Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Avrupa Birliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer Belediyesi'nden uluslararası yeşil enerji araştırmasına ev sahipliği Haber

Nilüfer Belediyesi'nden uluslararası yeşil enerji araştırmasına ev sahipliği

Nilüfer Belediyesi, uluslararası ölçekte yürütülen “Yeşil Enerji Dönüşümünün Sahadaki Yansımaları” başlıklı araştırma projesi çerçevesinde önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Britanya merkezli King’s College London öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında Nilüfer’e gelen araştırma ekibi, belediyenin sürdürülebilirlik ve yeşil enerji uygulamalarını yerinde inceledi. Nilüfer Belediyesi Alaaddinbey Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen toplantıya Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş de katıldı. Görüşmede, belediyenin yenilenebilir enerji politikaları, yerel düzeyde yürüttüğü sürdürülebilirlik çalışmaları ve toplumsal katılım modelleri hakkında kapsamlı bilgi paylaşımı yapıldı. Toplantıda konuşan Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş şunları söyledi: “Nilüfer Belediyesi olarak bugün 64 elektrikli aracımız ve 8 çatı GES projemiz ile sürdürülebilirlik noktasında başarılı uygulamalarımıza devam ediyoruz. Başta belediye binalarımız olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarımızı her yıl yükseltiyoruz. Sosyoekonomik açıdan Türkiye’nin en gelişmiş ilçelerinden biri olan Nilüfer, sürekli büyüyen bir kent. Her yıl 20 bini aşan, neredeyse bir mahalle kadar göç alıyoruz. Bursa’daki istihdamın büyük bir bölümü Nilüfer’de gerçekleşiyor. Aynı zamanda hastaneleri, özel okulları ve sosyal yaşamıyla Bursa’nın yükünü Nilüfer çekiyor. Dolayısıyla Bursa’nın yaşadığı tüm sorunlar Nilüfer’i doğrudan etkiliyor. Elbette bizler karbon emisyonlarının düşürülmesi noktasında karar mercii değiliz. Fakat hem kendimizi dönüştürmek hem de Nilüferlileri bilinçlendirmek için çalışmaya devam ediyoruz.” SAHADA İNCELEME VE BELGESEL ÇEKİMLERİ Ziyaret kapsamında araştırma ekibi, saha gözlemleri de gerçekleştirdi. Programın ikinci bölümünde Nilüfer Belediyesi Sürdürülebilirlik Parkı’nı gezen ekip, burada yer alan uygulamaları inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Heyet, programın son durağında ise Güngören Mahallesi’nde bulunan Güneş Enerji Santrali’ni (GES) ziyaret ederek, Nilüfer Belediyesi’nin yenilenebilir enerji üretimi alanındaki çalışmalarını gözlemledi. Ziyaretler süresince proje kapsamında hazırlanan belgesel için çekimler gerçekleştirildi. AKDENİZ’DE YEŞİL DÖNÜŞÜM İNCELENİYOR British Academy tarafından desteklenen uluslararası araştırma projesi; Türkiye, Yunanistan ve İtalya’da yürütülerek, yeşil enerji dönüşümünün yerel düzeydeki etkilerini çok boyutlu olarak ele alıyor. Projede Türkiye’den Kadir Has Üniversitesi, İtalya’dan Gran Sasso Üniversitesi ve Yunanistan’dan Dimitris Katsaprakakis ile yerel araştırmacılar yer alıyor. Çalışma; iklim değişikliği, sürdürülebilir ve yeşil enerjiye geçiş ile topluluk katılımı arasındaki ilişkileri inceleyerek, yerel deneyimlere odaklanıyor. Yüz yüze mülakatlar, katılımcı gözlem ve belgesel film yapımı gibi yöntemlerin birlikte kullanıldığı proje, yeşil dönüşüm süreçlerinin sahadaki karşılığını ortaya koymayı hedefliyor. Araştırma kapsamında elde edilecek bulguların, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat hedefleri doğrultusunda şekillenen enerji politikalarına yerel perspektiften katkı sunması bekleniyor.

Türkiye, küresel belirsizliğe rağmen yatırımda yükselişte Haber

Türkiye, küresel belirsizliğe rağmen yatırımda yükselişte

Ticaret Bakanlığı, Türkiye’nin son yıllarda izlediği sanayi, ticaret ve yatırım politikalarının uluslararası yatırımcılar nezdinde güçlü karşılık bulduğunu duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye, doğrudan yabancı yatırımlarda dikkat çekici bir performans sergiledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2025 yılında küresel doğrudan yatırım akımları yüzde 14 artarak 1,6 trilyon dolara ulaştı. Ancak gelişmekte olan ülkelere yönelen yatırımlar azalırken, Türkiye bu olumsuz tabloya rağmen yüzde 29’luk artışla öne çıkan ülkeler arasında yer aldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verileri, ülkeye giren uluslararası doğrudan yatırımın 2025’te yüzde 12,2 artarak 13,1 milyar dolara yükseldiğini ortaya koydu. Bu da aylık ortalama 1,1 milyar dolarlık istikrarlı bir yatırım akışına işaret etti. Bakanlığın analizlerine göre yabancı sermayeli şirketler, 2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştirdi. Bu firmaların en fazla ihracatı Avrupa Birliği ülkelerine yapılırken; Almanya, Birleşik Krallık ve ABD başlıca pazarlar arasında yer aldı. Sektörel dağılımda ise otomotiv, makine ve elektrikli cihazlar öne çıktı. Bu tablo, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki güçlü konumunu ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini teyit etti. Ticaret Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, önümüzdeki dönemde yatırım ortamını iyileştirme, ihracat kapasitesini artırma ve küresel değer zincirlerindeki konumu güçlendirme hedefleri doğrultusunda çalışmaların süreceğini vurguladı.

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu Haber

BUSİAD'dan 'Made in Europe' raporu

BUSİAD, "Made in Europe" raporunu açıkladı. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporda, Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026 tarihinde taslak olarak karara bağlanan yeni sanayi düzenlemesinin, Avrupa Birliği’nin üretim kapasitesini artırmayı ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamayı hedefleyen tarihi bir adım olduğu vurgulandı. Kamuoyunda “Made in Europe” olarak bilinen düzenlemenin, Türkiye gibi Gümrük Birliği entegrasyonuna sahip ülkelerin kamu ihaleleri ve teşvik mekanizmalarında “AB menşeli” kapsamında değerlendirilmesini öngördüğü belirtilen raporda, bu gelişmenin ilk aşamada Türk sanayisi açısından önemli bir rahatlama sağlayabileceği ifade edildi. Raporda şu görüşlere yer verildi: “Bu kapsamın dışında kalmamız, mevcut ticaret ilişkilerimiz açısından onarılması güç zararlar doğurabilecekken, söz konusu düzenleme Türk sanayisi açısından olumlu bir gelişme olarak kayda geçmiştir. Ancak taslak metnin detayları incelendiğinde sürecin henüz tamamlanmadığı ve özellikle rekabet ile kamu alımları alanlarında Türkiye açısından ciddi yapısal riskler barındırdığı görülmektedir.” Taslak metnin henüz tüm onay süreçlerini tamamlamadığı belirtilen raporda, düzenlemenin 2026 yılı sonu veya 2027 yılı başında yürürlüğe girmesinin beklendiği ifade edildi. Bu nedenle sürecin yakından takip edilmesi ve mevcut kazanımların yasalaşma sürecine kadar korunmasının kritik önem taşıdığının vurgulandığı raporda, “AB’nin taslak metinde kullandığı ‘entegrasyonda olunan ülkeler’ tanımı yalnızca Gümrük Birliği kapsamındaki ülkeleri değil, aynı zamanda Birliğin ‘Trusted Partners’ (Güvenilir Ortaklar) olarak tanımladığı yaklaşık 40 ülkeyi de kapsamaktadır. Bu durum, AB’nin yakın gelecekte Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalaması beklenen Hindistan, Latin Amerika veya Asya ülkelerinin de zaman içinde bu avantajdan yararlanabileceği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Avrupa pazarında yalnızca yerel üreticilerle değil, bu kapsama dahil olan küresel rakiplerle de yoğun bir rekabet yaşanacaktır. Bu tablo, kalıcı çözümün Gümrük Birliği’nin kapsamlı biçimde güncellenmesi ve derinleştirilmesi olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” ifadeleri yer aldı. Raporda düzenlemenin bazı gri alanlar içerdiğine de dikkat çekildi. Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde; “Avrupa Birliği, kamu alımları süreçlerinde ‘Reciprocity’ (Karşılıklılık) ilkesini katı biçimde uygulayacağını ve korumacı uygulamalara sahip ülkeleri kendi ihalelerinden dışlayabileceğini açıkça ifade etmektedir. Türkiye açısından sorun, mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının kamu alımlarını kapsamaması ve Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olmamasıdır. Bunun yanı sıra Türkiye’de uygulanan ‘yerli malına fiyat avantajı’ düzenlemeleri ve bazı ihalelerdeki ‘yerli malı zorunluluğu’ Avrupa Birliği tarafından korumacılık ve piyasaya erişim engeli olarak değerlendirilmektedir. AB’nin bu durumu gerekçe göstererek karşılıklılık ilkesini Türkiye’ye karşı uygulaması ve kamu alımlarını yeniden bir kısıtlama aracı haline getirmesi önemli bir risk oluşturmaktadır.” denildi. BUSİAD Ekonomi Danışmanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim tarafından hazırlanan raporun sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi: “Türk mallarının genel ticarette AB menşeli olarak kabul edilmesi önemli bir kazanımdır. Ancak kamu alımları mevzuatımızdaki mevcut asimetrinin, Avrupa’daki büyük kamu ihalelerinden dışlanmamıza yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bir yandan Gümrük Birliği’nin revizyonu için diplomatik girişimlerin artırılması gerekirken, diğer yandan iç piyasadaki kamu ihale mevzuatının AB’nin misilleme mekanizmalarını tetiklemeyecek şekilde daha rasyonel bir zemine oturtulması gerekmektedir.”

Gıdalara ilişkin milyon ürünü etkileyecek tebliğ yayımlandı Haber

Gıdalara ilişkin milyon ürünü etkileyecek tebliğ yayımlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi kapsamında “Gıdaların Ait Olduğu Partiyi Tanımlayan İşaretler veya Numaralar Hakkında Tebliğ”i (Tebliğ No: 2026/11) bugünkü Resmi Gazete’de yayımladı. Tebliğ, gıdaların ait olduğu partiyi tanımlayan işaretleme usul ve esaslarını belirledi. Buna göre, piyasaya arz edilen gıdaların etiketlerinde veya ambalajlarında, üretici tarafından belirlenen bir parti/lot işareti veya numarası bulunması zorunlu olacak. İşaret veya numara, “P” veya “L” harfi ile gösterilecek ve kolayca okunabilir, silinmeyecek şekilde olacak. Hazır ambalajlı gıdalarda parti numarası doğrudan ambalaj üzerinde, ambalajsız gıdalarda ise paket, kap veya ticari belgelerde yer alacak. Tebliğe göre bazı istisnalar bulunuyor: Buna göre tarımsal ürünlerin geçici depolara gönderilmesi, son tüketiciye satış noktasında paketlenen gıdalar, 10 santimetrekareden küçük ambalajlı gıdalar ve kişiye servis edilen porsiyon dondurmalar gibi ürünlerde parti işareti zorunlu olmayacak. Bakanlık, tebliğin Avrupa Birliği mevzuatına uygun hazırlandığını ve 2011/91/AB Direktifi dikkate alındığını belirtirken tebliğe aykırı davranan işletmelere ise 5996 sayılı Kanun çerçevesinde idari yaptırım uygulanacağı kaydedildi. 31 Aralık 2026 tarihine kadar tüm gıda işletmecilerinin tebliğe uygun hareket etmesi gerekiyor; bu tarihten sonra tebliğe uygun olmayan gıdalar piyasada bulundurulamayacak. Ayrıca, ithal edilen gıdaların etiketleri için de aynı kurallar geçerli olacak.

AB Konseyi Başkanı Costa: "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya" Haber

AB Konseyi Başkanı Costa: "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya"

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

Bakan Bolat'tan "AB menşei" açıklaması Haber

Bakan Bolat'tan "AB menşei" açıklaması

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği ile son dönemde karşılıklı anlayış temelinde ekonomik ve ticari konulardaki yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduğunu belirtti. Bolat paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Bunun son örneği olarak, AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü ve bugün taslağı yayımlanan Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘AB Ürünü-Made in EU’ politikası çerçevesinde, yakın diyaloğumuzun sonucunda Türkiye ile mevcut Gümrük Birliğinin anılan politika çerçevesi içinde tanınması, her iki tarafın yatırımları ve girişimlerinin devamlılığı ve Avrupa değer zincirlerinin rekabetçiliği açısından olumlu ve yapıcı bir karar olmuştur. AB ile gerçekleştirilen istişareler neticesinde, son yayımlanan taslakta ‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmiş olması, ticari ilişkilerimiz açısından önemli bir adım teşkil etmektedir. Türkiye, başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok kritik ürün grubunda Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz ve güvenilir bir parçasıdır. Bu gelişmenin, Türkiye ile AB arasındaki sektörel entegrasyonu daha da derinleştirmesi, değer zincirlerimizin yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandırması beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde mütekabiliyet esasına dayalı olarak kamu alımları piyasalarında karşılıklı açılımın sağlanması, bağlantısallık (connectivity) ve yeşil dönüşüm gibi vizyoner alanlarda AB ile yakın temasımızı kararlılıkla sürdürmeye ve ekonomik ortaklığımızı derinleştirerek daha da güçlendirmeye devam edeceğiz."

İran'dan Avrupa Birliği açıklaması Haber

İran'dan Avrupa Birliği açıklaması

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, sosyal medya üzerinden Avrupa Birliği (AB) ile Almanya, Fransa ve İngiltere'den oluşan E3 ülkelerine yönelik eleştirilerde bulundu. AB ve E3'ün bir zamanlar uluslararası diplomaside çok önemli bir rol oynadığını ve Avrupa dış politikasının dönüm noktası niteliğindeki 2015 Ortak Kapsamlı Eylem Planı'nın (İran Nükleer Anlaşması) şekillenmesine yardımcı olduğunu hatırlatan Bekayi, "Ancak bu anlaşma ABD yönetimi tarafından baltalandı" hatırlatmasında bulundu. Bu ülkelerin bugün ise ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ortak olma eğiliminde olduğunu kaydeden Bekayi, "Bazı AB üyeleri, Almanya Şansölyesinin baskısı altında dünyanın en eski ve en köklü medeniyetlerinden biri olan İran'a yönelik ABD ile İsrail saldırganlıklarına ve savaş suçlarına ortak gibi görünmektedir. Bu devletler tarihin yanlış tarafında yer alma riskiyle karşı karşıyadır" ifadelerini kullandı. AB'yi ABD ve İsrail'e verdiği destek nedeniyle eleştiren Bekayi, "Birlik, tarihsel Nazi zihniyetlerini hatırlatan her türlü harekete karşı çıkmalı ve bunun yerine uluslararası hukuka ve adalete olan bağlılığını sürdürmelidir" çağrısı yaptı. Zamanlaması dikkat çekti Bekayi'nin açıklamalarının, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'da yaptığı görüşmenin ardından gelmesi dikkat çekti. Merz, görüşme sonrasında yaptığı açıklamada Trump ile ağırlıklı olarak İran savaşı hakkında görüştüklerini belirterek, "İran'daki mevcut rejimin sonu gelirse bu, İran, İran halkı, bugün İran dışında yaşayanlar ve de tüm dünya için iyi bir haber olacak" demişti. Yapılan askeri saldırıların içeride siyasi bir değişimi mümkün kılıp kılmayacağının henüz bilinmediğine dikkat çeken Merz, "ABD ve İsrail tarafından uygulanan bu plan risksiz değildir ve biz de sonuçlarına katlanmak zorunda kalırız. Benim bildiğim ve anladığım kadarıyla ABD hükümeti, İran'ın gelecekteki sivil yönetimi konusunda henüz gerçek anlamda formüle edilmiş bir stratejiye sahip değil" ifadelerini kullanmıştı. Merz, İran'ı eleştirmişti Trump ile yaptığı görüşmede İran'ın bölgeye yönelik gelişigüzel saldırılarını derhal durdurmasının acil bir öncelik olduğuna dikkat çektiğini belirten Merz, "İran, nükleer programını, füze programını, terörü ve baskıyı sonlandırmalıdır. İran tüm komşuları gibi İsrail'in var olma hakkını tanımalıdır. Ancak ABD, İsrail ve Avrupa'daki ortaklarımızla birlikte bugünün ötesini de düşünmeliyiz. Bu nedenle, İran ile ‘ertesi güne' yönelik bir gündem geliştirmek istiyoruz " diye konuşmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.