Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Antioksidan

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Antioksidan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antioksidan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı Haber

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı

Bursa’nın tarihi İznik ilçesinde "sarı altın" olarak bilinen ve geçmişi Bizans dönemine kadar uzanan Müşküle üzümünün hasadı başladı. Yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen ve yıllık 30 bin ton üretimi yapılan coğrafi işaretli Müşküle üzümü, hem lezzeti hem de sağlık açısından sunduğu faydalar nedeniyle üreticilerin gözdesi olmaya devam ediyor. Tarlada kilosu 35 liradan müşteri bulan Müşküle üzümündeki rekolte bolluğu çiftçinin yüzünü güldürdü. Türkiye’nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü kıyısındaki verimli topraklarda yetişen Müşküle üzümü, yüzyıllardır bölgenin en önemli tarımsal ürünleri arasında yer alıyor. Tarihi kaynaklara göre bu özel üzümün geçmişi Bizans Devleti dönemine kadar uzanırken, İznik’in Osmanlı tarafından fethedilerek başkent ilan edildiği yıllarda da beyliğin sofralarında tüketildiği biliniyor. Kendine has aroması, ince kabuğu ve uzun süre saklanabilme özelliğiyle dikkat çeken Müşküle üzümü, halk arasında "sarı altın" olarak anılıyor. Her yıl eylül ayında başlayan hasat döneminde yüzlerce üretici bağlara girerek yıl boyunca emek verdiği ürünleri toplamaya başlıyor. Çekirdeğiyle dikkat çekiyor Sadece lezzetiyle değil sağlık yönüyle de öne çıkan Müşküle üzümünün çekirdeklerinin antioksidan bakımından zengin olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, üzüm çekirdeğinin vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilecek bileşenler içerdiğini belirtirken, halk arasında çekirdeğinin tüketilmesinin kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. İznik’te yaklaşık 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. İç piyasanın yanı sıra yurt dışında da Azerbaycan ve Rusya’ya gönderilen üzüm, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasadın başlamasıyla birlikte üreticiler kaliteli ürün ve verimli sezon beklentisi taşıyor. "Vatandaş üzümü ucuza yesin" İznik Çamdibi Mahallesi Muhtarı ve üzüm üreticisi Halil Küçüker, aracılar nedeniyle üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tüketici ucuza yesin biz onu istiyoruz. Bizden 30 liraya aldıkları ürünü 100 liraya satmasınlar, 40-50 liraya satsınlar vatandaşlar ucuza yesin. Mahsul dalında kalmasın. Yüzde 200 kazanmak da ne demek. O kadar kazanılmasın, herkes yesin." Müşküle üzümünün Osmanlı’dan günümüze ulaşan çok eski bir üzüm çeşidi olduğunu belirten Küçüker, "Coğrafi işaretli bir ürün. Çekirdekleri ile tüketildiğinde kansere karşı faydalı olduğuna inanılıyor. İsterse kar yağsın aralık sonuna kadar dalında kalabilen bir üzüm. Bu yıl rekoltemiz çok güzel. Sürümden kazanmak istiyoruz ancak girdi maliyetleri çok yüksek. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak iç pazarda satılıyor ancak Azerbaycan ve Rusya’ya da ihraç ediliyor" dedi. "Dalında aylarca bekleyebilen bir üzüm" İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakır ise Müşküle üzümünün bölge için önemli bir değer olduğunu ifade ederek, "Bölgemize coğrafi işaretini aldığımız bir üzüm çeşidi. Müşküle üzümü çok eski yıllara dayanıyor ve Bizans döneminden kaldığı bilinen bir çeşit. Raf ömrü oldukça uzun, dalında aylarca bekleyebiliyor" diye konuştu. Üretimin ağırlıklı olarak İznik’te yapıldığını belirten Çakır, "Pamukova ve Geyve’de de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Hep söylediğimiz şey üreticinin ürettiği ürünün tüketicinin önüne 100 liradan çıkmamasıydı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın başlattığı çalışmaların başarılı olmasını umuyoruz. Bizim istediğimiz tarlada 15 liraya satılan ürünün tüketiciye 25-30 liraya ulaşmasıdır. Böylece vatandaş bir kilo yerine iki kilo tüketebilir" ifadelerini kullandı. 10 bin dekarda 30 bin ton üretim İznik ve çevresinde yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde üreticiye pazarlama avantajı sağlayan ürün, hem iç piyasada yoğun talep görüyor hem de ihracat yoluyla ülke ekonomisine katkı sunuyor. Bizans’tan Osmanlı’ya, oradan da günümüze taşınan Müşküle üzümü, bu yıl da bereketli hasadıyla İznikli üreticilerin yüzünü güldürürken, tüketicilerin sofralarına ulaşmayı bekliyor.

Uzmanlardan açlık krizini önleyen atıştırmalık önerisi Haber

Uzmanlardan açlık krizini önleyen atıştırmalık önerisi

Açlık anında tercih edilen paketli ve yüksek kalorili atıştırmalıklar hem gereksiz kalori alımına hem de kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olabiliyor. Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, hem tok tutan hem de kilo kontrolünü destekleyen sağlıklı besinler hakkında bilgi verdi. Özellikle masa başında çalışanlar gün içinde ne kadar yemek yese de atıştırmalıklara yönelebiliyor. Bu atıştırmalıklarsa çoğu zaman yüksek şekerli ve yüksek kalorili olabiliyor. Çoğu kişinin "Sıkıntıdan yiyorum" dediği küçük paketlerde yer alan abur cuburlar açlığı kısa sürede bastırsa da kişilerin birkaç saat sonra daha yüklü miktarlarda yemek yemesine dolayısıyla da kilo alımına sebebiyet veriyor. Medicana Ataköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, açlık krizlerini önleyip, kilo aldırmayan 9 besleyici atıştırmalığı maddeledi. "Çiğ badem: Badem, sağlıklı yağlar, protein ve lif açısından oldukça zengindir. Uzun süre tokluk hissi sağlayarak ani açlık krizlerini önlemeye yardımcı olur. Yaklaşık 10-12 adet çiğ badem ara öğün için ideal bir porsiyondur. Kavrulmuş ve tuzlu ürünler yerine çiğ badem tercih edilmelidir. Yoğurt: Protein ve kalsiyum açısından zengin olan yoğurt, bağırsak sağlığını destekleyen probiyotikler içerir. Bir kase sade yoğurt hem tok tutar hem de kas kütlesinin korunmasına katkı sağlar. Üzerine tarçın eklemek tatlı isteğini azaltmaya yardımcı olabilir. Elma ve tarçın: Elma içerdiği lif sayesinde mide boşalmasını yavaşlatırken kan şekerinin daha dengeli seyretmesine katkı sağlar. Orta boy bir elmayı tarçınla birlikte tüketmek hem tatlı ihtiyacını azaltabilir hem de ara öğün için dengeli bir seçim olabilir. Salatalık ve havuç dilimleri: Düşük kalorili olmalarının yanı sıra yüksek su ve lif içerikleri sayesinde hacim oluşturarak tokluk hissi verirler. Yoğun kalorili cipsler yerine çiğ sebzeler tercih edildiğinde günlük enerji alımı önemli ölçüde azaltılabilir. Haşlanmış nohut: Bitkisel protein ve lif bakımından zengin olan nohut, uzun süre tok kalmaya yardımcı olur. Yaklaşık 3-4 yemek kaşığı haşlanmış nohut üzerine pul biber ve kimyon eklenerek sağlıklı bir ara öğün hazırlanabilir. Lor peyniri: Yağ oranı düşük, protein oranı yüksek olan lor peyniri kas gelişimini destekleyen kaliteli protein kaynaklarından biridir. 2-3 yemek kaşığı lor peyniri yanında domates ve salatalıkla tüketildiğinde oldukça dengeli bir ara öğün oluşturur. Taze meyveler: Mevsim meyveleri vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengindir. Meyve tüketirken porsiyon kontrolü önemlidir. Bir porsiyon meyvenin yanında birkaç adet çiğ kuruyemiş eklemek kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlayabilir. Çörek otlu yoğurt kasesi: Çörek otu yüksek lif ve omega-3 yağ asitleri içerir. Yoğurt içine katılan çörek otu bitkisel içecekle hazırlanan chia puding hem doyurucu hem de pratik bir ara öğündür. Nohut cipsi: Nohuttan üretilen cipsler, geleneksel patates cipslerine göre daha besleyici bir alternatif olabilir. İçerdiği bitkisel protein sayesinde daha uzun süre tok kalmaya yardımcı olabilir." Sağlıklı atıştırmanın altın kuralları Uzm. Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz, sağlıklı beslenmede yalnızca neyin tüketildiğinin değil, miktarın da büyük önem taşıdığını belirterek şu önerilerde bulundu: "Masum görünen sağlıklı besinler bile fazla miktarda tüketildiğinde günlük enerji alımını artırabilir. Bu nedenle porsiyon kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Ara öğünlerde protein, sağlıklı yağ ve lif içeren besinlerin birlikte tercih edilmesi daha uzun süre tokluk sağlar. Paketli gıdalarda içerik etiketleri de okunmalıdır. İlave şeker, trans yağ ve yüksek sodyum içeren ürünler yerine doğal ve mümkün olduğunca işlenmemiş besinleri tercih etmek hem kilo kontrolünü destekler hem de genel sağlığın korunmasına katkı sağlar."

ESTETİKTE YENİ AKIM: KIRIŞIKLIK GELMEDEN ÖNLEM Haber

ESTETİKTE YENİ AKIM: KIRIŞIKLIK GELMEDEN ÖNLEM

Sorunları ortaya çıktıktan sonra çözmek yerine oluşmadan engellemeyi hedefleyen bu yaklaşım, özellikle genç yaş grubunda giderek daha fazla ilgi görüyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medikal Estetik Uzm. Op. Dr. Nuray Kuzukıran, estetikte yaşanan bu değişimini, “Artık hedefimiz oluşmuş kırışıklıkları gidermek değil, o kırışıklıkların oluşmasını geciktirmek. Önleyici estetik, kişinin kendi doğal yapısını koruyarak sağlıklı ve dengeli bir şekilde yaş almasını sağlar” diyerek özetledi. Op. Dr. Kuzukıran, “Erken dönemde yapılan küçük ve doğru müdahaleler, ilerleyen yaşlarda çok daha büyük işlemlere duyulan ihtiyacı azaltır. Bu yaklaşım aslında estetikte koruyucu hekimliğin karşılığıdır” dedi. Kişiye Özel “Cilt Stratejisi” Önleyici estetiğin, tek bir uygulamadan ibaret olmadığını, kişiye özel planlanan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu ifade eden Medikal Estetik Uzm. Op. Dr. Nuray Kuzukıran, düşük dozlu ve stratejik dokunuşlarla mimik çizgilerinin derinleşmesi engellenirken, kollajen üretimini artıran lazer ve radyofrekans uygulamaları ile cildin gençlik kapasitesi korunduğunu dile getirdi. Cildin nem dengesini destekleyen vitamin içerikleriyle daha canlı bir görünüm hedeflendiğini ifade eden Op. Dr. Kuzukıran, tüm bunlara ek olarak, düzenli güneş koruması, antioksidan içerikli cilt bakımı ve doğru beslenme alışkanlıkları da bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak öne çıktığını dile getirdi. Op. Dr. Kuzukıran açklamasında, “Önleyici estetik yalnızca klinikte yapılan işlemlerden ibaret değildir. Güneşten korunma, doğru cilt bakımı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla desteklenmesi gerekir. Bu bir yaşam tarzıdır” ifadelerini kullandı. Doğal Görünümün Anahtarı Medikal Estetik Uzm. Op. Dr. Nuray Kuzukıran, “İyi planlanmış bir önleyici estetik sürecinde kimse size ‘estetik yaptırdın mı?’ diye sormaz. Bunun yerine ‘ne kadar iyi görünüyorsun’ yorumunu alırsınız. Çünkü biz yüzü değiştirmiyoruz, en iyi halini koruyoruz” şeklinde konuştu. Erken yaşta yapılan küçük dokunuşların ilerleyen yıllarda daha büyük cerrahi müdahalelerin önüne geçebildiğini ifade eden Op. Dr. Nuray Kuzukıran sözlerini şöyle tamamladı: “Estetik artık bir onarım süreci olmaktan çıkıp, uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriliyor. Sonuç olarak, önleyici estetik yaklaşımıyla güzellik algısı yeniden tanımlanıyor. Zamanı geri almak yerine onunla uyum içinde ilerlemek, modern estetiğin en güçlü mottosu olarak öne çıkıyor.”

İznik’te 5. Maviyemiş Festivali Haber

İznik’te 5. Maviyemiş Festivali

İznik Belediyesi, ilgili kurumlar ve Candarlı Mahalle Muhtarlığı iş birliğiyle düzenlenen 5. Maviyemiş Festivali, binlerce vatandaşın katılımıyla Candarlı Mahallesi’nde gerçekleştirildi. İznik’in bereketli topraklarında yetiştirilen maviyemişin tanıtımına katkı sağlamak, üreticiler ile tüketicileri bir araya getirmek ve kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla düzenlenen festival, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Etkinlik kapsamında en güzel maviyemiş meyvesi seçimi gerçekleştirildi. Yarışmada dereceye giren üreticilere hediyeleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. İznik Belediyesi Mehter Takımı, İznik Belediyesi Halk Dansları Topluluğu, İznik Batum Kafkas Derneği Folklor Ekibi ve Orhangazi Batum Kafkas Derneği Folklor Ekibi de sergiledikleri gösterilerle izleyicilerin beğenisini topladı. Festivalde konuşan İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, şunları söyledi: "Bugün yalnızca bir festival gerçekleştirmek için değil; toprağın bereketini, üreticimizin alın terini ve hasat sevincini hep birlikte paylaşmak için bir araya geldik. Bu güzel buluşmayı geçtiğimiz yıl da gerçekleştirmeyi arzu ediyorduk ancak ülkemizi etkileyen orman yangınları nedeniyle festivalimize ara vermek zorunda kaldık. İznik, tarih boyunca yalnızca medeniyetlere ev sahipliği yapan kadim bir şehir olmamış; aynı zamanda bereketli toprakları, eşsiz doğası, temiz havası, gölü ve zengin tarımsal üretimiyle de ülkemizin en özel coğrafyalarından biri olmuştur. Maviyemişi bu topraklarda yetiştiren, ürünün gelişmesi ve yaygınlaşması için emek veren bütün üreticilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Maviyemiş; lezzeti, rengi ve kullanım alanlarının yanı sıra vitamin, mineral ve antioksidan bakımından zengin yapısıyla dünyada her geçen gün daha fazla ilgi gören çok kıymetli bir tarım ürünüdür. Biliyoruz ki üreticimizin kazancı artarsa kırsal mahallelerimiz güçlenir. Kırsal mahallelerimiz güçlenirse gençlerimiz doğdukları topraklarda gelecek kurabilir. Üretim arttıkça İznik’imizin tarımsal değeri, ekonomik gücü ve marka bilinirliği de büyür.Bu anlayışla İznik Belediyesi olarak üreticimizin yanında olmaya, tarımsal üretimi desteklemeye, yerel ürünlerimizin tanıtımına katkı sunmaya ve kırsal kalkınmayı güçlendirecek çalışmalar gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Düzenlediğimiz bu festivaller; üreticimizle tüketicimizi buluşturan, ürünlerimizin tanınırlığını artıran, mahallelerimizin güzelliklerini daha geniş kitlelere ulaştıran ve ilçemizin ekonomik hayatına katkı sağlayan önemli organizasyonlardır. Bununla birlikte üretirken doğamıza sahip çıkmalı, suyumuzu bilinçli kullanmalı, ormanlarımızı korumalı ve bu eşsiz coğrafyanın değerlerini çocuklarımıza en güzel şekilde bırakmalıyız. Çünkü İznik’in geleceği; tarihine, toprağına, doğasına ve üreticisine birlikte sahip çıkmaktan geçmektedir.Üreticilerimizin emeği, kurumlarımızın iş birliği ve vatandaşlarımızın desteği sürdükçe bu toprakların, maviyemiş üretimimizin ve İznik’imizin çok daha güzel noktalara ulaşacağına inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle 5. Maviyemiş Festivali’nin üreticilerimiz, ilçemiz ve bütün hemşehrilerimiz için hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum." Festivale; AK Parti Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Şahin, İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan, Vakıflar Bölge Müdürü Dr. Haluk Yıldız, AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Mehmet Akif Dikici, AK Parti İznik İlçe Başkanı İnanç Şahin, ilçe protokolü, üreticiler ve çok sayıda misafir katıldı.

"Abur Cubur Günü" Haber

"Abur Cubur Günü"

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk, 21 Temmuz Abur Cubur Günü dolayısıyla sağlıklı atıştırmalık alternatifleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Tüketicilerin son dönemde ultra işlenmiş ürünler yerine hurma gibi doğal besinlere yöneldiğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın lif, vitamin ve mineral açısından zengin, temiz içerikli bir enerji kaynağı olduğunu söyledi. Konuk, "Hurma; kan şekerini aniden yükseltmeden doğal ve uzun süreli enerji sağlaması, lif açısından zengin olması ve yapay katkı maddeleri içermemesi nedeniyle sağlıklı bir alternatif olarak öne çıkıyor" ifadelerini kullandı. "HURMA DEĞERLİ BİR BESİN ANCAK MUCİZEVİ BİR GIDA DEĞİL" Hurmanın son yıllarda "süper gıda" olarak anıldığını ancak bu kavramın doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın yüksek besin değerine rağmen tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Hurmanın yüksek diyet lifi sayesinde sindirim sistemini desteklediğini ve uzun süre tokluk hissi sağladığını belirten Konuk, içerdiği potasyum, magnezyum, demir, kalsiyum, fosfor ve çeşitli vitaminlerin de vücut sağlığı açısından önemli katkılar sunduğunu kaydetti. RAFİNE ŞEKERE ALTERNATİF OLABİLİR Hurma ve hurma ürünlerinin beyaz şekere alternatif olarak kullanılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Konuk, doğal şeker içeriği nedeniyle porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti. Konuk, yaklaşık üç orta boy hurmanın bir porsiyon olarak değerlendirilebileceğini belirterek, kan şekerindeki ani yükselmeleri önlemek için hurmanın ceviz, badem, süt veya yoğurt gibi protein ve sağlıklı yağ kaynaklarıyla birlikte tüketilmesini önerdi. SPORCULAR İÇİN DOĞAL ENERJİ DESTEĞİ Hurmanın spor yapan bireyler için de önemli bir enerji kaynağı olduğunu ifade eden Konuk, içerdiği doğal şeker, potasyum ve magnezyum sayesinde egzersiz öncesi enerji desteği sağlayabileceğini belirtti. Antrenmandan 30-45 dakika önce tüketilen bir porsiyon hurmanın performansa katkı sağlayabileceğini aktaran Konuk, hurmanın sağlıklı yağ ve protein kaynaklarıyla birlikte tüketildiğinde dengeli bir ara öğüne dönüşebileceğini söyledi. Doğal ve lif bakımından zengin besinlerin ağırlıkta olduğu beslenme modelinin kronik hastalıkların önlenmesine katkı sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Konuk, hurmanın antioksidan içeriğiyle vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olduğunu ifade etti. Konuk, hurmanın bağırsak sağlığını desteklediğini, tokluk hissini artırdığını ve sağlıksız atıştırmalık tüketiminin azalmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi. GEBELİĞİN SON DÖNEMLERİNDE HURMA TÜKETİMİNE DİKKAT ÇEKTİ Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de araştırmalara konu olduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, bazı bilimsel çalışmaların hurma tüketiminin doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini söyledi. Konuk, gebeliğin son haftalarında hurma tüketiminin rahim ağzının olgunlaşması ve doğum sürecinin desteklenmesi açısından olumlu etkiler gösterebileceğine dair bulgular bulunduğunu aktardı. Hurmanın kutsal metinlerde de yer aldığına dikkat çeken Konuk, Meryem Suresi'nde Hz. Meryem'e doğum sırasında hurma yemesinin tavsiye edildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Muhsin Konuk, sağlıklı beslenmede temel yaklaşımın çeşitlilik ve denge olduğunu vurgulayarak, hurmanın dengeli bir beslenme planı içinde değerli bir doğal besin olarak yer alabileceğini ifade etti.

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri Haber

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri

Yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri, içerdikleri vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı beslenmede önemli bir yer tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz meyvelerinin faydalarını ve tüketilmesi gereken ideal porsiyonları değerlendirdi. Eren, özellikle sıcak havalarda su içeriği yüksek meyvelerin vücudun sıvı ihtiyacının karşılanmasına destek olduğunu belirterek, porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti. KARPUZ: SIVI DESTEĞİ VE ANTİOKSİDAN KAYNAĞI Yüzde 90'ın üzerinde su içeren karpuzun yaz aylarında vücudun sıvı dengesine katkı sağladığını belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak kalınlığında iki dilim olduğunu ifade etti. A, B6 ve C vitamini bakımından zengin olan karpuzun, potasyum ve magnezyum içeriğiyle kas kramplarının hafifletilmesine yardımcı olabileceği belirtildi. Kırmızı rengini veren likopenin ise kalp-damar sağlığı başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına karşı koruyucu etkiler gösterebildiği aktarıldı. KİRAZ: KONTROLLÜ TÜKETİM ÖNERİLİYOR Kiraz için önerilen ideal porsiyonun 13-15 adet iri boy olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, bu meyvenin vitamin ve mineral içeriğiyle sağlıklı beslenmeye katkı sunduğunu ifade etti. Çileğin C vitamini başta olmak üzere birçok vitamin ve mineral içerdiğini belirten Eren, ideal tüketim miktarının 7-8 iri veya 15 orta boy çilek olduğunu söyledi. Çilekte bulunan ellagik asit, antosiyanin ve kuersetin gibi antioksidan bileşenlerin vücudu oksidatif strese karşı destekleyebileceği belirtilirken, alerjisi olan kişilerin dikkatli olması gerektiği vurgulandı. ÜZÜM: KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA DESTEK Üzümün resveratrol, antosiyanin ve fenolik bileşenler açısından zengin olduğunu aktaran Eren, ideal porsiyonun 20 iri veya 25-30 küçük boy üzüm olduğunu belirtti. Özellikle siyah üzümde bulunan resveratrolün kalp ve damar sağlığını destekleyici özellikleriyle öne çıktığını ifade eden Eren, yüksek glisemik indeks nedeniyle diyabet hastalarının porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerektiğini kaydetti. KAVUN: SU VE LİF KAYNAĞI Kavunun yüksek su ve lif içeriğiyle sindirim sistemini desteklediğini belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak genişliği ve uzunluğunda iki dilim olduğunu söyledi. C vitamini, beta karoten, lutein ve zeaksantin gibi bileşenler içeren kavunun bağışıklık sistemi ve göz sağlığına katkı sağlayabileceği ifade edilirken, diyabetli bireylerin tüketim miktarına dikkat etmesi gerektiği belirtildi. ERİK: SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR Erik için önerilen ideal porsiyonun 9-10 adet olduğunu belirten Eren, yüksek lif içeriği sayesinde tokluk hissini artırdığını ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olabileceğini söyledi. C, A ve K vitaminleri ile çeşitli mineraller içeren eriğin, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı ve cilt sağlığı açısından da destekleyici özellikler taşıdığı aktarıldı. Uzmanlar, yaz meyvelerinin sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabileceğini ancak özellikle diyabet, tansiyon ve benzeri kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin porsiyon miktarlarına dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.

Menopoz yaşını öne çeken kritik faktörler Haber

Menopoz yaşını öne çeken kritik faktörler

Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca adet görülmemesi olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50–51 iken, Türkiye’de bu yaş aralığı 47–49 olarak belirtiliyor. Ancak bazı çevresel ve yaşam tarzı faktörleri menopoz sürecini birkaç yıl öne çekebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, aile öyküsü, genetik faktörler, kanser tedavileri, bazı cerrahi müdahaleler ve otoimmün hastalıkların değiştirilemez risk faktörleri olduğunu vurgularken; sigara, stres, uykusuzluk ve beslenme alışkanlıklarının ise kontrol altına alınabileceğini belirtti. Dr. Cavide Ali, erken menopoz riskini azaltmak için sigaranın bırakılması, dengeli beslenme, sağlıklı kilo aralığının korunması, stres yönetimi ve düzenli uyku alışkanlığının büyük önem taşıdığını ifade etti. Dr. Ali, “Yaşam tarzındaki doğru adımlar, menopoz sürecinin doğal zamanında gerçekleşmesine katkı sağlayabilir” diyerek risk faktörlerine dikkati çekti. SİGARA MENOPOZU 2 YIL ERKENE ÇEKEBİLİYOR Sigaranın, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmesine yol açtığını belirten Dr. Ali, nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturduğunu söylüyor. 2018 yılında yayımlanan geniş bir meta-analize göre sigara içen kadınlar menopoza ortalama 2 yıl daha erken giriyor. AŞIRI ZAYIFLIK RİSK OLUŞTURUYOR Yağ dokusunun östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku olduğunu belirten Dr. Ali, düşük vücut kitle indeksine sahip kadınlarda menopoz yaşının daha erken görülebildiğini ifade ediyor. Uzun süreli kalori kısıtlamasının yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. KRONİK STRES HORMON DENGESİNİ BOZUYOR Yüksek stres düzeyi, üreme hormonlarının düzenlendiği sistemi etkileyebiliyor. Sürekli yüksek seyreden kortizol hormonu, yumurta rezervinin daha hızlı tükenmesine zemin hazırlayabiliyor. Çalışmalar, yoğun stres yaşayan kadınlarda menopoz riskinin daha erken yaşta ortaya çıkabildiğini gösteriyor. UYKUSUZLUK BİYOLOJİK SAATİ ETKİLİYOR Kaliteli uykunun hormon dengesi açısından kritik olduğunu vurgulayan Dr. Ali, özellikle gece salgılanan melatonin hormonunun üreme sistemi üzerinde düzenleyici rol oynadığını belirtiyor. Kronik uykusuzluk; melatonin azalması, artmış oksidatif stres ve hormonal dengesizlik yoluyla menopoz sürecini hızlandırabiliyor. BESLENME ALIŞKANLIKLARI BELİRLEYİCİ Araştırmalar; yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiğini, rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise süreci öne çekebildiğini ortaya koyuyor. Bitkisel protein, D vitamini ve antioksidan açısından zengin sebze-meyve tüketimi koruyucu etki gösterirken; yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor. PLASTİKLERDEKİ KİMYASALLARA DİKKAT BPA ve ftalat gibi endokrin bozucu kimyasalların östrojen benzeri etki göstererek hormonal dengeyi bozabildiği belirtiliyor. Yüksek çevresel toksin düzeylerinin erken menopozla ilişkili olabileceğini gösteren çalışmalar bulunuyor. Uzmanlar, plastik kullanımının azaltılması ve cam ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.