Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ambulans

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ambulans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ambulans haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sahipli köpeğin saldırdığı adam feci şekilde yaralandı Haber

Sahipli köpeğin saldırdığı adam feci şekilde yaralandı

Olay, ilçeye bağlı Kargıcak Mahallesi Yıldırım Sokak’ta yaşandı. Alınan bilgiye göre göre, mahalle sakinlerinden Şükrü Erdoğan, sokakta yürüdüğü sırada Rottweiler cinsi köpeğin saldırısına uğradı. Yere düşen, kolundan ve bacağından ısırılan Erdoğan, köpekle bir süre mücadele etti. Yaralanan şahıs, çevredekilerin yardımı ile kurtarılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Köpek ise belediye ekipleri tarafından yakalanıp barınağa götürülerek karantinaya alındı. Köpek sahibiyle ilgili ise adli ve idari işlemler başlatıldı. Hastaneye kaldırılarak tedavisi yapılıp taburcu olan Erdoğan yaşananları anlattı. Erdoğan, "Arabam sanayideydi. Arabamı almak üzere evden yaya olarak çıktım. Hürriyet Caddesi’nden aşağıya doğru yaya olarak yürümeye başladım. Orada bir tane çocuk geldi, küçük bir çocuk. ’Nereye gidiyorsun’ dedim. ’Fırına ekmek almaya gidiyorum’ dedi. ’Nerede’ dedim, aynı benim yolumun güzergahındaydı. Ben de ’Eksiğin varsa bugün ben vereyim, markete git’ diyerek çocuğu öbür tarafa yönlendirdim. Yani Hürriyet Caddesi’ne devam etmesini söyledim. Ben Yıldırım Sokağı’na doğru ilerledim. Zaten Yıldırım Sokak’tan 50 metre ileride bir tane çok büyük bir köpek bana doğru gelmeye başladı. Ben ’Geriye doğru gideyim’ dedim. Köpek çok büyüktü ve iriydi yani ben geriye gitsem bile yakalayacaktı beni. Ben de ileri doğru gitmeye başladım. Köpek arkama dolandı. Sahibini düşündüğüm şahsa dedim ki: ’Bak, bu köpek bana saldıracak, şunu tut.’ Zaten o zamana beni ayağımdan yakaladı, yere yatırdı beni. Köpek beni yere yatırınca yüzümü korudum. Bu sefer o çocuk köpeği kucakladı, ona da saldırdı" dedi. "Çocuk bu tarafa geçseydi, köpek ona saldırsaydı" Köpeğe bakan şahsın da emanetçi olduğunu anlatan Erdoğan, "Çocuk kucaklayınca köpeği arkadan, beni bıraktı, farklı yerden ısırdı. Ondan sonra çocuk yattığı yerde böyle kucakladı. Ben yerdeyim zaten, her taraf kan gölü. Çok üzüldüm, bir tane taksi geldi. İleriye doğru durdu. Kaçacak bir kapalı alan arıyorum. ’Arabayla gel’ dedim, ’Arabanın içine atlayayım, en azından kendimi kurtarayım.’ Adam bastı gitti. Yani insanlar bu kadar duyarsız. Ahmet kardeşim, eski askerdir o, eline bir sopa almış gelmiş. İşte öbür çocuk, o ’emanetçi’ diye düşündüğüm çocuk köpeği tutuyor. ’Abi gel’ dedi, beni evin içine soktular. Ondan sonra zaten ben bir baktım kendime, paramparçayayım, ambulans geldi. Ambulansa attılar ve hastaneye geçtik. Çok kötü bir olaydı. Benim orada düşündüğüm tek şey: ’Çocuk bu tarafa geçseydi, önümde köpek ona saldırsaydı. Yani çocuğu orada bırakıp gidemezdim ama dehşeti yaşardık. Şu anda biz 50 yaşında bir adamız, çok beni etkilemedi bu olay ama hala düşündüğüm şey çocuk. Çünkü o yaşlarda benim bir çocuğum var. Ve yatarken onu düşünüyorum ’Acaba o çocuk oraya gitseydi ne olurduk" diye konuştu. Saldıran köpek ekipler tarafından alındı Köpekten tüm mahallenin rahatsız olduğunu belirten muhtar Durmuş Kara ise, "Köpeğin normalde avlunun içinde olduğunu söylüyorlar ama köpek çok huysuz, 3 metrelik teli atlayıp dışarı çıkıyor. Bu köpekler iki tane. O esnada birisi dışarı çıkmış. Dışarı çıktığında da arkadaşımıza saldırmış. Arkadaşımızın durumu çok kötü şu an için. Ve bu köpeklerden mahalle sakinlerinin yüzde 100’ü şikayetçi. Saldıran köpek tasmasız olduğundan dolayı belediye ekiplerince korumaya alındı şu an. Ama ’10 gün sonra isterse köpeğin sahibi bu köpeği geri alabilir’ deniliyor. Ve öbür köpeği götürmediler. Öbür köpek adamın avlusunun içinde şu an bağlı. Ama bu köpek çok güçlü olduğundan dolayı tasmasını da kırıyor ve 3 metrelik teli atlayıp dışarı çıkabiliyor. Yani o sokaktan geçen ne öğrencilerimizin ne vatandaşlarımızın can güvenliği garanti altında değil. Bir an önce tedbir alınmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

Kadın otobüs şoföründen hayat kurtaran hareket...O anlar kamerada Haber

Kadın otobüs şoföründen hayat kurtaran hareket...O anlar kamerada

Olay, 29 Eylül Salı günü saat 17.00 sıralarında Hamidiye Mahallesi Park Caddesi üzerinde meydana geldi. Yolcu taşıyan Yasemin Alıç, otobüsün arka bölümünde bulunan kadın yolcunun aniden fenalaştığını fark etti. Kadının kendisini kötü hissettiğini söylemesi üzerine vakit kaybetmeden harekete geçen Alıç, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak durumu bildirdi. Konum bilgisini sağlık ekiplerine aktaran Alıç, ambulansın olay yerine yönlendirilmesini sağladı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen kadın yolcu, olay yerine gelen ambulansla İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan kadının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. "Benim oğlum da şoför" Yaşanan olay sırasında ilginç bir tesadüf de ortaya çıktı. Fenalaşan kadın yolcunun, başka bir özel halk otobüsü şoförünün annesi olduğu öğrenildi. Kadının otobüsten inerken eşyalarını toplamasına yardımcı olan Alıç, yolcunun "Benim oğlum da şoför" sözleri üzerine oğlunun meslektaşı olduğunu öğrendi. Olayın ardından kadın yolcunun oğlu ile görüşen Alıç, annesinin sağlık durumunun iyi olduğunu öğrendi. Mayıs ayında da bir vatandaşı hastaneye yetiştirdi Yasemin Alıç’ın duyarlılığı bununla da sınırlı değil. 16 Mayıs 2026 tarihinde de yolculuk sırasında rahatsızlanan bir vatandaşı hastaneye ulaştıran Alıç, ikinci kez benzer bir olayda vatandaşın yardımına koştu. Yaşadığı olayları anlatan Alıç, vatandaşların bu tür durumlarda duyarlı olması gerektiğini belirterek, sağlık söz konusu olduğunda zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istenmesinin önemine dikkat çekti. Alıç, "O an insan işi unutuyor, sağlık daha önemli sonuçta. Yardım etmek istiyorum, yardımcı olmak istiyorum. Vatandaşların da öncelikle duyarlı olup gerçekten yardımcı olmasını istiyorum. Herkes birbirine yardımcı olduktan sonra insanların sağlık hizmetine daha çabuk ulaşacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Yasemin Alıç’ın iki farklı tarihte gösterdiği duyarlı davranış, toplu taşıma araçlarında görev yapan personelin yalnızca yolcu taşımadığını, gerektiğinde vatandaşların en zor anlarında da yanlarında olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Olayı anlatan Yasemin Alıç, "Tur esnasında oldu. Hanımefendi arkamda oturuyordu, bir anda "Ben fena oluyorum, kötü oluyorum" diye seslendi. O an tur esnasında olduğumuz için yanımda öğrenci vardı. Direksiyonda olduğumdan dolayı ondan rica ettim. 112’yi aradık, çünkü hastaneye geri dönme imkanım yoktu. Yerimizi söyledik, yerimizi tespit ettiler. Ambulans çağırdık. Hanımefendiye de inerken eşyaları vardı, vermeye çalıştım. Son bir çantası kaldı. Dedi ki "Benim oğlum da şoför". Öyle deyince ellerimden tuttu, ondan sonra "Tamam, çanta bende" dedim. Çantayı bıraktı, "Senden daha sonra alırım" dedi. Oğlunun da meslektaşım olduğunu öğrendim, olay bu. Teyzemi ambulansa teslim edip sonra tekrar yoluma devam ettim. Dün oğlu ile görüştük, sağlık durumu iyiymiş. Göğsünde ufak bir sıkışma olmuş, iyi olduğunu söyledi. Mayıs ayında da bir hayat kurtardığını anlatan Alıç, "O yaşlı bir amcaydı. Hava çok sıcaktı, arabaya binmesiyle bayılması bir oldu. Onun rahatsızlığında hastane yolumun üzerinde olduğu için mecburen onu hastaneye götürmek zorunda kaldım ambulans gelesiye kadar. Çünkü bayağı bir korkup çekinmiştim. Korkuyorum, endişe ediyorum ama sağlığına önem vermek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Görev olarak düşünüyorum bunu. Böyle durumlarda duyarsız kalamıyorum. Duyarsız kalamadığım için de yakın ise hastaneye götürmeye çalışıyorum. Ya da dediğim gibi, ambulansı aramak daha mantıklı oluyor. Yani sağlığına yetiştirmeye çalışıyorum. Yani bir anda olan bir durum olduğu için, bir an önce sağlığına kavuşmasını, sağlık ekiplerini bir araya getirmeyi, hastane yakın ise hastaneye kavuşturmayı istiyorum. O an insan işi unutuyor, sağlık daha önemli sonuçta. Yardım etmek istiyorum, yardımcı olmak istiyorum. Vatandaşların ön duyarlı olup gerçekten yardımcı olmasını istiyorum. Bu şekilde herkes birbirine yardımcı olduktan sonra sağlığına daha çabuk, daha hızlı şekilde ulaşacağına inanıyorum. Ben elimden geldiğini yaptığımı düşünüyorum." dedi.

Özal’ı taşıyan o ambulans dönemin sağlık sistemini özetler nitelikte Haber

Özal’ı taşıyan o ambulans dönemin sağlık sistemini özetler nitelikte

Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993’te hayatını kaybettiği ambulans, 1999 yılında koleksiyoner Gürsev Gür tarafından satın alındı. Ambulansı ilk aldığında Özal’ı taşıyan ambulans olduğunu bilmediğini aktaran Gür, 2012 yılında Devlet Denetleme Kurulu’nun Özal’ın ölümünü araştırmak için ambulansı incelmeye geldiklerinde öğrendiğini söyledi. O dönemde bakımsızlık ve donanımsızlık iddialarıyla gündeme gelen ambulansı koleksiyonun en önemli parçalarından biri olarak gören Gür, aracı yıllardır muhafaza ediyor. "Aldığımızda Özal'ın içinde rahmetli olduğu ambulans olduğunu bilerek almadık" Gürsev Gür, 1999 yılında koleksiyona eklemek için aldıkları arabanın Turgut Özal’ın hayatını kaybettiği ambulans olduğunu daha sonra öğrendiklerini belirterek, "2012'de öğrendik biz bunun içinde Turgut Özal'ın taşınıp hastaneye giderken ölmüş olduğu araba olduğunu. Abdullah Gül, o zamanki Cumhurbaşkanımız bir Devlet Denetleme Kurulu kurmuştu Özal'ın ölümünü araştıran. Onlardan öğrendik biz. Geldiler, araştırma yapıyorlardı. Arabayı incelediler, biz o zaman haberdar olduk. Aldığımızda Özal'ın içinde rahmetli olduğu ambulans olduğunu bilerek almadık" ifadelerini kullandı. Öğrendikten sonra ambulansa daha farklı gözle baktıklarını aktaran Gür, "Öğrendikten sonra arabanın değeri gözümüzde daha da arttı. Öteki arabalarla beraber koleksiyonumuzun güzel bir yerine koyduk" diye konuştu. "O zamanki cumhurbaşkanının taşınabileceği nitelikte bir ambulans değil" Gür, ambulansın 70 model bir ambulans olduğunu dile getirerek, "Bu araba 70 model bir ambulans. 93 yılında kullanılmış. O zaman bile tesadüfi kullanılmış. Orada başka bir yeni model ambulans da varmış köşkte. Ama onu daha önce denememişler. Bir tünel varmış orada, tavanı alçak. Oradan geçemeyince, bu eski ambulansla gidip almak zorunda kalmışlar. Yani normal bir arabadan farkı yok. Hiçbir tıbbi donanımı falan olan bir şey değil bu ambulans. O zaman öyle bir talihsizlik olmuş. O zamanki Cumhurbaşkanı'nın taşınabileceği nitelikte bir ambulans değil tabii ki" şeklinde konuştu. Türkiye’de günümüzde acil sağlık hizmetlerinde kritik rol üstlenen ambulanslar, Türkiye'nin dört bir yanında vatandaşlara hizmet veriyor. Kara ambulanslarının yanı sıra ulaşımın zor olduğu bölgelerde hava ve deniz ambulanslarıyla hastalara ulaşılıyor. Sağlık filosunda 6 binin üzerinde kara ambulansı, 7 adet deniz ambulansı, 15 helikopter ve 2 adet uçak ambulansı yer alıyor. Yerli ve milli helikopter ambulansı GÖKBEY'in ise yıl sonu envantere katılması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.