Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Anadolu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer’de mitler ve psikolojik yansımaları sorgulandı Haber

Nilüfer’de mitler ve psikolojik yansımaları sorgulandı

Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel olarak sürdürdüğü “Tematik Buluşmalar” etkinliği, bu ay yazar ve akademisyen Göktuğ Halis’i ağırladı. “Mitlerin Psikolojik Yorumsaması” başlığı altında gerçekleşen buluşmada, tarihin eski anlatılarını olan mitlerin, insanların zihin yapısını nasıl şekillendirdiği Nilüferli sanatseverlerle paylaşıldı. Dünya mitolojileri, semboller ve Anadolu’daki kadim inanışlar üzerine yaptığı çalışmaları paylaşan Göktuğ Halis, mitolojinin antik Yunan’a özgü olmadığını, insanlık tarihinin çok daha eski dönemlerine uzandığını söyledi. Halis, “Gerçek bir mitoloji bilimi için arkeoloji, tarih ve karşılaştırmalı din çalışmalarına bakmak zorundayız. Anadolu’nun kırsalında bir kuşla veya bir ağaçla kurulan ilişki bile hâlâ yaşayan bir mitolojidir” diye konuştu. PSİKOLOJİNİN MİTLERLE İMTİHANI Söyleşide, 19. yüzyılın sonundan itibaren psikolojinin mitoloji sahasına girişini ele alan Halis, Sigmund Freud ve Joseph Campbell gibi isimlerin teorilerini yorumladı. Halis, “Mitlerin büyük bir çoğunluğu sanılanın aksine sadece ruh bilimiyle değil, toplumsal sorunları çözme ve kültürel hafızayı koruma işleviyle var olmuştur” dedi. Mitolojinin en büyük gizemlerinden biri olan “tanrıların insanlığı terk etmesi” konusuna da değinen Halis, psikolojinin bu durumu çocukluktaki ebeveyn-çocuk ilişkisinin kopuşuyla açıkladığını belirtti. Göktuğ Halis, kahramanlık mitlerinin dünya genelindeki benzerliğinin ise bireyin toplumda kendi kimliğini kazanma süreciyle ilgili olduğunu ifade etti. Etkinlik, dinleyicilerin soru ve görüşleriyle zenginleşen interaktif bir bölümle sona erdi.

Bahçeli: "Okullarımızdaki saldırılar çok yönlü ele alınmalıdır'' Haber

Bahçeli: "Okullarımızdaki saldırılar çok yönlü ele alınmalıdır''

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları: Sözlerimin başında 106. seneyi devriyesini idrak edeceğimiz 23 Nisan'ın aziz hatırasını hürmetle selamlıyorum. TBMM'nin açılışı emperyalizmin istikametini bozan, sözde imparatorluklara diz çöktüren bir milletin kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, Türk milleti mahkumiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken, Ankara'da yanan meşale Anadolu'da şahlanmıştır. Milletimiz kendi mukadderatına bizzat hakim oldu. TBMM meşruiyetini Türk milletinin bağrından almıştır. Türk milleti ise egemenlik hakkını şehit kanıyla sulanan toprağından almıştır. O iman bugün de sarsılmazdır. 23 Nisan'ı sadece bayram günü olarak anmak onun tarihini daraltır. 23 Nisan kriz karşısında dağılmadan düşünebilme iradesidir. 23 Nisan toplumsal acıyı kurucu bir siyasal akla dönüştürebilme kabiliyetidir. Gazi Meclisimiz aziz milletimizin istikbal ruhsatı iftihar membahıdır. Ve ilelebet payidar kalacaktır. 23 Nisan'ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması ne tesadüfü bir iradedir. Çocuk bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin insan mayasıdır. Çocuk toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı kendi devletine bakışıdır. İnsan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Okullarımız özgürlüğün kıymetinin öğretildiği alanlardır.

Viyana’da Bursa Yıldırım Ticaret MTAL rüzgârı esti Haber

Viyana’da Bursa Yıldırım Ticaret MTAL rüzgârı esti

Projeye Türkiye’yi temsilen katılan Bursa Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğretmen ve öğrencileriyle uluslararası platformda önemli bir başarıya imza attı. Proje kapsamında düzenlenen kültür gecesinde; Avusturya, Letonya, Bulgaristan, Macaristan ve Türkiye’den katılan gençler, kendi ülkelerinin kültürel değerlerini tanıtma fırsatı buldu. Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri ise sergiledikleri performanslarla geceye damga vurdu. Okul öğrencileri, Türk mutfağının zenginliğini tanıtarak katılımcılardan büyük beğeni toplarken, geleneksel dans gösterileri ile kültürel mirası başarıyla yansıttı. Gecenin ilerleyen saatlerinde Türk müzikleri eşliğinde gerçekleştirilen etkinlikler, katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Kültürler arası etkileşimin en güzel örneklerinden birinin sergilendiği bu anlamlı gecede, öğrenciler ülkemizi başarıyla temsil ederken, uluslararası dostlukların gelişmesine de katkı sağladı. Okul Müdürü Ömer Yılmaz, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Öğrencilerimizin uluslararası projelerde aktif rol alması, onların hem akademik hem de sosyal gelişimleri açısından son derece kıymetlidir. Bu tür projeler sayesinde öğrencilerimiz farklı kültürleri tanırken, kendi kültürlerini de en güzel şekilde temsil etme fırsatı bulmaktadır. Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak Avrupa projelerinde yer almaya ve öğrencilerimizi geleceğe en iyi şekilde hazırlamaya devam edeceğiz.” Proje Koordinatörü Filiz Balçık Taç ise süreçle ilgili şunları ifade etti: “Act4Food projesi, gençlerde gıda israfı konusunda farkındalık oluşturmayı hedefleyen çok değerli bir çalışmadır. Avusturya, Letonya, Bulgaristan, Macaristan ve Türkiye’den gelen öğrencilerin birlikte çalışması, hem kültürel etkileşimi artırmakta hem de ortak bir çevre bilinci oluşturmaktadır. Öğrencilerimizin kültür gecesinde sergiledikleri performans ise gurur vericidir.” Erasmus+ projeleri kapsamında gerçekleştirilen bu tür faaliyetler, gençlerin kültürel farkındalıklarını artırırken, sürdürülebilir bir gelecek için bilinçli bireyler yetişmesine önemli katkılar sunmaktadır

Kadın emeği ve bahar ritüelleri Nilüfer’de buluştu Haber

Kadın emeği ve bahar ritüelleri Nilüfer’de buluştu

Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu’nda düzenlenen "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliğinin bu ayki konusu, mutfak kültüründeki kadınları izleri ve baharın gelişi oldu. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın kurgusu ve sunumuyla gerçekleşen etkinlikte; Mart ayının hem Kadınlar Günü’nü hem de doğanın uyanışını temsil etmesinden yola çıkılarak, bu iki tema etrafında şekillenen kültürel anlatılar paylaşıldı. Söyleşiye konuşmacı olarak Doç. Dr. Zeliha Nilüfer Nahya ve Fatma Güler katıldı. Etkinlikte, Anadolu’nun köklü geleneklerinden Çiğdem Pilavı ve Nevruz kutlamalarından, saya gezmelerine ve marteniçka takma ritüellerine kadar baharı karşılayan pek çok adet, müzik ve yemek kültürü eşliğinde incelendi. Bu geleneklerin toplumsal cinsiyet rolleriyle olan bağlantısı ve kadınların bu somut olmayan mirası günümüze nasıl taşıdığı detaylı bir şekilde ele alındı. Programda, evlerdeki kilerin gıda depolama alanı olmasının ötesinde; aynı zamanda besinle kurulan ilişkinin, kültürel hafızanın ve toplumsal düzenin temel bir parçası olduğu vurgulandı. İnkalardan Antik Mısır’a uzanan tarihi örneklerle besin saklama yöntemlerinin gelişimi aktarılırken, kadınların üretimden tüketime kadar gıda döngüsünün merkezinde yer alan emeğine dikkat çekildi. Endüstriyel tarım ve modern gıda teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte görünmez kılınan bu geleneksel bilgi birikimi ile kadınların ev içindeki organizasyon ve kriz çözme becerileri katılımcılara aktarıldı. Mübadil kadınlar mısır koyma geleneğini canlandırdı Bahar ezgilerinin de yer aldığı etkinliğin kapanış bölümünde, Görükleli mübadil kadınların baharı karşılama ritüellerinden biri olan "mısır koyma" geleneği sahneye taşındı. Görükle Kadın Derneği temsilcileri tarafından gerçekleştirilen canlandırma, izleyicilere kültürel hafızanın günümüzde nasıl yaşatıldığını görsel bir sunumla aktardı.

Bursa'da siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri Haber

Bursa'da siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri

Geçen yılın temmuz ayında Bursa’nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasında yükselen alevler, sadece ormanları değil, yürekleri de dağlamıştı. Rüzgarın amansız ıslığıyla beslenen yangın, binlerce dekar yeşil alanı siyaha boyarken, Karahıdır Mahallesi’ne kadar dayanmış, yerleşim yerlerini tehdit eder hale gelmişti. O günlerden geriye, dağların bağrında açılan devasa, kapkara yaralar kaldı. Bugün Gürsu ve Kestel yamaçlarında gezinirken, siyahlaşmış kozalaklar, kömürleşmiş ağaç dalları ve griye çalan çıplak toprak, o kabus dolu günlerin dilsiz tanıkları gibi duruyor. Rüzgar estikçe, yanan ağaçların hüzünlü iniltisi duyuluyor ve geçen yazın ağlatan günlerini hatırlatıyor. Yükseltilerin arasında, binlerce dekar griye çalan alanın ortasında göz kamaştırıcı bir manzara, bir umut isyanı yükseliyor. Yangının pençesinden sahiplerinin bakımları sayesinden kurtulan, dağların kuytusunda saklı 50 dönümlük şeftali bahçeleri, baharın gelişiyle pembe çiçeklere durdu ve büyüleyici bir görsel şölen sundu. Siyah ve pembenin epik savaşı Doğanın kucağında, siyah ile pembenin epik bir savaşı yaşanıyor adeta. Bir yanda ölümün, yok oluşun ve karanlığın simgesi simsiyah, çıplak yamaçlar; diğer yanda ise yaşamın, yeniden doğuşun ve umudun habercisi, narin ama dirençli pembe şeftali çiçekleri. Bu manzara, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir tefekkür vesilesi. Karamsarlığa, umutsuzluğa kapılan yüreklere, en zifiri karanlığın bile arkasında bir ışık, bir yaşam pırıltısı olduğunu fısıldıyor. Umut çiçekleri Anadolu’nun ruhu Bu pembe çiçekler, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda Anadolu’nun, Türk milletinin dirençli ruhunun da bir yansıması olabilir mi? Yüzyıllardır nice badireler, nice savaşlar, nice doğal afetler atlatmış bu topraklarda, umut hiçbir zaman sönmedi. Her yıkımın ardından yeniden inşa edildi ve her kışın ardından yeniden bahar getirildi. Karahıdır’daki şeftali bahçesi, bize bu kadim gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Siyah ile pembenin destansı savaşı, aslında ölüm ile yaşamın, umutsuzluk ile umudun savaşı. Ve bu savaşta zafer, her zaman yaşamın ve umudun oluyor. Gürsu ve Kestel’in siyah yamaçlarında açan pembe şeftali çiçekleri, sadece Bursa’ya değil, tüm Türkiye’ye umut aşılıyor. Bize, en zor anlarda bile umudu kaybetmemeyi, yeniden doğuşa inanmayı öğretiyor. Siyahların arasında inatla açan, doğayı renklendiren ve yeni bir başlangıcı simgeleyen bu pembe çiçekler, karanlığa sıkılmış bir kurşun, umutsuzluğa atılmış bir tokat gibi görenleri etkiliyor, duygulandırıyor. Çiftçi bu yıldan umutlu Karahıdır Mahallesi çiftçilerinden olan ve yanmayan şeftali bahçesinin sahibi Ali Kiraz, geçen yıl yaşanan yangını halen unutamadığını belirterek, "Dağın arkasında başlayan yangın dağ, tepeleri aşarak bizim köye doğru geldi. Mahalleli olarak büyük mücadele verdik ama rüzgara ve alevlere karşı daha fazla savaşamadık. Bahçemizin etrafında birkaç ağaç yandı ama biz alevler gelince terk ettik burayı, yanar dedim ve bahçeyi ağlayarak bırakıp gittim" dedi. Kiraz, 15 yaşındaki 25 dönümlük bahçelerinin yangından yara almadan kurtulduğunu ifade ederek, "Şu anda yüzde 80 açtı çiçekler. Bahçemiz pembeye büründü. Şeftali ağaçları siyaha karşı umutla açtıysa biz de umutluyuz gelecekten. Alın teriyle iş yaptığımızın göstergesi, Allah bize yardım ediyor rızkımızı veriyor. Soğuk ve don yapmazsa hava iyi verim alırız inşallah" diye konuştu. Komşuları Hamdi Ülgen’in de bahçesinin yangından aynı şekilde kurtulduğunu anlatan Kiraz, onların bahçesinin de çiçekle renklendiğini kaydetti.

Osmangazi’de Atalık tohumlar geleceğe taşınıyor Haber

Osmangazi’de Atalık tohumlar geleceğe taşınıyor

Osmangazi Belediyesi, iştiraki Gazi Tarım iş birliğiyle Osmangazi Meydanı’nda düzenlediği Tohum Takas Şenliği ile yerel ve atalık tohumları vatandaşlarla buluşturdu. Sağanak yağmura rağmen Osmangazili vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği şenlik, üretim kültürünü ve dayanışmayı güçlendiren anlamlı bir buluşmaya sahne oldu. Bu yıl ilki düzenlenen şenlik kapsamında Gazi Tarım tarafından 15 bin paket tohum dağıtılırken, toplamda 40 bin paket yerel ve atalık tohum ücretsiz olarak vatandaşlara ulaştırıldı. Etkinlik alanında kurulan 40 stantta, Bursa başta olmak üzere farklı illerden gelen toplam 12 belediye kendi tohumlarını paylaşırken, çok sayıda tohum takas grubu da şenliğe katılarak çeşitliliğe katkı sundu. Şenlikte düzenlenen iki ayrı atölye çalışmasıyla da özellikle çocuklara yönelik farkındalık oluşturuldu. Tohum fide ve tohum topu atölyelerinde çocuklara tohumun yolculuğu uygulamalı olarak anlatıldı; doğayla bağ kurmaları ve üretim bilinci kazanmaları hedeflendi. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın katıldığı Tohum Takas Şenliği’nde Gazi Tarım Genel Müdürü Arca Atay, belediye başkan yardımcıları, Osmangazi Belediyesi meclis üyeleri, STK temsilcileri de yer aldı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, şenlikte kurulan stantları tek tek gezerek, yerel ve atalık tohumlara ilişkin üreticilerden bilgiler aldı. Sağanağa dikkati çeken Osmangazi Belediye Başkanı Aydın, tohumun susuz büyüyemeyeceğini kaydederek, güzel bir rahmet ile birlikte şenliğin gerçekleştirildiğini ifade ederek, yağışların önemini vurguladı. Şenliğe katılımın yüksek olmasının kendilerini çok sevindirdiğini kaydeden Başkan Aydın, şunları kaydetti: “Enerji kriziyle, petrol kriziyle artık ekim yapılabilecek mi bunu konuşuyoruz, gübre fiyatları, maliyetler nereye gidecek, küçük üretici, çiftçi ekip biçebilecek mi, şu anda hem ülkemizde hem de dünyanın birçok yerinde gıda arzının devamlılığı büyük bir konu başlığı oldu. Burada da aslında küçük üreticilerin yaşaması, kendi bağında, bahçesinde, küçük alanlarda bunu devam ettirebilmesi hayati önem taşıyor. Bizler, binlerce yıldır oluşmuş, doğanın kendi şartları içerisinde kimyasal madde olmadan üretilen tohumları da yaşatmak istiyoruz. Amacımız binlerce yıl daha tohumlar insanlığa, doğaya, tarıma her türlü canlıya hizmet etsin. Başta Gazi Tarım Genel Müdürü ve çalışanlarına olmak üzere emekleri geçen bütün mesai arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Umarım bu tohumlar her sene daha çok kişiye ulaşır. Daha çok kişinin ektiği tohumlarla hepimizin sağlığını tehdit eden tek tip, GDO’lu genetiğiyle oynanmış ürünler azalır temennisiyle, şenliğimiz hayırlı olsun.” “HER BİR TOHUM ÇEŞİDİ, ANADOLU’NUN FARKLI İKLİM VE TOPRAĞINA UYUM SAĞLAMIŞ BİR EMEĞİN, DENEYİMİN ÜRÜNÜDÜR” Bursa’nın 700 yıllık tarihine tanıklık eden bu topraklarda, yerel ve atalık tohumların, doğa ile uyumun, üretim kültürünün ve ortak hafızanın en canlı taşıyıcıları olduğunun altını çizen Gazi Tarım Genel Müdürü Arca Atay ise, “Yüz yıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan bu tohumlar yalnızca gıdayı değil, bereketi, dayanışmayı ve sürdürülebilir geleceği de temsil eder. Osmangazi Belediye’miz tarafından Bursa’nın kuruluşunun 700. Yılı kapsamında düzenlenen Tohum Takas Etkinliği’nde ticari amaç taşımayan, çoğaltılabilir ve sürdürülebilir nitelikteki yerel ve atalık tohumları ücretsiz olarak sizlere dağıtıyoruz. Etkinlik yerel üretim bilgisinin paylaşılmasını, tarımsal mirasın korunmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlamaktadır. Her bir yerel tohum çeşidi, Anadolu’nun farklı iklim ve toprağına uyum sağlamış bir emeğin ve deneyimin ürünüdür. Çiftçilerimizin yıllar boyunca yaptıkları seçimlerle ve doğal melezlemelerle oluşan bu çeşitler, aynı zamanda zengin mutfak kültürümüzün ve biyolojik çeşitliliğimizin temelini oluşturur.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Osmangazi Belediyesi Halk Dansları Topluluğu, kültürel değeri yansıtan keyif dolu bir gösteri sergiledi. Gün boyu süren etkinliklerde Seyyah grubunun verdiği konser de, keyifli anlara sahne oldu. Osmangazi Meydanı’nda yoğun bir katılım oluşturan Osmangazili vatandaşlar da, şenlikten ötürü duyduğu memnuniyeti, kendileriyle yakından ilgilenen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sunarak iletti. Başkan Aydın, şenlik boyunca vatandaşların talep ve önerilerini dinleyerek, daha iyi bir hizmet için aralıksız olarak yoğun bir şekilde çalışmalar gerçekleştirdiklerini ifade etti. Başkan Aydın, Gazi Tarım standına geçerek, Osmangazili vatandaşlara da tohum dağıttı.

Leylek sürüsü Bursa semalarında görüldü Haber

Leylek sürüsü Bursa semalarında görüldü

Hafta başında ve içinde, Bursa ve ilçelerinde 15 derecenin üzerine çıkan hava sıcaklıkları, Ramazan Bayramı’nın ilk gününden itibaren 10 derecin altına düştü. Baharın beklerken gelen kışa leylekler de hazırlıksız yakalandı. Bursa’ya Kestel tarafından giren leylek sürüsü, Gölbaşı üzerinde süzülürken görüntülendi. Farklı kültürlerde çeşitli anlamlar yüklenen leylek, Avrupa’da bir "kurtarıcı", Çin kültüründe bereketi, neşeyi ve uzun ömrü temsil ederken, Türk kültüründe sürü halinde gelen leyleklerin "bolluk" getireceğine, leyleği havada uçarken görmenin ise o sene bol seyahat yapılacağına işaret olduğuna inanılıyor. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisinde yer alan "Türk Kültüründe Leylek ve Osmanlı Sanatında İkonografisi" başlıklı yazıdan derlenen bilgilere göre, genellikle göl kenarları gibi sulak bölgelerde yaşayan leylekler, balık, böcek, yılan, kurbağa ve çekirgelerle beslenirler. Yuvalarını çatı, baca, ağaç, direk gibi yüksekçe yerlere yapan, sessiz bir kuş türü olmalarına karşılık, kur yaparken tıslama ve gaga sesleri çıkardıkları bilinen bu göçmen kuşlar, Türkiye’ye genellikle havaların ısınmaya başladığı mart sonu ve nisan ayı başında gelirler. Avrupa’da "kurtarıcı" olarak biliniyor Arapçası "laklak", Farsçası "legleg (leglek) veya belarec", Latince ismi ise "ciconia" olan leylek, birçok kültürde farklı anlamlar taşıyor. Antik Yunan (MÖ 756-146) kültüründe doğurganlık, bereket, verimlilik sembolü olan leylekler, Yunan masallarında ise dürüst bir kahramanı, saflığı ve yardımseverliği temsil ediyor. Avrupa kültürlerinde leylek tıpkı Anadolu’da olduğu gibi "Baharın habercisi" olarak görülen leylekler, uzun ve gösterişli gagasıyla, sürüngenlerle diğer zehirli ve zararlı hayvanları yakalamaya hazır, tarlaları bu haşeratlardan uzaklaştıran bir kurtarıcı olarak kabul ediliyor. Çin kültünde ise turna kuşu gibi leylek de uzun ömrü, neşeyi, maddi bolluğu ve mutluluğu temsil ediyor. Bu anlamları nedeniyle Çin’de, yeşim taşından leylek uçlu kolyelerin yapıldığı ve takanı erken ölüme karşı koruduğu inancı hakim. Mekke’den geçtiği için "Hacı" olarak biliniyor Destanlar ve tılsım dışında leylek, Türk Kültürünün yanında dünya kültürlerinde pek konu ve kavramla ilişkilendiriliyor. Bunların başında en çok bilineni, leyleğin doğacak bir bebeğe işaret etmesi. Leylek hangi evin bacasına konarsa, o evde bir bebeğin doğacağına inanılıyor. Türk kültüründe leyleğe yüklenen anlamların başında "Hacı" sıfatı da geliyor. Havaların soğumasıyla kutsal topraklar olan Mekke’den geçerek; Güney Arabistan’a gelen leyleklere "Hacı" sıfatı yakıştırılarak "Hacı Baba" deniliyor. Cami minarelerine yuva yapmalarından dolayı da beyaz ihram giymiş hacılara benzetiliyor. Leyleklerin öldürülmeleri günah sayılarak hem Türk hem İslam kültüründe eti helal kılınmayan tek su kuşu olarak dikkati çekiyor. Aynı zamanda leyleğin yuva yaptığı ağacı veya evi ziyaretgah bilerek kesmemek ve yıkmamak gerektiğine inanılıyor. Bu sebeple leyleğe ve yuvasına zarar verilmez; zarar verildiğinde bu kişinin başına çeşitli belaların geleceği inancı hakim. Sürü halinde gelirse "bolluk" anlamına geliyor Leylek, Türk kültüründe mevsimle de alakalandırılmış ilkbaharın müjdecisi olarak kabul ediliyor. Bu anlamda leylek uzun kış günlerinin bittiği, ilkbaharın müjdecisi göçmen kuşların yuvaya dönmeye başladığı Nevruz’un da habercisi olarak biliniyor. Bereket anlamı yüklenen leylekle ilgili bazı inançlar da yaygın. Leyleklerin bir bölgede uzun süre kalması ya da bir yere sürü halinde gelmesi orada bolluk olacağına işaret ediyor. "Leyleği havada görmek" deyimi de çok gezen insanlara söyleniyor ve çok yolculuk yapacağına inanılıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.