Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Avrupa Birliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KKTC Eski Cumhurbaşkanı Tatar: "Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan ve gök vatan anlayışıyla geleceğe güçlü adımlarla yürüyoruz" Haber

KKTC Eski Cumhurbaşkanı Tatar: "Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan ve gök vatan anlayışıyla geleceğe güçlü adımlarla yürüyoruz"

KKTC Eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Yalova Ticaret ve Sanayi Odası (YTSO) Konferans Salonu’nda düzenlenen "Doğu Akdeniz’de Türk Varlığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Stratejik Önemi" konulu konferansta konuştu. Kıbrıs’ta yaklaşık 60 yıl boyunca federasyon temelinde çözüm arayışlarının sürdürüldüğünü belirten Tatar, "Türkiye’nin adaya ayak basmasıyla birlikte mücadelemizde yeni bir dönem başladı. 1983’te, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle bütün dünyaya Kıbrıs’ta tek devlet anlayışının mümkün olmadığı gösterildi. Ancak o dönemin şartlarında federal bir çözüm anlayışıyla ortaklık arayışları devam etti. 60 yıldan fazla bir süre federal temelde bir anlaşma için her türlü müzakerede zaman tüketildi. Ancak neticede Rumlar hiçbir zaman iyi niyet göstermedi ve bütün önerileri reddetti. On beş kez farklı önerilerle masaya gelinmesine rağmen süreçler Rum tarafının tutumu nedeniyle sonuçsuz kaldı. En son Annan Planı’nda, bundan yaklaşık 20 yıl önce, biz Türkler ‘evet’ dedik, Rumlar ise ‘hayır’ dedi. Buna rağmen Rum tarafını Avrupa Birliği’ne aldılar. Yani Annan Planı’na ‘hayır’ diyen taraf Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirildi. Bu da Kıbrıs meselesinin çözümünü daha da zorlaştırdı. Çünkü artık Avrupa Birliği’nin içindeler. Yunanistan da Avrupa Birliği’nin içerisinde" dedi. "Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan ve gök vatan anlayışıyla" 2017 yılında İsviçre’nin Crans-Montana kentinde gerçekleştirilen görüşmelerde de sonuç alınamadığını belirten Tatar, federasyon temelindeki çözüm modelinin artık geride kaldığını, bu nedenle iki devletli siyaseti savunduklarını ve bu politikayı uluslararası platformlarda anlatmaya devam ettiklerini kaydetti. Kıbrıs Türk halkının ayrı bir devlet ve ayrı egemen bir halk olarak varlığını sürdürmesinin önemine dikkati çeken Tatar, şöyle konuştu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sadece kuzeydeki 3 bin 800 kilometrekarelik topraktan ibaret değildir. Aynı zamanda deniz yetki alanları, kıta sahanlığı, karasuları ve münhasır ekonomik bölgesiyle büyük bir egemenlik alanına sahiptir. Türkiye ile birlikte bu bölgede hakkımızı, hukukumuzu ve onurumuzu koruyoruz. Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan ve gök vatan anlayışıyla geleceğe güçlü adımlarla yürüyoruz." "KKTC Doğu Akdeniz’deki bayrağımız, vatanımız, tarihimiz ve maneviyatımızdır" Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yalnızca kara parçasından ibaret olmadığını, deniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve diğer egemenlik haklarıyla Doğu Akdeniz’de önemli bir konuma sahip olduğunu ifade eden Tatar, şöyle konuştu: "Türkiye Cumhuriyeti benim ana vatanımdır. Doğu Akdeniz’de, mavi vatanda en güçlü ülkedir. Garantör devlettir. Türkiye Cumhuriyeti, tarihî haklarını, hukukunu ve sahip olduğu bütün imkânları sonuna kadar koruyacaktır. Tek doğru vardır. Bütün bunlar geçicidir. Önemli olan, Rauf Denktaş’ın da dediği gibi egemenliktir. Egemenlik tapudur. Egemenlik devlettir. Devlet demek gelecek demektir. Devlet demek güvenlik, barış, huzur ve istikrar demektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin gücü, büyüklüğü ve teknolojisi bütün Türk devletlerine büyük katkılar sağlamaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bugün tanınmamış olabilir, çeşitli mağduriyetler yaşayabilir. Ancak Doğu Akdeniz’deki bayrağımız, vatanımız, tarihimiz ve maneviyatımızdır. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sonuna kadar sahip çıkmak ve egemenlik haklarımızdan hiçbir zaman taviz vermemek bize yakışandır."

Ticaret'ten "gümrük muafiyeti değişti" iddialarına net yanıt! Haber

Ticaret'ten "gümrük muafiyeti değişti" iddialarına net yanıt!

Ticaret Bakanlığı, yolcu beraberinde yurda getirilen eşyalara ilişkin gümrük muafiyetlerinde değişiklik yapıldığı yönündeki paylaşımlar üzerine yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, kamuoyunda dolaşan iddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilerek, muafiyet uygulamalarında yakın dönemde herhangi bir değişiklik yapılmadığı ifade edildi. Bakanlık, yolcu beraberinde getirilen eşyaya ilişkin muafiyetlerin 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında düzenlendiğini ve 2009 yılından bu yana aynı kuralların geçerli olduğunu hatırlattı. Açıklamaya göre, her yolcu kişisel kullanım amacıyla 1 kilogram çay, 1 kilogram kahve, 1 kilogram çözünebilir hazır kahve, 1 kilogram çikolata ve 1 kilogram şekerleme getirebiliyor. Çikolata ile şekerden mamul yiyeceklerde ise toplam 2 kilogramlık hak, istenirse tek bir ürün için kullanılabiliyor. Bakanlık ayrıca, ticari nitelik taşımayan ve kişisel kullanım ya da hediye amacıyla getirilen eşyalarda 430 avroya kadar, 15 yaş altındaki yolcular için ise 150 avroya kadar gümrük vergisi muafiyeti uygulandığını bildirdi. Bitkisel ürünlerde de taze ve kuru meyve-sebzede 3 kilogram, diğer bitkisel ürünlerde ise 1 kilograma kadar muafiyet bulunduğu belirtilirken, bu sınırların üzerindeki miktarların ticari kapsamda değerlendirildiği kaydedildi. Öte yandan, değeri 1.500 avroyu aşmayan ve ticari nitelik taşımayan eşyalar için ise eşyanın geldiği ülkeye göre tek ve maktu vergi uygulanıyor. Buna göre, Avrupa Birliği ülkelerinden gelen eşyada yüzde 30, diğer ülkelerden gelen eşyada yüzde 60 vergi alınırken, ÖTV'ye tabi bazı ürünlerde bu oranlara ilave yüzde 20 vergi uygulanıyor. Ticaret Bakanlığı, kamuoyunu yanıltıcı paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiğini belirterek, yolcu beraberi eşyalara ilişkin muafiyet hükümleri ve limitlerinde son dönemde herhangi bir değişiklik yapılmadığını bir kez daha vurguladı.

Bahçeli’den G7, Avrupa Parlamentosu raporu ve yeni kalkınma vizyonu mesajı Haber

Bahçeli’den G7, Avrupa Parlamentosu raporu ve yeni kalkınma vizyonu mesajı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada dış politikadan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine, Kıbrıs ve Mavi Vatan politikalarından ekonomik kalkınma hedeflerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi’ndeki gelişmelere değinerek, ABD Başkanı Donald Trump’ın “patron benim” sözünü küresel güç dengelerinin göstergesi olarak değerlendirdi. Avrupa’nın uzun süredir dile getirdiği “stratejik özerklik” hedefinin güvenlik alanında karşılık bulamadığını savunan Bahçeli, “Kendi güvenlik açıklarını kapatmakta zorlananların Türkiye’ye ders vermeye hakkı yoktur” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE KENDİ İRADESİYLE YOLUNA DEVAM EDECEK” Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporuna ilişkin eleştirilerde bulunan Bahçeli, Türkiye’nin egemenlik alanları, yargısı, Kıbrıs politikası ve Mavi Vatan yaklaşımına yönelik değerlendirmelerin kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye’nin NATO içindeki konumu, savunma sanayisindeki gelişimi, enerji yollarındaki rolü ve bölgesel etkisine dikkat çeken Bahçeli, “Türkiye kendi yolunda, kendi aklıyla ve kendi iradesiyle yürümeye devam edecektir” dedi. Kıbrıs meselesine de değinen Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, Kıbrıs Türklerinin haklarının korunmasının milli bir mesele olduğunu ifade etti. MAVİ VATAN VURGUSU Bahçeli, Doğu Akdeniz ve deniz yetki alanları konusunda Türkiye’nin hak ve çıkarlarını korumaya devam edeceğini söyledi. Mavi Vatan politikasının Türkiye’nin denizlerdeki haklarını ifade ettiğini belirten Bahçeli, “Türkiye kendi denizlerinde seyirci değildir” mesajını verdi. ABD-İran ilişkileri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Bahçeli, bölgedeki diplomatik girişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek, sahadaki uygulamaların belirleyici olacağını kaydetti. Konuşmasının önemli bölümünü MHP’nin hazırladığı “İstikrar, Ahlak ve Refah Temelli Kalkınma Vizyon Belgesi”ne ayıran Bahçeli, belgenin Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine yönelik bir yol haritası olduğunu söyledi. 55 araştırmacı, akademisyen ve bürokratın katkılarıyla hazırlanan, 8 bölümden oluşan çalışmanın Türkiye’nin ekonomik ve sosyal geleceğine ilişkin öneriler içerdiğini belirten Bahçeli, kalkınma anlayışının istikrar, ahlak ve refah üzerine üç temel unsur üzerine kurulduğunu ifade etti. Bahçeli, istikrarın devlet yönetimindeki kararlılık, ahlakın ekonomik faaliyetlerde güven ve adalet, refahın ise toplumun tamamına yayılan kalkınma anlamına geldiğini dile getirdi. “HEDEFİMİZ GÜÇLÜ VE MÜREFFEH TÜRKİYE” MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye’nin milli imkan ve kabiliyetlerini kullanarak kalkınma hedeflerine ulaşacağını belirterek, “Lider ülke ve süper güç Türkiye” hedefinin altını çizdi. Bahçeli, konuşmasının sonunda Türkiye’nin güvenlik, ekonomi ve dış politika alanlarında kendi iradesiyle hareket edeceğini vurgulayarak, partisinin hazırladığı kalkınma vizyonunun Türkiye’nin geleceğine yönelik stratejik bir çalışma olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sahada Güçlü Olmayan Masada Yer Bulamaz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sahada Güçlü Olmayan Masada Yer Bulamaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda gerçekleştirilen açık deniz karakol gemisi Cam Roman’ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslimi ve Türk Deniz Kuvveleri Komutanlığı platformlarının hizmete giriş ve bayrak çekimi törenine katıldı. Törende İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda inşa edilen Contraamiral Roman korveti Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na, TCG Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemisi ise Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edildi. "Dünyamız Soğuk Savaş’tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor" Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ve Romanya heyetine "Hoş geldiniz" diyerek başladı. Bugün dünyanın gözbebeği İstanbul’da denizciliğin, mühendisliğin ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya geldiklerini söyleyen Erdoğan, "Sayın cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizde, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz. Cam Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken, Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgahtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Her iki platformun ülkelerimize, Karadeniz’in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgemizin huzuruna büyük katkılar yapacağına inanıyorum. Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız Soğuk Savaş’tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışılagelmiş kalıplar yıkılırken, bizim ’zor oyunu bozar’ dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor. Karşılaştığımız her kriz, ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bizlere tekrar hatırlatıyor. Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı, hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyor. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli-açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık" ifadelerini kullandı. "Askeri gemi inşa sanayimiz, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor" Türkiye’nin savunma ihracatında dünyanın 11’inci büyük ülkesi konumunda olduğunu belirten Erdoğan, "Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken, bugün bu rakam sadece bir hafta içinde gerçekleştiriliyor. Askeri gemi inşa sanayimiz, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalarda 140’ı aşkın deniz platformu ihracı. En küçük bottan, SİHA gemimiz TCG Anadolu’ya, muhriplerden denizaltılara, milli uçak gemimiz MUGEM’e bütün su üstü ve su altı platformlarımızı milli imkan ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz. Halihazırda 15’ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50’nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz. Milli uçak gemisinden hava savunma muhribine, fırkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla üretiyoruz. Aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarımızın araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Yürüttüğümüz projelerin toplam bedeli 25 milyar euro seviyesine ulaştı" dedi. "Kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7’inci ülke konumuna yükseliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası da ülkemiz açısından gurur vericidir; TCG Anadolu’dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan donanmamız artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuşmuştur. Bu kabiliyeti şimdi daha da perçinliyoruz. MUGEM projemizle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke konumuna yükseliyoruz. Tüm bu platformların kritik alt sistemleri, radarları, sonarları, savaş yönetim sistemleri, yazılımları Türk mühendisleri tarafından hayata geçiriliyor. Gemilerimiz muadillerinden daha üstün niteliklerde milli mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun, her alan kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz. Dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı, dost ve müttefiklerin iş birliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla savunma sanayiinde sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görev biliyoruz. Romanya’nın bizim için özel önemi olduğunu vurgulamak isterim. Türkiye ile Romanya’nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler tarihi zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş halidir" diye konuştu. "Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir" Cam Roman korvetinin iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgenin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesi olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları söyledi: "Karadeniz’in güvenliği aynı zamanda Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen iş birliğini bu bakımdan kıymetli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da artmasını temenni ediyoruz. Bir başka önemli husus şudur: Bugün teslim ettiğimiz ve envantere kattığımız gemilerimizde kullanılan savaş yönetim sistemi, arama ve atış kontrol radarları, sonar sistemleri, yakın savunma silahları tamamen yerli ve milli şirketlerimize aittir. ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekat hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır. Kahraman deniz kuvvetlerimizin gücüne güç katacak TCG Koçhisar’ı da bugün hizmete alıyoruz. Açık Deniz Karakol Gemisi projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform; istihbarat, gözetleme ve keşiften arama kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekatlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir." "Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz" Türkiye’nin gayesinin bölgede gerilim üretmek değil, barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmek olduğunu dile getiren Erdoğan, "Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz. Aksine, karşılıklı saygıya dayalı güçlü bir iş birliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte, hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına ve menfaatlerimize zarar vermesine müsaade etmeyiz. Ülkemiz çok net: Biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi milli kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımdan denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş halidir. Bu düşüncelerle Milli Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızı, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızı, ASFAT’ı ve projede görev alan tüm firmalarımızı, kıymetli mühendislerimizi, teknisyenlerimizi ve işçilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Romanyalı dostlarımıza Cam Roman korvetinin hayırlı olmasını diliyor, TCG Koçhisar’ımızın da mavi vatanda şanlı bayrağımızı gururla dalgalandıracağına yürekten inanıyorum. Rabbim denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin diyorum" dedi. Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan’ın da bir konuşma yaptığı programa Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, İstanbul Valisi Davut Gül, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ile çok sayıda yerli ve yabancı protokol üyesi katıldı.

Polonya, Zelenskiy'e verdiği en yüksek devlet nişanını geri aldı Haber

Polonya, Zelenskiy'e verdiği en yüksek devlet nişanını geri aldı

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki yaptığı açıklamada, İkinci Dünya Savaşı'nda Polonyalıları öldüren Ukrayna İsyan Ordusu'nun (UPA) adını bir askeri birliğe verme kararı nedeniyle Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'e 2023'te verilen Polonya'nın en yüksek devlet nişanı Beyaz Kartal'ın geri alınmasına karar verildiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Nawrocki, "Polonya toplumunun ezici çoğunluğu için UPA, her şeyden önce İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya vatandaşlarına karşı işlenen vahşi suçlardan sorumlu bir oluşum olarak görülmektedir. Bu nedenle Ukrayna yetkililerinin UPA'yı yüceltme kararı sadece rezalet değil, aynı zamanda anlaşılmaz ve son derece hayal kırıklığır. Bu durum sadece tarihi hafızamıza zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda yıllar içinde ve son aylarda inşa edilen güveni de zedeliyor" dedi. Rusya'nın 2022'de başlattığı savaşın ardından ülkeye kabul edilen yüz binlerce Ukraynalı mülteciyi işaret eden Nawrocki, "Polonyalılar sınırlarını, evlerini ve kalplerini milyonlarca Ukraynalıya açtı. Ukrayna'nın Avrupa'ya doğru ilerlemesi, kendi tarihinin zorlu bölümleriyle dürüstçe yüzleşmesini de gerektiriyor. Birleşik bir Avrupa, totalitarizmin ve şiddet kültünün reddi üzerine kurulmuştur. Bu ilkeler herkes için geçerli olmalıdır. Bunu anlamayanların Avrupa Birliği'nde yeri olamaz ve Polonya buna kesinlikle izin vermeyecektir" ifadelerini kullandı. Nawrocki ayrıca, "Bu noktada şunu vurgulamak isterim: Bu karar Ukrayna halkına karşı alınmış bir karar değildir. Polonya güvenlik politikasının stratejik yönünde bir değişiklik anlamına da gelmemektedir" diye konuştu. Ukrayna, AB üyesi olmak istiyor ve bu hafta Lüksemburg'da üyelik müzakerelerinin ilk aşamasına katılmıştı. Polonya Başbakanı Tusk, gerilimi azaltma çağrısında bulundu Polonya Başbakanı Donald Tusk sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, bu tartışmanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i "memnun ettiğini" belirtti ve Zelenskiy ile Nawrocki'ye "gerilimi körüklemek yerine yatıştırmaları" çağrısında bulundu. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ise yaptığı açıklamada, kararı "stratejik bir hata" olarak nitelendirdi. Sybiha, "Çözüm aramak yerine Polonya tarafının bu çatışmayı kabul edilemez ve uygunsuz bir seviyeye tırmandırmaya karar vermesinden üzüntü duyuyoruz. Başka bir ülkenin cumhurbaşkanı, bize tarihimizi dikte edemez" ifadelerini kullandı. Polonya, UPA'yı soykırımla suçluyor Ukrayna'da birçok kişi, 1940'lı ve 1950'li yıllarda varlığını sürdüren Ukrayna İsyan Ordusu'nu (UPA) Sovyet Kızıl Ordusu'na, Nazi Almanyası'na ve Polonya'ya karşı bağımsızlık için savaşmış kahramanlar olarak görüyor. Ancak Polonya, UPA'yı 1943-1945 yılları arasında Volhinya'da (şimdiki Ukrayna'daki Volyn) etnik Polonyalılara karşı soykırım yapmakla suçluyor. Varşova, Volhynia katliamlarında yaklaşık 100 bin Polonyalının öldürüldüğü belirtilse de Ukrayna için UPA, direnişin ve bağımsızlık mücadelesinin sembolü olarak görülüyor. Grubun kırmızı ve siyah bayrağı bugün cephedeki Ukrayna birlikleri tarafından sıklıkla kullanılıyor. Zelenskiy, "ulusal ordunun tarihi geleneklerini yeniden canlandırma amacıyla" bir askeri birliğe UPA'nın adını vereceğini söylemişti. Eski Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Zelenskiy'e ikili ilişkilere, demokrasiye, Avrupa'da barış ve güvenliğe yaptığı katkılar ve "insan haklarını savunmadaki kararlılığı" nedeniyle 2023 yılında Beyaz Kartal Nişanı'nı vermişti.

Beyaz Saray’ın yapay zeka ambargosu endişeye yol açtı Haber

Beyaz Saray’ın yapay zeka ambargosu endişeye yol açtı

ABD hükümetinin 12 Haziran Cuma günü geç saatlerde ani bir kararla, yapay zeka şirketi Anthropic’in en gelişmiş iki yeni modelinin ABD vatandaşı olmayanlar için kullanımının askıya alınması talimatı vermesi, dünyanın birçok ülkesinde yankı uyandırdı. Anthropic tarafından Cuma günü yayınlanan sürpriz açıklamada, ABD hükümetinin şirketten "Claude Fable 5" ve "Claude Mythos 5" modellerine ülke dışından erişimin durdurulmasının istendiği ifade edildi. Ulusal güvenlik risklerini gerekçe gösteren talimatın, "ABD içinde veya dışında bulunan tüm yabancı ülke vatandaşlarını kapsadığı ve buna Anthropic’in yabancı uyruklu çalışanlarının da dahil olduğu" ifade edildi. Diğer yandan, şirket, kullanıcıların ABD vatandaşı olup olmadığını anlık ve kusursuz bir şekilde tespit etmenin mümkün olmaması nedeniyle, yasal risklerden kaçınmak adına modelleri tüm müşterileri için dünya genelinde devre dışı bırakmak zorunda kaldı. Anthropic, Beyaz Saray yetkilileriyle görüşüyor ABD’li yapay zeka devinin üst düzey teknik personeli, karar sonrasında Pazar gününden itibaren Beyaz Saray yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirmeye başladı. Anthropic tarafından yapılan açıklamada ABD hükümetinin Fable 5’in güvenlik önlemlerini aşmanın (jailbreak etmenin) bir yolu bulunduğuna inandığını ve bu şekilde modelin yapmaması gereken şeyleri yapmaya ikna edilebildiğinden endişe duyduğu ifade edildi. "Jailbreak" bir siber ağı korumak için tasarlanmış yazılım kısıtlamalarının aşılması olarak tanımlanıyor. Bu sayede bilgisayar korsanları, engellenmiş özellikleri kullanabiliyor veya hassas bilgilere erişebiliyor. Şirket açıklamasında, "Hükümetin talimatına temel oluşturduğunu düşündüğümüz raporu inceledik ve burada gösterilen yetenek seviyesinin diğer modellerde de yaygın olarak mevcut olduğunu doğruladık" denildi. Yaşanan durumun bir yanlış anlaşılma olduğunu savunan Anthropic, karara itiraz edildiğini ve erişimin tekrar sağlanması için yetkililerle görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Modelin "siber silah" olarak kullanılmasından endişe ediliyor Antrhopic’in yeni modelinin herhangi bir dış yardım almadan güvenlik açıklarını tespit edebilmesi, yapay zeka aracının "jailbreak" edilerek sınırlandırmaları kaldırılması halinde bunun kötü niyetli kişilerin elinde bir siber silaha dönüşmesinden endişe ediliyor. Bankacılık gibi kritik sektörlere siber saldırıları kolaylaştırması ve hızlandırmasından endişe edilen araç, "fazla güçlü" olması nedeniyle test sürecinde sadece sınırlı sayıda kuruluşun kullanımına açılmıştı. Claude Fable 5’in piyasaya sürülmesinden önce finans, teknoloji ve kamu sektöründeki liderler, modelin kendi sistemlerindeki açıkları test etmek amacıyla sınırlı erişime açılmasının ardından ürünün piyasaya sunulması konusunda endişelerini dile getirmişti. Anthropic de aracı sadece birkaç kuruluşun kullanımı için erken erişime açtığını çünkü modelin bilgisayar sistemlerini istismar etme veya hack’leme kapasitesi nedeniyle tehlikeli olabilecek kadar "zeki" olduğunu belirtmişti. Anthropic, Claude Fable 5’i piyasaya sürmeden önce modelin "yayınlanamayacak kadar güçlü" olduğunu da iddia etmiş fakat bu ifadeler, birçok çevre tarafından abartılı bir tanıtım ve pazarlama söylemi olarak nitelendirilmişti. Karar, Avrupa ve dünyada endişeye neden oldu Anthropic’in son modellerinin ani bir şekilde askıya alınmasından en çok etkilenen bölgelerin başında Avrupa geldi. Avrupa Birliği üyesi birçok ülke, Anthropic’in yeni ürünü Mythos’un kendi sistemlerinin güvenliğinde kullanılmasına yönelik muhtemel uygulamalar konusunda şirketle görüşmeler yürütüyordu. Avrupa Komisyonu, dün yayınlanan açıklamada ABD yönetiminin ihracat kontrol talimatının sonuçlarının değerlendirildiğini duyurdu. Komisyon sözcüsü, "Piyasaya son derece yetenekli yeni nesil yapay zeka modellerinin çıktığını görüyoruz. Bu modeller siber savunma dahil önemli faydalar sunuyor ancak beraberinde ciddi siber güvenlik endişelerini de getiriyor. Ancak bu çerçevede alınan tedbirlerin ortaklara karşı ayrımcı olmaması gerektiğine inanıyoruz" denildi. Açıklamada, "Bu gelişme, Avrupa’nın teknolojik egemenliğini neden geliştirmesi gerektiğinin göstergesidir" ifadelerine yer verildi. Kanada Başbakanı Mark Carney de benzer bir açıklama yaparak, yaşananların "az sayıda güçlü yapay zeka aracına aşırı bağımlılığın risklerini ortaya koyduğunu" söyledi. "Yapay zeka savaşı çoktan başladı" ABD’nin yapay zeka sektörü üzerindeki kontrolünün bir göstergesi olarak değerlendirilen karara tepki gösteren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Renaissance’ın cumhurbaşkanı adayı Gabriel Attal ise "Yapay zeka savaşı çoktan başladı" dedi. İran’ın küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı bir baskı aracı olarak kullanmasına gönderme yapan Attal, "Başkalarına güvenmek, bizi savunmasız hale getiriyor. ABD’nin kararı bunun delili. Anthropic, ABD’nin Hürmüz Boğazı’dır" dedi. Anthropic, ABD hükümeti ile daha önce de anlaşmazlık yaşamıştı Bu olay, ABD hükümeti ve Anthropic arasındaki ikinci büyük çaplı anlaşmazlık oldu. Şirket, bu yılın başında ABD hükümetinin kullanımına yönelik yapay zeka güvenlik önlemlerini değiştirmeyi reddetmiş ve bu adım şirketin Trump yönetimiyle karşı karşıya gelmesine neden olmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.