Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Alparslan Türkeş

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Alparslan Türkeş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alparslan Türkeş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP’nin Kurucu Genel Başkanı Alpaslan Türkeş’in ilk sahibi olduğu klasik araç 53 yıldır orijinalliğini koruyor Haber

MHP’nin Kurucu Genel Başkanı Alpaslan Türkeş’in ilk sahibi olduğu klasik araç 53 yıldır orijinalliğini koruyor

Yaklaşık 2 metre ene ve 5 metre uzunluğa sahip olan klasik araç, 1973 yılından bu yana yaklaşık 53 yıldır tüm orijinalliğini koruyor. Araçta bugüne kadar değişen hiçbir parça bulunmazken, 1973 model V8 motorlu Chevrolet Caprice Classic, direksiz ve otomatik vites özelliğiyle de dikkat çekiyor. 2018 yılında Haluk Ertek’in sahibi olduğu araç, geçmişten günümüze orijinal yapısıyla muhafaza ediliyor. Aracın ilk sahibinin Alparslan Türkeş olduğu bilgisiyle birlikte, Türkeş tarafından şahsi araç ya da makam aracı olarak kullanılıp kullanılmadığına ilişkin detaylı bilgi bulunmuyor. Geçtiğimiz yıl dönemin Erzurum Valisi, şu anki İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de klasik araca binerek araç hakkında bilgi aldı. Çiftçi’nin araçla ilgili görüntülerinin de kayda alındığı otomobil, Erzurum’da vatandaşların ilgisini çekiyor. "Aracımın ilk sahibi merhum Alpaslan Türkeş" Aracı hakkında bilgi veren Haluk Ertek, "1973 model V8 motorlu, direksiz ve otomatik vites Chevrolet Caprice Classic. Bu araç benim 20 yıllık hayalimdi ve 2018 yılında nihayet hayalime kavuştum. Aracımın benim için en büyük manevi değeri ise ilk sahibinin merhum Alparslan Türkeş olması. Ben aracın 5’inci sahibiyim; Alparslan Türkeş’in şahsi aracı mı yoksa makam aracı olarak mı kullandığına dair detaylı bilgiye sahip değilim ancak ilk sahibinin o olduğunu biliyorum. Geçen sene Erzurum Valimiz, şu anki İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi de aracı kullanmış ve birlikte bir video çekmiştik" diye konuştu. "Arabayı satmak gibi bir niyetim yok" İnsanların aracına olan ilgisine de değinen Ertek, "Trafiğe çıktığımda fotoğraf çektirmek isteyenler, hatta düğün arabası olarak talep edenler bile oluyor. Arabayı satmak gibi bir niyetim yok. Çocuklarım da bu arabada büyüdü, nasip olursa benden onlara bir hatıra ve aile yadigârı olarak kalacak" dedi.

12 Eylül’ün akıl almaz işkencelerini anlattı Haber

12 Eylül’ün akıl almaz işkencelerini anlattı

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan 12 Eylül 1980 askeri darbesi, aradan 46 yıl geçmesine rağmen mağdurların hafızasında tazeliğini koruyor. Sivas’ta yaşayan 65 yaşındaki Hürriyet Gül, 19 yaşında girdiği cezaevinde yaşadığı akıl almaz fiziki ve psikolojik işkenceleri anlattı. Sivaslı Hürriyet Gül, 12 Eylül 1980 darbesinde cezaevine konuldu. 19 yaşında girdiği cezaevinden 28 yaşında çıktı. Üç farklı cezaevinde tutulan Gül, ilk yıllarda neredeyse her gün yeniden yakalanmış gibi ağır işkenceler gördü. Gül, aradan geçen 46 yıla rağmen yaşadıklarını unutamadı. "Kara Eylül" Sivaslı 12 Eylül mağdurlarından Hürriyet Gül, 12 Eylül’e kendilerinin kara Eylül dediklerini belirterek, "Biz 12 Eylül değil de ‘Kara Eylül’ diyoruz bu aya. 12 Eylül darbesi oluşmadan önce Türk milletini ve devletini darbeye sürükleyen sebepleri görmek lazım. Bizim toplumumuzu kutuplaştırdılar. Sağ ve solu birbirine karşı kışkırtarak darbenin alt yapısını hazırladılar. Daha sonra Amerika’nın, emperyalistlerin bir oyunuyla sağcıları da solcuları da cezaevlerine doluşturdular. Akıl almaz işkencelerle insanları bir araya getirdiler" dedi. "Bizi ezdiler daha gür çıktık" Gül, ezilen tohumların daha gür çıktığı gibi ülkücülerinde gürleştiğini ifade ederek, "Başbuğ Alparslan Türkeş, Türk gençliğine bir tohum attı. Bu tohum zaman içerisinde yeşerdi, boy atmaya başlayınca emperyalistler bunu tehlike olarak algıladılar. 12 Eylül’le beraber bizi silindir gibi ezdiler. Ama bilemediler ki tohum göceklendikten sonra yeniden çift başlı çıkar, daha güçlü gelir. İşte bugün de görüyorsunuz, her tarafta ülkücüler, milliyetçiler, vatanına ve milletine bağlı gençlerle doludur" dedi. "Biz Allah dedikçe, ‘burada Allah yok’ dediler" Gül, gördükleri ağır fiziksel ve psikolojik işkenceleri vicdanların kabul edemeyeceğini ifade ederek, "Biz neydik? Yunana mı esir düştük, Amerika’ya mı, Rusya’ya mı esir düştük te bize bu kadar işkence yaptılar. Falakanın ötesinde askıya almalar, elektrik vermeler, döve döve öldürülen birçok arkadaşım var. Cezaevinde bulunanların bir kısmı, yeniden sorgulanıyormuş gibi emniyete alınıyordu. Normalde kanunen yasak olan bir şeydi. Sorguya alındıklarında işkence görüyor, askıya alınıyor, falakaya yatırılıyorlardı. Bizler daha gençtik o zamanlar ve işkence görürken ister istemez canımız yanıyordu, Allah diye, anam diye bağırıyorduk ve bize işkence edenler de, ‘Allah seni gelsin kurtarsın. Burada Allah yoktur, burada gerçekler vardır’ diye bize karşılık veriyorlardı. Biz bunları duyunca çok üzülüyorduk. Nasıl böyle bir Türk polisi olabilir? Başka fraksiyonda da olabilir ama nasıl bu kadar imansız olabilirler? diye düşünüyordum. Hakikaten bunlar nasıl dinden, imandan ve vatandan bu kadar uzaklaşmışlardı, onu da bilemedik" dedi. Vücudunda sigara söndürdüler Gül, fiziksel işkencenin yanında psikolojik işkence gördüklerini de hatırlatarak, "Mamak’ta işkenceyi çok gördük. Malatya Cezaevi’nde gördük. Antep Cezaevi’nde pek bir şey görmedik. 1983-1984 yıllarında Özal’ın iktidara gelmesiyle beraber bu işkenceler kesildi. Tek tip elbise giyme gibi olaylar da kalmamıştı. Ama Malatya Cezaevi’nde ve Mamak Cezaevi’nde çok işkenceler gördük. Mamak Cezaevi’nde C5 dedikleri yerde, sanki bugün yakalanmışız, bugün mahkûm olmuşuz gibi her gün işkence gördük. Her gün akla gelmeyecek işkenceler uygulandı. Psikolojik işkence de vardı. Bedenimize zorla işkence yaptırdılar. Mesela Filistin askısı dedikleri askıya alırlardı. Ellerimizi arkadan bağlayıp tavana asarlardı. Çıplak şekilde, insanın izzetiyle, nefsiyle oynama, kötülük ve zulüm etme vardı. Elektrik verirlerdi, üzerimizde sigara söndürürlerdi. Benim vücudumda bunun birçok izi var" şeklinde konuştu. "Eşine tecavüzle etmekle tehdit ettiler" Gül, cezaevinden kaçmayı başardığını ancak dönüp teslim olması için, bugün hayatta olmayan eşini gözaltına alındığını ve kendisinin de teslim olmaması halinde eşine tecavüz etmekle tehdit edildiğini vurgulayarak, "Mağdur olduğumuzda yaşımız 19’du. Cezaevine girdiğimiz dönemde daha yeni evliydim. Bir yüzbaşı vardı, hâlâ yaşıyor. Eşimi rehin almışlar ve Babama, ‘Oğlun teslim olmazsa bunu bütün askerin üstünden geçireceğim. Oğlun gelip teslim olmasın, namus ayaklar altına gelir’ demiş. Babam yalvardı, ‘Oğlum gel, teslim ol’ dedi. Ben de onun üzerine gelip teslim oldum" şeklinde konuştu. "Emperyalistlerin elini çekmediğini FETÖ ile gördük" Gül, terörsüz Türkiye sürecini de değerlendirip, emperyalistlerin Türkiye üzerinden ellerini çekmediklerini FETÖ ile gördüklerini hatırlatarak şunları söyledi. "Ben ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle terörün biteceğine inanmıyorum. O gün de, 12 Eylül döneminde, emperyalistlerin ellerini çektiklerine inanmıştık. Ama gördük ki hiç çekmediler. FETÖ kalkışması ortaya çıktı, ardından başka başka olaylar çıktı. Her zaman Türkiye’yi parçalamaya yöneldiler. Ama biz Türk gençliği olarak hep karşılarında durduk. Bizim Kürtlere karşı herhangi bir sıkıntımız yok. Onlar bizim kardeşimiz. Kardeşliğimizin devam etmesini istiyoruz ve o yönde yol yürüyoruz. Ancak eylem yapmış, adam öldürmüş, asker vurmuş, katliam yapmış, bebek katili olmuş bir kişinin adam olacağına, vatanını seveceğine ve vatanın bayrağı altında geleceğine inanmıyoruz"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.