Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Arama Kurtarma

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Arama Kurtarma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arama Kurtarma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Maalesef sağ olarak kimseye ulaşılamadı" Haber

"Maalesef sağ olarak kimseye ulaşılamadı"

Marmara’da çarpışan 2 gemiye ilişkin konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "11 dakikalık bir sürede çok hızlı bir batmanın gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Derinliğin yaklaşık 900 metre olduğunu ve batan gemide tamamı Türk kaptanlar dahil 10 tane gemicimizin olduğunu belirtmek isterim. Maalesef sağ olarak kimseye ulaşılamadı. Gerek denizden gerekse havadan arama kurtarma çalışmalarımızı hali hazırda takip ediyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Dünya Havalimanları Konseyi Müşteri Deneyimi Zirvesi’nde Marmara’da çarpışan 2 gemiye ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, "Öncelikle milletimize, denizcilik camiamıza geçmiş olsun demek istiyorum. Bu sabaha karşı saat 03.26’da bizim ana arama kurtarma merkezimiz COSPAS-SARSAT uydu sistemiyle bir acil çağrı almış oldu. EPIRB dediğimiz bir acil çağrı sistemiyle beraber bilgimiz oldu; gemideki acil durumda konumu ve acil çağrıyı bildiren bir cihaz, sistem. Bunun üzerine Türk Radyo üzerinden ana arama kurtarma merkezimiz anons geçerek gemiye ulaşmaya çalıştı. Çatışan 2 gemiden biri olan ALSU gemisinin kaptanı dönüş yaparak 03.15’te bir gemi ile çarpıştığının bilgisini verdi. Bu anlamda da olayı teyit etmiş olduk" şeklinde konuştu. "Derinliğin yaklaşık 900 metre olduğunu belirtmek isterim" ‘Bütün arkadaşlarımız arama kurtarma ekiplerini bölgeye yönlendirdi’ diyerek sözlerini sürdüren Bakan Uraloğlu, "Dakikalar sonrasında gerek Kıyı Emniyeti olsun gerek Sahil Güvenlik olsun hem araba kurtarma botları hem römorkörlerimizi bölgeye yönlendirdik. Arkadaşlarımız bölgeye ulaştığında 2 gemi; bir tanesi Tuğberk İmamoğlu ki battığını düşündüğümüz, aşağı yukarı da teyit ettiğimiz gemi, diğeri ise ALSU ikisi de ticari gemi. Oradaki herhangi bir gemiden sadece kalan emareler olduğunu arkadaşlarımız teyit etmiş oldu. Bu noktadaki derinliğin yaklaşık 900 metre olduğunu özellikle belirtmek isterim ve batan gemide kaptanlar dahil 10 tane gemicimizin olduğunu belirtmek isterim. Tamamı Türk ve zaten 03.26’daki bizim acil çağrı ve Tuğberk İmamoğlu’nu tespit ettiğimizde bize kayıtlı olan cep numaralarına arkadaşlarımız ulaşmaya çalıştı, maalesef ulaşamadı" dedi. "11 dakikalık bir sürede çok hızlı bir batmanın gerçekleştiğini söyleyebiliriz, sağ olarak kimseye ulaşılamadı" Bakan Uraloğlu, "Buradaki çatışmanın olduğu an 03.15, acil çağrı aldığımız dakika 03.26 olarak kabul edersek ki bizim çağrı aldığımız dakika net. Kaptanın bildirdiği 03.15’in de doğru olduğunu kabul edersek 11 dakikalık bir sürede çok hızlı bir batmanın gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Denizci filikası ya da botlarının bir tanesinin olduğunu, içinin boş olduğunu aynı zamanda can simitleri ve geminin bazı emarelerinin olduğunu gördük ama maalesef sağ olarak kimseye ulaşılamadı. Gerek denizden gerekse de havadan arama kurtarma çalışmalarımızı hali hazırda takip ediyoruz ama elbette bu verdiğim bilgiler ilk bilgilerdir. Detay bilgilere ulaştığımız müddetçe kamuoyumuzu bilgilendirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Girne’de arama çalışmaları 4’üncü gününde: TCG Alemdar çalışmalara katıldı Haber

Girne’de arama çalışmaları 4’üncü gününde: TCG Alemdar çalışmalara katıldı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde pazar günü batan katamaran tipi yolcu gemisinde kayıp 20 kişiyi arama çalışmalarına Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı TCG Alemdar (A-582) Denizaltı Kurtarma Gemisi de katıldı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Girne açıklarında Pazar günü meydana gelen gemi faciasının ardından kayıp 20 kişiyi arama çalışmaları sürüyor. Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı TCG Işın’ın da destek verdiği arama çalışmalarına bugün TCG Alemdar (A-582) Denizaltı Kurtarma Gemisi de katıldı. Arama faaliyetleri, Türkiye’nin desteğiyle havadan, denizden ve su altında sürdürülürken, TCG Alemdar’ın katılımıyla özellikle derin sulardaki arama çalışmalarının kapsamı genişletildi. Yürütülen arama ve görüntü aktarma çalışmalarına ayrıca 8 gemi, 9 bot, 1 uçak, 7 helikopter ve 5 İHA katılıyor, deniz yüzeyinin yanı sıra havadan ve su altından yürütülen faaliyetler de aralıksız sürdürülüyor. TCG Alemdar 21 Aralık 2012 tarihinde inşasına başlanan ve 28 Ocak 2017 tarihinde Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine giren TCG Alemdar, 90 metre uzunluğa, 19 metre genişliğe ve 4 bin 200 ton deplasmana sahip bulunuyor. Gemi, 18 deniz mili sürate ulaşabiliyor. Denizaltı kurtarma gemisi olarak görev yapan TCG Alemdar, denizaltından personel kurtarma sistemleriyle birlikte çalışılmasına imkan sağlayan kıç üstü alana sahip. Gemide, 600 metre derinliğe kadar denizaltıların harici havalandırılmasını sağlayabilecek hava ve karışım gaz sistemleri bulunurken, 90 metre derinliğe kadar dalış icra edilebiliyor. TCG Alemdar ayrıca açık deniz yedekleme kabiliyetine de sahip. Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı envanterindeki Atmosferik Dalış Sistemi ve Kurtarma Çanı ile kurtarma ve yedekleme gemileri envanterindeki uzaktan kumandalı su altı araçları ve diğer su altı sistemlerinin kullanılabilmesi için gemide gerekli entegrasyon da bulunuyor. TCG Alemdar; hastane, helikopter platformu, dinamik konumlandırma sistemi ve sonar sistemleriyle arama, kurtarma ve su altı operasyonlarını destekleyebilecek kabiliyete sahip.

Nepal ve Çin'de sel felaketinde ölü sayısı bini aştı Haber

Nepal ve Çin'de sel felaketinde ölü sayısı bini aştı

Nepal ile Çin sınırında meydana gelen yıkıcı sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı bini aştı. Nepal ve Çin arasındaki sınır bölgesinde 26 Ağustos'ta Himalayalar'ın yüksek kesimlerinde bir buzulun çökmesi sonucu büyük miktarda kaya, buz ve eriyen buzul suyunun aşağıdaki vadilere sürüklenmesi ve nehrin aşağı kesimlerinde şiddetli sellere yol açmasıyla yaşanan felakette ölü sayısı bini aştı. Nepalli yetkililer, felaket nedeniyle dış dünya ile bağlantısı kesilen yerleşim yerlerine ulaşma çalışmalarına devam ederken, ölü sayısının daha da artması bekleniyor. Nepal'deki afet yönetimi kurumu, bugün yayınlanan açıklamada ülkede 987 kişinin hayatını kaybettiğini, 583'ü yabancı uyruklu olmak üzere 4 bin 247 kişinin ise kayıp olduğunu duyurdu. Çinli yetkililer ise Pazar günü yapılan son açıklamada 16 kişinin hayatını kaybettiğini ve 546 kişinin hala kayıp olduğunu duyurmuştu. Şu ana kadar 11 bin 814 kişi kurtarıldı Nepal'in afetten etkilenen bölgelerinde yaklaşık 10 bin asker ve polis görev yapıyor. Ancak altyapının ağır hasar görmesi ve enkaz kaldırma çalışmaları için gerekli iş makinelerinin yetersizliği nedeniyle arama kurtarma çalışmaları yavaş ilerliyor. Akıbeti bilinmeyen binlerce kişiyi aramaya devam eden ekipler, sel ve toprak kaymalarının yol ve köprüleri yıktığı bölgelerde mahsur kalan yerleşimlere ulaşmak için helikopterler ve diğer hava araçları kullanıyor. Yetkililer, çalışmalar çerçevesinde şimdiye kadar 11 bin 814 kişinin kurtarıldığını açıkladı. Ekipler ayrıca, yolların ulaşıma kapandığı bölgelerdeki insanlara yardım ulaştırmaya çalışıyor. Öncelik ise sellerde zarar gören 12 hidroelektrik santrali projesinde çalışan ve kaybolan 900 kişiyi bulmaya veriliyor. Bu kişilerden yaklaşık 500'ünün tünellerde mahsur kaldığına inanılıyor. Nepal ordusu tarafından yayınlanan görüntülerde kurtarma ekiplerinin karanlık tünellerde çamur içinde ilerlediği ve yaşam belirtisi aradıkları görüldü. Meteoroloji yetkilileri, aralıklı yağışların hafta boyunca devam etmesinin beklendiğini, nehirlerdeki su seviyesinin yeniden yükselerek taşkınlara yol açabileceği uyarısında bulundu.

"Siyah Giyen Adamlar" yüksek teknolojileri ve keskin nişancılarıyla nefes kesti Haber

"Siyah Giyen Adamlar" yüksek teknolojileri ve keskin nişancılarıyla nefes kesti

TEKNOFEST Mavi Vatan’da "Siyah Giyen Adamlar" olarak anılan JÖAK timleri, tamamen siyah kıyafetleri ve yüzlerini kapatan ekipmanlarıyla vatandaşların yoğun ilgisini çekti. 7’den 70’e ziyaretçiler timlerle fotoğraf çektirirken, Üsteğmen Aykut Erdem, siyahın JÖAK için yalnızca bir renk olmadığını, korkusuzluk, cesaret ve profesyonelliği simgeleyen duruş olduğunu söyledi. Erdem, JÖAK timlerinin su altında, dağda ve şehir içinde görev yapabildiğini belirterek, farklı arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek şekilde yetiştirildiklerini ifade etti. Jandarma Genel Komutanlığı, TEKNOFEST Mavi Vatan’da yerini aldı. Jandarmanın son teknoloji ürünlerini sergilediği etkinlikte vatandaşlar, jandarma ekiplerine ve özellikle keskin nişancılara yoğun ilgi gösterdi. 7’den 70’e herkes, jandarmanın keskin nişancılarıyla fotoğraf çektirdi. Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı hakkında bilgi veren, Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığında görev yapan Üsteğmen Aykut Erdem, "Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı, ülkemizin bekasına yönelik tehditlerin bertaraf edilmesinde ve doğal afetlerde milletimizin zor günlerinde yanında yer alarak etkin bir şekilde görev yapmakta olan önemli bir birliktir. Su üstü, su altı ve paraşüt sistemleri ile özel silah, teçhizat, taktik ve teknikleri de kullanarak yurt içinde emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak; kara, hava, demir yolu ve su üstü araçları ile bina, mesken ve tesislerde rehineli ve rehinesiz özel operasyon, arama ve kurtarma, istihbarata dayalı yüksek riskli operasyon görevleri icra etmektir. Komutanlık karargâhı, Özel Operasyon Tabur Komutanlıkları, Arama Kurtarma Birlik Komutanlığı, Öğretim Başkanlığı ile Köpek Unsurları Bölük Komutanlığı bulunmaktadır" dedi. JÖAK’ın arama kurtarma gücü Arama Kurtarma Birlik Komutanlığının görevleri hakkında bilgi veren Erdem, "Tabur Karargâhı, Dağ Arama Kurtarma Bölüğü, Su Altı Arama Kurtarma Bölüğü ve Afet Bölüğü bulunmaktadır. Deprem, çığ, sel, su baskını ve toprak kayması gibi afetlerde veya kazalarda arama kurtarma görevlerini icra etmektir. Dağ, kanyon, uçurum, mağara, kuyu, bina gibi yerlerde kazaya uğrayan, kaybolan veya yardım isteyenlere yönelik arama-kurtarma faaliyetleri yürütmektedir. Ayrıca, iç sularda kazaya uğrayanları kurtarmak, su üstü ve su altında kaybolan şahıslar ile suç delillerini aramak ve bulmak görevlerini yerine getirmektedir. İlgili birlik, kurum, kuruluş ve personele eğitim vermektedir" ifadelerini kullandı. Siyah Giyen Adamlar'ın sırrı JÖAK timinin siyah giymesinin öneminden bahseden Erdem, "‘Siyah Giyen Adamlar’ ifadesi, halkın gözünde korkusuzluğu, cesareti, profesyonelliği ve vatan sevgisini simgeler. Bu unvan, JÖAK’ın sadece operasyonel kabiliyetini değil, aynı zamanda milletin gönlünde kazandığı saygıyı da yansıtır. Siyah bizim için sadece bir renk değil, bir duruştur. Sessiz ama etkili, sade ama sarsılmaz bir gücün simgesidir. Görevlerimizi büyük bir gizlilik, hız ve hassasiyetle icra ettiğimiz için halkımız tarafından verilmiş bir isimdir. JÖAK timlerini diğer özel birliklerden ayıran en temel fark, çok yönlülüğüdür. Aldığı eğitimler sayesinde su altında da görev yapar, dağda da, şehir içinde de. Gerektiğinde paraşütle iner, gerektiğinde bir binaya sessizce sızar. Arama-kurtarma, özel operasyon ve farklı görev alanlarında etkin şekilde görev alır. Bir diğer önemli fark da görev çeşitliliğine rağmen her alanda üst düzey eğitimli ve hazır olmasıdır. JÖAK personeli, her türlü arazi, iklim ve şartta görev yapabilecek şekilde yetiştirilir. Sadece fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da her duruma hazırdır" diye konuştu. "Verilecek her türlü görevi icra etme azim ve kararlılığındadır, daima hazırdır" JÖAK’ta görev yapacak personelin seçiminde gönüllülük esasının önemli olduğunu vurgulayan Erdem," JÖAK’ta görevli personelin tamamı; gönüllülük esasına göre, seçildiği alanda uzmanlaşmış subay, astsubay ve uzman personelden oluşmaktadır. Özel sınav ve yeterlilik testlerini başarıyla tamamlayan personel arasından seçilir. Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı; şanlı tarihimizden, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ten, kahraman şehit ve gazilerimizden aldığı feyz ile, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da verilecek her türlü görevi icra etme azim ve kararlılığındadır. Daima hazırdır" dedi.

Nilüfer'de Prof. Dr. Okan Tüysüz'den deprem uyarıları Haber

Nilüfer'de Prof. Dr. Okan Tüysüz'den deprem uyarıları

Nilüfer Belediyesi'nin 17 Ağustos depreminin yıldönümünde düzenlediği söyleşide konuşan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, diri fay hatları üzerinde yapılaşmaya izin verilmemesi ve yönetmeliklere sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, mevcut riskin azaltılması için gerçek kentsel dönüşümün uygulanması, bina analizlerinin yapılması, hayat boyu sürecek afet bilinci eğitimlerinin verilmesi gerektiğini söyledi. Nilüfer Belediyesi, Pancar Deposu'nda "17 Ağustos Deprem Riskleri ve Dirençlilik" söyleşisi düzenledi. Programa, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 24. Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları, arama kurtarma ekipleri ve Nilüferliler katıldı. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, afetlere hazırlık konusunda toplum genelinde yeterli bilincin henüz oluşmadığına dikkat çekerek, depremlerin ardından sağlıklı yapılar yapılması için kararlar alındığını ancak bir süre sonra her şeyin normalleştiğini söyledi. Lojistik merkezi projesi Deprem gelmeden önce alınması gereken pek çok tedbir bulunduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, afet anlarında sivil toplum kuruluşlarının sergilediği dayanışmanın önemine değindi. Belediye olarak bu süreci planlı yürütmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, "Afet anında ihtiyaç duyulacak tüm gıda, malzeme ve iş makinelerini tek bir noktada toplayacak lojistik merkezi projesini hayata geçireceğiz" dedi. Kentsel dönüşümde yeni ve bütüncül bir model oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, belediyenin sürecin tam merkezinde yer alacağı bir sistem kurguladıklarını söyledi. "Dövünerek zaman kaybettik" Açılışın ardından Nilüfer Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Erdinç Çamkerten moderatörlüğünde Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ile söyleşi gerçekleştirildi. Tüysüz, Türkiye'nin deprem geçmişini, Marmara bölgesini bekleyen tehlikeleri ve özellikle Bursa'nın depremsellik riskini verilerle ve haritalarla anlattı. Tüysüz, felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin 100 yılı aşkın süredir büyük ölçüde dövünerek zaman kaybettiğini belirten Tüysüz, 6 Şubat depremlerindeki ağır can kayıplarının da bu durumu net bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Bursa'nın önemli bir kısmının zayıf zemine oturduğunu anlatan Tüysüz, " Nilüfer'de de zayıf zemin mevcut. Nilüfer'in güneyinde özellikle Çalı, Tahtalı, Kayapa, Zafer ve Gölyazı'ya kadar uzanan yerde önemli bir fay sisteminin olduğunu, 1968 ve 1855 depremlerinin bu fay üzerinde geliştiğini söyleyebiliriz. Haritaya baktığımızda, bir imar planına işlenecek kadar hassas bir harita olmasa da binaların içerisinden, arasından fayların geçtiğini görüyoruz. Bu da son derece önemli bir problem" dedi. "Fay hatlarında yapılaşmaya izin verilmemeli" Deprem zararlarını azaltmanın kuralları olduğunu belirten Prof. Dr. Okan Tüysüz; mevcut riski artırmamak için diri fay hatları üzerine yapılaşmaya izin verilmemesi ve yönetmeliklere sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, mevcut riskin azaltılması için gerçek kentsel dönüşümün uygulanması, bina analizlerinin yapılması, hayat boyu sürecek afet bilinci eğitimlerinin verilmesi gerektiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.