Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Beyaz Saray

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Beyaz Saray haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beyaz Saray haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump Ukrayna’yı eleştirdi, Rusya’nın politikalarından memnun olduğunu ifade etti Haber

Trump Ukrayna’yı eleştirdi, Rusya’nın politikalarından memnun olduğunu ifade etti

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin küresel dizel pazarına ciddi zarar verdiğini bilmesine rağmen Rusya’daki dizel rafinerilerini hedef almasını eleştirerek, "Rusya buna rağmen düşük fiyattan dünyaya milyonlarca varil dizel gönderiyor" dedi. Rusya’nın İran politikasından da memnun olduğunu belirten Trump, "Rusya, İran’a yardım etmek için yapabileceği şeylere kıyasla çok az şey yapıyor, hatta neredeyse hiçbir şey yapmıyor. Ve ben bunun böyle kalmasını istiyorum. Aptal insanlar engel olmadığı sürece de böyle kalmasını sağlayacağım" açıklamasında bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, Truth sosyal medya platformundan Rusya-Ukrayna savaşı ve yürütülen barış müzakereleri konusunda açıklamalarda bulundu. Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları askıya alma kararına atıfta bulunan Trump, "Rusya konusundaki kararım çok basit. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta barış müzakereleri yürütme sürecindeyim ve Rusya'yı aptalca bir şekilde müzakere masasından uzaklaştıracak hiçbir şey yapmak istemiyorum. Mevcut rehine müzakereleri de dahil büyük ilerleme kaydediliyor" dedi. "O belgeyi" şu anda imzalamanın Rusya’nın müzakere masasından kaçmasına yol açacağını belirten Trump, "Üstelik onu daha sonra veya istediğim herhangi bir zamanda imzalayabilirim" ifadelerini kullandı. Trump söz konusu belgenin ne olduğu konusunda detay vermezken, bunun Rusya’ya yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe sokacak kararname olduğu yorumları yapıldı. Beyaz Saray konuyla ilgili açıklama taleplerini yanıtsız bıraktı. "Rusya düşük fiyattan dünyaya milyonlarca varil dizel gönderiyor" Trump, açıklamasında Rusya’nın bazı politikalarından memnun olduğunu belirterek, "Rusya, İran’a yardım etmek için yapabileceği şeylere kıyasla çok az şey yapıyor, hatta neredeyse hiçbir şey yapmıyor. Ve ben bunun böyle kalmasını istiyorum. Aptal insanlar engel olmadığı sürece de böyle kalmasını sağlayacağım" dedi. Öte yandan Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’i sert bir şekilde eleştiren Trump, "Zelenskiy, ABD de dahil küresel dizel pazarına ciddi zarar verdiğini bilmesine rağmen Rusya'daki dizel rafinerilerini hedef alıyor. Çiftçiler, besiciler ve her türlü işletme bundan büyük zarar görüyor. Rusya buna rağmen düşük fiyattan dünyaya milyonlarca varil dizel gönderiyor" ifadelerini kullandı. "Zelenskiy savaşı bitirmek istemiyor" Zelenskiy’nin tüm bunları umursamadığını ve önceki ABD Başkanı Joe Biden ile Avrupa’nın verdiği maddi destekle savaşı sürdürdüğünü ifade eden Trump, "Savaşı bitirmek istemiyor. Muhtemelen hiçbir zaman da istemedi" değerlendirmesinde bulundu. Ukrayna’nın 2 yıl önce Rusya ile şu an yapabileceğinden çok daha iyi bir anlaşma yapabileceğini hatırlatan Trump, Zelenskiy’i "Ülkesi harabeye dönmüş durumda, topraklarının büyük bir kısmı kaybedildi, okyanusları ve denizleri elden gitti ve erkek nüfusu azaldı, yaralandı veya öldü" sözleriyle eleştirdi. Trump, bu savaşın bitmesini istediğini vurguladı.

Yeni Beyaz Saray Sözcüsü Zacharia'nın görevine 5 gün sonra son verildi Haber

Yeni Beyaz Saray Sözcüsü Zacharia'nın görevine 5 gün sonra son verildi

ABD Başkanı Donald Trump'ın 9 Ekim'de Beyaz Saray Sözcüsü görevine atadığı Katie Zacharia'nın görevine 5 gün sonra son verildi. Amerikan basınında yer alan ve bir Beyaz Saray yetkilisine dayandırılan haberlere göre, 12 Ekim'de göreve başlayan Zacharia'nın bugün görevden alındığı bildirildi. Ayrılığın resmi gerekçesine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Bazı haberlerde Zacharia'nın görevden alındığı, bazılarında ise görevinden ayrılma sürecine girdiği belirtildi. Beyaz Saray'daki ilk günlerinden itibaren mesleki geçmişi ve basın karşısındaki performansı nedeniyle eleştirilen Zacharia'nın görevden ayrılması, Trump yönetiminin iletişim kadrosunda yaşanan sorunları yeniden gündeme taşıdı. Eski Beyaz Saray Sözcüsü Caroline Leavitt'in yerine getirilen Zacharia'nın görevden alınmasına ilişkin haberler, Trump'ın kendisine görevini yeniden düşünmesini tavsiye ettiği açıklamasının ardından geldi. Trump: "Ben onun yerinde olsam yeniden düşünürdüm" Zacharia'nın görevden ayrılmasından kısa süre önce gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, yeni basın sözcüsünün medya tarafından haksız şekilde eleştirildiğini savundu. Zacharia'nın basın tarafından çok sert muameleye maruz bırakıldığını belirten Trump, kendisine bu görevi sürdürmek zorunda olmadığını söylediğini aktardı. Trump, "Katie'ye bence kendisine çok haksız davranıldığını söyledim. Basın ona çok sert davrandı. Ona bütün bunları yaşamak zorunda olmadığını söyledim. Ben onun yerinde olsam bu görevi yeniden düşünürdüm" ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklaması, Zacharia'nın görevden ayrılacağına ilişkin ilk güçlü işaret olarak değerlendirildi. Kısa süre sonra Amerikan basınında Zacharia'nın görevden alındığı yönünde haberler yayınlandı. İlk basın toplantısı 15 dakikadan kısa sürdü Zacharia'nın görevine ilişkin ilk büyük tartışma, 13 Ekim Salı günü Beyaz Saray'da düzenlediği ilk basın toplantısında yaşandı. Beyaz Saray'ın basın toplantısı salonunda gazetecilerin karşısına çıkan Zacharia, 15 dakikadan kısa süren toplantıda yalnızca üç gazetecinin sorusunu cevapladı. Toplantının büyük bölümünde hazırlanan açıklamaları okuyan Zacharia'nın sorular karşısındaki performansı ve toplantıyı kısa sürede sonlandırması eleştirilere neden oldu. Zacharia, daha sonra yaptığı açıklamada ilk toplantısına hazırlanmak için yeterli zaman bulamadığını belirterek, brifing belgelerinin kendisine çok geç ulaştırıldığını savundu. Zacharia, toplantıyı kısa tutmasının planlı olduğunu, Trump'ın da aynı gün gazetecilerin sorularını cevaplayacağını söyledi. Avukatlık sınavını geçemediği ortaya çıktı Zacharia hakkındaki en ciddi tartışma ise mesleki geçmişinin incelenmesiyle başladı. Trump, Zacharia'nın atamasını duyururken kendisini avukat olarak tanıttı. Zacharia da daha önceki televizyon programlarında ve kamuoyuna açık açıklamalarında avukatlık yaptığını ifade etti. Ancak yapılan incelemelerde Zacharia'nın ABD'nin herhangi bir eyaletinde avukatlık ruhsatına sahip olduğunu gösteren bir kayda ulaşılamadı. California eyaletindeki Pepperdine Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2011 yılında mezun olan Zacharia'nın burada aynı yıl girdiği avukatlık sınavını geçemediği ortaya çıktı. Zacharia, dün verdiği röportajda sınavı geçemediğini doğrularken, daha sonra sınava yeniden girmediğini de kabul etti. Çin'e taşınma hazırlığı yaptığı dönemde sınav sonucunun kendisi için önem taşımadığını savunan Zacharia, hukuk diplomasına sahip olduğunu ve uluslararası ticari işlemler alanında çalıştığını belirtti. Çin'de avukatlık yaptığı iddiası tartışmalara neden oldu Zacharia'nın Çin'deki mesleki geçmişine ilişkin açıklamaları da dikkat çekti. Zacharia, 2011-2013 yılları arasında Pekin'deki "Zhong Lun" hukuk firmasında çalıştığını ve uluslararası ticari işlemler alanında faaliyet yürüttüğünü söyledi ancak Çin'de avukatlık yapabilmek için de mesleki yeterlilik şartları bulunuyor. Zacharia'nın Çin'de çalışması doğrulanabilir bir mesleki geçmiş oluştururken, bu durumun kendisine Çin hukukuna göre avukatlık yetkisi verdiğini gösteren bir kayıt ortaya konulamadı. Zacharia ise kendisini avukat olarak tanıtmasının yanlış olmadığını savunarak, hukuk diploması ve uluslararası hukuk alanındaki deneyiminin bu tanımı kullanmak için yeterli olduğunu ileri sürdü. Zacharia hakkında California Eyalet Barosu'na şikayette bulunuldu Mesleki yeterliliğine ilişkin tartışmaların büyümesi üzerine Zacharia hakkında California Eyalet Barosu'na şikayette bulunuldu. Şikayette, avukatlık ruhsatına sahip olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıtmasının ve daha önce üstlendiği hukukla bağlantılı görevlerin eyalet yasalarına aykırılık oluşturup oluşturmadığının araştırılması istendi. Zacharia'nın daha önce Trump'ın Özel Temsilcisi Richard Grenell'in kurduğu "Fix California" (California'yı İyileştir) adlı kuruluşta hukuk müşaviri unvanıyla görev yapması da inceleme taleplerinde gündeme getirildi. Zacharia ise avukatlık ruhsatına sahip olduğunu iddia etmediğini, hukuk eğitimi nedeniyle hukuki değerlendirmeler yapabildiğini savundu. "Çin nasıl bir sonraki büyük güç olabilir, daha düzgün tuvaletleri bile yok" Zacharia'nın görevden ayrılmasından önce Çin hakkında yaptığı açıklamalar da dikkat çekti. Dün verdiği röportajda daha önce Çin'de yaşadığı döneme değinen Zacharia, ülkenin ABD'nin yerini alabilecek küresel bir güç olarak gösterilmesini küçümseyen ifadeler kullandı. 2016 yılında Çin'den döndüğünde ABD'nin küresel liderliğinin sona erdiği ve Çin'in yükselen süper güç olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldığını anlatan Zacharia, "Çin nasıl dünyanın bir sonraki büyük gücü olabilir? Daha doğru düzgün tuvaletleri bile yok" dedi. Çin'in altyapısını hedef alan bu sözler, Washington ile Pekin arasındaki ilişkilerin hassas olduğu bir dönemde uluslararası gündeme taşındı. Zacharia'nın daha önce Çin'de yaşamış ve ülkedeki büyük hukuk firmalarından birinde çalışmış olması da açıklamalarının neden olduğu tartışmaları büyüttü. Trump'ın avukatlık gerçeğini sonradan öğrendiği iddia edildi Zacharia'nın görevden ayrılmasının perde arkasına ilişkin haberlerde, Trump'ın yeni sözcüsünün avukatlık geçmişi hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığı öne sürüldü. Trump'ın Zacharia'yı göreve atarken avukat olarak tanıttığı, ancak daha sonra avukatlık sınavını geçemediğini öğrenmesinin Beyaz Saray'da rahatsızlığa neden olduğu iddia edildi. Zacharia'nın ilk basın toplantısındaki performansının da Trump'ın beklentilerini karşılamadığı ileri sürüldü. Öte yandan Zacharia'nın kısa görev süresinde Beyaz Saray'ın mevcut iletişim kadrosuyla çalışma biçimi konusunda anlaşmazlıklar yaşadığı, bazı çalışanların yeni sözcünün kendi ekibini oluşturmak istediği düşüncesiyle rahatsızlık duyduğu öne sürüldü. Zacharia ise kendisine yöneltilen bu iddiaları reddetti. Çin'deki mevcut düzenlemeler kapsamında yabancı ülke vatandaşları, Çin'in ulusal hukuk mesleği yeterlilik sınavına giremiyor.

ABD Başkanı Trump, Flydubai olayından İran’ın sorumlu olduğuna inandığını söyledi Haber

ABD Başkanı Trump, Flydubai olayından İran’ın sorumlu olduğuna inandığını söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimler öncesindeki kampanya çalışmaları çerçevesinde Nebraska’ya yapacağı seyahat öncesinde Beyaz Saray’ın bahçesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafineri tesislerine saldırıları ile yaşanan dizel sıkıntısına ilişkin bir soru alan Trump, "Bunu onlarla görüştük. Sanırım saldırıları yavaşlatıyorlar. Ama bu durum çok fazla soruna yol açıyor. Sorun, rafineri eksikliği. Hürmüz Boğazı’ndan çok büyük miktarlarda petrol geliyor. Bu çok iyi. Fakat savaş yüzünden rafineri eksikliğimiz var" dedi. Ara seçimlerden önce Kanada ile ticaret görüşmelerini yeniden başlatma ihtimaline ilişkin bir soru alan Trump, "Bilmiyorum. Kanada, ABD’ye çok kötü davranıyor. Bilmiyorum. Onları suçüstü yakaladık. Benden başka kimsenin bilmediği birçok gümrük vergisi uyguluyorlar. Sonunda işler yoluna girecek. Ama bilmiyorum Acelem yok" dedi. Trump, "Kanada’dan tek istediğimiz dürüst olmaları. ABD’ye karşı dürüst değiller ve yıllardır bizden istifade ettiler" ifadelerini kullandı. Bombardıman uçaklarının İngiltere’den "tehdit nedeniyle" çekildiğini doğruladı ABD’nin bombardıman uçaklarını İngiltere’den çekmesinin belirli bir tehdit nedeniyle mi gerçekleştirildiği sorusuna Trump, "Evet, sanırım bunu söyleyebiliriz. Oradan tesadüfen uçup ayrılmadılar. Bazı tehditler vardı" cevabını verdi. Trump, "Düşmanı saldırmaya teşvik etmek yerine onu yakalayıp yeneceğiz. Ama onları neden orada bırakalım ki? Bu yüzden yerlerini biraz değiştirdik. Çok uzağa çekmedik" dedi. İranlılarla doğrudan görüşmeye açık olup olmadığı sorusuna Trump, "Evet, her zaman" cevabını verdi. Suudi Arabistan’ın Yemen hükümet güçleriyle birlikte Husilere karşı ortak taarruzu hakkında ne düşündüğü sorusuna Trump, "Her şey çok iyi sonuçlanacak" şeklinde yanıt verdi. "Evet, İran bağlantılılar" İran’ın İngiltere’ye savaş dronları getirmiş olması ihtimaline ilişkin bir soruya Trump, "Size bunu söyleyemem. Fakat eğer böyle bir şey yaptılarsa, çok ağır bedel ödeyeceklerdir" şeklinde cevap verdi. Trump, ABD’nin bombardıman uçaklarını İngiltere’den çekmesine neden olan tehdidin ne olduğuna ilişkin bir soruya ise, "Bir tehdit olabileceğine dair bir bilgimiz vardı. Onları neden orada bırakalım? Nisbeten yakın bir yere taşımak çok az paraya mal oluyor. Ama evet, bir tehdit vardı ve tehdit olduğunda onları başka bir yere taşırız" şeklinde yanıt verdi. Trump, "Tehdidi oluşturan kişileri de biliyoruz ve kendileri için büyük sorun oluşturdular" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, tehdidin kaynağının İran bağlantılı olup olmadığı sorusuna ise, "Evet, İran bağlantılılar" cevabını verdi. Rusya’daki veba salgınını "çok ciddi biçimde" incelediklerini açıkladı Rusya’daki salgına ilişkin endişeleri sorulan Trump, "Evet, endişe duyuyorum. Zatürre vebası deniliyor. Zatürre eskiden kontrol altına alabildiğimiz bir hastalıktı ama bir şekilde mikroplar daha dirençli ve daha akıllı hale geldi. Bir ordu gibiler. Mikroplar eskisine göre gerçekten güçlendi. Zatürreye karşı eskiden işe yarayan tedaviler artık aynı ölçüde etkili olmuyor" dedi. Vebanın Rusya’dan yayılma riskine karşı ne yapılacağı sorusuna Trump, "Konuyu çok ciddi biçimde inceliyoruz. Daha yeni duyduk" cevabını verdi. ABD’nin Rusya’ya yardım sağlamaya hazır olduğunu da ifade eden Trump, "Onlara yardım edeceğiz. Elimizden geldiğince yardım sağlayacağız" şeklinde konuştu. Turmp, benzin fiyatlarına ilişkin olarak ise, "Benzin fiyatları çok hızlı düşüyor. Savaş bittiğinde hızla düşecek. Savaş da çok yakında bitecek. Bu savaş, öyle ya da böyle, çok yakında bitecek. Bildiğiniz gibi, Hürmüz Boğazı’ndan rekor miktarda petrol çıkarıyoruz. Şu anda yaşadığımız sorunlardan biri, Rusya’daki rafinerilerin çok ağır biçimde vurulması. Bunun etkisi dizelde görülüyor. Normal benzinde değil, dizelde. Dolayısıyla bu bir sorun" dedi. Bu sorun nedeniyle Avrupa’nın dizel stoklarını piyasaya sürdüğünü ifade eden Trump, "Herkes birlikte çalışıyor, petrol fiyatları düşüyor. İşin güzel tarafı ise, İran’ın asla nükleer silaha sahip olamayacak olması" şeklinde konuştu. Litvanya’nın ABD’ye ülkede kalıcı bir Amerikan üssü kurma davetinde bulunmasına yorumu sorulan Trump, "Onlar dostlarımız ve harika insanlar. Dolayısıyla bunu kesinlikle değerlendireceğiz" dedi. Trump, Flydubai uçuşundaki saldırıdan İran’ın sorumlu olup olmadığı sorusuna ise, "Evet, şahsen öyle düşünüyorum" cevabını verdi. Bu açıklamasıyla Trump, bugün aynı konuya ilişkin açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile ters düşmüş oldu. Bugün Alaska’ya uçmak üzere yola çıkmadan önce gazetecilere konuşan Başkan Yardımcısı Vance, İran’ın olayda rol oynadığına dair kesin bir kanıt görmediğini söylemişti.

Trump, Xi'yi hava üssünde kırmızı halıyla karşıladı Haber

Trump, Xi'yi hava üssünde kırmızı halıyla karşıladı

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, eşi Peng Liyuan ile birlikte 3 günlük ziyaret kapsamında ABD'ye geldi. Xi ve eşi, ABD Başkanı Donald Trump ve Melania Trump tarafından başkent Washington DC dışındaki Joint Base Andrews Havalimanında kırmızı halıyla karşılandı. Tören sırasında askeri bando iki ülkenin milli marşlarını çalarken, top atışı yapıldı. B-1 bombardıman uçağı gösteri uçuşuyla Trump ve Xi'yi selamladı. Liderler, karşılama töreninin ardından havalimanından ayrıldı. 11 yıl sonra ilk ABD başkanları ülkeyi ziyaret eden yabancı liderleri genellikle Beyaz Saray'da karşılıyor. Bu nedenle Trump'ın Xi'yi havalimanında karşılaması "diplomatik jest" olarak görülüyor. Bu, 2015'te ABD Başkanı Barack Obama'nın Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis'i karşılamasından bu yana bir ABD başkanının 11 yıl içinde ilk kez bir yabancı lideri Joint Base Andrews'te karşılaması oldu. "ABD ve Çin rakip değil, ortak olmalı" Çin Devlet Başkanı Xi Jinping karşılama töreninin ardından yazılı açıklama yaptı. Devlet Başkanı Xi, Çin ve ABD'nin rakip değil, ortak olması gerektiğini belirtti. Xi, "Çin ve ABD büyük ülkeler ve her iki halk da büyük halklardır" ifadelerini kullandı. İki halkın uzun süredir dostane ilişkiler sürdürdüğünü ve çıkarlarının derinden iç içe geçtiğini belirten Xi, "Çin ulusunun yeniden şahlanışı" ve "ABD'yi yeniden büyük yapma" hedefinin birbirini tamamlayabileceğini ve dünyaya fayda sağlayabileceğini vurguladı. Xi, iki büyük ülke olarak Çin ve ABD'nin yeni dönemde doğru bir şekilde geçinmenin yolunu bulabileceklerine olan güvenini dile getirdi. Bu yılın Çin ve ABD'nin karşılıklı gelişimi için çok önemli bir yıl olduğunu kaydeden Xi, mayıs ayında Trump'ın Çin ziyaretinde stratejik istikrara dayalı yapıcı bir Çin-ABD ilişkisi kurma konusunda anlaştıklarını ve bunun ikili ilişkilerin gelecekteki gelişimi için stratejik bir rehber sağladığını belirtti. Xi, Çin ve ABD'nin aynı yönde çalışması, iş birliğini temel alan, ılımlı rekabeti, yönetilebilir farklılıkları ve barış vaatlerini içeren istikrarlı bir ilişkiyi teşvik etmesi gerektiğini ifade etti. Ortak çabalarla ABD ziyaretinin verimli geçeceğinden emin olduğunu kaydeden Xi, ABD'de her kesimden insanla kapsamlı bir şekilde etkileşim kurmayı ve dostluğu derinleştirmeyi dört gözle beklediğini vurguladı. Xi, stratejik istikrar temelinde yapıcı Çin-ABD ilişkilerini zenginleştirmeyi sabırsızlıkla beklediğini belirtti. Beyaz Saray'da bir araya gelecekler Trump ve Xi, bugün Beyaz Saray'da görüşme gerçekleştirecek. Görüşmelerde bazı gümrük vergilerinin düşürülmesi, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve asker diyaloğun genişletilmesi konuları gündemde olacak. ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı, yapay zeka ve Çin'in kendi topraklarının bir parçası olarak gördüğü özerk bölgesi Tayvan ile ABD'nin ilişkileri de ele alınacak. Trump'ın aurıca Çin'de tutuklu bulunan ABD'lilerin ve diğer bazı kişilerin serbest bırakılmasını talep etmesi de bekleniyor. Ticaret anlaşması uzatıldı ABD Hazine Bakanı Scott Bessent Fox News'e verdiği röportajda, Xi'nin ziyareti öncesinde Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile görüştüğünü söyledi. Bessent, "Bugün, Busan Anlaşması olarak adlandırdığımız anlaşmayı uzatma konusunda mutabakata vardık" dedi. Böylece 10 Kasım'da sona ermesi beklenen ticaret anlaşması, 10 Ocak'a kadar uzatılmış oldu.

Trump: "(İran) Kazma Dağı'nda herhangi bir faaliyet varsa, burayı çok yakında vurabiliriz" Haber

Trump: "(İran) Kazma Dağı'nda herhangi bir faaliyet varsa, burayı çok yakında vurabiliriz"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik saldırılara ilişkin, "Eğer Kazma Dağı'nda herhangi bir faaliyet varsa, burayı çok yakında vurabiliriz. Yaptığımız şey inanılmaz. Venezuela'nın kontrolünü ele aldık ve şimdi esasen İran'ın kontrolünü de ele geçirdik. Geçen gece radarlarını imha etmek için düzenlediğimiz saldırılardan önce günlerdir ateş açılmıyordu. Sanırım sürekli sistem getirip kaybetmekten bıktılar" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da basın mensuplarının sorularını cevapladı. ABD Başkan Yardımcısı James David Vance'in dün gerçekleştirdiği basın toplantısında İran ile çatışmaları "savaş" olarak adlandırmayacağını söylemesine ilişkin bir soruya cevabında Trump, "Birçok kişinin buna savaş demediğini söyleyebilirim. Ben buna askeri çatışma diyorum. Çünkü bu bizim açımızdan küçük bir mesele. Büyük çaplı bir şey değil. Venezuela operasyonunu ve bunu gerçekleştirdik. Venezuela'da hiç kimseyi kaybetmedik. Burada ise 18 kişi kaybettik" dedi. ABD'nin Vietnam'da 100 bin diğer çatışmalarda ise on binlerce insan kaybı yaşadığını ifade eden Trump, "İran ile olanın aralıklı bir çatışma olduğunu söyleyebilirim. Zaman zaman saldırılar düzenliyoruz. Başkan Yardımcısı'nın söylediklerini duydum ve ilginç buldum. Çünkü söyledikleri büyük ölçüde isabetli. Şu anda savaşmıyoruz. Çatışma yok. Hürmüz Boğazı'nı kontrol ediyoruz ve çok miktarda petrol çıkarıyoruz" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı çevresindeki bazı noktaları vurduklarını, radarları imha ettiklerini ve İran'ın hava araçları ile daha önce boğazı kontrol korumak için kullandıkları unsurları yok ettiklerini savunan , "Artık boğazı biz kontrol ediyoruz. Dün gece çok sayıda gemi boğazdan geçti ve her gün geçmeye devam ediyor" dedi. "İran'daki Kazma Dağı'nda hareket eden herkesi biliyoruz" Trump, İran'a yönelik saldırılara ilişkin, ülkenin zenginleştirilmiş uranyum kaynaklarının tutulduğu öne sürülen Kazma Dağı altındaki yer altı tesisine işaret etti. ABD Başkanı, "Eğer Kazma Dağı'nda herhangi bir faaliyet varsa, burayı çok yakında vurabiliriz. Bir hareket olduğunda imkanlarımız sayesinde bunu görebiliyoruz. Uzay alanında açık arayla öndeyiz ve bu sayede İran'daki Kazma Dağı'nda hareket eden herkesi biliyoruz. İran'ın her yerinde hareket eden herkesi biliyoruz. Bir şeyler ters giderse onları vururuz. Hem de çok sert vururuz" şeklinde konuştu. İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engelleyerek Orta Doğu'nun yerle bir edilmesini ve Avrupa şehirleri ile ABD'nin şehirlerine yönelik saldırıları engellemiş olduklarını savunan Trump, "Bunun karşılığında 18 can kaybettik" açıklamasını yaptı. "Esasen İran'ın kontrolünü de ele geçirdik" Trump, "Yaptığımız şey inanılmaz. Venezuela'nın kontrolünü ele aldık ve şimdi esasen İran'ın kontrolünü de ele geçirdik. Geçen gece radarlarını imha etmek için düzenlediğimiz saldırılardan önce günlerdir ateş açılmıyordu. Son derece gelişmiş radar sistemleri getirmişlerdi. Bir kez imha etmiştik, şimdi ikinci kez imha ettik. Şu anda herhangi bir faaliyet görünmüyor. Sanırım sürekli sistem getirip kaybetmekten bıktılar" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nı "su altında kimsenin göremediği mayın temizleme araçları" ile tamamen mayından arındırdıklarını belirten Trump, "Çok iyi bir iş çıkarıyoruz. Buna ‘askeri çatışma' diyebilirim. Bazıları buna başka isimler de verebilir ancak önemli olan, muazzam bir başarı elde etmiş olmamız" dedi. "Putin'in NATO topraklarına saldıracağını düşünmüyorum" Almanya'nın Leipzig Havalimanı'da bulunan patlayıcı yüklü drondan Rusya'yı sorumlu tuttuğu ve bunun NATO topraklarına saldırı olup olmadığı sorusuna Trump, "(Rusya Devlet Başkanı) Putin'in NATO topraklarına saldıracağını düşünmüyorum. Kendisiyle görüşüyorum ve onu çok iyi tanıyorum. Putin, NATO topraklarına saldırmak istemiyor" cevabını verdi. "(Kiev-Moskova ziyareti) Kushner ve Witkoff, savaşı sona erdirmeye yönelik bir teklif götürüyor" Damadı Jared Kushner ile Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Ukrayna'nın başkenti Kiev ve Rusya'nın başkenti Moskova'ya gerçekleştireceği ziyaretlerde yanlarında yeni teklifler mi götürdükleri sorusuna Trump, "Savaşı sona erdirmeye yönelik bir teklif götürüyorlar. Sekiz savaşı sona erdirdim. Umarım benimle gurur duyuyorsunuzdur. Sekiz savaşı sona erdirdim ama hiç takdir görmedim. Nobel Ödülü aldım mı? Yok. Gerçi ödülü alan kişi bunu bana teklif edecek kadar nazikti. ‘Nobel'i tarihte sizden daha fazla hak eden kimse yok' dedi. Lakin Norveç'te beni pek sevmiyorlar. Sanırım onlar için fazla muhafazakar yapıdayım" şeklinde cevap verdi. Rusya ile Ukrayna arasında barış için hazırlanan yeni teklifin Ukrayna'ya askeri operasyonların durmasını içerip içermediği sorusuna Trump, "Hayır. Barış için bir fikrimiz var" cevabını verdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'in birbirinden nefret ettiğini ve bunun anlaşmalarına engel olduğunu söyleyen Trump, "Ayda ortalama 25 bin asker kaybediyorlar. Bunun çözüme kavuşturulması gerekiyor. Bunun için iki harika müzakereci olan Steve Witkoff ve Jared Kushner'i yolladım. Çok iyi işler yaptılar. Bir sonuç elde edip edemeyeceğimizi görmek için onları bölgeye gönderdik. Başarma ihtimalimiz oldukça yüksek olabilir" ifadelerini kullandı. "Çin aslında İran konusunda müdahil değil" ABD, İran'ı destekleyen ülkeleri cezalandırmaya çalıştığı ve Çin'in de açıkça İran'ı desteklediği konusunda bir soru alan Trump, "Çin aslında İran konusunda müdahil değil. Katılımı çok sınırlı. Çin isterse büyük ölçüde duruma müdahil olabilir. Petrolünün yüzde 50'sini Hürmüz Boğazı üzerinden alıyor" dedi. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrolün sevkiyatı için boru hatları inşa edildiğini vurgulayan Trump, "Suriye üzerinden geçen yol da inşa ediliyor ve bu harika bir şey. Aslında yol açıldı ve petrol taşıyan devasa kamyonlarla Suriye'den geçiyorlar. Hürmüz Boğazı'na çok sayıda alternatif oluşturuluyor. Hürmüz Boğazı artık eskisi kadar önemli değil. İran aklını başına almazsa, ki bunu yapacak mı bilmiyorum, nihayetinde çok da önemi kalmayan bir Hürmüz Boğazı ile baş başa kalacak. Orta Doğu'nun tamamında boru hatları inşa ediliyor. Bu şekilde artık Hürmüz Boğazı'ndan geçmek zorunda kalmayacaklar" dedi. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in ABD ziyaretinde ne elde etmeye amaçladığı sorusuna cevabında Trump, "Devlet Başkanı Xi, 24 Eylül'de geliyor. Ziyaretini sabırsızlıkla bekliyoruz. Kendisi harika bir beyefendi. Çin ile çok iyi bir ticari ilişkimiz var. Elbette rakibimiz ve söylenebilecek buna benzer çok şey var ancak Devlet Başkanı Xi ile muazzam ilişkilerimiz mevcut" dedi. Çinli lider Xi için resmi bir akşam yemeği düzenleyeceklerini açıklayan Trump, "Çin'le ilişkilerimiz iyi gidiyor. Çin yıllarda bizden yararlandı. Bunun için onları suçlamıyorum zira zamanında, bu masada aklı başında olmayan insanlar oturuyordu. Ancak Çin konusunda çok başarılı olduk ve Başkan Xi ile çok iyi bir ilişkimiz var" şeklinde konuştu. "Avrupa Birliği ile Onlarla ticaret yapmasak, hiçbir şey kaybetmeyiz" ABD'nin bazı taraflarla ticaretinde kayıplar yaşadığına ilişkin açıklamalarını tekrarlayan Trump, "Avrupa Birliği ile ticaretimizde yılda 200 milyar kaybediyoruz. Onlarla ticaret yapmasak, hiçbir şey kaybetmeyiz. Tek bir imza yeterli. Meksika ile ticaretimizde yılda 195 milyar dolar kaybediyoruz. Meksika ile ticaret yapmasak, onlardan almaya mecbur olduğumuz hiçbir ürünleri yok. Acılı tamale, domates ve birkaç şey dışında ihtiyaç duyduğumuz hiçbir şeyleri yok. Petrolümüz var, her şeyimiz var. Bunu yapmak istemiyorum çünkü Meksika Devlet Başkanı (Claudia Sheinbaum) ile çok iyi anlaşıyoruz" dedi. "(Kanada) ‘Ticaret yapmıyoruz' desem işlerinin yüzde 95'i ortadan kalkar" Kanada ile ticareti kesmeleri halinde de 60 ila 90 milyar dolar tasarruf edeceklerini savunan Trump, "Bunu yapsak, Kanada çok sıkıntıya girerdi. Hatta varlığını dahi sürdüremez hale gelirdi diye düşünüyorum. Çünkü ticaretinin yüzde 95'ini bizle yapıyor. ‘Ticaret yapmıyoruz' desem işlerinin yüzde 95'i ortadan kalkar" şeklinde konuştu.

Netanyahu: "İran ile bir anlaşma yapılamaz" Haber

Netanyahu: "İran ile bir anlaşma yapılamaz"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın mevcut liderliğiyle bir anlaşma yapılamayacağını öne sürdü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün akşam bir etkinlikte yaptığı konuşmada, İran'a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Netanyahu, "Başkan Trump ile birkaç hafta önce Beyaz Saray'da görüştüm ve üç seçenekten bahsettik: Elbette bir anlaşma yapacaksınız, iyi bir anlaşma, hiçbir itirazımız yok. Ama bu grupla, bu vahşilerle (İran liderliği) bir anlaşma yapılabileceğinden şüpheliyim. Size (Trump'a) söylüyorum, bir anlaşma yapılamaz" ifadelerini kullandı. Netanyahu, "İkinci seçenek, askeri hamle. Ona orada olduğumuzu, kendimizi savunacağımızı, İran'ın bize saldırmasına izin vermeyeceğimizi ve saldırırlarsa hayal bile edemeyecekleri, şimdiye kadar aldıklarından çok daha güçlü, çok daha ağır bir darbe alacaklarını söyledim. Üçüncü bir seçenek ise ablukanın sıkılaştırılmasıdır" diye konuştu. Netanyahu, ABD'nin İran'a başlattığı ekonomik baskıya işaret ederek, "Başkan Trump dün İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırdı. İran'a uygulanan ablukayı sıkılaştırmak değil, bu rejime, bu korkunç diktatörlüğe yardım edenlere uygulanan ablukayı sıkılaştırmak. Bu çok önemli bir şey. Önümüzde daha birçok zorluk var: İran sorunu henüz bitmedi, bu sorunu sona erdirmemiz gerekiyor. Gazze'de, Lübnan'da, diğer alanlarda ve bunu yapmaya kararlıyız" dedi.

İngiltere hükümetinin zirvesinde skandal Haber

İngiltere hükümetinin zirvesinde skandal

İngiltere’nin yeni Başbakanı Andy Burnham’ın kendisini ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanı olarak tanıtan bir sahtekarla yazıştığı ortaya çıktı. İngiltere’de eski Başbakan Keir Starmer’ın istifasının ardından geçtiğimiz ay göreve gelen yeni Başbakan Andy Burnham, kendisini Beyaz Saray Genel Sekreteri Susie Wiles olarak tanıtan biriyle yazıştığı ortaya çıktı. Başbakanlık Ofisi, konuyu bir "ulusal güvenlik meselesi" olarak nitelendirerek yorum yapmayı reddetti. Burnham ile Beyaz Saray Genel Sekreteri Susie Wiles olduğunu iddia eden kişi arasındaki irtibat, İngiliz yetkililer bağlantının sahte olduğundan şüphelenmeye başlayana kadar devam etti. Konu, olay hakkında bilgi sahibi olan dört yetkili tarafından medyaya doğrulandı. Medyaya yansıyan haberlere göre yetkililer, İngiliz lider ile sahte bağlantı arasında sadece "birkaç mesaj alışverişi" yapıldığını söyledi. Bir hükümet sözcüsü ise "Ulusal güvenlik meseleleri konusunda yorum yapmıyoruz" diyerek konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti. İngiltere’nin Washington Büyükelçiliği Beyaz Saray’ı bilgilendirdi Burnham ile kendisini Beyaz Saray Genel Sekreteri olarak tanıtan kişi arasındaki irtibatın yazılı mesajlarla sınırlı kaldığı ve ikili arasında herhangi bir sözlü görüşme yapılmadığı öğrenildi. Kaynaklar, sahte bağlantıyla herhangi bir önemli mesaj paylaşılmadığını ve mesajların şüpheli olduğunun anlaşılması üzerine "hızla ilgili makamlara bildirildiğini" söyledi. Politico’nun haberine göre olayın ulusal güvenliği ilgilendirmesi nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen iki yetkili, İngiltere’nin olay nedeniyle endişe yaşadığını ve duruma ilişkin olarak İngiltere’nin Washington Büyükelçiliği’nin Beyaz Saray’ı bilgilendirdiğini açıkladı. FBI, daha önce Beyaz Saray Genel Sekreteri Wiles’ın telefonunun geçtiğimiz yıl mayıs ayında hack’lenmesine ilişkin bir soruşturma yürütmüştü. O dönemde Wiles, kendisini taklit eden bir veya birden fazla kişinin, rehberindeki bağlantılarla iletişim kurduğunun ve üst düzey ABD’li yetkililere mesaj gönderdiğinin ortaya çıkmasının ardından telefonunun hack’lendiğini açıklamıştı. Daha önce çok sayıda Amerikalı senatör, vali ve şirket yöneticisi, kendisini Beyaz Saray Genel Sekreteri olarak tanıtan bir kişiden mesaj ve telefon aldıklarını açıklamıştı. Burnham ile kendisini Beyaz Saray Genel Sekreteri Wiles olarak tanıtan kişi arasındaki yazışmaların içeriği ve bunların ne zaman yapıldığı henüz bilinmiyor. Burnham, 20 Temmuz’da İngiltere Başbakanı olmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.