Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Baş Ağrısı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Baş Ağrısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baş Ağrısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahar yorgunluğu ile başa çıkmanın yolları Haber

Bahar yorgunluğu ile başa çıkmanın yolları

Kış aylarında yavaşlayan metabolizmanın baharın gelişine ayak uyduramamasından kaynaklanan bahar yorgunluğu, ortalama iki-üç hafta süren halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik haliyle kendini gösteriyor. Medicana Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serdal Baysal, bahar yorgunluğunun belirtilerini şöyle anlattı: "Boyun, sırt, omuz ve yaygın eklem ağrıları, mide bağırsak sisteminde değişikliğe bağlı olarak mide ağrıları, şişlik, gaz, kabızlık ve ishal, iştah değişiklikleri, nöropsikiyatrik değişikliklere bağlı olarak sinirlilik, baş ağrısı, sıkıntı, uyku düzensizlikleri, cilt, kalp, tansiyon ve şeker hastalıklarında artış görülür. Bahar aylarında havadaki ısı, ışık, nem ve havadaki iyon değişikliklerine bağlı olarak insan metabolizmasında da değişiklikler olur. Hormonal değişikliklere bağlı olarak mide şikayetlerinde artış veya mide hastalıklarının nüksü, tansiyon ve şeker regülasyonunda bozulma görülebilir. Yine bahar aylarındaki hareket ve beslenme alışkanlığındaki değişiklik de bahar yorgunluğunun ortaya çıkmasına neden olabilir." Baharda vücudun vitamin ve mineral ihtiyacı artar Uzm. Dr. Serdal Baysal, açık havada yürüyüş yaparak, günlük duş almak, bol sıvı tüketmek, az ve sık aralıklarla beslenmek, vitamin ve mineral içeriği zengin içecek ve yiyecekler tüketmek, hobilerle uğraşmak, müzik dinlemek, sigara, alkol ve kafein içeren gıda tüketimini azaltmakla bahar yorgunluğundan korunalabileceğini kaydetti. Bahar yorgunluğuna karşı düzenli egzersiz, stres ve gürültüden uzak durma, manyetik ortamlardan uzak durma, cep telefonu ile uzun süre konuşmama, sağlıklı beslenme, düzenli ve yeterli sıvı tüketme, kola, alkol, çay ve kafein gibi metabolizmamızı uyaran sıvıları fazla tüketmeme gibi önlemlerin de alınabileceğini belirten Uzm. Dr. Baysal, şöyle devam etti: "Vücudun susuz kalması susuzluğun düzeyi ile bağlı olmakla birlikte yorgunluktan komaya kadar değişen ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Düzenli egzersiz olarak sabah veya akşam yürüyüşleri, bisiklet kullanma, jimnastik yapılabilir. Bahar aylarında vücudun vitamin ve mineral ihtiyacı arttığı için bol sebze ve meyve tüketilmeli. Sıcak havalarda artan su ihtiyacı nedeniyle günlük 2-3 litre sıvı alınmalı, alkollü ve kafeinli içecekler mümkün olduğunca az tüketilmeli, karbonhidratlı gıdalar yorgunluk ve dikkatsizliğe neden olduğu için az tüketilmeli. Ağır yemekler yerine sebzeli ve zeytinyağlı gıdalar tercih edilmeli, kavurma ve ızgara etler yerine de haşlama etler tüketilmelidir. Yorgunluk, bir hastalık değil bir şikayettir. Birçok hastalıkta yorgunluk ilk bulgu olabilir, bu nedenle uzun süren yorgunluklarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalı."

Geçmeyen baş ağrısının nedeni diş sıkma olabilir! Haber

Geçmeyen baş ağrısının nedeni diş sıkma olabilir!

Yapılan araştırmalar, kronik baş ağrısı yaşayan bazı kişilerde altta yatan nedenin diş sıkma ve çene kası problemleri olabileceğini gösteriyor. Diş Eti Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Dr. Dt. Çağdaş Çağlar Laçin’e göre toplumda her 5 kişiden birinde diş sıkma alışkanlığı görülebiliyor ve bu durum çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebiliyor. Özellikle sınav stresi yaşayan öğrenciler ile yüksek stresli işlerde çalışan kişilerde bu risk daha belirgin hale geliyor. Laçin, kronik baş ağrılarının her zaman nörolojik veya sinüs kaynaklı olmayabileceğine dikkat çekerek, yapılan tetkiklerin normal çıkmasına rağmen devam eden ağrılarda çene ve diş kaynaklı sorunların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Baş ağrısının bazı kişilerde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren kronik bir soruna dönüşebildiğini belirten Laçin şu değerlendirmede bulundu: “Stres, uykusuzluk, göz yorgunluğu ve sinüs problemleri en bilinen nedenler arasında yer alıyor. Ancak tüm muayene ve tetkiklere rağmen açıklanamayan baş ağrılarında diş sıkma ve çene kası problemleri göz ardı edilmemeli. Özellikle yüksek stresli işlerde çalışan kişilerde ve sınav dönemindeki öğrencilerde bruksizm oldukça yaygın görülüyor. Son yıllarda stres düzeyinin artmasıyla bu şikayetlerde belirgin bir artış gözlemliyoruz.” Uyurken diş sıkmak baş ağrısının en sık görülen nedenlerinden biri Diş sıkma ve gıcırdatmanın çoğu zaman kişinin farkında olmadan, özellikle uyku sırasında gerçekleştiğini aktaran Laçin, bu durumun zamanla kas hafızasına yerleşerek gündüz saatlerinde de devam edebildiğini ifade etti. “Dişler normalde yalnızca yemek yerken kuvvetli şekilde temas eder. Gün içinde üst ve alt dişler arasında istirahat pozisyonu dediğimiz bir boşluk bulunması gerekir. Sürekli temas kaslarda aşırı yüklenmeye yol açar. Bu da şakak, ense kökü, elmacık kemiği ve alın bölgesinde kronik baş ağrılarına neden olabilir.” Dr. Laçin, ayrıca sabah yorgun uyanma, çene ekleminden ses gelmesi, diş hassasiyeti, kulak ağrısı ve diş eti birleşim bölgelerinde sızlama gibi şikâyetlerin de diş sıkmaya eşlik edebileceğini belirtti. Diş sıkmanın nedenleri ve belirtileri de dikkate alınmalı Diş sıkma probleminin tek bir nedene bağlı gelişmediğini ifade eden Laçin, stres, kaygı, yoğun yaşam temposu ve uyku düzensizliklerinin en sık görülen nedenler arasında yer aldığını söyledi. Bazı kişilerde horlama veya uyku apnesi gibi uyku bozukluklarının da diş sıkmayı tetikleyebildiğini belirten Laçin, hafif düzeyde bruksizmin her zaman tedavi gerektirmeyebileceğini ancak sık ve şiddetli görüldüğünde önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı. Dr. Laçin, diş sıkmanın çoğu zaman kişinin farkında olmadan geliştiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: “Uyku sırasında diş gıcırdatma veya sıkma sesleri, aşınmış ya da çatlamış dişler, diş hassasiyetinde artış, çene ve yüz bölgesinde ağrı, çene ekleminde zorlanma ya da kulakta herhangi bir problem olmamasına rağmen hissedilen ağrı bruksizmin önemli belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtileri yaşayan kişilerin diş hekimi muayenesini geciktirmemesi gerekir.” Diş sıkma tedavisiyle baş ağrıları kontrol altına alınabiliyor Tedavi sürecinin genellikle zor olmadığını belirten Laçin, doğru tanı sonrası kişiye özel hazırlanan okeson splinti uygulamasıyla çene kaslarının üzerindeki yükün azaltılabildiğini söyledi. Stres yönetimi, fizyoterapi uygulamaları ve bazı durumlarda botulinum toksin uygulamalarının da tedaviyi destekleyebileceğini dile getirdi. Laçin, nedeni bulunamayan kronik baş ağrılarında yalnızca ağrının hissedildiği bölgeye odaklanmak yerine çene ve diş sağlığının da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: “Erken teşhis hem baş ağrılarının azalmasını hem de diş ve çene sağlığının korunmasını sağlar. Uzun süredir nedeni bulunamayan baş ağrısı yaşayan kişilerin diş hekimi muayenesini ihmal etmemesi önemli.”

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybını etkiliyor Haber

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybını etkiliyor

Göz içerisindeki sıvı basıncının artması sonucu göz sinirinin zarar görebileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Kaplan, "Glokom, göz içi sıvısının yeterli şekilde dışarı boşaltılamaması sonucu göz içi basıncının yükselmesiyle ortaya çıkar. Bu basınç artışı zamanla görmeyi sağlayan göz siniri hücrelerinde hasara neden olur. Tedavi edilmediğinde ise geri dönüşü olmayan görme kaybı gelişebilir. Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir ve tespit edilen her 10 hastadan yaklaşık birinde körlüğe kadar ilerleyebilen ciddi sonuçlar doğurabilir" dedi. Glokomun en önemli tehlikesi Glokomun çoğu zaman sinsi şekilde ilerlediğine dikkat çeken Op. Dr. Ayşe Kaplan, "Glokom çoğu hastada belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerler. Bazı hastalarda baş ağrısı, görme alanında daralma, göz çevresinde ağrı veya ışıkların etrafında renkli halkalar görme gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Ancak hastalığın büyük bölümünde kişiler görme kaybı oluşana kadar herhangi bir belirti fark etmeyebilir" dedi. Bu kişiler daha fazla risk altında Op. Dr. Ayşe Kaplan, bazı kişilerin glokom açısından daha yüksek risk grubunda yer aldığını belirterek,"40 yaş üzerindeki bireyler, ailesinde glokom bulunan kişiler, diyabet hastaları, hipertansiyon veya hipotansiyonu olanlar, yüksek miyopisi bulunan kişiler, damar hastalığı olanlar, uzun süreli kortizon kullanan bireyler, glokom açısından daha dikkatli olmalı, özellikle aile öyküsü olan bireylerde hastalığın daha sık görüyoruz. 40 yaşına kadar üç yılda bir, 40 yaşından sonra ise iki yılda bir düzenli göz muayenesi yaptırılmasını öneriyoruz. Genetik risk taşıyan, diyabet veya hipertansiyon gibi hastalıkları bulunan kişilerin ise yılda en az bir kez göz kontrolünden geçmeleri büyük önem taşıyor" dedi. Glokom tedavisinde farklı yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Op. Dr. Ayşe Kaplan, tedavi seçenekleri hakkında, "Glokom tedavisinde ilaç tedavisi, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Hastalığın evresine ve hastanın durumuna göre tedavi planı belirlenir. İlaç tedavisinde düzenli kullanım tedavinin başarısı açısından son derece önemlidir. Gerekli durumlarda lazer veya cerrahi yöntemler de başarılı sonuçlar verebilmektedir. Özellikle geç tanı konulan veya ilaç kullanımının yeterli olmadığı durumlarda cerrahi yöntemlerin etkili bir seçenektir" dedi.

Ramazan ayında baş ağrısını önlemenin yolları Haber

Ramazan ayında baş ağrısını önlemenin yolları

Özellikle migren hastalarının Ramazan ayının ilk günlerinde daha sık ve şiddetli baş ağrısı yaşayabildiğini ancak bunun önlenmesinin de mümkün olabileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, "Ramazan ayında baş ağrısını azaltmak için beslenme ve sıvı tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor. İftar ve sahurda protein içeren besinler tercih edilmeli. Katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durulmalı. Daha önce baş ağrısını tetiklediği bilinen gıdalardan kaçınılmalı. İftar ile sahur arasında aralıklarla bol su tüketilmeli. Bu yaklaşık 2 litre veya üzeri olmalıdır. Sahur öğünü atlanmamalı ve uyku düzeni korunmalı. Baş ağrısını önlemek amacıyla sahurda ağrı kesici kullanımının yalnızca ilk günlerde sınırlı olarak düşünülebilir" dedi. Ramazan ayında baş ağrısı atakları sıklaşan migren hastalarında koruyucu tedavilerin uygulanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Uzar, "Ayda 7-8 günden fazla baş ağrısı yaşayan migren hastalarında botulinum toksin uygulamaları veya migren aşısı olarak bilinen önleyici tedaviler baş ağrısı sıklığını azaltmada etkili olabilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda baş ve boyun bölgesindeki ağrılı noktalara yapılan lokal tedaviler ve destekleyici yöntemler de fayda sağlayabilir" diye konuştu. Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, Ramazan ayında baş ağrısı yaşayan kişilerin yaşam tarzı düzenlemelerine dikkat etmeleri ve şikâyetlerin sıklaşması durumunda mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmaları gerektiğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.