Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ar-Ge

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’dan OSB Çıkarması Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’dan OSB Çıkarması

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Kestel OSB, Uludağ OSB ve Barakfakih OSB ziyaretlerinin ardından akşam Almira Hotel’de Kestel, Gürsu ve Barakfakih iş dünyası temsilcileri ve çok sayıda tekstilciyle buluştu. Bölge başkanları, yönetim kurulları ve sanayicilerle bir araya gelen Matlı, kentin kalkınması ve üretimin güçlenmesi için birlik vurgusu yaptı. Temaslarına Kestel OSB (KOSAB) ile başlayan Matlı; Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hısımcıl, yönetim kurulu üyeleri ve sanayicilerle istişarelerde bulundu. Programın son durağında Barakfakih OSB’yi ziyaret eden Matlı, Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akyıldız ve yönetimiyle buluştu. Ziyaret turuna Uludağ OSB devam eden Özer Matlı, Yönetim Kurulu Başkanı Enes Çelik ve yönetimiyle bir araya geldi. Görüşmede BTSO’nun vizyon projelerinden bahseden Matlı, ardından bölgedeki tesisleri gezerek sanayicilerin taleplerini dinledi. Bursa sanayisinin sorunlarına hâkim olduklarını vurgulayan Özer Matlı, şunları söyledi: "Bursa’nın gerçek potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak için 60 bin üyemizin tek yürek olarak kenetlenmesi şart. Sahadayız, sorunları çok iyi biliyoruz. 60 bin üyemizin her bir meselesi doğrudan bizim meselemizdir. Bursa sanayisini hak ettiği noktaya taşımak için gereken tüm çözümlerimiz ve projelerimiz hazır." ULUDAĞ OSB BAŞKANI ENES ÇELİK: PROJELER BİZİ HEYECANLANDIRIYOR Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Uludağ OSB Başkanı Enes Çelik, Matlı’nın ortaya koyduğu vizyonu takdirle karşıladıklarını belirtti. Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "60 bin üyesiyle devasa bir yapı olan BTSO için Özer Matlı’nın hazırladığı vizyoner projeler büyük önem taşıyor. Açıkçası paylaşılan bu projeler bizleri de oldukça heyecanlandırıyor." Görüşmelerde Kestel OSB Başkanı Cem Hısımcıl ve Barakfakih OSB Başkanı Erdoğan Akyıldız da Matlı ve ekibine çalışmalarında başarılar diledi. Bölgelerdeki sanayi kuruluşlarını ziyaret eden Matlı, ardından Almira Hotel’de düzenlenen yemeğe geçti. “ÜRETİCİLERİN BAŞARISINA KEFİLİM” Yoğun bir katılımın gözlemlendiği Almira Hotel’de Tekstil Komitesi Çalışma Grubu tarafından düzenlenen buluşmada iş insanlarına seslenen Matlı, aynı masadaki sanayicileri işine ve memleketine bağlı yol arkadaşları olarak gördüğünü söyledi. Kendisinin de üretim yaptığını ve çalışan sorumluluğunu taşıdığını vurgulayan Matlı, "Bursa'da üretim yapan herkesin işindeki başarısına kefilim" dedi. Bursa iş dünyasının tek tek şirketlerin başarısını ortak bir güce dönüştürmesi gerektiğini belirten Matlı, yeni dönemi birlikte çalışan bir takım anlayışıyla yöneteceklerini ifade etti. TETSİAD ve TOSAB’TAN TAM DESTEK Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Başkan Yardımcısı ve Aluçlar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Murat Aluç ile BYL Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı ve TETSİAD Fuar Komitesi Başkanı Seyfullah Baylan yaptıkları konuşmalarla BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’ya desteklerini açıklarken, gecede konuşan Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (TOSAB) Başkanı Osman Nuri Canik, TOSAB'ın 30 Eylül'de açılmasının planlandığını ve bölgenin 2028 yılına kadar en az yüzde 55 doluluğa ulaştırılmasının amaçlandığını açıkladı. Alman üniversiteleriyle ileri tekstil teknolojileri ve sağlık alanında iş birlikleri başlattıklarını, 70 ortağı yeşil dönüşüm ve AR-GE sürecinde bir araya getireceklerini ve Karma OSB statüsü için başvurduklarını belirten Canik, Özer Matlı'nın BTSO başkan adaylığını desteklediklerini söyledi. “BENİ RAHAT BIRAKMAYIN” BTSO yönetiminde üyelerle yakın iletişim içinde olacağının mesajını veren Matlı, “Burada bir başkan adayı olarak bulunmuyorum. Benimle beraber yürüyeceğinize, beni ve yönetimdeki arkadaşları rahat bırakmayacağınıza söz verin. İşinizle, derdinizle ilgilenecek bir yol arkadaşı olmak için söz istiyorum sizlerden” diye konuştu. Matlı, sözlerini “Tatlı rekabetler olacak, bu da bizi dinamik tutacak. Dünyanın trendlerine göre değişimi hep beraber gerçekleştireceğiz. Sizler için elimden geleni sonuna kadar yapacağım” ifadeleriyle tamamladı.

BUÜ’de genç araştırmacılarla "Öncelikli Alan" buluşması Haber

BUÜ’de genç araştırmacılarla "Öncelikli Alan" buluşması

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Araştırma Üniversitesi vizyonu doğrultusunda nitelikli yayın kapasitesini artırmak ve araştırma ekosistemini güçlendirmek amacıyla stratejik bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. YÖK tarafından BUÜ’ye tahsis edilen Öncelikli Alan Araştırma Görevlilerinin katılımıyla düzenlenen toplantı; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca ve genç araştırmacıların katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin araştırma odağını güçlendirmek adına kurumsal altyapıyı sürekli geliştirdiklerini ifade etti. SciVal ve LABSİS gibi sistemlerle akademik verileri ve cihaz envanterini şeffafça izlenebilir hale getirdiklerini belirterek merkez laboratuvar altyapısını akademisyenlerin hizmetine açtıklarını kaydeden Yılmaz, "Nitelikli insan kaynağını üniversite bünyesinde tutmak ve yetenekli akademisyenleri yapımıza kazandırmak temel önceliklerimiz arasındadır. Genç araştırmacılarımızdan beklentimiz, kendi uzmanlık alanlarında derinleşirken farklı disiplinlerle de etkileşim kurmaları ve güçlü bir akademik performans sergilemeleridir. Katma değerli yayın üreten ve projeleriyle öne çıkan tüm akademisyenlerimizin her zaman destekçisi olmaya devam edeceğiz" mesajını verdi. Toplantıda öncelikli alan araştırmacılarına ilişkin performans göstergelerini ve veriye dayalı izleme süreçlerini paylaşan Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca; Scopus ve SciVal veri tabanları üzerinden Q1 seviyesindeki yayınların ve dış kaynaklı projelerin yakından takip edildiğini aktardı. Amacın sadece veriyi izlemek değil, sürdürülebilir bir araştırma ekosistemi oluşturmak olduğunu belirten Karaca, "Genç araştırmacılarımızın bilimsel üretkenliklerini artırmak, kurumumuzun uluslararası görünürlüğüne katkı sağlamak ve disiplinler arası ortak çalışma kültürünü kalıcı kılmak adına mentörlük ve proje desteklerimizi aralıksız sürdürüyoruz" dedi. Akademi ile sanayi arasındaki etkileşimin ve ortak proje kültürünün önemine de değinen Karaca, Proje Ofisi’ndeki uzman kadro ve gönüllü mentör hocalarla araştırmacılara sürekli rehberlik sağladıklarını ifade ederek, düzenledikleri tematik etkinlikler ve akredite test imkânlarıyla üniversiteyi üst sıralara taşımayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. Toplantı, araştırmacıların kendilerini ve çalışma alanlarını tanıtmalarının ardından, yeni döneme dair başarı dilekleri ve temennilerle sona erdi.

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu Haber

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu

MAY Tohum, Bursa Mustafakemalpaşa’daki Marmara Ar-Ge İstasyonu’nda düzenlediği "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinde silajlık ve danelik mısır çeşitlerini çiftçiler ve bayi yetkilileriyle buluşturdu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale ve Afyonkarahisar başta olmak üzere farklı illerden 200’ün üzerinde üretici ve sektör paydaşı etkinliğe katıldı. MAY Tohum, hibrit mısır türündeki Ar-Ge çalışmalarını aktarmak ve geliştirdiği rekabet gücü yüksek mısır çeşitlerini üreticilerin incelemesine sunmak amacıyla 1-2 Eylül tarihlerinde Bursa Mustafakemalpaşa’daki Marmara Ar-Ge İstasyonu’nda "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğini gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında MAY Tohum’un silajlık ve danelik mısır çeşitleri, tarladaki performanslarıyla birlikte incelenirken, üreticiler MAY Tohum uzmanlarından çeşitler ve ekimden hasada kadar uzanan üretim uygulamaları hakkında doğrudan bilgi alma fırsatı buldu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale, Kütahya ve Afyonkarahisar’dan gelen üreticilerin katıldığı etkinlikte, MAY Tohum’un Ar-Ge faaliyetleri, hibrit mısır çeşit geliştirme süreçleri ve mısır çeşitlerinin farklı iklim ve çevresel şartlardaki tarla performansları hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. "Güçlü Gelecek Günleri, üreticilerimizle buluştuğumuz kıymetli bir deneyim alanı" MAY Tohum Ayçiçeği Ürün Müdürü ve Mısır Teknik Müdürü Burak Uğur, etkinliğin yalnızca çeşit tanıtımından ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Marmara Ar-Ge istasyonumuzda 7 farklı şehirden gelecek 100’den fazla üreticiyle bir deneyim alanı oluşturduk. Hem Ar-Ge çalışmalarımızdan çıkan yeni mısır çeşitlerimizi hem de ticari portföyümüzde mevcut bulunan çeşitlerimizi üreticilerimize anlatmak üzere burada buluşuyoruz. Ar-Ge istasyonlarımızda sadece yeni çeşitleri anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda burayı tam bir deneyim merkezi haline getirerek ekimden hasada kadar teknik olarak hangi uygulamaları yapmaları gerektiğine dair temel bilgileri de üreticilerimizle paylaşıyoruz. Güçlü Gelecek Günleri; üreticilerimizle buluştuğumuz, onların ihtiyaçlarını tespit ettiğimiz, kendilerini dinlediğimiz ve aynı zamanda tüm portföyümüzü onlarla paylaştığımız son derece kıymetli günler." "Yerinde Ar-Ge ile farklı bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çeşitler geliştiriyoruz" MAY Tohum Yurtiçi Satış Müdürü Abdullah Demir, "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinin şirketin Ar-Ge çalışmalarını üreticilerle buluşturması açısından önemli olduğunu belirterek, "Türkiye’de beş farklı lokasyonda, farklı türlerle ilgili Ar-Ge faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Amacımız; mısır, ayçiçeği, pamuk, tatlı mısır, sanayi domatesi ve fasulye türlerinde yeni çeşitler geliştirmek ve bunları yurt içi ve yurt dışı pazarlara sunmak" dedi. Demir, iklim değişikliği ve değişen yağış rejimiyle birlikte stres ve kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesinin Ar-Ge çalışmalarının öncelikli alanlarından biri olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Mısır su tüketen bir bitki olduğu için özellikle son yıllarda yağış rejiminin düşmesiyle birlikte mısır ve diğer türlerde strese ve kuraklığa dayanıklı çeşitler geliştirmek için gayret gösteriyoruz. Şu andaki çalışmalarımızın ana amaçlarından biri de bu." MAY Tohum’un çeşit geliştirme sürecinin yalnızca Ar-Ge istasyonlarındaki denemelerle sınırlı olmadığını ifade eden Demir, yeni çeşitlerin farklı bölgelerde ve çiftçi şartlarında da test edildiğini belirtti. Demir, "Geliştirdiğimiz çeşitleri ana bölgelerde kendi ekiplerimizle ve çiftçi şartlarında kurduğumuz demonstrasyonlarla gözlemliyoruz. Verim, hastalık ve stres dayanımı gibi özelliklerde olumlu sonuç aldığımız çeşitleri ticari olarak üreticilerimize sunuyoruz" ifadelerini kullandı. "13 ilde üreticilerimizle güçlü bir saha ağı içinde çalışıyoruz" MAY Tohum Marmara Bölge Müdürü Ahmet Akman, bölgede üreticilerle yürütülen saha çalışmalarının önemine dikkat çekerek, "Marmara Bölge Müdürlüğü olarak 13 farklı ilde, geniş ve güçlü bir satış ağıyla üreticilerimizle birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Danelik ve silajlık mısır ile yağlık ayçiçeğinde yoğun olarak faaliyet gösteriyoruz. Üreticilerimize yalnızca ürün ulaştırmakla kalmıyor, teknik destek de sunuyoruz. Bu tarz organizasyonları sadece Ar-Ge istasyonlarımızda değil, bölgemizin genelinde 13 ilin farklı köylerinde gerçekleştiriyoruz ve ürünlerimizi üreticilerimize tanıtmaya devam ediyoruz" dedi. Akman, Marmara Bölge Müdürlüğü’nün dört kişilik ekiple 13 ilde satış ve teknik destek faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, üreticiler ve satış kanallarıyla yakın çalışmaya devam ettiklerini ifade etti. Mısır çiftçileri yeni geliştirilen çeşitleri yerinde incelemekten memnun Etkinliğe Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesinden katılan mısır üreticisi Ali Sever, hem silajlık hem de danelik mısır üretimi yaptığını belirterek, MAY Tohum’un Ar-Ge istasyonlarında gerçekleştirdiği çalışmaların üreticiler açısından önemli olduğunu söyledi. Yaklaşık 12 yıldır MAY Tohum ile çalıştığını ifade eden Sever, MAY Tohum’un yeni çeşitlerini ticari olarak piyasaya çıkmadan önce görme ve değerlendirme fırsatı bulduklarını belirterek şunları söyledi: "Hem saha çalışmalarında hem de Ar-Ge istasyonlarındaki tanıtımlarda her yıl düzenli olarak bölgedeki üreticilerden, özellikle önde gelen çiftçilerden bir grup buraya geliyor. Burada yeni çeşitleri, bir yıl sonra piyasaya çıkacak çeşitleri görerek bunlar hakkında bilgi ediniyoruz. Çok güzel ve memnun olduğumuz çalışmalar." Etkinliğe katılan bayi yetkilisi Yaşar Züroğlu ise Ar-Ge istasyonunda farklı silajlık ve danelik mısır çeşitlerinin üreticilere tanıtılmasının önemli bir bilgi paylaşımı sağladığını ifade ederek, "Çiftçilerimizin bilgilendirilmesi açısından bunun çok iyi bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da silajlık ve danelik olmak üzere farklı çeşitler bulunuyor. Bunların çiftçilerimize tanıtılmasının faydalı olduğunu düşünüyorum" dedi. Yerinde ıslah stratejisiyle üreticilerin ihtiyaçlarına uygun tohum çeşitleri 1978 yılından bu yana sebze, tarla ve endüstri bitkileri tohumluklarının Ar-Ge, üretim, pazarlama ve satışı alanlarında faaliyet gösteren MAY Tohum, "Yerinde Islah" stratejisiyle Türk çiftçisi ve hedef coğrafyaların toprak ve iklim şartlarını uyumlu, stres şartlarına dayanıklı ve verimli tohum çeşitleri geliştirmeye odaklanıyor. Şirket, Türkiye’de 5 Ar-Ge merkezinde hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk, tatlı mısır, fasulye ve sanayi domatesi türlerinde çalışmalar yürütüyor. MAY Tohum, Ar-Ge çalışmalarına cirosunun yüzde 8’ini ayırırken; geliştirdiği çeşitleri Türkiye’nin yanı sıra 45’in üzerinde ülkeye ihraç ediyor. Türkiye’de 12 bin hektarlık alanda tohumluk üretimi gerçekleştiren MAY Tohum, Bursa ve Adana’daki tohumluk işleme ve paketleme tesislerinde ürünlerini hazırlayarak iç ve dış pazarlara sunuyor.

BTSO ve YÖK iş birliğiyle Bursa uygulamalı eğitimin üssü oluyor Haber

BTSO ve YÖK iş birliğiyle Bursa uygulamalı eğitimin üssü oluyor

Üniversite-sanayi iş birliğinde yeni bir dönemin kapılarını aralayan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamanın pilot merkezlerinden biri yaparak öğrencilerin eğitim dönemlerini doğrudan işletmelerde geçirmesini sağlayacak kritik iş birliği protokolünü hayata geçirdi. BTSO ve YÖK ortaklığında imzalanan protokolle, işletmelerde mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve yükseköğretim programlarının doğrudan sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen imza törenine; YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz'un yanı sıra kent protokolü, üniversite rektörleri, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabette üstünlüğü belirleyen temel unsurun yüksek teknoloji ve güçlü üretim kapasitesinin ötesinde, bu sistemleri sevk ve idare edecek nitelikli insan kaynağı olduğunu söyledi. Eğitimi ekonomik kalkınmanın, üretimin ve rekabet gücünün tam merkezinde gördüklerini belirten Burkay, "Fabrikayı kurabilir, teknolojiyi ithal edebilir ve üretim kapasitenizi katlayabilirsiniz. Ancak o teknolojiyi geliştirecek ve üretimi geleceğe taşıyacak yetişmiş insan kaynağınız yoksa, yapılan yatırımları kalıcı başarılara dönüştüremezsiniz. Gençlerimizin sadece iyi bir teorik eğitim alması yetmiyor; öğrencilik yıllarında üretim ortamını tanımalarını, iş kültürünü öğrenmelerini ve mesleklerini reel sektörün kalbinde deneyimlemelerini hedefliyoruz" dedi. "Teknoloji değişiyorsa beceriler de değişecek" İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile üniversite ve iş hayatı arasındaki mesafeyi tamamen kaldırdıklarını vurgulayan İbrahim Burkay, yeni nesil fabrikalara eski dünyanın yetkinlikleriyle insan kaynağı yetiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Burkay, "Söz konusu modelle öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında iş hayatına hazırlamak yerine, eğitimleri devam ederken iş dünyasının bir parçası haline getiriyoruz. Makine değişiyorsa eğitim de değişecek, teknoloji değişiyorsa beceriler de dönüşecek. TÜİK verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerimizin yaklaşık yüzde 23’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bir tarafta iş gücü piyasasına kazandırmamız gereken gençlerimiz, diğer tarafta bu kaynağa ihtiyaç duyan işletmelerimiz var. Doğru beceriyi, doğru eğitimle ve doğru iş fırsatıyla buluşturmak en temel önceliğimizdir" ifadelerini kullandı. "GUHEM lisemizi 15 Eylül'de açıyoruz" BTSO olarak insan kaynağının gelişimini bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını hatırlatan Başkan Burkay, BUTGEM, Bursa Model Fabrika, MESYEB, BUTEKOM ve Yeni Nesil Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerle üretimin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri şehre kazandırdıklarını söyledi. GUHEM’in ardından eğitim yatırımlarına bir yenisini daha eklediklerini duyuran Burkay, "GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemizi 15 Eylül’de gerçekleştireceğimiz açılış töreniyle ilk öğrencileriyle buluşturuyoruz. YÖK ile imzaladığımız bu protokol ise tüm bu altyapıyı yükseköğretim sistemimizle buluşturan stratejik bir halkadır. Bursa’nın sanayi tecrübesi ile üniversitelerimizin akademik birikimini buluşturan bu vizyoner yaklaşımı için YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise uzun yıllardır sürdürülen klasik staj uygulamalarının, öğrencilerin mesleki gelişimini destekleme ve sektörlerin beklentilerini karşılama bakımından artık yeterli olmadığını söyledi. Özvar, "Bu nedenle staj uygulamasını kısa süreli ve sınırlı bir deneyim olmaktan çıkararak eğitim sürecinin bütünleyici bir unsuruna dönüştürüyoruz" dedi. Yeni uygulamanın "uzatılmış staj" olmadığının altını çizen Özvar, işletmede geçirilen dönemin kredilendirileceğini, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulacağını ve akademik olarak düzenli biçimde izleneceğini belirtti. Özvar, yeni model sayesinde öğrencilerin henüz üniversitedeyken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini öğrenme fırsatı bulacağını, işletmelerin de gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri mezuniyetlerinden önce yakından tanıyacağını ifade etti. Eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağ güçlendirilecek Prof. Dr. Özvar, yeni yükseköğretim yaklaşımının temel ayaklarından birinin üniversiteler ile sektörler arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olduğunu belirtti. "Üniversite-sektör iş birliğini bir tercihten ziyade sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendiriyoruz." diyen Özvar, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflamasının hem mezunların istihdama katılmasını güçleştirdiğini hem de sektörlerin nitelikli insan kaynağına erişimini zorlaştırdığını söyledi. Özvar, temel hedeflerini, "Yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmak" sözleriyle açıkladı. Özvar, "Sektör temsilcilerinin programların müfredatlarının güncellenmesi konusunda iş birliğini önemsiyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesindeki 15 MYO’dan önce 5’inin, ardından 10’unun program müfredatlarının belirlenmesinde sizi iş birliğine davet ediyorum" dedi. Vali Ayyıldız: "Gençler geleceğe daha donanımlı hazırlanacak" Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, protokolün karşılıklı ihtiyaçların birbirini tamamlamasına ve gençlerin geleceğe daha donanımlı ve hazırlıklı hâle gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, yükseköğretim ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı ve protokolün hayırlı olmasını diledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz da üniversitenin meslek yüksekokulları ve öğrencileri açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, "Güçlü firmaları bulunan bir ilde, güçlü meslek yüksekokullarının ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite olarak pilot iller içerisinde bu modeli en iyi şekilde ve layıkıyla uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz." dedi. Bursa Uludağ Üniversitesinin fiilen sanayiyle iş birliği içinde olan bir üniversite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği çerçeve kapsamında 60 programla uygulamaya başlayacaklarını söyledi. 120 bin öğrenci iş hayatıyla buluşacak İşletmede mesleki eğitim modeli ilk olarak Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin üretim ve sanayi kapasitesi yüksek 7 pilot ilinde uygulanacak. Pilot uygulamayla klasik, kısa süreli staj modelinin yerine öğrencilerin bir veya iki dönem boyunca doğrudan işletmelerde eğitim aldığı yeni bir sisteme geçiliyor. İlk aşamada yaklaşık 120 bin öğrencinin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programı uygulama kapsamına alınacak. Yeni sistemde meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında ise 7+1 ve 6+2 modelleri uygulanacak. Böylece öğrenciler yalnızca mezuniyet öncesinde birkaç haftalık staj yapmak yerine eğitimlerinin bir bölümünü doğrudan çalışma hayatının içinde geçirecek. Uygulama yalnızca üniversiteler ve işletmeler arasında yürütülmeyecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri de sürece katılacak. Eğitim programları sektörle birlikte oluşturulacak Yükseköğretim Kurulu ile BTSO arasında imzalanan protokolle Bursa’daki yükseköğretim programları ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Sanayinin değişen ihtiyaçlarına göre mevcut eğitim programları güncellenecek, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programlar açılabilecek ve ders içerikleri sektör temsilcilerinin katkısıyla zenginleştirilecek. İşletmede mesleki eğitimin koordinasyonu için sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarının yer aldığı ortak çalışma grupları kurulacak. İşletmelerde öğrencilere rehberlik edecek eğitici personel de hizmet içi eğitimlerle desteklenecek. İş birliği kapsamında sektörün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerin bilimsel kapasitesiyle birlikte yürütülmesi de amaçlanıyor.

Matlı'dan Etkileyici Bursa Ekonomisi Vizyonu Haber

Matlı'dan Etkileyici Bursa Ekonomisi Vizyonu

Bursa ekonomisine 2040 perspektifi: 6 dönüşüm ekseni, 28 büyük hamle, 46 somut çözüm Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa basınının yoğun katılım gösterdiği NOSAB’ta bulunan Gastro Sanayi’de düzenlenen kahvaltılı basın toplantısında “Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı – Vizyon 2040”ı kamuoyuna açıkladı. Matlı, Bursa’nın üretim ve ticaret gücünü teknolojiye, markaya, yeni pazarlara ve kalıcı refaha taşıyacak bütüncül bir yönetim sistemi ortaya koydu. 70 meslek komitesinden 2 bin 425 üyeyle gerçekleştirilen görüşmelerin, 300 saati aşan toplantıların ve 12 uzmandan oluşan çalışma ekibinin katkılarıyla hazırlanan plan; 6 ana dönüşüm ekseni, 28 büyük dönüşüm hamlesi ve 46 yüksek etkili çözümden oluşuyor. Matlı, 2040’ın Bursa’nın uzun vadeli ekonomik yönünü, 2026-2030 döneminin ise ilk uygulama, sonuç alma ve hesap verme programını ifade ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in küresel kent dönüşümlerinde tercih ettiği süre olan 15 yıllık bir dönemi temel aldıklarını beyan eden Matlı, basın toplantısına Kapalıçarşı’da başlayan yolculuklarını sanayinin kalbinde sürdürdüklerini belirterek başladı. Matlı, “Bugün burada yalnızca bir program açıklamak için değil, 60 bin üyenin biriken itirazını, talebini ve gelecek iradesini seslendirmek için bulunuyoruz” dedi. “Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki farktır. İsraf doğru kaynağı, yanlış önceliğe bağlamaktır. ” Konuşmasında mevcut BTSO yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Matlı, aynı projelerin farklı tarihler ve isimlerle yeniden açıklanmasının Bursa’ya zaman kaybettirdiğini söyledi. TEKNOSAB’ın doluluk oranının on yılı aşan sürenin sonunda yüzde 9,4 düzeyinde kaldığını, yeni genişleme alanı diye duyurulan yerlerin, görselde olduğunu varlığında o alana tüm söylenenlerin sığmayacağını ancak hızlıca yapılan şeylerin üyenin ihtiyaçlarını çözmediğini belirten Matlı, fizibilitesi ve finansman modeli tamamlanmadan açıklanan yeni projelerin “vizyon” olarak sunulamayacağını ifade etti. Matlı, şöyle konuştu: “Bu bir kişisel polemik değildir. Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki açık farktır. Mevcut anlayış proje sayısını, bina büyüklüğünü ve faaliyetleri anlatıyor. Biz, üyemizin kazandığı zamanı, azalan maliyetini, ulaştığı finansmanı, yeni müşterisini ve cirosunu anlatacağız. İsraf yalnızca fazla para harcamak değildir. Doğru kaynağı yanlış önceliğe bağlamak da israftır. Eski vaatleri yeniden açıklamak ise Bursa’nın zamanını ve güvenini israf etmektir.” Göreve geldiklerinde bütçenin, iştirak faaliyetlerinin, proje harcamalarının ve her yatırımın ürettiği ekonomik değerin açık biçimde paylaşılacağını belirten Matlı, bağımsız denetimin düzenli işleyeceğini ve BTSO kaynaklarının 60 bin üyenin rekabet gücüne yönlendirileceğini vurguladı. Birinci eksen: Üyenin önündeki engeller kaldırılacak, cebi rahatlatılacak İlk eksen dönüşümün önündeki engelleri kaldır. Bu kapsamda, BTSO artık üyeyi binasına çağıran değil, ilçeye, çarşıya ve sanayi sitesine giderek hizmet veren bir kurum olacak. Mevcuttaki mobil uygulama geliştirilerek BTSO ONE üzerinden üye, başvurusunu tek yerden yapacak ve sonucunu telefonundan izleyecek. Faaliyet belgesi ve yılda beş temel belge ücretsiz verilecek, aidatlar düşürülecek. Nefes Kredileri yeniden başlayacak, Finansmana Erişim Merkezi kredi ve teşvik başvurularını üye adına takip edecek. Birlikte Alım modeliyle enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücü birleştirilerek maliyetler düşürülecek. Ankara Masası ise üyelerin başkentteki ofisi olacak. İkinci eksen: Geleceği planlayan bir anlayış İkinci eksen ise dönüşümü planla. Bu eksenin ve dönüşümün merkezinde bulunan Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, kentin firmalarını, ürünlerini, üretim gücünü ve yatırım ihtiyaçlarını canlı bir envanterde toplayacak. İşletmeler Check Up 360° ile hangi alanda geri kaldığını görecek; Bursa Dönüşüm Pusulası ile hangi yatırımı, ne zaman ve hangi finansmanla yapacağını bilecek. Sektör Gelecek Laboratuvarları ve Gelecek İşleri Gözlemevi, önümüzdeki 10 yılın teknolojilerini, pazarlarını ve mesleklerini belirleyecek. Böylece hem firmalar yanlış yatırımdan korunacak hem de Bursa’nın eğitim, üretim ve yatırım kararları gerçek ihtiyaca göre alınacak. Üçüncü eksen: Üyenin parasını, ona kazanca dönüştürecek bir yapıya yön ver. Üçüncü eksen ise dönüşüme yön ver, üyenin ticaretini bilgiyle ilişkiyle ve teknoloji ile geliştir. Dönüşüme yön ver: Üyenin ticaretini bilgi, ilişki ve teknolojiyle geliştir. Bursa İş Ağı ile kentteki büyük alıcıların ihtiyaçları Bursa’daki üretici, tüccar, hizmet işletmesi ve KOBİ’lerle buluşturulacak; Bursa’da oluşan talebin daha büyük bölümü Bursa’da ciroya dönüşecek. BursaLink 365, Türkiye’deki 367 oda ve borsayı, hemşehri kuruluşlarını ve uluslararası oda bağlantılarını üyeler için çalışan ticaret koridorlarına çevirecek. Bursa Trade Cloud firmaların ürünlerini yılın 365 günü alıcıların karşısına çıkarırken, BAK! Bursa Alışveriş Kartı şehrin harcamasını Bursa işletmelerine yönlendirecek. Bursa Global ise firmayı alıcı bulmadan teklife, sözleşmeden finansmana ve güvenli tahsilata kadar destekleyecek. Bursa Yaşam Ekonomisi ile çarşı, gastronomi, turizm ve hizmet sektörleri de bu ticaret sisteminin güçlü bir parçası olacak. Dijital Çarşı 4.0, esnafın ürünlerini katalogdan ödemeye ve teslimata kadar çalışan bir dijital satış sistemine taşıyacak. Bursa Gastronomi Ağı; yerel üreticileri, tedarikçileri, restoranları ve otelleri buluşturarak Bursa’nın lezzetini yeni müşteriye ve gelire dönüştürecek. Bursa Deneyim Rotası; tarih, termal, sağlık, Uludağ, doğa, spor, zanaat, ipek, alışveriş ve gastronomiyi konaklamalı paketlerde birleştirerek ziyaretçinin şehirde daha uzun kalmasını ve daha fazla Bursa işletmesinden alışveriş yapmasını sağlayacak. Kongre, fuar ve festivaller konaklama, ulaşım, gastronomi ve çarşıyla birlikte planlanacak; Hizmet İhracatı Hattı ise sağlık, eğitim, lojistik, yazılım ve danışmanlık firmalarını yeni pazarlara taşıyacak. Böylece başarı, yapılan toplantı ve ziyaretlerle değil; üyeye kazandırılan müşteri, geceleme, sipariş, ihracat ve ciroyla ölçülecek. Dördüncü eksen: Kente entegre üretim ekosistemi, eğitim yapıları ve vizyon projeler Dördüncü eksen, Bursa için doğru bir üretim ekosistemi kurarak dönüşümün altyapısını yapmak üzerine kurulu. Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık KOBİ OSB’leri kurulacak. Bu alanların yanında 50 ila 100 hektarlık ticaret bölgeleri, ortak showroomlar, ofisler, depolar ve lojistik merkezleri yer alacak. Yeni küçük sanayi siteleri üretim ekosistemine bağlı biçimde planlanırken mevcut siteler Sanayi Siteleri 4.0 ile deprem, yangın, enerji, internet, atık ve lojistik bakımından yenilenecek. Beşevler’de kurulacak UstaTek Mesleki Eğitim Kampüsü ise gençleri doğrudan sanayinin içinde ustalarla, modern atölyelerle ve istihdam imkânlarıyla buluşturacak. Vizyoner bir proje: Güney Marmara Marina Projesi Planın öne çıkan yatırımlarından Güney Marmara Marina Projesi, Gemlik, Mudanya- Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını tek turizm ve ticaret rotasında birleştirecek. Marina yalnızca teknelerin yanaştığı bir liman olmayacak; otellerden restoranlara, çarşılardan ulaşıma ve deniz sporlarına kadar yeni bir kıyı ekonomisi oluşturacak. Proje, üyeye rakip olmayacak; mevcut esnafın ve işletmelerin müşteri sayısını, ticaretini ve gelirini büyütecek. Beşinci eksen: Teknoloji fabrikada çalışacak, ürüne ve gelire dönüşecek Beşinci eksen ise dönüşümü kalıcı kılmak için üretilecek gelişmeler olacak. BUTEKOM X ile Bursa’nın test ve laboratuvar gücü tekstilden mobiliteye, medikalden robotiğe ve yeşil teknolojilere açılacak. Bursa Dönüşüm Kampüsü firmalara ortak Ar-Ge, pilot üretim ve dijital ikiz imkânı sunacak. Factory AI Bursa ile yapay zekâ seminerlerde anlatılmak yerine kalite kontrol, bakım, üretim planlama ve enerji yönetiminde fabrika hattında çalışacak. TechBridge Europe Avrupa’dan şirket alımı ile dünyadaki teknolojiyi Bursa’ya taşırken BUTGEM Next geleceğin becerilerine sahip çalışanlar yetiştirecek. Bursa IP, TalentCloud ve Venture Studios ile fikirler patente, yetenek işe, sektör sorunları ise satılabilir ürünlere ve yeni şirketlere dönüşecek. Altıncı Eksen: Sonuç veren projeler büyütülecek Vizyon 2040, açıklanıp rafa kaldırılan sabit bir proje listesi olmayacak. Her uygulamanın üyeye kazandırdığı zaman, maliyet avantajı, finansman, sipariş, ihracat ve istihdam düzenli olarak ölçülecek. Sonuç veren projeler büyütülecek, vermeyenler yeniden tasarlanacak veya durdurulacak. Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine, gıda, sağlık ve turizm gücü; yeni nesil mobilite, ileri malzeme, medikal teknoloji, robotik, biyoekonomi, yeşil teknoloji, endüstriyel yazılım ve deneyim ekonomisine taşınacak. Bursa Lojistik Akıl Ağı üretimi limandan son kilometreye hızlandırırken, Yaşanabilir Bursa Ekonomi Standardı büyümenin suya, havaya, ulaşıma ve yaşam kalitesine zarar vermemesini güvence altına alacak. “Vizyon 2040 Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür” Önümüzdeki seçimin iki isimden çok iki yönetim anlayışı arasında gerçekleşeceğini söyleyen Özer Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir tarafta 13 yılın sonunda ertelenen, yeniden açıklanan ve birbirinden kopuk projeler var. Diğer tarafta geçmişte üretilen değerleri koruyup yükselten, yenisini doğru ihtiyaca göre ekleyen ve bütün kaynakları 60 bin üye için çalıştıran bütüncül bir sistem var. Bursa yalnızca daha fazla değil, daha değerli üretecek; teknoloji, tasarım, marka, yazılım ve fikrî mülkiyet satacak. KOBİ, tüccar, esnaf, küçük üretici, kadın ve genç girişimci bu dönüşümün kenarında değil, merkezinde olacak. Vizyon 2040 bir seçim sloganı değil, Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.” “Benim yanımda KOBİ’ler ve en önemlisi korkmayan gençler var” BTSO seçimleri sürecinde, seçim çalışması yapan veya fotoğraf çektiren kişilere baskı uygulanmaya çalışıldığını, kaybedecekleri şeyi çok olanların, karşılarına kimse aday çıkmasın diye ellerinden geleni yapmaya çalıştığını anlatan Özer Matlı “Biz bu yola Bursa sevgisi için çıktık. 60 Bin üyenin parasını savunmak, onların gelişimini ve kalkınmasını sağlamak için çıktık. Benim yanımda 60 Bin üye var. Benim yanımda korkmayan gençler var. Korkuları, baskı yapmalarına yol açıyor. Sormak lazım bu kadar korktukları ne? Perşembe gününe seçim koyduracak kadar, katılım az olsun diye uğraşacak kadar korktukları şey ne? Bizim önerimiz iyi ki oldu da seçim Fuar Alanı’nda yapılacak. Yoksa yine üyemizim demokratik hakkını elinden almak için zorlaştıracaklardı.” dedi. Proje detaylarına ve videolarına: https://ozermatli.com.tr/donusum-plani adresinden ulaşılabilecek.

Yapay zeka ile tam otonom ağlar dönemi Haber

Yapay zeka ile tam otonom ağlar dönemi

Teknolojide dışa bağımlılığı azaltma amacıyla milli teknoloji ekosistemini güçlendirici adımlar atan Türk Telekom, kod bilgisine ihtiyaç duymadan kişiselleştirilmiş akıllı asistanların (yapay zeka ajanı) oluşturulabildiği yenilikçi "Kodsuz Yapay Zeka Ajan Geliştirme Platformu"nu hayata geçiriyor. Türk Telekom, kişisel yapay zeka ajanlarının eğitilmesine ve otomasyon süreçlerine dahil edilmesine olanak sağlayacak yeni nesil ‘Kodsuz Yapay Zeka Ajan Geliştirme Platformu’nu geliştiriyor. Kodlama bilgisine ve karmaşık komutlara ihtiyaç duymadan yapay zeka destekli akıllı asistanların oluşturulmasını mümkün kılan platform; kullanıcının ihtiyacına yönelik niyet tespiti yapabilen gelişmiş altyapısı sayesinde strateji geliştirebilen, birbirleriyle haberleşen çok ajanlı yapısıyla görevleri paylaştırarak tam otomasyon sağlıyor. "Yapay zekada dışa bağımlılığı azaltacak milli altyapı" Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, "Güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük ediyoruz. Yeni nesil teknolojileri şebekemize entegre ederek hem verimliliği artırıyor hem de dijital dünyanın artan ihtiyaçlarını karşılayan güçlü bir ekosistem oluşturuyoruz. Yapay zeka altyapısı, günümüzde küresel ölçekte kritik önem taşıyan stratejik bir altyapı ve tüm sektörlerin olmazsa olmaz bir bileşeni haline geliyor. Şirket olarak milli teknoloji ekosistemini güçlendirmek ve yapay zekada dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ekiplerimizin kendi ‘akıllı asistanlarını’ (yapay zeka ajanlarını) oluşturabilmesini sağlayan yenilikçi Kodsuz Yapay Zeka Ajan Geliştirme Platformu’nu yakın zamanda hayata geçireceğiz. Geliştirdiğimiz bu platform, sadece çalışanlarımız için bir asistan olmakla kalmayacak; telekomünikasyon şebekemizin kendi kendini optimize eden, hataları önceden tespit edip çözen (self-healing) canlı bir organizma gibi çalışmasını sağlayarak ağımızı uluslararası standartlarda tam otonom seviyeye taşıyacak. Bu sayede ağ yönetimimizde verimliliğimizi artıracak, zaman ve enerji tasarrufu ile çevresel etkilerimizi de azaltacağız. Kodsuz Yapay Zeka Ajan Geliştirme Platformu ile dünyadaki öncü operatörlerden biri olacağız. Bu öncü uygulama ile teknolojiyi yalnızca yazılım uzmanlarının değil, iş dünyasının her kademesinin kullanabileceği bir platforma dönüştüreceğiz. Şirket olarak, teknoloji üreten ve ihraç eden Türkiye vizyonu doğrultusunda milli teknolojiler geliştirmeyi ve bu teknolojileri hayatın her alanına entegre ederek değer oluşturmayı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Telekomünikasyonda tam otonom dönem Yapılan açıklamaya göre, yapay zeka ajanlarının devreye girmesiyle ağlar artık statik bir altyapı olmaktan çıkıyor. Yenilikçi platform, ağın kendi kendini yönetebilen, risk ve tehlikelerden korunan canlı bir organizma gibi ihtiyaçlarını karşılamasını sağlıyor. Platform sayesinde Türk Telekom ağları; akıllı cihaz yapılandırma, kendini onaran ağlar, enerji optimizasyonu, kusursuz müşteri deneyimi, kapasite ve planlama gibi birçok süreci insan müdahalesi gerektirmeden ve hatasız biçimde yürüterek uluslararası standartların belirlediği Otonom Ağlar vizyonu doğrultusunda en yüksek L4 (yüksek otomasyon) ve L5 (tam otonom) seviyelerine ulaşacak. Patent başvurusunda zirvede Şirket, gerçekleştirdiği stratejik çalışmalarla Türkiye’nin teknoloji üretme ve ihraç etme kapasitesini güçlendiriyor. Milli teknoloji hamlesi vizyonu doğrultusunda milli dijital çözümler ile yerli girişimleri destekleyen şirket, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan 2025 yılı verilerine göre, patent başvuru sayısında 2024 yılında elde ettiği liderliği 2025’te de sürdürdü ve Ar-Ge ile inovasyondaki istikrarlı yükselişini devam ettirerek bir kez daha zirvedeki yerini aldı. Patent çalışmalarını; 5G ve 6G haberleşme sistemleri, uydu bağımsız iletişim teknolojileri, karasal olmayan ağlar (NTN), yapay zeka tabanlı ağ yönetimi gibi yenilikçi ve kritik alanların yanı sıra, sinyal işleme ile fiber-optik altyapı gibi stratejik teknoloji eksenlerinde yoğunlaştıran Türk Telekom, sektöre kazandırdığı patentler, akademik yayınlar ve uluslararası standartlara yaptığı katkılar ile dijital geleceğin inşasına öncülük ediyor.

Burkay “Bursa’nın Geleceğini Güçlü İş Modelleriyle Kuruyoruz” Haber

Burkay “Bursa’nın Geleceğini Güçlü İş Modelleriyle Kuruyoruz”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Bursa Şubesi tarafından düzenlenen “Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları” programında iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. BTSO’nun Bursa iş dünyasına kazandırdığı projeler ile 2030 vizyonu kapsamında şehrin üretim ve ticaret hayatına yön verecek yeni nesil projeleri anlatan Başkan Burkay, “Ortak akıl ve güçlü iş birlikleriyle Bursa ve Türkiye için değer üretmeye devam edeceğiz.” dedi. ASKON Bursa Şubesi tarafından gerçekleştirilen ve 500’ü aşkın iş dünyası temsilcisinin katıldığı “Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları” programında, Bursa ekonomisinin gelecek vizyonu ve yeni nesil kalkınma modelleri ele alındı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın güçlü sivil toplum yapısı ve ortak hareket kültürünün şehrin en önemli kazanımlarından biri olduğunu söyledi. Toplumu dönüştürme gücüne sahip kurumların hayata geçirdiği projelerin kentlere vizyon kattığını belirten Başkan Burkay, “Bursa’da kendimizi bu anlamda şanslı görüyoruz. Şehrimizde sivil toplum kuruluşlarımız aynı vizyon ve anlayışla Bursa’nın geleceği için çalışıyor. Bursa için kıymetli olan her çalışma Türkiye için de değer taşıyor. BTSO’da 137 yıl önce Osman Fevzi Efendi’nin ortaya koyduğu hayal, bugün çok güçlü bir ekonomik güce dönüştü. Bursa, her dönemde ülkemizin üretim ve kalkınma merkezlerinden biri oldu. Bugün de kurumlarımızı ve iş yapma modellerimizi çağın şartlarına göre dönüştürmek zorundayız. BTSO’da göreve geldiğimizde ortaya koyduğumuz 16 makro projeyi 60’ı aşkın projeye taşıdık. Bizim için esas olan bu vizyonu somut projelerle hayata geçirmektir.” diye konuştu. “Her Şey Bir Hayalle Başlıyor” BTSO’nun vizyon projelerinden GUHEM ve Bursa Business School’un kurumların toplumsal dönüşümde üstlenebileceği role ilişkin önemli örnekler sunduğunu belirten Başkan Burkay, “GUHEM bugün dünyada kendi alanındaki sayılı merkezlerden biri ve benzersiz bir yapıya sahip. Milli Eğitim Bakanlığı’mızla gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle gençlerimize burada yeni eğitim imkânları sunuyoruz. Her yıl yaklaşık 1 milyon gencimizin ziyaret ettiği GUHEM, çocuklarımızı ve gençlerimizi uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Uludağ’da hayata geçirdiğimiz Bursa Business School da benzer şekilde geleceğin eğitim modellerine cevap veren bir merkez olarak yükseliyor. Yapay zekâdan dijital dönüşüme, liderlikten yaşam boyu öğrenmeye uzanan güçlü bir akademik yapı oluşturuyoruz. Hedefimiz Bursa Business School’u önümüzdeki 10 yıl içerisinde kendi alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirmek. Her şey bir hayalle başlıyor; doğru iş modeliyle desteklenen hayaller şehirler ve ülkeler için çok büyük bir değere dönüşüyor.” ifadelerini kullandı. “TEKNOSAB’ın Başarısının Temelinde İş Modeli Var” Başkan İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın başarısında doğru iş modelinin belirleyici olduğunu vurguladı. BTSO’nun yeni dönem projelerinde de sürdürülebilir finansman, ortaklık kültürü ve güçlü yönetişim modellerini esas aldığını belirten Burkay, yatırımcıların sürecin doğrudan parçası olduğu modeller geliştirdiklerini söyledi. İbrahim Burkay, “TEKNOSAB’ı ilk anlattığımız dönemlerde bunun bir hayal olduğunu söyleyenler oldu. Oysa mesele bir işi yapıp yapamayacağınızdan çok, nasıl yapacağınızla ilgilidir. Biz her projemizde en güçlü kasımızın doğru iş modeli olduğunu ifade ettik. Doğru iş modelini kurduğunuzda ve buna inanan güçlü bir topluluğunuz olduğunda başarının önü açılıyor. 2024 yılında Türkiye’nin en büyük lojistik merkezlerinden birini Bursa’ya kazandırmak için girişim sermayesi yatırım fonu modelini hayata geçirdik. Bugün çok güçlü bir ortaklık yapısına ulaştık. Fonumuz ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandı. Şimdi aynı anlayışla TEKNOSAB’da teknopark, veri merkezi, serbest bölge ve organize ticaret bölgesi gibi yeni projelerimizi hayata geçireceğiz. Bunların tamamı Bursa’nın dış ticaretine, üretim gücüne ve Türkiye’nin kalkınma hedeflerine önemli katkı sağlayacak.” dedi. “TEKNOSAB KOBİ OSB Yeni Bir Ekosistem Olacak” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin Bursa’da şehir içinde sıkışan işletmelerin planlı, modern ve rekabetçi üretim alanlarına taşınması açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Projenin üretim, ticaret, teknoloji ve sektörel kümelenmeyi aynı ekosistem içerisinde buluşturacağını belirten Burkay, Bursa’nın tarihsel ticaret kültürünün çağın ihtiyaçlarına uygun yeni bir modelle yeniden yorumlandığını kaydetti. İbrahim Burkay, “Bursa’da şehir içinde faaliyet gösteren ve daha nitelikli alanlara taşınmak isteyen yaklaşık 8 bin firmamız var. KOBİ OSB modelimizle firmalarımıza planlı üretim alanları sunarken, sektörel kümelenmeler sayesinde firmalarımıza birlikte üretme ve rekabet etme kabiliyeti de kazandıracağız. TEKNOSAB KOBİ ekosistemi içerisinde yaklaşık 7 bin firmamızı bu bölgeyle buluşturmayı amaçlıyoruz. Böylece şehir içinde sıkışmış üretim ve ticaret alanlarının dönüşümüne de önemli katkı sağlayacağız. Kamulaştırma süreci Valiliğimizin koordinasyonunda yürütülürken, modelimizi firmalarımızdan gelen talepler doğrultusunda şekillendiriyoruz. Osmanlı döneminde Emir Han, Fidan Han ve Koza Han ile ortaya konulan sektörel birliktelik ve kümelenme anlayışını bugün çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden yorumluyoruz. TEKNOSAB KOBİ OSB, teknolojiden Ar-Ge’ye, ticaretten lojistiğe kadar geleceğin ihtiyaç duyduğu bütün unsurların bir arada bulunduğu güçlü bir ekosistem olacak. Projenin önemli bir bölümünü dört yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamlayarak KOBİ’lerimizin katma değerli üretim ve teknolojiye erişimini güçlendirmeyi hedefliyoruz.” şeklinde konuştu. Emre Yıldız: “Kurumların Değeri Ürettikleri Fayda İle Ölçülür” ASKON Bursa Şubesi Başkanı ve BTSO Meclis Üyesi Emre Yıldız da ASKON’un üretim, birliktelik ve toplumsal faydayı merkeze alan bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Kurumların ortaya koyduğu projeleri değerlendirirken görünen sonuçların yanı sıra bu çalışmaların arkasındaki emeğin ve vizyonun da dikkate alınması gerektiğini belirten Yıldız, “İş dünyasında lafa değil işe ve ortaya konulan faydaya bakıyoruz. İnsanların ve kurumların değeri ürettikleri faydayla ölçülür. Bizim derdimiz makam ve mevki değil, ülkemize ve şehrimize kalıcı değer kazandırmaktır. Yıkmak kolay, yapmak zordur; bir projenin sonucuna bakarken arkasındaki emeği, hazırlığı ve mutfağı da doğru görmek gerekir. Başkanımız İbrahim Burkay’ın öncülüğünde Bursa’ya kazandırılan projelerin taşıdığı vizyonu önemsiyoruz ve bu çalışmalara destek vermeyi sürdüreceğiz.” dedi. ASKON’un Türkiye’yi kendi sınırlarından ibaret görmeden, daha geniş bir perspektifle hareket eden bir yaklaşıma sahip olduğunu belirten Yıldız, “Ülkemizin hedefleri doğrultusunda daha güçlü olmak için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

Rektör Yılmaz, başarılı akademisyenlerle buluşmaya devam ediyor Haber

Rektör Yılmaz, başarılı akademisyenlerle buluşmaya devam ediyor

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ar-Ge Koordinatörlüğü tarafından akademisyenlerin bilimsel başarılarını teşvik etmek ve araştırma üniversitesi vizyonunu güçlendirmek amacıyla düzenlenen "Başarılı Akademisyenlerin Rektörle Buluşması" etkinliğinin 18'incisi gerçekleştirildi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) destekleriyle kahvaltılı olarak düzenlenen programda akademik performans, üniversite kriterleri ve geleceğe yönelik hedefler ele alındı. Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversiteler arasındaki rekabete değinerek BUÜ’nün kararlı adımlarla hak ettiği yere doğru ilerlediğini vurguladı. Akademik verilerdeki istikrarlı gidişatın son derece sevindirici olduğunu belirten Rektör Yılmaz, özverili çalışmalarından dolayı tüm akademisyenlere teşekkür etti. Üniversite bünyesinde akademik atama ve yükseltme kriterlerine yönelik yürütülen yeni taslak çalışmasının son aşamaya geldiğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz; akademisyenlerin hiçbir emeğinin israf edilmemesi ilkesiyle hareket ettiklerini, 30 temel parametreyi esas alan yeni yapıyla teşvik ve puanlama mekanizmasını daha da güçlendireceklerini dile getirdi. Yakında faaliyete geçecek olan Büyük Veri Ofisi aracılığıyla tüm bölüm ve fakültelerin kendi performanslarını ulusal ölçekte mukayese edebileceğini belirten Yılmaz, şeffaf ve gerçek veriler ışığında üniversitenin başarı çıtasını çok daha yukarılara taşıyacaklarını aktardı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu ise üniversitenin araştırma performansındaki artış eğilimine dikkat çekerek, bu tür buluşmaların akademik motivasyona doğrudan katkı sunduğunu ifade etti. Q1 nitelikli yayınların yanı sıra özellikle yüzde 1 ve yüzde 10’luk dilimdeki yayın görünürlüğünün artmasının üniversitenin bilimsel kalitesinin üst seviyelere çıktığının açık bir göstergesi olduğunu belirten Prof. Dr. Kırıştıoğlu, yakalanan bu ivmenin önümüzdeki süreçte de devam etmesini temenni etti. Akademik kadronun Araştırma Üniversitesi vizyonuna sunduğu katkıların önemine değinen Kırıştıoğlu, destek programı için 7 Eylül son başvuru tarihini hatırlatarak kalan kısıtlı sürede gösterilecek gayretle kabul edilen proje sayılarını daha da yukarı taşımayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca da 2025 yılının başından itibaren aralıksız sürdürülen etkinliklerin 18'incisinde akademisyenlerle bir arada bulunmaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Etkinliğin temel amacının üniversitedeki iş birliklerini geliştirmek, akademisyenler arası tanışıklığı artırmak ve ortaya konulan emekleri görünür kılmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karaca, bu ayki buluşmada 68 adet Q1 yayının yer aldığını aktardı. Yayınların dilimsel dağılımı ve yıl genelindeki performans hakkında sayısal veriler paylaşan Karaca; 68 yayının 33’ünün yüzde 15’lik, 13’ünün yüzde 10’luk ve 3’ünün ise yüzde 1’lik en üst dilimde yer aldığını belirtti. Yıl genelinde Scopus verilerine göre Q1 yayın sayısının 517’ye ulaştığını ve henüz yılın tamamlanmasına süre olmasına rağmen 2025 yılının toplam rakamının (463) üzerine çıkıldığını vurgulayan Karaca, üniversitedeki araştırma kültürünün her geçen gün güçlendiğini dile getirdi. Etkinlik, başarılı akademisyenlere tebrik belgelerinin takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Başkan Burkay: "Bursa’nın geleceğini güçlü iş modelleriyle kuruyoruz" Haber

Başkan Burkay: "Bursa’nın geleceğini güçlü iş modelleriyle kuruyoruz"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, "Ortak akıl ve güçlü iş birlikleriyle Bursa ve Türkiye için değer üretmeye devam edeceğiz" dedi. 'Milli Kalkınmanın Güçlü Buluşmaları' programında, Bursa ekonomisinin gelecek vizyonu ve yeni nesil kalkınma modelleri ele alındı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın güçlü sivil toplum yapısı ve ortak hareket kültürünün şehrin en önemli kazanımlarından biri olduğunu söyledi. Toplumu dönüştürme gücüne sahip kurumların hayata geçirdiği projelerin kentlere vizyon kattığını belirten Başkan Burkay, "Bursa’da kendimizi bu anlamda şanslı görüyoruz. Şehrimizde sivil toplum kuruluşlarımız aynı vizyon ve anlayışla Bursa’nın geleceği için çalışıyor. Bursa için kıymetli olan her çalışma Türkiye için de değer taşıyor. BTSO’da 137 yıl önce Osman Fevzi Efendi’nin ortaya koyduğu hayal, bugün çok güçlü bir ekonomik güce dönüştü. Bursa, her dönemde ülkemizin üretim ve kalkınma merkezlerinden biri oldu. Bugün de kurumlarımızı ve iş yapma modellerimizi çağın şartlarına göre dönüştürmek zorundayız. BTSO’da göreve geldiğimizde ortaya koyduğumuz 16 makro projeyi 60’ı aşkın projeye taşıdık. Bizim için esas olan bu vizyonu somut projelerle hayata geçirmektir" diye konuştu. BTSO’nun vizyon projelerinden GUHEM ve Bursa Business School’un kurumların toplumsal dönüşümde üstlenebileceği role ilişkin önemli örnekler sunduğunu belirten Başkan Burkay, "GUHEM bugün dünyada kendi alanındaki sayılı merkezlerden biri ve benzersiz bir yapıya sahip. Milli Eğitim Bakanlığı’mızla gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle gençlerimize burada yeni eğitim imkânları sunuyoruz. Her yıl yaklaşık 1 milyon gencimizin ziyaret ettiği GUHEM, çocuklarımızı ve gençlerimizi uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Uludağ’da hayata geçirdiğimiz Bursa Business School da benzer şekilde geleceğin eğitim modellerine cevap veren bir merkez olarak yükseliyor. Yapay zekâdan dijital dönüşüme, liderlikten yaşam boyu öğrenmeye uzanan güçlü bir akademik yapı oluşturuyoruz. Hedefimiz Bursa Business School’u önümüzdeki 10 yıl içerisinde kendi alanında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirmek. Her şey bir hayalle başlıyor; doğru iş modeliyle desteklenen hayaller şehirler ve ülkeler için çok büyük bir değere dönüşüyor" ifadelerini kullandı. Başkan İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın başarısında doğru iş modelinin belirleyici olduğunu vurguladı. BTSO’nun yeni dönem projelerinde de sürdürülebilir finansman, ortaklık kültürü ve güçlü yönetişim modellerini esas aldığını belirten Burkay, yatırımcıların sürecin doğrudan parçası olduğu modeller geliştirdiklerini söyledi. İbrahim Burkay, "TEKNOSAB’ı ilk anlattığımız dönemlerde bunun bir hayal olduğunu söyleyenler oldu. Oysa mesele bir işi yapıp yapamayacağınızdan çok, nasıl yapacağınızla ilgilidir. Biz her projemizde en güçlü kasımızın doğru iş modeli olduğunu ifade ettik. Doğru iş modelini kurduğunuzda ve buna inanan güçlü bir topluluğunuz olduğunda başarının önü açılıyor. 2024 yılında Türkiye’nin en büyük lojistik merkezlerinden birini Bursa’ya kazandırmak için girişim sermayesi yatırım fonu modelini hayata geçirdik. Bugün çok güçlü bir ortaklık yapısına ulaştık. Fonumuz ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandı. Şimdi aynı anlayışla TEKNOSAB’da teknopark, veri merkezi, serbest bölge ve organize ticaret bölgesi gibi yeni projelerimizi hayata geçireceğiz. Bunların tamamı Bursa’nın dış ticaretine, üretim gücüne ve Türkiye’nin kalkınma hedeflerine önemli katkı sağlayacak" dedi. "TEKNOSAB KOBİ OSB Yeni Bir Ekosistem Olacak" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’nin Bursa’da şehir içinde sıkışan işletmelerin planlı, modern ve rekabetçi üretim alanlarına taşınması açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Projenin üretim, ticaret, teknoloji ve sektörel kümelenmeyi aynı ekosistem içerisinde buluşturacağını belirten Burkay, Bursa’nın tarihi ticaret kültürünün çağın ihtiyaçlarına uygun yeni bir modelle yeniden yorumlandığını kaydetti. İbrahim Burkay, "Bursa’da şehir içinde faaliyet gösteren ve daha nitelikli alanlara taşınmak isteyen yaklaşık 8 bin firmamız var. KOBİ OSB modelimizle firmalarımıza planlı üretim alanları sunarken, sektörel kümelenmeler sayesinde firmalarımıza birlikte üretme ve rekabet etme kabiliyeti de kazandıracağız. TEKNOSAB KOBİ ekosistemi içerisinde yaklaşık 7 bin firmamızı bu bölgeyle buluşturmayı amaçlıyoruz. Böylece şehir içinde sıkışmış üretim ve ticaret alanlarının dönüşümüne de önemli katkı sağlayacağız. Kamulaştırma süreci Valiliğimizin koordinasyonunda yürütülürken, modelimizi firmalarımızdan gelen talepler doğrultusunda şekillendiriyoruz. Osmanlı döneminde Emir Han, Fidan Han ve Koza Han ile ortaya konulan sektörel birliktelik ve kümelenme anlayışını bugün çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden yorumluyoruz. TEKNOSAB KOBİ OSB, teknolojiden Ar-Ge’ye, ticaretten lojistiğe kadar geleceğin ihtiyaç duyduğu bütün unsurların bir arada bulunduğu güçlü bir ekosistem olacak. Projenin önemli bir bölümünü dört yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamlayarak KOBİ’lerimizin katma değerli üretim ve teknolojiye erişimini güçlendirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.