Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Bağımlılık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Bağımlılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağımlılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pozitif psikoloji dünyası İstanbul'da buluşacak Haber

Pozitif psikoloji dünyası İstanbul'da buluşacak

Uluslararası Pozitif Psikoloji Derneği (IPPA), dünyanın önde gelen pozitif psikoloji buluşmalarından biri olan Dünya Pozitif Psikoloji Kongresi’nin 10’uncusunu İstanbul’da gerçekleştirmeye hazırlanıyor. 7-10 Temmuz 2027 tarihlerinde düzenlenecek kongre, pozitif psikoloji alanında dünyanın farklı ülkelerinden uzmanları Türkiye’de bir araya getirecek. ‘Kültürlerin Buluştuğu Yerde İnsanlık Yeşerir’ temasıyla gerçekleştirilecek kongrede, hızla değişen dünyada bireylerin, toplulukların, kurumların ve toplumların kültürlerarası etkileşim içinde nasıl gelişebileceği masaya yatırılacak. 10. Dünya Pozitif Psikoloji Kongresi’nin teması, içeriği ve programına ilişkin ayrıntıları IPPA Başkan Adayı ve Kongre Başkanı Dr. Tayyab Rashid başta olmak üzere Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İbn Haldun Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özcan Erkan Akgün ile Burkon Turizm ve Kongre Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker’in yanı sıra akademisyenlerin katılımıyla Hilton İstanbul Bomonti Hotel’de düzenlenen basın brifingi ve tanışma resepsiyonunda paylaşıldı. Toplantıda konuşan ve pozitif psikolojinin başlangıcı hakkında açıklamalarında bulunan Kongre Başkanı Dr. Tayyab Rashid, "Psikoloji daha önceleri negatif yönlere odaklanmıştı, pozitif psikoloji akımı ise insanların güçlü yönlerine ve karakterlerine yönelmektedir. ‘İyi oluş’ bilimiyle ilgileniyoruz. İstanbul iki kıtanın buluştuğu noktada ve temamızı da ‘Kültürlerin Buluştuğu Yerde İnsanlık Yeşerir’ olarak belirledik. Günümüzde yapay zeka da çok konuşuluyor. Yapay zeka ve dijital teknolojiler tarafından şekillenen dünyada yapay zekanın insanın gelişmesini nasıl etkileyeceğini de değerlendiriyoruz. Kongremizde bu konuyu da ele alacağız" dedi. Kongrenin önemine dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise "Bugün dünyada 3 salgın var, bunlardan birincisi bağımlılık, ikincisi intiharlar ve üçüncüsü de narsizm. Bu üç salgına karşı pozitif psikolojiye bütün dünyanın ihtiyacı var. Bunlara karşı bizim kültürümüz söz konusu üç salgına karşı çok iyi konumlanmış durumda ve Kongremizde bunun sentezini yapabileceğiz. Yapay zeka sayesinde şu anda makinalar düşünebiliyor ve önümüzdeki yıllarda makinalar hissedebilecek duruma gelecek. Bu noktada yapay zekaya pozitif duyguları yüklemenin yollarını bulmak ve yapay zeka ile birlikte insani değerlerimizi geliştirmek zorundayız. Bunun bilimsel metodolojisi de pozitif psikolojidir" derken, İbn Haldun Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özcan Erkan Akgün de "Biz Üniversite olarak sosyal bilimler alanlarında yoğun eğitim veriyoruz. Böyle bir etkinlik içerisine yer almaktan, Kongreyi desteklemekten çok mutluyuz" şeklinde konuştu. Kongreyi organize eden Burkon Turizm ve Kongre Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker de, "10. Dünya Pozitif Psikoloji Kongresi organizasyonunu Mayıs ayı itibariyle üstlendik. Dünya genelinde İstanbul kongre organizasyonları ve düzenleme kapasitesi açısından beşinci sırada yer alıyor. Bu etkinliğe ev sahipliği için farklı ülkeler ve şehirler gündeme gelmesine rağmen Uluslararası Pozitif Psikoloji Derneği Türkiye’yi ve İstanbul’u tercih etti. Burkon Turizm ve Kongre olarak biz de, dünyanın dört bir tarafından programa iştirak edecek bilim insanlarına en iyi hizmeti sunacağız, katılımcılar her açıdan çok memnun kalacaklardır" dedi. Dünyanın önde gelen isimleri İstanbul’da buluşacak Dört gün sürecek kongrede araştırmacılar, uygulayıcılar, eğitimciler, sağlık profesyonelleri, politika yapıcılar, kurumsal liderler, öğrenciler ve yenilikçiler bir araya gelecek. Program kapsamında ana konuşmaların yanı sıra bilimsel sunumlar, disiplinlerarası paneller ve atölye çalışmaları gerçekleştirilecek. Katılımcılara ayrıca İstanbul’un kültürel zenginliklerini deneyimleme fırsatı sunacak çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Kongrenin, yalnızca pozitif psikoloji alanındaki bilimsel çalışmaların paylaşılacağı bir platform olmanın ötesinde, farklı kültürlerden insanların ortak bir gelecek perspektifi etrafında buluşmasına da zemin oluşturması hedefleniyor. İstanbul seçiminin özel bir anlamı var 2027 yılında gerçekleştirilecek kongre, IPPA açısından iki önemli dönüm noktasına da sahne olacak. Kongre, derneğin kuruluşunun 20. yıl dönümünde düzenlenirken, IPPA Dünya Kongresi ilk kez Kuzey Amerika ve Avustralya dışında gerçekleştirilecek. Yüzyıllardır farklı kıtaları, kültürleri ve medeniyetleri birbirine bağlayan İstanbul’un ev sahipliği yapacağı kongrenin, insanın gelişimi ve refahı konusunda yürütülen küresel tartışmalara farklı bir perspektif kazandırması bekleniyor. IPPA’nın düzenlediği ve Burkon Turizm ve Kongre tarafından organize edilen etkinliğin ana sponsorluğunu İbn Haldun Üniversitesi, premier sponsorluğunu ise Üsküdar Üniversitesi üstlendi.

Elektronik sigarada 'masum buhar' yanılgısı: Akciğerleri tehdit ediyor Haber

Elektronik sigarada 'masum buhar' yanılgısı: Akciğerleri tehdit ediyor

Klasik sigaraya göre daha güvenli olduğu düşüncesiyle özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigaraların yalnızca su buharı olmadığına dikkat çeken Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, ortaya çıkan aerosolün ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler içerebildiğini belirtti. Demirkaya, bu maddelerin solunum yollarında tahriş ve iltihaplanmanın yanı sıra hücresel hasara yol açabileceğini söyledi. Aromaları ve renkli tasarımlarıyla özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigaralar, klasik sigaraya kıyasla daha güvenli olduğu yönündeki algıya rağmen akciğer sağlığı açısından risk taşıyabiliyor. Elektronik sigara sıvılarının yüksek sıcaklıkta buharlaştırılmasıyla ortaya çıkan aerosolün ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler içerebildiğini belirten Medicana International İstanbul Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, bu maddelerin solunum yollarında tahriş ve iltihaplanmaya, hücresel hasara ve bazı biyolojik mekanizmalar üzerinden DNA değişikliklerine yol açabileceğine dikkat çekti. Elektronik sigara buharı sadece su buharı değil Elektronik sigaraların klasik sigaradan farklı olarak tütün yakmamasının, bu ürünlerin zararsız olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, elektronik sigara aerosolü akciğerlerin maruz kaldığı kimyasal yük açısından değerlendirilmelidir. Aerosolde bulunabilen ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler solunum yollarını etkilemektedir. Bu maddeler akciğer dokusunda tahriş, iltihaplanma ve hücresel hasara neden olabilir. Elektronik sigaranın uzun dönem kullanım sonuçları henüz tam olarak ortaya konulmamış olması ise güvenli olduğu anlamına gelmez" dedi. Elektronik sigaranın kanser riski henüz net değil Elektronik sigaranın doğrudan akciğer kanserine neden olup olmadığının bugün için kesin olarak söylenemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Elektronik sigaralar klasik sigaralar kadar uzun süre kullanılmaması bu konuda önemli bir sınırlılık oluşturmaktadır. Akciğer kanseri çoğu zaman 20-30 yıllık bir süreç içerisinde gelişmektedir. Elektronik sigaraların uzun dönem kullanım sonuçlarının ortaya çıkması için daha fazla zaman gerekiyor. Bununla birlikte laboratuvar ve deneysel çalışmaları elektronik sigara buharının DNA hasarı, oksidatif stres ve kanser gelişiminde rol oynayabilecek bazı mekanizmalarla ilişkilidir. Mevcut bilimsel veriler ışığında elektronik sigara güvenli kabul kabul edilemez" şeklinde konuştu. Elektronik sigara ile normal sigarayı birlikte kullananlar dikkat Elektronik sigarayı klasik sigarayı bırakmak amacıyla kullanmaya başlayan bazı kişilerin zaman içerisinde her iki ürünü birlikte kullanmaya devam edebildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Bu durum sağlık risklerini otomatik olarak geri getiriyor. Çift kullanımda akciğerler farklı zararlı maddelere aynı anda maruz kalıyor. Elektronik sigara klasik sigaranın yanında kullanılmasıyla sağlık risklerinin mutlaka azalacağının düşünülmemelidir. Elektronik sigaranın tütün kullanımına bağlı riskleri ortadan kaldıran güvenli bir alternatif olarak değerlendirilmemesi gerekir" dedi. Gençlerde risk sadece akciğerlerle sınırlı kalmıyor Ergenlik ve genç erişkinlik döneminde akciğer gelişiminin devam ettiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Bu dönemde nikotin ve çeşitli kimyasal maddelere maruz kalma akciğer gelişimini olumsuz etkilemektedir. Nikotin maruziyeti bağımlılık gelişimini kolaylaştırıyor. İlerleyen yıllarda klasik sigaraya geçiş riskine neden oluyor ve uzun vadeli akciğer hastalıkları zemin oluşturuyor. Elektronik sigara kullanımının gençler arasında yaygınlaşmasının bu nedenle ayrıca değerlendirilmesi gerekir" dedi. Akciğer sağlığında risk sadece sigara dumanından ibaret değil Akciğer kanseri açısından sigara kullanımının en önemli risk faktörü olmakla birlikte tek neden olmadığını belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Pasif sigara maruziyeti, hava kirliliği, radon gazı, bazı mesleki kimyasallar, genetik yatkınlık ve kronik akciğer hastalıkları riskleri artıyor. Bu nedenle akciğer sağlığının korunmasında yalnızca aktif sigara kullanımı değil, kişinin çevresel ve mesleki maruziyetleri de dikkate alınmalıdır. Tütün ve nikotin ürünlerinden uzak durmak kişilerin kontrol edebileceği önemli korunma adımlarından biridir" şeklinde konuştu. Elektronik sigaradan korunmada en etkili yol kullanıma başlamamak Akciğer sağlığını korumada en etkili yaklaşımın tütün ve nikotin ürünlerine hiç başlamamak olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Sigara kullanan kişiler bırakma sürecinde profesyonel destek almaktan çekinmemelidir. Elektronik sigaranın zararsız bir alternatif olarak görülmemesi ve pasif sigara dumanından mümkün olduğunca uzak durulması çok önemlidir. Uzun yıllar sigara kullanmış ve uygun yaş ile risk grubunda bulunan kişilerin düşük doz akciğer tomografisiyle tarama konusunda hekimlerine danışmalıdır" dedi. Elektronik sigara için "zararsız" demek mümkün değil Elektronik sigaraların uzun dönem etkileri konusunda araştırmalar devam ederken, bu ürünlerin bugün için "zararsız" kabul edilmediğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, "Elektronik sigara kullanımı akciğer sağlığı açısından güvenli bir seçenek olarak değerlendirilmemelidir. Uzun vadeli etkiler konusunda daha fazla bilimsel veriye ihtiyaç bulunmaktadır" dedi. Mevcut bulguların elektronik sigarayı tamamen risksiz kabul etmek için yeterli olmadığını belirterek sözlerini tamamladı.

Alkole başlama yaşı 19,4 olarak ölçüldü Haber

Alkole başlama yaşı 19,4 olarak ölçüldü

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, bağımlılıklarla mücadele kapsamında hazırladığı Türkiye Alkol Araştırma Raporunu kamuoyuyla paylaştı. Daha önce “Bağımlılıkların Ekonomiye Maliyeti Raporu”, “Türkiye Kumar Raporu” ve “Türkiye Tütün Raporu” gibi çalışmaları yayımlayan Yeşilay’ın yeni araştırması, alkol kullanım alışkanlıkları, bağımlılık riski ve koruyucu politikalara ilişkin önemli veriler ortaya koydu. Rapora göre Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 20,8’i hayatında en az bir kez alkol kullandığını belirtirken, yüzde 79,2’si hiç alkol kullanmadığını ifade etti. Son 12 ay içinde alkol kullananların oranı yüzde 11,4, son 30 gün içinde kullananların oranı ise yüzde 7,1 olarak belirlendi. Araştırmada, alkol kullanımına başlama yaşının ortalama 19,4 olduğu tespit edilirken, katılımcıların yaklaşık yarısının ilk alkol deneyimini 18 yaşında veya daha önce yaşadığı görüldü. ARKADAŞ ÇEVRESİ İLK SIRADA Rapora göre alkol kullanımına başlamada en etkili faktör yüzde 48,8 ile arkadaş çevresi oldu. Bunu yüzde 45,4 ile eğlence amacı, yüzde 43,6 ile merak duygusu takip etti. Dünya genelinde alkol kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 400 milyon kişinin bulunduğu belirtilen raporda, Türkiye’de alkol kullanım bozukluğu yaygınlığı yüzde 4,8 olarak açıklandı. Programda konuşan Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılıkların günümüzün önemli toplumsal risklerinden biri olduğunu belirtti. Alkolün zaman zaman sosyalleşmenin ve eğlencenin bir parçası gibi sunulduğunu ifade eden Dinç, bilimsel verilerin alkol kullanımının bireysel ve toplumsal sorunları artırabildiğini gösterdiğini söyledi. Genel Başkan Dinç, “Dünya Sağlık Örgütü, alkol kullanımında güvenli bir alt sınır bulunmadığını ifade ediyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon 600 bin insan alkol nedeniyle hayatını kaybediyor.” dedi. Araştırma sonuçları, toplumun alkolle mücadele kapsamında koruyucu politikalara önemli ölçüde destek verdiğini de ortaya koydu. Katılımcılar; öğrenci yurtları, spor kulüpleri ve kafelerde alkol satışının sınırlandırılması, reklam ve promosyon faaliyetlerine yönelik düzenlemeler, benzin istasyonlarında satış yapılmaması ve satış saatlerine ilişkin tedbirler gibi uygulamalara destek verdi. Yeşilay’ın 81 ilde hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezi birimleriyle bağımlılık sorunu yaşayan vatandaşlara ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı destek sunduğu belirtildi. Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Rabia Bilici, alkol kullanımına erken yaşta başlamanın bağımlılık riskini artırdığına dikkat çekerek, gençlere yönelik önleme çalışmalarının önemini vurguladı. Uzmanlar ayrıca alkolün karaciğer hastalıkları, kanser, kalp-damar hastalıkları ve psikolojik sorunlar başta olmak üzere birçok sağlık riskiyle ilişkili olduğuna dikkat çekti.

Sanal kumar gençler arasında hızla yayılıyor Haber

Sanal kumar gençler arasında hızla yayılıyor

Akıllı telefonlar ve dijital platformlar üzerinden saniyeler içinde erişilebilen sanal bahis ve kumar uygulamaları, gençler arasında giderek büyüyen bir bağımlılık sorununa dönüşüyor. Uzmanlar, ekonomik kaygılar ve kısa yoldan kazanç elde etme isteğinin gençleri bu platformlara yönlendirdiğini, başlangıçtaki küçük kazançların ise bağımlılık döngüsünü tetiklediğini belirtiyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bağımlılık Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu’nda konuşan Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegein Ögel, sanal kumarın Türkiye’de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kumarın artık fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ögel, cep telefonları üzerinden günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski daha da artırdığını ifade etti. Ögel, “Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık alanlarından biri haline geldi” dedi. Dijital bahis platformlarının kullanıcıyı sistemde tutmak için çeşitli yöntemler kullandığını belirten Ögel, renkli tasarımlar, anlık bildirimler ve hızlı geri dönüş mekanizmalarının özellikle başlangıçta güven oluşturduğunu, ancak kayıpların ardından “geri kazanma” düşüncesiyle kullanıcıların sistemde kalmaya devam ettiğini söyledi. Bağımlılığın yalnızca kumarla sınırlı olmadığını dile getiren Ögel, sosyal medya ve çevrimiçi platformların da benzer mekanizmalarla kullanıcıları ekranda tuttuğunu belirterek, dijital dünyanın yeni bağımlılık biçimleri ürettiğine dikkat çekti. Sempozyumda konuşan Klinik Psikolog Yusuf Babacan ise bağımlılığın bir irade sorunu değil, beyin hastalığı olduğunu vurguladı. Babacan, kumar ve benzeri bağımlılıkların beynin ödül ve kontrol merkezlerinde işlev bozukluğuna yol açtığını ifade etti. Özellikle gençler arasında online bahis sistemlerinin hızla yayıldığını belirten Babacan, kısa yoldan zengin olma hayalinin gençleri kumara yönlendirdiğini söyledi. Ailelere de uyarılarda bulunan Babacan, bağımlılık sürecinde borçların kapatılmasının davranışı durdurmak yerine pekiştirebildiğini belirterek, profesyonel destek çağrısında bulundu. Uzmanlar, sanal kumarın yalnızca ekonomik kayıplara değil; aile ilişkileri, eğitim hayatı ve ruh sağlığı üzerinde de ciddi ve kalıcı etkiler oluşturduğunu vurguluyor. Bağımlılığın, dijital çağın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline geldiği ifade ediliyor.

Erdoğan: Bağımlılığın Türkiye’ye yıllık maliyeti 78 milyar dolar Haber

Erdoğan: Bağımlılığın Türkiye’ye yıllık maliyeti 78 milyar dolar

“Fikir Maratonu Programı” kapsamında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bağımlılıkla mücadelenin önemine dikkat çekti. “Bağımlılığa karşı aileyi güçlendiren politikalar” temasıyla düzenlenen programa 81 ilden 264 takım ve bin 302 yarışmacının katıldığını belirtti. Yeşilay tarafından hazırlanan bir rapora değinen Erdoğan, sigara, alkol, uyuşturucu ve kumar bağımlılığının Türkiye ekonomisine yıllık maliyetinin 78 milyar dolar olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Bağımlılık hem milletimizin ruh ve beden sağlığına zarar veriyor hem de ekonomimiz için büyüyen bir kara deliğe dönüşüyor” dedi. Devletin bağımlılıkla mücadelede tüm kurumlarıyla sahada olduğunu belirten Erdoğan, Aile Bakanlığı, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği içinde çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Yeşilay’ın bu alandaki çalışmalarını “seferberlik ruhu” olarak nitelendirdi. Kadın kollarının yürüttüğü eğitim faaliyetlerine de değinen Erdoğan, 81 ilde 1,5 ayda 52 bin kadına ulaşıldığını, bu çalışmaların ardından sigara bırakma kliniklerine başvuruların yüzde 60 arttığını kaydetti. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca devlet eliyle başarıya ulaşamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamuoyu desteği ne kadar güçlü olursa başarı oranımız da o kadar artacaktır” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.