Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Avrupa Birliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yenişehir’de tarımda dijital dönüşüm Haber

Yenişehir’de tarımda dijital dönüşüm

Yenişehir Belediyesi, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde ilçenin tarımsal geleceğini kökten değiştirecek vizyoner bir projenin lansmanını gerçekleştirdi. Lansmana AK Parti Bursa İl Başkan Vekili Cem Kürşat Hasanoğlu, Özyeğin Üniversitesi’nden akademisyen ve öğrenciler, AK Parti İlçe Başkan Vekili Kamil Aydoğdu, Ziraat Odası Başkanı Sadi Aktaş, Muhtarlar Derneği Başkanı İsmail Yüksel, muhtarlar ve çok sayıda üretici katılım sağladı. Programda konuşan Başkan Ercan Özel, Yenişehir’in tarım potansiyeline dikkat çekti. İlçe nüfusunun büyük bölümünün geçimini tarım ve hayvancılıkla sağladığını ifade eden Başkan Özel, "Yenişehir bir tarım kentidir. Biz de bu bilinçle üreticimizin yanında olmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Başkan Özel, Yenişehir Belediyesi’nin tarıma yönelik çalışmalarının hem akademik çevrelerde hem de uluslararası platformlarda ilgi gördüğünü belirterek, Özyeğin Üniversitesi ile kurulan iş birliğinin de bu çalışmalar sayesinde başladığını söyledi. 464 bin Euro’luk dev proje Avrupa Birliği ve Türkiye iş birliğiyle hazırlanan, Özyeğin Üniversitesi’nin bilimsel desteğiyle yürütülecek projenin toplam bütçesinin 464 bin Euro olduğunu açıklayan Başkan Ercan Özel, projenin Yenişehir tarımı için tarihi bir dönüşüm anlamı taşıdığını vurguladı. "İklime Dirençli ve Sürdürülebilir Tarım: Yenişehir’de Yenilikçi ve Kooperatifçi Çözümler" projesi çerçevesinde tarımda dijitalleşme sürecinin başladığını ifade eden Özel, kurulacak Yeşil ve Dijital Tarımsal Dönüşüm Koordinasyon Merkezi ile çiftçilerin teknoloji ve bilimle buluşturulacağını söyledi. "Çiftçimiz tarlasını telefonundan takip edebilecek" Proje çerçevesinde kurulacak dijital sistemlerle üreticilerin anlık verilerle üretim yapabileceğini belirten Başkan Özel, "Toprağın nem durumu anlık takip edilecek. Don riski, hastalık riski ve zararlı tehditleri önceden görülebilecek. Çiftçimiz ne zaman sulama yapacağını, ne kadar gübre kullanacağını telefonundan öğrenebilecek. Böylece daha az maliyetle, daha doğru ve verimli üretim mümkün olacak" dedi. "Maliyetler düşecek verim artacak" Projeyle birlikte; gübre ve ilaç kullanımının azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması, tarımsal maliyetlerin düşürülmesi ve verimin artırılmasının hedeflendiğini belirten Başkan Özel, "Toprağı korumak geleceği korumaktır. Çiftçiyi korumak ise ülkenin yarınını korumaktır. Biz günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla çalışıyoruz. Bugün attığımız bu adımın yarın Türkiye’ye örnek gösterilecek bir başarı hikâyesine dönüşeceğine inanıyorum" diye konuştu. Başkan Özel, projede emeği geçen belediye çalışanlarına, Özyeğin Üniversitesi’ne, kooperatiflere, teknik ekiplere ve üreticilere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Başkan Özel ve ekibine akademik teşekkür Özyeğin Üniversitesi Proje Koordinatörü Orkun Doğan da Yenişehir’in yalnızca verimli topraklarıyla değil; bilinçli üreticileri, güçlü kooperatifleri ve üreticinin her zaman yanında duran başta Yenişehir Belediyesi ve Belediye Başkanı Ercan Özel olmak üzere tüm tarım paydaşlarıyla Marmara Bölgesi’nin örnek tarım merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Bu projenin Türkiye genelinde 718 proje arasından hibe almaya hak kazandığını vurgulayan Doğan, bu başarının en önemli nedenlerinden birinin Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel ve ekibinin tarımı sahiplenen yaklaşımı, üreticinin yanında duran güçlü iradesi olduğunu söyleyerek başta Belediye Başkanı Ercan Özel olmak üzere tüm ekibe teşekkür etti. Yerelde koordinasyon ve hizmet noktasında belediyenin büyük bir sorumluluk üstlendiğini ifade eden Doğan, Yenişehir Belediyesi’nin bu sorumluluğu başarıyla yerine getirdiğini söyleyerek, "Önümüzde zorlu ama heyecan verici bir süreç var. Yenişehir’de yeni bir hikâye yazmaya hazırız" dedi ve programın gerçekleşmesinde emeği geçenlere ve katılım sağlayan tüm protokole teşekkürlerini sundu.

Yapay zeka kullanımı yüzde 39,4'e çıktı Haber

Yapay zeka kullanımı yüzde 39,4'e çıktı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin gençlik istatistiklerini yayımladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre Türkiye’nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi olurken, 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 708 bin 348 kişi olarak hesaplandı. Genç nüfusun toplam içindeki payı yüzde 14,8 olurken, bu grubun yüzde 51,2’sini erkekler, yüzde 48,8’ini kadınlar oluşturdu. GENÇ NÜFUSUN ORANI UZUN VADEDE GERİLİYOR TÜİK verilerine göre 1950 yılında yüzde 20,8 olan genç nüfus oranı, 2025’te yüzde 14,8’e geriledi. Nüfus projeksiyonlarına göre bu oranın 2100 yılında senaryolara bağlı olarak yüzde 7 ile yüzde 11 bandına düşebileceği öngörülüyor. TÜRKİYE, AB ORTALAMASININ ÜZERİNDE Türkiye’nin genç nüfus oranı, yüzde 10,7 olan Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde gerçekleşirken, dünya ortalaması olan yüzde 15,6’nın ise biraz altında kaldı. İllere bakıldığında en yüksek genç nüfus oranı yüzde 20,4 ile Şırnak olurken, en düşük oran yüzde 11,7 ile Balıkesir’de kaydedildi. Genç nüfusta en fazla göç hareketliliğinin eğitim nedeniyle yaşandığı görüldü. 2024 yılında 448 bin 826 genç eğitim, 102 bin 660 genç iş bulma veya işe başlama amacıyla göç etti. Yükseköğretimde net okullaşma oranı yüzde 46,3 olurken, bu oran kadınlarda yüzde 53 ile erkeklerin (yüzde 39,9) üzerinde gerçekleşti. İŞGÜCÜNE KATILIM ARTARKEN NEET ORANI YÜKSELDİ Gençlerde işgücüne katılma oranı yüzde 47,6’ya yükselirken, işsizlik oranı yüzde 15,3’e geriledi. Genç erkeklerde işsizlik yüzde 11,7, genç kadınlarda ise yüzde 22,1 oldu. Buna karşın ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin (NEET) oranı yüzde 23,3’e yükseldi. Genç kadınlarda bu oran yüzde 30,9’a kadar çıktı. GENÇLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ SAĞLIĞINDAN MEMNUN Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre gençlerin yüzde 87,2’si genel sağlık durumundan memnun olduğunu belirtti. İşinden memnuniyet oranı yüzde 75,5, eğitiminden memnuniyet oranı ise yüzde 73 oldu. Araştırmaya göre 15-24 yaş grubundaki genç kadınlar şiddete en fazla maruz kalan grup oldu. En yaygın şiddet türü yüzde 15,2 ile psikolojik şiddet olarak kaydedildi. YAPAY ZEKA KULLANIMI YÜZDE 39,4’E YÜKSELDİ TÜİK verilerine göre internet kullanan gençlerin yüzde 39,4’ü üretken yapay zeka uygulamalarını kullandığını bildirdi. Kullanımın en çok özel amaçlar ve eğitim süreçlerinde yoğunlaştığı görüldü. Yapay zeka kullanmayan gençlerin büyük çoğunluğu ise “ihtiyaç duymama” gerekçesini öne sürdü. TÜİK verileri, Türkiye’de genç nüfusun sayısal olarak yüksek seviyesini korumasına rağmen oransal olarak düşüş eğiliminde olduğunu, eğitim ve işgücü piyasasında ise hem fırsatların hem de yapısal sorunların birlikte devam ettiğini ortaya koydu.

Osmangazi’de gıda politikası gençlerle şekilleniyor Haber

Osmangazi’de gıda politikası gençlerle şekilleniyor

Yerel yönetim anlayışını yenilikçi yaklaşımlarla güçlendiren Osmangazi Belediyesi, hem verimliliği artırmak hem de gıdanın üretimden sofraya uzanan yolculuğunu daha sağlıklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir hale getirmek amacıyla uluslararası ölçekte dikkat çeken bir çalışmaya imza attı. Avrupa Birliği’nden hibe desteği almaya hak kazanan proje kapsamında düzenlenen "Osmangazi’yi Beslemek: Gıda Sistemi Haritalama Atölyesi", gençlerin aktif katılımıyla Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Osmangazi Belediyesi öncülüğünde; belediye iştiraki Gazi Tarım A.Ş., Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Osmangazi Kent Konseyi Gençlik Meclisi iş birliğiyle düzenlenen atölyede, yaşları 15 ile 25 arasında değişen 30 öğrencinin dinamizmi ve yenilikçi bakış açıları merkeze alındı. Osmangazi’nin her bir noktası gıda başlığında incelendi Farklı temalar etrafında oluşturulan çalışma masalarında bir araya gelen katılımcılar; uzman eğitmenler eşliğinde gıdanın üretiminden işlenmesine, taşınmasından tüketiciye ulaşmasına kadar uzanan süreci çok boyutlu olarak işledi. Atölye süresince Osmangazi’nin 136 mahallesini kapsayan geniş bir perspektifle çalışmalar yürüten gençler, hangi bölgede hangi ürünlerin yetiştirilmesinin daha verimli olacağı, tedarik zincirlerinin nasıl daha etkin kurulabileceği, üretim ve temin süreçlerindeki avantaj ve dezavantajlar ile ürünlerin sunum aşamalarına kadar pek çok başlıkta kapsamlı fikirler geliştirdi. Yapılan tüm çalışmalar not alınırken, atölye sonunda katılımcılar Osmangazi haritası üzerinde işaretlemeler yaparak, saptamalarını paylaştı. Katılımcı gençlere, atölye sonunda sertifikaları takdim edildi. Atölye, uzun soluklu bir sürecin ilk adımı olma özelliği taşırken, proje kapsamında önümüzdeki dönemde dört ayrı etkinlik daha düzenlenecek. Sürecin sonunda ise gençlerin katkılarıyla hazırlanacak olan "gıda politikası bildirisi"nin, yerel yöneticilere sunularak Osmangazi’nin gıda politikalarının şekillendirilmesinde aktif rol oynaması hedefleniyor. Gençlerin fikirleri gıda politikasına entegre edilecek Gazi Tarım A.Ş. Genel Müdürü Arca Atay, Osmangazi Belediyesi’nin gıda politikası oluşturma hedefini güçlendirmek adına gençlerin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekerek, Avrupa Birliği projesi neticesinde toplamda 30 lise ve üniversite öğrencisiyle, her bir masada bir kolaylaştırıcı eğitmenin de katkılarıyla önemli bir atölye gerçekleştirdiklerine değindi. Atay, "Osmangazi’nin toplam 60-62 bin hektarlık arazisinin yaklaşık 16 bin hektarı tarımsal üretimin, bitkisel ve hayvansal üretimlerin yapıldığı bir yer. Burada gıdanın üretimiyle, taşınmasıyla, işlenmesiyle ve soframıza gelene kadar ki aşamalarda gençlerin konuya bakışını, ne düşündüğünü, ne olmasını istediğini belirleyerek, daha sonra oluşturacağımız Osmangazi gıda politikamıza entegre etmeyi düşünüyoruz." ifadelerini kullandı. Gıdaya bütünsel bir bakış açısı Atölyede katılımcılara yönelik bir sunum gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi Proje Yöneticisi Merve Sünör ise yürütülen çalışmanın uluslararası boyutuna dikkat çekerek, şunları kaydetti; "Avrupa Birliği’nden hibe alan, uluslararası bir projenin ilk adımı için burada bulunuyoruz. Konumuz gıda politikası. Osmangazi gıda politikasının ilk adımlarını, gençlerle birlikte atmak istedik. ‘Gençlik Gıda Politikası Laboratuvarı’ projemizin ismi, bu kapsamda gençlerimizle birlikte Gıda Sistemi Haritalama Atölyesi’ni yapıyoruz. Her bir masada Osmangazi mahallelerinde gıdanın serüveni konuşuluyor, bundan sonra 4 etkinliğimiz daha olacak ve Ekim ayı başına kadar devam edecek. Projemizin en nihayetinde gençlerimizden bir politika bildirisi çıkarmalarını umuyoruz ve bunu, yerel yöneticilerimize sunmalarını. Gıdanın bütünsel bir bakış açısına ihtiyaç var, bu Avrupa’da ve dünyada yerel yönetimlerce ele alınıyor çünkü öyle daha başarılı olduğu görüldü. Her ilin, hatta ilçenin ihtiyaçları farklı, zorlukları farklı. Biz de Türkiye’de ulusal bir gıda politikamız olsa bile, bu konuda çalışan öncü belediyelerden biri olmak istiyoruz." Proje kapsamında elde edilecek bilgiler doğrultusunda tüm paydaşların katılımıyla "Osmangazi Gıda Konseyi"nin kurulması da hedeflenirken, üreticiden tüketiciye kadar uzanan geniş bir paydaş ağıyla, sürdürülebilir ve dirençli bir gıda sistemi inşa edilmesi amaçlanıyor.

Osmangazi’de gıda politikası gençlerle şekilleniyor Haber

Osmangazi’de gıda politikası gençlerle şekilleniyor

Osmangazi Belediyesi, hem verimliliği artırmak hem de gıdanın üretimden sofraya uzanan yolculuğunu daha sağlıklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir hale getirmek amacıyla uluslararası ölçekte dikkat çeken bir çalışmaya imza attı. Avrupa Birliği’nden hibe desteği almaya hak kazanan proje kapsamında düzenlenen “Osmangazi’yi Beslemek: Gıda Sistemi Haritalama Atölyesi”, gençlerin aktif katılımıyla Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Osmangazi Belediyesi öncülüğünde; belediye iştiraki Gazi Tarım A.Ş., Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Osmangazi Kent Konseyi Gençlik Meclisi iş birliğiyle düzenlenen atölyede, yaşları 15 ile 25 arasında değişen 30 öğrencinin dinamizmi ve yenilikçi bakış açıları merkeze alındı. OSMANGAZİ’NİN HER BİR NOKTASI GIDA BAŞLIĞINDA İNCELENDİ Farklı temalar etrafında oluşturulan çalışma masalarında bir araya gelen katılımcılar; uzman eğitmenler eşliğinde gıdanın üretiminden işlenmesine, taşınmasından tüketiciye ulaşmasına kadar uzanan süreci çok boyutlu olarak işledi. Atölye süresince Osmangazi’nin 136 mahallesini kapsayan geniş bir perspektifle çalışmalar yürüten gençler, hangi bölgede hangi ürünlerin yetiştirilmesinin daha verimli olacağı, tedarik zincirlerinin nasıl daha etkin kurulabileceği, üretim ve temin süreçlerindeki avantaj ve dezavantajlar ile ürünlerin sunum aşamalarına kadar pek çok başlıkta kapsamlı fikirler geliştirdi. Yapılan tüm çalışmalar not alınırken, atölye sonunda katılımcılar Osmangazi haritası üzerinde işaretlemeler yaparak, saptamalarını paylaştı. Katılımcı gençlere, atölye sonunda sertifikaları takdim edildi. Atölye, uzun soluklu bir sürecin ilk adımı olma özelliği taşırken, proje kapsamında önümüzdeki dönemde dört ayrı etkinlik daha düzenlenecek. Sürecin sonunda ise gençlerin katkılarıyla hazırlanacak olan “gıda politikası bildirisi”nin, yerel yöneticilere sunularak Osmangazi’nin gıda politikalarının şekillendirilmesinde aktif rol oynaması hedefleniyor. GENÇLERİN FİKİRLERİ GIDA POLİTİKASINA ENTEGRE EDİLECEK Gazi Tarım A.Ş. Genel Müdürü Arca Atay, Osmangazi Belediyesi’nin gıda politikası oluşturma hedefini güçlendirmek adına gençlerin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekerek, Avrupa Birliği projesi neticesinde toplamda 30 lise ve üniversite öğrencisiyle, her bir masada bir kolaylaştırıcı eğitmenin de katkılarıyla önemli bir atölye gerçekleştirdiklerine değindi. Atay, “Osmangazi’nin toplam 60-62 bin hektarlık arazisinin yaklaşık 16 bin hektarı tarımsal üretimin, bitkisel ve hayvansal üretimlerin yapıldığı bir yer. Burada gıdanın üretimiyle, taşınmasıyla, işlenmesiyle ve soframıza gelene kadar ki aşamalarda gençlerin konuya bakışını, ne düşündüğünü, ne olmasını istediğini belirleyerek, daha sonra oluşturacağımız Osmangazi gıda politikamıza entegre etmeyi düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı. Atölyede katılımcılara yönelik bir sunum gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi Proje Yöneticisi Merve Sünör ise yürütülen çalışmanın uluslararası boyutuna dikkat çekerek, “Avrupa Birliği’nden hibe alan, uluslararası bir projenin ilk adımı için burada bulunuyoruz. Konumuz gıda politikası. Osmangazi gıda politikasının ilk adımlarını, gençlerle birlikte atmak istedik. ‘Gençlik Gıda Politikası Laboratuvarı’ projemizin ismi, bu kapsamda gençlerimizle birlikte Gıda Sistemi Haritalama Atölyesi’ni yapıyoruz. Her bir masada Osmangazi mahallelerinde gıdanın serüveni konuşuluyor, bundan sonra 4 etkinliğimiz daha olacak ve Ekim ayı başına kadar devam edecek. Projemizin en nihayetinde gençlerimizden bir politika bildirisi çıkarmalarını umuyoruz ve bunu, yerel yöneticilerimize sunmalarını. Gıdanın bütünsel bir bakış açısına ihtiyaç var, bu Avrupa’da ve dünyada yerel yönetimlerce ele alınıyor çünkü öyle daha başarılı olduğu görüldü. Her ilin, hatta ilçenin ihtiyaçları farklı, zorlukları farklı. Biz de Türkiye’de ulusal bir gıda politikamız olsa bile, bu konuda çalışan öncü belediyelerden biri olmak istiyoruz.” diye konuştu. Proje kapsamında elde edilecek bilgiler doğrultusunda tüm paydaşların katılımıyla “Osmangazi Gıda Konseyi”nin kurulması da hedeflenirken, üreticiden tüketiciye kadar uzanan geniş bir paydaş ağıyla, sürdürülebilir ve dirençli bir gıda sistemi inşa edilmesi amaçlandı.

Bursa’da zeytinde yeni dönem Haber

Bursa’da zeytinde yeni dönem

Bursa’da zeytin üreticilerine yönelik eğitim seferberliği hız kesmeden sürüyor. Marmarabirlik organizasyonunda ve Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün katkılarıyla gerçekleştirilen programlarda, ziraat mühendisleri üreticilere sahada doğrudan eğitim veriyor. Eğitimlerde; zeytin hastalık ve zararlılarıyla mücadele, gübreleme yöntemleri, hasat öncesi pestisit denetimleri ve doğru tarımsal uygulamalar detaylı şekilde ele alınıyor. Programın en önemli başlıklarından biri ise 1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek olan B-Reçete sistemi oldu. Yeni sistemle birlikte tarım ilaçlarının kontrolsüz kullanımının önüne geçilmesi ve pestisit kalıntısının azaltılması hedefleniyor. Orhangazi'de düzenlenen son eğitime; Kaymakam Zafer Karamehmetoğlu, İl Müdürü İbrahim Acar ile Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız ve çok sayıda üretici katıldı. Yoğun ilgi gören eğitimde konuşan İl Müdürü Acar, Bursa’nın zeytincilikte dünya çapında bir marka olduğunu vurgulayarak bu değerin korunmasının önemine dikkat çekti. 2025 yılı verilerine göre Bursa genelinde 441 bin dekar alanda yaklaşık 12 milyon zeytin ağacından 140 bin tonun üzerinde üretim gerçekleştirildiğini belirten Acar, zeytinlik alan büyüklüğünde Mudanya'nın ilk sırada yer aldıığını, üretimde ise Orhangazi, Gemlik ve İznik öne çıktığını söyledi. Acar, kentte yaklaşık 30 bin üretici zeytin yetiştirirken, zeytinlikler Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı alanların yüzde 11’ini oluşturduğunu belirtti. Acar, ayrıca Bursa’daki zeytin varlığının büyük bölümünü oluşturan Gemlik zeytini ise coğrafi işareti ve Avrupa Birliği tesciliyle uluslararası pazarda önemli bir değer taşıdığını kaydetti. Yetkililer, B-Reçete sistemiyle birlikte hem verimin artacağını hem de kalıntısız ve güvenli üretimin yaygınlaşacağını belirterek üreticilere eğitimleri yakından takip etmeleri çağrısında bulundu.

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır Haber

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem küresel gelişmeleri, hem de Türkiye’nin dış politika vizyonunu değerlendirdi. Dünya düzeninde ciddi kırılmalar yaşandığını belirten Bahçeli, jeopolitik gerilimlerin arttığını ve devletlerin “irade, milletlerin metanet, toplumların ise sabır sınavından geçtiğini” söyledi. Küresel dengelerin değiştiğine işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin bu süreçte kendi milli duruşunu koruması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Avrupa Birliği ve Batı ilişkilerine de değinen Bahçeli, Türkiye’nin hiçbir blok ya da dış baskı altında yönlendirilemeyeceğini belirtti. Avrupa’nın Türkiye’siz birçok alanda eksik kalacağını ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin de Avrupa’ya bağımlı bir ülke olmadığını dile getirdi. KERKÜK VE TÜRK DÜNYASI VURGUSU Irak ve Kerkük üzerinden Türk dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkmen varlığının bölgedeki önemine dikkat çekti. Kerkük’teki gelişmeleri “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkmenlerin haklarının korunmasının altını çizdi. Türk dünyasına da mesaj veren Bahçeli, “Kerkük’ten Doğu Türkistan’a, Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar tüm soydaşlarımızın yanındayız” diyerek birlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ Grup Toplantısında Konuşuyor https://t.co/gUGeBhSQco — MHP (@MHP_Bilgi) April 28, 2026 “ASIR, TÜRK ASRI OLACAKTIR” Konuşmasında sık sık milli birlik ve beraberlik mesajı veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirterek “Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve bölgesel istikrar hedeflerinin sürdüğünü söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda güçlü bir duruş sergilediğini ifade etti. "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" diyen Bahçeli, "Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte, ilişkilerin ufku; enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik veya mezhebî gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz; Kerkük’ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalı; Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. “MİLLİYETÇİ HAREKET KALESİ MHP’DİR” MHP'nin Türk milliyetçiliğinin siyasi temsilcisi olduğunu belirten Bahçeli, partinin tarihsel misyonuna dikkat çekerek teşkilatına ve dava arkadaşlarına bağlılık mesajı verdi. "Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir" diyen Bahçeli, "Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir" diyerek şunları kaydetti: "Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz. Enerjide yapamaz. Göç yönetiminde yapamaz. Ulaştırmada yapamaz. Bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir; bu çağ, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ, alışkanlıkların değil, aklın çağıdır. Çünkü bu çağ, ezberlerin değil, yeni denge arayışlarının çağıdır. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki: Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Türk olmayı şeref, Müslüman olmayı şükür bilen bütün soydaşlarımıza en kalbi selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Birliğimiz, dirliğimiz ve düzenimiz daim olsun.

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" Haber

Bakan Fidan: "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak Haber

Dijital dönüşüm için 300 milyon Euro’luk kaynak

Toplantıda konuşan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Bursa’daki KOSGEB desteklerinin son iki yılda 20 kat artmasına rağmen, dijital dönüşüm için ayrılan kaynakların henüz yeterince değerlendirilmediğini belirtti. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla sağlanan 300 milyon Euro’luk kaynağın büyük bir kısmının henüz başvuru aşamasında olduğunu hatırlatan İbrahimcioğlu, Bursalı firmaları bu küresel rekabet fırsatından pay almaya davet etti. Bursa iş dünyasının dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlamak, KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası destek mekanizmalarına erişimini artırmak ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırlamak hedefiyle "Dijital Dönüşüm ve Uluslararası İş Birliği Fırsatları" etkinliği BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlendi. Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında organize edilen; BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip’in açılış konuşmalarıyla başlayan program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB temsilcileri tarafından Dijital Avrupa Programı, Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri, Avrupa İşletmeler Ağı, EuroHPC çağrıları, Ufuk Avrupa Programı ve ulusal dijital dönüşüm destekleri gibi önemli başlıklarda bilgilendirme sunumları yapıldı. BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, ekonominin taşıyıcı sütunları olan KOBİ’lerin, Türkiye’deki toplam işletme sayısının yüzde 99,7’sini oluşturarak üretimin, ihracatın ve istihdamın ana kaynağı konumunda olduğunu ifade etti. Mevcut ekonomi ikliminde, geleneksel üretim refleksleriyle KOBİ’lerin bu büyük yükü taşımaya devam etmekte her geçen gün zorlandığını belirten Şenyurt, "Bugün dünyada ‘dijital olgunluk’ seviyesini tamamlamış işletmeler ile geleneksel yapıdakiler arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Dolayısıyla dönüşüm, varlığımızı sürdürebilmemiz için hayati nitelikte bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi. "Bugün attığımız her adım, küresel pazarda var olma ya da yok olma çizgisini belirleyen gerçek bir yaşam savaşıdır." diyen Şenyurt, geleneksel yöntemlerle çalışan bir işletmenin on birimlik bir yolu ilerlemeye çalışırken, dijital dönüşümünü tamamlayan bir rakibinin aynı sürede menzilini çok daha ileriye taşıyabilmekte olduğuna vurgu yaptı. Şenyurt, "Bu durum, sadece verimlilik farkı değil aynı zamanda oyunun dışında kalma riskini de beraberinde getirmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın vizyonu, KOSGEB’in hibe ve teşvik gücü, TÜBİTAK’ın ise teknik rehberliği sayesinde işletmelerimizin bu değişim yolculuğunda devletimizin desteğini her an hissetmesi bizler için çok kıymetlidir. Değerli kurumlarımıza şehrimizin dijital geleceğine sundukları bu güçlü katkı için şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise "KOBİ’ler İçin Dijitalleşme Fırsatları" toplantılarının ilkini Mersin’de düzenlediklerini, ikincisi için ise Bursa’da bulunduklarını ifade etti. Pazarların daraldığı ve ekonomik türbülansların yaşandığı bir dönemde işletmelerin dayanıklılığını artıracak çözümler üzerinde çalıştıklarını dile getiren İbrahimcioğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri programının başlatıldığını hatırlatarak, söz konusu merkezlerin firmalara dijitalleşme süreçlerinde mentorluk sağlamak, finansal araçlara erişimi kolaylaştırmak ve dijital odaklı projelerin entegrasyonunu desteklemek amacıyla akredite edildiğini belirtti. Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, tüm bu çalışmaların destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek hem TÜBİTAK hem de KOSGEB tarafından çeşitli destek programlarının devreye alındığını söyledi. KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu, "Dijital dönüşüme yönelik Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla 300 milyon Euro’luk bir kaynak oluşturduk. Türkiye İş Bankası, Yapı Kredi ve TEB gibi bankalarla yaptığımız anlaşmalar sayesinde uygun şartla kredilere erişimi başlattık. Ancak üzülerek söylemek isterim ki bu kaynağın yalnızca 37 milyon liralık kısmı Bursa’da kullanılmış durumda" dedi. KOSGEB desteklerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirten İbrahimcioğlu, Bursa’da 2023 yılında 117 milyon lira olan desteklerin 2025 yılında 1,8 milyar liraya ulaştığını, iki yılda yaklaşık 20 kat artış sağlandığını söyledi. Bu artışın kapasite geliştirme ve diğer destek programlarını da kapsadığını belirten İbrahimcioğlu, "Buna rağmen dijital dönüşüm programlarının toplam kullanılan destekler içindeki payı Bursa’da yalnızca 37 milyon lira seviyesinde kalmış durumda. Bu oranın mutlaka artırılması gerekiyor" diye konuştu. KOBİ’lerin bu süreçte kritik öneme sahip olduğunu, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde sunulan bu kredilerin büyük bir fırsat sunduğunu söyleyen İbrahimcioğlu şöyle devam etti; "Program kapsamında faiz oranı 40,5. Bunun 20 puanını KOSGEB olarak biz karşılıyoruz. 36 ay vade imkânı sunuyoruz ve kredinin yüzde 80’ine Kredi Garanti Fonu aracılığıyla kefalet sağlıyoruz. Açıkçası mevcut ekonomik ortamda bu en mühim finansman araçlarından biri. Türkiye’nin dijitalleşmede geri kalma lüksü yok. Küresel rakiplerimiz yatırımlarını yavaşlatmadan sürdürüyor. Bu nedenle biz de elimizdeki kaynakları etkin şekilde kullanmak zorundayız." Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip, Bursa’nın üretimdeki gücü ve ihracattaki belirleyiciliğiyle Türkiye’nin en önemli sanayi merkezleri arasında olduğunu belirterek, "Bursa, dijitalleşme politikalarımızın doğal odak noktalarından biridir" dedi. Avrupa Birliği ile yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında Bursa’ya önemli bir yatırım kazandırdıklarını ifade eden Hatip, "Yaklaşık 6,2 milyon Euro bütçeyle kompozit malzeme ve teknik tekstil prototip üretim uygulama merkezini 2024 yılında Bursa’ya kazandırdık. Bu yatırım, yüksek teknolojili üretime geçişte güçlü bir enstrüman niteliği taşımaktadır. Böylece Bursa’nın köklü tekstil birikimini daha ileri teknoloji seviyesine taşıyacak önemli bir değer oluşturduk" diye konuştu. Dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Hatip, "Dijitalleşme artık tüm süreçleri yeniden tanımlayan bir rekabet alanıdır. Yapay zeka, yüksek performanslı hesaplama, siber güvenlik, yarı iletken teknolojileri ve veri odaklı uygulamalar; ülkelerin kalkınma hızını ve rekabet gücünü belirleyen temel alanlar haline gelmiştir. Türkiye olarak bu dönüşümün dışında değil, tam merkezinde yer almakta kararlıyız" ifadelerini kullandı. Bu vizyonun 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde de ortaya konulduğuna işaret eden Hatip, "İmalat sanayinde robot kullanımını 8 kat artırarak 200 bine çıkarmayı ve yüksek teknolojili ürün ihracatını 30 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Destek programlarımızı birbirini tamamlayan bir yapı içinde kurguluyor, daha fazla işletmenin ve araştırmacı girişimcinin bu dönüşümden faydalanmasını amaçlıyoruz" dedi. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu, KOSGEB Bursa Batı Müdürü Erkan Güngör, BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, TSE Bursa Bölge Koordinatörü Mehmet Hüsrev, İMSİAD Başkanı Şeref Demir ve iş dünyası temsilcilerinin de katıldığı toplantı açılış konuşmalarının ardından yapılan sunumlarla sona erdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi 1,6 trilyon dolara ulaştı" Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi 1,6 trilyon dolara ulaştı"

Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) 45’inci Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüdüğünü ifade ederek, dünya ekonomisinin aynı dönemde yüzde 3,5 büyüdüğüne dikkat çekti. Türkiye’nin nominal olarak dünyanın 16’ncı, satın alma gücü paritesine göre ise 11’inci büyük ekonomisi konumunda olduğunu belirten Yılmaz, daha yüksek hedeflere ulaşacaklarını vurguladı. Bölgede yaşanan jeopolitik gelişmelere de değinen Yılmaz, İsrail, ABD ve İran arasında yaşanan savaşın hem bölgesel istikrara hem de küresel ekonomiye zarar verdiğini ifade etti. Türkiye’nin savaşın önlenmesi ve sona ermesi için çaba gösterdiğini belirten Yılmaz, bu gelişmelerin Türkiye ekonomisini de olumsuz etkilediğini, ancak uygulanan ekonomik programın kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi. Akaryakıttaki fiyat etkisini azaltmak amacıyla eşel mobil sisteminin devreye alındığını hatırlatan Yılmaz, kısa vadeli olumsuz etkileri sınırlayıcı, orta vadeli fırsatları destekleyici politikalarla yol haritasının sürdürüleceğini dile getirdi. "Şu anda Türkiye ekonomisi dünyanın nominal dolar olarak 16’ıncı büyük ekonomisi" Türkiye’nin son 23 yılda oldukça yüksek bir performans gösterdiğini ve bugün dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri hale geldiğini söyleyen Yılmaz, "Son 23 ve 24 yılda dünya ekonomisi yıllık ortalama yüzde 3,5 büyürken Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüme kaydetmiş. 239 milyar dolarlık bir ekonomiden 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye ulaşmıştır. Bu önemli bir gelişme ama yeterli değil daha üst hedeflere birlikte yürümemiz gerekiyor. Şu anda Türkiye ekonomisi dünyanın nominal dolar olarak 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücü kalitesi ile 11’incı büyük ekonomisi konumunda ve daha iddialı noktalara birlikte yürüyeceğiz. Bölgemizde maalesef İsrail, ABD ve İran arasında bir savaş yaşanıyor. Bu savaş hem bölgedeki istikrara hem de küresel ekonomiye önemli zararlar veriyor. Türkiye Cumhuriyeti olarak öncelikle bu savaşın çıkmaması için her türlü gayreti sarf ettik. Şu anda bu savaş bir an önce bitsin diye gayret ediyoruz. Tüm dünyayı olumsuz etkilediği gibi bu jeopolitik gelişmeler ülkemizi de olumsuz etkilemektedir. Savaş bitse dahi bu yaşanan tahribatın giderilmesi maalesef zaman alacaktır. Dolayısıyla biz de uygulamakta olduğumuz programı kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemiz son 23 yılda gösterdiği makro ekonomik gelişmeyi, performansı uluslararası yatırımlar anlamında da ortaya koymuştur" Akaryakıttaki etkiyi düşürebilmek için Eşel mobil sistemine geçtiklerini vurgulayan Yılmaz, "Bu önemli bir adımdı. Buna benzer başka tedbirlerle de kısa vadeli olumsuz etkileri sınırlandırıcı, orta vadeli imkanları ise destekleyici politikalarla yolumuza devam edeceğiz. Ülkemiz son 23 yılda gösterdiği makro ekonomik gelişmeyi, performansı uluslararası yatırımlar anlamında da ortaya koymuştur. 90’lı yıllarda küresel uluslararası doğrudan yatırımların sadece yüzde 0,2’sini cezbedebiliyorken bugün bu pay yüzde 1’ler seviyesine yükselmiş. 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde uluslararası doğrudan yatırımı ülkemize cezbedebilmiş durumdayız. Bugün 88 bin uluslararası firma ülkemizde yatırım yapıyor. Geçen yıl dünya genelinde bir artış oldu küresel yatırımlarda. Ama gelişmekte olan ülkelere dönük yatırımlarda pek bir artış olmadı. Hatta geriye bir miktar gidiş olmuştu. Buna rağmen ülkemiz geçen yıl yüzde 12’lik bir artışla 13.1 milyar dolar tutarında uluslararası yatırımı cezbedebildi. Bu önemli bir başarı ve Türkiye’ye küresel yatırımcıların gösterdiği güveni ifade ediyor. 2025 yılında toptan ve perakende ticaret sektörü e-ticaret yatırımlarıyla yüzde 32’lik payla en fazla yatırım çeken sektör oldu. İmalat sektörü yüzde 31, bilgi ve iletişim sektörü yüzde 14’lük payla 2. ve 3. sırada yer aldı" ifadelerini kullandı. "Türkiye, 1 milyardan fazla kişiye Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmalarıyla erişim sağlıyor" Yılmaz, "Ukrayna-Rusya savaşı, Uzakdoğu’dan gelen rekabet baskısı karşısındaki ekonominin konumu, bütün bunlar Avrupa’da yeni bir tartışma süreci başlatmış durumda. Türkiye’nin gerek güvenlik gerek rekabetçilik anlamında Avrupa ile ilişkilerdeki önemi daha iyi görülmeye başlandı diyebiliriz. Bu anlamda Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliğine sahip olmasının, yine 30 farklı ülke ile STA’mızın olması, korumacılığın arttığı, bölgeselleşmenin yükseldiği bu yeni ortamda bizler için iş dünyamız için önemli bir korunaklı alan oluşuyor. 1 milyardan fazla insana bugün Türkiye ekonomisi ve yüksek gelirli diyebileceğimiz bir nüfusa gümrük birliği ile veya serbest ticaret anlaşmalarıyla ulaşabilir durumdayız. Dolayısıyla biz bu konularda Avrupa Birliği ile hem Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize meseleleri, enerjiden lojistiğe birçok alanda çok olumlu bir gündem oluşturabilecek noktadayız. Bu noktalarda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. "E-mobilite ve savunma sanayisinde derin entegrasyon, finans merkezi rolünde güçlenme hedefimiz" Son olarak otomotiv, makine, kimya ve elektronik gibi orta yüksek teknoloji sektörlerde de daha fazla yatırım beklediklerini vurgulayan Yılmaz, "Özellikle e-mobilite, batarya teknolojileri ve savunma sanayi gibi stratejik alanlarda daha derin bir entegrasyon hedefliyoruz. Savunma sanayicileri burada kritik hale gelmiş durumda. Tüm dünyada savunma harcamaları yükseliyor. Öyle bir tablo var. Ama gerçekçi bir şekilde de bunu değerlendirmemiz gerekiyor. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu konuda erken yola çıkan ülkelerden biri oldu" diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.