Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Alım Gücü

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fransa’da yakıt krizi: Sürücüler depoya yemeklik yağ koyuyor Haber

Fransa’da yakıt krizi: Sürücüler depoya yemeklik yağ koyuyor

Fransa’da akaryakıt fiyatlarının rekor seviyelere çıkması ve yeni zam beklentisinin güçlenmesi, sürücüleri alışılmışın dışında yöntemlere yöneltti. Motorinin litre fiyatının 2.29 Euro'ya (yaklaşık 130 TL), benzinin ise 2.12 Euro'ya (yaklaşık 122 TL) yükseldiği ülkede bazı dizel araç sahipleri, depolarına kolza yağı veya filtrelenmiş kızartma yağı ekleyerek yakıt maliyetini düşürmeye çalışıyor. Fransa'da akaryakıt fiyatlarındaki sert yükseliş, sürücülerin üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı. Orta Doğu’daki gerilimler ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol trafiğine ilişkin belirsizlikler nedeniyle pompa fiyatları 2 Euro'nun üzerinde kalırken, yeni zam ihtimali de endişeleri büyüttü. Motorinin litre fiyatı ortalama 2.29 Euro'ya (yaklaşık 130TL), benzinin litre fiyatı ise 2.12 Euro'ya (yaklaşık 122 TL) çıktı. Yakıt masrafını azaltmak isteyen bazı dizel araç sahipleri ise çözümü marketten aldıkları kolza yağında ya da filtrelenmiş kızartma yağında aramaya başladı. Yemeklik yağ yöntemi yeniden gündemde Akaryakıt fiyatlarındaki artış, özellikle eski dizel araç sahipleri arasında farklı arayışları yeniden gündeme getirdi. Bazı sürücüler, motorin yerine tamamen yemeklik yağ kullanmasa da depoya kolza yağı ekleyip üzerine bir miktar motorin koyarak yakıt maliyetini düşürmeye çalışıyor. Yöntemin tek bir sürücüyle sınırlı olmadığı, fiyatların yükselmesiyle benzer uygulamaların daha fazla konuşulmaya başlandığı belirtiliyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Lucas’ın aracına marketten aldığı kolza yağını doldurduğu görülüyor. Yaklaşık 2 yıldır bu yöntemi kullandığını söyleyen Lucas, depoyu tamamen yağla doldurmadığını, karışıma bir miktar motorin eklediğini belirten sürücü Lucas, "Kolza yağını litresi yaklaşık 1.45 Euro'ya alıyorum (83 TL). Depoyu sadece yağla doldurmuyorum, üzerine 10 Euro'luk motorin ekliyorum" dedi. Bu yöntemle litre başına yaklaşık 70 sent (yaklaşık 39 TL) tasarruf ettiğini ifade eden Lucas, aracında şu ana kadar belirgin bir sorun yaşamadığını savundu. Lucas, "Aracımda bir problem yok. Duman atmıyor, daha fazla tüketmiyor. Gördüğüm tek fark, cebimde kalan para" ifadelerini kullandı. Yöntemin yasal olmadığını bildiğini, ancak yakıt fiyatları nedeniyle bu riski göze aldığını söyleyen Lucas, "Bunun yasa dışı olduğunu biliyorum ama bana göre riskinden çok faydası var" diyerek kontrol riskinin düşük olduğunu savundu. Kullanılmış kızartma yağı da depoya giriyor Kolza yağının yanı sıra kullanılmış kızartma yağı da bazı sürücüler tarafından alternatif olarak görülüyor. Restoranlardan, seyyar yemek işletmelerinden ve etkinliklerde yiyecek satışı yapan derneklerden toplanan yağlar, bazı eski dizel araçlarda kullanılmadan önce bekletiliyor ve filtreleniyor. Yemeklik yağın bazı eski tip dizel motorlarda yanabildiği belirtilse de uzmanlar, bu yöntemin her araç için uygun olmadığı konusunda uyarıyor. Özellikle yeni nesil dizel araçlarda enjeksiyon sistemlerinin daha hassas olduğu, yemeklik yağın motorine göre daha yoğun olması nedeniyle püskürtme, yanma ve filtreleme sistemlerinde sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Eski tip motorlarda dahi enjektörlerin kirlenmesi, yakıt filtrelerinin daha hızlı tıkanması ve soğuk havalarda çalıştırma sorunları yaşanabiliyor. Kısa vadede yakıttan tasarruf etmeye çalışan sürücülerin, uzun vadede yüksek tamir masraflarıyla karşılaşabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre marketten alınan kolza yağı ile yasal olarak satılan biyodizel aynı şey değil. Biyodizel, sanayi süreçlerinden geçirilerek motorinle uyumlu hale getiriliyor. Ham yemeklik yağın doğrudan araç deposuna konulması ise motor ve yakıt sistemi açısından riskli görülüyor. Tasarruf sağlıyor, ama yasal değil Fransa’da araçlarda kullanılan yakıtlar teknik, çevresel ve vergisel kurallara tabi tutuluyor. Bu nedenle yemeklik yağın doğrudan karayolunda kullanılan araçlarda yakıt olarak kullanılması serbest bir uygulama olarak değerlendirilmiyor. Bu yöntemle yola çıkan sürücüler para cezası riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Uygun olmayan yakıtla araç kullanmanın bazı durumlarda 135 Euro'ya (yaklaşık 7 bin 600 TL) kadar ceza riski doğurabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, bunun araç garantisi, sigorta ve araç muayenesi açısından da sorun oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Fransa’da ekonomik baskı artıyor Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, Fransa’da giderek ağırlaşan ekonomik tablonun günlük hayata yansıyan en görünür örneklerinden biri oldu. Ülkede büyüme yavaşlarken, enflasyon, kamu borcu, bütçe açığı, borçlanma maliyetleri ve alım gücü üzerindeki baskı aynı anda artıyor. Fransız hükümeti, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 0.7’den yüzde 0.5’e düşürürken, 2027 için yalnızca yüzde 1’lik sınırlı bir toparlanma öngörüyor. Ancak mevcut göstergeler, toparlanmanın zayıf ve kırılgan olabileceğine işaret ediyor. Fransa’nın kamu borcunun 2026’da 3.6 trilyon euroyu aşarak milli gelirin yaklaşık yüzde 118.5’ine ulaşabileceği belirtiliyor. Borç yükü artarken, devletin bu borç için ödediği faiz de bütçe üzerindeki baskıyı büyütüyor. Bu yıl borç servis maliyetinin 65 milyar Euro'ya çıkabileceği ifade edilirken, bazı hesaplamalarda 2026’da faiz ödemelerinin 77.4 milyar Euro seviyesine ulaşabileceği uyarısı yapılıyor. Bu tablo, hükümetin bütçe açığını azaltma hedefini de zorlaştırıyor. Hane halkı açısından da durum giderek daha ağır hissediliyor. Enerji ve yakıt fiyatlarındaki artış, gıda ve ulaşım giderleriyle birleşince alım gücü üzerindeki baskı daha görünür hale geldi. Enflasyonun yıl sonuna doğru yeniden yükselmesi, tüketici harcamalarının zayıflaması ve işsizlik beklentilerindeki bozulma, ekonomik kaygıları artırıyor. Bu nedenle bazı sürücülerin kolza yağı ya da filtrelenmiş kızartma yağı gibi yasal ve teknik açıdan riskli yöntemlere yönelmesi, yalnızca akaryakıt pahalılığının değil, Fransa’da büyüyen hayat pahalılığı ve ekonomik sıkışmanın da bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

AK Parti Bursa Milletvekili Kılıç "Etkilere rağmen her zaman yanınızdayız" Haber

AK Parti Bursa Milletvekili Kılıç "Etkilere rağmen her zaman yanınızdayız"

Dünyada son yıllarda eşi benzeri görülmemiş ekonomik ve siyasi gelişmeler gerçekleştiğine dikkat çeken Kılıç, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'da yaşanan gerilimler, enerji ve gıda piyasalarındaki dalgalanmalar, küresel ticarette ortaya çıkan belirsizlikler ve finansal piyasalardaki kırılganlıkların birçok ülkenin ekonomisini olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Nitekim gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede enflasyonla mücadelenin uzun süre gündemin en önemli başlıklarından biri olduğunu dile getiren Kılıç, bu durumun vatandaşların alım gücü üzerinde baskılar oluşturduğunu ve Türkiye'nin de bu küresel gelişmelerden doğal olarak olumsuz noktada etkilendiğini dile getirdi. Ak Parti hükümetlerinin vatandaşları bu süreçte yalnız bırakmadığını vurgulayan Milletvekili Kılıç, sosyal devlet anlayışı doğrultusunda çok önemli adımlar atıldığını kaydetti. Sosyal devlet anlayışlarının hiçbir zaman sadece bir söylemden ibaret kalmadığını, doğrudan vatandaşa dokunan somut politikalara dönüştüğünü belirten Kılıç, bu kapsamda 2026 yılı bütçesinden 400 milyar TL'lik kaynak aktarılarak doğal gaz için yüzde 45, elektrik için ise yüzde 55 oranında devlet desteği sağlandığını açıkladı. Toplumsal refahtan pay alamayan vatandaşların da düşünüldüğünü ifade eden Kılıç, bu doğrultuda sosyal yardımlaşma bütçesini tam 917 milyar TL'ye çıkardıklarını kaydetti. Ekonomideki güncel istihdam ve işsizlik verilerini de paylaşan Ahmet Kılıç, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’de istihdam edilen kişi sayısının 32 milyon 166 bine ulaştığını, işsizlik oranının ise yüzde 8,2 seviyesine gerilediğini belirtti. Konuşmasında 2002 yılı ile günümüzü dolar bazında kıyaslayan Kılıç, bu durumu verilerle ortaya koydu. Kılıç, 2002 yılında en düşük memur maaşı 238 dolar iken, 2026 yılı itibarıyla bu tutarın 1.291 dolara yükselerek dolar bazında yüzde 400 artış gösterdiğini ilan etti. En düşük emekli aylığının ise 2002'de dolar bazında 40 dolar seviyesindeyken 2026'da 430 dolara çıktığını belirten Kılıç, burada dolar bazında büyük bir artışın bir artışın söz konusu olduğunu vurguladı. Asgari ücretin de 112 dolardan 604 dolara çıktığını söyleyen Kılıç, böylece dolar bazında yüzde 500'lük bir artış sağlandığını kaydetti. Ortaya koyduğu bu verilerin, uygulanan ekonomi programının istihdamı koruyan ve üretimi destekleyen yönünü açıkça gösterdiğini ifade eden AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, bunun yanında ekonomik istikrarın güçlendirilmesi amacıyla da önemli adımlar atmaya devam ettiklerini dile getirdi. Muhalefet tarafından önergede dile getirilen hususların zaten ilgili Bakanlıkların, kamu kurumlarının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündeminde olan konular olduğunu hatırlatan Kılıç; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili tüm kurumların ücret politikalarını, emeklilerin durumunu ve sosyal destek mekanizmalarını sürekli olarak değerlendirdiğinin altını çizdi. Cumhur İttifakı olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çalışanların, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini ifade eden Kılıç, bütçe imkânları çerçevesinde başta emekliler ve çalışanlar olmak üzere toplumun her kesiminin hak ettiği payı mutlaka alacağına yürekten inandığını belirtti.

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars: "Emekli açlık sınırı altında çırpınıyor" Haber

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars: "Emekli açlık sınırı altında çırpınıyor"

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, resmi enflasyon rakamlarının hayat pahalılığı ile ilgisi olmadığını kaydederek geçim sıkıntısı yaşayan emekliler için acil düzenlemeler yapılması çağrısında bulundu. ‘ENFLASYON RAKAMLARI GERÇEKÇİ DEĞİL’ Mart ayı enflasyon verilerini değerlendiren TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 1,94 artarken yıllık enflasyon yüzde 30,87 olarak kaydedildi. ENAG’a göre ise enflasyon aylık yüzde 4,10 artarken yıllık enflasyon yüzde 54,62 oldu. TÜİK’in rakamları, çarşı-pazardaki enflasyon ateşini yansıtmıyor. İnsanımız eti, balığı unuttu zaten. Uzun süredir sebze-meyve de alamıyor. Alan da ancak adetle alıyor. Markete, pazara giren eli boş çıkıyor. Son olarak 200 gram ekmeğin fiyatının 17,5 TL’ye çıkması bile hayat pahalılığı için tek başına yeterli bir gösterge. Yani yüzde 2’ye yakın bir enflasyon nerede var, göstersinler de bilelim!” diye konuştu. TÜRK-İŞ’in Mart ayı verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 32.793 TL’ye, yoksulluk sınırının da 106.817 TL’ye yükseldiğini hatırlatan Başkan Kenan Pars, “Bu tablo, milyonlarca emeklinin içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı açıkça ortaya koymaktadır. Bugün 20 bin TL olan en düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 60’ını, yoksulluk sınırının ise yaklaşık yüzde 20’sini karşılayabilmektedir. Bu durum, emeklilerimizin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiğini göstermektedir. Artan gıda fiyatları, sağlık giderleri ve temel ihtiyaç harcamaları karşısında alım gücü her geçen gün düşmektedir. Bayramlar bile sevinç değil, kaygı nedeni haline geldi Emekliler torunlarına mahcup olmamak için bayramlardan kaçınır hale gelmiştir.” dedi. ‘AYLIK BAĞLAMA ORANLARI DEĞİŞMELİ’ Emeklilerin özlük hakları ile ilgili düzenlemelere de tepki gösteren Kenan Pars, “Bugün yaşanan bu tablonun temelinde, 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasa ile aylık bağlama oranlarının düşürülmesi yatmaktadır. Çalıştıkça artması gereken emekli maaşları, sistematik olarak geriletilmiştir. Prim gün sayısı artmış, emeklilik yaşı yükselmiş, çalışma süreleri uzamış; ancak tüm bu fedakârlıklara rağmen emekli maaşları düşmüştür. Bu durum, sosyal adalet ilkesiyle çelişiyor” ifadelerini kullandı. ‘MESELE GEÇİM DEĞİL, ADALET MESELESİ’ Pars, emeklilerin taleplerini şu şekilde özetledi: “En düşük emekli aylığı derhal açlık sınırı seviyesine yükseltilmeli, üzerine seyyanen refah payı eklenmeli. Aylık bağlama oranı, 1999 öncesi seviyelere çekilmeli. Emeklilere yönelik sağlık, ulaşım, bakım ve sosyal destek hizmetleri yaygınlaştırılmalı. Yerel yönetimler ve merkezi idare, emeklilerin yoğun yaşadığı bölgelerde özel sosyal politikalar geliştirmeli. Yaşlı haklarının güvence altına alınması için uluslararası sözleşmelere taraf olunmalı ve anayasal düzenlemeler yapılmalı. Emekliler; bu ülkenin temel direğidir, çimentosu, taşıdır. Mesele, yalnızca geçim meselesi değil; mesele adalet meselesi. TÜED Uludağ Şubesi olarak, emeklilerimizin hak ettiği yaşam koşullarına kavuşması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.