Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Baş Dönmesi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Baş Dönmesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baş Dönmesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Ritim bozuklukları inme ve kalp yetersizliği riskini artırabilir" Haber

"Ritim bozuklukları inme ve kalp yetersizliği riskini artırabilir"

Prof. Dr. Enis Oğuz, tekrarlayan çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, halsizlik veya bayılma gibi şikâyetlerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Kalbin düzensiz atması her zaman masum bir durum değildir" dedi. Kalbin normalden hızlı, yavaş veya düzensiz çalışmasıyla ortaya çıkan ritim bozuklukları, toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman basit bir çarpıntı olarak değerlendirilebiliyor. Oysa özellikle atriyal fibrilasyon gibi ritim bozuklukları, tedavi edilmediğinde kalp yetersizliği ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkma riskini artırabiliyor. Liv Hospital Ulus Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Enis Oğuz, tekrarlayan çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, halsizlik veya bayılma gibi şikâyetlerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. "Çarpıntının nedenini ortaya koymak önemli" Ritim bozukluklarının her hastada aynı şekilde ortaya çıkmadığını belirten Prof. Dr. Enis Oğuz, "Bazı hastalar kalbin düzensiz attığını veya göğüste çırpınma hissini fark ederken, bazı hastalarda ritim bozukluğu herhangi bir belirti vermeden de ilerleyebilir. Özellikle çarpıntının tekrarlaması, beraberinde nefes darlığı, göğüs rahatsızlığı, baş dönmesi veya bayılma gibi belirtilerin bulunması durumunda kardiyolojik değerlendirme yapılması gerekir. Elektrokardiyografi, ritim takibi ve gerekli görülen ileri incelemelerle ritim bozukluğunun tipi ve tedavi gereksinimi belirlenebilir" dedi. "Atriyal fibrilasyonda tedavi kişiye özel planlanıyor" En sık görülen ritim bozukluklarından biri olan atriyal fibrilasyonun, kalbin kulakçıklarının düzensiz çalışmasına neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Oğuz, bu durumun yalnızca çarpıntıya yol açmadığını, bazı hastalarda pıhtı ve inme riskini de artırabildiğini belirtti. Prof. Dr. Enis Oğuz, "Atriyal fibrilasyon tedavisinde hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları, ritim bozukluğunun süresi ve kalp fonksiyonları birlikte değerlendirilir. İlaç tedavilerinin yanı sıra uygun hastalarda elektrofizyolojik inceleme ve kateter ablasyon gibi girişimsel tedaviler de gündeme gelebilir. Atriyal fibrilasyon ablasyonunda amaç, ritim bozukluğuna yol açan elektriksel odakların kontrol altına alınması ve kalbin normal ritminin korunmasına yardımcı olmaktır" diye konuştu. "Kalp pili yalnızca kalbi yavaş atan hastalar için kullanılmıyor" Kalp pili uygulamalarının da ritim bozukluklarının tedavisinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz, "Kalp pili denildiğinde yalnızca kalp hızının yavaşlaması akla gelmemeli. Bazı hastalarda kalbin elektriksel sistemindeki bozukluklar nedeniyle kalp pili tedavisi gerekebilir. Bunun yanında kalp yetersizliği bulunan ve kalbin odacıkları arasındaki kasılma uyumunun bozulduğu uygun hastalarda kardiyak resenkronizasyon tedavisi uygulanarak kalbin daha koordineli çalışması hedeflenebilir" ifadelerini kullandı. "Kalp sağlığında erken değerlendirme hayat kurtarabilir" Kalp çarpıntısı veya ritim düzensizliği yaşayan kişilerin şikâyetlerini ertelememesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Oğuz, "Kalp ritmindeki değişikliklerin nedeni basit bir tetikleyici olabileceği gibi daha ciddi bir kalp hastalığının belirtisi de olabilir. Özellikle yeni başlayan, uzun süren veya tekrarlayan çarpıntılarda altta yatan nedenin ortaya çıkarılması önemlidir. Erken tanı ve hastaya uygun tedavi yaklaşımı, hem yaşam kalitesinin korunmasına hem de olası komplikasyonların önlenmesine katkı sağlayabilir" dedi.

Kadınlarda kalp krizinin 8 işareti Haber

Kadınlarda kalp krizinin 8 işareti

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, kadınlarda kalp krizinin her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkmayabileceğine dikkat çekerek; aşırı yorgunluk, hazımsızlık, çene ve sırt ağrısı, göğüste yanma, nefes darlığı, kol ağrısı ve bulantı gibi belirtilerin de önemsenmesi gerektiğini belirtti. Kalp krizinin belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, özellikle kadınlarda bazı şikâyetlerin günlük yaşamda sık karşılaşılan sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğini söyledi. Koçaş, "Kalp krizi denildiğinde ilk akla gelen belirti göğüs ağrısı olsa da kadınlarda tablo her zaman bu kadar belirgin olmayabilir. Bazen aşırı yorgunluk, nefes darlığı, hazımsızlık veya sırt ağrısı gibi daha farklı yakınmalar ön plana çıkabilir. Bu nedenle ani başlayan ve kişinin alışık olmadığı belirtileri göz ardı etmemek önemlidir" dedi. Prof. Dr. Koçaş, kadınlarda kalp krizinin 8 belirtisini de sıraladı: 1. Aşırı yorgunluk: Günlük yoğunluğun ardından ortaya çıkan normal yorgunluk ile açıklanamayan ve kişinin günlük işlerini yapmakta zorlanmasına neden olan yoğun halsizliğin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Koçaş, özellikle kas güçsüzlüğü, nefes darlığı veya diğer belirtilerle birlikte görülen aşırı yorgunluğun dikkate alınması gerektiğini ifade etti. 2. Hazımsızlık: Kalp krizinin bazı kadınlarda mide rahatsızlığı veya hazımsızlık hissiyle ortaya çıkabileceğini belirten Koçaş, göğüs bölgesindeki yanma ve rahatsızlığın mide kaynaklı bir sorunla karıştırılabileceğini söyledi. Normalden daha şiddetli, uzun süren veya kişinin alışık olmadığı hazımsızlık benzeri şikâyetlerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı. 3. Çene ve sırt ağrısı: Kalp kaynaklı ağrının yalnızca göğüs bölgesinde hissedilmediğine dikkat çeken Koçaş, ağrının çeneye, sırta, omuzlara ve bazen dişlere kadar yayılabileceğini belirtti. Özellikle ani başlayan ve belirgin bir nedeni bulunmayan çene veya sırt ağrısına başka belirtilerin eşlik etmesi durumunda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. 4. Göğüste yanma hissi: Kalp krizi sırasında oluşan rahatsızlığın bazı kişilerde reflüveya mide yanmasıyla karıştırılabileceğini ifade eden Koçaş, daha önce yaşanmamış şekilde aniden ortaya çıkan, dinlenmekle geçmeyen veya devam eden göğüste yanma ve baskı hissinin kalp kaynaklı olabileceğine dikkat çekti. 5. Nefes darlığı: Dinlenme sırasında ortaya çıkan nefes darlığının önemli bir uyarı işareti olabileceğini belirten Koçaş, "Bir kişi daha önce rahatlıkla yaptığı günlük aktivitelerde aniden nefes nefese kalmaya başladıysa veya otururken bile nefes almakta zorlanıyorsa bu durumu önemsemelidir. Nefes darlığı, göğüs ağrısı olmadan da kalp krizinde görülebilir" dedi. 6. Kol ağrısı: Kalp krizinde ağrının göğüsten kola doğru yayılabileceğini ifade eden Koçaş, sol kolda daha sık görülmekle birlikte her iki kolun da etkilenebileceğini söyledi. Ani başlayan, nedeni açıklanamayan kol ağrısının özellikle göğüste baskı, nefes darlığı veya bulantı gibi şikâyetlerle birlikte ortaya çıkması durumunda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. 7. Bulantı: Bulantının da kadınlarda kalp krizine eşlik edebilen belirtiler arasında yer aldığını söyleyen Koçaş, soğuk terleme, baş dönmesi ve sersemlik hissinin de tabloya eşlik edebileceğini ifade etti. Bu yakınmaların mide-bağırsak sorunlarıyla karıştırılabildiğini ancak diğer belirtilerle birlikte ve ani şekilde ortaya çıktığında dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. 8. Göğüs ağrısı ve sıkışma: Göğüs ağrısının kalp krizinin en bilinen belirtisi olduğunu belirten Prof. Dr. Koçaş, bu şikâyetin her zaman keskin bir ağrı şeklinde hissedilmediğinin altını çizdi. Göğüste baskı, sıkışma, ağırlık veya gerginlik hissinin de kalp krizinin habercisi olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, "Özellikle ani başlayan göğüs ağrısı veya baskı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı ya da kola, çeneye ve sırta yayılan ağrı gibi belirtilerin birkaçının bir arada görülmesi durumunda zaman kaybedilmemeli. Kalp krizinde erken müdahale, kalp kasında oluşabilecek hasarın sınırlandırılması açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.

Sıcak çarpması uyarısı: Aşırı sıcaklarda bu belirtilere dikkat Haber

Sıcak çarpması uyarısı: Aşırı sıcaklarda bu belirtilere dikkat

İstanbul'da hem Afrika hem de Basra kökenli sıcak hava dalgasının etkili olması tahmin edilirken hava sıcaklığının perşembe günü 35 dereceyi aşması bekleniyor. Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, sıcak çarpmasına karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Sönmez, yaşlıların, çocukların, kronik hastalığı bulunanların ve uzun süre açık havada çalışanların sıcak günlerde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, önümüzdeki günlerde etkili olması beklenen aşırı sıcak havayla ilgili uyarılarda bulundu. Sıcak çarpması nedir Sıcak havalarda karşılaşılabilecek en ciddi sağlık sorunlarından birinin sıcak çarpması olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, "Sıcak çarpması, vücudun aşırı sıcak nedeniyle kendi ısısını kontrol edememesi sonucu ortaya çıkar. Normal şartlarda vücut terleme yoluyla kendini soğutur. Ancak hava sıcaklığının ve nem oranının çok yüksek olduğu durumlarda bu mekanizma yetersiz kalabilir. Bunun sonucunda vücut sıcaklığı tehlikeli seviyelere ulaşabilir" dedi. Ağır tablolarda bilinç kaybı görülebilir Sıcak çarpmasının belirtilerine işaret eden Sönmez, "Baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, bulantı, hızlı kalp atışı ve bilinç durumunda değişiklik sıcak çarpmasının önemli belirtileri arasında yer alıyor. Daha ağır durumlarda ise bilinç kaybı görülebiliyor. Bu nedenle özellikle bilinç değişikliğinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor" uyarısında bulundu. Yüksek sıcaklıklar en çok bu kişiler için risk oluşturuyor Aşırı sıcakların herkesi etkileyebilse de bazı kişiler için riskin daha yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, "Özellikle 65 yaş üzerindeki kişiler, bebekler ve küçük çocuklar, kalp ve böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunanlar ile açık havada çalışanlar sıcaklığın olumsuz etkilerine karşı daha hassastır" dedi. Halsizlik, baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğüne dikkat Yeterli miktarda sıvı tüketmemenin de riski artırdığını kaydeden Sönmez, "Aşırı terlemeyle birlikte vücut hem su hem de elektrolit kaybetmektedir. Bu durum halsizlik, baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü gibi şikâyetlere neden olabilir. Özellikle yaşlılarda susama hissinin azalabileceği de unutulmamalıdır" diye konuştu. Vücudun soğumasına yardımcı olunmalı Sıcak çarpmasından şüphelenilen bir kişinin öncelikle sıcak ortamdan uzaklaştırılarak serin ve gölgeli bir yere alınması gerektiğini söyleyen Sönmez, "Fazla kıyafetleri çıkarılmalı ve vücudun soğumasına yardımcı olunmalı. Serin suyla vücudu ıslatmak veya soğuk uygulamalar yapmak vücut sıcaklığının düşürülmesine yardımcı olabilir" dedi. Bilincin bozulması halinde acil sağlık yardımı istenmeli Bilincin bozulması halinde yapılması gerekenlere dikkat çeken Sönmez, "Kişinin bilinci bozulmuşsa ağızdan su veya başka bir sıvı verilmemelidir. Böyle bir durumda acil sağlık yardımı istenmeli. Çünkü sıcak çarpması, zamanında müdahale edilmediğinde hayati tehlikeye yol açabilen ciddi bir durumdur" uyarısında bulundu. Sıcaktan korunmak için bu önerilere uyulmalı Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00-16.00 arasında mümkün olduğunca doğrudan güneş altında kalınmaması gerektiğini söyledi. Sönmez diğer uyarılarını şöyle sıraladı: "Gün boyunca yeterli su içilmelidir. Sıvı tüketmek için susamayı beklememek gerekmektedir. Özellikle çocukların ve yaşlıların gün içinde yeterli miktarda su içip içmediğinin takip edilmesi önem taşıyor. Açık renkli ve ince kıyafetler tercih edilmeli, dışarı çıkarken şapka kullanılmalıdır. Sıcak saatlerde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmak alınabilecek temel önlemler arasında yer almaktadır." Belirtileri erken fark etmek önemli Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı: "Aşırı sıcaklar yalnızca rahatsız edici bir yaz sorunu değildir. Gerekli önlemler alınmadığında sıvı kaybından sıcak çarpmasına kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu nedenle sıcak hava dalgalarının yaşandığı günlerde hem korunma önlemlerine dikkat etmek hem de sıcak çarpmasının belirtilerini erken fark etmek büyük önem taşımaktadır."

Aşırı sıcaklarda gizli tehlike: Fark edilmeyen su kaybı organlara zarar veriyor Haber

Aşırı sıcaklarda gizli tehlike: Fark edilmeyen su kaybı organlara zarar veriyor

Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgası kalp, böbrek ve beyin başta olmak üzere birçok organ üzerinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle sıcak havalarda fark edilmeyen sıvı kaybının hayati sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekerken, susamayı beklemeden düzenli su tüketilmesi, risk grubundaki vatandaşların ise sıcaklığın yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmaması gerektiğini vurguluyor. Ülke genelinde etkisini arttıran sıcak hava dalgası birçok organ üzerinde sıhhî riskleri beraberinde getiriyor. Bu çerçevede İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Filiz Çalışkan Esen, sıcak havalarda yalnızca güneş çarpmasının değil, fark edilmeyen sıvı kaybının da ciddi sağlık sorunlarına sebep olabileceğini belirtti. Vücudun su dengesinin bozulmasıyla birlikte kanın yoğunlaştığını, dolaşımın yavaşladığını ve organların oksijenlenmesinin azaldığını ifade eden Esen, bunun özellikle kalp, böbrek ve beyin üzerinde ciddi yük oluşturduğunu kaydetti. "Kalp krizi ve akut böbrek hasarı riski artıyor" Aşırı sıcaklarda terlemeyle birlikte yalnızca suyun değil, sodyum ve potasyum gibi hayati minerallerin de kaybedildiğini belirten Esen, "Terleme ile birlikte sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineraller de kaybediliyor. Bu durum tansiyon düşüklüğü, ritim bozukluğu, bayılma ve hatta kalp krizine kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. Aynı zamanda böbreklerin kanlanması azaldığı için akut böbrek hasarı gelişme riski de artıyor" dedi. Bu belirtiler ihmal edilmemeli Sıcak havalarda şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, çarpıntı, kas krampları, bulantı, kusma, aşırı halsizlik ve idrar miktarında belirgin azalma gibi belirtilerin vücudun alarm verdiğinin göstergesi olabileceğini belirten Esen, bu şikayetlerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Risk grubundakiler daha dikkatli olmalı 65 yaş ve üzerindeki bireyler, çocuklar, hamileler, diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek hastaları ile açık alanda çalışanlar ve yoğun egzersiz yapan kişilerin sıcak havalardan daha fazla etkilendiğini belirten Esen, "Günde en az 2,5-3 litre su tüketilmeli, güneşin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli. Yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler ise sıcak günlerde sıvı tüketimlerini daha da yakından takip etmelidir" diye konuştu. "Yazın en büyük riski sıcak değil, ihmal" Vatandaşların sıcak havalarda dikkatli davranmaları hususunda konuşan Esen, "Her yaz binlerce kişi, önlenebilir sebeplerden sıcak havanın olumsuz etkilerine maruz kalıyor. Oysa doğru önlemlerle bu risklerin büyük bölümü engellenebilir. Yazın en büyük tehlikesi sıcak hava değil; sıcak havayı ciddiye almamaktır" şeklinde konuştu.

"Serinlemek isterken kas tutulması ve boyun ağrısına dikkat" Haber

"Serinlemek isterken kas tutulması ve boyun ağrısına dikkat"

Yanlış klima kullanımı boyun tutulmasından kas spazmına, sinir sıkışmasından yüz felci riskine kadar birçok sağlık sorununu tetikleyebiliyor. Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, özellikle yaz aylarında klimaların bilinçsiz kullanımının kas-iskelet sistemi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava, serinlemek için klima kullanımını kaçınılmaz hale getiriyor. Ancak doğru kullanılmayan klimalar, yalnızca konfor sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda kas-iskelet sistemi üzerinde önemli sağlık sorunlarına da zemin hazırlayabiliyor. Özellikle sıcak ortamdan aniden çok soğuk ortamlara geçilmesi veya klimanın doğrudan vücuda üflemesi, boyun tutulması, kas spazmı ve hareket kısıtlılığı gibi şikâyetlerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. "Ani sıcaklık farkı kasları olumsuz etkiliyor" Liv Hospital Ulus Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, sıcak havadan soğuk ortama ani geçiş yapan vücudun, ısı dengesini koruyabilmek için damarlarını hızla daralttığını belirterek, bu durumun özellikle boyun, sırt ve omuz bölgesindeki kaslarda spazm ve sertleşmeye yol açabileceğini söyledi. "Yaz aylarında en sık karşılaştığımız şikâyetlerden biri klima kaynaklı kas spazmlarıdır" diyen Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, şöyle devam etti: "Klimanın soğuk havasına uzun süre doğrudan maruz kalmak, özellikle boyun ve sırt kaslarında ağrı, tutulma ve hareket kısıtlılığına neden olabiliyor. Boyun ya da bel fıtığı gibi mevcut omurga rahatsızlığı bulunan kişilerde ise şikâyetler çok daha belirgin hale gelebiliyor." "Sabah boynunuzu çeviremiyorsanız nedeni klima olabilir" Klima çarpmasının en sık etkilediği bölgelerin başında boyun geldiğini belirten Uzm. Dr. Doğru, gece boyunca klima altında uyuyan ya da gün boyu klima akımına maruz kalan kişilerde "akut tortikolis" olarak adlandırılan ani boyun tutulmasının görülebildiğini ifade etti. Uzm. Dr. Doğru, "Bu durumda kişi sabah uyandığında başını çevirmekte zorlanabilir. Boyunda bıçak saplanır tarzda ağrı hissedilebilir, ağrı omuz ve kürek kemiğine yayılabilir. Bazı hastalarda baş ağrısı ve baş dönmesi de tabloya eşlik edebilir" dedi. "Her boyun tutulması basit bir kas spazmı olmayabilir" Klima çarpmasına bağlı gelişen boyun tutulmalarının çoğu birkaç gün içerisinde düzelirken, bazı belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Doğru, "Şikâyetler 48 saatten uzun sürüyorsa, ağrı kola doğru yayılıyorsa, uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gelişiyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir. Bu belirtiler sinir kökü basısı ya da boyun fıtığı gibi daha ciddi sorunların habercisi olabilir" dedi. Uzm. Dr. Doğru; ateş, şiddetli baş ağrısı ve boyun sertliğinin birlikte görülmesi durumunda ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. "Yüz felci riskini artırabilir" Halk arasında "klima çarpması yüz felci yapar" inanışının tamamen yanlış olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, uzun süre doğrudan soğuk hava akımına maruz kalmanın yüz sinirini besleyen küçük damarlarda geçici daralmaya neden olabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Doğru, "Özellikle araç kullanırken veya evde klima hava akımının doğrudan yüze yönlendirilmesi önerilmez. Tek başına klima yüz felcinin nedeni değildir ancak uzun süreli ve yoğun soğuk hava maruziyeti risk oluşturan faktörlerden biri olabilir" ifadelerini kullandı. "Klima doğru kullanılmalı" Klima kullanımında alınacak basit önlemlerin birçok sağlık sorununun önüne geçebileceğini belirten Uzm. Dr. Doğru, şu önerilerde bulundu: "Klima ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkı 5-7 dereceyi geçmemeli. Ortam sıcaklığı 22-24 derece arasında tutulmalı. Klima hava akımı doğrudan boyun, omuz ve yüz bölgesine yönlendirilmemeli. Gece klima açık uyunacaksa boynu destekleyen ortopedik yastık tercih edilmeli. Araç içinde klima kullanırken hava akımı doğrudan enseye veya yüze verilmemeli. Uzun süre masa başında çalışan kişiler düzenli aralıklarla boyun ve omuz germe egzersizleri yapmalı. Boyun tutulması 48 saati aşıyor, kola yayılan ağrı, uyuşma veya güç kaybı görülüyorsa mutlaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanına başvurulmalı." "Sorun klima değil, yanlış kullanım" Klimaların doğru sıcaklıkta ve uygun şekilde kullanıldığında sağlık açısından risk oluşturmadığını belirten Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, "Yaz aylarında serinlemek elbette önemli ancak klimanın bilinçsiz kullanımı kas-iskelet sistemi sorunlarını tetikleyebilir. Basit önlemlerle hem yaz sıcaklarından korunmak hem de boyun ve sırt sağlığını korumak mümkündür" diyerek sözlerini tamamladı.

EN BÜYÜK RİSK YAŞLILAR, ÇOCUKLAR VE HAMİLELERDE Haber

EN BÜYÜK RİSK YAŞLILAR, ÇOCUKLAR VE HAMİLELERDE

65 yaş üstü bireyler, bebek ve küçük çocuklar, hamileler, kronik hastalığı bulunanlar ile açık alanda çalışanların sıcak havalardan en fazla etkilenen gruplar arasında yer aldığını belirten Uzm. Dr Elyesa Karaca, vücudun terleme yoluyla kendini soğutma mekanizmasının aşırı sıcak ve yüksek nem nedeniyle yetersiz kalabildiği, bu durumun sıcak bitkinliği ve sıcak çarpmasına kadar ilerleyebilen ciddi sağlık tablolarına neden olabileceğini vurguladı. Güneşin en dik geldiği saatlerde dışarı çıkmayın Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr Elyesa Karaca, “Mecbur kalınması halinde ise açık renkli, ince ve bol kıyafetler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı, güneş koruyucu ürünler ihmal edilmemeli ve gölgede kalınmaya özen gösterilmeli” dedi. Susamayı beklemeden su için Sıcak havalarda terleme ile birlikte vücudun önemli miktarda sıvı ve mineral kaybettiğini belirten Uzm. Dr Elyesa Karaca, susama hissi oluşmasını beklemeden gün boyunca düzenli su tüketilmesini tavsiye etti. Günlük en az 2,5-3 litre su içilmesi önerilirken, aşırı çay, kahve ve şekerli-gazlı içeceklerin tüketiminin sınırlandırılması gerektiği ifade etti. Aşırı sıcakların en fazla etkilediği grupların başında yaşlılar geldiğini hatırlatan Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, özellikle kronik hastalığı bulunan yaşlıların gün içinde yakınları tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı ve tansiyon, kalp ile böbrek hastalarının kullandıkları bazı ilaçların sıcak havalarda sıvı kaybını artırabileceği belirtilirken, ilaç kullanımında doktor önerisi dışında değişiklik yapılmaması gerektiği hatırlattı. Çocuklar ve hamileler daha dikkatli olmalı Bebekler ve küçük çocukların vücut ısılarını yetişkinler kadar kolay dengeleyemediğine dikkat çeken Uzm. Dr Elyesa Karaca, çocukların uzun süre güneş altında bırakılmaması, sık sık su içmelerinin sağlanması ve araç içerisinde kesinlikle yalnız bırakılmamaları gerektiğini belirtti. Hamile kadınların ise sıcak havalarda daha fazla sıvı tüketmeleri, uzun süre ayakta kalmamaları, güneş altında bulunmamaları ve aşırı yorgunluktan kaçınmaları öneren Uzm. Dr Elyesa Karaca, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, mide bulantısı, kusma, nefes darlığı, hızlı nabız ve bilinç kaybı sıcak çarpmasının önemli belirtileri arasındadır. Bu belirtiler görüldüğünde kişinin vakit kaybetmeden serin bir ortama alınması, üzerindeki fazla giysilerin çıkarılması, soğuk uygulama yapılması ve acil sağlık desteği istenmesi gerekebilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.