Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Baş Ağrısı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Baş Ağrısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baş Ağrısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göz sağlığı öğrencinin başarısını etkiliyor Haber

Göz sağlığı öğrencinin başarısını etkiliyor

Okul çağındaki çocukların görme sağlığı, akademik başarı ve genel gelişimleri için hayati öneme sahip olduğunu belirten uzmanlar, göz problemleri erken yaşlarda tespit edilmediğinde, çocuğun öğrenme yeteneği, sosyal becerileri ve özgüveni üzerinde olumsuz etki oluşturabildiğini söyledi. Düzenli göz taramaları, çocukların hem eğitim hayatları hem de kişisel gelişimleri için kritik bir role sahip olabileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, çocuklarda uzak veya yakın görme sorunları hakkında bilgi verdi. Tabar, "Çocuğunun görme bozukluğunun farkında olmayan aileler, çocuklarının derslerdeki düşük başarı seviyelerini, öğrenme yeteneklerinin düşüklüğüne bağlıyor. Oysa çocuğun öğrenme kabiliyetinde bir eksiklik yok, iyi göremediği için derslerinden geri kalabiliyor. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında, gözde tembellik başlıyor ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini ciddi oranda etkiliyor" dedi. Gözlerini kısarak bakıyorsa dikkat Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, gözde bozukluğun şu şekilde anlayabilineceğini sözlerine ekledi; "Göz kayması, çapaklanma, şişlik, bir gözü kapayarak bakma, gözlerini kısarak bakma, çok yakından okuma, okuduğu satırı atlama, TV’yi yakından izleme, düşük performans, baş ağrısı, dalgınlık, başı bir yana eğerek bakma, sık sık gözleri kaşıma ve bebek 3 aylık olmasına rağmen bakışları odaklayamamadır." Erken teşhis önemli Görme problemlerinin erken teşhis edilmesi halinde tedavinin başarı oranının artacağını ifade eden Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, göz bozukluğunun belirtilerini şöyle sıraladı; "Çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve dolayısıyla ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar göz bozukluğunun işaretidir. Çocuklarında bu tür şikâyetler gözlemleyen ebeveynlerin en kısa sürede bir hekime başvurmalarında yarar var. Erken konulan teşhis tedavi süreci kolayca atlatılabilir." Düzenli göz muayenesini ihmal etmeyin Çocuklarda görülen göz hastalıklarının başında göz tembelliği, şaşılık, miyop, hipermetrop ve astigmat geliyor. Op. Dr. Ömer Faruk Tabar okul öncesi yapılacak basit bir göz muayenesi ile mevcut görme azlığı problemi, buna neden olan hastalıklar ve şaşılığın erken tespit edilebileceğini belirtti.

Her dönemde farklı bir beslenme programına gerek yok Haber

Her dönemde farklı bir beslenme programına gerek yok

Kadınların adet öncesi dönemde şişkinlik, cilt değişiklikleri, yorgunluk, ruh hali değişiklikleri ve kendisini görünüş olarak daha kötü hissetmesi, sosyal medyada "luteal uglies" yani "luteal çirkinlikler" ifadesiyle gündem oldu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, adet öncesi dönemde yaşanan fiziksel ve ruhsal değişimlere dair önemli bilgiler vardı. Medicana Ataköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, adet döngüsü boyunca östrojen ve progesteron düzeylerinde meydana gelen değişimlerin yalnızca üreme sistemini değil, beyin, cilt, uyku, iştah ve sıvı dengesi gibi birçok sistemi etkileyebildiğini belirterek, "Burada önemli olan yalnızca hormonların düzeyi değil, kişinin bu hormonal değişimlere verdiği yanıttır. Aynı hormonal değişikliği yaşayan iki kadından biri hiçbir belirti yaşamazken, diğerinde belirgin ruhsal ve fiziksel yakınmalar ortaya çıkabilir" dedi. Hormonlarda iniş çıkışlar oluyor Yumurtlamanın ardından başlayan luteal dönemde progesteron yükselirken, östrojenin de bir süre daha yüksek seviyelerde seyrettiğine değinen Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, "Gebelik oluşmadığında ise döngünün sonuna doğru her iki hormonun düzeyi düşüyor ve adet kanaması başlıyor. Bu hormonal dalgalanmalar bazı kadınlarda adet öncesi belirtilere yol açabilir. Adet öncesinde sinirlilik, tahammülsüzlük, daha kolay ağlama, kaygı, konsantrasyon güçlüğü ve motivasyon azalması görülebilir. Fiziksel olarak ise yorgunluk, baş ağrısı, meme hassasiyeti, karında şişkinlik, ağrı, uyku bozukluğu ve iştah değişiklikleri yaşanabilir. Özellikle 'Adetim yaklaşınca sürekli çikolata istiyorum', 'Karnım balon gibi oluyor' veya 'Cildim bir anda bozuldu' şeklindeki şikâyetlerin de biyolojik bir karşılığı vardır ancak bunlar her kadında aynı görünmeyebilir" şeklinde görüş verdi. Adet öncesi sinirlilik sadece "mod değişikliği" değil Adet öncesinde ortaya çıkan sinirlilik ve tahammülsüzlüğün de bilimsel olarak tanımlanmış belirtiler arasında yer aldığını belirten Doç. Dr. Pulatoğlu, "Östrojen ve progesterondaki değişiklikler serotonin ve GABA gibi nörotransmitter sistemlerini etkileyebilir. Bunun yanında uyku bozukluğu, şişkinlik, ağrı ve iştah değişiklikleri de kişinin stres eşiğini düşürebilir. Normalde kolaylıkla tolere ettiğimiz bir durum, adet öncesinde çok daha rahatsız edici hale gelebilir. Ancak yaşanan her duygusal değişiklik de hormonlara bağlanmamalı. Belirtiler her ay belirgin şekilde tekrarlıyor ve kişinin iş, sosyal yaşam veya ilişkilerini etkiliyorsa daha ağır bir premenstrüel tablo olan PMDD açısından değerlendirme yapılması gerekir" şeklinde konuştu. Tartıdaki birkaç günlük artışın tamamı yağ değildir Luteal dönemde yalnızca ruh halinde değil, görünüşte de geçici değişiklikler yaşanabileceğini belirten Doç. Dr. Pulatoğlu, "Bu dönemde özellikle ciltte yağlanma ve akne eğiliminde artış olabilir. Ayrıca karın, meme, el ve yüzde dolgunluk hissedilebilir. Tartıda birkaç günlük artış da görülebilir. Ancak bu artışın tamamını yağlanma olarak değerlendirmemek gerekir. Geçici sıvı tutulumu önemli bir rol oynayabilir" dedi. Her dönemde farklı bir beslenme programına gerek yok "Luteal dönemde mutlaka protein ağırlıklı beslenmek gerekir" şeklinde bir kural olmadığını ifade eden Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, "Yeterli protein, sebze ve meyveler, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme temel yaklaşım olmalı. Adet öncesinde karbonhidrat ve tatlı isteği artabilir. Bu nedenle karbonhidratı tamamen kesmek yerine yulaf, bulgur, tam tahıllar, patates ve baklagiller gibi kompleks karbonhidratları tercih etmek daha doğru. Fiziksel egzersiz de bırakılmamalıdır. Adet döneminde ağrı veya yorgunluk varsa yürüyüş, yoga, pilates veya daha hafif egzersizler tercih edilebilir. Enerjimizin yüksek olduğu dönemlerde daha yoğun antrenmanlar yapılabilir. Luteal dönemin sonlarında yorgunluk veya ağrı artıyorsa egzersizin şiddetini azaltmak mantıklıdır" ifadelerini kullandı. Adet öncesi uyku da bozulabilir Hormonal değişimlerin uyku düzenini de etkileyebildiğini belirten Doç. Dr. Pulatoğlu, özellikle luteal dönemin sonlarında bazı kadınlarda uykuya dalma güçlüğü, gece uyanmaları veya sabah yorgun uyanma görülebileceğini söyledi. Adet öncesinde hafif düzeyde PMS belirtilerinin yaygın olduğunu ancak belirtilerin şiddetli olması durumunda profesyonel değerlendirme gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Çiğdem Pulatoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Her ay adet öncesinde birkaç gün süren hafif değişiklikler yaşayabiliriz. Ancak yoğun depresif duygu durum, belirgin kaygı, kontrol edilmesi güç öfke veya günlük yaşamı, iş hayatını ve ilişkileri ciddi şekilde etkileyen belirtiler varsa bunu yalnızca 'hormonlarım böyle' diyerek kabullenmemek gerekir. PMDD gibi tedavi edilebilir tablolar söz konusu olabilir. Önemli olan kendi döngümüzü tanımak, belirtilerimizi takip etmek ve yaşam kalitemizi etkileyen durumlarda destek almaktır."

"Aşırı sıcaklar beyin sağlığını tehdit ediyor" Haber

"Aşırı sıcaklar beyin sağlığını tehdit ediyor"

Yüksek hava sıcaklıklarının yalnızca fiziksel performansı değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Belma Doğan Güngen, "Sıcak havalarda gelişen sıvı ve elektrolit kaybı, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Baş ağrısı, dikkat dağınıklığı, kafa karışıklığı ve bayılma gibi belirtiler görülebilir. İleri vakalarda ise sıcak çarpması kalıcı beyin hasarına hatta komaya neden olabilir" dedi. Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava dalgaları, yalnızca kalp ve damar sistemini değil beyni de ciddi şekilde etkiliyor. Vücut sıcaklığının yükselmesiyle birlikte beyin, ısı dengesini koruyabilmek için yoğun bir mücadele verirken, sıvı ve elektrolit kaybı sinir sistemi üzerinde önemli değişikliklere yol açabiliyor. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir Nöroloji Kliniği'nden Prof. Dr. Belma Doğan Güngen, aşırı sıcakların beyin sağlığı üzerindeki etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. "Yüksek sıcaklıklar beyni biyolojik strese sokuyor" Yüksek sıcaklıklarda vücudun öncelikle ısıyı düşürmek için damarları genişlettiğini ve terlemeyi artırdığına değinen Prof. Dr. Güngen, "Bu süreçte ciddi sıvı ve elektrolit kaybı yaşanır. Beyin ise vücut sıcaklığını sabit tutabilmek için yoğun şekilde çalışır. Ancak vücut ısısı kontrol altına alınamazsa sinir hücreleri biyolojik strese girer, beyni koruyan kan-beyin bariyerinde bozulma meydana gelebilir. Bu durum kafa karışıklığı, baş dönmesi, halsizlik ve bayılmaya yol açabilir. Müdahale edilmediğinde ise kalıcı beyin hasarı veya koma gelişebilir" diye konuştu. "Sıcak havalarda migren atakları artabiliyor" Sıcak havaların baş ağrısı ve migreni tetikleyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Güngen, "Artan sıcaklık beyin damarlarında genişlemeye neden olurken, terlemeye bağlı gelişen sıvı ve elektrolit kaybı da baş ağrısını tetikleyebilir. Migren hastalarının beyni çevresel değişikliklere daha duyarlıdır. Ayrıca yaz aylarında uyku kalitesinin bozulması da migren ataklarının daha sık görülmesine neden olabilir" dedi. "Bilişsel performans düşüyor" Vücut sıcaklığındaki artışın beyin fonksiyonlarını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Güngen, "Yüksek sıcaklık sinir hücreleri arasındaki iletişimi yavaşlatabilir. Hafıza, dikkat ve algı süreçlerinde yavaşlama görülebilir. Hareketlerde yavaşlama, aşırı yorgunluk, huzursuzluk ve sinirlilik de sıcak havalarda sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alır" ifadelerini kullandı. "Sıcak çarpması kalıcı hasar bırakabilir" Sıcak çarpmasının tıbbi açıdan acil müdahale gerektiren bir tablo olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güngen, "Vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte beyin artık kendini koruyamaz hale gelir. Sinir hücrelerinin yapısı bozulabilir, beyin ödemi gelişebilir ve kalıcı nörolojik hasarlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle sıcak çarpması belirtileri ciddiye alınmalıdır" diye konuştu. "Susuzluk dikkat ve hafızayı olumsuz etkiliyor" Dehidratasyonun beyin fonksiyonlarını yavaşlattığını belirten Prof. Dr. Güngen, "Susuz kalan beyinde hücreler büzüşür ve hücreler arasındaki iletişim zayıflar. Ayrıca vücut stres hormonu olan kortizolü daha fazla salgılar. Bu durum öğrenme, hafıza ve dikkat üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Kişilerde odaklanma güçlüğü ve halk arasında 'beyin sisi' olarak tanımlanan zihinsel yorgunluk görülebilir" dedi. "Nörolojik hastalığı olanlar daha dikkatli olmalı" Sıcak havaların özellikle nörolojik hastalığı bulunan kişiler için daha büyük risk oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Güngen, "Epilepsi hastalarında nöbet sıklığı artabilir. İnme öyküsü bulunan kişilerde tansiyon dengesinin bozulması yeni bir inme riskini artırabilir. Demans, Parkinson ve diğer nörolojik hastalıklarda ise kafa karışıklığı, huzursuzluk ve bilişsel bozulmalar daha belirgin hale gelebilir" ifadelerini kullandı. "Uyku bozukluğu da beyni olumsuz etkiliyor" Yaz aylarında sıcak nedeniyle uyku kalitesinin bozulmasının beyin sağlığını da etkilediğini dile getiren Prof. Dr. Güngen, "Beyin gün içerisinde oluşan zararlı atıkları derin uyku sırasında temizler. Yetersiz uyku bu süreci olumsuz etkiler. Bunun sonucunda ertesi gün baş ağrısı, dikkat azalması, unutkanlık, zihinsel yorgunluk ve duygu durum değişiklikleri görülebilir" diye konuştu. "Çocuklar ve yaşlılar daha fazla risk altında" Çocuklar ve yaşlıların sıcak havanın beyin üzerindeki etkilerine karşı daha hassas olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngen, "Yaşlılarda vücut ısısını düzenleyen mekanizmalar zayıflarken, çocuklarda ise terleme sistemi tam olarak gelişmediği için vücut sıcaklığı daha hızlı yükselir. Bu nedenle her iki yaş grubunda da sıcak çarpması ve nörolojik etkiler daha sık görülebilir" dedi. "Beyni korumak için basit önlemler alınmalı" Beyin sağlığını korumak için özellikle sıcak saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Güngen, "11.00-16.00 saatleri arasında güneşe maruz kalınmamalı, bol su tüketilmeli, açık renkli kıyafetler ve şapka tercih edilmelidir. Çok sıcak bir ortamdan aşırı soğuk klimalı ortamlara ani geçişlerden kaçınılmalıdır. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler sıcak havalarda daha dikkatli olmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.

"Serinlemek isterken kas tutulması ve boyun ağrısına dikkat" Haber

"Serinlemek isterken kas tutulması ve boyun ağrısına dikkat"

Yanlış klima kullanımı boyun tutulmasından kas spazmına, sinir sıkışmasından yüz felci riskine kadar birçok sağlık sorununu tetikleyebiliyor. Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, özellikle yaz aylarında klimaların bilinçsiz kullanımının kas-iskelet sistemi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava, serinlemek için klima kullanımını kaçınılmaz hale getiriyor. Ancak doğru kullanılmayan klimalar, yalnızca konfor sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda kas-iskelet sistemi üzerinde önemli sağlık sorunlarına da zemin hazırlayabiliyor. Özellikle sıcak ortamdan aniden çok soğuk ortamlara geçilmesi veya klimanın doğrudan vücuda üflemesi, boyun tutulması, kas spazmı ve hareket kısıtlılığı gibi şikâyetlerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. "Ani sıcaklık farkı kasları olumsuz etkiliyor" Liv Hospital Ulus Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, sıcak havadan soğuk ortama ani geçiş yapan vücudun, ısı dengesini koruyabilmek için damarlarını hızla daralttığını belirterek, bu durumun özellikle boyun, sırt ve omuz bölgesindeki kaslarda spazm ve sertleşmeye yol açabileceğini söyledi. "Yaz aylarında en sık karşılaştığımız şikâyetlerden biri klima kaynaklı kas spazmlarıdır" diyen Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, şöyle devam etti: "Klimanın soğuk havasına uzun süre doğrudan maruz kalmak, özellikle boyun ve sırt kaslarında ağrı, tutulma ve hareket kısıtlılığına neden olabiliyor. Boyun ya da bel fıtığı gibi mevcut omurga rahatsızlığı bulunan kişilerde ise şikâyetler çok daha belirgin hale gelebiliyor." "Sabah boynunuzu çeviremiyorsanız nedeni klima olabilir" Klima çarpmasının en sık etkilediği bölgelerin başında boyun geldiğini belirten Uzm. Dr. Doğru, gece boyunca klima altında uyuyan ya da gün boyu klima akımına maruz kalan kişilerde "akut tortikolis" olarak adlandırılan ani boyun tutulmasının görülebildiğini ifade etti. Uzm. Dr. Doğru, "Bu durumda kişi sabah uyandığında başını çevirmekte zorlanabilir. Boyunda bıçak saplanır tarzda ağrı hissedilebilir, ağrı omuz ve kürek kemiğine yayılabilir. Bazı hastalarda baş ağrısı ve baş dönmesi de tabloya eşlik edebilir" dedi. "Her boyun tutulması basit bir kas spazmı olmayabilir" Klima çarpmasına bağlı gelişen boyun tutulmalarının çoğu birkaç gün içerisinde düzelirken, bazı belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Doğru, "Şikâyetler 48 saatten uzun sürüyorsa, ağrı kola doğru yayılıyorsa, uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gelişiyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir. Bu belirtiler sinir kökü basısı ya da boyun fıtığı gibi daha ciddi sorunların habercisi olabilir" dedi. Uzm. Dr. Doğru; ateş, şiddetli baş ağrısı ve boyun sertliğinin birlikte görülmesi durumunda ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. "Yüz felci riskini artırabilir" Halk arasında "klima çarpması yüz felci yapar" inanışının tamamen yanlış olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, uzun süre doğrudan soğuk hava akımına maruz kalmanın yüz sinirini besleyen küçük damarlarda geçici daralmaya neden olabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Doğru, "Özellikle araç kullanırken veya evde klima hava akımının doğrudan yüze yönlendirilmesi önerilmez. Tek başına klima yüz felcinin nedeni değildir ancak uzun süreli ve yoğun soğuk hava maruziyeti risk oluşturan faktörlerden biri olabilir" ifadelerini kullandı. "Klima doğru kullanılmalı" Klima kullanımında alınacak basit önlemlerin birçok sağlık sorununun önüne geçebileceğini belirten Uzm. Dr. Doğru, şu önerilerde bulundu: "Klima ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkı 5-7 dereceyi geçmemeli. Ortam sıcaklığı 22-24 derece arasında tutulmalı. Klima hava akımı doğrudan boyun, omuz ve yüz bölgesine yönlendirilmemeli. Gece klima açık uyunacaksa boynu destekleyen ortopedik yastık tercih edilmeli. Araç içinde klima kullanırken hava akımı doğrudan enseye veya yüze verilmemeli. Uzun süre masa başında çalışan kişiler düzenli aralıklarla boyun ve omuz germe egzersizleri yapmalı. Boyun tutulması 48 saati aşıyor, kola yayılan ağrı, uyuşma veya güç kaybı görülüyorsa mutlaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanına başvurulmalı." "Sorun klima değil, yanlış kullanım" Klimaların doğru sıcaklıkta ve uygun şekilde kullanıldığında sağlık açısından risk oluşturmadığını belirten Uzm. Dr. Yıldız Gonca Doğru, "Yaz aylarında serinlemek elbette önemli ancak klimanın bilinçsiz kullanımı kas-iskelet sistemi sorunlarını tetikleyebilir. Basit önlemlerle hem yaz sıcaklarından korunmak hem de boyun ve sırt sağlığını korumak mümkündür" diyerek sözlerini tamamladı.

EN BÜYÜK RİSK YAŞLILAR, ÇOCUKLAR VE HAMİLELERDE Haber

EN BÜYÜK RİSK YAŞLILAR, ÇOCUKLAR VE HAMİLELERDE

65 yaş üstü bireyler, bebek ve küçük çocuklar, hamileler, kronik hastalığı bulunanlar ile açık alanda çalışanların sıcak havalardan en fazla etkilenen gruplar arasında yer aldığını belirten Uzm. Dr Elyesa Karaca, vücudun terleme yoluyla kendini soğutma mekanizmasının aşırı sıcak ve yüksek nem nedeniyle yetersiz kalabildiği, bu durumun sıcak bitkinliği ve sıcak çarpmasına kadar ilerleyebilen ciddi sağlık tablolarına neden olabileceğini vurguladı. Güneşin en dik geldiği saatlerde dışarı çıkmayın Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr Elyesa Karaca, “Mecbur kalınması halinde ise açık renkli, ince ve bol kıyafetler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı, güneş koruyucu ürünler ihmal edilmemeli ve gölgede kalınmaya özen gösterilmeli” dedi. Susamayı beklemeden su için Sıcak havalarda terleme ile birlikte vücudun önemli miktarda sıvı ve mineral kaybettiğini belirten Uzm. Dr Elyesa Karaca, susama hissi oluşmasını beklemeden gün boyunca düzenli su tüketilmesini tavsiye etti. Günlük en az 2,5-3 litre su içilmesi önerilirken, aşırı çay, kahve ve şekerli-gazlı içeceklerin tüketiminin sınırlandırılması gerektiği ifade etti. Aşırı sıcakların en fazla etkilediği grupların başında yaşlılar geldiğini hatırlatan Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, özellikle kronik hastalığı bulunan yaşlıların gün içinde yakınları tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı ve tansiyon, kalp ile böbrek hastalarının kullandıkları bazı ilaçların sıcak havalarda sıvı kaybını artırabileceği belirtilirken, ilaç kullanımında doktor önerisi dışında değişiklik yapılmaması gerektiği hatırlattı. Çocuklar ve hamileler daha dikkatli olmalı Bebekler ve küçük çocukların vücut ısılarını yetişkinler kadar kolay dengeleyemediğine dikkat çeken Uzm. Dr Elyesa Karaca, çocukların uzun süre güneş altında bırakılmaması, sık sık su içmelerinin sağlanması ve araç içerisinde kesinlikle yalnız bırakılmamaları gerektiğini belirtti. Hamile kadınların ise sıcak havalarda daha fazla sıvı tüketmeleri, uzun süre ayakta kalmamaları, güneş altında bulunmamaları ve aşırı yorgunluktan kaçınmaları öneren Uzm. Dr Elyesa Karaca, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, mide bulantısı, kusma, nefes darlığı, hızlı nabız ve bilinç kaybı sıcak çarpmasının önemli belirtileri arasındadır. Bu belirtiler görüldüğünde kişinin vakit kaybetmeden serin bir ortama alınması, üzerindeki fazla giysilerin çıkarılması, soğuk uygulama yapılması ve acil sağlık desteği istenmesi gerekebilir.”

Hantavirüs salgına dönüşür mü? Haber

Hantavirüs salgına dönüşür mü?

Kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğüyle temas sonucu bulaşabilen hantavirüs, ağır vakalarda solunum yetmezliği, böbrek sorunları ve can kayıplarına yol açabiliyor. Uzmanlar özellikle uzun süre kapalı kalan alanların temizliği sırasında dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekiyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan, hantavirüsün toplum içinde kolay yayılan bir enfeksiyon olmadığını belirterek, “İnsandan insana bulaş yalnızca Güney Amerika’da görülen Andes virüsü ile ilişkilendirilmiştir. Avrupa ve Asya’daki türlerde böyle bir bulaş kanıtlanmamıştır” dedi. GRİP BELİRTİLERİYLE KARIŞABİLİYOR Depo, ahır, kiler, bağ evi ve uzun süre kullanılmayan yazlıklar riskli alanlar arasında yer alıyor. Bu alanlarda temizlik yapılırken virüs içeren partiküllerin havaya karışması enfeksiyon riskinin artırılabileceğine dikkati çeken Dr. Öğretim Üyesi Saliha Ayan, "Hantavirüs belirtileri çoğu zaman grip ile karıştırılabiliyor. Hastalığın ilk döneminde ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, bulantı ve kusma görülebiliyor. İlerleyen vakalarda ise nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi, tansiyon düşüklüğü ve böbrek yetmezliği gibi ağır tablolar gelişebiliyor" dedi. Uzmanlar, özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerde açıklanamayan ateş ve nefes darlığı görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor. Hantavirüse karşı kesin etkili bir antiviral tedavi ya da yaygın kullanılan bir aşı bulunmuyor. Bu nedenle korunma yöntemleri büyük önem taşıyor. Uzmanlar, riskli alanların önce havalandırılması gerektiğini, kemirgen dışkısı bulunan bölgelerin süpürülmemesi ve nemlendirilerek temizlenmesi gerektiğini belirtiyor. Temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılması, işlem sonrası ellerin mutlaka yıkanması öneriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.