidinden geçen 18 yaşındaki Tülin Şık, servis minibüsünün çarpması sonucu ağır yaralandı. 9 gündür entübe şekilde yoğun bakımda olan gencin acılısı annesi Tülay Şık, servis minibüsü sürücüsünün adli kontrolle serbest bırakıldığını ifade ederek, "Kızım burada uyurken o adamın dışarıda dolaşmasını istemiyorum" dedi. Olay, 9 gün önce Beylikdüzü ilçesinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, Tülin Şık (18), çalıştığı markete yol kenarından kiraladığı scooter ile giderken, yaya geçidinde servis minibüsü çarpması sonrası ağır yaralandı. Olay yerine gelen ambulans ile yoğun bakıma kaldırılan Şık 9 gündür entübe şekilde yaşam mücadelesi veriyor. Servis minibüsü sürücüsü ise gözaltına alınıp tutuklama talebiyle sevk edildiği mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şık'ın acılı annesi ise duruma tepki göstererek, kızı için adalet istediğini söyledi. "Çocuğum içeride ölümle savaşıyor o adam dışarı da evinde oturuyor" 9 gündür kızının entübe halinde tedavi altında olduğunu ifade eden Tülay Şık, "Dua ediyoruz bekleyiş içerisindeyiz elimizden hiçbir şey gelmiyor. Adamı serbest bırakmışlar savcı tutuklama kararıyla göndermiş hakim denetimli serbestlik veriyor. Benim kızım burada uyurken o adamın dışarıda dolaşmasını istemiyorum. En azından benim evladımın durumu belli olana kadar içeride kalsın istiyorum. Evladımı bu şekle sokanlar içeride kalsınlar dışarıda bu şekilde dolaşmasınlar. Herkesin evladı kendisine kıymetli. Basına zaten kaza anı görülüyor. Ben izleyemedim. Çocuğum içeride ölümle savaşıyor o adam dışarı da evinde oturuyor. Hiç mi gözü görmemiş. Ben anlamıyorum adalete güveniyorum. İşe giderken sabah 7 buçukta oluyor. Benim haberim 11'de oluyor. Kızım hattı benim üzerime kayıtlı benim adresim iş yerim belli. Her şeyim var. 3 saat olmuş bana o zaman haber veriyorlar. O saate kadar adresten alt komşuya ulaşıyorlar bana nasıl ulaşılmıyor. Şikayetçi oldum. Avukatımızda var ama bu adamın benim kızım burada yatarken evinde uyumasın. Alsınlar. Buraya gelmişler hastane etrafında ben size anlatayım olay öyle olmadı diye geliyor abimlere anlatıyor. Aynı gün içinde 3 ayrı scooter vakası geliyor. Scooter madem yasak ise kaldırılsın. Vuran araç servis aracı kamerası yok kamerası nerede. Tutanaklar, krokiler yanlış" dedi. Olay anı araç kamerasına yansıdı Öte yandan Tülin Şık'a servis minibüsünün çarptığı anlarda bir araç kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde Şık'ın yolun karşısına geçerken servis minibüsünün çarpması yer aldı.

İstanbul’da yaz günü kış havası: Leylekler göç yolunda Haber

İstanbul’da yaz günü kış havası: Leylekler göç yolunda

İstanbul’da yaz mevsiminin ortasında kapalı ve puslu hava etkili olurken, Beylikdüzü semalarında güneye doğru göç eden yüzlerce leylek görüntülendi. Gri gökyüzü altında süzülen leylek sürüleri, ortaya dikkat çekici görüntüler çıkardı. İstanbul’da son günlerde yüksek sıcaklık ve nem etkili olurken, bugün şehrin üzeri gri bulutlarla kaplandı. Gün içerisinde sıcaklığın yaklaşık 28 dereceye kadar çıkması beklenirken, yüksek nem nedeniyle hava daha bunaltıcı hissediliyor. Meteorolojik tahminlerde hafta sonuyla birlikte kentte sağanak ve gök gürültülü yağış ihtimalinin de arttığı bildirildi. Beylikdüzü semalarında dronla kaydedilen görüntülerde, gri bulutlarla kaplanan gökyüzünde yüzlerce leyleğin göç ettiği görüldü. Sürü halinde uçan leylekler yüksek binaların ve yerleşim alanlarının üzerinde süzülürken ortaya ilginç görüntüler çıktı. Avrupa ve Balkanlar’daki üreme bölgelerinde yaz dönemini geçiren leylekler, yavrularının büyümesinin ardından Afrika’ya doğru dönüş yolculuğuna başladı. Göç güzergâhı üzerinde bulunan İstanbul’da leyleklerin göçünün ağustos ayının ortalarından eylül ortalarına kadar yoğunlaşması bekleniyor. Yaz mevsiminin sıcak günlerinin ardından bugün kapalı gökyüzü ve yüksek nemin hâkim olduğu İstanbul’da leyleklerin oluşturduğu görüntü gökyüzünde dikkat çekici bir manzara oluşturdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.