Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Avrupa Birliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AB Yüksek Temsilcisi Kallas’tan Rusya’ya tehdit: "En kapsamlı yaptırım listesini sunacağım" Haber

AB Yüksek Temsilcisi Kallas’tan Rusya’ya tehdit: "En kapsamlı yaptırım listesini sunacağım"

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB’nin Rusya’ya şu ana kadarki en ağır darbeyi indirmeye hazırlandığına dikkat çekerek, "Sonbaharda savaşın başlangıcından bu yana hazırlanan en kapsamlı yaptırım listesini sunacağım" dedi. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Alman Die Welt gazetesine Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya yönelik bir sonraki yaptırım paketine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kallas, AB’nin önümüzdeki aylarda Rusya’ya yönelik yaptırımları önemli ölçüde genişletmek istediğini söyledi. Kallas, AB’nin Rusya’ya şu ana kadarki en ağır darbeyi indirmeye hazırlandığına dikkat çekerek, "Sonbaharda savaşın başlangıcından bu yana hazırlanan en kapsamlı yaptırım listesini sunacağım. Kabul edilmesi halinde, yaptırım uygulanan Rus kişi, şirket ve kuruluşlarının sayısı anlık olarak üçte bir oranında artacak" dedi. Halihazırda üç bine yakın kişi ve kuruluşu kapsayan 21 yaptırım paketinin ardından gelecek yeni pakete ilişkin açıklamasında Kallas, "Baskı, Rusya savaşı sona erdirene kadar artırılmaya devam edilmeli" ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca ABD ile Avrupa’nın Rusya’ya yaptırımlar konusunda "birbirine yaklaşmasını" umut ettiğini de ifade etti. "Yaptırımların Rus savaş makinesine maliyeti, bir trilyon eurodan fazla oldu" Savaşın başladığı 2022 yılı şubat ayından bu yana kabul edilen yaptırımların başarılı olduğunu savunan Kallas, "Rusya, AB yaptırımları nedeniyle bugüne kadar ağır bir bedel ödedi. Yaptırımların Rus savaş makinesine maliyeti, bir trilyon eurodan fazla oldu" dedi. Rusya’yı Ukrayna’ya karşı "sistematik terör" uygulamakla da itham eden Kallas, "Moskova’nın ordusu savaş meydanında kazanamıyor. Bu nedenle füzelerini giderek artan bir şekilde Ukraynalı sivillere ve altyapıya yöneltiyor. Bu sistematik terördür. Rusya, Ukrayna’nın şehirlerini yaşanmaz hale getirmek istiyor" dedi. AB, Rusya’ya yönelik 21’nci yaptırım paketini temmuz ayında onaylamıştı. Paket kapsamında bankacılık sektörü ve kripto para bağlantılı ağlara yönelik kısıtlamalar getirilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mekke’de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mekke’de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her şeyden önce Mekke Anlaşması, farklı bir değişimdi. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke’de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu. Mekke’de bu anlaşmanın yapılmış olması, üçlü olarak bu anlaşmayı gerçekleştirmek bizlere ayrı bir güç ve dünyaya ayrı bir mesaj olmuştur" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna verdiği röportajda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Röportajı AK Parti’nin 25. yıl dönümü kutlamalarının yapıldığı günde verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylesi bir günde bir araya gelmek, bizim için gerçekten ayrı bir mutluluk. 25. yıl kutlamalarıyla birlikte daha nice çeyrek asırlara inşallah yürüyeceğiz" diye konuştu. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabstan arasında yakın zamanda imzalanan güvenlik odaklı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Her şeyden önce Mekke Anlaşması, farklı bir değişimdi. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke’de bu üçlü anlaşmanın imzalanması, dünyaya önemli bir mesaj vermemize vesile oldu. Mekke’de bu anlaşmanın yapılmış olması, üçlü olarak bu anlaşmayı gerçekleştirmek bizlere ayrı bir güç ve dünyaya ayrı bir mesaj olmuştur. Bu konuda ben inanıyorum ki gerek Pakistan gerek Türkiye gerekse Suudi Arabistan, bu anlaşmadan çok çok önemli memnuniyetle ayrılmışlardır. Hayırlı olsun." "İran ile ABD arasındaki süreçte, sürekli barıştan yana olduğumuzu anlattık" ABD ile İran arasındaki sıkıntılı bir dönemde böyle bir anlaşmanın yapılmış olmasının dünya barışı için önemli bir mesaj oluşturduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünya barışına önemli bir mesaj diyorum çünkü Türkiye barıştan yana tavır koyan bir ülke olarak Mekke’nin seçilmiş olması, bu barış için önemli bir adım olmuştur. İran ile ABD arasındaki süreçte barışın taraftarları olarak bizler de bunu sürekli vurguladık, sürekli barıştan yana olduğumuzu anlattık. Barıştan yana böyle bir süreci özellikle kovalayan ülkeler olarak bizler de Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan, bu barışın savunucuları olarak yerimizi aldık. Barışın savunucuları olarak da bundan sonraki süreçte yine bizler, barışı kovalayan ülkeler olarak bu yola devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Herhangi bir saldırı üç ülkeden birine olursa ortak savunma paktı olduğu için burada gerekli olan her türlü saldırıya karşı bu üç ülke birbirini savunma şansına sahiptir" Mekke Anlaşması’nın NATO’nun 5. maddesindeki savunma unsuruna benzerliği sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu şöyle ifade edeyim. Malum NATO’nun 5. maddesi neleri içeriyorsa aynı şekilde şu anda buradaki ortak savunma anlayışı da yine herhangi bir sıkıntının yaşanması hâlinde bu üç ülke burada gerekli adımı beraber atma şansına sahip olacaklardır. Bu, Türkiye’ye, Suudi Arabistan’a, Pakistan’a olabilir, hangisine olursa olsun, herhangi bir saldırı bu üç ülkeden birine olursa ortak savunma paktı olduğu için burada gerekli olan her türlü saldırıya karşı bu üç ülke birbirini savunma şansına sahiptir" ifadelerini kullandı. "Sadece Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan değil ilave bazı ülkeler de aramıza katılabilir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka ülkelerin de Mekke Anlaşması’na katılımına ilişkin değerlendirmesinde, "Şu anda bu üç ülkenin dışında, bu üç ülkeye ilave olabilecek ülkeler her an olabilir. Sadece Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan değil ilave bazı ülkeler de aramıza katılabilir. Bunu anlaşmayı imzaladığımızda açıkladık, ’Bundan sonraki süreçte katılacak bazı ülkeler olursa bunlara da kapımız açıktır’ dedik ve kapıyı açık tuttuk" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mısır da eğer arzu ederse bu üç ülke arasında anlaşmayı yapar ve Mısır’a da kapısını açar" dedi. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa ilişkin, temennisinin bir an önce barışın gerçekleşmesi olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının sıkıntı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu trafiği bir an önce açmak, dünya petrol trafiğini kısa zamanda açmak suretiyle inşallah dünyanın petrol trafiğindeki bu zengin akışı durdurmamak lazım. Biz buna taraftarız, İran aynı şekilde buna taraftar. Temennimiz, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği ücretsiz olarak eğer açılırsa bu çok daha isabetli olacaktır. Ücretsiz olması, buradaki trafiği açmak noktasında çok hayırlı olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. ABD-İsrail’in İran’a ve Tahran yönetiminin Körfez ülkelerine saldırıları ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Körfez ülkelerine saldırıları karşısında Türkiye’nin tutumu sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, buralarda kesinlikle savaştan yana değiliz, barıştan yanayız ama burada İsrail, bu savaşın baş aktörüdür. İsrail, burada savaşı sürekli teşvik etti, savaştan yana olmuştur. Savaştan yana olduğu için de burada diğer ülkeler çok bedel ödediler. Bunun da baş sorumlusu İsrail olmuştur" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile İran arasında çözüm bulma çabasındaki Katar ile Pakistan’ın arabuluculuğu rolüne ilişkin, her iki ülkenin de bu konuda önemli görevler üstlendiklerini, bundan sonraki süreçte de bunun devam edeceğine inandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hep beraber el ele vereceğiz, her şeyden önce Müslümanlar olarak birliğimizi, beraberliğimizi koruyarak yolumuza devam edeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimle ilişkiler ve İsrail’in Suriye’ye saldırılarına ilişkin şunları dile getirdi: "Suriye ile devlet mekanizmalarımız gayet güzel ilişki içindeler, bu birlikteliği, bu beraberliği sürdürüyoruz. Suriye, bizim kardeşimizdir, Suriye’yi asla yalnız bırakmayacağız. Bu süreçte Suriye, kardeşlerinin kendisine olan ilgi ve alakasını görecektir, hiç endişe etmesinler." Türkiye’nin, Suriye’nin istikrarına yönelik desteğine ilişkin soruyu Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Oranın istikrarı için Türkiye’nin üzerine ne düşüyorsa biz bunu sonuna kadar yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz" diyerek yanıtladı. "En kısa zamanda ben de inşallah bir Şam seyahati yapacağım" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de Beşşar Esed rejiminin devrilmesine giden süreçte Türkiye’nin rolüne ilişkin, "Elhamdülillah, bunu en güzel şekilde gerek Cumhurbaşkanı Şara gerek ilgili arkadaşlar gayet iyi biliyorlar. Üzerimize düşen neyse bunu sonuna kadar yaptık. Bundan sonraki süreçte de yapmaya devam edeceğiz. En kısa zamanda ben de inşallah bir Şam seyahati yapacağım" ifadelerini kullandı. İsrail’in Lübnan’a saldırıları Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Türkiye ziyareti ve iki ülke ilişkilerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lübnan’a karşı yapılan bu saldırılar bizi ciddi manada üzmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı ile burada görüşmemizi yaptık. Bundan sonraki süreçte de Lübnan’a elimizden gelen destek neyse bu desteği vermeye devam edeceğiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lübnan’da ABD’nin sürece desteğine önem verdiklerini belirterek, "Bunu başarmak suretiyle Lübnan’ı bu yangın çemberinden kurtarmamız lazım" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Lübnan’a saldırılarına ilişkin şunları kaydetti: "Şu anda İsrail, saldırgan. Lübnan, şu anda sürekli İsrail saldırıları altında. Bir an önce Lübnan’ı bu saldırılardan kurtarmamız gerekiyor. Bu konuyu ABD ile görüştük, görüşmeye de devam ediyoruz. Bu meseleyi Sayın Trump ile Türkiye’yi ziyareti sırasında da görüştük. Elbette önümüzdeki dönemde de kendisiyle görüşmeye devam edeceğiz." "Gazze’yi biz kendi başına bırakamayız" İsrail’in Gazze’ye devam eden saldırılarına ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze’yi biz kendi başına bırakamayız. Üzerimize düşen görev neyse Gazze ile ilgili olarak bugüne kadar bunu yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın son dönemde ikinci aşamasına geçilmesi için ateşkesin maddelerine bağlı kalmayı, Gazze’deki yönetimden taviz vermeyi, silahlarının toplanmasını kabul etmesine ilişkin, "Burada Hamas, elinden gelen tüm samimi dayanışmayı ortaya koydu ama İsrail’den ise böyle olumlu bir yaklaşım söz konusu değil. Onlar hâlâ saldırgan tutumlarıyla Lübnan’a, Gazze’ye saldırmaya devam ediyorlar" diye konuştu. Trump ile İsrail’e ilişkin yaptığı görüşmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Trump’ın bu gelişmelerden rahatsız olduğunu görüyorum. Bizler de bu noktada her türlü uyarıyı yapıyoruz. Bundan sonraki süreçte de bu uyarıları yapmaya devam edeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’deki siyasiler ile basında Türkiye’ye yönelik saldırgan tutuma ilişkin soru üzerine, "Bakın, sizinle savaşı konuşmuyoruz, barışı konuşuyoruz, dünya barışını nasıl temin ederiz, bunu konuşuyoruz ama Türkiye’ye barış değil de savaş için saldıracak olanlar olursa Türkiye, bu savaştan da çekinmez, kaçmaz, bunu da çok açık ve net bir şekilde söylüyorum. Böyle bir şeyi yaşamak istemeyiz" ifadelerini kullandı. Sudan ile ilişkiler Sudan ile ilişkilere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sudan’daki gelişmeleri iyi görmüyorum ancak Sudan’a da her türlü desteği vermeye devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili olarak Sayın Başkan ile ilişkilerimiz de çok iyi. Sudan’da gerçekten mutedil, ideal bir yönetim şekli söz konusu. Sayın Başkan, kısa süre önce bizim konuğumuz oldu ve kendisiyle görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Gerçekten Sudan’ın liderini, bu aşamada Sudan’a layık bir lider olarak gördüm" dedi. "Libya’yı da atılan adımlarda yalnız bırakmayacağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’daki gelişmelere ilişkin, "Libya ile ilişkilerimiz kararlı bir şekilde devam ediyor. Libya’yı da atılan adımlarda yalnız bırakmayacağız. Özellikle Libya’nın petrol rezervlerini beraberce değerlendirmekte Türkiye Petrolleri olarak biz de adımlarımızı attık, atıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. ABD ve Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılımı Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile ilişkilerle ilgili, "Şu anda elbette Sayın Trump’ın F-35 uçakları konusunda verdiği sözü yerine getirmesini bekliyoruz. Bize F-35’lerle ilgili söz vermiştir ve bu sözün yerine gelmesi, Türkiye açısından önem arz etmektedir, bu sözü bekliyoruz" diye konuştu. Türkiye ile ABD arasındaki en önemli dosyalar sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dosyalar çok. Savunma sanayisiyle ilgili dosyalar var. Bunun yanında ticaret hacmi konusunda attığımız adımlar var. Atacağımız adımlar var" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-ABD ilişkilerinde İsrail’in yer almadığını vurgulayarak, "Biz, burada İsrail’i hiçbir şekilde masaya asla almış değiliz. Burada bizim muhatabımız Amerika’dır. Bu konuları Amerika ile görüşmek suretiyle adımlarımızı atıyoruz, atarız" ifadelerini kullandı. "Rusya ile ilişkilerimiz gayet iyi" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moskova ile ilişkileriyle alakalı, "Rusya ile ilişkilerimiz gayet iyi. İlişkilerimizi sürekli telefon diplomasisiyle devam ettiriyoruz. İlgili bakan arkadaşlarım sürekli Rusya’daki muhataplarını ararlar, onlar da benim ilgili bakanlarımı ararlar. Böylece görüşmelerimizi sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güçlü bir orduya sahibiz, güçlü bir jandarmamız var. Bu ordu, şu anda kendi içerisinde birlik ve beraberlik hâlinde hareket ediyor. Bu birlik ve beraberlik hâlinde hareket eden ordumuzun bu düzeni, bu kuruluşu herkesi gerçek manada kendi içinde sevindiriyor. Ordumuz birdir, beraberdir, bütündür ve yoluna da bu şekilde devam etmektedir. Politikayla askerimizin ilişiği yoktur" dedi. "Bizim için önceliğimiz Avrupa Birliği değil" Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye ilişkileriyle ilgili soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Avrupa, 53 yıldır Türkiye’yi arasına almadığı gibi bundan sonraki süreçte de almayı düşünmüyor ama biz kapımızı kapamadık. Biz, yine Avrupa Birliği’ne katılmayı düşünüyoruz. Alırlarsa ne ala, almazlarsa ne ala. Bizim için önceliğimiz Avrupa Birliği değil ama Avrupa Birliği’ne sürekli söylüyoruz, kaybeden siz olursunuz, Türkiye olmaz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’de AK Parti iktidarını takibe devam edin. AK Parti ile Türkiye, çok daha güçlü yarınlara yürüyecektir, bundan kimsenin endişesi, şüphesi olmasın. Türkiye, inşallah yarına çok daha güçlü girecek ve güçlü bir şekilde de yürüyecektir. Dünya barışında Türkiye’nin konumu çok daha farklı olacaktır" diye konuştu. Arap dünyasına seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepsine selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Biz, onların hepsini seviyoruz. Biz, biriz, beraberiz, iriyiz, aman birbirimizi kırmayalım, gücendirmeyelim, birlikte olmaya devam edelim" ifadelerini kullandı.

Bursa kestane şekeri gastronomideki yerini güçlendiriyor Haber

Bursa kestane şekeri gastronomideki yerini güçlendiriyor

Bursa ile özdeşleşen kestane şekeri, geleneksel kimliğini korurken modern üretim standartları ve markalaşma çalışmalarıyla da farklı pazarlara ulaşıyor. Kestane şekerinin üretimden markalaşmaya, kent kültüründen tanıtıma uzanan çok yönlü yapısını yerinde incelemek amacıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nden üst düzey bir heyet, İlka Şekerleme'nin Nilüfer Yaylacık'taki tesislerini ziyaret etti. Genel Müdür Mümin Akgün'ün ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarete Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Dr. Abdullah Damar ile Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Aziz Elbas katıldı. Program, Kardelen Kültür Evi'nde Bursa kestane şekerinin geçmişten günümüze uzanan yolculuğunun anlatılmasıyla başladı. Heyet daha sonra üretim tesisini dolaşarak üretim süreçlerini yerinde inceledi. Bursa'nın lezzet hafızası Konuklarına İlka Şekerleme'nin çalışmaları hakkında bilgi veren Genel Müdür Mümin Akgün, kestane şekerinin yalnızca geleneksel bir ürün değil, Bursa'nın kent kimliğiyle bütünleşmiş önemli bir gastronomi değeri olduğunu söyledi. Geleneksel üretim kültürünü günümüzün kalite ve gıda güvenliği standartlarıyla buluşturduklarını belirten Akgün, Kardelen ve Yaylacık markalarıyla iç pazarda, Cardelion markasıyla uluslararası pazarlarda faaliyet gösterdiklerini ifade etti. Akgün, farklı pazarlara ulaşırken Bursa kestane şekerinin kendine özgü kimliğini korumaya da önem verdiklerini kaydetti. Coğrafi işarette Türkiye'den Avrupa'ya Bursa kestane şekerinin coğrafi işaret sürecine de değinen Akgün, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucunda ürünün önce Türkiye'de, ardından Avrupa Birliği'nde coğrafi işaretle tescillendiğini hatırlattı. Kendisinin de BTSO 27. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı olarak sektör temsilcileriyle birlikte sürecin içerisinde yer aldığını anlatan Akgün, "Bursa kestane şekerinin coğrafi işaretle korunması için BTSO çatısı altında sektörümüzle birlikte önemli bir çalışma yürüttük. Önce Türkiye'de alınan tescilin ardından Avrupa Birliği tescilinin de gerçekleşmesi, Bursa'ya ait bu değerin uluslararası ölçekte korunması açısından önemli bir kazanım oldu" dedi.Coğrafi işaretin yalnızca ürünün kökenini gösteren bir tescil olmadığına dikkat çeken Akgün, belirlenen özelliklerin ve üretim standartlarının korunmasının Bursa kestane şekerinin özgünlüğünün sürdürülmesi açısından da önem taşıdığını vurguladı. Bursa'nın hediyesi kestane şekeri olsun BTSO 27. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı olarak sektörün ortak değerleriningüçlendirilmesine yönelik çalışmalara önem verdiklerini belirten Akgün, Bursa kestane şekerinin kent tanıtımında daha fazla öne çıkarılması gerektiğini söyledi.Akgün, "Bursa'ya gelen bir misafirin yanında götürdüğü, Bursa'dan başka bir şehre ya da ülkeye gönderilen hediyenin kestane şekeri olmasını istiyoruz. Başta kamu kurum ve kuruluşlarımız ile yerel yönetimlerimiz olmak üzere kentimizin temsil edildiği ziyaretlerde Bursa kestane şekerinin tercih edilmesi, hem yerel üreticimizi destekler hem de Bursa'nın gastronomi değerinin tanıtımına katkı sağlar" dedi. Bursa'nın adını da taşıyor Kestane şekerinin Bursa ile kurduğu güçlü bağın üreticilere ayrı bir sorumluluk yüklediğini belirten Akgün, "Biz yalnızca kestane şekeri üretmiyoruz. Bursa ile özdeşleşmiş, geçmişi ve hikâyesi olan bir değeri yaşatıyoruz. Ürünlerimizi farklı şehirlere ve ülkelere ulaştırırken Bursa'nın adını ve gastronomi kültürünü de beraberinde taşıyoruz" ifadelerini kullandı.

Akdeniz'de ateş çemberi Haber

Akdeniz'de ateş çemberi

İtalya Savunma Bakanlığı, Rusya'nın "gölge filosuyla" bağlantılı olduğu öne sürülen bir petrol tankerine yönelik operasyonda İtalyan askerlerinin helikopterle gemiye çıkarak denetim gerçekleştirdiğini açıkladı. İtalya Savunma Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) bünyesinde İtalya liderliğinde görev yapan deniz kuvvetleri misyonunun Rusya'nın "gölge filosuyla" bağlantılı olduğu öne sürülen bir petrol tankerine operasyon düzenlediğini bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, AB yaptırımları listesinde bulunan Kamerun bayraklı "Toa Payoh" adlı tankere geminin bayrak kaydının doğrulanması amacıyla müdahale edildiği belirtildi. Açıklamada, gemi kaptanının ilk aşamada iş birliği yapmayı reddettiği, bunun üzerine İtalyan askeri personelinin "EUNAVFOR MED" (Avrupa Birliği Akdeniz Deniz Gücü) İrini Operasyonu kapsamında sancak gemisi olarak görev yapan Thaon di Revel'den havalanan helikopterle tankerin güvertesine çıkarak denetim gerçekleştirdiği ifade edildi. Açıklamada, operasyona Yunanistan'a ait bir savaş gemisi ve Polonya'ya ait bir devriye uçağının da destek verdiği belirtilirken, müdahalenin yaklaşık 2 saat sürdüğü ve güvenli bir şekilde sona erdiği belirtildi. Tankere Batı Afrika ülkesi Benin'den İstanbul'a gerçekleştirdiği sefer sırasında müdahale edildiği bildirildi. Müdahale kapsamında mürettebattan herhangi bir kişinin gözaltına alınıp alınmadığına ilişkin ise bir açıklama yapılmadı. Operasyon hakkında bilgi sahibi bir kaynak, geminin Kamerun bayrağına geçtiğimiz hafta kaydedildiğini ve İrini Operasyonu'nda görev yapan AB deniz misyonunun bu tür denetimler sırasında gemilere el koyma yetkisinin bulunmadığını aktardı.

Osmangazi'de Gençler Gıdanın İzlerini Sanata Taşıdı Haber

Osmangazi'de Gençler Gıdanın İzlerini Sanata Taşıdı

Sürdürülebilir kent vizyonu doğrultusunda gıda politikalarına yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürürken Osmangazi Belediyesi’nin Avrupa Birliği’nden hibe desteği alan "Osmangazi Gençlik Gıda Laboratuvarı" projesi kapsamındaki çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Proje çerçevesindeki ikinci etkinlik olan "Gıdanın Geleceği İçin Tasarım Atölyesi: Dönüşen İzler ve Ritim" yoğun bir ilgi ile Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde tamamlandı. Osmangazi Belediyesi öncülüğünde; Osmangazi Kent Konseyi Gençlik Meclisi, Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Predu Atölye proje ortaklığında düzenlenen atölyede yaşları 15 ile 25 arasında değişen 20 genç, gıdayı sanat ile buluşturdu. Atölyede gençler, proje ortaklarımızdan Hamidiye Tarım Lisesinde, üretim alanlarını gezerek biber, domates, üzüm, dut, zeytin gibi gıda ürünlerinden ve bitki yapraklarından örnekler topladı. Daha sonra bu doğal malzemeleri kullanarak Prof. Sezin Türk Kaya yürütücülüğünde özgün baskıresim eserleri üretti. Doğadan toplanan farklı ürünler baskı kalıbı olarak kullanıldı. Gençler, kimi zaman endüstriyel yüzeyleri, kimi zaman da tamamen organik malzemeleri kullanarak özgün kompozisyonlar oluşturdu. Ortaya çıkan her eser, doğa ile sanat arasındaki güçlü ilişkinin somut bir yansımasına dönüştü. Çevre dostu su bazlı boyaların yanı sıra gıdalardan elde edilen doğal boyalar ile işlem yapan katılımcılar, doğanın renklerinin sanat tarihindeki yolculuğunu uygulamalı olarak deneyimledi. Atölye sonunda üretilen yaklaşık 50 eserden seçilecek çalışmalar, proje finalinde düzenlenecek sergide sanatseverlerle buluşacak ve Osmangazi Belediyesi koleksiyonuna kazandırılacak. “Amacımız Gıdanın Bütünselliğini Görmek, Farklı Etkilerini Değerlendirmek” Osmangazi Gençlik Gıda Laboratuvarı" projesinin ikinci etkinliğini gerçekleştirdiklerini belirten Osmangazi Belediyesi Proje Yöneticisi Merve Sünör, ilk atölyede gençlerle birlikte gıda haritalama çalışması yaptıklarını, bu kez ise sanat ve gıdayı aynı çizgide buluşturduklarına işaret etti. Gıdaya bütünsel bir bakış açısıyla yaklaştıklarını kaydeden Sünör, “Boyaların bile temeli aslında gıdaya, toprağa yani doğaya dayanıyor. Biz de katılımcılara, biraz bundan ve geri dönüşüm, ileri dönüşüm konularından bahsettik. Hem endüstriyel, hem doğa malzemelerini bir arada kullanıyorlar. Bu bakış açısıyla birlikte projemiz devam edecek, bu farkındalığın diğer etkinliklere de farklı bir altyapı oluşturacağını düşünüyoruz. Amacımız gıdaya ve sanata başka türlü bakabilmek, gıdanın bütünselliğini görmek. Gıdayı sadece soframızda tabağımıza gelen bir ürün gibi görmemek, gıdanın farklı etkilerini değerlendirmek. Etkinlik, gençlerin gıdaya yalnızca tüketilen bir ürün olarak değil; doğayla, kültürle ve sürdürülebilirlikle bağlantılı bir değer olarak bakmalarını sağladı. Proje sonunda gıda politikası üretmek için attığımız adımlarda, bu atölyemizin de farklı bir bakış açısı sağlayacağını düşünüyoruz. Belediyemiz tarıma ve gıdaya önem veriyor ve vizyoner bir bakış açısıyla projeleri sürdürüyor. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a bu projeyi ve tarımı desteklediği için çok teşekkür ediyoruz.” diye konuştu. Önemli Bir Farkındalık Oluşturdu Proje kapsamında öğrencilerle baskı resim atölyesi gerçekleştirdiklerini belirten Atölye Eğitmeni ve Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Sezin Türk Kaya da, “Atölyenin temelinde sürdürülebilirlik, ileri ve geri dönüşüm temaları hakim. Endüstriyel ya da organik malzemelerin üzerine boyalar, mürekkepler sürerek, onların kağıda ve farklı yüzeylere aktarılması prensibine dayanan bir atölye.” ifadelerini kullanarak, desteklerinden dolayı Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu. "Gıdanın Geleceği İçin Tasarım Atölyesi: Dönüşen İzler ve Ritim" kapsamında titizlikle çalışmalarını tamamlayan genç katılımcılar da yaptıkları konuşmalarda, atölyenin kendilerine çok önemli bir farkındalık kattığını vurgulayarak, gıda ve sanatı uygulamalar ile birlikte farklı bir bakış açısıyla ele aldıklarını kaydetti.

SHGM Mevzuatında İlk Kez Yapay Zeka Destekli Drone Haber

SHGM Mevzuatında İlk Kez Yapay Zeka Destekli Drone

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün (SHGM) hazırladığı yeni "İnsansız Hava Aracı Sistemleri Talimatı ile Türkiye'de dron kullanımında kapsamlı değişikliklere gidiliyor. Yeni düzenlemeyle yapay zeka destekli otonom dronlar ilk kez resmi mevzuata girerken, dron pilotları için P0, P1 ve P2 olmak üzere yeni lisans sistemi getiriliyor. Ayrıca uzaktan tanımlama sistemi, dijital hava sahası yönetimi, dron koridorları ve merkezi takip sistemi gibi birçok yeni uygulama hayata geçiriliyor. Türkiye'de milyonlarca amatör ve ticari dron kullanıcısını yakından ilgilendiren yeni talimat, mevcut uygulamaları baştan aşağı değiştiriyor. Avrupa Birliği ve Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) standartları esas alınarak hazırlanan düzenleme ile artık dron operasyonları dijital olarak takip edilecek, pilotların yetkileri lisans seviyelerine göre belirlenecek ve hava sahası renk kodlarıyla yönetilecek. Yapay zeka destekli dronlar ilk kez mevzuata girdi Yeni talimatın en dikkat çeken maddelerinden biri ise yapay zeka destekli otonom sistemlere ilişkin düzenleme oldu. Türkiye'de ilk kez yapay zeka ile çalışan dronlar resmi mevzuatta tanımlandı. Talimatnamede "Yapay zeka destekli otonom sistem: Uçuş sırasında çevresel koşullara uyum sağlayan, görev profilini dinamik biçimde güncelleyebilen ve İHA pilotunun müdahalesi olmaksızın karar alabilen makine öğrenmesi veya yapay zeka tabanlı sistemleri" şekilde yer aldı. Talimat ayrıca yapay zeka destekli sistemlerin kullanım esaslarının SHGM tarafından yayımlanacak ayrı bir düzenlemeyle belirleneceğini, bu süreç tamamlanıncaya kadar ise bu sistemlerle yapılacak operasyonların kontrollü izin kapsamında yürütüleceğini hükme bağlıyor. Dron pilotlarına üç kademeli yeni lisans geliyor Yeni düzenleme ile yıllardır kullanılan mevcut sistem yerine üç seviyeli yeni lisans modeli uygulanacak. Buna göre; P0 lisansı amatör kullanıcılar için düzenlenecek. P1 lisansı ticari uçuş gerçekleştiren pilotları kapsayacak. P2 ise görüş hattı dışı (BVLOS), otonom uçuşlar, insan ve kalabalık üstü operasyonlar, kargo taşımacılığı ve yüksek riskli görevler için kullanılacak. Böylece pilotun yapabileceği operasyon, kullandığı dron ağırlığından çok sahip olduğu lisans seviyesine göre belirlenecek. Drona trafiği dijital olarak yönetilecek Yeni talimatla birlikte İHATTYS (İnsansız Hava Aracı Takip ve Trafik Yönetim Sistemi) kurulacak. Bu sistem sayesinde; dron uçuşları merkezi olarak takip edilecek, uçuş izinleri tek sistem üzerinden alınacak, hava sahasındaki yoğunluk anlık izlenecek, çakışan uçuşlar sistem tarafından tespit edilerek kullanıcılar uyarılacak, dron trafiği dijital ortamda yönetilecek. Yeşil, turuncu ve kırmızı hava sahası dönemi yeni sistemle dron uçuş bölgeleri de yeniden sınıflandırılıyor. Yeşil bölgelerde belirlenen şartlar altında izin gerekmeyecek. Kırmızı bölgeler tamamen yetkili kurumların iznine tabi olacak. Turuncu bölgeler ise belirli kişi veya kuruluşlara tahsis edilen ve izinle kullanılabilecek hava sahaları olacak. Dron koridorları oluşturulacak Talimatla birlikte Türkiye'de ilk kez görüş hattı dışındaki uzun mesafeli uçuşlar için "İHA koridorları" kurulmasının önü açılıyor. Bu koridorlar özellikle lojistik, otonom teslimat, endüstriyel operasyonlar ve gelecekte yaygınlaşması beklenen insansız hava taşımacılığı için kullanılacak. Koridorların sınırları ve kullanım şartları dijital sistem üzerinden yayınlanacak. Uzaktan tanımlama sistemi zorunlu oluyor Basit oyuncak dronlar dışında kalan tüm kayıtlı insansız hava araçlarında uzaktan tanımlama sistemi bulunması zorunlu hale geliyor. Böylece uçuş sırasında dronun kimliği, konumu ve durum bilgisi dijital sistem üzerinden takip edilebilecek. Dron yazılımlarına da sertifika geliyor. Yeni düzenleme yalnızca dronu değil yazılımlarını da kapsıyor. Buna göre uçuş kontrol yazılımı, kontrol istasyonu yazılımı ve çoklu dron yönetim yazılımlarının SHGM tarafından sertifikalandırılması zorunlu olacak. Sertifikası bulunmayan sistemler Türk hava sahasında kullanılamayacak. Eski dronlara uyum süresi verildi Talimat yürürlüğe girmeden önce alınan dronlar da yeni sisteme uyarlanacak. Mevcut kullanıcıların kayıt, uzaktan tanımlama, coğrafi sınırlama, yazılım sertifikasyonu ve İHATTYS entegrasyonunu 31 Temmuz 2027 tarihine kadar tamamlaması gerekecek. Yüksek riskli uçuşlara sağlık şartı Yeni sistemde P2 lisansı alacak pilotların en az üçüncü sınıf sağlık sertifikasına sahip olması istenecek. Ayrıca belirli suçlardan hüküm giymiş kişilere lisans verilmeyecek.

Türkiye Profesyonel Boks Komisyonu kuruldu Haber

Türkiye Profesyonel Boks Komisyonu kuruldu

Türk profesyonel boksunda tarihi adım atıldı ve Türkiye Profesyonel Boks Komisyonu kuruldu. Komisyonun kurucularından ve ilk başkanı Serdar Avcı, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de profesyonel boks adına önemli bir sürecin tamamlandığını söyledi. Dünya Boks Birliği (WBA), Dünya Boks Konseyi (WBC), Uluslararası Boks Federasyonu (IBF) ve Dünya Boks Organizasyonu (WBO) tarafından tanınan Türkiye Profesyonel Boks Komisyonu'nun 'tarihi bir adım' olduğuna dikkat çeken Avcı, "Cumhuriyet tarihimizde bugüne kadar hiçbir zaman Türk lisanslarıyla hiçbir Türk boksör profesyonel maça çıkmadı. 1922'de Türkiye'de profesyonel boks maçları olmuş. İlk profesyonel maç 1922'de başlamış. Fransız hakemlerle ve dövüşen Türk boksörler de Fransız lisansıyla dövüşmüş. Bugüne kadar hiçbir zaman, Türkiye'de profesyonel boks komisyonu, federasyonu olmadı. Biz federasyon diyoruz ama Avrupa'da komisyon olarak geçiyor normalde. Uzun bir uğraş sonucunda Türkiye'de profesyonel boks komisyonunu kurduk. Fakat önce Avrupa Birliği bizi tanımamıştı. Avrupa Birliği'nin konvansiyonuna davet edildik. Belli başlı kontaklarla görüşerek Avrupa Birliği'ne resmi olarak kaydımızı yaptırdık. Avrupa Birliği yaptığımız başarılı çalışmaları görünce bizi tanıdı. Aynı zamanda Avrupa Birliği'nin ardından Asya Birliği de aynı şekilde bizi tanıdı. Şu anda dünyada tek hakem sistemi olan BoxRec de Türkiye'yi resmi olarak tanıdı, protokoller bitti. Artık bütün Türk profesyonel boksörler, tüm dünyada Türk lisansıyla mücadele edebilecekler. Bu çok büyük bir başarı. Gerçekten çok mutlu oldum. Çünkü hiç kimse Türk lisansıyla oynayamadı. Ben de Ukrayna takımındaydım mecburen. Ukrayna lisansıyla oynuyordum. Geçmişimde eski milli boksörüm ve profesyonel boks yaşantımda da aynı şekilde Ukrayna adına oynuyordum. Türk lisansına ben yetişemedim. Bunun öncüsü olmaktan, bunu kurucularından olmaktan büyük onur duyuyorum. Ülkeme çok büyük bir hizmet ettiğimi düşünüyorum. Ama tabii bu hiç kolay olmadı. Profesyonel boks bir gelirdir sonuçta, para kazanma olanağı sunar çocuklara ve Türkiye'de profesyonel boks organizasyonları olmadığı için organizasyon işine başladık. Fakat organizasyon işine başladığımız zaman da Türkiye'de federasyon olmadığı için bunun da zorluğunu çok çektik. En son büyük bir mücadele vererek federasyonu, Türkiye Profesyonel Boks Komisyonu'nu kurduk ve şu anda ülkemizde herkes rahatlıkla Türk lisansı çıkartabilir. Türkiye adına profesyonel boks lisansı çıkartıp, tüm dünyada mücadele edebilir. Bu resmi olarak protokoller imzalandı, tüm dünyada geçerli" ifadelerini kullandı. "Avrupa ve Amerika'daki sporcular da bizden lisans alıyor" Komisyonun kurulmasının ardından yurt içi ve yurt dışından çok sayıda olumlu geri dönüş aldıklarını belirten Avcı, "Bunu öğrenen bütün Türk sporcularımızın hepsi çok mutlu oldu. İnanılmaz mesajlar yağmaya başladı. Birçoğu Avrupa'da yaşadığı halde bile bizi arayıp Türkiye'den lisansını alıyorlar. Bütün Türk sporcularımıza biz reyting sıralamasında da kapımızı açtık, Türk oldukları için. O yüzden Avrupa'nın birçok yerinden, Amerika da dahil, birçok sporcu artık Türk lisansı alıyor. Hatta Türk sporcuların dışındaki Avrupa ve Amerika'daki sporcular da bizden lisans alıyor. Tabii ki prosedüre uygun bir şekilde her şeyi yapıyoruz ama bizim birinci amacımız ticaret değil, sporculara destek çıkmak" şeklinde konuştu. "Asya Birliği'nde de resmi olarak üyesiyiz" Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin ardından Asya Birliği üyeliğinin de tamamlandığını aktaran Serdar Avcı, "Türkiye, Avrupa Birliği'nde olduğu kadar Asya Birliği'nde de olması gerekiyor. Asya Birliği diye bir konsey var. Tüm dünyada Asya ülkelerinin belli başlı kuralların dışına çıkmaması için, hepsini bir arada tutmak için gerekli olan bir kuruluş bu. O kuruluş bir ülkeyi himayesine alabilmesi için belli başlı prosedürler vardır, Avrupa Birliği'nde olduğu gibi. Biz bu prosedürlere fazlasıyla uyduğumuz için onlar bizi zaten sorunsuz bir şekilde aldılar. Şu anda resmi olarak imzalandı ve biz aynı zamanda Asya Birliği'nde resmi olarak üyesiyiz" diye konuştu. "2027 Avrupa Birliği konvansiyonunu Türkiye'ye aldık" Daha önce Avrupa Birliği tarafından tanınmadıklarını hatırlatan Avcı, bugün ise önemli bir organizasyonun Türkiye'ye verildiğini vurgulayarak, "Daha önce Avrupa Birliği bizi hiç tanımıyordu. Ama bugün hem tanıyor hem de artık 2027 Avrupa Birliği Konvansiyonu'nu Türkiye'ye aldık. Bütün Avrupa Birliği, Türkiye'ye gelecek. Bütün Avrupa'nın ünlü boksörleri, yetkilileri, başkanı gelip Türkiye'de hem güzel şehrimizi, ülkemizi görecekler hem de burada boksa dair konuşmalarını yapacaklar. Bu, ülkemizi tanıtım açısından da çok güzel bir şey. Böyle bir şey yaptığım için de çok mutluyum. Gerçekten bu güzel bir şey" cümlelerine yer verdi. Komisyonun kurulmasıyla genç sporcular açısından önemli bir engelin ortadan kalktığını sözlerine ekleyen Avcı, "Artık ülkemizde örnek çalışmalar var. Daha önce bir boksör lisans alabilmek için bile Almanya'ya gidip kontak kurmalıydı. Almanya'da vize sorunları vardı. 15-16 yaşındaki bir çocuk için bunlar çok zor şeyler. Ama tabii bu komisyonumuzu kurarak bütün bu sorunları kaldırdık. Artık çok rahat bir şekilde buradan gençlerimiz profesyonel boks lisansı alıp profesyonel boksa başlayabilecekler" dedi. "WBC'nin 'Türkiye Başkanı' ünvanını aldım" WBC ile yürütülen çalışmalar hakkında da bilgi veren Serdar Avcı, WBC Türkiye Ofisi'nin kurulduğunu ve WBC Türkiye Başkanı ünvanını aldığını söyledi. Avcı, "WBC Federasyonu'nu Türkiye'ye getirdim. WBC'nin 'Türkiye Başkanı' ünvanını aldım ve WBC Türkiye ofisi kuruldu. WBC Komisyonu kurarken en başından beri WBC Yönetim Kurulu üyesi Roksana Sureja Semenisina Türkiye'ye geldi. Hakemlerimize seminerler verdi. Başkan Mauricio Sulaiman'a çok teşekkür ederim. Destek verdi ve WBC Yüksek Yönetim Kurulu Üyesi ve Asya As Başkanı Roksana Sureja Semenisina Türkiye'ye geldi. Burada gerekli olan tüm desteği sundu" değerlendirmesinde bulundu. "Türk hakemler uluslararası organizasyonlarda görev yapıyor" Hakemlerin eğitim ve staj süreçlerini başarıyla tamamladığını da kaydeden WBC Türkiye Başkanı Serdar Avcı, "Hakemlerimize seminerler verildi. Daha sonra hakemlerimiz büyük bir eğitim aldıktan sonra staj dönemi başladı. Staj dönemini de başarıyla geçince artık Avrupa'nın her yerinde görev yapmaya başladılar. Türkiye Profesyonel Boks Federasyonu'muzun hakemleri şu anda Lübnan'da görev yapıyor. Lübnan'da olan organizasyonu bizim komisyonumuzun hakemleri yönetiyor. Bundan daha büyük bir gurur yok. Bundan bir ay önce de Umman'a gittiler. Orada görev yaptılar, Azerbaycan'da da görev yaptılar. Artık Dubai gibi ülkelerde Türk komisyonumuzun hakemleri göreve başladı. Hakemlerimiz de artık hem WBC hem WBA gibi büyük federasyonların hakemi oldu. Türk hakemler, Mike Tyson ayarında bir boksörün maçını yönetebilir. Bu hakka sahip olduk" açıklamasında bulundu. "WBC Greater Turan ünvanı oluşturuldu" WBC bünyesinde 'Greater Turan' ünvanını hayata geçirdiklerini duyuran Avcı, bu ünvanın 22 ülkeyi kapsadığını dile getirerek, "Atalarımızın her zaman hayaliydi bu. Bunu ben WBC'de dünyanın en büyük federasyonunda gerçekleştirdim. WBC Greater Turan, yani Büyük Turan. 22 ülkeyi kapsıyor. Bu ünvanı kurdum ve bu ünvanın başkanı oldum. WBC Başkanı Mauricio Sulaiman tarafından başkan olarak ilan edildim. Kendisine buradan çok teşekkür ediyorum. WBC Greater Turan, içinde 22 tane ülkenin bulunmuş olduğu, Rusya'ya ve Ukrayna'ya kadar dayanan, Kazakistan ve Özbekistan Türk boylarının toplumundan oluşan, üstünde tuğra olan ünvanı kurdum. WBC Greater Turan kemeri üstünde Türk bayrağı ve tuğramız var. Bundan daha büyük bir gurur olamaz. Bunu da başardığım için çok mutluyum ve kemeri tüm dünyaya tanıtarak kültürümüzü tanıtmaya devam edeceğimi de söyleyebilirim" diyerek sözlerini noktaladı.

İHRACATTA YENİ ROTA : BALKANLAR VE AVRUPA Haber

İHRACATTA YENİ ROTA : BALKANLAR VE AVRUPA

24-26 Temmuz tarihleri arasında Kosova’nın başkenti Priştine’de gerçekleştirilen İnşaat ve Gayrimenkul Fuarına katılan 3D Maket, ihracat odaklı büyüme stratejisi kapsamında rotasını Balkan ülkeleri ile Batı Avrupa’ya çevirdi. Sektörde 16 yıllık köklü bir tecrübeye sahip olan 3D Maket Firma Sahibi Nedim Yılmaz, Kosova’nın başkenti Priştine’deki İnşaat ve Gayrimenkul Fuarının ardından yaptığı değerlendirmede, “İnşaat projelerinin yanı sıra tedarikçilerin ve inşaat malzemelerinin de sergilendiği fuara Kosova ve diğer Balkan ülkelerinden de yoğun bir katılım oldu. 3D Maket olarak BTP Holding'e yapmış olduğumuz projenin maketi ciddi bir ilgi gördü” dedi. "Fuarın Gözdesi Olduk" Açıklamalarında, Kosova ve Balkan ülkelerindeki inşaat sektörüne ilişkin gözlemlerini de paylaşan Nedim Yılmaz, “Kosova'ya Avrupa Birliği ülkelerinden birçok yatırımcının ilgisinin olduğunu söyleyebilirim. Bu anlamda Kosova’daki inşaat sektörü de önemli fırsatlar barındırıyor” şeklinde konuştu. 3D Maket Firma Sahibi Nedim Yılmaz sözlerini şöyle tamamladı: "Fuar ziyaretçileri maketlerimizi gördükten sonra ciddi anlamda yeni bir müşteri potansiyeli oluştu ve yeni görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Yalnızca Priştine'de değil, Prizren ve Peja’da da temaslarda bulunduk. İnşallah yakın zamanda yeni projelerle tekrar orada yer almayı hedefliyoruz. Kosova ile bu ilk çalışmamız değildi; geçen yıl da bir proje hayata geçirmiştik. Ancak bu çalışma, bizim için son derece prestijli ve kapsamlı bir proje oldu. Aynı zamanda fuarda da sergilendiği için etkinliğin gözdesi olan bir ürün ortaya çıkardık. Ürettiğimiz katma değerle, ülkemizin kilogram başına ihracat değerine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.