Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ar-Ge

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Marmarabirlik’ten kahvaltı sofralarına yeni imza Haber

Marmarabirlik’ten kahvaltı sofralarına yeni imza

Türkiye’nin köklü üretici kuruluşlarından Marmarabirlik, 72 yıllık kurumsal hafızası, üretim kültürü ve tüketici güveninden aldığı güçle kahvaltı sofralarına yeni bir ürün kazandırdı. Marmarabirlik Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması; trans yağ, palm yağı ve koruyucu içermeyen temiz içeriği, yüzde 18 fındık oranı, zeytinyağıyla zenginleştirilen özel reçetesi ve tamamen Marmarabirlik’e ait formülasyonuyla kendi kategorisini oluşturmaya hazırlanıyor. Türkiye genelindeki yerel zincir marketlerde raflara çıkan, ilk ihracatı da gerçekleştirilen ürün; Marmarabirlik’in zeytincilikten gelen köklü birikimini yeni nesil tüketici beklentileriyle buluşturan vizyonunun en yeni temsilcisi olarak öne çıkıyor. 72 yıldır üretici ortaklarından aldığı güçle faaliyetlerini sürdüren Marmarabirlik, zeytincilikten gelen köklü birikimini katma değerli ürünlerle geleceğe taşımaya devam ediyor. Türkiye’nin en güçlü kooperatif markalarından biri olan Marmarabirlik, kurumsal hafızası, üretim disiplini ve kalite anlayışıyla geliştirdiği Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması’nı tüketicilerin beğenisine sundu. Uzun soluklu ve titiz Ar-Ge çalışmaları, sayısız deneme üretimi ve kapsamlı tüketici beklentisi analizlerinin ardından tamamen Marmarabirlik’e ait reçeteyle geliştirilen ürün; yüzde 9 zeytinyağı, yüzde 18 fındık oranı ve temiz içerik yaklaşımıyla yalnızca yeni bir ürün değil, kahvaltı kategorisinde yeni bir bakış açısının da temsilcisi olarak dikkat çekiyor. 72 yıllık tecrübenin yeni imzası Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, kurumun bugüne kadar oluşturduğu marka değerinin tesadüf olmadığını belirterek, yeni ürünün de aynı üretim disiplini ve kalite anlayışının sonucu olduğunu söyledi. Yıldız, "Marmarabirlik’in gücü yalnızca markasından ya da üretim kapasitesinden gelmiyor. Asıl gücünü üretici ortaklarından, 72 yıllık kurumsal hafızasından ve zeytincilik kültüründen alıyor. Bugün geliştirdiğimiz her yeni ürün, bu köklü geçmişin ve geleceğe dönük vizyonumuzun ortak eseridir. Amiral gemimiz olan siyah zeytini ayakta tutmak, değerini korumak ve marka gücümüzü yeni kategorilere taşımak amacıyla geliştirdiğimiz Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması da bu güvenin, köklü tecrübenin ve kalite anlayışının yeni temsilcisidir. Biz yalnızca üretim gerçekleştirmiyor; üreticiden tüketiciye uzanan, güvene dayalı güçlü bir değer zinciri inşa ediyoruz" dedi. Kökleri zeytincilikte, yüzü gelecekte Marmarabirlik’in köklerini zeytincilikten alan bir üretici kuruluş olduğunu vurgulayan Yıldız, değişen tüketici beklentilerine uygun yenilikçi ürünler geliştirmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade ederek, "Marmarabirlik, ülkemizin en önemli üretici organizasyonlarından biridir. Köklerimiz zeytincilikte, gücümüz üretici ortaklarımızda, vizyonumuz ise geleceğin ticaretindedir. Bugün dünyada tüketici alışkanlıkları değişiyor, raf dinamikleri yeniden şekilleniyor. Biz de kurumsal hafızamızdan aldığımız güçle bu değişime yön veren, katma değerli ürünler geliştiren bir anlayışla hareket ediyoruz. Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması, Marmarabirlik’in gelenekten kopmadan yenilenebildiğinin somut göstergelerinden biridir" açıklamalarında bulundu. Kahvaltı sofralarında güçlü bir ekosistem Marmarabirlik’in kahvaltı kategorisinde yıllardır güçlü bir varlığa sahip olduğunu belirten Yıldız, yeni ürünün bu stratejik bütünlüğün önemli bir parçası olduğunu söyledi. Zeytin, zeytinyağı, zeytin ezmesi ve soslu zeytin ürünleriyle kahvaltı sofralarının güçlü markalarından biri olduklarını vurgulayan Yıldız, "Şimdi bu ürün ailesine Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması’nı ekliyoruz. Hedefimiz tüketicinin kahvaltı sofrasında ihtiyaç duyduğu her kategoride Marmarabirlik kalitesini sunabilmek. Bu ürün, kahvaltı kategorisindeki büyüme vizyonumuzun önemli adımlarından biridir" diye konuştu. Temiz içerik, güçlü reçete Ürünün geliştirilme sürecinde tüketici beklentilerinin detaylı şekilde analiz edildiğini belirten Yıldız, özellikle ailelerin hassasiyetlerinin dikkate alındığını söyledi. Yıldız şu bilgileri paylaştı: "Bugünün tüketicisi ne tükettiğini bilmek istiyor. Özellikle ebeveynler, çocuklarının sofralarına koydukları ürünlerin içeriğini dikkatle inceliyor. Biz de bu beklentilere cevap verecek bir ürün geliştirdik. Trans yağ, palm yağı ve koruyucu içermeyen formülümüz; yüksek fındık oranı ve zeytinyağıyla desteklenen özel reçetemizle ortaya çıkan bu ürünün en önemli özelliği, temiz içeriği güçlü lezzetle buluşturmasıdır. Ebeveynlerin çocuklarına gönül rahatlığıyla sunabileceği bir ürün ortaya koymayı hedefledik." Bayilerden tam not aldı Geçtiğimiz ay Türkiye genelindeki bayilere tanıtılan ürün, lansman sürecinde büyük ilgi gördü. Marmarabirlik bayilerinden tam not alan Zeytinyağlı Kakaolu Fındık Kreması, kısa süre içerisinde Türkiye genelindeki yerel zincir marketlerde raflardaki yerini aldı. Ürünün önümüzdeki dönemde ulusal market zincirlerinde de tüketiciyle buluşması hedeflenirken, Marmarabirlik’in yeni kategorilerde büyüme stratejisinin önemli yapı taşlarından biri olması bekleniyor. İlk ihracat gerçekleşti, hedef Avrupa Yeni ürünün yurt dışı yolculuğunun da başladığını açıklayan Yıldız, ilk ihracatın dört farklı ülkeye gerçekleştirildiğini belirterek şunları söyledi: "İlk ihracatımızı Almanya, Avusturya, İsviçre ve İngiltere’ye gerçekleştirdik. Öncelikli hedefimiz yurt dışındaki etnik pazarlarda güçlü bir yer edinmek. Ardından Avrupa başta olmak üzere uluslararası pazarlarda büyümeyi hedefliyoruz. Nasıl ki zeytinde ve zeytinyağında Marmarabirlik adı güvenle anılıyorsa, yeni ürün kategorilerinde de aynı güveni oluşturmak istiyoruz. Marmarabirlik, güçlü üretici yapısını, kurumsal hafızasını ve marka değerini yenilikçi projelerle büyütmeye devam edecektir."

Finansal okuryazarlık eğitimleri Türkiye genelinde yaygınlaşıyor Haber

Finansal okuryazarlık eğitimleri Türkiye genelinde yaygınlaşıyor

Sebze, tarla, endüstri ve yem bitkileri tohumlarının ıslahı, üretimi, pazarlaması ve satışı alanlarında 1978 yılından bu yana faaliyet gösteren MAY Tohum, Ar-Ge ve üretim yatırımlarının yanı sıra sosyal sorumluluk projeleriyle de Türk tarımına değer katmaya devam ediyor. ’Kazanmayı Bilen Çiftçi’ sosyal sorumluluk projesi kapsamında yürütülen finansal okuryazarlık eğitimleriyle çiftçilerin etkin bütçe yönetimi, nakit akışı planlaması, tasarruf alışkanlıkları ve yatırım kararları konusunda farkındalıklarının artırılması hedefleniyor. "Çiftçilerimizin yalnızca üretim değil, finansal anlamda da güçlenmesini önemsiyoruz" Eğitimlerle ilgili detaylı bilgi veren MAY Tohum Yönetim Kurulu Eş Başkanı Yusuf Yormazoğlu, son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, artan üretim maliyetleri ve finansmana erişim konusundaki zorlukların finansal okuryazarlığın tarımsal üretimdeki önemini daha da belirgin kıldığını ifade etti. Çiftçilerin yalnızca iyi birer üretici olmalarının değil, aynı zamanda gelir-gider dengesini doğru yöneten, yatırım kararlarını bilinçli alan, finansal risklerini görebilen ve verimli bir şekilde yönetebilen girişimciler olmalarının da büyük önem taşıdığını vurguladı. Yusuf Yormazoğlu, "Türk tarımına değer katacak yatırımları hayata geçiriyoruz. Değişen iklim şartlarına daha dayanıklı ve verimli çeşitler geliştirmek için Ar-Ge çalışmalarımıza, üretim süreçlerimize ve çalışanlarımızın gelişimine yatırım yapıyoruz. Ancak bizim için en önemli paydaşlarımızdan biri olan çiftçilerimizin kişisel ve mesleki gelişimlerini desteklemek de büyük önem taşıyor. Bu nedenle finansal okuryazarlık eğitimleri konusunda özel eğitim alan saha çalışanlarımızın sunduğu eğitim desteğiyle çiftçilerimizin yalnızca tarladaki başarılarını değil, finansal dayanıklılıklarını da artırmayı hedefliyoruz. Özellikle günümüzün zorlu ekonomik şartlarında bütçe yönetimi, nakit akışı planlaması ve doğru yatırım kararları her zamankinden daha kritik hale geldi. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla 2019 yılında başlattığımız Finansal Okuryazarlık eğitimleri sunduğumuz ‘Kazanmayı Bilen Çiftçi’ projemize her geçen yıl artan bir ilgi görüyor. 2026 yılının ilk dört ayında Türkiye’nin 43 farklı noktasında 4 bin 450 paydaşımıza ulaşmış olmamız, bu konudaki ihtiyacın ve ilginin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de çiftçilerimizin sürdürülebilir başarılarına katkı sağlayacak eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz" diye konuştu. 2026 yılında rekor katılım Finansal okuryazarlık alanındaki eğitim yolculuğuna, 2019 yılında 359 kişiye, 2022 yılında 776 kişiye, 2025 yılında 160 kişiye ve bu yıl ise 2026 yılının ilk 4 ayında 4 bin 450 kişiye finansal okuryazarlık eğitimi verildi. Böylece MAY Tohum, 2019 yılından günümüze kadar toplam 5 bin 745 çiftçi ve sektör paydaşının finansal bilgi ve becerilerinin geliştirilmesine katkı sağladı. Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Aydın, İzmir, Denizli, Muğla, Edirne, Erzincan, Iğdır, Konya, Karaman, Aksaray, Samsun, Düzce, Afyonkarahisar, Tokat, Amasya ve Kahramanmaraş olmak üzere Güneydoğu Anadolu, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde bir çok ilde eğitimler verildi. Özellikle 2026 yılı, proje kapsamında ulaşılan en yüksek erişim rakamına sahne oldu. Yılın ilk dört ayında Türkiye genelinde 43 farklı lokasyonda düzenlenen eğitim etkinlikleriyle 4 bin 450 katılımcıya ulaşılarak önemli bir başarı elde edildi. Eğitimler, farklı ürün gruplarında faaliyet gösteren üreticileri bir araya getirirken, tarımsal üretimde finansal planlamanın önemi konusunda da geniş bir farkındalık oluşturdu. Türk tarım sektörünün gelişimine katkı sağlamayı temel hedeflerinden biri olarak gören MAY Tohum, önümüzdeki dönemde de üreticilerin değişen ihtiyaçlarına cevap verecek eğitim projeleriyle çiftçilerin yanında olmayı sürdürecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yapay zekada lider konuma ulaşacak" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yapay zekada lider konuma ulaşacak"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tersane İstanbul’da "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi"ne katıldı. Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Denizcilik tarihimizde çok önemli bir yer tutan, Sultan Fatih’in temellerini attığı Tersane-i Amire’de Türkiye Yapay Zeka Zirvesi münasebetiyle sizlerle bir aradayız. Sözlerimin hemen başında, zirvemizi teşrif eden misafirlerimize tek tek şükranlarımı sunuyor; hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlerin vasıtasıyla cihanın incisi İstanbul’umuzun 39 ilçesinde, Türkiye’nin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşlarımıza buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nin ülkemiz, milletimiz ve sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı, programa katkı sunan herkesi tebrik ediyorum. Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, burada yapılacak değerlendirmelerin hepimiz için ufuk açıcı olmasını temenni ediyorum. Birazdan, 2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planımızı sizlerle ve milletimizle paylaşacağız. Türkiye’yi yapay zeka teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşıyacak yeni eylem planımızın şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" dedi. "Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biri" Dünyanın ve insanlığın yeni bir döneme girdiği tarihi günlerden geçtiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu dönemdeki değişim geçmişe nazaran son derece hızlı ve eskilerin deyimiyle sarî seyrediyor. Diplomasiden ticarete, enerjiden ulaşıma, tarımdan güvenliğe değişimin etkileri hemen her alana nüfuz ediyor. Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Kimileri bu süreci tarihi bir fırsat olarak görürken, bazıları da bu dönüşümü aşılması gereken bir kriz olarak değerlendiriyor. Öte yandan yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin hakikat ötesi olarak adlandırılan bu çağda, olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne, yeni gerçekliğin temel dinamiği haline geldiğine şahit oluyoruz. Şu bir gerçek ki, günümüzde bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Dezenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri de aynı ölçüde yaygınlaştı. Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabiliyor. Veri işleme ve veri analizi tarzı süreçleri kolaylıkla yönetebiliyoruz. Fakat veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz. Siyasi, askeri, iktisadi gücün dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını, dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biridir. İşte az önce hepimiz izledik. Büyük matematikçimiz, Ordinaryus Profesör Cahit Arf, bundan tam 67 yıl önce Erzurum’da verdiği bir konferansta şu soruyu sormuştu: "Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?" Cahit Arf, aynı konferansta bu sorunun cevabını ararken dinleyicilere şunu söylemişti: "Hadiseler veya tertiplerin anlaşılması işi, bir merdiveni çıkmaya benzetilebilir. Bir basamağa çıkmak kolay bir iştir. Fakat bin basamağın çıkılması işi bir hayli ter dökmeye bağlıdır" açıklamasında bulundu. "Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz" Bilim ve teknolojiye asırlar boyunca çok önemli katkılar yapmış bir millet olarak, o basamakları tek tek çıkmaya bugün de devam ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz, bilim ve teknoloji üslerimiz dünyada çığır açan ve ses getiren işlere imza atıyor. Genç mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz yüksek teknoloji gerektiren her alanda yepyeni başarılar elde ediyor. Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz. Ar-Ge’den seri imalata tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz. En önemlisi, Milli Teknoloji Hamlemizi Türkiye Yüzyılı’nın baş tacı yapacak Teknofest kuşağı azmiyle, maharetiyle, projeleriyle bugünü ve geleceği nakış nakış işlemeye devam ediyor. Bu vesileyle teknolojide yazdığımız bu başarı hikayesinde payı olan tüm kurumlarımıza, firmalarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyor; genç kardeşlerimin her birine çalışmalarında başarılar diliyorum" diye konuştu., "Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız" Türkiye olarak savunma sanayindeki birikim ve yeteneklerimizi yapay zeka başta olmak üzere diğer alanlara da yansıtmak için yoğun bir çaba harcadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz, 31 Mart’ta dijital bağımsızlığımızı daha da perçinleyecek yeni nesil mobil iletişim altyapımız 5G’yi hizmete aldık. Siber tehditlere karşı ülkemizin direncini artırmak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk. 2024’te uzaya fırlattığımız ilk yerli ve milli uydumuz Türksat 6A ile Türkiye’yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık. Son 23 yılda çok az sayıda ülkenin sahip olduğu büyük bir inovasyon altyapısı inşa ettik. Teknofestlerle, Deneyap atölyeleriyle, bilim şenlikleri ve bilim fuarlarıyla her yıl milyonlarca gencimizi teknoloji yolculuğuna dahil ettik. Bugün Türkiye genelindeki 1700’ü aşkın araştırma-geliştirme ve tasarım merkezlerinde araştırmacılarımız, mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz geleceğin projelerini geliştiriyor. 114 teknopark, 13 binin üzerinde teknoloji firması yenilikçi fikirleri ürüne dönüştürüyor. Teknolojide elde ettiğimiz kazanımlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Yapay zekanın sunduğu fırsatları değerlendirerek Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün hepimizin karşı karşıya olduğu sorular şunlardır: Yapay zeka insana hizmet mi edecek yoksa insanı kontrol mü edecek? Teknoloji şirketleri ellerine geçen bu asimetrik gücü nasıl kullanacak? Hızla büyüyen bu şirketlerin derebeyi haline gelmesinin önü nasıl alınacak? Kişisel veriler üzerinden bireylerin ve toplumların manipülasyonu nasıl engellenecek? Bu sorulara verilecek cevaplar hayati önemde olacaktır. Yapay Zeka Eylem Planımız işte bu hassasiyetlerin ürünüdür. Eylem planımız; fark et, istifade et, üret ve yönet olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi. Planımızın birinci ekseni olan ’fark et’ hedeflerimiz doğrultusunda yapay zekanın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri milletimize aktaracak, toplumun her kesiminde bu konudaki bilinç ve temel yetkinlikleri artıracağız. Her yaştan insanımızın yapay zekayı doğru anlamasını, güvenli biçimde kullanmasını sağlamak üzere ulusal yapay zeka okuryazarlığı programını başlatacağız. 81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zeka okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz. Veriye erişimi kolaylaştırarak araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin ve kamu kurumlarımızın veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracağız. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2000 kamu veri setini ulusal veri kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız. Kullanıcıların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan bir düzenleyici çerçeve oluşturacağız. Orantılı risk yaklaşımına dayalı bu çerçeveyle yeniliğin önünü açarken vatandaşlarımızın mahremiyet ve emniyetini de güvence altına alacağız. Planımızın ikinci ekseni olan ’istifade et’ kapsamında yapay zekayı kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştüreceğiz. Veri merkezlerimizin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceğiz. 2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız. Elektronik devleti vatandaşımızın yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği dönüşüm alanı olarak ele alacağız. Kamu yatırım programlarımızdan yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız. Kamu sektörümüz başarılı ve yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda fikirleri sahada test edilmiş ürünlere dönüştürecek KOBİ’lerimize yapay zeka kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlayacağız. Planımızın üçüncü ekseni olan ’üret’ hedeflerimizle vatandaşlarımızın yapay zeka ile değer üretmesini temin edecek kendi modellerimizi geliştireceğiz. Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kuracağız" diye konuştu. "İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız" Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu ile araştırmalarımızın, Yapay Zeka Büyüme Fonu ile girişimlerimizin gerçekleşmesini ve ölçeklenmesini destekleyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkçe Büyük Dil Modeli çalışmalarımızı dijital egemenliğimizi güçlendirmek üzere kararlılıkla sürdüreceğiz. Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK’ın yerli dil modeli ’Bilge’, bu yolda katettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir. Yine T3 Vakfımız ve Baykar iş birliğinde geliştirilen büyük dil modeli ile HAVELSAN’ımızın ’MAIN’ platformundaki 9 milyar parametreli büyük dil modeli, Türkçe’nin bütün zenginliğini merkeze alan önemli çalışmalardır. Diğer taraftan Turkcell ve diğer mobil iletişim şirketlerimizin veri odaklı çalışmaları ülkemiz için kıymetli adımlardır. Yapay zekanın imalat sanayimizde ve katma değerli ürünlerde kullanımını yaygınlaştıracak robotik teknoloji kabiliyetlerimizi derinleştireceğiz. ’Yönet’ hedeflerimiz çerçevesinde ise egemen yapay zeka kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz. Uluslararası girişimcilere tek pencereden en çok 30 iş gününde sunacağımız yol haritasıyla öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız. İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız. Terminal İstanbul’u girişimcilerimizin ve küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacağız" şeklinde konuştu. OECD, G20, Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda insan merkezli yapay zeka standartlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstleneceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk Devletleri Teşkilatı ile aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk Dilleri Büyük Dil Modeli geliştireceğiz. Yenilikçi yapay zeka çözümlerinin kontrollü bir ortamda test edilmesini sağlamak üzere en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracağız. Planımızın uygulanması kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimizin ortak katkısıyla olacaktır. Ulusal Yapay Zeka Kurulu ise bu sürecin yönetişim zeminini teşkil edecektir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ilgili tüm kurumlarımızla yakın iş birliği içinde eylemlerin uygulanmasını düzenli olarak takip edecektir. Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı ile harekete geçireceğimiz kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz. Türkiye’yi yapay zeka çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız" açıklamasında bulundu.

Bakan Kacır: "Türkiye’ye yatırım yapan kazanıyor" Haber

Bakan Kacır: "Türkiye’ye yatırım yapan kazanıyor"

Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak. Yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden Boreal’in banttan indirildiği törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Ülkemiz sanayiinin kalbi Bursa’mızda hayata geçirilen yatırımın, sektörümüze, şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Dünya çok katmanlı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Liberal ticaret terk ediliyor. Yerinde üretimi, yakından ve dostlardan tedariki esas alan korumacı ticaret politikaları öne çıkıyor. Teknolojinin farklı sahalarında yaşanan gelişmeler; küresel üretim haritasını yeniden şekillendiriyor. Yenilikçi teknolojiler; ülkelerin kalkınma yolculuğuna yön veriyor. Pek çok ülkenin yeni yeni idrak edebildiği bu kritik eşiği, daha en başından müşahede ederek başarıyla aşmış bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, 23 yılda ülkemizi, Ar-Ge ve katma değerli üretimde dünyanın sayılı ülkeleri arasına taşıdık. İmalat sanayimizin öncülüğünde, ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 276 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Üretim gücüyle küresel tedarik zincirlerinin güvenilir ve dayanıklı halkasıdır. Ana sanayide 60 bine yakın, tedarik sanayinde ise 250 bini aşkın nitelikli istihdam sağlayan otomotiv sanayimiz, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı kalkınma yolculuğumuzun öncü sektörleri arasındadır. Geçen 23 yıl içerisinde, sektör paydaşlarımızın alın ve akıl teri sayesinde, otomotiv üretimimiz yıllık 357 binden 1,5 milyona yükseldi. Sektörümüz geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolar ihracatla rekora imza attı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini perçinleyecek program ve projeleri hayata geçiriyoruz" diye konuştu. Otomotiv sanayisinin teknoloji geliştirme kabiliyetini derinleştirmek ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırmak için 206 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın projelerini desteklediklerini belirten Bakan Kacır, "TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 200’den fazla bilim insanı ve gencimize son 23 yılda toplam 33 milyar lira kaynak sağladık. 2002 yılından günümüze, yatırım teşviklerimizle; otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,4 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 861 projesinin önünü açtık. Geçtiğimiz yıl küresel göstergeler ve ülkemizin stratejik öncelikleri kapsamında yeniden güncellediğimiz yatırım teşvik sistemiyle; sektörümüzde hayata geçirilecek ve milli teknoloji hamlemizi destekleyecek yatırımlara sunduğumuz teşviklerin ölçeğini büyüttük. Otomotiv sektörümüz için de öncelikli ve önemli gördüğümüz ikiz dönüşüm projelerinin gerçekleştirilmesi için yeşil ve dijital dönüşüm programlarını devreye aldık. Sektör oyuncularımız tarafından gerçekleştirilen ve toplam 57,3 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip 5 projeyi, ülkemizin yüksek teknoloji ve katma değer odaklı kalkınma yolcuğunu destekleyen yatırımlara uygun şartlarda finansman sunan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programımıza dahil ettik" ifadelerini kullandı. "Elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelim her geçen gün artıyor" Türkiye’yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının merkez üssü haline getirmek üzere, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programının mobilite ve batarya üretimine yönelik çağrılarıyla sektörümüzün dönüşümünü hızlandıracak stratejik yatırımlara kapsamlı destekler sunduklarını belirten Kacır, "Elbette milli teknoloji hamlemizin en kritik uygulama sahalarından biri olan otomotiv sektörümüzün rekabetçiliğini, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve ihracat performansını, küresel otomotiv endüstrisinde yaşanan dönüşümden bağımsız düşünemeyiz. Batarya teknolojilerinde yaşanan ilerlemeler, karbon nötr hedefleri, dijitalleşme ve yeni nesil mobilite beklentileri neticesinde, kullanıcıların elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelimi her geçen gün artıyor. Dünyada tam elektrikli araç satışı son beş yılda 5milyondan 14 milyona, hibrit araçların satışı ise 5 milyondan 13 milyona çıktı. Tam elektrikli ve hibrit araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 15’ten yüzde 35’e çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında tam elektrikli ve hibrit araçların payı yüzde 9,3’ten yüzde 51’e yükseldi. Milli teknoloji hamlesini gerçekleştirmeyi ve ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosisteminedönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu vizyonun en somut adımlarından biri olarak, milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil hayalini Togg’la elektrikli ve akıllı otomobil olarak gerçeğe dönüştürdük" şeklinde konuştu. "Hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık" Hayata geçirilen Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı’nın katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardıklarını belirten Bakan Kacır, "Bugün, 19 bin 300’ü hızlı şarj olmak üzere, 44 bin 400 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz. Tabi kullanıcıların beklentileri, alışkanlıkları ve ihtiyaçları doğrultusunda içten yanmalı araçlardan tam elektrikli mobiliteye geçiş, tek bir adım şeklinde değil; farklı teknolojilerin birbirini tamamladığı kademeli bir süreç olarak ilerliyor. Özellikle hibrit araçlar, hem emisyonların azaltılması hem yakıt verimliliğinin artırılması hem de kullanıcıların elektrikli mobiliteye daha güvenli ve kademeli biçimde uyum sağlaması bakımından elektrikli araç devriminin teknik, ekonomik ve toplumsal zeminini olgunlaştırıyor. Aynı zamanda kullanıcıların menzil, erişilebilirlik ve maliyet hassasiyetlerini gözeten; şehir içi kullanımdan uzun yol ihtiyaçlarına kadar geniş bir alanda başarılı bir alternatif sunuyor. Bu nedenle; hibrit araç teknolojilerinde, ülkemizde üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlenmesini, otomotiv sanayimizin yeni nesil mobilite değer zincirinde daha yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi açısından son derece önemli ve kıymetli görüyoruz. Ülkemizde hâlihazırda üretim yapan otomotiv üreticilerinin yeni yatırımlarını elektrikli ve hibrit araç üretimine yönlendirmesini memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. "Bugün de Türkiye otomotiv sanayisinin dönüşüm yolculuğunda kıymetli bir eşiği temsil eden "Renault Boreal" modelinin banttan inmesine birlikte şahit oluyoruz" diyen Bakan Kacır, "Biliyorsunuz Renault 55 yıldan bu yana Türkiye’de üretiyor, Türkiye’de kazanıyor. Yatırımlarını teşviklerimizle desteklediğimiz OYAK Renault; Türkiye’deki üretimini 2002’den bu yana yıllık 100 binden 387 bine yükseltti. 5 binden fazla çalışana istihdam sağlayan Renault Bursa tesisleri; yıllık 390 bin araç üretim kapasitesiyle, bugün ülkemizin yüksek katma değerli üretim vizyonunun öncü merkezlerinden biridir. Üretiminin yüzde 80’ini ihraç eden Renault, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 4 milyar dolarlık ihracatla ülkemizin kalkınmasına kıymetli bir katkı sundu. 30’u aşkın ülkeye ihraç edilecek Boreal, Renault’un Bursa’dan dünyaya uzanan başarı hikayesine yeni ve değerli bir sayfa ekleyecek. Renault’un Boreal modelinin ülkemizde üretilecek olması; Türkiye’nin ileri teknolojilerdeki kabiliyetlerine ve potansiyeline duyulan güvenin somut bir nişanesidir. Ülkemizin yeni nesil mobilitedeki güçlü vizyonunu ve iddiasını kuvvetlendiren stratejik bir adımdır. Türk mühendisliğine, üretim kapasitesine ve küresel rekabet gücüne duyulan güvenin ve inancın sembolüdür" diye konuştu. Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülke olduğunu altını çizen Bakan Kacır, "Türkiye’ye güvenenler, Türkiye’de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır. Jeostratejik konumumuz, siyasi ve ekonomik istikrarımız, sağlam sanayi ve teknoloji alt yapımızla; yerli ve uluslararasıyatırımların en isabetli adresi olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa otomotiv vizyonumuza yön veren sanayi havzamız Bursa; ülkemizin üretim ve ileri teknoloji odaklı kalkınmasında öncü olmaya devam edecektir. Bugün banttan indirilmesine hep birlikte gururla şahitlik ettiğimiz yeni otomobilde emeği bulunan mühendislerimize, teknisyenlerimize, alın ve akıl teri döken emekçilerimize, Renault Grubu’na, OYAK Renault ailesine teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet ise, "Büyük bir ekip çalışmasıyla başarıya imza attık. Yeni modelimizi kutlamak bizim için büyük bir onurdur. Ekiplerimiz tarafından geliştirilen en iyi modellerden biridir. Bunun Bursa’da üretilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Boreal ile C SUV segmentindeki beklentileri yükseltiyoruz. Türkiye otomotiv sanayisine yapılan güçlü yatırımlarımızın göstergesi, OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacaktır. Bizlere verilen destekler için teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise, "Bursa üretimin ticaretin ve gelişimin şehri olmuştur. Bugün de ülke ekonomisine değer katmaya devam etmektedir. Güçlü sanayi kuruluşlarımızın buna katkısı çok olmuştur. OYAK ve Renault’ta bunun ilk sıralarında yer almaktadır. Yeni modelin Türkiye’ye hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından banttan inen araç, protokol üyelerinin bulunduğu alana geldi. Bakan Kacır, daha sonra çalışanlarla birlikte fotoğraf çekindi.

BTÜ’den Özbekistan çıkarması Haber

BTÜ’den Özbekistan çıkarması

BTÜ, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda çeşitli ülkelerdeki kurum ve üniversiterle iş birliğine giderken, Türk dünyasıyla da akademik bağlarını güçlendirmeye devam ediyor. BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Özbekistan’da gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında üniversiteler ve çeşitli kurumlarla bir araya gelerek eğitim, araştırma ve teknoloji odaklı iş birliklerine yönelik önemli temaslarda bulundu. Rektör Çağlar’a ziyaretlerinde, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç da eşlik etti. Program kapsamında ilk olarak Türkiye’nin Taşkent Büyükelçisi Ufuk Ulutaş’ı ziyaret eden Rektör Çağlar, görüşmede bilimsel iş birlikleri, teknoloji odaklı yükseköğretim vizyonu ve Türk dünyasıyla akademik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Görüşmede BTÜ’nün mühendislik, doğa bilimleri ve Ar-Ge alanlarında yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi paylaşılırken, Özbekistan’daki üniversiteler ve kurumlarla ortak projeler geliştirilmesine yönelik hedefler ele alındı. ÜNİVERSİTELERLE YENİ İŞ BİRLİKLERİ İÇİN İMZA Özbekistan temasları kapsamında Taşkent’te bulunan Turin Polytechnic University’yi ziyaret eden BTÜ heyeti, iki üniversite arasında iş birliği anlaşması imzaladı. Görüşmelerde mühendislik, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında ortak projeler geliştirilmesi ile öğrenci ve akademisyen değişim programlarının hayata geçirilmesi konuları değerlendirildi. Rektör Çağlar daha sonra Semerkand Devlet İnşaat ve Mimarlık Üniversitesi’ni ziyaret etti. Üniversite yönetimiyle gerçekleştirilen görüşmelerde mühendislik, mimarlık, şehircilik, sürdürülebilir yapı teknolojileri ve akademik değişim programları başta olmak üzere birçok alanda ortak çalışma fırsatları ele alındı. Ziyaret kapsamında iki üniversite arasında iş birliği anlaşması imzalanırken, ortak araştırma projeleri ve bilgi paylaşımını artıracak çalışmalar konusunda görüş birliğine varıldı. BTÜ heyetinin Özbekistan programındaki bir diğer durağı ise Buhara Teknik Üniversitesi oldu. Burada imzalanan iş birliği anlaşmasıyla eğitim, araştırma, öğrenci ve personel hareketliliği ile bilimsel ortak çalışmaların geliştirilmesi hedeflendi. Program kapsamında ayrıca Buhara Devlet Üniversitesi de ziyaret edildi. İki üniversite arasında akademik ve bilimsel iş birliği protokolü imzalanırken, öğrenci ve akademisyen değişim programları ile ortak araştırma projelerinin geliştirilmesine yönelik iş birliği alanları değerlendirildi. Özbekistan ziyaretlerini değerlendiren BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Türk dünyası üniversiteleriyle geliştirilen ilişkilerin yalnızca akademik iş birliklerinden ibaret olmadığını vurgulayarak, “Türk dünyasıyla ortak tarih, kültür ve gelecek hedefi etrafında güçlü bilim köprüleri kuruyoruz. Bursa Teknik Üniversitesi olarak teknoloji odaklı eğitim, Ar-Ge ve uluslararasılaşma vizyonumuz doğrultusunda, Türk dünyası üniversiteleriyle sürdürülebilir akademik ilişkiler geliştirmeyi önemsiyoruz. İmzaladığımız anlaşmaların ortak araştırma projelerine, öğrenci ve akademisyen hareketliliğine, bilimsel üretime ve teknoloji geliştirme kapasitesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

BAŞKAN DALGIÇ: “ZEYTİNİN BAŞKENTİ TİRİLYE’DİR” Haber

BAŞKAN DALGIÇ: “ZEYTİNİN BAŞKENTİ TİRİLYE’DİR”

Mudanya Belediyesi tarafından “Zeytinin Evinde Buluşalım” sloganıyla bu yıl ikincisi düzenlenen Tirilye Zeytin Çiçeği Festivali, binlerce kişinin katılımıyla coşkulu bir başlangıç yaptı. Dünyanın en kaliteli zeytinlerinin yetiştiği Tirilye’de başlayan festival, tarihi sokakları, yerel üreticileri, atölyeleri ve etkinlikleriyle ilk günden yoğun ilgi gördü. Festival, Tirilye Kültür Merkezi önündeki asırlık çınar ağacının altından başlayan ve sahilde son bulan kortej yürüyüşüyle başladı. Zeytin çiçeği dalları taşıyan traktörün eşlik ettiği kortejde, bando takımı festival coşkusunu Tirilye sokaklarına taşırken, zeytin çiçeği taçları takan katılımcılar renkli görüntüler oluşturdu. Tirilye’yi dolduran ziyaretçiler, gün boyunca kurulan üretici stantlarını gezerken, zeytin ve zeytinyağı kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu. Mudanya’nın zeytin kültürünü, üreticisini ve bereketli toprağını görünür kılan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptıklarını belirten Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Tirilye Zeytin Çiçeği Festivali’nin Mudanya’nın üretim kimliğini güçlendiren önemli adımlardan biri olduğunu söyleyerek, zeytin ve zeytinyağında markalaşmanın önemine dikkat çekti. Dalgıç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Zeytinin katma değerini artırmak ve üreticimizin emeğini daha görünür kılmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Çepni İmece Zeytinyağı Fabrikası’nda ürettiğimiz zeytinyağıyla uluslararası bir yarışmada gümüş madalya kazandık. Bu başarı bizim için yalnızca bir başlangıç. Mudanya yerinde sayan bir kent olmayacak; üreten, gelişen ve ufkunu genişleten bir kent olacak. Ar-Ge çalışmalarımız kapsamında limon ve mandalina aromalı zeytinyağları da üretiyoruz. Çok daha iyilerini başararak bu zenginliği geleceğe taşımakta kararlıyız.” ZEYTİNİN GÖLGESİNDE FESTİVAL COŞKUSU Festivalin ilk gününde Taş Mektep avlusunda “Kadim Ağaçların Gölgesinde Bölgemizde Zeytin Üreticiliği” ve “Kitapların Hikaye Anlatıcılığı” söyleşileri gerçekleştirildi. Zeytin yetiştiriciliğinin öneminin masaya yatırıldığı söyleşilerde, katılımcılar geçmişten bugüne uzanan bir yolculuğa çıktı. Şeflerin katılımıyla düzenlenen yemek atölyelerinde zeytinyağlı lezzetlerin incelikleri paylaşılırken, yetişkinler ve çocuklar için hazırlanan üretim atölyeleri yoğun ilgi gördü. Çocuklar gün boyunca kendileri için oluşturulan etkinlik alanlarında eğlenirken, aileleri de yerel üreticilerin ürünlerini keşfetme ve alışveriş yapma imkanı buldu. Festivalin en heyecanlı anlarından biri ise büyük ilgi gören Zeytinyağlı Yemek Yarışması oldu. Birbirinden iddialı tariflerin yarıştığı etkinlikte “Kabak Sıyırma” yemeğiyle Ayşe Aydın birinci, “Zeytinyağlı Enginar” ile Şadıman Sözen ikinci, “Zeytinyağlı Yaprak Sarma” ile Nilgün Sözen ise üçüncü oldu. Gün boyu süren etkinlikler, akşam saatlerinde Tirilye sahilinde gerçekleştirilen Ceren Toksöz konseriyle taçlandı. Gün batımının eşsiz atmosferinde düzenlenen konserde yüzlerce kişi şarkılara hep bir ağızdan eşlik ederek festival coşkusunu sahile taşıdı. Tirilye Zeytin Çiçeği Festivali, 31 Mayıs Pazar günü de birbirinden renkli etkinliklerle devam edecek. Tirilye, festivalin ikinci gününde de ziyaretçilerini zeytin kültürü, lezzet ve müzikle buluşturacak.

Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile STARWOOD Arasında Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü Haber

Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile STARWOOD Arasında Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü

Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile STARWOOD Orman Ürünleri A.Ş. arasında, mobilya ve iç mekân tasarımı alanında görev yapan öğretmenlerin sürekli mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hazırlanan mesleki eğitim iş birliği protokolü imza töreni ve kampüs ziyareti programı gerçekleştirildi. İnegöl Sektörel Mükemmeliyet Merkezinde (SMM) düzenlenen program, Hacı Sevim Yıldız-4 Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde gastronomi yarışmalarında derece elde etmiş başarılı öğrencilerin hazırlayıp sunduğu özel menünün protokole ikram edildiği öğle yemeği ve Uygulama Oteli inşaatının incelenmesiyle başladı. Protokol üyeleri daha sonra Hacı Sevim Yıldız Mobilya ve İç Mekan Tasarımı Teknolojisi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesini ziyaret ederek okul ve atölye binalarını, eğitim-öğretim faaliyetlerini ve döner sermaye çalışmalarını yerinde inceledi. Okul ziyaretlerinin ardından program, açılış protokol konuşmaları ve STARWOOD A.Ş. tanıtım videosunun izlenmesiyle devam etti. Buluşmada söz alan Bursa İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, eğitim-sektör iş birliklerinin güçlendirilmesinin yetişmiş insan gücü için büyük önem arz ettiğini belirtti. Çokgezer, doğrudan öğretmen gelişimini merkeze alan bu protokolün önemine dikkat çekerek, "Sektörel Mükemmeliyet Merkezimiz; öğretmenlerimizin en güncel sanayi teknolojilerini yerinde görmeleri, üretim süreçlerine dahil olmaları ve mesleki becerilerini tazelemeleri için bir köprü vazifesi görmektedir. STARWOOD gibi vizyoner kurumların desteğiyle, bu merkezlerimiz sadece birer atölye değil, Ar-Ge ve inovasyonun konuşulduğu birer teknoloji üssüne dönüşecektir. Güçlü destekleri için Starwood’un kıymetli yöneticilerine şükranlarımı arz ediyor, protokolümüzün hayırlı-uğurlu olmasını diliyorum." dedi. Konuşmaların ardından Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile STARWOOD A.Ş. arasındaki resmi protokol imzalandı. Protokol kapsamında; mobilya ve iç mekân tasarımı alanındaki öğretmenlere hizmet içi ve iş başı eğitimler düzenlenmesi, öğretim programları ile ders materyallerinin güncellenmesi ve SMM faaliyet alanlarına yönelik ulusal ve uluslararası projelerin yürütülmesi hedeflenmektedir. İmza merasiminin ardından mesleki ve teknik eğitim alanındaki iş birlikleri ile protokolün getireceği hususlar üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Program, protokol üyeleriyle birlikte çekilen fotoğraf ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.