Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Bağışıklık Sistemi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Bağışıklık Sistemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağışıklık Sistemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilinç bulanıklığı ve ani davranış değişiklikleri beyin iltihabının habercisi olabilir Haber

Bilinç bulanıklığı ve ani davranış değişiklikleri beyin iltihabının habercisi olabilir

Bilinç bulanıklığı, ani davranış değişiklikleri ve unutkanlık çoğu zaman stres ya da yorgunlukla ilişkilendirilse de bu belirtiler hayati risk taşıyan beyin iltihabının habercisi olabilir. Özellikle ateşle birlikte ortaya çıkan nörolojik bulguların acil değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Eren Toplutaş, "Gecikilen her saat hastalığın seyrini ağırlaştırabilir" dedi. Beyin iltihabı, hem ani başlayan ağır belirtilerle hem de haftalar içinde sinsi ilerleyen bulgularla ortaya çıkabilen ciddi bir hastalık olarak dikkat çekiyor. Özellikle davranış değişiklikleri ve bilinçte dalgalanma gibi belirtiler hafife alınmaması gerekiyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Eren Toplutaş, erken müdahalenin süreci farklı bir boyuta taşıdığının altını çizerek önemli uyarılarda bulundu. Ateş ve bilinç değişikliği birlikteyse dikkat Beyin iltihabının (ensefalit) en sık nedeninin enfeksiyonlar olduğunu belirten Dr. Toplutaş, "Virüsler ve bakteriler nedeniyle gelişen beyin iltihabı genellikle ani başlar ve yüksek ateş, bilinç değişikliği, davranış bozukluğu, konuşma güçlüğü ve motor kayıplarla kendini gösterir. Bu tablo acil müdahale gerektirir ve tedavi süreci acil servisten itibaren başlatılmalıdır" dedi. Hastalığın her yaş grubunda görülebildiğini vurgulayan Dr. Toplutaş, etkenin belirlenmesiyle birlikte antiviral veya antibiyotik tedavilerin hızla başlandığını ifade etti. Tedavi gecikirse kalıcı hasar bırakabilir Tedavide gecikmenin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Dr. Toplutaş, "Bu hastalık tedavi edilmediğinde yalnızca ölüm riski oluşturmaz, aynı zamanda kalıcı nörolojik hasarlara, yani felç, konuşma bozukluğu ve bilişsel kayıplara da neden olabilir" diye konuştu. Bu nedenle belirtilerin erken fark edilmesinin ve hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Beyin iltihabı yalnızca enfeksiyon kaynaklı olmadığını belirten Dr. Toplutaş, son yıllarda daha sık tanı konulan otoimmün ve paraneoplastik ensefalitlere dikkat çekti. "Bu grupta hastalık ani değil, haftalar hatta aylar içinde gelişir. Unutkanlık, davranış değişiklikleri, konuşma bozukluğu, dengesizlik ve epileptik nöbetler gibi belirtilerle ortaya çıkabilir" dedi. Bağışıklık sistemi ve kanser etkili olabilir Bu tür beyin iltihabı mikrobik bir etken bulunamadığını belirten Dr. Toplutaş, "Bazı durumlarda bağışıklık sisteminin aşırı çalışması beyin dokusuna zarar verebilir. Bazı hastalarda ise vücutta bulunan bir kanserin ürettiği anormal proteinler beyin iltihabına neden olabilir. Bu nedenle bu hastalarda altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Beyin iltihabında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Toplutaş, "Ani gelişen bilinç değişikliği, ateş, davranış bozukluğu veya nöbet gibi durumlarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.

Bağışıklık Sisteminiz Gözlerinize Saldırabilir mi? Haber

Bağışıklık Sisteminiz Gözlerinize Saldırabilir mi?

Vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin bazen kendi dokularını hedef alabildiği biliniyor. Peki ya gözlerimiz? Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Berna Başarır, bağışıklık sistemi ile göz sağlığı arasındaki özel ilişkiyi ve otoimmün göz hastalıklarının bilinmeyenlerini anlattı. Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemi, çoğu zaman bizi enfeksiyonlara karşı korusa da bazı durumlarda kontrolden çıkarak sağlıklı dokulara saldırabiliyor. Bu durum göz gibi hassas organlarda gerçekleştiğinde ise ciddi görme kayıplarına yol açabiliyor. Gözlerin vücutta "bağışıklık ayrıcalığına" (immuneprivilege) sahip özel alanlar olduğunu belirten Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi Hekimlerinden Prof. Dr. Berna Başarır, bağışıklık sisteminin gözle olan karmaşık ilişkisi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. "Gözlerimiz Bağışıklık Sisteminden Gizli Değil, Özel Olarak Korunuyor" Halk arasında "bağışıklık sisteminin gözlerin varlığından haberi olmadığı" yönündeki yaygın şehir efsanesine değinen Prof. Dr. Başarır, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sanılanın aksine gözlerimiz bağışıklık sistemimizden tamamen saklanmış veya 'gizlenmiş' değildir. Aksine, göz içinde makrofajlar, dendritik hücreler ve T hücreleri gibi özel bağışıklık hücreleri sürekli görev yapar. Göz, görme yetimizi koruyabilmek adına aşırı iltihabi (enflamatuar) reaksiyonları sınırlandıran özel bir koruma mekanizmasına sahiptir. Kan-retina bariyeri ve göz içi anti-enflamatuar ortam sayesinde bağışıklık yanıtları kontrol altında tutulur. Ancak bu hassas denge bozulduğunda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar." Koruma Kalkanı Ne Zaman Kırılır? Gözün doğal koruma kalkanının bazı tetikleyiciler nedeniyle zayıflayabileceğini belirten Prof. Dr. Başarır,otoimmün süreçlerin nasıl başladığını şöyle özetledi: "Genetik yatkınlık, geçirilmiş enfeksiyonlar, çevresel faktörler, ağır stres ve toksinler bağışıklık sisteminin toleransını bozabilir. Sistem, vücudun kendi göz dokularını yabancı bir tehdit gibi algılamaya başladığında otoimmün göz hastalıkları tetiklenir." Hangi Hastalıklar Gözü Hedef Alıyor? Prof. Dr. Başarır,bağışıklık sisteminin kontrolden çıkmasıyla ortaya çıkan veya gözü etkileyen temel rahatsızlıkları sıraladı: Üveit: Gözün orta katmanının (üvea) iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına ve körlüğe neden olabilir. Sjögren Sendromu ve Şiddetli Kuru Göz: Bağışıklık sisteminin gözyaşı bezlerine saldırması sonucu göz yüzeyinde ciddi kuruluk ve tahriş oluşur. Graves (Tiroit Göz) Hastalığı:Tiroit bozukluğuna bağlı olarak göz arkasındaki dokuların ve kasların şişmesiyle gözlerin öne fırlamasına (ekzoftalmi) yol açar. Optik Nörit (Multipl Skleroz İlişkili): Görme sinirinin iltihaplanması sonucu ani görme kayıpları ve göz hareketleriyle oluşan ağrılar görülebilir. Behçet Hastalığı, Sarkoidoz ve OtoimmünRetinopati: Üveitler içinde değerlendirilir. Damarları ve ağ tabakayı (retina) etkileyen son derece ciddi otoimmün tablolardır. Erken Teşhis Görme Yetinizi Kurtarır Gözde oluşan ağrı, kızarıklık, ışığa karşı aşırı hassasiyet, bulanık görme, uçuşan cisimler veya kronik kuruluk gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Başarır, sözlerini şöyle tamamladı: "Göz hastalıklarında erken teşhis, doku hasarı kalıcı hale gelmeden müdahale edebilmemiz açısından hayati önem taşır. Özellikle bilinen bir otoimmün rahatsızlığı olan veya nedeni açıklanamayan göz şikayetleri yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden detaylı bir göz muayenesinden geçmesi gerekir. Günümüzde gelişen immunoterapi ve modern tedavi yöntemleriyle bağışıklık kaynaklı göz hasarlarının önüne geçmek mümkündür."

Kedi ve köpek ısırığını da tırmalamasını da hafife almayın Haber

Kedi ve köpek ısırığını da tırmalamasını da hafife almayın

Kedi ve köpeklerle temas sırasında meydana gelen ısırık ve tırmalamalar, günlük hayatta sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor. Çoğu zaman küçük bir çizik veya birkaç diş izi olarak değerlendirilen bu yaralanmalar, özellikle derinin bütünlüğünün bozulduğu durumlarda enfeksiyon açısından önem taşıyor. Uzm. Dr. Aslı Özer, hayvan ısırığı ve tırmalamalarında enfeksiyon, kuduz ve tetanoz riskine karşı önemli uyarılarda bulundu. Medicana Ataköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Aslı Özer, yaranın büyüklüğünün her zaman riskin göstergesi olmadığını belirterek, "Bir ısırığın ya da tırmalamanın küçük görünmesi bizi yanıltmamalı. Hayvanların ağız ve tırnaklarında bulunan mikroorganizmalar, ciltte oluşan küçük bir açıklıktan dahi dokulara ulaşabilir" dedi. Kedi ısırığı küçük, riski büyük olabilir "Kedi ısırıklarında yaranın dışarıdan nasıl göründüğüne bakarak karar vermemek gerekir. Derin dokulara ulaşan bir ısırık, başlangıçta çok küçük bir yara şeklinde görülebilir ancak saatler içinde enfeksiyon gelişebilir" diyen Dr. Özer, "Hayvan tırmalamaları da ihmal edilmemeli. Özellikle kedi tırmalamalarında Bartonella henselae bakterisinin neden olduğu kedi tırmalama hastalığına dikkat edilmelidir. Ancak her kedi tırmalaması kedi tırmalama hastalığına yol açmamakla birlikte tırmalama sonrasında yaranın olduğu bölgede küçük bir lezyonun ardından lenf bezlerinde şişme, hassasiyet, ateş veya halsizlik gelişirse mutlaka hekime başvurulmalıdır" şeklinde görüş verdi. Kızarıklık ilerliyorsa dikkat Hayvan temasından sonra enfeksiyon geliştiğinde yaranın çevresinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve ağrı görülebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Özer, "İrinli akıntı, ateş, halsizlik veya kızarıklığın yara bölgesinden çevre dokulara doğru ilerlemesi ise daha ciddi enfeksiyon belirtileri olabilir. Özellikle el, parmak, yüz, ayak ve eklem çevresindeki yaralanmaların daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ile bazı kronik hastalıkları bulunan kişilerin de enfeksiyon açısından daha yüksek risk taşıyabilir" diye konuştu. İlk müdahale: Bol su ve sabun Isırık veya tırmalama sonrasında yapılması gereken ilk uygulamanın yara bölgesini bol su ve sabunla iyice temizlemek olduğunu belirten Uzm. Dr. Aslı Özer, yaranın gelişigüzel şekilde kapatılıp beklenmemesi gerektiğini söyledi ve devam etti: "İlk müdahale çok önemli. Yara mümkün olduğunca erken ve bol su ve sabunla temizlenmeli. Ancak bunun ardından özellikle deriyi delen, derin, el-yüz bölgesinde bulunan yaralanmalarda sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Hekim yaranın durumuna göre enfeksiyon, tetanoz ve kuduz açısından değerlendirme yapacaktır." Her ısırığa antibiyotik gerekmiyor Hayvan ısırığı veya tırmalaması sonrasında antibiyotiğin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini de belirten Uzm. Dr. Aslı Özer, antibiyotik kararının yaranın özelliklerine ve kişinin risk durumuna göre hekim tarafından verilmesi gerektiğini söyledi. Hayvan yaralanmalarında bakteriyel enfeksiyon kadar kuduz riskinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Özer, özellikle hayvanın sahipsiz olması, aşı durumunun bilinmemesi, olağan dışı davranış göstermesi veya gözlem altına alınamaması durumunda sağlık kuruluşuna başvurmanın önemine dikkat çekerek, "Evcil hayvan olduğu için kuduz riski kesinlikle yoktur şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Kuduz açısından değerlendirme; hayvanın türü, aşı durumu, temasın şekli, hayvanın gözlenip gözlenememesi ve bölgedeki epidemiolojik durum gibi birçok faktör dikkate alınarak yapılmalıdır" şeklinde konuştu. Tetanoz aşısı kontrol edilmeli Hayvan yaralanmalarında bir diğer önemli konunun tetanoz olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Aslı Özer, "Isırık veya tırmalama sonrasında yalnızca kuduzu düşünmemek gerekir. Yaranın niteliğine ve kişinin aşı geçmişine göre tetanoz açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Isırığın veya tırmalamanın boyutu bize her zaman enfeksiyon riskini göstermez. Özellikle kedi ısırıklarında ve el-parmak bölgesindeki yaralanmalarda daha dikkatli olunmalıdır. Yara çevresinde giderek artan kızarıklık, şişlik, ağrı, ısı artışı, akıntı veya ateş gelişirse beklenmemelidir. Ayrıca kuduz ve tetanoz açısından gerekli değerlendirme zamanında yapılmalıdır" dedi. Hayvan ısırdı ya da tırmaladıysa 5 altın kural Yarayı hemen bol su ve sabunla temizleyin. Yaranın küçük olması nedeniyle riski küçümsemeyin. Kuduz ve tetanoz açısından sağlık kuruluşunda değerlendirilin. Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmayın. Kızarıklık, şişlik, ağrı, akıntı veya ateş gelişirse beklemeyin.

VİTAMİN EKSİKLİKLERİ HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR Haber

VİTAMİN EKSİKLİKLERİ HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR

Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, vitamin eksikliklerinin dünya genelinde oldukça yaygın görüldüğünü belirterek, erken teşhis ve doğru tedaviyle çoğu eksikliğin önlenebilir ve kontrol altına alınabilir olduğunu söyledi. Vitaminlerin, vücudun ihtiyaç duyduğu ancak çok küçük miktarlarda alınmasına rağmen hayati görevler üstlenen mikro besinler olduğunu ifade eden Uzman Dr. Elyesa Karaca, eksikliklerin yalnızca yetersiz beslenmeye bağlı gelişmediğini vurguladı. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Kişi düzenli ve sağlıklı beslendiğini düşünse bile bazı hastalıklar, ilaç kullanımı, sindirim sistemi sorunları ya da emilim bozuklukları nedeniyle vitamin eksikliği yaşayabilir. Bu nedenle uzun süren şikâyetler dikkate alınmalı ve mutlaka değerlendirilmelidir” dedi. Vitamin eksikliği belirtileri Vitamin eksikliklerinin belirtilerinin hangi vitaminin eksik olduğuna ve eksikliğin derecesine göre değişebildiğini belirten Uzman Dr. Elyesa Karaca, bazı işaretlerin toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman farklı nedenlere bağlandığını söyledi. Sürekli yorgunluk hissi, halsizlik, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü ve unutkanlığın bazı vitamin eksikliklerinin habercisi olabileceğini belirten Dr. Elyesa Karaca, ciltte kuruluk, döküntü, saç dökülmesi ve tırnak kırılmalarının da önemli belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. Görme problemleri, gece görmede zorlanma, kas güçsüzlüğü, denge kaybı, ellerde ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma gibi sinir sistemi belirtilerinin de vitamin eksikliğine işaret edebileceğini kaydeden Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, duygu durum değişiklikleri, huzursuzluk ve depresif hislerin de bazı vitamin yetersizliklerinde ortaya çıkabileceğini dile getirdi. Her eksiklik yalnızca beslenmeyle ilgili değil Vitamin eksikliklerinin yalnızca yanlış beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmadığını vurgulayan Uzman Dr. Elyesa Karaca, birçok farklı sağlık sorununun da bu tabloya neden olabileceğini söyledi. Özellikle mide ve bağırsak sistemi hastalıkları, uzun süreli aşırı alkol kullanımı, bazı genetik hastalıklar ve bağışıklık sistemi sorunlarının vitamin emilimini olumsuz etkileyebildiğini belirten Dr. Elyesa Karaca, vegan ve vejetaryen beslenme biçiminde de bazı vitaminlerin yeterli alınamama riskinin bulunduğunu ifade etti. Bazı ilaçların da vitamin düzeylerini etkileyebildiğini dile getiren Dr. Elyesa Karaca, özellikle diyabet ilaçları, bazı antibiyotikler ve mide-bağırsak sistemi üzerinde etkili ilaçların uzun süreli kullanımında doktor kontrolünün önemli olduğunu söyledi. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Özellikle D vitamini eksikliği güneş ışığından yeterince yararlanamayan kişilerde daha sık görülüyor. B12 vitamini eksikliği ise vegan beslenen bireylerde ve emilim problemi yaşayan hastalarda daha yaygın karşımıza çıkabiliyor” diye konuştu. Tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabiliyor Vitamin eksikliklerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzman Dr. Elyesa Karaca, tedavi edilmeyen bazı eksikliklerin sinir hasarı, bağışıklık sisteminin zayıflaması, görme kaybı ve nörolojik problemlere kadar ilerleyebileceğini söyledi. Bazı vitamin eksikliklerinin çocuklarda büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebildiğini, gebelik döneminde ise doğumsal anomaliler riskini artırabildiğini belirten Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Elyesa Karaca, bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini ifade etti. Basit bir kan testiyle tespit edilebiliyor Vitamin eksikliklerinin çoğu zaman kan testleriyle kolaylıkla saptanabildiğini belirten Uzman Dr. Elyesa Karaca, düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti. Uzman Dr. Elyesa Karaca, “Bazı vitamin eksiklikleri aylar boyunca belirti vermeyebilir. Bu nedenle yalnızca şikâyet olduğunda değil, rutin kontroller sırasında da vitamin düzeylerinin değerlendirilmesi önemlidir. Erken teşhis, olası kalıcı hasarların önüne geçebilir” dedi. Vitamin eksikliklerini önlemenin en etkili yolunun dengeli ve çeşitli beslenme olduğunu söyleyen Uzman Dr. Elyesa Karaca, sebze, meyve, kaliteli protein kaynakları ve vitamin yönünden zengin besinlerin düzenli tüketilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Doktor önerisi olmadan bilinçsiz vitamin kullanımının doğru olmadığını vurgulayan Dr. Elyesa Karaca, “Her eksiklik aynı değildir. Kişinin ihtiyacına göre planlanan tedavi daha etkili sonuç verir. Bu nedenle vitamin takviyeleri mutlaka uzman kontrolünde kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri Haber

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri

Yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri, içerdikleri vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı beslenmede önemli bir yer tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz meyvelerinin faydalarını ve tüketilmesi gereken ideal porsiyonları değerlendirdi. Eren, özellikle sıcak havalarda su içeriği yüksek meyvelerin vücudun sıvı ihtiyacının karşılanmasına destek olduğunu belirterek, porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti. KARPUZ: SIVI DESTEĞİ VE ANTİOKSİDAN KAYNAĞI Yüzde 90'ın üzerinde su içeren karpuzun yaz aylarında vücudun sıvı dengesine katkı sağladığını belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak kalınlığında iki dilim olduğunu ifade etti. A, B6 ve C vitamini bakımından zengin olan karpuzun, potasyum ve magnezyum içeriğiyle kas kramplarının hafifletilmesine yardımcı olabileceği belirtildi. Kırmızı rengini veren likopenin ise kalp-damar sağlığı başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına karşı koruyucu etkiler gösterebildiği aktarıldı. KİRAZ: KONTROLLÜ TÜKETİM ÖNERİLİYOR Kiraz için önerilen ideal porsiyonun 13-15 adet iri boy olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, bu meyvenin vitamin ve mineral içeriğiyle sağlıklı beslenmeye katkı sunduğunu ifade etti. Çileğin C vitamini başta olmak üzere birçok vitamin ve mineral içerdiğini belirten Eren, ideal tüketim miktarının 7-8 iri veya 15 orta boy çilek olduğunu söyledi. Çilekte bulunan ellagik asit, antosiyanin ve kuersetin gibi antioksidan bileşenlerin vücudu oksidatif strese karşı destekleyebileceği belirtilirken, alerjisi olan kişilerin dikkatli olması gerektiği vurgulandı. ÜZÜM: KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA DESTEK Üzümün resveratrol, antosiyanin ve fenolik bileşenler açısından zengin olduğunu aktaran Eren, ideal porsiyonun 20 iri veya 25-30 küçük boy üzüm olduğunu belirtti. Özellikle siyah üzümde bulunan resveratrolün kalp ve damar sağlığını destekleyici özellikleriyle öne çıktığını ifade eden Eren, yüksek glisemik indeks nedeniyle diyabet hastalarının porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerektiğini kaydetti. KAVUN: SU VE LİF KAYNAĞI Kavunun yüksek su ve lif içeriğiyle sindirim sistemini desteklediğini belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak genişliği ve uzunluğunda iki dilim olduğunu söyledi. C vitamini, beta karoten, lutein ve zeaksantin gibi bileşenler içeren kavunun bağışıklık sistemi ve göz sağlığına katkı sağlayabileceği ifade edilirken, diyabetli bireylerin tüketim miktarına dikkat etmesi gerektiği belirtildi. ERİK: SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR Erik için önerilen ideal porsiyonun 9-10 adet olduğunu belirten Eren, yüksek lif içeriği sayesinde tokluk hissini artırdığını ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olabileceğini söyledi. C, A ve K vitaminleri ile çeşitli mineraller içeren eriğin, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı ve cilt sağlığı açısından da destekleyici özellikler taşıdığı aktarıldı. Uzmanlar, yaz meyvelerinin sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabileceğini ancak özellikle diyabet, tansiyon ve benzeri kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin porsiyon miktarlarına dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.

Bağışıklık sistemi değişti! Kadınlar daha çok hissediyor Haber

Bağışıklık sistemi değişti! Kadınlar daha çok hissediyor

Science Immunology Dergisi’nde yayımlanan “Monocyte-derived IL-10 drives sex differences in pain duration” başlıklı yazıda enfeksiyon sonrası gelişen ağrının cinsiyetler arasındaki süre farkı fareler üzerinden inceledi. Araştırmaya göre ağrı kontrolünde etkili olan, vücudumuzun bağışıklık hücreleri tarafından üretilen, sitokin olarak bilinen özel bir protein türü olan IL-10’un, erkeklerde daha yüksek olduğu kanıtlandı. Bu protein, ağrının hafiflemesinde hayati bir öneme sahip. Kadın hastaların rehabilitasyon süreci daha hassas planlanmalı Ağrının oluşum mekanizmasının karmaşık bir süreç ve hekimliğin ağrı dindirme sanatı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Göçmen, yıllarca kadın hastaların kronik ağrı şikayetlerinin klinik ortamlarda yeterince ciddiye alınmadığını ya da hastanın duygusal durumlarıyla açıklandığını hatırlatarak, “Ancak bu yeni araştırmaya göre ortada somut bir bağışıklık sistemi farkı var. Kadınların ağrısı daha uzun sürüyor çünkü vücutları o ağrıyı kapatacak biyolojik mekanizmaya erkekler kadar kolay erişemiyor. Bu bulgular, kadın hastalarımızda ameliyat sonrası rehabilitasyon süreçlerini çok daha hassas planlamamız gerektiğini gösteriyor” açıklamasında bulundu. Kadınlarda ağrıyı dindiren alarm daha geç devreye giriyor Vücudumuzdaki yaralanma sonrası oluşan ağrıyı dindirmek için bağışıklık sisteminin bir noktada dur alarmı vermesi gerekiyor. Prof. Dr. Selçuk Göçmen, erkeklerdeki hormonların bu sinyali veren IL-10 proteinini artırdığını belirterek, “Erkeklerdeki hormonal destek, ağrıyı durduran doğal bir mekanizmayı tetikliyor. Kadınlarda ise bu destek daha zayıf olduğu için ağrı sinyali daha uzun süre açık kalıyor” diye konuştu. Kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri yeni standart olacak Son yıllarda araştırmacıların ‘tek tip ağrı tedavisi’ yaklaşımının hatalı olduğunu vurgulayarak cinsiyete özgü ağrı mekanizmalarını, hormon döngüsüne göre hazırlanan tedavi planlarını, bağışıklık sistemi temelli ağrı kontrolünü ve kişiselleştirilmiş analjezi yöntemlerini kapsayan yeni bir yaklaşımı savunduklarının altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bilimsel çalışmalar, kadınların ağrıyı daha yoğun hissetmekten ziyade, biyolojik olarak farklı işleyen bir sinir-bağışıklık sistemi nedeniyle bu süreci daha uzun yaşadığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu önemli bulgu, ağrı tedavisinde cinsiyete özel yaklaşımların gerekliliğini net bir şekilde gündeme taşımak anlamına geliyor. Sonuç olarak kadınların ağrıyı daha uzun süreli tecrübe etmesi psikolojik veya kültürel bir durum değil, tamamen nöro-hormonal bir gerçeklik” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Göçmen, “Hastanın sadece şikayetine değil, biyolojik kimliğine de odaklanan kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önümüzdeki dönemde standart hale geleceğine inanıyorum” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.